close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Bakara Sûresi 7. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Ḣatema(A)llâhu ‘alâ kulûbihim ve’alâ sem’ihim(s) ve’alâ ebsârihim ġişâve(tun)(s) velehum ‘ażâbun ‘azîm(un)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Allah kalplerini, kulaklarını mühürlemiştir, gözlerinde de perde var, pek büyük azab onlara.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
(Bile bile inkâr, itiraz ve isyan ettiklerinden dolayı) Allah, onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiştir; ve gözlerinin üzerine de perde (çekmiştir). Ve büyük azap onlar içindir.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Allah onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiştir ve gözlerinin üzerinde de gerçekleri görmeye engel bir perde vardır; böylelikle gerçeği görmezler, en büyük azap onlara hazırlanmıştır.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Hür iradeye, özgürce seçme hakkına sahipken, sana ve Kur'ân'a itibar etmemeleri, inkârları sebebiyle, Allah onların kalplerini, kafalarını anlayışsız, kulaklarını duyarsız hale getirir. Gözlerinde de bir perde vardır, basiretleri bağlanmıştır. Büyük bir cezayı hak etmişlerdir.
bk. Kur’ân-ı Kerim, 4/155; 6/110; 61/5.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Allah onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiştir. Gözlerinin üzerinde de bir örtü vardır. İşte onlara büyük bir azap vardır.
Ali Bulaç
swap_vert close
Allah, onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiştir; gözlerinin üzerinde perdeler vardır. Büyük azab onlar içindir.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Allah onların kalblerine, kulaklarına mühür vurmuştur. Gözlerinin üzerinde de bir perde vardır. Onlar için büyük bir azâp vardır. (Hem dünyada, hem ahirette).
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Allah kalplerini ve kulaklarını mühürlemiştir. (İç ve dış duyguları körelmiştir.) Gözleri üzerinde de bir perde vardır. (Kâinattan gelen ayetleri göremiyorlar.) İşte onlara büyük bir azap vardır.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Bu nedenle Allah onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiştir. Onların gözlerine de bir perde çekilmiştir. Onlar için büyük bir azap vardır.
Besim Atalay
swap_vert close
Hak, onların yüreklerin, kulakların damgalamış, gözlerinde perde vardır, ulu azap onlaradır
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Allah (küfürde direnmeleri sebebiyle) onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiş ve gözlerine de (ilahi hakikatleri görmeyi engelleyen) perde çekmiştir. Onlar için (âhirette) büyük bir azap vardır.
Bkz. 4/155, 6/25, 16/108İnkârcılar özgür iradelerine sahipken kendilerini yaratan Allah’a ve onun elçisine inanmayıp, zulme ve fesada devam ettikleri, kendileri dışındakilere düşmanlık besledikleri ve bir daha iman etme ihtimalleri kalmadığı için Allah, onların algılama yeteneklerini duyarsız, hissetme yetilerini işlevsiz ve kavrama kabiliyetlerini fonksiyonsuz hale getirmiş ve basiretlerini bağlamıştır. Aslında kimse onları zorlamamış, onlar kendi özgür iradeleriyle işledikleri ameller neticesinde kendi kendilerine yapmışlardır, Rabbimiz de bu durumu tescillemiştir.  
Cemil Said
swap_vert close
Allâh ânların kalblerini ve kulaklarını ve gözlerini bir perde ile tahtîm itmişdir. ’Azîm bir azâb ânlar içündir.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Allah onların kalblerini ve kulaklarını mühürlemiştir, gözlerinde de perde vardır ve büyük azab onlar içindir.*
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Allah, onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiştir. Gözleri üzerinde de bir perde vardır. Onlar için büyük bir azap vardır.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Allah onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiştir, gözlerinde de kalın bir perde bulunmaktadır ve onlar için büyük bir azap vardır.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Allah onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiştir. Onların gözlerine de bir çeşit perde gerilmiştir ve onlar için (dünya ve ahirette) büyük bir azap vardır.
Edip Yüksel
swap_vert close
ALLAH kalplerini ve kulaklarını mühürler. Gözlerinde perde vardır ve büyük azap onlar içindir.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Allah onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiştir. Gözlerinin üzerinde bir de perde vardır. Ve büyük azab onlaradır.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Allah kalblerini ve kulaklarını mühürlemiş ve gözlerine bir perde inmiştir ve bunların hakkı azîm bir azaptır
Emrah Demiryent
swap_vert close
(İşte bu sebeple) Allah onların kalplerini, kulaklarını (manen) mühürlemiş, (cüz’î irâdeleriyle, kendilerinin tercih etmiş olduğu, sapkınlık üzere bırakarak) gözlerinin üstüne de (manen) bir perde çekmiştir. Onlar için büyük bir azap vardır.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Allah, onların kalplerini¹ ve kulaklarını mühürlemiştir. Onların gözlerinde perde vardır. Onları büyük bir azap beklemektedir.
