close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Bakara Sûresi 84. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Ve-iż eḣażnâ mîśâkakum lâ tesfikûne dimâekum velâ tuḣricûne enfusekum min diyârikum śumme akrartum veentum teşhedûn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Bir zaman birbirinizin kanını dökmemek, yerinizden yurdunuzdan çıkmamak hususunda kesin söz almıştık sizden. Sonra siz de bunu ikrar etmiş, siz de buna tanık olmuştunuz.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
(Yine hatırlayınız ki) Hani o zaman sizden, "Birbirinizin kanını akıtmayın, birbirinizi yurtlarınızdan çıkarmayın" diye misak (kesin söz) almıştık. Sonra sizler bunu (kararlı bir şekilde) onaylamıştınız, üstelik (bazı gerçeklere bizzat) şahitlik yapmıştınız. (Bütün bunların unutulduğunu zannetmek gaflettir.)
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Ey israiloğulları! Hani sizden; birbirinizin kanını dökmeyeceğinize, birbirinizi yurtlarınızdan çıkarmayacağınıza dair kesin söz almıştık, siz de bunları kabul edip şahit olmuştunuz.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Bizim sizden, birbirinizin kanını dökmeyeceğiniz, içinizden bir kısmını zorla ve zulmederek yurtlarınızdan çıkarmayacağınız konusunda kesin sözünüzü, taahhüdünüzü aldığımızı hatırlayın. Sonra siz Tevrat'taki Allah'ın emrini bilerek, kendiniz ve birbiriniz aleyhine şâhit olacak şekilde buna ikrar da vermiştiniz.
Ahmet Varol
swap_vert close
Yine sizden, kanlarınızı akıtmayacaksınız ve birbirinizi yurtlarınızdan çıkarmayacaksınız, diye kesin söz aldık. Siz bunu aynen kabul etmiştiniz ve bizzat kendiniz buna şahitlik ediyorsunuz.
Ali Bulaç
swap_vert close
Hani sizden 'Birbirinizin kanını dökmeyin, birbirinizi yurtlarınızdan çıkarmayın' diye misak almıştık. Sonra sizler bunu onaylamıştınız, hâlâ (buna) şahitlik ediyorsunuz.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Yine bir vakıt sizden şöyle kesin söz almıştık: “ Birbirinizin kanlarını dökmiyeceksiniz, birbirinize zulüm yaparak bir kısmınızı yurdlarınızdan çıkarmıyacaksınız.” Sonra, siz de bunları ikrar ve kabul ettiniz. Bununla beraber geçmişlerinizin bu ahdine siz de şâhitlik edersiniz (ve bu ahitleri Tevrat'da da görüyorsunuz.)
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Yine bir vakit sizden söz aldık ki; kanınızı dökmeyeceksiniz, kendi insanlarınızı memleketlerinden sürmeyeceksiniz. Siz de karar verdiniz ve şahit oldunuz.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Hatırlayınız ki, sizden, “Birbirinizin kanını akıtmayınız, birbirinizi yurtlarınızdan çıkartmayınız” diye sağlam söz almıştık. Sonra siz bunu kabullendiniz ve birbirinize karşı şahitlik ettiniz.
Besim Atalay
swap_vert close
Hani, sizden; «Kanınızı dökmeyin, birbirinizi yurdunuzdan çıkarmayın» diyerek söz almıştık; siz de tanık olarak bunu ikrar etmiş idiniz
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
(Yine) birbirinizin kanını dökmeyeceksiniz, birbirinizi yurtlarınızdan sürmeyeceksiniz diye de sizden söz almıştık. Sonra sizler bunu onaylamıştınız. Hâlâ da (buna) tanıklık etmektesiniz (bu ahitleri Tevrat'ın aslında da görmektesiniz).
