close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Bakara Sûresi 76. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Ve-iżâ leku-lleżîne âmenû kâlû âmennâ ve-iżâ ḣalâ ba’duhum ilâ ba’din kâlû etuhaddiśûnehum bimâ feteha(A)llâhu ‘aleykum liyuhâccûkum bihi ‘inde rabbikum(c) efelâ ta’kilûn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Onlar, inananlarla buluştular mı inandık derler de sonra birbirleriyle yalnız kaldılar mı aklınız mı yok derler, Rabbiniz indinde sizinle çekişsinler, aleyhinize delil göstersinler diye mi Allah'ın size açıkladığı şeyi tutup onlara söylüyorsunuz?
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
(Yahudilerden ve her dinden münafık insanlar) İman edenlerle karşılaştıklarında "biz de iman ettik" (sizinle beraberiz) diye (yalan) söylerler; kendi başlarına kaldıkları zaman ise (birbirine): "Allah’ın size açtıklarını (Hz. Muhammed’le ve Kur’an-ı Kerim’le ilgili Tevrat’ta aktarıp açıkladıklarını), Rabbiniz katında size karşı (aleyhinize) bir belge olsun diye mi onlarla hadisleşip (Müslümanlarla konuşuverip gizli kalması gereken gerçekleri) bildirirsiniz, hâlâ akıllanmayacak (ikiyüzlü hareket etmeniz gerektiğini anlamayacak) mısınız?" demektedirler.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Onlar iman etmiş olanlarla buluştuklarında, “Sizin inandığınız gibi inandık” derler; ama birbirleriyle başbaşa kaldıklarında “Rabbinizin kelamını size karşı koz olarak kullansınlar diye mi Allah'ın size açıkladığı şeyleri onlara haber veriyorsunuz? Aklınızı başınıza toplamayacak mısınız?” derler.
Ahmet Tekin
swap_vert close
İmân edenlerle karşılaştıkları zaman, sözde: “Biz de imân ettik" diyorlar. Birbirleri ile tenhada bir araya geldikleri zaman: “Rabbinizin huzurunda, aleyhinize delil olarak kullansınlar diye Allah'ın size açıkladığı hakikatleri onlara da mı söylüyorsunuz? Hiç akıllıca davranmayacak mısınız?" diyorlar.
Ahmet Varol
swap_vert close
Onlar iman edenlerle karşılaştıklarında "biz de iman ettik" derler. Ama birbirleriyle başbaşa kaldıklarında, "Allah'ın size açmış olduğu şeylerden, bunları Rabbinizin katında size karşı bir belge olarak göstersinler diye mi söz ediyorsunuz! Aklınızı kullanmıyor musunuz!" diye konuşurlar.[13]
76.İbnu Cerir`in Mücahid`den rivayet ettiğine göre Beni Kurayza yahudilerinin ihanetinden sonra Resulullah (a.s.) onların kalelerinin altında durarak onlara: "Ey maymunların kardeşleri! Ey domuzların kardeşleri! Ey Tağut`a kulluk edenler!" diye buyurdu. Bunun üzerine onlar: "Bunları Muhammed`e kim bildirdi? Bunlar olsa olsa sizden çıkmıştır. Allah`ın size açmış olduğu şeylerden, onlara size karşı ellerinde bir belge olsun diye mi sözediyorsunuz?" dediler. Bunun üzerine bu ayeti kerime indi. İkrime`nin bir başka tarıktan Abdullah bin Abbas (a.s.)`tan rivayet ettiğine göre de yahudiler mü`minlerle karşılaştıklarında: "Arkadaşınızın Allah`ın peygamberi olduğuna inanıyoruz. Ama o sadece size gönderilmiştir" diyorlardı. Başbaşa geldiklerinde de: "Araplar hiç buna kanarlar mı? Siz daha önce onlara karşı bu gelecek Peygamber`in adıyla Allah`tan fetih diliyordunuz" diyorlardı. Bunun üzerine bu ayeti kerime indi.13.Burada "Allah`ın size açmış olduğu şeyler" diye kasdettikleri Tevrat`ta yer alan, Resulullah (a.s.)`ın sıfatlarıyla ilgili bilgilerdi. Yahudiler bu bilgileri gizlemeleri için birbirlerini uyarıyorlardı. İçlerinden bu bilgileri açığa vuranları da ayeti kerimede bildirildiği şekilde azarlıyorlardı.  
