close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Bakara Sûresi 78. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Veminhum ummiyyûne lâ ya’lemûne-lkitâbe illâ emâniyye ve-in hum illâ yazunnûn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
İçlerinde, anasından doğduğu gibi kalan, okuma yazma bilmeyenler de var ki onlar, kitap nedir bilmezler. Bildikleri şey, ancak kuruntularıdır, onlar, ancak zanna kapılırlar.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Bir de onların içinde (okur-yazar olmayan veya okuduğunu anlamayan) ümmi cahiller var ki, Kitabı (bozulmayan Tevrat’ın ve Kur’an’ın hikmet ve hakikatini) bilmezler. (Bütün bildikleri) Ancak; (kulaktan dolma asılsız ve uydurma şeyler,) birtakım kuruntular (vehimlerdir) ve sadece zan ve tahminle (hareket edilmektedir).
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Onlar arasında ilâhî kelamın gerçek bilgisine sahip olmayan, kitap ile ilgisiz insanlar var; ki bunlar sadece birtakım kuruntular ve hayaller peşindedirler.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Bunların bir kısmı ümmîdir, Mekke civarındaki bilinen kabilelerdir. Okumayı yazmayı, kutsal kitapları bilmezler. Kuruntudan ve kulaktan dolma, hahamlardan ve papazlardan öğrendikleri yalandan ve boş laflardan başka bildikleri yoktur. Onlar kesinlikle zanna dayalı konuşurlar.
Ahmet Varol
swap_vert close
Onların içinde bir de Kitab'ı bilmeyen cahiller vardır ki, bunların bütün bildikleri boş kuruntulardan ibaret şeylerdir ve bunlar sadece zanna kapılmaktadırlar.
Ali Bulaç
swap_vert close
Onlardan bir kısmı ümmidir. Kitabı bilmezler; (bildikleri) bir sürü asılsız şeylerden başkası değildir ve yalnızca zannederler.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Yahûdiler içinde okuma ve yazma bilmiyenler vardır ki, Tevrat'ı anlamaz cahillerdir. Ancak bir takım kuruntu yığını uydurmalar düzer, sadece şüphe ve zanda bulunurlar.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Onlardan bazı cahiller var ki; bazı umutlar dışında kitaptan bir şey bilmezler. (Kesin bilgileri yoktur.) Sadece sanıyorlar.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Onların arasında kitabı bilmeyen cahiller vardır. Bildikleri sadece kendilerine anlatılan asılsız kuruntulardır. Onlar sadece zanda bulunuyorlar.[24]
[24] Ümmî kelimesi hakkında geniş bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, I, 542-545; XIV, 490-491; XIX, 271-276.  
Besim Atalay
swap_vert close
Onlardan niceleri okur-yazar değildir, anlamazlar kitabı, ancak, bütün uydurma şeylerdir hep bildikleri, bunlar hep sanıya kapılmışlardır
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
İçlerinde bir takım ümmîler (İlâhi kelâmın gerçek bilgisine sahip olmayanlar) vardır ki Kitab'ı (Tevrat'ı) bilmezler. Bütün bildikleri kulaktan dolma şeylerdir. Ve onlar ancak zanna/kuruntuya dayanırlar.
O gün Tevrat’a dair hiçbir bilgisi ve ilgisi olmayan, ilahi mesajla bağdaşmayan batıl inançla yaşayan, zannını ve töreyi din edinmiş Ehl-i Kitab üzerinden; bugün Kur’an’ı bilmeyen, anlamayan, anlamak için bir gayret göstermeyen, Kur’an’ın dilini kutsayarak, anlamak için kendi diline çevirmeyen ve bununla birlikte din adına içselleştirdiği hurafeleri de dinin aslı zanneden, gelenekleri vahyin önüne geçiren Müslümanlara da bir atıf vardır.  
