Bütün bu olanlardan sonra siz, onların size inanmalarını mı bekliyorsunuz?[¹⁴²] Oysa onlardan birçoğu[¹⁴³] Allah’ın kelâmını[¹⁴⁴] işitip ne demek istediğini kavradıkları hâlde, bile bile tahrif ediyorlar.[¹⁴⁵]
[142] Soru edatının peşinden gelen fânın anlama yansıması. 39 - 75. ayetleri arasındaki kıssanın amacı bu âyette ortaya çıkar: Mü’minlere misyonlarının bilincinde olmaları için bir ibret vesikası sunmak.
[143] Ferîkunun “bir bölüm, bir kısım, bir grup” anlamı yanında “birçoğu” anlamı da vardır (Tâc).
[144] Kelâm; “duyum ve gözlem yoluyla insan idraki üzerinde kalıcı bir etki bırakmak” anlamına gelen kelmden türetilir (Bkz: 2:37, not 64). Kelime, Kur’an’da yalnızca “Allah’ın kelâmı” için değil, “O’nun yaratışı, takdiri, hükmü, gazabı, sünneti, gözde ve gönülde iz bırakan en güçlü belgesi” anlamlarında da kullanılır.
[145] Tahrîfin kökü olan harf, bir şeyin parçasını, bir boyutunu ve bir yanını ifade eder. Tahrif, sözlükte “yontmak” anlamına gelir. Arapça’da kalem yontmaya tahrîfu’l-kalem denilir. Istılahta tahrif, hem mesajın zarfı olan sözü değiştirmek, bozmak, eksiltmek ve fazlalaştırmak, hem de mesajın anlamını çarpıtmak anlamına gelir. Âyetin mesajı açık: Ümmet-i Musa’nın kendi vahyine karşı gösterdikleri bu ciddiyetsiz tavrı, Ümmet-i Muhammed de Kur’an’a karşı göstermesinler ve Allah’ın emirleri konusunda titiz olsunlar.