Ali Bulaç
swap_vert close
İman edenlerle karşılaştıklarında 'İman ettik' derler; kendi başlarına kaldıkları zaman ise, derler ki: 'Allah'ın size açtık (açıkladık)larını, Rabbiniz katında aleyhinizde bir delil getirsinler diye mi onlarla konuşuyorsunuz? Hâlâ akıllanmayacak mısınız?'
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Yahûdilerin münafıkları; müminlerle karşılaştıkları zaman; “- Biz de sizin gibi müminleriz” derlerdi. Birbirleriyle tenhada başbaşa kaldıkları vakit, ileri gelen Yahûdiler, münafıklara:”- Allah'ın size beyan buyurduğu (Rasûlüllah'a ait Tevrat'daki vasıfları), müminler, Rabbiniz katında aleyhinize delil getirsinler diye mi onlara söyleyip duruyorsunuz? buna aklınız ermiyor mu” derlerdi.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Sizinle karşılaştıklarında inandık derler. Başbaşa kaldıkları zaman: “Allah’ın size açıkladığı şeyleri, Rabbimiz katında size karşı delil olarak kullansınlar diye Müslümanlara mı anlatıyorsunuz? Aklınız yok mu?” derler.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Münafıklar, müminlerle karşılaştıklarında, “İman ettik” derler. Birbirleriyle baş başa kaldıklarında ise, “Allah'ın size açtıklarını, Rabbiniz katında sizin aleyhinize delil getirmeleri için mi onlara anlatıyorsunuz; bunları düşünemiyor musunuz?” derler.
Besim Atalay
swap_vert close
Ne zaman ki İnananlara kavuştuklarında, derler ki: «Biz de inan getirdik», yalnız kaldıklarında: «Siz Allahın blzlere, Tevrat'ta açıklamış bulunduğu şeyleri —Tanrınız katında sır olarak — onlara söyler misiniz, düşünmüyor musunuz?» demektedirler
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
(Onların ikiyüzlüleri) İnananlarla karşılaştıkları zaman: “Biz de iman ettik.” derler. Kendi aralarında baş başa kaldıklarında ise: “(Ne yapıyorsunuz?) Allah'ın size açtıklarını (Tevrat'taki bilgileri), Rabbiniz katında sizin aleyhinize hüccet getirmeleri için mi onlara anlatıyorsunuz? Aklınızı kullanmayacak mısınız?” derler. 
Bkz. 2/146 ve dipnotu.  
Cemil Said
swap_vert close
Mü’minlere rast geldikleri vakit îmân idiyoruz dirler. Lâkin yalnız kaldıkları gibi biri birilerine: "Allâh’ın size bildirdiğini müslümanlara anlatacak mısınız, ânlardan sizin ile mücâdele itmek içün istifâde itmezler mi, bunın nereye müncer olacağını anlamıyor mısınız?" didiler.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
İnananlarla karşılaştıkları zaman, "İnandık" derlerdi; birbirleriyle yalnız kaldıklarında, "Rabbinizin katında size karşı hüccet göstersinler diye mi Allah'ın size açıkladığını onlara anlatıyorsunuz? Bunu akletmiyor musunuz?" derlerdi.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Onlar iman edenlerle karşılaşınca, “İman ettik” derler. Birbirleriyle baş başa kaldıklarında da şöyle derler: “Rabbinizin huzurunda delil olarak kullanıp sizi sustursunlar diye mi, Allah’ın (Tevrat’ta) size bildirdiklerini onlara söylüyorsunuz? (Bu kadarcık şeye) akıl erdiremiyor musunuz?”
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Onlar inananlarla karşılaştıklarında “İman ettik” derler. Birbirleriyle baş başa kaldıklarında ise, “Allah’ın size açtıklarını (Tevrat’taki bilgileri) rabbiniz katında sizin aleyhinizde delil getirsinler diye mi onlara anlatıyorsunuz; bunları düşünemiyor musunuz!” derler.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
(Münafıklar) inananlarla karşılaştıklarında «İman ettik» derler. Birbirleriyle başbaşa kaldıkları vakit ise: Allah'ın size açtıklarını (Tevrat'taki bilgileri), Rabbiniz katında sizin aleyhinize hüccet getirmeleri için mi onlara anlatıyorsunuz; bunları düşünemiyor musunuz? derler.