Hz. Muhammed’e peygamberlik vazifesi verildiği zaman, Arabistan’da, özellikle Medine’de kalabalık bir Yahudi topluluğu yaşıyordu. Son peygamberin geleceğini onlar da biliyordu; fakat onun kendi ırklarından olmasını bekliyorlardı. Hâlbuki peygamberin onların ırkından gelmesinin ne maddi ne de manevi olarak onlara kazandıracağı bir şey yoktu. Çünkü bir toplumun içinden bir peygamber çıkıyorsa bu o toplumun iyi olduğu anlamına gelmemekle birlikte, aksine o toplumun yaratılış safiyetinden ve fıtratından uzaklaştığını ve insanlığını kaybetmeye başladığını gösterir. Yahudiler, bu gelen peygamber kendi ırklarından olmayınca onu hazmedemediler ve sürekli ona karşı düşmanlık beslediler. Daha önce birçok peygamberi öldüren İsrailoğulları, Hz. Muhammed’e karşı da sürekli entrikalar ve onu yok etmeye yönelik eylemler planladılar.   
Cemil Said
swap_vert close
Sizden kardaşlarınızın kanını dökmemek ve biri birinizi memleketinizden nefy itmemek içün ’ahid aldığımız zamân kabûl itdiniz ve kendiniz de şâhid oldınız.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Kanınızı dökmeyin, birbirinizi yurdunuzdan sürmeyin diye sizden söz almıştık, sonra bunu böylece kabul etmiştiniz, buna siz şahidsiniz.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Hani, “Birbirinizin kanını dökmeyeceksiniz, birbirinizi yurtlarınızdan çıkarmayacaksınız” diye de sizden kesin söz almıştık. Sonra bunu böylece kabul etmiştiniz. Kendiniz de buna hâlâ şahitlik etmektesiniz.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Vaktiyle sizden, birbirinizin kanlarını dökmeyeceğinize, birbirinizi yurtlarınızdan çıkarmayacağınıza dair de söz almıştık. Siz de kabullene geldiniz. Hâlâ da (buna) şahitlik ediyorsunuz.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
(Ey İsrailoğulları!) Birbirinizin kanını dökmeyeceğinize, birbirinizi yurtlarınızdan çıkarmayacağınıza dair sizden söz almıştık. Her şeyi görerek sonunda bunları kabul etmiştiniz.
Edip Yüksel
swap_vert close
Birbirinizin kanını dökmeyeceksiniz ve birbirinizi yurtlarından çıkarmıyacaksınız diye de sizden söz almıştık. Bunu kabul etmiş ve tanık olmuştunuz.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Yine bir zamanlar mîsakınızı almıştık; birbirinizin kanlarını dökmeyeceksiniz, nüfusunuzu diyarınızdan çıkarmıyacaksınız. Sonra siz buna ikrar da verdiniz ve ikrarınıza şahit de oldunuz.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Yine bir vakit misakınızı aldık; biribirinizin kanlarını dökmeyeceksiniz, ve nüfusunuzu diyarınızdan çıkarmıyacaksınız, sonra siz buna ıkrar da verdiniz ve ıkrarınıza şahit de oldunuz
Emrah Demiryent
swap_vert close
Hani, biz sizden, birbirinizin kanını dökmemek, birbirinizi yurtlarınızdan çıkarmamak üzere kesin bir söz almıştık. Sonra bunu böylece kabul etmiştiniz. Kendiniz (de buna bizzat) şahitlik etmektesiniz.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Hani! Bir zamanlar sizden, birbirinizin kanlarını dökmeyeceğinize ve birbirinizi yurtlarınızdan çıkarmayacağınıza dair kesin söz almıştık. Bu sözümüzü kabul ettiğinizin tanıkları sizlersiniz.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Hani sizden (ey Yahudiler,) : «(Birbirinizin) kanlarını (haksız) yere) akıtmayın, kendinizi kendi yurdlarınızdan çıkarmayın» diye kat'î söz almışdık. Sonra siz de (buna karşı) ikraar vermişdiniz ve haalâ (bu yolda aleyhinizde) şâhidlik edib duruyorsunuz da.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Bir zaman da: “Birbirinizin kanlarını dökmeyeceksiniz ve birbirinizi yurtlarınızdan çıkarmayacaksınız!” diye sağlam sözünüzü almıştık, sonra (bunu açıkça) kabûl ettiniz. Ve siz(buna) şâhidlik etmektesiniz.
İhsan Aktaş
swap_vert close
Yine bir vakit, birbirinizin kanlarını dökmeyeceksiniz ve birbirinizi yurtlarınızdan çıkarmayacaksınız diye sizden söz almıştık. Sonra kendi tanıklığınızla da bunu kabul etmiştiniz.
