close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Bakara Sûresi 83. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Ve-iż eḣażnâ mîśâka benî isrâ-île lâ ta’budûne illa(A)llâhe vebilvâlideyni ihsânen veżi-lkurbâ velyetâmâ velmesâkîni vekûlû linnâsi husnen veakîmû-ssalâte veâtû-zzekâte śümme tevelleytum illâ kalîlen minkum veentum mu’ridûn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Bir zaman İsrailoğullarından, Allah'tan başkasına tapmamak, anaya, babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara iyilik etmek üzere kesin söz almıştık. İnsanlara güzellikle söz söyleyin, iyi şeyler buyurun, namaz kılın, zekat verin demiştik. Sonra pek azınız müstesna, sözünüzden dönmüştünüz, hala da dönmedesiniz zaten.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Hani İsrailoğullarından, "Allah’tan başkasına kulluk yapmayın, anneye-babaya, yakınlara, yetimlere ve yoksullara (ihsanda bulunup) iyilikle davranın, (onların maddi ve manevi ihtiyaçlarını karşılayın;) insanlara güzel söz söyleyin (güler yüz gösterin), namazı dosdoğru kılın ve zekâtı verin" diye misak almıştık. Sonra siz, pek azınız hariç, (sözünüzden ve özünüzden) döndünüz ve (hâlâ) yüz çevirip duruyorsunuz… (Yani Hakk davanızdan ve sadakat iddianızdan dönüp hıyanet ettiniz. Siz zaten hâlâ yüzünüzü ve yönünüzü Hakk’tan çeviren dönek kimselersiniz!)
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Ey israiloğulları! Ve bir zaman sizden şu konularda kesin söz almıştık: Allah'tan başkasına kulluk etmeyeceksiniz. Anaya, babaya, akrabaya, yetimlere ve fakirlere iyilik yapacaksınız. Bütün insanlara güzel sözler söyleyecek, namazlarınızda dikkatli ve devamlı olacaksınız ve insanlara karşılıksız yardım olan zekatı vereceksiniz. Ama az bir kısmınız dışında, bu sözünüzden döndünüz. Zaten siz dönek kimselersiniz.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Bizim İsrâiloğulları'ndan, yalnızca Allah'ı ilâh tanımaları, candan müslümanlar olarak Allah'ın hükmüne teslim olmaları, saygıyla Allah'a kulluk ve ibadet etmeleri, yalnız Allah'ın şeriatına bağlanmaları, Allah'a boyun eğmeleri, anaya-babaya, yakın akrabaya, yetimlere, dullara, kimsesizlere, çevresi, çaresi olmayan yoksullara devamlı iyilik ve ihsanda bulunmaları konusunda kesin taahhüt aldığımızı ehl-i kitaba-yahudilere hatırlat: "Bütün insanların iyiliği için doğruları söyleyin. Namazları erkanına, şartlarına, vaktine riâyet ederek âşikâre kılın. Vicdanınızı, servetlerinizi, sosyal bünyenizi arındıran, berekete vesile olan zekâtı verin." demiştik. Çok azınız hariç sözünüzden döndünüz. Üstelik gücünüzü ve iktidarınızı kullanıp, peygamberin faaliyetlerine engel tedbirler alarak halkı yönlendirdiniz.
Bu âyetin son cümlesi ve buna benzer âyetler lügattaki manaya uygun olarak metinde yazıldığı şekilde ifade edilmiştir. Bu âyette çoğulu kullanılan “yetim” kelimesine hem yetim, hem de dul manası verilmiştir. Bu tür kullanış hadislerde de mevcuttur. bk. Kur’ân-ı Kerim, 17/23-26; 31/13-15; Tecrid-i Sarih Tercemesi; el-Müfradât.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Hani, İsrailoğullarından; "Allah'dan başkasına kulluk etmeyeceksiniz, anne babaya, yakınlara, yetimlere, düşkünlere iyilikte bulunacaksınız, insanlara güzel söz söyleyeceksiniz, namazı kılacaksınız ve zekatı vereceksiniz" diye kesin söz almıştık. Sonra az bir kısmınız müstesna, bu sözden döndünüz. Siz zaten yüz çevirenlersiniz.
