close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Bakara Sûresi 75. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Efetetme’ûne en yu/minû lekum vekad kâne ferîkun minhum yesme’ûne kelâma(A)llâhi śümme yuharrifûnehu min ba’di mâ ‘akalûhu vehum ya’lemûn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Bunların, size inanıvereceklerini mi umuyor, buna mı tamah ediyorsunuz? İçlerinde bir bölük var ki Allah sözünü duyduktan, akılları o sözleri aldıktan sonra da bilebile değiştirirlerdi o sözleri.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
(Ey Müslümanlar!) Siz (hâlâ) onların (Yahudi ve Hristiyanların) size inanacaklarını mı umuyorsunuz? Oysa onlardan bir bölümü, Allah’ın sözünü işittikten, (iyice algılayıp bunların yararına ve doğruluğuna kanaat getirip) akıl erdirdikten sonra (dahi), bile bile onu değiştirip (tahrif ederlerdi).
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Ey peygamber ve müslümanlar! O kendilerine kitap verilenlerin, size inanacaklarını çok mu istersiniz? Aksine bunların birçoğu Allah'ın kelamını dinler ama, onu anladıktan sonra, bile bile çarpıtırlardı.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Şimdi onların, Yahudilerin size güveneceklerini, peygamberiniz Muhammed'in peygamberliğini tasdik edeceklerini ümit edebilir misiniz? Onlardan bir grup Allah'ın kelâmını işitiyor. Sonra da, akılları yattığı halde bile bile ekleyerek, çıkararak, değiştirerek, helâli haram, haramı helâl yaparak, ileri gelenlerinden cezaları kaldırarak ilâhî kelâmı tahrif ediyorlar.
Ahmet Varol
swap_vert close
Siz onların size inanmalarını mı umuyorsunuz! [12] Oysa onların içinde öyle bir topluluk vardı ki, Allah'ın sözünü duyuyor ve onu iyice kavradıktan sonra bile bile değiştiriyorlardı.
12.Yani "Ey mü`minler! Siz İsrailoğullarından olanların (yahudilerin) size inanmalarını mı umuyorsunuz!"  
Ali Bulaç
swap_vert close
Siz (müslümanlar,) onların size inanacaklarını umuyor musunuz? Oysa onlardan bir bölümü, Allah'ın sözünü işitiyor, (iyice algılayıp) akıl erdirdikten sonra, bile bile değiştiriyorlardı.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Ey müminler, Yahûdilerin size inanacaklarını umar mısınız? Halbuki onlardan bir zümre vardı ki, Allah'ın kelâmını (Tevratı) dinlerler ve duyarlardı da, hakkı anladıktan sonra, onu bile bile değiştirirlerdi.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
(Yahudilerin kalpleri böyle olduktan sonra) siz ey Müslümanlar! Onların, size inanmalarını mı umut ediyorsunuz? Hâlbuki onlardan bir fırka, Allah’ın sözünü işitir, onu anladıktan sonra da bile bile o sözü saptırırlardı. (Onlar ikiyüzlü bir yapıdadırlar.)
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Artık onların, size inanacaklarını mı umuyorsunuz? Onlardan bir zümre vardı ki, Allah'ın kelâmını dinlerler ve kavrayıp anladıktan sonra, bile bile onda değişiklik yaparlardı.
Besim Atalay
swap_vert close
İstiyor musunuz onlar size inanalar? Onların bir bölüğü Allahın sözünü işitirler de, anladıktan sonra, onu bile bile bozarlar !
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Şimdi siz (ey mü'minler) onların size inanacaklarını mı umuyorsunuz? Aksine, birçoğu Allah'ın kelamını dinler ama onu anladıktan sonra bilerek çarpıtırlar. 