1-Akletme yetilerini. Kalp; akletmenin, idrak etmenin, düşünmenin organıdır, merkezidir. Bu kalp, kan pompalama organı olan kalp değildir.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Allah onların kalblerine de, kulaklarına da mühür basmışdır. Gözlerinin üzerinde bir de perde var. En büyük azâb onlarındır.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Allah, onların kalblerine ve kulaklarına (küfürlerindeki inadları yüzünden) mühür vurmuştur.(2) Gözlerinin üzerinde ise bir perde bulunur. Ve onlar için (pek) büyük bir azab vardır.
(2)“Kalb ile vicdan, nûr-ı îman sâyesinde hakāik-ı İlâhiyenin tecellîsine mazhar (ilâhî hakīkatlerin göründüğü bir mahal) olmakla, menba‘-ı kemâlât (fazîletler kaynağı), hayatdar ve ziyâdar (canlı ve nûrlu)oldukları hâlde, küfrün ihtiyâr (tercîh) edilmesiyle zulmetli (karanlıklı), ıssız, haşerât-ı muzırra (zararlı haşereler) yuvasına inkılâb ettikleri için mühürlenmiş, kilitlenmiş ki; o korkunç yuvadaki akreblerden ve yılanlardan ictinâb edilmesine (sakınılmasına) işâret edilmiştir.” (İşârâtü’l-İ‘câz, 64)  
İhsan Aktaş
swap_vert close
Allah onların (o kendi özgür iradeleriyle inkâr etmiş olanların iman etmediklerine dair melekler âleminde de tanınmaları için) kalbleri (onların akıl merkezi olan beyinleri) ve (gerçekleri dinlemek istemediklerinden) kulakları üzerine hatm (manevi izler) oluşturmuş, (tebliğ edilen gerçekleri de görmeye çalışmadıklarından) gözleri üzerinde de (sanki) bir çeşit (manevi) perde bulunur. Ve (doğruyu bulmak için akıllarını çalıştırmadıklarından ahirette) onlar için büyük bir azap vardır. *
(*) Ayetteki hatm ve perde, istiare (mecaz) kabul edilir. Çünkü gerçek anlamda almak mümkün değildir: “Allah kimseye gücünün yettiğinden fazlasını yüklemez” (Bakara/286). Bu hatm olayı ile kimsenin beyni ve aklı kilitlenmez. Eğer inkârcıların beyinleri kilitlenmiş, kulakları sağırlaştırılmış, gözlerine hakkı görmeyi engelleyen perde çekilmiş olsaydı, bunlar iman ile sorumlu tutulmazlardı. Ayrıca Hz. Peygamber devrinden bugüne kadar, önceden inkârcı iken iman edip İslam’a giren çok sayıda kimsenin bulunması, kalbin, yani beynin kilitlenmediği, kulakların sağırlaştırılmadığı ve gözlerin perdelenmesinin de gerçekleri görmekten engellenmediği ve bu olayın, sebep değil bir sonuç olduğunu göstermektedir. Gerçek anlamı kast etme ihtimali bulunmayan bir sözü mecaz kabul etmek tüm toplumlarda görülen ve dile derinlik katan bir hadisedir. Ayrıca bu hatm olayı gerçekleşmeden önce de zaten bunlar kendi özgür iradeleriyle hem inkâr edip iman etmemiş hem de ölünceye kadar bu inançsızlığa ısrar etmiş bir kesimdir. (Müşrik liderlerinden Ebu Cehil ve Ebu Lehep gibilerdir.) Bu nedenle bu ve benzeri âyetlerde dikkatimizi çekmesi gereken husus şudur: Allah onların kalplerini manevi bir işaretle damgaladığı için onlar inkâr etmiş değildir; onlar inkâr etmiş oldukları için Allah onların kalplerine manevi bir işaret koymuştur. Yani, onlar evvelce inkâr etmiş, bu inkârlarında bile bile ısrar etmiş, tövbe etmemiş, tövbe için kendilerine tanınan imkânları reddetmiş oldukları için Allah da onları imana zorlamamış, bir bakıma onların isteği üzerine/yani inkârcı olmaya ısrar ettikleri için/ kalplerine ve kulaklarına manevi bir işaret