Ali Bulaç
swap_vert close
Hani İsrailoğullarından, 'Allah'tan başkasına kulluk etmeyin, anneye-babaya, yakınlara, yetimlere ve yoksullara iyilikle davranın, insanlara güzel söz söyleyin, namazı dosdoğru kılın ve zekatı verin' diye misak almıştık. Sonra siz, pek azınız hariç, döndünüz ve (hâlâ) yüz çeviriyorsunuz.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Ve bir vakit, İsrail Oğullarının şöyle ahd ve misakını aldık: “- Allah'dan başkasına tapınmayacaksınız, ana-babaya, akrabaya, yetimlere ve yoksullara iyilik yapın, insanlara güzellikle söyleyin, namazı kılın, zekât verin.” Sonra, pek azınız müstesna, verdiğiniz bu sağlam sözden yüzçevirdiniz ve hâlâ da sözünüzden dönmekte devamlısınız.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Yine ey Yahudiler, hatırlayın! Bir vakit, İsrailoğullarından söz aldık ki; Allah’tan başka hiçbir şeye ibadet etmeyeceksiniz. Ana babaya, akrabalara, yetimlere, miskinlere iyilikte bulunacaksınız. İnsanlara güzel muamele edeceksiniz, namazı kılıp zekâtı vereceksiniz. Sonra az bir grup hariç hep sırt çevirdiniz. Şimdi de öylesiniz.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Hani biz, İsrâiloğulları'ndan şöyle söz almıştık: Sadece Allah'a kulluk edeceksiniz; ana babaya, yakın akrabaya, yetimlere ve yoksullara iyilik edeceksiniz. İnsanlara doğru olanı söyleyiniz, namazı kılınız, zekâtı veriniz. Sonunda azınız müstesnâ, yüz çevirerek dönüp gittiniz.[25]
[25] Zekât kelimesi hakkında geniş bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, I, 579-583.  
Besim Atalay
swap_vert close
Hani biz İsrail oğullarından, Allahtan özgeye tapmayın diye, anaya, ataya, hısımlara, öksüzlere, yoksullara iyilik edin, herkesle tatlı konuşun, namaz kılın, zekât verin diye bir söz almıştık; pek azınız kalıp, çoğunuz yüz döndü, siz dönek bir ulussunuz
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Ve bir vakit İsrailoğullarından şöyle söz almıştık: “Allah'tan başkasına kulluk etmeyeceksiniz, ana-babaya, yakınlara, öksüzlere ve biçarelere de iyilik edeceksiniz. İnsanlarla güzellikle konuşacaksınız, namazlarınızı ikame edeceksiniz ve zekâtı vereceksiniz.” Sonra pek azınız hariç, sözünüzden döndünüz. Hâlâ da yüz çevirmeye devam ediyorsunuz.
Cemil Said
swap_vert close
Benî İsrâîl ile ’ahid itdiğimiz vakit ânlara yalnız bir Allâh’a ’ibâdet idiniz, peder ve vâlidelerinize ve yakın akrabanıza karşu hüsn-ü hareket ve yetimlere ve fakirlere merhamet iyleyiniz tekmîl insânlara hüsn-ü mu’âmele idiniz, ’ibâdet idiniz, zekât viriniz didik sizler -bir cüz-i kalîlden ma’âdası- i’tirâz itdiniz ve bizim evâmirimize itâ’at itmediniz.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
İsrailoğullarından, "Allah'tan başkasına kulluk etmeyin, anne babaya, yakınlara, yetimlere, düşkünlere iyilik edin, insanlarla güzel güzel konuşun, namazı kılın, zekatı verin" diye söz almıştık. Sonra siz pek azınız müstesna, döndünüz; hala da yüz çevirip duruyorsunuz.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Hani, biz İsrailoğulları’ndan, “Allah’tan başkasına ibadet etmeyeceksiniz, anne babaya, yakınlara, yetimlere, yoksullara iyilik edeceksiniz, herkese güzel sözler söyleyeceksiniz, namazı kılacaksınız, zekâtı vereceksiniz” diye söz almıştık. Sonra pek azınız hariç, yüz çevirerek sözünüzden döndünüz.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Bir zamanlar biz İsrâiloğulları’ndan, “Yalnız Allah’a kulluk edeceksiniz; ana babaya, yakın akrabaya, yetimlere, yoksullara iyilik edeceksiniz. İnsanlara güzel söz söyleyin, namazı kılın, zekâtı verin” diyerek söz almıştık. Sonra, içinizden küçük bir kesim dışında, sözünüzden döndünüz; hâlâ da sırt çevirmektesiniz.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Vaktiyle biz, İsrailoğullarından: Yalnızca Allah'a kulluk edeceksiniz, ana-babaya, yakın akrabaya, yetimlere, yoksullara iyilik edeceksiniz diye söz almış ve «İnsanlara güzel söz söyleyin, namazı kılın, zekâtı verin» diye de emretmiştik. Sonunda azınız müstesna, yüz çevirerek dönüp gittiniz.