Edip Yüksel
swap_vert close
İnananlarla karşılaşınca, "İnandık," derler; başbaşa kaldıklarında ise "Rabbiniz katında size karşı delil olarak kullanmaları için, ALLAH'ın size açıkladığını mı onlara anlatıyorsunuz, akletmez misiniz," derler.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Üstelik iman edenlere rastladıklarında inandık derler, birbirleriyle başbaşa kaldıkları zaman, "Rabbinizin huzurunda aleyhinize delil olarak kullansınlar diye mi tutup Allah'ın size açıkladığı gerçekleri onlara da söylüyorsunuz? Hiç aklınız yok mu be?" derlerdi.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Hem iyman edenlere rast geldiklerinde «amenna» derler. Birbirleriyle halvet yaptıklarında da «rabbinizin huzurunda aleyhinize huccet edinsinler diye mi tutup Allahın size açtığı hakikati onlara söylüyorsunuz? aklınız yok mu be?» dediler
Emrah Demiryent
swap_vert close
Onlar îmân edenlerle karşılaşınca, “(Muhammed, Tevrât’ta müjdelenen âhir zaman peygamberidir,) biz de îmân ettik!” derler. Birbirleriyle baş başa kaldıklarında (ileri gelenleri bunlara), “Rabbinizin nezdinde, sizin aleyhinizde delil olarak kullansınlar diye mi Allah’ın (Tevrât’ta) size bildirdiklerini onlara (müslümanlara) söylüyorsunuz? Buna aklınız ermiyor mu!” derler.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Onlar, iman edenlerle karşılaştıkları zaman, “Biz de iman ettik.” derler. Baş başa kaldıklarında: “Rabb'inizin size açıkladığını¹, size karşı delil olarak kullansınlar diye mi onlara hadis² ediyorsunuz! Neden aklınızı kullanmıyorsunuz?” derler.
1- Tevrat'ta. 2- Söz.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
(Yahudi münafıklar) îman edenlere kavuşdukları zaman «İnandık» derler. Birbirine (dönüb) halvet oldukları vakit ise (aralarındaki ileri gelenler, münafıklık eden arkadaşlarına) : «Allahın size açdığı şey'i (Resûlüllahın sıfatlarına ve sâireye dâir Tevratda öğretdiklerini) mü'minler onunla Rabbiniz katında (aleyhinizde) kuvvetli delîl getirsinler diye mi onlara söyleyib duruyorsunuz? Buna aklınız ermiyor mu?» derler.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Îmân edenlerle karşılaştıkları zaman: “(Biz de) îmân ettik!” derler. Birbirleriyle baş başa kalınca da (reisleri onlara): “Allah'ın size (Tevrât'ta) açıkladığı (Muhammed'in sıfatları)nı, Rabbinizin huzûrunda size karşı onunla delil getirsinler diye mi onlara (o mü'minlere) anlatıyorsunuz? Hiç akıl erdirmez misiniz?” dediler.(3)
İhsan Aktaş
swap_vert close
Ve (onların ikiyüzlüleri) inananlarla karşılaştıkları zaman: “Biz de iman ettik” derler. Kendi aralarında baş başa kaldıklarında ise: “(Ne yapıyorsunuz?) Allah’ın size açtıklarını (Tevrat’taki bilgileri), Rabbiniz katında sizin aleyhinize hüccet getirmeleri için mi onlara anlatıyorsunuz. Aklınızı kullanmayacak mısınız?” derler.*
