Hem (onlar) bilmiyorlar mı ki, şübhesiz Allah, neyi gizlerler ve neyi açıklarlarsa bilir.(1)
(1)“Perdesiz güneşe karşı zemin yüzündeki eşyâ (herşey) güneşi görmemesi kābil (mümkün) olmadığı gibi, o Alîm-i zü’l-Celâl’in nûr-ı ilmine karşı eşyânın (varlıkların) gizlenmesi bin derece daha gayr-i kābildir, muhâldir (imkânsızdır). Çünki huzur var. Yani herşey dâire-i nazarındadır ve mukābildir ve dâire-i şühûdundadır ve herşeye nüfûzu var (Herşeye bakar ve görür ve ilmi herşeyin derinliklerine işler).” (Mektûbât, 20. Mektûb, 73)