 İsrailoğullarının yaptığı işler ve davranışlar hakkındaki bu bilgiler, Kur’an’ın geldiği devirde yaşayan yahudilerin Tevrat’ı tahrif edip gerçekleri gizlemelerinden dolayı verilmiştir. Çünkü Hz. Muhammed gönderildiği zaman Arabistan’da özellikle Medine (Yesrib) ve civarında oldukça kalabalık bir yahudi topluluğu yaşamakta idi. Âhir zaman peygamberi gönderilmeden önce bir peygamber geleceğini etrafa yayan yahudiler, peygamberimiz gelince ağız değiştirdiler. Zira onlar gelecek peygamberi yahudilerden bekliyorlardı. Araplardan gelince onu kıskandılar. Kur’an’da yahudiler hakkında daha çok bilgi verilmesinin sebebi budur. Âhir zaman peygamberi, sonunda hıyanetleri yüzünden onlarla savaşmak ve onları yurtlarından sürmek zorunda kalmıştır. Yahudiler hâla müslümanlara olan düşmanlıklarını devam ettirmektedirler.  
Edip Yüksel
swap_vert close
İsrailoğullarından şöyle söz almıştık: ALLAH'tan başkasına tapmayacak, anaya babaya, yakınlara, yetimlere ve yoksullara iyilik edeceksiniz. İnsanlarla dostça konuşacaksınız. Namazı gözetecek, zekatı vereceksiniz. Fakat bundan sonra pek azınız hariç döndünüz.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Hani bir vakitler İsrailoğulları'ndan şöylece mîsak (kesin bir söz) almıştık: Allah'dan başkasına tapmayacaksınız, anababaya iyilik, yakınlığı olanlara, öksüzlere, çaresizlere de iyilik yapacaksınız, insanlara güzellikle söz söyleyecek, namazı kılacak, zekatı vereceksiniz. Sonra çok azınız müstesna olmak üzere sözünüzden döndünüz, hâlâ da dönüyorsunuz.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Ve bir vakit İsrail oğullarının şöyle misakını aldık: Allahdan başkasına tapmıyacaksınız; ebeveyne ihsan, yakınlığı olanlara da, öksüzlere de, biçarelere de; nasa güzellik söyleyin; namazı kılın; zekâtı verin; sonra pek azınız müstesna sözünüzden döndünüz, hâlâ da dönüyorsunuz
Emrah Demiryent
swap_vert close
Hani, biz, “İsrâiloğullarından, Allah’tan başkasına ibadet etmeyeceksiniz, anne-babaya, yakınlara, yetimlere, yoksullara iyilik edeceksiniz, insanlara güzel sözler söyleyeceksiniz, namazı kılacaksınız, zekâtı vereceksiniz” diye söz almıştık. Sonra pek azınız hariç, vermiş olduğunuz sözlerden döndünüz. Hâlâ da (hakikatlerden) yüz çevirmektesiniz.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Hani! Bir zaman İsrailoğulları'ndan, Allah'tan başkasına kulluk etmeyin; anne ve babaya, öksüzlere, düşkünlere iyilik yapın; insanlara iyi söz söyleyin, “salatı ikame edin, zekâtı verin¹”, diye kesin söz almıştık. Sonra, içinizden pek azınız hariç sözünüzden döndünüz. Ve sizler, döneklik yapanlarsınız.
1-İbadete layık yegâne ilah olarak Allah'a inanın; kulluğu, Allah'a yönelmeyi, dua ve ibadeti şirkten arındırılmış bilinçle ve arınmış, temizlenmiş bir benlikle yapın; yardımlaşmayı, destek olmayı canlı ve diri tutun.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Hani İsrail oğullarından: «Allahdan başkasına ibâdet etmeyin, anaya, babaya, hısımlara, yetimlere, yoksullara iyilik yapın, insanlara güzellikle söyleyin, dosdoğru namaz kılın, zekât verin» diye (emretmiş), te'mînâtlı söz almışdık. Sonra (bu sağlam sözünüze karşı) içinizden birazınız hariç olmak üzere arka döndünüz ve siz (de atalarınız gibi) haalâ yüz çevirmekde berdevamsınız.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Yine bir vakit İsrâiloğullarından: “Allah'dan başkasına kulluk etmeyeceksiniz, ana-babaya, akrabâya, yetimlere ve yoksullara iyilik (edeceksiniz), insanlara da güzellikle söyleyin, namazı hakkıyla edâ edin ve zekâtı verin!” diye sağlam söz almıştık. Sonra sizden pek azı müstesnâ, (hepiniz o sözünüzden) döndünüz, zâten siz yüz çevirici kimselersiniz.
