close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Bakara Sûresi 85. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Śumme entum hâulâ-i taktulûne enfusekum vetuḣricûne ferîkan minkum min diyârihim tezâherûne ‘aleyhim bil-iśmi vel’udvâni ve-in ye/tûkum usârâ tufâdûhum vehuve muharramun ‘aleykum iḣrâcuhum(c) efetu/minûne biba’di-lkitâbi vetekfurûne biba’d(in)(c) femâ cezâu men yef’alu żâlike minkum illâ ḣizyun fi-lhayâti-ddunyâ veyevme-lkiyâmeti yuraddûne ilâ eşeddi-l’ażâb(i)(k) vema(A)llâhu biġâfilin ‘ammâ ta’melûn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Sonra da sizler, o kişilersiniz ki birbirinizi öldürüyorsunuz. Bir bölüğünüzü yerinden yurdundan çıkarıyorsunuz. Onların aleyhinde, kötülükte, düşmanlıkta bulunmak üzere birleşiyorsunuz. Elinize esir düşerlerse onlara karşılık esirler veriyor, gene onları yurtlarına sokmuyorsunuz. Halbuki onları yurtlarından çıkarmak bile haramdı size. Yoksa kitabın bir kısmına inanıyor, bir kısmına inanmıyor musunuz? İçinizde bunları yapanların kazancı, dünya hayatında ancak horluktan ibaret, kıyamet günüyse onlar daha çetin bir azaba atılırlar. Allah, yaptıklarınızdan gafil değildir ki.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Sonra siz, (maalesef yine) birbirinizi öldürüyor, içinizden bir bölümünüzü yurtlarından sürüp-çıkarıyor; günah ve düşmanlıkla (zayıfların) aleyhlerinde ittifaklar kuruyor ve şayet size esir olarak geldiklerinde ise onlarla fidyeleşiyor (özgürlük parası alıp bırakıyor)dunuz. Oysa onları (insanları haksız yere yurtlarından) çıkarmanız size haram kılınmıştı. Yoksa siz, Kitabın (işinize gelen) bir bölümüne inanıp da (zorunuza giden) bir bölümünü inkâr mı ediyorsunuz? Artık sizden böyle yapanların dünya hayatındaki cezası, rezil ve aşağılık olmaktan (zalimlere uşaklık yapmaktan) başkası değildir; kıyamet gününde de azabın en şiddetli olanına uğratılacaklardır. Allah, yaptıklarınızdan gafil değildir.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Buna rağmen yine, sizlersiniz birbirinizi öldürüp, kendi halkınızdan bir kısmını yurtlarından çıkaran. Onlara karşı kötülük ve düşmanlık yapmakta birleşiyorsunuz. Onları çıkarmak size yasaklanmış iken yurtlarından çıkarıyorsunuz, sonra da esir olarak geldiklerinde fidyelerini veriyor kurtarıyorsunuz. Yoksa siz, kitabın bir kısmına inanıp, bir kısmını inkâr mı ediyorsunuz? Sizden böyle yapanların cezası, dünya hayatında rezillik ve kepazelik, ahirette de acıklı azaptan başkası değildir. Allah yaptıklarınızı bilmez değil ki.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Sonra siz Muhammed'in çağdaşları ve onların takipçileri, Allah'ın Tevrat'ta sizden aldığı taahhüde aykırı davranıyorsunuz. Birbirinize düşerek kendi kanınızı döküyorsunuz, içinizden bir kısmını yurtlarından çıkararak sürüyor, bilerek günah işlemekte ve düşmanlıkta onlara karşı birbirinize arka çıkıyorsunuz. Yurtlarından çıkarılıp sürülmeleri size haram kılınmış olduğu halde, size esir olarak geldikleri zaman onları karşılıklı fidyelerini ödeyip kurtarmaya çalışıyorsunuz. Kitabın, Tevrat'ın bir kısmına inanıyorsunuz da, bir kısmını inkâr mı ediyorsunuz? Sizden öyle davrananların cezası, dünya hayatında zillettir. Kıyamet gününde ise en ağır cezaya çarpılacaklar. Allah işlediğiniz amellerden gafil değildir, amellerinize göre sizi cezalandıracak.
Bu ve buna benzer âyetlerdeki “enfüs” kelimesi, hem kendimiz, hem de birbirimiz manasında kullanılmıştır. Bu ve buna benzer âyetlerden hareketle diğer yerlerdeki “enfüs” kelimesine birbirimiz manası da verilmiştir.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Sonra yine sizler, birbirinizi öldürüyor, aranızdan bir topluluğu yurtlarından çıkarıyorsunuz. Onlara karşı kötülük işleme ve düşmanlık konusunda birbirinize destek oluyorsunuz. Size esir olarak geldiklerinde fidyelerini verip kurtarırsınız. Oysa onları çıkarmak size haram kılınmıştır. [15] Yoksa Kitab'ın bir bölümüne inanıp bir bölümünü inkar mı ediyorsunuz? İçinizden böyle yapanın cezası dünyada rezilliğe düşmekten başka ne olabilir? Böyleleri ahirette de en şiddetli azaba çarptırılacaklardır. Allah sizin işlediklerinizden habersiz değildir.
15.Burada anlatılmak istenen şudur: Arap yarımadasında oturan yahudiler Arap kabilelerle ittifaka giriyorlardı. Ancak bütün yahudiler belli bir kabileyle değil de, yahudilerden bir topluluk bir kabileyle başka bir topluluk başka bir kabileyle ittifak ediyordu. Daha sonra Arap kabileler aralarında savaşa giriştiklerinde yahudilerden de her bir topluluk kendi müttefikinin yanında savaşa giriyordu. Bu yüzden zaman zaman yahudilerin birbirleriyle savaştıkları olurdu. Oysa kutsal kitapları Tevrat, onların birbirleriyle savaşmalarını, birbirlerini yurtlarından çıkarmalarını yasaklamıştı. Tevrat`ın bu gibi yasaklarına uymadıkları halde yahudilerden esir olanları kurtarmak için "Tevrat bize esirlerimizi düşmanın elinden kurtarmamızı emrediyor" diyerek aralarında para toplayıp fidye öderlerdi.  
