Âhiret’e karşılık, dünya hayatını¹ satın alanlar işte bunlardır. Onların (âhiretteki) azapları hafifletilmediği gibi kimseden de yardım göremeyeceklerdir.
1 Dünya: Dünya kelimesi, “yakın olmak” mâna¬sına gelen “dünüv” kökünden türemiş “en yakın” anlamındaki أَدْنَى “ism-i tafdili”nin müennesi olup “en yakın” yahut “pek alçak” mânâsına bir sıfattır. “Dünya hayatı, dünya seması” gibi isimlere sıfat olarak veya “ahiret” kelimesi gibi ve onun karşıtı bir isim olarak da kullanılır. Bununla beraber, dünya kelimesi Kur’ân’da hep sıfat tamlaması olarak yer almıştır. Şu halde (الْحَيٰوةُ الدُّنْيَا) hayat-ı dünya; “Dünya’nın hayatı” değil, “dünya denilen hayat”, yani aşağılık ve alçak hayat anlamınadır. Veyahut bugün fiilen içinde bulunulmak itibariyle “en yakın bulunan hayat” demektir. Dünya kelimesinin “al¬çaklık, kötülük” mânasındaki denâet kö¬künden geldiği de ileri sürülmüştür Kur’an’da yer ve yeryüzü için “arz” kelimesi kullanılmış, şu anda yaşa¬nılan hayata “el-hayât’üd-dünyâ, sonraki hayata da “ukbâ veya dâr’ü’l-karâr” gibi isimler veril-miştir. Böylece Kur’ân-ı Kerîm’de arz coğrafî, dünya ise dinî ve ahlâkî bir te¬rim olarak yer almış; dünya kötülenip, hafife alınırken kozmik varlığı değil burada sürdürülen ve âhiret kaygısını geri planda bırakan “hayat tarzı” kastedil¬miştir. Dünya sahih hadislerde de bu an¬lamda kullanılmıştır. Yeryüzü ile burada yaşanan hayat arasında yakın bir ilişki bulunduğundan zamanla dünya kelime¬si sıfat olma özelliğini kaybederek yer¬kürenin ismi haline gelmiş ve “ay altı varlık alanı, bu âlem, güneş sisteminde¬ki gezegenlerden biri, yer küresi” şek¬linde tarif edilmiştir. Bu anlam¬da dünya denilince “yer küre” akla gelir.