Cemil Said
swap_vert close
78,79. Ânlardan ümmî olanlar kitabı bilmiyorlar yalnız yalan masallar biliyorlar ve îmânları kuvvetli değildir. Tahrîf idici elleri ile kitabı yazub da işte bu Allâh’ın kitabıdır diyenlere ve cüz’î bir kâr içün bunı irtikâb idenlere yazık olacakdır. Ellerinin yazdığından ve aldıkları ücretden bunlara felâket gelecekdir.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Onların bir kısmının okuyup yazması yoktu. Kitab'ı bilmezlerdi; bildikleri sadece bir takım yalan ve kuruntulardı. Onlar ancak vehim içindedirler.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Bunların bir de ümmî[26] takımı vardır; Kitab’ı (Tevrat’ı) bilmezler. Onların bütün bildikleri bir sürü kuruntulardır. Onlar sadece zanda bulunurlar.
Ümmî, anadan doğduğu gibi kalan, yani okuma-yazma bilmeyen kimse demektir. Burada dinleri konusunda asgari düzeyde bile bilgisi olmayanlar kastedilmiştir.  
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
İçlerinde birtakım ümmîler vardır ki kitabı bilmezler; bütün bildikleri kuruntulardan ibarettir. Onlar sadece zan ve tahminde bulunurlar.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
İçlerinde bir takım ümmîler vardır ki, Kitab'ı (Tevrat'ı) bilmezler. Bütün bildikleri kulaktan dolma şeylerdir. Onlar sadece zan ve tahminde bulunuyorlar.
 Ümmî, okur yazar olmayan demektir. Yahudi yahut hıristiyan olmayan Araplara da ümmî diyenler olmuştur.  
Edip Yüksel
swap_vert close
Aralarında ümmiler var ki kuruntu ve söylentilerin dışında kitabı bilmezler; bildiklerini zannederler.
"Ümmi" kelimesinin anlamı için 3:20; 7:157 ayetlerine bakınız.  
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Bunların bir de ümmî (okuma yazması olmayan) kısmı vardır, kitabı bilmezler, ancak birtakım kuruntu yığınına, boş saplantılara kapılır ve zan içinde dolaşır dururlar.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Bunların bir de ümmî kısmı vardır, kitabı, kitabeti bilmezler, ancak bir takım kuruntu yığını ümniyyeler kurar ve sırf zannardında dolaşırlar
Emrah Demiryent
swap_vert close
Bunların bir kısmının da okuma yazması yoktur. Kitâb’ı (Tevrât’ı) bilmezler. Onların bütün bildikleri (kendi toplulukları içerisinde ileri gelenlerinin anlattığı) birtakım kuruntulardır. Onlar (kesin bir bilgiye dayanmaksızın) yalnızca zanda bulunurlar.
Erhan Aktaş
swap_vert close
İçlerinde ummiler vardır.¹ Kitabı bilmezler. Kuruntularından² başka bir şey bilmezler. Ancak zanda bulunuyorlar.
1. Kitap'ı bilmeyip de ondan habersiz olanlar. 2. Yersiz ve yanlış düşünce.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Onların içinde ümmî ler de var ki Kitabı (Tevrâtı) bilmezler. (Bütün bildikleri yalınız reislerinin telkin etdikleri) bir sürü kuruntu ve yalandan başkası değil. Onlar başka değil, yalınız zanda (ve cehâletde) kalmış bulunuyorlar.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Onlardan ümmî olanlar da vardır ki, Kitâb'ı (Tevrât'ı) bilmezler; ancak (reislerinden duydukları) boş temennîler(i bilirler) ve onlar ancak zanda bulunurlar.
İhsan Aktaş
swap_vert close
Onların içinde bir de ümmiler (kitap ile ilgisiz olanlar) var ki, Kitabı (n içinde bulunan hükümleri) bilmezler, bütün bildikleri birtakım kuruntulardır ve onlar (gerçekleri bilmiyor) sadece zannediyorlar.
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Onların içinde kitabı bilmeyen, sadece kuruntularına uyan ümmi (vahyi tanımayan ve vahiyden habersiz) olanlar var. Böyleleri yalnızca zanlarına uyuyorlar.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Onların arasında okuması yazması olmıyanların Kitap diye belledikleri ancak bir sürü uydurmadır. İşte onun için onlar kendi kuruntularıyla başbaşa kalıyorlar.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Onlardan bâzıları öyle ümmidirler ki Kitabı bilmezler, ancak uydurmaları [³] bilirler. Onlar yalnız kuru bir zan içindedirler.