Ali Bulaç
swap_vert close
Sonra (yine) siz, birbirinizi öldürüyor, bir bölümünüzü yurtlarından sürüp-çıkarıyor ve günah ve düşmanlıkla aleyhlerinde ittifaklar kuruyor ve size esir olarak geldiklerinde onlarla fidyeleşiyorsunuz. Oysa onları çıkarmanız size haram kılınmıştı. Yoksa siz, Kitabın bir bölümüne inanıp da bir bölümünü inkâr mı ediyorsunuz? Artık sizden böyle yapanların dünya hayatındaki cezası aşağılık olmaktan başka değildir; kıyamet gününde de azabın en şiddetli olanına uğratılacaklardır. Allah, yaptıklarınızdan habersiz değildir.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
(Kan dökmemek ve birbirinizi yurdlarınızdan çıkarmamak üzere ahd ve ikrardan) sonra sizler, o kimselersiniz ki, kendi adamlarınızı öldürüyorsunuz ve içinizden bir zümreyi yurdlarından çıkarıp aleyhlerinde zulüm ve düşmanlıkla birleşerek yardımlaşıyorsunuz. Eğer onlar, esir olup size gelirlerse, mal karşılığında esir mübadelesi yaparsınız da yine onların yurdlarında kalmasına müsaade etmezsiniz. Halbuki, onların yurdlarından çıkarılması size haram kılınmıştı. Yoksa siz, Tevrat ahkâmının bir kısmına inanıp bir kısmını inkâr mı ediyorsunuz? Şimdi sizden bu ahdi bozan kimsenin cezası, ancak dünyada rüsvaylık ve bayağılık, kıyamette en şiddetli azâba atılmaktır. Allah sizin bu ahdi bozmanızdan gâfil değildir.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Fakat işte sizler birbirinizi öldürüyorsunuz. Kendi milletinizden bir kısmını memleketlerinden sürgün ediyorsunuz. Onlara haksızlık ve düşmanlık yapmak için kuvvet topluyorsunuz. Şayet onlar size esir olarak gelseler, onların fidyesini verir (onları kurtarırsınız. Çünkü milletinizi kurtarmak için fidye vermek, Tevrat’ın bir emridir.) Hâlbuki (yine Tevrat’ta) onları memleketlerinden çıkarmak size haram edilmiştir. Siz (ey Yahudiler!) neden kitabın bir kısmına inanır, bir kısmını inkâr edersiniz? (Bu zihniyet sonucu bir dini kabul edip diğer dinleri inkâr ediyorsunuz. Hâlbuki hepsi de Allah’ın mesajlarıdır.) Sizden böyle davrananların cezası, dünya hayatında çekilen bir zillet ve alçaklıktan başka bir şey değildir. Kıyamet gününde de en ağır azaba çarptırırlar… Hiç şüphesiz Allah, sizin yaptıklarınızdan habersiz değildir.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Bu sözleşmeyi kabul eden sizler, verdiğiniz sözün aksine birbirinizi öldürüyor ve aranızdan bir grubu yurtlarından çıkarıyorsunuz. Günah ve düşmanlıkta onlara karşı birleşip yardımlaşıyorsunuz. Onları yurtlarından çıkarmak size haram olduğu halde, size esir olarak geldiklerinde, fidyeleşip esir değişimi yapıyorsunuz. Siz kitabın bir kısmına inanıyor, bir kısmını inkâr mı ediyorsunuz? Sizden böyle yapanların cezası, dünya hayatında rüsvaylıktan başka bir şey değildir. Kıyamet gününde de onlar, en şiddetli azaba iletilecekler. Allah, yaptıklarınızdan habersiz değildir.
Besim Atalay
swap_vert close
İşte yine siz, birbirinizi öldürüyorsuz, içinizden nicesin yurtlarından atıyorsuz, onlara karşı da kötülükle, düşmanlıkla yardımlaşıyorsuz, tutsak olup gelirlerse karşılığın verirsiniz; oysaki, yurttan çıkarması haramdır, siz nicesine inanmamak, nicesine inanmak mı dilersiniz kitabın? Sizden bunu yapanların cezası, yeryüzünde horluktur, kıyamet günü de en katı azaba atılacaklar, Allah sizin işinizden habersiz değil
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
(Buna rağmen) birbirinizi öldürüyor ve içinizden bazılarını yurtlarından sürüyor, onlara karşı kötülük ve düşmanlık için aranızda iş birliği yapıyorsunuz. Onları sürgüne göndermeniz yasaklandığı halde sürgüne gönderiyorsunuz. Sonra size esir olarak geldiklerinde ise fidye alışverişi yaparak kendilerini kurtarıyorsunuz. Yoksa siz Kitap'ın bir kısmına inanıp bir kısmını inkâr mı ediyorsunuz? Oysa içinizden böyle yapanların cezası dünya hayatında rezillikten başka bir şey değildir. Onlar kıyamet günü de azabın en şiddetlisine uğratılırlar. Allah yaptıklarınızdan habersiz değildir.
İslam’dan önceki dönemde Medine Yahudilerinden Benî Kaynukâ, Benî Nadîr ve Benî Kurayza kabileleri iki fırkaya ayrılmışlardı. Medine’de bulunan Evs ve Hazrec kabileleri ise sürekli birbirleriyle savaş halindeydiler. Yahudi olan Benî Kaynukâ ve Benî Nadîr, Hazrec kabilesinin müttefiki olduğu halde yine Yahudi olan Beni Kurayza kabilesi ise Evs’in müttefikiydi. Böylece, Evs ve Hazrec kabileleri arasında yapılan savaşlarda; Yahudiler, farklı müşrik gruplarıyla ittifak halinde oldukları için kendi dinlerinden olan öteki Yahudileri de öldürüyorlardı. Allah, gönderdiği bu ayetle Yahudiler arasındaki entrikaları ortaya sermektedir. Yoksa siz Kitap’ın bir kısmına inanıp bir kısmını inkâr mı ediyorsunuz? Demek: İnsanların menfaatleri gereği işlerine gelmeyen emirleri tevil etmemeleri gerektiğinin altını çiziyor.  
Cemil Said
swap_vert close
Sonra içinizde katl vukû’ buldı. İçinizden ba’zılarını memleketinizden ihrâc itdiniz, ânları tahkîr içün ânlara te’addî içün biri birinize mu’âvenet iylediniz, halbuki ânlar esîrleriniz oldığı vakit fidye-i necât viriyorsınız. Ânları memleketlerinden koğmak size memnû’ idi. Kitâbınızın bir kısmına inanub diğer kısmını red mi ideceksiniz? Böyle hareket idenlerin cezâsı ne olacakdır! Dünyâda nâmussızlık ve kıyâmet gününde en şiddetli azâba müstehak olacaklardır, Allâh sizin harekâtınızdan gâfil değildir.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Sonra siz, birbirinizi öldüren, aranızdan bir takımı memleketlerinden süren, onlara karşı günah ve düşmanlıkta birleşen, onları çıkarmak haramken size esir olarak geldiklerinde fidyelerini vermeye kalkan kimselersiniz. Kitabın bir kısmına inanıp, bir kısmını inkar mı ediyorsunuz? Aranızda böyle yapanın cezası ancak dünya hayatında rezil olmaktır. Ahiret gününde de azabın en şiddetlisine onlar uğratılırlar. Allah yaptıklarınızdan gafil değildir.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Ama siz, birbirinizi öldüren, içinizden bir kesime karşı kötülük ve zulümde yardımlaşarak; size haram olduğu hâlde onları yurtlarından çıkaran, size esir olarak geldiklerinde ise, fidye verip kendilerini kurtaran kimselersiniz. Yoksa siz Kitab’ın (Tevrat’ın) bir kısmına inanıp, bir kısmını inkâr mı ediyorsunuz? Artık sizden bunu yapanın cezası, dünya hayatında rezil olmaktan başka bir şey değildir. Kıyamet gününde ise onlar azabın en şiddetlisine uğratılırlar. Çünkü Allah, yaptıklarınızdan habersiz değildir.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Sonra işte şimdi sizler birbirinizi öldürüyorsunuz; içinizden bir kesimi yurtlarından sürüyor, onlara karşı kötülük ve düşmanlıkta birbirinize arka çıkıyorsunuz. Esirler olarak size geldiklerinde de fidye verip kendilerini kurtarıyorsunuz. Hâlbuki onları sürgün etmek size haram kılınmıştı. Yoksa siz kitabın bir kısmına inanıp bir kısmını inkâr mı ediyorsunuz? İçinizden bu şekilde davranan birinin dünya hayatındaki cezası ancak rezil rüsvâ olmaktır; kıyamet gününde ise onlar azabın en şiddetlisine itilirler. Allah sizin yapmakta olduğunuzdan habersiz değildir.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Bu misakı kabul eden sizler, (verdiğiniz sözün tersine) birbirinizi öldürüyor, aranızdan bir zümreyi yurtlarından çıkarıyor, kötülük ve düşmanlıkta onlara karşı birleşiyorsunuz. Onları yurtlarından çıkarmak size haram olduğu halde (hem çıkarıyor hem de) size esirler olarak geldiklerinde fidye verip onları kurtarıyorsunuz. Yoksa siz Kitab'ın bir kısmına inanıp bir kısmını inkâr mı ediyorsunuz? Sizden öyle davrananların cezası dünya hayatında ancak rüsvaylık; kıyamet gününde ise en şiddetli azaba itilmektir. Allah sizin yapmakta olduklarınızdan asla gafil değildir.