(*) Hz. Peygamber dönemindeki yahudilerin ikiyüzlü tutumlarının anlatıldığı âyetlerde bu karakterdeki bir topluluktan, içtenlikle iman edip müslümanlara katılmalarının beklenemeyeceğine işaret edilmektedir. Tefsirlerdeki çeşitli rivayetlere göre bazı yahudiler müslümanlarla karşılaştıklarında kendilerinin de iman ettiklerini söyler ve Hz. Muhammed’in peygamberliği, atalarının isyanları sebebiyle çektikleri cezalar ve hakaretle anılmaları gibi konulara ilişkin olarak Tevrat’ta yer alan açıklamalar hususunda müslümanlara bilgi verirlerdi. Daha sonra bunlar, bir araya geldikleri diğer yahudiler, özellikle de din adamları tarafından bu tutumları sebebiyle eleştirilirler; bu yaptıklarının akıllıca bir iş olmadığı, çünkü müslümanlara verdikleri bu tür bilgilerin yeri geldiğinde (veya âhirette) kendilerinin aleyhinde kullanılabileceği hatırlatılarak uyarılırlardı. Halbuki Allah onların sakladıklarını da açıkladıklarını da biliyordu ve İsrâiloğulları’nın tarihine ilişkin olarak Kur’an’ın muhtelif sûrelerinde yer alan geniş pasajlardaki bilgilerle müslümanlara da bildiriyordu. Tefsir (Kur’an Yolu)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
İman edenlerle karşılaştıkları zaman, bizde iman ettik derler. Kendileri gibilerle baş başa kaldıklarında “Rabbinizin yanında sizinle çekişsinler diye, Allah’ın size açıkladığı konuları, onlara haber mi veriyorsunuz? Hiç aklınızı kullanmıyor musunuz ?” derler.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
İnanmıyanlar inananlarla buluşunca: « Biz de sizin gibi inandık» derler, birbirlerile başbaşa kalınca da şöyle derler: « Çalabınızın size bildirdiklerini ne diye inananlara söylersiniz? Onlar bunları çalabınızın yanında size karşı dayanak olarak kullansınlar diye mi? Yine de aklınız yatmıyor mu?»
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Onlar iman edenlerle buluştukları zaman «— iman ettik, derler, birbirleriyle tenha kalınca «Allah/ın size açtığını [³] onlara onunla Rabbiniz indinde size karşı hüccet getirsinler diye mi haber veriyorsunuz? Daha buna aklınız ermiyor mu?» derler.
[3] Cenabıhakkın, Peygamberimiz Efendimiz Hazretlerinin evsaf ve nu'ut-ü şerifesini bildirmesi.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
İman edenlerle karşılaştıklarında “İnandık” derler, birbirleriyle başbaşa kaldıklarında, “Allah’ın size açtığı şeyleri, Rabbinizin katında sizin aleyhinize bir delil olarak kullansınlar diye mi onlara söylüyorsunuz? Siz hiç aklınızı kullanmıyor musunuz?” derler.
Kadri Çelik
swap_vert close
İman edenlerle karşılaştıkları zaman, “İman ettik” derler. Birbirleriyle yalnız kaldıklarında, “Rabbinizin katında size karşı delil göstersinler diye mi Allah'ın size açıkladığını onlara söylüyorsunuz? Hâlâ akıllanmayacak mısınız?” derler.