İhsan Aktaş
swap_vert close
Ve bir zaman biz, İsrailoğullarından, (zatım olan) Allah’tan başkasına kulluk etmeyin, (her zaman) anne babaya, yakınlara, yetimlere (kimsesizlere), düşkünlere iyilik edin, insanlarla güzel güzel konuşun, namazı kılın, (yoksul, işsiz ve toplumun muhtaç kesimine) zekâtı verin’ diye söz almıştık. Sonra siz (Ey İsrailoğulları), pek azınız müstesna, döndünüz; hâlâ da yüz çevirip duruyorsunuz. *
(*) İsrailoğullarının yaptığı işler ve davranışlar hakkındaki bu bilgiler, Kur’an’ın indiği devirde yaşayan yahudilerin Tevrat’ı tahrif edip gerçekleri gizlemelerinden dolayı verilmiştir. Çünkü Hz. Muhammed peygamber olduğu zaman Arabistan’da özellikle Medine (Yesrib) ve civarında oldukça kalabalık bir yahudi topluluğu yaşamakta idi. Ahir zaman peygamberi gönderilmeden önce bir peygamber geleceğini etrafa yayan yahudiler, kendilerinden olmayan Hz. Muhammed peygamber olarak gelince ağız değiştirdiler. Zira onlar gelecek peygamberi İsrailoğullarından bekliyorlardı. Araplardan gelince onu kıskandılar. Kur’an’da yahudiler hakkında daha çok bilgi verilmesinin sebebi budur...  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Biz İsrail oğullarından, yalnızca Allah’a ibadet edeceklerine, ana babaya, yakın akrabaya, yetimlere, yoksullara iyilik yapacaklarına, insanlara güzel sözler söyleyeceklerine, namazı kılıp, zekâtı vereceklerine dair sağlam bir söz almıştık. Sonra “Ey İsrailoğulları pek azınız hariç verdiğiniz sözden döndünüz. Zaten siz hep antlaşmalara sırt dönersiniz” demiştik.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
O gün Biz İsrailoğullarından söz almıştık: « Allah’tan başkasına tapmıyacaksınız, analarınıza, babalarınıza, yakınlarınıza, öksüzlere, yoksulluk iyilik edeceksiniz, herkese güzellikle söyliyeceksiniz, Allah’a tapacaksınız, zekat vereceksiniz» diye. Sonra sizi, pek azınız bir yana, sözünüzden döndünüz. Sizler dönek kimselersiniz.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Hani biz Beni İsrail/den «— ancak Allah/a ibadet edin; anaya, babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara iyilik eyleyin, nâs/a hoş söz söyleyin, «— namazı dosdoğru kılın, zekâtı verin» diye misak almışdık. Sonra siz - pek azınız hariç olmak üzere [⁶] yüz çevirdiniz, siz döneksiniz.
[6] Yahut pek azma inandınız, veyahut azına da, çoğuna da, inanmadınız, veya pek az bir zaman çıkarılınca gibi manâları da muhtevi olur.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Hani İsrailoğullarından, “Allah’tan başkasına tapmayın; anaya, babaya, yakınlara, yetimlere ve yoksullara iyilik edin; insanlara iyi ve güzel sözler söyleyin; namazı dosdoğru kılın ve zekâtı verin” diye kesin söz almıştık. Sonra sizden pek azınız hariç sözünüzden döndünüz. Siz dönek bir toplumsunuz [mu’ridûn].
Kadri Çelik
swap_vert close
Ve hani İsrail oğullarından, “Allah'tan başkasına ibadet etmeyin; anne babaya, yakınlara, yetimlere ve düşkünlere iyilik edin, insanlara güzel söz söyleyin, namazı kılın, zekâtı verin” diye söz almıştık. Sonra siz pek azınız müstesna, (amelen ve kalben) yüz çevirenlersiniz.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Hani İsrail Oğulları’ndan şöyle söz almıştık:“Sadece Allah’a boyun eğeceksiniz; ana - babaya, diğer yakınlara, yetimlere ve yoksullara iyilik yapacaksınız; insanlara güzel sözler söyleyeceksiniz; namazı kılacak, zekâtı vereceksiniz.”Ama bütün bunlardan sonra, —içinizden pek azınız hariç— sözünüzden caydınız, şimdi de Kur’an’ı inkâr ederek hâlâ yüz çevirip duruyorsunuz. Böylece, daha önce isyankârlık eden atalarınızdan hiç de farklı olmadığınızı ortaya koyuyorsunuz:
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Hani, İsrail’in oğullarının mîsâkını (açık ve kesin bağlılık sözlerini) aldık: “Allah’tan başkasına kulluk etmeyeceksiniz; Ana-Baba’ya, Yakın (Akraba)lığı olana, Yetimler’e, Düşkün Yoksullar’a iyilik edeceksiniz; İnsanlar’a güzel söyleyeceksiniz; Namaz’ı kılacaksınız; Zekât’ı vereceksiniz”. Sonra sizden pek azı hariç yüz çevirerek döndünüz.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Hatırlayın! İsrail Oğullarından sadece Allah'a kulluk edin şeklinde söz almış, ana-babaya iyilik konusunda, akraba, yetim ve yoksullara iyilik konusunda öğütlerde bulunmuş, " insanlara nazik davranın, namaza devam edin zekat / aklama verginizi verin " demiştik. Sonra -pek azınız dışında- bu sözünüzden döndünüz. Hâlâ da dönüp mırın kırın ediyorsunuz.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Hani! İsrailoğullarından, "Allah’tan başkasının yasalarına uyarak onlara ibadet etmeyeceksiniz. Anneye, babaya, yakınlara, yetimlere, yoksullara iyilik edeceksiniz. Herkese güzel sözler söyleyeceksiniz. Salat-ı ikame edip bilgiyle bilinçle donanacak, kendinizi Rabbinizin huzurunda hesaba çekeceksiniz, zekât-ı ikame ederek maddi manevi bütün pisliklerden arınıp varlıklarınızı Allah yolunda harcayacaksınız!” diye söz almıştık. Sonra pek azınız hariç sözünüzden döndünüz.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Hani biz, İsrailoğulları’ndan “Allah’tan başkasına kulluk etmeyeceksiniz; ana babaya güzel davranacaksınız; [*] yakınlara, yetimlere ve yoksullara (iyilik yapacaksınız)” diye söz almıştık. İnsanlara güzel söz söyleyin; namazı kılın ve zekâtı verin! [*] Sonunda azınız hariç, yüz çevirerek dönüp gitmiştiniz.