Edip Yüksel
swap_vert close
Tüm bunlardan sonra, sizler hala birbirinizi öldürüyor, aranızdan bir grubu yurtlarından çıkarıyor, kötülük ve düşmanlıkta onlara karşı birleşiyorsunuz. Onları yurtlarından çıkarmanız zaten size haramken, bu yetmiyormuş gibi size esir düştüklerinde bir de onlardan fidye istiyorsunuz. Yoksa siz kitabın bir kısmına inanıp bir kısmını inkar mı ediyorsunuz? Böyle davrananların cezası dünya hayatında rezil olmak ve Diriliş Gününde de azabın en çetinine uğratılmaktan başka ne olabilir? ALLAH yaptıklarınızdan gafil değil.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Sonra sizler öyle kimselersiniz ki, kendilerinizi öldürüyorsunuz ve sizden olan bir grubu diyarlarından çıkarıyorsunuz, onlar aleyhinde kötülük ve düşmanlık güdüyor ve bu konuda birleşip birbirinize arka çıkıyorsunuz, şayet size esir olarak gelirlerse fidyeleşmeye kalkıyorsunuz. Halbuki yurtlarından çıkarılmaları size haram kılınmış idi. Yoksa siz kitabın bir kısmına inanıp bir kısmını inkâr mı ediyorsunuz? Şu halde içinizden böyle yapanlar, netice olarak dünya hayatında perişanlıktan başka ne kazanırlar, kıyamet gününde de en şiddetli azaba uğratılırlar. Allah, yaptıklarınızdan gafil değildir.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Sonra da sizler ta şunlarsınız ki kendilerinizi öldürüyorsunuz ve kendinizden bir firkayı diyarlarından çıkarıyorsunuz, aleyhlerinde ism-ü udvan ile birleşiyor tezahürde bulunuyorsunuz ve şayet size esir olarak gelirlerse fidyeleşmeğe kalkıyorsunuz, halbuki çıkarılmaları üzerinize haram kılınmış idi, ya siz kitabın bir kısmına inanıp da bir kısmına küfür mü ediyorsunuz? Şu halde içinizden böyle yapanlar binnetice Dünya hayatında bir rüsvalıktan başka ne kazanırlar, kıyamet günü de en şiddetli azaba kakılırlar, Allah yaptıklarınızdan gafil değildir
Emrah Demiryent
swap_vert close
(Bütün bunlardan) sonra, siz öyle kimselersiniz ki, birbirinizi öldürüyor ve içinizden bazılarını yurtlarından çıkarıyor, onlara karşı kötülükte ve düşmanlıkta yardımlaşıyorsunuz. Siz harâm olduğu hâlde, onları yurtlarından çıkaran sonra da size esir olarak geldiklerinde fidye verip onları kurtaran kimselersiniz. *Yoksa siz Kitâb’ın (Tevrât’ın) bir kısmına inanıp bir kısmını inkâr mı ediyorsunuz? Artık sizden bunu yapanın dünya hayatındaki cezası rezil olmaktan başka bir şey değildir. Hesap gününde ise onlar azabın en şiddetlisine çarptırılacaklardır. Allah, yaptıklarınızdan (asla) habersiz değildir.
* “Yoksa siz Kitâb’ın (Tevrât’ın) bir kısmına inanıp bir kısmını inkâr mı ediyorsunuz?”; Ezelî ve ebedî ilmi ile her şeyi hakkıyla bilen Rabbimizin, bazı âyetlerde peygamberlere, meleklere, kâfirlere ya da şeytana sormuş olduğu sorular onlardan cevap bekleme soruları değildir. Sorunun muhatabı, peygamber ya da melek ise genelde o anki meselenin iç yüzünün bizlerinde anlaması için sorulan sorulardır. Lânet edilmiş şeytana ya da kâfirlere sorulan sorular ise, esasında onları, azarlama ve kınama ifadeleridir.  
Erhan Aktaş
swap_vert close
Sonra siz o kimselersiniz ki; birbirinizi öldüren, bir kısmınızı yurtlarından çıkarıp, onlara karşı günahta ve düşmanlıkta iş birliği yapanlarsınız. Bir de esir olarak size gelirlerse onlarla esir değişimi yapıyorsunuz. Oysa onları yurtlarından çıkarmak, üzerinize haram kılınmıştı. Yoksa böyle yapmakla Kitap'ın bir kısmına inanıp bir kısmını inkâr mı ediyorsunuz. Sizden böyle yapanların cezası dünya hayatında aşağılanma, Kıyamet Günü'nde de en şiddetli azaba uğramaktır. Zira Allah, yaptıklarınızdan habersiz değildir.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
(Öyle oldukdan) sonra sizler, yine onlarsınız ki (işte) kendilerinizi öldürüyor, içinizden bir fırkayı yurdlarından çıkarıyor, aleyhlerinde günah ile, düşmanlıkla birleşib yardımlaşıyorsunuz. Eğer size esîr olub gelirlerse kendileriyle fidyeleşir (esîr mübadelesi yapar, Yine onların; yurdlarında kalmasına müsâade etmez) siniz. Halbuki onların çıkarılması size haram kılınmışdı. Yoksa siz Kitabın (fidyeye âid) bir kısmına inanıyorsunuz da (Katl-i nefsi, nefyi, kötülükde yardımlaşmayı men' eden) bir kısmını inkâr mı ediyorsunuz? Şu halde içinizden böyle yapan (lar) ın cezası dünya hayaatında bir rüsvaylıkdan (esîr ve makhur yaşamakdan) başka (bir şey) değildir. Kıyamet gününde de onlar azabın en çetinine itileceklerdir. Allah, ne yaparsanız (hiç birinden) gaafil değildir.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
(Bütün bunlardan) sonra, siz öyle kimselersiniz ki, birbirinizi öldürüyor ve içinizden bir kısmını yurtlarından çıkarıyor, onlara karşı kötülükte ve düşmanlıkta yardımlaşıyorsunuz. Eğer size esir olarak gelirlerse fidyelerini veri(p onları kurtarı)yorsunuz; hâlbuki o, (onların, yurtlarından) çıkarılmaları size haram kılınmıştı.Yoksa Kitâb'ın bir kısmına inanıp bir kısmını inkâr mı ediyorsunuz? Artık içinizden böyle yapanın cezâsı, dünya hayâtında rezîl olmaktan başka bir şey değildir! Kıyâmet gününde ise(onlar) azâbın en şiddetlisine uğratılırlar! Ve Allah, yapmakta olduklarınızdan gafil değildir.(1)