Mahmut Kısa
swap_vert close
İnananlarla karşılaştıkları zaman:“Biz de inanıyoruz, çünkü Hz. Muhammed’in taşıdığı niteliklere sahip bir Peygamberin geleceği, bize önceden Tevrat’ta zaten müjdelenmişti!” derler. Fakat birbirleriyle baş başa kalınca, liderleri, bu sözü söyleyenleri kınayarak:“Siz ne yaptığınızı sanıyorsunuz? Allah’ın size bildirdiği bilgileri, mesela Muhammed’in Peygamberliğini müjde­le­yen Tevrat ayetlerini, MüslümanlarlaRabb’inizin huzurunda yapacağınız tartışmalarda size karşı delil olarak kullansınlar da böylece halkın desteğini kazansınlar diye mi onlara anlatıyorsunuz? Ne diye ellerine koz veriyorsunuz? Böyle yapmakla, sahip olduğunuz makâmın, servetin elinizden gideceğini ve insanların gözündeki itibarınızın ayaklar altına düşeceğini hiç düşünmüyor musunuz?” derler.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
İnanmış kimselerle bir arada bulundukları zaman: “İnandık!” dediler. Birbiriyle başbaşa kaldıklarında: “Allah’ın size açtıklarını, rabbinizin katında size karşı delil getirmeleri için onlara anlatıyorsunuz, öyle mi? Akletmez misiniz?” dediler.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Bu gibiler, Müslümanları görür: “ inanıyoruz “ derler. Ama, kendilerinden birini suçüstü yakaladılar mı: “ Allah’ın size verdiği özel bilgileri, Tanrınız katında size karşı kullansınlar diye mi Müslümanlara anlatıyorsunuz? Hiç aklınız yok mu sizin “ derler.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Onlar Müslümanlarla karşılaşınca; "Biz de sizin gibi iman ettik!" derler. Birbirleriyle baş başa kaldıklarında; "Rabbinizin huzurunda delil olarak kullanıp sizi sustursunlar diye mi, Allah’ın Tevrat’ta bildirdiklerini onlara söylüyorsunuz? Niye Müslümanların eline koz veriyorsunuz? Hiç aklınız yok mu? Hiç akıl erdiremiyor musunuz? Müslümanlar Yahudiler aleyhine Tevrat’taki ayetleri kullanırlarsa ne olacak? Hiç düşündünüz mü?” derler.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
(Bunlar) müminlerle karşılaştıkları zaman “(Biz de) iman ettik.” derler. [*] Birbirleriyle baş başa kaldıklarında “Allah’ın size açtıklarını (Tevrat’taki bilgileri), Rabbiniz katında aleyhinize delil getirmeleri için mi onlara anlatıyorsunuz? (Bunları) akıl etmiyor musunuz?” derler.
Benzer mesajlar: Bakara 2:14; Âl-i İmrân 3:119.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Onlar, Müslümanlarla karşılaştıkları zaman: “Biz de îman ettik.” derler. Fakat birbirleriyle baş başa kalınca: “Allah’ın size açıkladıklarını, Rabbinizin katında aleyhinize delil olarak kullansınlar diye mi o (Müslümanlara) anlatıyorsunuz? Siz, bunu hâlâ anlamayacak mısınız?”¹ derler.
1 Yani, Muhammed ve arkadaşlarına; gerek son Peygamberin özellikleri ve gerekse İsrâil oğullarının başından geçen olaylar hakkında Allah’ın Tevrât’ta siz Yahûdîlere haber verdiği bilgileri anlatıyor ve sizi mağlûp etmeleri için ellerine delil mi veriyorsunuz? Siz söylemeseniz onlar bunları nereden bilecekler? Siz, bunun sonunun nereye varacağını hiç düşünmüyor musunuz? derler. (Elmalılı)  
Muhammed Esed
swap_vert close
Nitekim, imana ermiş olanlarla buluştuklarında, “[Sizin inandığınız gibi] inanıyoruz!” derler; ama birbirleriyle başbaşa kaldıklarında, “Rabbinizin kelâmını ⁶² size karşı koz olarak kullansınlar diye mi Allah’ın size açıkladığı şeyleri onlara haber veriyorsunuz? Aklınızı başınıza toplamayacak mısınız?” derler.