[3] Yani bütün bildikleri ağızdan öğrendikleri bir sürü yalandır.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Onlardan bir kısmı ümmîdir, Kitabı/Tevrat’ı bilmezler. Bildikleri sadece birtakım kuruntulardır [emâniyye].⁵⁷ Onlar sadece zannediyorlar.
57 Kulaktan dolma ve uydurma rivayetlere de denir.  
Kadri Çelik
swap_vert close
Onların bir kısmı da bir takım kuruntular dışında kitabı bilmeyen ümmilerdir. Onlar sadece zannediyorlar.
Mahmut Kısa
swap_vert close
İçlerinden bir de, bilgiden yoksun, anadan doğma kara câhil ümmiler var ki, Kitabı bilmezler, dini temel kaynaklarından araştırıp öğrenmezler; onların tüm bildikleri, kulaktan duyma hurâfe ve kuruntulardan ibaret olup, sadece zanna dayanırlar. Onları asıl yönlendirenler ise, hakîkati pekâlâ bildikleri hâlde, basit çıkarlar elde etme uğruna Allah’ın kitabındaki bazı hükümleri gizleyen veya değiştiren din simsarlarıdır:
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Onlardan bir kısmı da ümmiyylerdir ki kuruntular dışında Kitab’ı bilmezler; sadece zannda bulunurlar.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Yahudiler içinde dahi Tevrat’ı, sadece boş hayaller olarak kabul eden, varsayımcı kara cahiller var.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Bunların bir de cahil takımı var! İnandıkları Tevrat’ı bilmezler. Onların bütün bildikleri bir sürü kuruntudur. Onlar sadece zanda bulunurlar.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
İçlerinde birtakım [ümmi]ler [*] vardır ki kuruntular dışında Kitab’ı (Tevrat’ı) bilmezler. Onlar zandan başka bir şeyde bulunmuyorlar.
[Ümmi] kavramı sanıldığı gibi “okuma-yazma bilmeyen” değil, “[el-Kitab]’ı (Tevrat’ı) bilmeyen”, “kitap ehlinden olmayan” veya “Mekkeli” demektir. Buna göre söz konusu kavram, [el-ümmiyyûn/el-ümmiyyîn] şeklinde çoğul kalıpta bu ayette “Kitabı (Tevrat’ı) bilmeyenler”, Âl-i İmrân 3:20, 75’te “kitap verilmeyenler, kitap ehlinden olmayanlar”, Cum‘a 62:2’de “Mekkeliler” anlamına gelmekte, [el-ümmî] şeklinde tekil kalıpta A‘râf 7:157-158’de “Hz. Muhammed” için kullanılmaktadır. Hz. Muhammed’in ümmiliği, onun peygamberlikten önce Tevrat’ı yani dini metinleri bilmemesi ve onlar hakkında yazılı veya sözlü yorumda bulunmaması, kitap ehlinden olmaması ve Mekkeli oluşu anlamındadır; konunun okuma-yazma bilmemeyle ilişkisi yoktur. Zaten 79. ayette ümmî denen bu kişilerin kitapla ilgili bilgileri kendi elleriyle yazıp Yüce Allah’a iftira ettiklerinden söz edilmektedir.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Onların içerisinde bir de; Kitab’ı¹ anlamayan ve bütün bildikleri birtakım asılsız kuruntulardan² ibaret olan ümmiler³ vardır. Onlar da sadece kanaatlerine göre, hüküm veriler.
1 Bu kitap, Mûsa (a.s)’a inen Tevrât’tır. (Celâleyn) 2 Ümniye: Çoğulu "Emânî"dir. “İnsanın kendi içinde ve hayalinde tasarlayıp varlığını kabul ettiği ve olmasını temenni edip durduğu veyahut diline dolayıp durduğu şeyler” anlamına gelir ki, Fransızcası “ideal”dir. Emaniy; “insanın kendi gönlünden geçirdiği, saplanıp kaldığı ve durmadan arkasından koştuğu bir düşünce, bir hayal, bir kuruntu, hiçbir delile dayanmayan kuru ve şahsi temenniler” demektir. Bunu esas alan felsefî görüşe "idealizm" denir. İşte Yahudilerin avam takımı da ilimden, kitaptan nasibi olmayıp sadece kuruntu arkasında koşar, zan içinde yaşar ve kuru bir zan ve taklitten başka bir şey bilmezler. Hak ile batılı ayırt edip seçemezler.3 Ümmî: kelimesi, anadan doğduğu hal üzere bulunan yani, okuması yazması, tahsili olmayan demektir. Konuyla ilgili olarak Bk. (Âlu İmrân: 20, A’raf: 157-158, Cuma: 2)  
Muhammed Esed
swap_vert close
Onlar arasında ilahî kelâmın ⁶³ gerçek bilgisine sahip olmayan, kitap ile ilgisiz insanlar var; [ki bunlar] sadece birtakım kuruntular[a tâbi olurlar] ve zanna dayanırlar.