(1)Bu sûredeki 83. ve 84. âyetler, Benî İsrâîl şeriatindeki meşhur evâmir-i aşere (on emir) hakkındadır. Allah’ın onlardan aldığı dört ahid; birbirlerini öldürmeme, yurtlarından çıkarmama, birbirlerine karşı düşmanlıkta yardımlaşmama ve içlerinden esir düşenleri kurtarmadır. Hâlbuki yahudiler, bu emirlerden sâdece sonuncusunu yapar, omuz omuza harb ettikleri kendi müttefiklerinin elinde bile olsa, esir düşen yahudileri kurtarmak için fidye verirlerdi. Kendilerine neden böyle yaptıkları sorulduğunda da bu ahdi i‘tirâf ederlerdi. (Elmalılı, c. 1, 397; Kurtubî, c. 2, 22)  
İhsan Aktaş
swap_vert close
Tüm bunlardan sonra sizler, (verdiğiniz sözün tersine) birbirinizi öldürüyor, aranızdan bir grubu yurtlarından çıkarıyor, kötülük ve düşmanlıkta onlara karşı birleşiyorsunuz. Onları yurtlarından çıkarmanız zaten size haramken, (bu yetmiyormuş gibi) size esir düştüklerinde (onları serbest bırakmanız için) bir de onlardan fidye alıyorsunuz. Yoksa (böyle yapmakla) siz kitabın bir kısmına inanıp bir kısmını inkâr mı ediyorsunuz? Böyle davrananların cezası dünya hayatında rezil olmak ve diriliş gününde de azabın en çetinine uğratılmaktan başka ne olabilir? Hâlbuki Allah yapmakta olduklarınızdan gafil değildir. *
(*) Hicretten önce Medine’deki Yahudi kabilelerinden Benî Kurayza Evs, Benî Nadîr ise Hazrec ile anlaşma yapmışlardı. Bunlar, birbiri ile savaşınca Yahudi müttefikleri de savaşa katılıyor, Böylece Yahudiler de birbiri ile savaşıyorlardı… و {تفَادوهم} معناه في اللغة تطلقونهم بعد أن تأخذوا عنهم شيئاً، قاله أبو علي، قال القاضي أبو محمد رحمه الله: وفاديت نفسي إذا أطلقتها بعد أن دفعت شيئاً، فعلى هذا قد تجيء بمعنى فديت أي دفعت فيه من مال نفسي (المحرر الوجيز في تفسير الكتاب العزيز) وقوله: {تُفَـٰدُوهُمْ } جواب الشرط، وهي: قراءة حمزة، ونافع، والكسائي، وقرأ الباقون: «تفدوهم». والفداء: هو: ما يؤخد من الأسير ليفكّ به أسره، يقال: فداه، وفاداه: إذا أعطاه فداءه (فتح القدير) وقيل: (تفادوهم) تطلبوا الفدية من الأسير الذي في أيديكم من أعدائكم (روح المعاني). و {تفَادوهم} معناه في اللغة تطلقونهم بعد أن تأخذوا عنهم شيئاً، قاله أبو علي، قال القاضي أبو محمد رحمه الله: وفاديت نفسي إذا أطلقتها بعد أن دفعت شيئاً، فعلى هذا قد تجيء بمعنى فديت أي دفعت فيه من مال نفسي (المحرر الوجيز في تفسير الكتاب العزيز) وقوله: {تُفَـٰدُوهُمْ } جواب الشرط، وهي: قراءة حمزة، ونافع، والكسائي، وقرأ الباقون: «تفدوهم». والفداء: هو: ما يؤخد من الأسير ليفكّ به أسره، يقال: فداه، وفاداه: إذا أعطاه فداءه (فتح القدير) وقيل: (تفادوهم) تطلبوا الفدية من الأسير الذي في أيديكم من أعدائكم (روح المعاني).  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Bu antlaşmadan sonra işte yine birbirlerinizi öldürdünüz ve içinizden bir gurubu yurtlarından çıkardınız. Ayrıca onlara günahkârca davranıp, düşmanlık etmek için birbirlerinize arka çıktınız. Onları yurtlarından çıkarmak haram olduğu halde, yurtlarından çıkarılmış olan insanlar, esir olarak size getirildiklerinde onlardan fidyeler aldınız. Sonra siz kitabın bir kısmına inanıp, bir kısmını inkâr mı ediyorsunuz? Artık sizden kim bu şekilde davranıyorsa onun cezası, dünyada aşağılanmak, sonra hesap gününde de azabın en şiddetlisine atılmaktır. Allah yaptıklarınızdan habersiz değildir.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Sonra siz o kimselersiniz ki yine de birbirinizi öldürüyorsunuz içinizden bir takımını yurtlarından ediyorsunuz, onlara karşı suç işlemekte, düşmanlık etmekte birbirinize arka oluyorsunuz. Onlar size esir olarak gelince de onları yurtlarından edilmeleri size haram kılınmıştı. Yoksa siz Kitap’ın yalnız bir kısmına inanıp da bir kısmına inanmazlık mı ediyorsunuz? İşte içinizde böyle yapanların cezası dünya yaşayışında da, kıyamet gününde de ancak alçalmak olacaktır. Onlar azapların en büyüğünü çekeceklerdir. Çünkü Allah onların bütün işlediklerinden bilgisiz değildir.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Sonra siz öyle kimselersiniz ki birbirinizi öldürürsünüz; içinizden bir kısmını yurtlarından çıkarırsınız; aleyhlerine ta/yip olunacak suç ve aşırı zulüm ile arka olursunuz. Onlar esir olup size gelirlerse bedelini verirsiniz. Halbuki onların çıkarılmaları size haram kılınmışdı.[²] Yoksa Kitabın bir kısmına iman edip bir kısmını tanımıyor musunuz? Artık bunları işleyenlerin cezası ancak dünya diriliğinde rüsvaylık, kıyamet gününde de azabın en şiddetlisine uğratılmaktır. Allah işlediğiniz şeylerden gafil değildir.
[2] Misak dört umdeyi muhtevi idi: Katli terk, tart ve ihracı terk, muaveneti terk, esirleri fidye ile tahlis. Onlar evvelki üç umdeyi terk ederek yalnız dördüncü umdeye sadık kaldılar. Ondan dolayı nazm ı âti ile tevbih olunuyorlar.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Bütün bunlardan sonra siz yine de birbirinizi öldürüyorsunuz, birbirinizin aleyhine kötülük ve düşmanlık yapmakta birleşiyorsunuz ve sizden bir kısmınızı yurtlarınızdan sürüp çıkartıyorsunuz. Hâlbuki onları çıkartmanız size yasaklanmıştı [muharrem]. Esir olarak size geldiklerinde de fidyeleşip kurtarıyorsunuz.⁶⁰
60 Elmalılı’ya göre, “Onlar düşmana esir olarak size gelirlerse fidyelerini verip kurtarmaya kalkışıyorsunuz veyahut da onlar size esir düşer gelirlerse fidye almaya kalkışıyorsunuz” şeklinde anlamak ayete daha uygun gözüküyor. Tevrat’ta kendi halkından olanların fidyelerini ödemek farz ama onları sürüp çıkarmak ise haramdı. Burada anlatılmak istenen şudur: Yoksa siz kitabın bir kısmına inanıp, bir kısmını inkâr mı ediyorsunuz? Sizden bunu yapanların cezası dünya hayatında rezil olmaktan başka bir şey değildir. Kıyamet gününde de en şiddetli azaba uğratılır. Allah yapmakta olduğunuz şeylerden gafil değildir.  