62 Lafzen, “Rabbinizin önünde” (veya “katında”). Müfessirlerin çoğuna (örneğin, Zemahşerî, Beğavî ve Râzî) göre, “Rabbiniz” ibaresi burada “Rabbinizin vahyettiği”, yani İsrailoğulları’nın “kardeşleri arasından” bir peygamber geleceği şeklindeki Kitâb-ı Mukaddes’in haberi karşılığında kullanılmıştır ve bundan dolayı yukarıdaki ifade, Yahudilerin kendi kitaplarına dayanarak ilzam edilebileceklerine işaret etmektedir. (Bkz. aynı zamanda yukarıda 33. not.)  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
İnananlarla karşılaştıkları zaman “İnandık.” derler, birbirlerinin yanlarına vardıklarında; “Rabbinizin yanında size karşı delil getirsinler diye mi Allah’ın size açıkladığını onlara anlatıp duruyorsunuz? Bunu dahi düşünmüyor musunuz?” derlerdi. 2/14, 3/72-73, 8/20
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Onlar, îman edenlerle buluştuklarında “îman ettik” derler, birbirleriyle baş başa kaldıklarındaysa (akıl hocaları, “îman ettik” diyenlere) “Rabbinizin katında size karşı bir koz olarak kullansınlar diye mi Allah’ın size açtığı şeyi onlara haber veriyorsunuz? Bu kadarını düşünemiyor musunuz?” derler.[¹⁴⁶]
[146] “İman ettik” diyenler saf ve samimi kimi Yahudiler, onları paylayanlarsa haset ve inatçı Yahudi liderleriydi. Birinciler hakikati itiraf etmiş olsalar gerek ki, akıl hocaları mü’minlerin eline koz vermemeleri konusunda onları uyarıyordu. Allah’ın İsrâiloğullarına açtığı sır, hiç kuşkusuz Hz. Muhammed’in risaletiydi (Tekvin, 21:21; Tesniye, 18:15, 18; 33:2). Bu âyet, Medine Yahudilerinin sadece inkârcı değil aynı zamanda ikiyüzlü olduklarını da gösterir. Çünkü 14. âyet aynı davranışı münafıklara nisbet eder. Sûrenin 8-20. âyetlerinde sözü edilen münafıklarla bu âyettekilerin aynı olması da muhtemeldir.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Müminlere rastladıkları zaman onlara "İman ettik" derler (bu arada Tevrat'taki ahır zaman Nebi'sine ait müjdelerden de bahsederler) Topluluklarına dönüp başbaşa kaldıklarında ise (ileri gelenleri onlara) "Allah'ın size açtıklarını (Tevrat'ta yer alan ahır zaman peygamberine ait özellikleri) Rabbinizin katında aleyhinize delil getirsinler diye mi onlara anlatıyorsunuz; bunun (bu davranışınızın) doğru olmadığını hiç düşünmüyor musunuz?" derler. (onları azarlarlar)
Osman Fırat
swap_vert close
İnananlara rastladıkları zaman: "İnandık" derler; birbirleriyle yalnız kaldıkları zaman: "Allâh’ın size(Tevrat ve İncille) açtığını onlara söylüyorsunuz ki, onu Rabbiniz katında sizin aleyhinizde delil olarak mı kullansınlar? Aklınızı kullanmıyor musunuz?" derler.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Onlar, mü'minlere mülâki oldukları zaman, «Biz de imân ettik,» derler. Ve bunların bazıları diğer bazıları ile tenha kalınca da derler ki: «Allah'ın size açtığını o müslümanlara haber verir misiniz, ki onunla Rabbiniz nezdinde size karşı hüccet ikame etsinler. Sizin buna aklınız ermiyor mu?»
Suat Yıldırım
swap_vert close
Onlar iman edenlerle karşılaştıklarında «Biz de iman ettik» derler. Kendi aralarında kaldıklarında ise: «Ne yapıyorsunuz? derler, Rabbinizin huzurunda aleyhinize hüccet edinsinler diye mi tutup Allah'ın size açtığı gerçeği onlara söylüyorsunuz? Hiç aklınızı kullanmıyor musunuz? »
Süleyman Ateş
swap_vert close
İnananlara rastladıkları zaman: "İnandık" derler; birbirleriyle yalnız kaldıkları zaman: "Allah'ın size açtığını onlara söylüyorsunuz ki, onu Rabbiniz katında sizin aleyhinizde delil olarak mı kullansınlar? Aklınızı kullanmıyor musunuz?" derler.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Onlar mü'minlerle yüzyüze geldiklerinde îmân itdik dirler ve birbirleriyle yalnız kaldıklarında: Rabbiniz 'indinde size karşu hüccet itmeleri içün Allâh'ın size bildirdiği şeyleri onlara söyler misiniz? Bundaki hatânızı ta'akkul idüb düşünmez misiniz? dirler.[¹]
[1] Bu âyet-i kerîme Kureyza yahûdîleri hakkında nâzil olmuşdur: Onlar, Hazret-i rasûl 'aleyhisselâmın Benî İsrâîl'in ahvâl-i mâsiyesinden haber virdiği şeylerin ona ba'zı Yehûd tarafından haber virildiğini zan idiyor ve birbirlerine: Ne içün müslümanlara böyle şeyleri söyleyorsunuz? diye 'itâb idiyorlardı. Bu âyet-i kerîme ile onların bu zanları tekzîb buyurulmuşdur.  