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Birbirlerinizin kanını dökmeyeceğinize ve birbirinizi yurtlarınızdan çıkarmayacağınıza dair sağlam söz almıştık. Sonra, kendinizde bu sözleşmenin şahitleri olarak onaylamıştınız.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
O gün sizden söz almıştık: « Birbirinizin kanını, dökmiyeceksiniz, kendinizden onların bir kısmını yerlerinden yurtlarından etmiyeceksiniz» diye. Siz de böylece söz vermiştiniz, bunu siz de bilirsiniz ya.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Hani « birbirinizin kanını dökmeyin, kendi birbirinizi yurtlarından çıkarmayın» diye sizlerden misak almışdık, sonra siz bunu ikrar ettiniz, buna da şehadet edersiniz.[¹]
[1] Eslâfınız ikrar etti, lüzumunu itiraf etti, siz de onların ikrarına şehadet ettiniz.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Yine sizden, birbirinizin kanını dökmeyeceğinize⁵⁹ ve birbirinizi yurtlarınızdan çıkartmayacağınıza dair kesin söz almıştık ve siz de ikrar etmiştiniz. Şimdi de buna şahitlik etmektesiniz.
59 Bkz. Kitab-ı Mukaddes, Tevrat, Çıkış, 20/13 “Öldürmeyeceksin…”  
Kadri Çelik
swap_vert close
“Kanınızı dökmeyin ve birbirinizi yurdunuzdan sürmeyin” diye sizden söz almıştık. Sonra bunu böylece ikrar etmiştiniz ve buna siz de şahitlik ediyorsunuz.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Yine bir zamanlar, “Birbirinizin kanını dökmeyeceksiniz, kardeşlerinizi yurtlarından sürüp çıkarmayacaksınız!” diye sizden kesin bir söz almıştık. Siz de şâhitlik ederek bunları onaylamıştınız.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Hani, “Kanlarınızı dökmeyeceksiniz, birbirinizi yurtlarınızdan çıkarmayacaksınız” diye sizin mîsâkınızı (açık ve kesin sözünüzü) aldık. Sonra, siz şehadet ederek ikrar ettiniz / kabul ettiniz.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Hatırlarsınız! Sizden söz almıştık: birbirinizin kanını dökmeyecek, kendi yurttaşlarınızı öz yurdundan sürgün etmeyecektiniz. Evet bütün bunları açık açık kabul etmiştiniz.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Hani! "Birbirinizin kanını dökmeyeceksiniz. Birbirinizi yurtlarınızdan çıkarmayacaksınız!" diye kesin söz almıştık. Sonra sözü kabul etmiştiniz. Kendiniz bu sözlerinize şahitlik etmektesiniz.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Hani birbirinizin kanlarını dökmeyeceğinize, birbirinizi yurtlarınızdan çıkarmayacağınıza dair sizden söz almıştık. Sonunda siz de şahit olarak (bunları) kabul etmiştiniz. [*]
Yüce Allah İsrailoğullarından aldığı sözlerle ilgili bir başka noktaya değinmekte, bu duruma kendi kitaplarındaki bilgilerle de şahit olduklarını ifade etmektedir. Ayette yer alan hitap her ne kadar öncelikli olarak Medine’deki kitap ehline yönelik olsa da mesaj evrensel anlamda bütün insanlığadır. Çünkü insanların birbirlerini öldürmemeleri gerektiği, bir insanı öldürenin bütün insanlığı öldürmüş gibi olacağı, bir insanı hayata kavuşturanın da bütün insanlığı diriltmiş gibi olacağı ifade edilmektedir (Mâide 5:32). Bu arada insanların birbirlerini haksız yere yerlerinden yurtlarından sürmeleri, onları vatansız bırakmaları son derece kötü bir durumdur. Yüce Allah insanların, böyle haksız davranışları gündemlerinden çıkarmalarını istemektedir. Kişi kendisine yapılmasını istemediği şeyi başkasına da asla ve asla yapmamalıdır.  