Kadri Çelik
swap_vert close
Sonra siz; birbirinizi öldüren, aranızdan bir takımı memleketlerinden süren, onlara karşı günah ve düşmanlıkta yardımlaşan, onları çıkarmak haramken size esir olarak geldiklerinde fidyelerini vermeye kalkan kimselersiniz. Yoksa siz kitabın bir kısmına iman edip bir kısmını inkâr mı ediyorsunuz? Aranızda böyle yapanın dünya hayatında cezası sadece rezil olmaktır. Ahiret gününde de onlar, azabın en şiddetlisine geri itilirler. Allah yaptıklarınızdan gafil değildir.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Ama işte siz, yine birbirinizi öldürüyor, kendi halkınızın bir kısmını yurtlarından sürüp çıkarıyorsunuz. Günah ve düşmanlıkta, onlara karşı diğer zâlimlerle birlik olup yardımlaşıyorsunuz. Hem Allah’ın emirlerini çiğneyip onları sürgün ediyorsunuz, hem de esir olarak elinize düştüklerinde, güya Tevrat’ın hükümlerini uygulayarak, size ödeyecekleri fidye karşılığında onları serbest bırakıyorsunuz. Oysa aynı Tevrat’a göre, onları yurtlarınızdan çıkarmanız size yasaklanmış idi.Yoksa siz, Kitabın bir kısmına inanıp bir kısmını işinize gelmediği için görmezlikten geliyor, inkâr mı ediyorsunuz? İçinizden böyle davrananların cezası, dünya hayatında rezil olmaktan başka nedir ki? Diriliş Gününde de onlar, en şiddetli azâba uğrayacaklar! Allah, yaptıklarınızdan hiç de habersiz değildir.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Sonra siz şunlarsınız ki: Birbirinizi öldürüyorsunuz; Sizden bir fırkayı yurtlarından çıkarıyorsunuz; Kötülük ve Düşmanlık’ta onlara arka çıkıyorsunuz; Size esir düşerlerse, fidyeleşiyorsunuz. Hâlbuki onların çıkarılması size haram kılındı. Kitab’ın bir kısmına inanıyorsunuz, bir kısmını inkâr ediyorsunuz, öyle mi? Sizden öyle yapan kimsenin cezası, Dünya Hayatı’nda utançtan / rezillikten başkası değildir. Kıyâmet günü’nde Azab’ın en şiddetlisine kakılırlar. Allah, işleyeceğiniz şeylerden gâfil değildir.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Ama sonra, birbirinizi kırıp geçiren yine siz oldunuz. Aleyhte suçlamalar ve düşmanlık gösterileri yaparak kendi halkınızdan bir kısmını öz yurtlarından çıkaran da siz oldunuz. Aslında sürgün edilmeleri yasak olduğu halde tekrar geri dönenlere esir muamelesi yapıp, kendilerinden fidye talep eden de sizlerdiniz. Tevrat'ın bir kısmına inanıp bir kısmını göz ardı ediyordunuz? Bütün bunları yapanlar cezasız kalmayacak: onlar önce bu dünyada aşağılanacaklar, daha sonra öbür dünyada, cezaların en ağırına çarptırılacaklardır. Allah yaptıklarınıza asla göz yummayacaktır.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Ama sizler birbirinizi öldüren, içinizden bir kesime karşı kötülük yapan, zulümde yardımlaşarak insanları yurtlarından çıkaran, esir aldıklarınızı fidye karşılığında alıp salan insanlarsınız. İşiniz gücünüz maddiyat! Rabbinizin yolunu anlamazdan geliyorsunuz. Yoksa siz Kitabın bir kısmına inanıp, bir kısmını inkâr mı ediyorsunuz? Böyle yapanların cezası, dünya hayatında rezil olmaktan başka bir şey değildir. Böyleleri kıyamet gününde azabın en şiddetlisine çarptırılır. Çünkü Allah yaptıklarınızdan habersiz değildir.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Ardından siz öyle kimselersiniz ki birbirinizi öldürüyor, aranızdan bir grubu yurtlarından çıkarıyor, günahta ve düşmanlıkta onlara karşı birbirinize arka çıkıyorsunuz. Onları yurtlarından çıkarmak size haram olduğu hâlde (hem çıkarıyor hem de) size esirler olarak geldiklerinde fidye veri(p onları kurtarı)yorsunuz. [*]Yoksa siz Kitab’ın (Tevrat’ın) bir kısmına inanıp bir kısmını inkâr mı ediyorsunuz? [*] Böyle davrananlarınızın cezası, dünya hayatında rezillikten başka nedir ki! Kıyamet gününde ise en şiddetli azaba çarptırılacaklardır. Allah yapmakta olduklarınızdan asla habersiz değildir.
Yüce Allah İsrailoğullarından aldığı sözlerle ilgili olarak yaptığı uyarılara itibar etmediklerini, emirleri tutmadıkları için kendileriyle çeliş-tiklerini, bunun zararını kendilerinin çektiğini bildirmekte, bu duruma kendi kitaplarındaki bilgilerle de şahit olduklarını ifade etmektedir Kitabın yani vahyin bir bölümüne inanıp bir kısmını inkârın küfür olduğu Nisâ 4:150-151’de bildirilmektedir.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Birbirinizi öldüren, içinizden bir bölümünüzü onlara karşı günâh ve düşmanlıkta aranızda işbirliği yaparak, yurtlarından sürüp çıkaran sizsiniz. Sonra; esir düşüp size geldikleri zaman fidye vererek kendilerini kurtaran¹ da sizsiniz.² Oysa onları sürgüne göndermeniz bile size haram kılınmıştı. Yoksa siz (elinizdeki) kitabın bir bölümüne inanıp, bir bölümünü inkâr mı ediyorsunuz?³ Oysa içinizden böyle yapanların cezası, dünya hayatında zilletten başka bir şey değildir. Onlar, kıyamet günü azabın en şiddetlisine uğratılacaklardır. (Şunu iyi bilin ki) Allah, yaptıklarınızdan asla habersiz değildir.
1 Âyetin bu bölümünün, “sonra; onlar size esir düştükleri zaman, kendilerinden fidye almağa kalkışan…” şeklinde de tercüme edilmesi mümkündür.2 Medîne’deki Yahûdîlerden Kureyza oğulları Evs kabîlesinin, Nadîr ve Kaynuka oğulla-rı ise Hazrec kabîlesinin müttefiki idiler. Bunlar, birbirleriyle savaştıkları zaman Ya-hûdîler müttefiklerinin tarafında olur ve kendi kardeşleriyle savaşırlardı. Ancak ara-larından esir düşenleri de fidyelerini vererek kurtarırlardı. Bu âyet bu olaya işaret etmektedir.3 Yoksa siz elinizdeki kitabın işinize gelmeyen bölümlerini görmezden gelerek kâfir mi oluyorsunuz? Bugünkü Müslümanlardan birçoğu bunlara ne kadar da benzemektedirler.  
Muhammed Esed
swap_vert close
Buna rağmen yine sizlersiniz birbirinizi katleden ve -kesinlikle yasaklanmış olduğu halde- kendi halkınızdan bir kısmını yurtlarından süren, onlara karşı günahkarlık ve nefrette yarışıp yardımlaşan ve esir olarak elinize düştüklerinde onları ancak fidye alarak bırakan! ⁶⁹ Böyle yaparak, ilahî kelâmın bir kısmına inanıyor, diğer kısmını inkar mı ediyorsunuz? Öyleyse bilin ki, içinizden böyle yapanların karşılığı, bu dünya hayatında zilletten ve Kıyamet Günü en acıklı azaba uğratılmaktan başka bir şey olmayacaktır. Zira Allah, yaptıklarınızdan gafil değildir.