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Allah’ın Kitabına inanıp güvenenlerle karşılaşınca “Biz ona güveniriz!” derler. Birbirleriyle baş başa kalınca da şöyle derler: “Allah’ın size gösterdiği şeyi (o Kitabın doğruluğunu) ne diye onlara söylüyorsunuz? Sahibinizin (Rabbinizin) katında size karşı delil getirsinler diye mi? Hiç aklınızı çalıştırmaz mısınız?” [*]
[*] Bunlar Muhammed aleyhisselamın son Nebî olduğunu biliyorlar ama başka bir kimsenin bilmesini istemiyorlardı.  
Şaban Piriş
swap_vert close
İnananlarla karşılaştıkları zaman “inandık” derler, birbirleriyle yalnız kaldıklarında:- Rabbiniz'in yanında size karşı delil getirsinler diye mi, Allah'ın size açıkladığını onlara anlatıp duruyorsunuz? Bunu akıl etmiyor musunuz? derlerdi.
Ümit Şimşek
swap_vert close
İman edenlerle karşılaştıkları zaman, “Biz de inandık” derler. Baş başa kaldıklarında ise, birbirlerine, “Yoksa,” derler, “Rabbiniz katında size karşı delil olarak kullansınlar diye mi Allah'ın size açtıklarını(42) onlara anlatıyorsunuz: Hiç akıl etmiyor musunuz?”
(42) Âhirzaman Peygamberine dair Tevrat’ta verilen haberler.  
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
İnanmış olanlarla karşılaştıklarında, "İnandık!" derler. Baş başa kaldıklarında ise şöyle konuşurlar: "Allah'ın size açtığını, Rabbiniz katında sizinle tartışmada kanıt yapsınlar diye onlara söylüyor musunuz? Aklınızı işletmeyecek misiniz?"
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı ķaçan kim irdiler anlara kim įmān getürdiler eyittiler “įmān getürdük.” daħı ķaçan geçdiler bir niceleri bir niceleri dapa eyittiler; “geleci mi idaresiz anlara, anı kim açdı Tañrı [6b] sizüñ üzere tā ḥüccetleşeler çalabuñuz ķatındadır añlamaz mısız?”
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Daḫı ḳaçan kim uġrasalar īmān getüren kişilere eydürler: biz īmān getür‐dük. Daḫı ḳaçan ḫalvet olsa niceleri nicesiyle eydürler biri birine: Ḫaber mi vi‐resiz anlara fetḥ eylegen nesneyi, Allāhu Ta‘ālā üstüñüze Tevrīdde bildür‐geni, delīl olmaġ‐ıçun anlara Tañrıñuz katında. Uṣlanmaz mısız dirler.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
(Bu münafiqlər) iman gətirənlərlə görüşdükləri zaman: “İman gətirdik”,- deyirlər. Xəlvətdə olduqları vaxtda isə biri digərinə: “Allahın (Tövratda) sizə bildirdiyi şeyi (müsəlmanlara) xəbər verirsiniz ki, Rəbbinizin yanında onları sizə qarşı dəlil gətirsinlər? (Bunu) dərk etmirsinizmi ?” – söyləyirlər.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
And when they fall in with those who believe, they say: We believe. But when they go apart one with another they say: Prate ye to them of that which Allah hath disclosed to you that they may contend with you before your Lord concerning it? Have ye then no sense?
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Behold! when they meet(83) the men of Faith, they say: "We believe": But when they meet each other in private, they say: "Shall you tell them what Allah hath revealed to you, that they may engage you in argument about it before your Lord?"- Do ye not understand (their aim)?