Mehmet Türk
swap_vert close
(Ey İsrâil oğulları!) Bir de sizden: “Birbirinizin kanını dökmeyin ve birbirinizi yurtlarınızdan sürüp çıkarmayın.” diye de sağlam söz almıştık. Sonra siz, bunu kabul etmiştiniz. Buna da hepiniz şâhitsiniz.¹
1 Bu âyetteki alınan söz Peygamberimiz Medîne’ye hicret ettikten sonra Medîne’deki Yahûdîlerin Peygamberimizle yaptıkları sözleşmeye işaret olabilir.  
Muhammed Esed
swap_vert close
O zaman, birbirinizin kanını dökmeyeceğinize, birbirinizi yurtlarınızdan sürmeyeceğinize dair kesin söz almıştık sizden, siz de kabul etmiştiniz; ve [şimdi de] buna şahitlik yapıyorsunuz.
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Sizden, “Kendi kanınızı akıtmayın, birbirinizi yurdunuzdan çıkarmayın.” diye misak/söz almıştık; sonra siz de söz vermiştiniz ve siz de buna hâlâ şahitlik ediyorsunuz. 2/63-83, 5/12
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Yine sizden “Birbirinizin kanını dökmeyeceksiniz, birbirinizi yurdunuzdan çıkarmayacaksınız” diye de söz almıştık; üstelik siz de bunu ikrar etmiştiniz; hâlâ da buna şahitsiniz.
Orhan Kuntman
swap_vert close
(Ey İsrailoğulları yine) Sizden -birbirinizin kanını dökmeyeceğinize, birbirinizi yurtlarından çıkarmayacağınıza dair- kesin bir söz de almıştık (bu misakı) ikrar da etmiştiniz (bu antlaşmanın hak olduğunu kabul etmiştiniz ve atalarınızdan intikal eden haberlerle) siz buna şahitlik de edersiniz.
Osman Fırat
swap_vert close
Hani, "Birbirinizin kanını dökmeyeceksiniz, birbirinizi yurtlarınızdan çıkarmayacaksınız" diye de sizden kesin söz almıştık. Sonra bunu böylece kabul etmiştiniz. Kendiniz de buna şahitlik etmektesiniz.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Ve bir vakitte Biz, «Kendi kanlarınızı dökmeyeceksiniz ve nefislerinizi yurdunuzdan çıkarmayacaksınız,» diye bir ahdinizi almıştık. Sonra ikrar da etmiştiniz. Ve siz (bu ikrarınıza) şehâdet de edersiniz.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Hani sizden, “Birbirinizin kanını dökmeyin, birbirinizi ülkenizden çıkarmayın! ” diye söz almıştık, siz de bunu kabul etmiştiniz. Buna siz de şahitlik edersiniz.
Süleyman Ateş
swap_vert close
Birbirinizin kanını dökmeyeceksiniz,birbirinizi yurtlarınızdan çıkarmayacaksınız? diye sizden kesin söz almıştık; göre göre bunu kabul etmiştiniz.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Kanınızı dökmeyiniz (birbirinizi öldürmeyiniz) yerlerinden ve yurdlarından çıkarmayınız diye sizden 'ahid ve mîsâk aldık. Siz bunı kabûl ve ikrârla söz virdiniz buna siz de şehâdet idersiniz.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Bir gün sizden yine “Birbirinizin kanını dökmeyeceksiniz, kendinizden olanları yurdunuzdan çıkarmayacaksınız!” diye söz aldık. Bunu kabul etmiştiniz; siz de buna şahitsiniz.
Şaban Piriş
swap_vert close
Sizden “boş yere kanınızı akıtmayınız, birbirinizi yurdunuzdan çıkarmayınız” diye söz almıştık; sonra siz de söz vermiştiniz ve hala buna şahitlik ediyorsunuz.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Yine hatırlayın ki, sizden, “Birbirinizin kanını dökmeyeceksiniz; birbirinizi yurdunuzdan çıkarmayacaksınız”(43) diye söz almıştık; siz de şahitsiniz ki, bu ahdi kabul etmiştiniz.
(43) Âyette, “Kanınızı dökmeyeceksiniz, kendinizi yurdunuzdan çıkarmayacaksınız” ifadesi kullanılmıştır. Böylece, toplum tek bir vücut gibi gösterilmekte ve toplumun bireyleri arasındaki dayanışmanın önemi vurgulanmaktadır.  