69 Bu, Hz. Peygamber’in hicreti sırasında Medine’de var olan şartlara bir atıftır. İslam’dan önceki dönemde Medine’nin iki Arap kabilesi -Evs ve Hazrec- sürekli birbirleriyle savaş halindeydiler; ve orada yaşayan üç Yahudi kabilesinden -Benî Kaynukâ‘, Benî Nadîr ve Benî Kurayza- ilk ikisi Hazrec’in müttefiki olduğu halde üçüncüsü Evs’in müttefiki idi. Böylece, yaptıkları savaşlarda Yahudiler, müşrikler ile ittifak halinde öteki Yahudileri öldürüyorlardı (“birbirleriyle günah ve nefrette yardımlaşarak”): Bu, Hz. Musa’nın Şeriatı’na göre iki misli ağır suç idi. Ancak yine de o şeriata uyarak birbirlerinden aldıkları esirleri sonradan fidye karşılığı serbest bırakıyorlardı. Kur’an’ın sonraki cümlede işaret ettiği açık tutarsızlık işte budur.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Buna rağmen, sizlersiniz birbirinizi öldüren, aranızdan bir grubu yurtlarından süren, onlara karşı günah ve düşmanlıkta birleşen, üstelik -onları çıkarmak size haramken- esir alıp fidye isteyen yine sizlersiniz. Yoksa siz, kitabın bir kısmına inanıyorsunuz da bir kısmına inanmıyor musunuz? Şu hâlde içinizden böyle yapanın cezası dünya hayatında rezil olmak ve kıyamet gününde azabın en şiddetlisine uğratılmaktan başka nedir? Allah sizin yaptıklarınıza karşı asla duyarsız değildir. 15/91, 43/46...52
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
“Bütün bunlara rağmen birbirinizi katleden, günah ve düşmanlıkta dayanışma sergileyerek kendi içinizden bir kısmını yurtlarından çıkaran -ki onların çıkarılması size kesinlikle yasaklanmıştı- ve esir edilmiş olarak size geldiklerinde fidyelerini vererek onları kurtaran da yine sizlerdiniz.[¹⁵⁵] Şimdi siz vahyin bir kısmına inanıp bir kısmını inkâr mı ediyorsunuz?[¹⁵⁶] İyi bilin ki, sizden kim böyle yaparsa, kesinlikle onun cezası dünya hayatında[¹⁵⁷] zilletten başka bir şey olmayacaktır. Kıyamet günü ise azabın en şiddetlisine sevkedilecekler. Zira Allah yaptıklarınızdan gâfil değildir.
[155] Yani: Bu nasıl bir çelişkidir ki, kendi dindaşlarınızı önce yurtlarınızdan zorla çıkarıyor, sonra da soy gayretiyle onlardan birilerine esir düşenleri fidye verip kurtarıyorsunuz. Âyetin tarihsel arka planını araştırdığımızda, bu haberin en somut karşılığını İsrâiloğullarının Hz. Süleyman’ın (MÖ. 970-931 ykl.) vefatının hemen sonrasında yaşadıkları tefrika ve iç savaşta buluyoruz (38:34’ün ilgili notuna bkz). [156] Zımnen: Parçalanan hakikat, hakikat olmaktan çıkar. Kim ilâhî hakikatin bir kısmının üzerini örterek gerçeğin kâfiri olursa, bunun cezası dünya toplumları içerisinde aşağılanma, sömürülme, ezilme, kişiliksiz ve kimliksiz hâle gelme; âhirette ise bundan daha acı verici bir terkedilmişlik azabıdır. Âyetin son cümlesi olan “Allah yaptıklarınıza karşı duyarsız değildir” uyarısının muhatabı herkestir. [157] el-Hayâtu’d-dunyâ için ibarenin iniş sürecinde ilk kullanıldığı 87:16’nın notuna bkz.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
(Buna rağmen bu misakı, atalarınızdan devralıp sürdüren) Sizler, birbirinizi öldürüyor, içinizden bir zümreyi yurtlarından çıkarıyor, onların aleyhine düşmanlığı sürdürüyor (diğer kabilelere) yardımda bulunuyorsunuz, size teslim olup ta fidye verdiklerinde bile, onlara esir muamelesi yapıyorsunuz. Oysa onların öyle yurtlarından çıkarılması (Tevrat’ın hükümlerine göre) sizin üzerinize haram kılınmış idi. (siz onun bu hükmüne neden uymuyorsunuz) Yoksa siz kitabın bir kısmına inanıp, bir kısmını inkar mı ediyorsunuz? (bilmeniz gerekir ki) Sizden böyle yapanların cezası dünya hayatında rezil rüsvay olmak, kıyamet gününde ise, en şiddetli azapla cezalandırılmaktır. Allah yapmakta olduklarınızdan elbet gafil değildir!
Osman Fırat
swap_vert close
Ama siz yine birbirinizi öldürüyorsunuz, sizden bir grubu yurtlarından çıkarıyorsunuz; onlara karşı günâh ve düşmanlık yapmakta bileşiyorsunuz, onları yurtlarından çıkarmak size yasaklanmış iken (çıkarıyorsunuz, sonra da) esir olarak geldiklerinde fidyelerini veriyor (kurtarıyor) sunuz. Yoksa siz Kitabın bir kısmına inanıp bir kısmını inkâr mı ediyorsunuz? Sizden bunu yapanın cezâsı, dünyâ hayâtında rezil olmaktan başka nedir? Kıyâmet gününde de (onlar) azâbın en şiddetlisine itilirler. Allâh yaptıklarınızı bilmez değildir.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Sonra siz o kimselersiniz ki, kendilerinizi öldürürsünüz ve sizden olan bir fırkayı da yurtlarınızdan çıkarırsınız. Ve onların aleyhine mâsiyet ile, zulm ile yardımlaşıyorsunuz. Ve onlar size esir olarak gelince de onlar gibi fidyeleşmekte bulunuyorsunuz. Halbuki onların öyle yurtlarından çıkarılması sizin üzerinize haram bulunmuştur. Artık siz kitabın bir kısmına inanıp da bir kısmını inkâr mı eyliyorsunuz? İmdi sizden böyle bir fiilde bulunanların cezası, bu dünya hayatında ziletten başka değildir. Kıyamet gününde ise onlar azabın en şiddetlisine sevkolunacaklardır. Allah Teâlâ da sizin yaptıklarınızdan gâfil değildir aslâ.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Ama işte siz birbirinizi öldürüyor, bir kısmınızı yurdunuzdan çıkarıyor, onlara karşı günahta ve zulümde birbirinizi destekliyorsunuz. Bununla beraber, onlar esir olarak gelirlerse fidyelerini verip onları kurtarıyorsunuz. Halbuki aslında onların çıkarılması size haram kılınmıştı. Ne o, Kitabın bir kısmına inanıp bir kısmını red mi ediyorsunuz? İçinizden böyle yapanların elde edeceği netice, dünya hayatında rüsvaylıktan başka bir şey değildir. Kıyamet günü ise en şiddetli azaba itilirler. Allah yaptıklarınızdan habersiz değildir.
Hicretten önce Medine’deki Yahudi kabilelerinden Benî Kurayza Evs, Benî Nadîr ise Hazrec ile anlaşma yapmışlardı. Bunlar, birbiri ile savaşınca Yahudi müttefikleri de savaşa katılıyor, Böylece Yahudiler de birbiri ile savaşıyorlardı. Fakat esir düşenler arasında Yahudi varsa fidye alarak serbest bırakıyorlardı. Fidye almaları ayıplanınca “Cevaz var.” demeleri üzerine, onlar “savaşma” yasağını ne yapacaksınız?” diye sıkıştırılıp çelişkileri sergileniyor.  