63 Burada Tevrat’ın.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Onların bir kısmı ümmidir, Kitabı bilmezler bildikleri sadece birtakım kuruntulardır. Onlar sadece zannı bilgiye tabi olurlar. 3/20, 2/2, 10/36
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Onların içerisinde ümmiler de var.[¹⁴⁷] Onlar kitabı bilmezler, sadece birtakım kuruntulara sahipler; ve onlar (gerçekleri bilmiyor) yalnızca zannediyorlar.[¹⁴⁸]
[147] Kur’an’da ummî terimi genellikle “kitap ehli olmayanlar” için kullanılır (Krş: 3:20, 75; 62:2). Kök anlamı “annesinden doğduğu gibi kalan”dır. Şu hâlde burada geçen “Yahudilerin ümmileri” ne demektir? Bunların Yahudileşmiş Araplar olma ihtimali yüksektir. 256. âyetin nüzûl sebebi olarak gösterilen “çocuğu olmayan ailelerin adak adaması sonucunda doğan çocukların Yahudi ailelere verilme” yöntemi, bunların nasıl Yahudileştikleri sorusunun muhtemel cevaplarından biridir. [148] Kur’an, kuruntu ürünü bâtıl inanç ile cehalet arasında doğrudan bağ kuruyor. Buradan, tüm hurafelerin de çıkış noktasının söz konusu cehalet olduğunu anlıyoruz. Zımnen: Vahiysiz ve kitapsız dindarlık, açığını sahte kutsallar icat ederek kapatır. Zira taklide dayalı akide zanna mahkûmdur. Vahye tâbi olmayanın vehim ve kuruntusunu dinleştirmekten başka yapacağı bir şey yoktur.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
İçlerinden ümmiler (okuyup yazma bilmeyenler) de vardır ki kitabı (Tevrat'ı) anlamazlar, bütün bildikleri batıl (kulaktan dolma) şeylerdir, onlar sadece zan ve tahminde bulunurlar.
Osman Fırat
swap_vert close
Onların içinde bir de ümmiler var ki, Kitabı bilmezler, bütün bildikleri birtakım kuruntular(yahut kulaktan dolma şeylerdir; onlar sadece zannediyorlar.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Ve onlardan bazıları da ümmîdirler. Kitab'ı bilmezler. Ancak birtakım bâtıl şeyleri bilirler. Ve onlar yalnız zanneder dururlar.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Onların bir kısmı da ümmîdir. Kitap nedir bilmezler. Bütün bildikleri, kendilerine anlatılan birtakım kuruntu ve uydurmalardır. Onlar sadece bir zan içindedirler.
Süleyman Ateş
swap_vert close
Onların içinde bir de ümmiler var ki, Kitabı bilmezler, bütün bildikleri birtakım kuruntular(yahut kulaktan dolma şeyler)dir; onlar sadece zannediyorlar.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Onların ba'zıları kitâbı bilmez câhiller olub ancak (ileri gelenlerinden ve 'âlimlerinden) işitdiklerini bilirler. Ve bunda da (bu işitdikleri şeylerde de) zan ve tevehhüm içindedirler.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Onların bir kısmı ümmîdir;[1] o kitabı değil, onunla ilgili kurguları[2] bilir ve sadece tahmin yürütürler.