Bkz. 2/14  
Cemil Said
swap_vert close
Arzu ider misiniz ey mü’minîn ki sizin yerinize yâhudiler îmân itsün. Bunlardan ba’zıları Allâh’ın kelâmına itâ’at idiyorlardı. Lâkin bilâhare anladıkdan sonra bilerek Allâh’ın kelâmını tağyîr itdiler.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Size inanacaklarını umuyor musunuz? Oysa onlardan bir takımı Allah'ın sözünü işitiyor, ona akılları yattıktan sonra, bile bile onu tahrif ediyorlardı.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Şimdi, bunların size inanacaklarını mı umuyorsunuz? Oysa içlerinden birtakımı, Allah’ın kelamını dinler, iyice anladıktan sonra, onu bile bile tahrif ederlerdi.[25]
Bu âyet Yahudilerin, kutsal kitapları Tevrat’ı tahrif ettiklerini açık bir ifade ile ortaya koymaktadır. Bu gerçek, Maurice Bucaille gibi Batılı bazı araştırmacı bilginlerce de kesin olarak ifade edilmiştir. Bizzat Tevrat’ta da bunu doğrulayıcı ifadeler yer almaktadır. (Yeremya, 8/8-9)  
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Şimdi (ey müminler!) onların size inanacaklarını mı umuyorsunuz? Oysa onlardan bir zümre, Allah’ın kelâmını işitirler; sonra o kelâmı iyice anlamış olmalarına rağmen yine de bile bile onu tahrif ederlerdi.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Şimdi (ey müminler!) onların size inanacaklarını mı umuyorsunuz? Oysa ki, onlardan bir zümre, Allah'ın kelâmını işitirler de iyice anladıktan sonra, bile bile onu tahrif ederlerdi.
Edip Yüksel
swap_vert close
Onların size inanacaklarını mı umuyorsunuz? Halbuki onların bir kısmı, ALLAH'ın sözünü işitip kavradıktan sonra, bile bile onu değiştirirlerdi.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Şimdi bunların, size hemen inanacaklarını ümit mi ediyorsunuz? Halbuki bunlardan bir grup vardı ki, Allah'ın kelâmını işitirlerdi de sonra ona akılları yattığı halde bile bile onu tahrif ederlerdi.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Şimdi bunların size iyman edivereceklerini ümit mi ediyorsunuz? Halbuki bunlardan bir firka vardı ki Allahın kelâmını işitirlerdi de akılları aldıktan sonra onu bile bile tahrif ederlerdi
Emrah Demiryent
swap_vert close
(Ey mü’minler,) şimdi bunların (yahûdîlerin) size inanacaklarını mı umuyorsunuz? Oysa içlerinden bir zümre vardır ki Allah’ın kelâmını (Tevrât’ı) dinler, iyice anladıktan sonra da onu bile bile tahrif ederlerdi.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Şimdi onların size inanacaklarını mı umuyorsunuz? Onlardan bir grup, Allah'ın kelamını dinleyip iyice anladıktan sonra, onu bile bile çarpıtırlar.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Artık (ey mü'minler) onların (Yahudilerin) size inanacaklarını umar mısınız? Hâlbuki onlardan (hahamlık eden) bir zümre vardır ki Allah'ın kelâmını (Tevrâtı) dinlerlerdi de akılları aldıkdan sonra onlar bunu bile bile tahrif (ve tağyir) ederlerdi.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
(Ey mü'minler! Onların) size inanacaklarını mı ümîd ediyorsunuz? Hâlbuki gerçekten onlardan bir fırka vardı ki, Allah'ın kelâmını işitirler, sonra onu anlamalarının ardından, kendileri bile bile onu tahrîf eder (değiştirir)lerdi.
İhsan Aktaş
swap_vert close
Şimdi (ey mü’minler!) Onların size inanacaklarını (güveneceklerini) mı umuyorsunuz? Oysa ki onlardan bir zümre, Allah’ın kelamını (Musa’dan) işitirler de iyice anladıktan sonra bile bile onu tahrif ederlerdi.
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
(Sizler ey inananlar) Kalpleri katılaşmış olanların size inanmalarını mı bekliyorsunuz? Onlardan bir gurup Allah’ın sözlerini dinlerler, çok iyi anladıkları halde, bile bile Allah’ın sözlerini bozarlar.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Siz yine de yahudilerin size inanacaklarını umuyor musunuz? Oysaki içlerinden bir takımı Allah’ın sözü olan Tevrat’ı anladıktan sonra onu bile bile bozuyorlardı.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Yahudilerin size iman edeceklerini umuyorsunuz, öyle mi? Halbuki onlardan bir güruh Allah sözü olan Tevrat/ı dinlerler de, me/ali anladıktan sonra bile bile onu tahrif ederlerdi.