Süleyman Ateş
swap_vert close
Ama siz yine birbirinizi öldürüyorsunuz, sizden bir grubu yurtlarından çıkarıyorsunuz; onlara karşı günah ve düşmanlık yapmakta birleşiyorsunuz, onları çıkarmak size yasaklanmış iken (çıkarıyorsunuz, sonra da) esir olarak geldiklerinde fidyelerini veriyor (kurtarıyor)sunuz. Yoksa siz Kitabın bir kısmına inanıp bir kısmını inkar mı ediyorsunuz? Sizden bunu yapanın cezası, dünya hayatında rezil olmaktan başka nedir? Kıyamet gününde de (onlar) azabın en şiddetlisine itilirler. Allah yaptıklarınızı bilmez değildir.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Siz öyle bir kavimsiniz ki bu 'ahid ve mîsâkdan ve onı kabûl ve ikrârdan sonra birbirinizi katl ider ve sizden bir cemâ'ati diyârlarından çıkarırsınız ve onlara karşı icrâ-yı zulüm ve tecâvüzde birbirinize yardım ider ve arka olursunuz. Ve size esîrler getirilse fidyelerini virüb onları esâretden kurtarırsınız. Halbuki onları yer ve yurdlarından çıkarmak size harâm kılınmışdı. Kitâbın (Tevrat'ın) bir kısmına îmân ve bir kısmını inkâr mı idersiniz? Sizden bu şeyleri icrâ idenlerin dünyâda cezâsı hor ve zelîl olmakdır ve yevm-i kıyâmetde ise en şiddetli 'azâba dûçâr idilürler. Allâh işlediğiniz şeylerden gâfil değildir. [¹]
[1] Hak Te'âlâ hazretleri Benî İsrâîl'e: Kan dökmemek, kimseyi yer ve yurdundan çıkarmamak, zulüm ve me'âsîde kimseye yardım ve mu'âvenet itmemek, esîrleri, fidyelerini virerek esâretden kurtarmak ile emr itmiş ve onlar da bunı icrâ iyleyeceklerine 'ahid ve mîsâk virmişlerdi. Halbuki Medîne civârında meskûn yehûddan Benî Kureyza ile Benî Nadîr birbirlerine düşman idiler. Bunlardan birine 'arab kabâilinden biri ta'arruz ve tecâvüz ider ise diğeri o mütecâvize mu'âvenet ve müzâheret iderek hem-dînlerini katl iderler, yerlerini ve yurdlarını harâb idüb onları diyârlarından çıkarırlar ve fakat öte tarafdan biri esîr olsa aralarında para toplayarak fidyesini virüb onı esâretden kurtarırlardı. 'Ahid ve mîsâk dâhilinde bulunan bu şeylerden bir kısmını terk ile birini iltizâm iylediklerinin çirkinliğini beyân içün bu âyet-i kerîme nâzil olmuşdur.  
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Artık siz öyle bir haldesiniz ki birbirinizi öldürüyor, içinizden birtakımını yurtlarından çıkarıyor, onlara yapılan kötülük ve düşmanlığa destek veriyorsunuz. Esir düştükleri haberi gelince de fidye verip kurtarıyorsunuz. Onları sürgün etmek size zaten haramdır. Şimdi siz, Kitabın bir bölümüne inanıyor, bir bölümünü görmezlikten mi geliyorsunuz? İçinizden bunu yapanın hak ettiği nedir? Şu hayatta perişanlıktan başkası mı? Böylelerine Kıyamet[*] gününde en şiddetli azap verilir. Yaptığınız hiçbir şey, Allah’a gizli kalmaz.
[*] Kıyamet, ayağa kalkmak demektir. Kıyamet günü, insanların yeniden dirilip kabirlerinden kalkacakları günün adıdır.  
Şaban Piriş
swap_vert close
Buna rağmen, yine birbirinizi öldüren, aranızdan bir grubu yurtlarından süren, onlara karşı günah ve düşmanlıkta birleşen, -onları çıkarmak haramken- size esir olarak geldiklerinde fidyelerini veren kimselersiniz; yoksa, siz, kitabın bir kısmına inanıyorsunuz da bir kısmını inkar mı ediyorsunuz? Şu halde içinizden böyle yapanın cezası dünya hayatında rezil olmak ve kıyamet gününde azabın en şiddetlisine uğratılmaktan başka nedir? Allah sizin yaptıklarınızın hiç birinden gafil değildir.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Şimdi siz yine birbirini öldüren ve içinizden bir kısmını yurtlarından çıkaran kimselersiniz. Onlara karşı kötülükte ve azgınlıkta birbirinize arka çıkarsınız. Onlar size esir olarak getirildiklerinde ise fidyelerini verip onları kurtarırsınız. Oysa onları yurtlarından çıkarmak da size yasaklanmıştı.(44) Yoksa siz kitabın bir kısmına inanıp bir kısmını inkâr mı ediyorsunuz? Sizden kim bunu yaparsa, onun cezası dünya hayatında rezillikten ibarettir; kıyamet gününde de onlar azabın en şiddetlisine uğratılır. Allah, sizin yaptıklarınızdan habersiz değildir.
(44) Medine’deki Yahudi kabileleri, birbirlerinin düşmanlarıyla birlik olup savaşırlar, birbirlerini yurtlarından çıkarırlardı. Ancak her iki tarafın Yahudilerinden de esir düşen olduğunda da “Kitabımızın hükmüne göre onları kurtarmaya mecburuz” diyerek, birleşip esirlerin fidyesini verirlerdi. Halbuki kitaplarında, birbirlerini yurtlarından çıkarmaları da yasaklanmıştı.  
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Bütün bunlardan sonra siz şu insanlarsınız: Birbirinizi öldürüyorsunuz. İçinizden bir zümreyi yurtlarından çıkarıyorsunuz. Onlar aleyhine kötülük ve düşmanlık hususunda dayanışmaya giriyorsunuz. Esasında onları yurtlarından çıkarmak size haram edildiği halde, esir olarak size geldiklerinde fidyelerini veriyorsunuz. Şimdi siz Kitap'ın bir kısmına inanıp bir kısmını inkâr mı ediyorsunuz? İçinizden bunu yapanın cezası, dünya hayatında rezillikten başka bir şey değildir. Kıyamet gününde ise böyleleri azabın en şiddetlisine itilir. Allah, yapmakta olduklarınızdan habersiz değildir.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
andan, siz şunlarsız depelersiz gendüñüzleri; daħı çıķarursız bir bölügi sizden, illerinden. arķa virişürsiz anlaruñ üzere, yazuġ-ıla daħı žulm eylemeg-ile daħı eger gelürse size esirler, yolışdurursız anları daħı ol, ḥarām olınmışdur sizüñ üzere çıķarmaġı anlaruñ. pes inanur misiz bir nicesine tevrįt’üñ daħı kāfir olursız bir niceye pes degül cezāsı ol gişinüñ kim işler anı sizden illā rüsvāylıķ, yaķın dirlik içinde daħı ķıyāmet güninde döndürenler ķatıraķ 'aźāb dapa. daħı degüldür Tañrı ġāfil andan kim işlersiz.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Andan ṣoñra siz Yehūdīler öldürürsiz ḳarābetlerüñüzi, daḫı çıḳarursız sizden bir ṭā’ifeyi iḳlīmlerinden. Ẓāhir olursız anlar üstine yazuḳlar işlemek bi‐le, düşmanlıḳ bile, ẓulm bile. Daḫı eger yesir olsalar ṣatun alursız anları. Olḥarāmdur üstüñüze, anları çıḳarmaḳ yirlerinden. Pes īmān mı getürürsizkitābuñ nicesine, kāfir mi olursız nicesine? Cezāsı degüldür anuñ gibi işle‐yenlerüñ sizden, illā rüsvāylıḳ dünyā dirliginde, ḳıyāmet güninde daḫı, dönerler ‘aẕābuñ ḳatıraġına ki cehennem ‘aẕābıdur. Daḫı degüldür TañrıTa‘ālā ġāfil, siz işlegen işlerden.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
(Ey yəhudilər!) Siz elə adamlarsınız ki, (bu əhddən) sonra yenə bir-birinizi öldürür, özünüzdən olan bir dəstəya (tayfaya) zülm və düşmənçilik etmək üçün köməkləşib, onları öz yurdlarından kənar edirsiniz. Onlar (özünüzdən olanlar başqalarına) əsir düşüb yanınıza gəlsələr, fidyə verib azad edirsiniz. Halbuki onları (öz yurdlarından) çıxartmaq sizə haram edilmişdi. Aya, siz kitabın (Tövratın) bir hissəsinə inanıb, digər qismini inkar edirsiniz? Sizlərdən bu cür işlər görənlərin cəzası dünyada yalnız rüsvay olmaq, qiyamətdə isə ən şiddətli əzaba düçar olmaqdır. Allah etdiklərinizin heç birindən qafil deyildir.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Yet ye it is who stay each other and drive out a party of your people from their homes, supporting one another against them by sin and transgression, and if they came to you as captives ye would ransom them, whereas their expulsion was itself unlawful for you. Believe ye in part of the Scripture and disbelieve ye in part thereof? And what is the reward of those who do so save ignominy in the life of the world, and on the Day of Resurrection they will be consigned to the most grievous doom. For Allah is not unaware of what ye do.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
After this it is ye, the same people, who slay among yourselves, and banish a party of you from their homes; assist (Their enemies) against them, in guilt and rancour; and if they come to you as captives, ye ransom(89) them, though it was not lawful for you to banish them. Then is it only a part of the Book that ye believe in, and do ye reject the rest? but what is the reward for those among you who behave like this but disgrace in this life?- and on the Day of Judgment they shall be consigned to the most grievous penalty. For Allah is not unmindful of what ye do.