Benzer mesajlar: Nisâ 4:36; En‘âm 6:151; İsrâ 17:23-24; Meryem 19:14, 32; ‘Ankebût 29:8; Lokmân 31:14; Ahkâf 46:15.,Bu buyruk namaz, oruç, zekât, kurban vs. ibadetlerin eski ümmetlerden beri farz olduğunun delillerindendir. Benzer mesajlar: Bakara 2:183; Âl-i İmrân 3:39; Mâide 5:12; Yûnus 10:87; İbrâhîm 14:40; Kehf 18:21; Meryem 19:31, 55, 59; Tâhâ 20:14; Hacc 22:26-30, 34-37; Enbiyâ 21:73; Lokmân 31:17; Şûrâ 42:13.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Bir zamanlar Biz, İsrâil oğullarından: “Allah’tan başkasına kulluk etmeyin, anaya, babaya, akrabalara, yetimlere ve yoksullara iyilik edin, insanlara güzel söz söyleyin, namazı dosdoğru kılın ve zekâtı verin.” diye sağlam söz almıştık. Sonra siz küçük bir azınlık dışında döneklik yaparak (bu sözünüzden de) döndünüz.¹
1 Âyetin sonundaki (وَأَنْتُمْ مُعْرِضُونَ) cümlesi hal olarak tercüme edilmiştir. Bu bölüm, “Sonra siz, küçük bir azınlık dışında (bu sözünüzden de) döndünüz. Siz, zâten döneksiniz.” şeklinde de tercüme edilebilir.  
Muhammed Esed
swap_vert close
VE BİR ZAMAN, [ey] İsrailoğulları, [sizden] şu (konularda) kesin taahhüt almıştık: ⁶⁶ “Allah’tan başkasına kulluk etmeyeceksiniz; akraba ve ebeveyninize, yetimlere ve fakirlere iyilik yapacaksınız; bütün insanlarla güzellikle konuşacaksınız; namazlarınızda dikkatli ve devamlı olacaksınız ve karşılıksız yardımda bulunacaksınız.” ⁶⁷ Ama, birkaçınız dışında bu sözünüzden döndünüz: zaten siz, inatçı, isyankar bir toplumsunuz! ⁶⁸
66 Bundan önceki pasajlarda İsrailoğulları’na, kendilerine bahşedilen üstünlükler hatırlatılmıştı. Şimdi ise Kur’an onlara, doğruluk ve dürüstlük yolunun apaçık sosyal ve ahlakî emirler vasıtasıyla kendilerine gösterildiği gerçeğini hatırlatmaktadır: ve bu uyarı, doğrudan doğruya, insanın öteki dünyadaki durumunun, hangi soydan geldiğine değil, sadece bu dünyada nasıl bir hayat sürdürdüğüne bağlı olduğu yargısından çıkarılmaktadır.67 Bkz. yukarıdaki 34. not.68 Tevrat, İsrailoğulları’nın dikbaşlılığına ve inatçı isyankarlığına dair birçok atıflar içermektedir -Mesela, Çıkış xxxii, 9; xxxiii, 3; xxxiv, 9; Tesniye ix, 6-8, 23-24, 27.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
İsrailoğullarından; “Allah’tan başkasına kulluk etmeyin. Anaya, babaya, yakın akrabaya, yetimlere, yoksullara iyilik edin. İnsanlara güzel söz söyleyin, namazı kılın; zekâtı verin!” diye misak/söz almıştık. Sonra siz pek azınız dışında sözünüzden döndünüz ve hala da dönmeye devam ediyorsunuz. 2/63-177, 4/36
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
HANİ bir zaman da İsrâiloğullarından yalnızca Allah’a kulluk edeceksiniz, ana-babaya, yakınlara, kimsesizlere,[¹⁵³] yoksullara iyilik yapacaksınız, insanlara güzel söz söyleyeceksiniz, namazı istikametle kılacaksınız, zekâtı vereceksiniz diye söz almıştık.[¹⁵⁴] Sizden birkaç istisna dışında hepiniz sözünüzden dönmüştünüz; ve siz pek dönek bir toplumsunuz.