İsmail Yakıt
swap_vert close
Şimdi (Ey Müslümanlar!) onların size inanmalarını çok mu arzuluyorsunuz?⁵⁶ Oysa onlardan bir grup [ferîk] vardır ki, Allah’ın sözünü işitir, ne demek istediğini akledip anladıktan sonra da bile bile tahrif ederler.
56 Bu katı kalplilerin torunları olan bu Yahudilerin inanmalarını mı istiyorsunuz? demektir.  
Kadri Çelik
swap_vert close
Size iman edeceklerine mi tamah ediyorsunuz? Oysa onlardan bir takımı Allah'ın sözünü işitiyor, ona akılları yattıktan sonrada, bile bile onu tahrif ediyorlardı.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Şimdi ey Müslümanlar, bu inatçı kâfirlerin durumu ortada iken, hâlâ onların size inanacaklarını mı umuyorsunuz? Hayır, ne yazık ki inanmayacaklar, çünkü içlerinde öyle insanlar var ki, Allah’ın sözlerini dinleyip, onun doğruluğuna iyice kanaat getirdikten sonra, onu bile bile değiştirip çarpıtıyorlar. Öyle ki;
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Onlardan bir fırka Allah’ın kelâmını işitiyorlarken, yine akıllarına yattıktan sonra bildikleri halde tahrif ediyorlarken, sizin için inanacaklarını umuyorsunuz, öyle mi?
Mehmet Çakır
swap_vert close
Resulüm! Allah kelâmını dinledikten, hattâ onun makul olduğunu kabul ettikten sonra, yine de onu, bilerek tahrif eden birkaç Yahudi din adamının, size inanmalarını mı bekliyorsunuz?
Mehmet Çoban
swap_vert close
Şimdi bunların size inanacaklarını mı sanıyorsunuz? Oysa içlerinden bir takımı, Allah’ın sözünü dinler, iyice anladıktan sonra, anladığı çıkarına gelmediği için bilerek tahrif eder.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Onların (kitap ehlinin) size inanacaklarını mı umuyorsunuz! Oysa onlardan bir grup, Allah’ın kelamını duyarlar da iyice anladıktan sonra bilerek onu tahrif ederler(di). [*]
Benzer mesajlar: Nisâ 4:46; Mâide 5:13, 41.  
Mehmet Türk
swap_vert close
(Ey îman edenler!) Siz, o (Yahûdî-lerden) Allah’ın (Tevrât’taki) sözünü işitip ve iyice anladıktan sonra, içlerinden onu bile bile değiştiren güruhun, size inanacaklarını mı umuyorsunuz?
Muhammed Esed
swap_vert close
ŞİMDİ, onların tebliğ ettiğiniz şeye inanacaklarını bekliyor musunuz? ⁶⁰ Aksine, birçoğu Allah’ın kelâmını dinler ama onu anladıktan sonra bile bile çarpıtırlar. ⁶¹
60 Burada Müslümanlara hitap edilmektedir. İslam’ın ilk döneminde özellikle o zamanlar çok sayıda Yahudinin yaşadığı Medine’ye hicretten sonra Müslümanlar, Yahudilerin, tevhidî inançlarından dolayı Kur’an mesajına ilk koşacaklar arasında bulunacaklarını bekliyorlardı. Bu, hayal kırıklığı ile sonuçlanan bir beklenti oldu. Çünkü Yahudiler, kendi dinlerini sadece İsrailoğullarına adanmış bir çeşit ulusal miras olarak kabul ediyorlar ve yeni bir vahyin gereğine -veya olabilirliğine- inanmıyorlardı.61 Karş. Yeremya xxxiii, 26 -“Yaşayan Tanrının sözlerini değiştirdiniz”.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Onların size inanmalarını mı umuyorsunuz? Oysa onlardan bir grup vardır ki Allah’ın kelamını işitirler de düşünüp akıl erdirdikten sonra, bile bile onu tahrif ederler. 27/11, 67/10
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Bütün bu olanlardan sonra siz, onların size inanmalarını mı bekliyorsunuz?[¹⁴²] Oysa onlardan birçoğu[¹⁴³] Allah’ın kelâmını[¹⁴⁴] işitip ne demek istediğini kavradıkları hâlde, bile bile tahrif ediyorlar.[¹⁴⁵]