89 I understand "ransom them" here to mean "take ransom for them," though most of the Commentators take it to mean "give ransom for them," Al Mustafa had made a Pact which, if it had been faithfully observed by all parties, would have brought a reign of law and order for Mad in ah. But some of the treacherous Jews never intended to observe its terms. They fought and slew each other and nor only banished those who were obnoxious to them but intrigued with their enemies. If by any chance they came back into their hands as captives, they demanded ransom for them to return to their homes although they had no right to banish them at all. If we understand by "ransom them" pay "ransom for them to release them from the hands of their enemies," it would mean that they did this pious act for show, although they were themselves the authors of their unlawful banishment. I think the former makes better sense.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
ثُمَّ
sonra
اَنْتُمْ
siz
هٰٓؤُ۬لَٓاءِ
şu kimse- lersiniz ki
تَقْتُلُونَ
öldürüyor- sunuz
اَنْفُسَكُمْ
kendilerinizi
وَتُخْرِجُونَ
ve çıkarıyorsunuz
فَر۪يقاً
bir zümreyi
مِنْكُمْ
sizden
مِنْ دِيَارِهِمْۘ
yurtlarından
تَظَاهَرُونَ
arka çıkıyorsunuz
عَلَيْهِمْ
onlara karşı
بِالْاِثْمِ
günahta
وَالْعُدْوَانِۜ
ve düşmanlıkta
وَاِنْ
ve eğer
يَاْتُوكُمْ
size gelirlerse
اُسَارٰى
esirler olarak
تُفَادُوهُمْ
fidyelerini veriyorsunuz
وَهُوَ
o iken
مُحَرَّمٌ
haram kılınmış
عَلَيْكُمْ
size
اِخْرَاجُهُمْۜ
çıkarılmaları
اَفَتُؤْمِنُونَ
yoksa iman ediyor musunuz
بِبَعْضِ
bir kısmına
الْكِتَابِ
kitabın
وَتَكْفُرُونَ
ve inkâr ediyorsunuz
بِبَعْضٍۚ
bir kısmını
فَمَا جَزَٓاءُ
artık cezası değildir
مَنْ
o kimse- nin ki
يَفْعَلُ
yapar
ذٰلِكَ
bunu
مِنْكُمْ
sizden
اِلَّا
ancak
خِزْيٌ
rezil olmak
فِي الْحَيٰوةِ
hayatında
الدُّنْيَاۚ
dünya
وَيَوْمَ الْقِيٰمَةِ
ve kıyamet günü
يُرَدُّونَ
reddedilirler
اِلٰٓى اَشَدِّ
en şiddetlisine
الْعَذَابِۜ
azabın
وَمَا اللّٰهُ
ve Allah değildir
بِغَافِلٍ
gâfil
عَمَّا
o şeyler- den ki
تَعْمَلُونَ
yapıyorsunuz
Ama (bu misakı kabul eden) sizler, (verdiğiniz sözün tersine) birbirinizi öldürüyor, içinizden bir zümreyi yurtlarından çıkarıyor, günah ve düşmanlıkta onlara karşı (birbirinize) arka çıkıyorsunuz. Onları (yurtlarından) çıkarmak size haram olduğu hâlde (hem çıkarıyor hem de) size esirler olarak geldiklerinde fidyelerini ver(ip onları kurtar)ıyorsunuz. Yoksa siz kitabın bir kısmına iman edip bir kısmını inkâr mı ediyorsunuz? Sizden bunu yapan kimsenin cezası, dünya hayatında rezillikten başka nedir! Kıyamet gününde ise onlar azabın en şiddetlisine atılırlar. Allah yaptıklarınızdan (asla) gâfil değildir.
ثُمّ
Zarf
ثُمّ
Sonra
اَنْتُمْ
Zamir
اَنْتُمْ
Siz
هٰذَا
İşaret zamiri
هٰذَا
Bu, budur
قَتَلَ
Fiil-I
ق ت ل
Öldürdü, kahrolsun, kahrolası
نَفْس
İsim
ن ف س
Kendi, kendisi, nefis, can
اَخْرَجَ
Fiil-IV
خ ر ج
Çıkardı
فَرِيق
İsim
ف ر ق
Zümre, kısım, grup, taraf, topluluk
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
دَارٌ
İsim
د و ر
Yurt, ev
تَظَاهَرَ
Fiil-VI
ظ ه ر
Arka çıktı, yardımlaştı
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
اِثْم
İsim
ا ث م
Günah, suç, kusur
عُدْوَان
İsim
ع د و
Düşmanlık
اِن
Edat
اِن
Eğer,  -se, -sa
اَتَى
Fiil-I
ا ت ي
Geldi, getirdi
اَسِير
İsim
ا س ر
Esir
فَادَى
Fiil-III
ف د ي
Fidyesi verdi
هُوَ
Zamir
هُوَ
O
مُحَرَّم
Edilgen fiil-II
ح ر م
Haram kılınmış, Harem
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
اِخْرَاج
Fiilimsi-IV
خ ر ج
Çıkarmak, çıkarış
ءَامَنَ
Fiil-IV
ا م ن
İman etti, inandı, emin kıldı
بَعْض
İsim
ب ع ض
Bazı, bir kısmı
كِتَاب
İsim
ك ت ب
Kur'ân, kitap, yazılmış olan, mektup
كَفَرَ
Fiil-I
ك ف ر
Kâfir oldu, inkâr etti, nankör oldu, küfretti, karşılıksız bıraktı
بَعْض
İsim
ب ع ض
Bazı, bir kısmı
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
جَزَٓاء
İsim
ج ز ي
Ceza, mükâfat, karşılık
مَن
Şart edatı
مَن
Kim, kimdir, kimse
فَعَلَ
Fiil-I
ف ع ل
Yaptı, muamele etti
ذٰلِك
İşaret zamiri
ذٰلِك
İşte bu, bunun için, bunda böyle
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
اِلَّا
Edat
اِلَّا
Ancak, sadece, başka, hariç, dışında, yalnız
خِزْى
İsim
خ ز ي
Rezil olma, rezillik, zillet
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
حَيَاة
İsim
ح ي ي
Hayat
دُنْيَا
İsim
د ن و
Dünya, yakın
يَوْم
İsim
ي و م
Gün, gündüz
قِيٰمَة
İsim
ق و م
Kıyamet
رَدَّ
Fiil-I
ر د د
Reddetti, döndürdü, geri çevirdi
اِلٰى
Edat
اِلٰى
-e kadar, -a kadar, -e, -a
اَشَدّ
İsim
ش د د
En şiddetli, daha güçlü, daha zor
عَذَاب
İsim
ع ذ ب
Azap, ceza
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
غَافِل
Etken fiil
غ ف ل
Gâfil, habersiz
عَن
Ayrılma hâl eki
عَن
-den, -dan, hakkında
عَمِلَ
Fiil-I
ع م ل
İşledi, yaptı, amel etti, çalıştı, iş yaptı