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Sizden şu sözü de almıştık: Birbirinizin kanlarını dökmeyeceksiniz. Birbirlerinizi yurtlarınızdan çıkarmayacaksınız. Bunu kabul etmiştiniz. Hâlâ da buna tanıklarsınız.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı ol vaķt kim ŧuttuķ aḥduñuzı iy ḥāżır cuḥūdlar; dökmeñ depelemen ķanlaruñuzı didük ya'nį biribiriñüzi depelemen, didük; daħı çıķarman gendüzünüzleri ya'nį biribiriñüzi illerüñüzden. [7a] andan ikrār eyledüñüz ŧanuķlıķ virürsiz andan siz ŧanuķlıķ virürsiz atalaruñuz 'afd eyledügine.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Daḫı ol vaḳt kim alduḳ ‘ahdüñüzi kim dökmeñüz biri birüñüzüñ ḳanlarını.Daḫı çıḳarmañuz ḳarābetlerüñüzi iḳlimlerüñüzden. Andan iḳrār eyledüñüz,daḫı siz ṭanuḳ olduñuz bu ḥükme.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Xatırlayın ki, yenə bir zaman sizinlə: “Bir-birinizin qanını tökməyin, bir-birinizi yurdunuzdan çıxarmayın!” – deyə razılığa gəldik. Sonra siz (həmin əhd-peymana) şahid olub (onu) təsdiq etdiniz.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
And when We made with you a covenant (saying): Shed not the blood of your people nor turn (a party of) your people out of your dwellings. Then ye ratified (Our covenant) and ye were witnesses (thereto).
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
And remember We took(88) your covenant (to this effect): Shed no blood amongst you, nor turn out your own people from your homes: and this ye solemnly ratified, and to this ye can bear witness.
88 Verse 83 referred to the universal moral law. This verse 84 refers to its application under a special Covenant entered into with the Jews of Mad i nah by the newborn Muslim Commonwealth under its Guide and teacher Muhammad. This Covenant is given in Ibn Hisham's Sirat al Rasul, and comments on it will be found in Ameer 'Ali 's Spirit of Islam ( London , 1922), pp. 57-61. It was entered into in the second year of the Hijrah, and was treacherously broken by the Jews almost immediately afterwards.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَاِذْ
ve bir zaman
اَخَذْنَا
almıştık
م۪يثَاقَكُمْ
sağlam sözünüzü
لَا تَسْفِكُونَ
dökmeyeceksiniz
دِمَٓاءَكُمْ
kanlarınızı
وَلَا تُخْرِجُونَ
ve çıkarmayacaksınız
اَنْفُسَكُمْ
kendilerinizi
مِنْ دِيَارِكُمْ
yurtlarınızdan
ثُمَّ
sonra
اَقْرَرْتُمْ
kabul ettiniz
وَاَنْتُمْ
ve siz
تَشْهَدُونَ
şahidlik ediyorsuz
Hani bir zaman da, "birbirinizin kanlarını dökmeyeceksiniz ve birbirinizi yurtlarınızdan çıkarmayacaksınız!" diye sizden sağlam (bir) söz almıştık. Sonra da siz (bunu) kabul ettiniz ve (buna) şahidlik etmektesiniz.
اِذ
Zaman zarfı
اِذ
Bir vakit, o vakti ki, bir zaman, o zaman
اَخَذَ
Fiil-I
ا خ ذ
Aldı, yakaladı, tuttu, alıkoydu
م۪يثَاق
İsim
و ث ق
Sağlam söz, antlaşma
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
سَفَكَ
Fiil-I
س ف ك
Döktü
دَم
İsim
د م و
Kan
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
اَخْرَجَ
Fiil-IV
خ ر ج
Çıkardı
نَفْس
İsim
ن ف س
Kendi, kendisi, nefis, can
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
دَارٌ
İsim
د و ر
Yurt, ev
ثُمّ
Zarf
ثُمّ
Sonra
اَقَرَّ
Fiil-IV
ق ر ر
Kabul etti, ikrar etti, bekletti
اَنْتُمْ
Zamir
اَنْتُمْ
Siz
شَهِدَ
Fiil-I
ش ه د
Şahidlik etti, erişti