[142] Soru edatının peşinden gelen fânın anlama yansıması. 39 - 75. ayetleri arasındaki kıssanın amacı bu âyette ortaya çıkar: Mü’minlere misyonlarının bilincinde olmaları için bir ibret vesikası sunmak. [143] Ferîkunun “bir bölüm, bir kısım, bir grup” anlamı yanında “birçoğu” anlamı da vardır (Tâc). [144] Kelâm; “duyum ve gözlem yoluyla insan idraki üzerinde kalıcı bir etki bırakmak” anlamına gelen kelmden türetilir (Bkz: 2:37, not 64). Kelime, Kur’an’da yalnızca “Allah’ın kelâmı” için değil, “O’nun yaratışı, takdiri, hükmü, gazabı, sünneti, gözde ve gönülde iz bırakan en güçlü belgesi” anlamlarında da kullanılır. [145] Tahrîfin kökü olan harf, bir şeyin parçasını, bir boyutunu ve bir yanını ifade eder. Tahrif, sözlükte “yontmak” anlamına gelir. Arapça’da kalem yontmaya tahrîfu’l-kalem denilir. Istılahta tahrif, hem mesajın zarfı olan sözü değiştirmek, bozmak, eksiltmek ve fazlalaştırmak, hem de mesajın anlamını çarpıtmak anlamına gelir. Âyetin mesajı açık: Ümmet-i Musa’nın kendi vahyine karşı gösterdikleri bu ciddiyetsiz tavrı, Ümmet-i Muhammed de Kur’an’a karşı göstermesinler ve Allah’ın emirleri konusunda titiz olsunlar.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Şimdi (Ey iman edenler) onların (böyle kalbleri katılaşmış olanların hak davet karşısında) size inanacaklarını mı umuyorsunuz? Oysa onlardan (atalarından) öyle bir grup (hahamlar) vardı ki, Allah'ın kelamını (Tevrat'ı) işitip bellerlerdi de sonra, bile bile onu tahrif etmekten çekinmezlerdi. (Artık böylelerinden bir hayır umulur mu? Üstelik onlar iki yüzlü de davranırlar)
Osman Fırat
swap_vert close
Şimdi, bunların size inanacaklarını mı umuyorsunuz? Oysa içlerinden birtakımı, Allah’ın kelamını dinler, aklettikten sonra da onu bile bile tahrif ederlerdi.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Artık sizin için onların imân edip inanacaklarını ümit eder misiniz? Onlardan muhakkak bir gürûh vardır ki Allah'ın kelâmını işitirler de O'nu akılları ile anladıktan sonra tağyire kalkışırlar. Halbuki onlar bilirler.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Nasıl olur onların size güvenmelerini beklersiniz ki onlardan bir zümre vardı ki Allah'ın kelamını işitip akılları aldıktan sonra, bile bile onu tahrif eder, değiştirirlerdi.
Süleyman Ateş
swap_vert close
Şimdi (ey mü'minler) siz, bunların size inanmalarını mı umuyorsunuz? Oysa bunlardan bir grup vardı ki, Allah'ın sözünü işitirlerdi de düşünüp akıl erdirdikten sonra, bile bile onu değiştirirlerdi.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Onların (Yahûdîlerin) size îmân itmelerini tama' mı idersiniz? Halbuki onlardan bir cemâ'at Allâh'ın kelâmını işidüb anladıkdan sonra onı, bile bile tahrîf itdiler.[²]
[2] Cenâb-ı Hak burada Benî İsrâîl'in diğer bir nev'i musâvi-i ahvâlini beyâna nakl-i kelâm ile mü'minlere hitâben: Onların size îmân itmelerini ümîd mi idiyorsunuz? Halbuki onlar Allâh'ın kelâmını bizzat işitdikden sonra tahrîf iden bir kavimdir. Size îmân iderler mi sanıyorsunuz? buyuruyor.  
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Şimdi bunların size inanıp güvenmelerini mi bekliyorsunuz? İçlerinden birtakımı, Allah’ın sözünü dinler, akıllarına da yatar, sonra onu başka tarafa çekerler. Bunu, bile bile yaparlar.