[153] Yetâmâ, (t. yetîm) küçük yaşta babasını kaybeden çocuklar için kullanılır. Bununla beraber, dil açısından her kimsesiz ya da eşsiz ve tek olana da yetim adı verilir. Annesiz çocuk, kocasını kaybetmiş kimsesiz kadın da bu sınıfa girer. Bunu gözeterek biz yetâmâyı “kimsesizler” olarak çevirdik. [154] Mîsak, “güvendi” anlamına gelen veseka kökünden türetilmiştir. Yemin veya belge ile garanti altına alınmış en güçlü sözleşme demektir. Ahd ve ‘akdin bir üstüdür. 40. âyette İsrâiloğullarının Allah’a verdiği söz ahd olarak geçerken, 63 ve 83. âyetlerde mîsak olarak geçer. Bu da gösteriyor ki İsrâiloğullarından bir değil birkaç defa söz alınmıştır. Üstelik önceki sözlerini tutmayınca cezaya çarptırılmışlar, üzerlerinden belânın kaldırılması için bu kez de kendilerinden yeminli, kesin teminat (mîsak) alınmıştır.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Vaktiyle İsrailoğullarına (atalarınıza, size) "Allah'tan başkasına sakın kulluk etmeyin, anaya babaya, akrabalara, yetimlere ve yoksullara iyilik yapın; diğer insanlarla güzellikle konuşun; namazı kılın ve zekatı verin” diye emretmiş ve (bunların yerine getirileceğine dair sizden) kesin söz de almıştık, (buna rağmen) Sonraları, pek azınız müstesna (haktan) yüz çevirdiniz (sözünüzde durmadınız) Ve siz hala (haktan, Rabbinize itaatten) yüz çeviren kimselersiniz.
Osman Fırat
swap_vert close
Hani, biz İsrailoğulları’ndan, "Allah’tan başkasına kulluk etmeyeceksiniz, anne babaya, yakınlara, yetimlere, yoksullara iyilik edeceksiniz, insanlara güzel sözler söyleyeceksiniz, namazı kılacaksınız, zekâtı vereceksiniz" diye söz almıştık. Sonra pek azınız hariç, yüz çevirerek sözünüzden döndünüz.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Ve Biz bir vakit İsrailoğullarının misakını almıştık ki, «Siz Allah'tan başkasına ibadet etmezsiniz, ananıza babanıza da (ihsanda bulunursunuz). Karabet sahibine, yetimlere, yoksullara da (ihsan edersiniz). Ve insanlara güzel söz söyleyin. Ve namazı doğruca kılın, zekâtı da verin.» Sonra siz, içinizden pek azınız müstesna olmak üzere yüz çevirdiniz ve siz hâlâ yüz çeviren kimselersiniz.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Bir vakit İsrailoğullarından söz alıp: “Allah'tan başkasına ibadet etmeyin! Anneye babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara güzel muamele edin, İnsanlara tatlı söz söyleyin, namazı hakkıyla eda edin, zekâtı verin! ” demiştik. Sonra pek azınız hariç, sözünüzden döndünüz. Hâlâ da yüz çevirmektesiniz. [17, 23-26; 31, 13-15]
Süleyman Ateş
swap_vert close
Biz İsrail oğullarından şöyle söz almıştık: "Allah'tan başkasına kulluk etmeyeceksiniz, anaya-babaya, yakınlara, yetimlere, yoksullara iyilik edeceksiniz. İnsanlara güzel söz söyleyin, namazı kılın, zekatı verin!" Sonra siz, pek azınız hariç, döndünüz; hala da yüz çevirip duruyorsunuz.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Vaktâ ki biz, Allâh'dan başkasına tapmayınız, baba ve ananıza, hısım ve akrabânıza, yetîmlere ve fukarâya eyilik idiniz herkese doğrı ve eyi söz söyleyiniz, namâzı âdâb ve erkânıyla kılub zekâtı viriniz diye Benî İsrâîlden 'ahid ve mîsâk aldık. Sonra siz (eslâfınız) bu 'ahdinizden, pek azınız müstesnâ olarak döndiniz. Siz, sözlerinden dönen ve hakdan yüz çeviren bir kavimsiniz.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Bir gün İsrailoğulları'ndan “Allah’tan başkasına kul olmayacaksınız; ananıza babanıza, yakınlarınıza, yetimlere ve çaresizlere[1] iyi davranacaksınız. İnsanlarla güzel konuşacak, namazı düzgün ve süreklı kılacak ve zekâtı vereceksiniz.” diye söz almıştık. Sonra pek azı dışında hepsi yan çizerek sözlerinden dönmüşlerdi.[2]
[1] "Çaresiz" diye meâl verdiğimiz kelime miskindir; kök anlamı hareketin ardından durağanlaşmadır. Nebîmiz şöyle demiştir: "Miskin bir parça, iki parça yiyecek ile yetinen kişi değildir. İhtiyacını karşılayamadığı halde utanan veya ısrarla kimseden bir şey isteyemeyen kişidir." (Buhârî, Zekât 53) Gemileri delinen kişilerle ilgili şöyle bir âyet vardır: "O gemi denizde çalışan miskinlere aitti, önlerinde her gemiye zorla el koyan bir kral vardı; bu sebeple onu hasarlı hale getirmek istedim."(Kehf, 18/79) Çünkü gemi ellerinden alınınca işsiz kalacaklardır. [2] Arap edebiyatındaki iltifat sanatı bizde olmadığından meâlde bu sanat yok sayılmıştır. Bkz. (Bakara 2/49)'un dipnotu.  