[*] Ümmi, anasından doğduğu gibi kalmış, bir şey öğrenememiş kişidir (Lisan). Bu âyette Allah'ın kitabının içeriğini bilmeyenler anlamındadır. [2] "Kurgular" diye meâl verdiğimiz emânî, ümniyye'nin çoğuludur. Mücahid'e göre "yalan" anlamındadır. Diğerlerine göre de kitabı anlamadan okumaktır. Çünkü bu okuyuş kişiyi, varsayıma dayalı beklentilere sokar. (Müfredât)  
Şaban Piriş
swap_vert close
Onların bir kısmının okuyup yazması yoktur. Kitabı bilmezler, bildikleri sadece bir takım yalan ve kuruntulardır. Onlar yalnızca zanneder dururlar.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Bir de onlardan, kitabı bilmeyen ümmîler vardır ki, bütün bildikleri kuruntulardan, işleri de zan ve tahminden ibarettir.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
İçlerinde ümmî olanlar da vardır ki Kitap'ı bilmezler, sadece anlamını bilmeden okuyuşlar/hurafeler/hayal ve kuruntular bilirler. Onlar yalnız sanıya saplanırlar.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı bir niceleri ya'nį cuḥūdlaruñ yazmazlardur bilmezler ki kitāb’ı lįkin yalan baġlanmış. daħı degül illā gümān eylerler.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Daḫı anlaruñ niceleri niceleri yazmazlar, oḳumazlar. Tevrīt bilmezler, illāfikr eylemek bile, ẓann‐ıla. Anlar degüldür, illā ẓan idiciler, ḥaḳīḳati bil‐mezler.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Onların (yəhudilərdən) bə’ziləri də avamdırlar (bisavatdırlar), kitabı (Tövratı) bilməzlər. Uyduqları yalnız (bir sıra) boş arzulardır (xam xəyallardır). Onlar ancaq zənnə qapılırlar.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Among them are unlettered folk who know the scripture not except from hearsay. They but guess.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
And there are among them(84) illiterates, who know not the Book, but (see therein their own) desires, and they do nothing but conjecture.
84 The argument of 2:76 is continued. The Jews wanted to keep back knowledge, but what knowledge had they? Many of them, even if they could read, were no better than illiterates, for they knew not their own true Scriptures, but read into them what they wanted, or at best their own conjectures. They palmed off their own writings for the Message of Allah. Perhaps it brought them profit for the time being: but it was a miserable profit if they "gained the whole world and lost their own souls" (Matt. 16:26 ). "Writing with their own hands" means inventing books themselves, which had no divine authority. The general argument is similar. Unfaith erects its own false gods. It attributes things to causes which only exist in its own imagination. Sometimes it even indulges in actual dishonest traffic in the ignorance of the multitude. It may pay for a time, but the bubble always bursts.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَمِنْهُمْ
ve onlardan vardır
اُمِّيُّونَ
ümmi olanlar
لَا يَعْلَمُونَ
bilmezler
الْكِتَابَ
kitabı
اِلَّٓا
ancak
اَمَانِيَّ
bir takım kuruntular
وَاِنْ هُمْ
ve onlar değildir
اِلَّا
ancak
يَظُنُّونَ
zanda bu- lunurlar
Bir de onlardan (birtakım) ümmiler (okuma yazması olmayanlar) da vardır ki onlar kitabı (Tevrât'ı) bilmezler. Bütün bildikleri kuruntular (ve kulaktan dolma şeyler)dir. Onlar sadece zan (ve tahmin)de bulunurlar.
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
اُمِّىّ
İsim
ا م م
Ümmi (okuma yazması olmayan, ayetlerden habersiz olan, ehl-i kitap olmayan insanlar)
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
عَلِمَ
Fiil-I
ع ل م
Bildi
كِتَاب
İsim
ك ت ب
Kur'ân, kitap, yazılmış olan, mektup
اِلَّا
Edat
اِلَّا
Ancak, sadece, başka, hariç, dışında, yalnız
اُمْنِيَّت
İsim
م ن ي
Kuruntu, temenni
اِن
Edat
اِن
Eğer,  -se, -sa
هُمْ
Zamir
هُمْ
Onlar (erkekler için kullanılır)
اِلَّا
Edat
اِلَّا
Ancak, sadece, başka, hariç, dışında, yalnız
ظَنَّ
Fiil-I
ظ ن ن
Bildi, zanda bulundu, zannetti, anladı, sandı