Şaban Piriş
swap_vert close
Size inanacaklarını mı umuyorsunuz? Oysa onlardan bir grup vardı ki Allah'ın sözünü işitirlerdi de düşünüp akıl erdirdikten sonra, bile bile onu bozarlardı.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Şimdi siz onların size inanacaklarını mı umuyorsunuz?(41) Oysa onlardan bir topluluk var ki, Allah'ın kelâmını dinler, onu anladıktan sonra bile bile tahrif ederler.
(41) 40’ıncı âyetten bu yana İsrailoğullarına yönelen hitap, burada mü’minlere dönmektedir.  
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Şimdi siz bunların size inanmalarını mı umuyorsunuz? Bunların içlerinden bir fırka vardır ki, Allah'ın kelamını dinliyorlar, sonra onu, akletmelerinin ardından, bilip durdukları halde tahrif ediyorlardı.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı mü’minleri ya'nį ey muḥammed ŧama' mı eylersiz kim inanalar size ol ḥalde kim, oldı bir bölük anlardan, işidürler. Tañrı sözini; andan, döndürürler anı andan śoñra kim anladılar anı anlar bilürleriken.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Umar mısız anlar īmān getürmege sizüñle? Taḥḳīḳ var‐ıdı bir bölükanlardan işidürler‐idi Tañrı Ta‘ālā kelāmını. Andan taġayyür iderlerdi, anıfehm eyledüklerinden ṣoñra, daḫı anlar ḥaḳḳı bilürler‐iken.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
(Ey mö’minlər!) İndi onların (yəhudilərin) sizə inanacaqlarına ümidmi edirsiniz? Halbuki (Musa dövründə) onların içərisində elələri vardır ki, Allahın kəlamını (Tövratı) dinləyib anladıqdan sonra, onu bilə-bilə təhrif edirlər.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Have ye any hope that they will be true to you when a party of them used to listen to the Word of Allah, then used to change it, after they had understood it knowingly?
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Can ye (o ye men of Faith) entertain the hope that they will believe in you?- Seeing that a party of them heard the Word of Allah, and perverted it knowingly after they understood it.
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
اَفَتَطْمَعُونَ
şimdi umuyor musunuz
اَنْ يُؤْمِنُوا
inanmalarını
لَكُمْ
size
وَقَدْ
oysa gerçekten
كَانَ
idi
فَر۪يقٌ
bir zümre
مِنْهُمْ
onlardan
يَسْمَعُونَ
işitirler
كَلَامَ
kelamını
اللّٰهِ
Allah'ın
ثُمَّ
sonra
يُحَرِّفُونَهُ
onu tahrif ederler
مِنْ بَعْدِ
ardından
مَا
o şe- yin ki
عَقَلُوهُ
onu aklettiler
وَهُمْ
kendileri iken
يَعْلَمُونَ
biliyorlar
Şimdi (ey mü'minler!) onların size inanacaklarını mı umuyorsunuz? Oysa onlardan bir zümre vardı ki Allah'ın kelâmını işitirler sonra akıllarını kullan(arak, düşünüp anla)malarının ardından bile bile onu tahrif ed(ip değiştir)irlerdi.
طَمِعَ
Fiil-I
ط م ع
Umdu, ümide kapıldı, arzu etti
اَن
Edat
اَن
Ki, diye, iken, ötürü, -mek, -mak
ءَامَنَ
Fiil-IV
ا م ن
İman etti, inandı, emin kıldı
لَكُمْ
Zamir
لَكُمْ
Sizin için, size
قَد
Edat
قَد
Katiyen, muhakkak, doğrusu, hakikaten, kesin olarak, andolsun
كَانَ
Fiil-I
ك و ن
İdi, oldu
فَرِيق
İsim
ف ر ق
Zümre, kısım, grup, taraf, topluluk
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
سَمِعَ
Fiil-I
س م ع
İşitti, dinledi, duydu
كَلَام
İsim
ك ل م
Kelam, konuşmak
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
ثُمّ
Zarf
ثُمّ
Sonra
حَرَّفَ
Fiil-II
ح ر ف
Tahrif etti
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
بَعْد
İsim
ب ع د
Sonra, ard, öte
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
عَقَلَ
Fiil-I
ع ق ل
Aklını kullandı, akletti, akıl erdirdi
هُمْ
Zamir
هُمْ
Onlar (erkekler için kullanılır)
عَلِمَ
Fiil-I
ع ل م
Bildi