Şaban Piriş
swap_vert close
İsrailoğullarından:-Allah'tan başkasına kulluk etmeyin, anaya, babaya, yakın akrabaya, yetimlere, yoksullara iyilik edin, insanlara güzel söz söyleyin, namazı kılın, zekatı verin! diye söz almıştık. Sonra siz pek azınız dışında sözünüzden döndünüz ve hala da dönmeye devam ediyorsunuz.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Yine hatırlayın ki, Biz İsrailoğullarından “Allah'tan başkasına kulluk etmeyin; anne ve babaya, akrabaya, yetimlere ve yoksullara iyilik yapın; insanlara güzel söz söyleyin; namazı dosdoğru kılın; zekâtı verin” diye söz almıştık. Sonra, pek azınız müstesna, sözünüzden döndünüz; hâlâ da yüz çeviriyorsunuz.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
İsrailoğullarından şöyle bir söz de almıştık: Allah'tan başkasına ibadet etmeyin, anne-babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara iyilik ve güzellikle davranın. İnsanlara güzeli ve güzelliği söyleyin. Namazı/duayı yerine getirin, zekâtı verin. Bütün bunlardan sonra siz, pek azınız müstesna, sırt çevirdiniz. Hâlâ da yüz çevirip duruyorsunuz.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı ol vaķt kim ŧuttuķ benį isrāyil 'ahdun ķavlını kim, ŧapmayasız illā Tañrı’ya; daħı ataya añaya eylük eylemek, daħı ħıśımlıķ issine, daħı yetįmlere daħı miskinlere; daħı eyidin ādemįlere görk ya'nį görklü söz söyleñ. daħı ŧururuñ namāzı daħı virün zekātı. andan, yüz döndürdüñüz, illā az sizden ya'nį įmān getürenler daħı siz yüz döndüricilersiz.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Daḫı ol vaḳt kim ‘ahdini alduḳ Benī İsrā’īl ḳavminüñ ki ‘ibādet eylemeñüzTañrı Ta‘ālādan başḳa kimseneye. Ataya anaya daḫı iḥsān eyleñüz, didi. Ḳarāyibe daḫı iḥsān eyleñüz, yetimlere daḫı iḥsān eyleñüz, miskinlere daḫıiḥsān eyleñüz, kişilere daḫı yaḫşı söz söyleñüz. Namāzı daḫıdurġuruñuz, zekātı daḫı virüñüz. Andan ṣoñra döndüñüz Ḥaḳ yolından, illāaz kişi sizden. Daḫı siz terk eyledüñüz yüz dönderdüñüz.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Yadınıza gətirin ki, Biz bir zaman İsrail oğullarından: “Allahdan qeyrisinə ibadət etməyin, valideynlərinizə, yaxın qohumlarınıza, yetimlərə, yoxsullara ehsan (yaxşılıq, kömək) edin, insanlarla xoş danışın, namaz qılın, zəkat verin!” – deyə əhd-peyman aldıq. Sonra, az bir qisminiz müstəsna olmaqla, əhdinizdən döndünüz, çünki siz (İsrail övladı haqdan) üz döndərənsiniz.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
And (remember) when We made a covenant with the Children of Israel, (saying): Worship none save Allah (only), and be good to parents and to kindred and to orphans and the needy, and speak kindly to mankind; and establish worship and pay the poor due. Then, after that, ye slid back, save a few of you, being averse.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
And remember We took(87) a covenant from the Children of Israel (to this effect): Worship none but Allah. treat with kindness your parents and kindred, and orphans and those in need; speak fair to the people; be steadfast in prayer; and practise regular charity. Then did ye turn back, except a few among you, and ye backslide (even now).