83 The immediate argument applies so the Jews of Mad i nah, but the more general argument applies to the people of Faith and the people without Faith, as we shall see below. If the Muslims of Madinah ever entertained the hope that the Jews in their city would, as a body, welcome Muhammad Mustafa as the Prophet prophesied in their own books, they were mistaken. In Deut. 18:18, they read: "I will raise them up a Prophet from among their brethren, like onto thee," (i.e., like unto Moses); which was interpreted by some of their doctors as referring to Muhammad, and they came into Islam. The Arabs are a kindred branch of the Semitic family, and are correctly described in relation so the Jews as, "their brethren"; and there is no question that there was not another Prophet "like unto Moses" until Muhammad came; in fact the postscript of Deuteronomy, which was written many centuries after Moses, says: "There arose not a prophet since in Israel like unto Moses, whom the Lord Knew face to face." But the Jews as a body were jealous of Muhammad, and played a double part. When the Muslim community began to grow stronger they pretended to be of them, but really tried to keep back any knowledge of their own Scriptures from them, lest they should be beaten by their own arguments. The more general interpretation holds good in all ages, Faith and Unfaith are pitted against each other. Faith has to struggle against power, position, organization, and privilege. When it gains ground, Unfaith comes forward insincerely and claims fellowship. But in its own mind it is jealous of the armoury of science and knowledge which Faith brings into the service of Allah. But Allah knows all, and if the people of Faith will only seek knowledge sincerely wherever they can find it-even as far afield as China , as Muhammad said, they can defeat Unfaith on its own ground. [Even though the directive that Muslims should derive knowledge regardless of its location is so acceptable proposition from the Islamic viewpoint, the tradition to which the author refers here is not authentic. (Eds.) ]  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَاِذَا
ve o zaman ki
لَقُوا
karşı- laştılar
الَّذ۪ينَ
o kimse- lerle ki
اٰمَنُوا
iman ettiler
قَالُٓوا
dediler
اٰمَنَّاۚ
iman ettik
وَاِذَا
ve o zaman ki
خَلَا
baş ba- şa kaldı
بَعْضُهُمْ
bazıları
اِلٰى بَعْضٍ
bazısıyla
قَالُٓوا
dediler
اَتُحَدِّثُونَهُمْ
onlara konuşu- yor musunuz
بِمَا
o şey- leri ki
فَتَحَ
açtı
اللّٰهُ
Allah
عَلَيْكُمْ
size
لِيُحَٓاجُّوكُمْ
size delil getir- meleri için
بِه۪
onu
عِنْدَ
katında
رَبِّكُمْۜ
Rabb- inizin
اَفَلَا تَعْقِلُونَ
hiç akıl erdirmiyor musunuz
(Yahudi münafıklar) İman edenlerle karşılaştıkları zaman, "biz de (sizin gibi Allah'a) iman ettik" derler. Birbirleriyle baş başa kaldıklarında ise, "Rabbiniz katında aleyhinize delil olarak kullanmaları için mi Allah'ın (Tevrât'ta) size açtıklarını onlara haber veriyorsunuz. (Bu kadarına) Akıl erdiremiyor musunuz?" derler.
اِذَا
İsim
اِذَا
O zaman ki, ne zaman ki, o takdirde
لَقِىَ
Fiil-I
ل ق ي
Karşılaştı, kavuştu
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
ءَامَنَ
Fiil-IV
ا م ن
İman etti, inandı, emin kıldı
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
ءَامَنَ
Fiil-IV
ا م ن
İman etti, inandı, emin kıldı
اِذَا
İsim
اِذَا
O zaman ki, ne zaman ki, o takdirde
خَلَا
Fiil-I
خ ل و
Baş başa kaldı, gelip geçti
بَعْض
İsim
ب ع ض
Bazı, bir kısmı
اِلٰى
Edat
اِلٰى
-e kadar, -a kadar, -e, -a
بَعْض
İsim
ب ع ض
Bazı, bir kısmı
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
حَدَّثَ
Fiil-II
ح د ث
Konuştu, anlattı
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
فَتَحَ
Fiil-I
ف ت ح
Açtı
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
حَٓاجَّ
Fiil-III
ح ج ج
Delil getirdi, tartıştı, münakaşa etti
بِه
Zamir
بِه
Onunla, kendisiyle
عِنْدَ
İsim
ع ن د
Katında, yanında, huzurunda, tarafında
رَبّ
İsim
ر ب ب
Rabb (Allah'ın esması, ismidir. Rahmetiyle terbiye eden demektir), efendi
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
عَقَلَ
Fiil-I
ع ق ل
Aklını kullandı, akletti, akıl erdirdi