87 So far from the Covenant being of the kind suggested in 2:80, the real Covenant is about the moral law, which is set out in 2:83. This moral law is universal, and if you break it, no privileges will lighten your punishment or help you in any way (2:86). "Speak fair to the people" not only means outward courtesy from the leaders to the meanest among the people, but the protection of the people from being exploited, deceived, defrauded, or doped with things to lull their intelligence.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَاِذْ
ve bir vakit
اَخَذْنَا
almıştık
م۪يثَاقَ
sağlam söz
بَن۪ٓي ٔاِسْرَٓاي۪لَ
İsrâiloğullarından
لَا تَعْبُدُونَ
âbd olmayacaksınız
اِلَّا
ancak
اللّٰهَ
Allah'a
وَبِالْوَالِدَيْنِ
ve ana babaya
اِحْسَاناً
güzellik
وَذِي
ve sa- hibine
الْقُرْبٰى
akrabalık
وَالْيَتَامٰى
ve yetimlere
وَالْمَسَاك۪ينِ
ve yoksullara
وَقُولُوا
ve söyleyin
لِلنَّاسِ
insanlara
حُسْناً
güzel söz
وَاَق۪يمُوا
ve ikâme edin
الصَّلٰوةَ
namazı
وَاٰتُوا
ve verin
الزَّكٰوةَۜ
zekâtı
ثُمَّ
sonra
تَوَلَّيْتُمْ
döndünüz
اِلَّا
hariç
قَل۪يلاً
azı
مِنْكُمْ
sizden
وَاَنْتُمْ
hâlâ siz
مُعْرِضُونَ
yüz çeviren kimselersiniz
Vaktiyle Biz İsrâîloğulları'ndan, "Allah'tan başkasına âbd ol(up kulluk et)meyeceksiniz, ana babaya, yakınlara, yetimlere, yoksullara güzellik yapacak, insanlara güzel söz söyleyecek, namazı ikâme ed(erek her anda Allah'ın huzurunda durmaya çalış)acak ve zekâtı ver(erek nefsinizin cimriliğini temizley)eceksiniz!" diye sağlam (bir) söz almıştık. Sonra sizden pek azı müstesna, (hepiniz sözünüzden) döndünüz, hâlâ da yüz çevirmektesiniz.
اِذ
Zaman zarfı
اِذ
Bir vakit, o vakti ki, bir zaman, o zaman
اَخَذَ
Fiil-I
ا خ ذ
Aldı, yakaladı, tuttu, alıkoydu
م۪يثَاق
İsim
و ث ق
Sağlam söz, antlaşma
بُنَيَّ
İsim
ب ن ي
Oğulcuğum, yavrucuğum. بَن۪ٓي , بَنُٓوا: Oğullar, evlatlar.
اِسْرَٓائ۪ل
Özel isim
اِسْرَٓائ۪ل
Hz. Yakup (a.s.)'ın diğer ismidir. Onun soyundan gelenlerede İsrailoğulları denir.
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
عَبَدَ
Fiil-I
ع ب د
Âbd oldu, taptı, kulluk etti
اِلَّا
Edat
اِلَّا
Ancak, sadece, başka, hariç, dışında, yalnız
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
وَالِد
İsim
و ل د
Ana baba, anne, baba
اِحْسَانِ
Fiilimsi-IV
ح س ن
Güzellikle davranmak, iyilik etmek, ihsanda bulunmak
ذُو
İsim
ذُو
Sahibi
قُرْبٰى
İsim
ق ر ب
Akrabalık, yakınlık, yaklaşma
يَتِيم
İsim
ي ت م
Yetim
مِسْكِين
İsim
س ك ن
Yoksul, fakir
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
نَاس
İsim
ن و س
İnsanlar
حُسْن
İsim
ح س ن
Güzellik
اَقَامَ
Fiil-IV
ق و م
İkâme etti, korudu, ayağa kaldırdı, doğrulttu, dosdoğru yaptı
صَلٰوة
İsim
ص ل و
Namaz, salât, dua
اٰتَى
Fiil-IV
ا ت ي
Verdi
زَكٰوةَ
İsim
ز ك و
Zekât, temiz olmak, temizlik
ثُمّ
Zarf
ثُمّ
Sonra
تَوَلّٰى
Fiil-V
و ل ي
Yüz çevirdi, çevirdi, geri döndü, dönüp gitti, üstlendi, dost edindi
اِلَّا
Edat
اِلَّا
Ancak, sadece, başka, hariç, dışında, yalnız
قَلِيل
İsim
ق ل ل
Az
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
اَنْتُمْ
Zamir
اَنْتُمْ
Siz
مُعْرِضُون
Etken fiil-IV
ع ر ض
Yüz çevirenler