koymuştur. Ayrıca bu damganın/manevi işaretin kalpleri/akıl merkezi olan beyinlerin kilitlemesiyle hiçbir alakası yoktur. Bilakis bununla iman edenlere istiğfarda bulunan melekler tarafından tanınmaları için kalplerinde iman olmadığına dair manevi bir işaret konulmuştur. Çünkü melekler kişinin kalbinde/akıl merkezi olan beyninde iman izini gördüklerinde o mümin kimseye istiğfarda bulunuyorlar, eğer inkâr izini görseler o zaman ona istiğfarda bulunmazlar (الله اعلم) Daha açık bir ifadeyle Kur’an’daki mühür/damga kavramı kalbleri/ akıl merkezi olan beyinleri kilitleme olayı değildir, bunlar manevi bir işaret ve alamet olup gaybı bilmeyen melekler bu manevi damga alametiyle bunların iman ehli olmadıklarını anlıyor ve bu yüzden inananlara dua ve istiğfarda bulundukları gibi bunlara dua ve istiğfarda bulunmazlar. Kur’an’da geçen ( ختم – طبع-اكنة ) hatm, tab’ı ve ekinne gibi kelimeler, kötü alışkanlıklarının izlerini ifade eder. Bu manevi izler, kötü alışkanlığı olan herkeste oluşur. Bu durum, iman etmelerine asla engel değildir. Bu nedenle bu hatm olayı, onların beyinlerinde bulunan durumun ifadesidir. Nasılki süt kutusu üzerinde yazılı bulunan ‘’tam yağlı tsüt’’ ifadesi sadece sütün durumunu bildiriyor ve onu yağlı yapmıyor ise, söz konusu inkârcı kalbler/akıl merkezi olan beyinler üzerindeki hatm veya tab’ı olayı da aynen bunun gibidir, o da o kişinin durumunu bildiriyor, beyni kilitlemiyor. Ayrıca Kur’an’da geçen (قلب ) ‘’Kalb’’kelimesinin Kan pompalayan biyolojik kalple de hiçbir ilgisi yoktur. Zira Arapça da (قلب ) ’’kalb’’ kelimesi aynı zamanda hem beynin, hem de beynin fonksiyonları olan akıl, idrak, anlama, düşünme, karar verme, analiz yapma, duygu ve vicdan gibi anlamlara da gelir. Yani Arapçadaki (قلب) ‘’kalb’’ ile Türkçedeki kalp birbirinden çok farklı olabiliyor. İşte Kur’an’ın her yerinde geçen) ) قلب )‘’Kalb ’’ kelimesi söz konusu ayette bulunan karine, siyak ve sibakına göre bu anlamlardan birini veya bir kaçını ifade eder… Yani Kalb kelimesi bir şeyin özü, en değerli kısmı olarak izah edilmiş ve Kur’ân’da beyin anlamında kullanıldığı ifade edilmiştir (M. Şehrûr 2001: 94, 95) Sonuç: Görmüş olduğunuz gibi Kur’an’daki hiçbir ayette kalp organının düşündüğü çıkartılamaz. Kalple ilgili tüm ayetler detaylıca analiz edildiğinde ayetlerde hiçbir kusur ve hata olmadığı çok rahat anlaşılmaktadır. Kalp kelimesi birçok ayette mecazi anlamda kullanılmışken birçok ayette de akıl merkezi (bugünkü tabiriyle beyin) anlamında kullanılmıştır. Bkz: (Kuran’a Göre Düşünen Organ Kalp Midir?) Ayrıca eğer bu damga veya mühür, akıl ve idraklerini kilitleseydi, Nisa-155. ayetin sonunda (بَلْ طَبَعَ اللّهُ عَلَيْهَا بِكُفْرِهِمْ فَلاَ يُؤْمِنُونَ إِلاَّ قَلِيلاً) ’’Fela yü’minüne illa kalilen’’ Onların ancak pek azı iman eder’’cümlesi gelmezdi, çünkü bu damga veya mühre rağmen yine inananlar vardır. Demek ki kilitlenme söz konusu değildir. Bu damga manevi bir iz olup kalblerinde/beyinlerinde geçen inanç ve düşüncelerinin sadece bir tescilidir. Bkz: الله هنا يريد ان يقول انه ختم على قلوبهم بختم توصيف لحالة قلوبهم وهى ان عليها غشاوه والله هنا لم يضع الغشاوه بل انه يصف الوضع الذى عليه القلب العاصى تماما مثل ما يكتب على علبة الحليب مثلا انه كامل الدسم هل هنا الكتابه على العلبه هى ما حددت محتوى اللبن ام ان محتوى اللبن انه كامل الدسم هو من اجبر الشركه المصنعه ان تكتب هذه العباره التى هى مجرد وصف لمحتوى العلبه ؟ الله هنا يفعل نفس الشئ هو هنا يصف محتوى القلب فقط لا غير ولا يتدخل بأى حال من الأحوال فى اختيار الأنسان لمصيره - والختم هنا معنوى؛ (تفسير الطنطاوي) (ولمعني الختم وجوه ...وعاشرها : ما حكوه عن الحسن البصري - وهو اختيار أبي علي الجبائي والقاضي - أن المراد بذلك علامة وسمة يجعلها في قلب الكفار وسمعهم ، فتستدل الملائكة بذلك على أنهم كفار ، وعلى أنهم لا يؤمنون أبدا ، فلا يبعد أن يكون في قلوب المؤمنين علامة تعرف الملائكة بها كونهم مؤمنين عند الله : (التفسير الكبير أو مفاتيح الغيب » التفسير الكبير المسمى البحر المحيط =(تفسير البيضاوى ) كما قال ( أولئك كتب في قلوبهم الإيمان ) [المجادلة : 22 وقد يعبر بالقلب عن العقل : (قاموس المعاني - معجم المعاني الجامع ) والمراد من القلوب هنا الألباب والعقول ، والعرب تطلق القلب على اللحمة الصنوبرية ، وتطلقه على الإدراك والعقل ، وهو المراد هنا ، ومقره الدماغ لا محالة - وليس الختم على القلوب والأسماع ولا الغشاوة على الأبصار هنا حقيقة كما توهمه بعض المفسرين فيما نقله ابن عطية بل ذلك جار على طريقة المجاز... (التحرير والتنوير) القَلْبُ الفؤاد وقد يعبر به عن العقل قال الفراء في قوله تعالى { لمن كان له قلب } أي عقل -- ﴿ختم الله على قلوبهم﴾ ليس المراد بهذا أن الله قد طبع عليها بطابع الكفر، وقضى به عليها فلا تؤمن أبدًا كما يتصوره البعض، بل المراد أنها بعدم طلبها الهداية ومقاومتها للدعوة إلى معرفة الله والاتصال به تعطلت فيها هذه الرغبة، وفقدت الأسباب التي تدعوها إلى البحث عن حقائق الإسلام ومحاسنه (تفسير الخطيب المكي) الختم المذكور في قوله تعالى: {ختَمَ اللّهُ عَلَى قُلُوبِهمْ } (البقرة، 7) ليس ختما على الحقيقة، وإنما قُصد به المجاز، وهذا من قبيل الاستعارة التمثيليَّة. يقول الزمخشري في تفسير هذه الآية: “فإن قلت: ما معنى الختم على القلوب والأسماع وتغشية الأبصار؟ قلت: لا ختم ولا تغشية ثَمَّ على الحقيقة، وإنما هو من باب المجاز، ويحتمل أن يكون من كلا نوعيه وهما ا لاستعارة والتمثيل (تفسير الزمخشري على الآية.) {خَتَمَ اللَّهُ} ! حفظ ما في قلوبهم ليجازيهم عنه، كأنه مأخوذ من ختم ما يُراد حفظه، الختم: الطبع، ختمت الكتاب. وذلك علامة تعرفهم الملائكة بها من بين المؤمنين، (تفسير العز بن عبد السلام )” وأغلب الإشارات إلى القلب في القرآن الكريم يُقصد بها الدماغ، وليس ما تعارفنا بإطلاقه على المضخة العضلية التي تضخ الدم في أنحاء الجسم، وهي التي أطلقت عليها تسمية القلب لأنها لبّ الجسم (أو العضو الجسم عن الحياة البدن) كما أن الدماغ هو لبّ النفس (أو العضو المسؤول عن نشاط النفس) (ما هو الفؤاد؟ وأين يقع في الجسم؟ ) الخلاصة : (ختم الله علي قلوبهم) أي وضع الله علامة معنوية علي غلاف دماغهم تعرفهم الملائكة بها من بين المؤمنين لان الملائكة يستغفرون للمؤمنين ولا يستغفرون للكافرين . يعني هذالختم المعنوية لتسجيل كفرهم لا لاجل اغلاق عقولهم وادراكهم عن الايمان والهداية (الله اعلم)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Bu sebeple Allah, kalplerini ve kulaklarını mühürlemiş, gözlerine perde çekmiştir. Onlar için büyük bir azap vardır.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Allah onların yüreklerini katılaştırmış, kulaklarını sağır etmiş, gözlerine de perde çekmiştir. Onlar için pek büyük bir azap vardır.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Allah onların kalplerini, kulaklarını mühürlemiş [¹], gözlerinin üstüne bir de perde çekmiştir [²] Onlar için büyük bir azap vardır.
[1] Doğru sözü anlamasın, işitmesin.[2] Yani onlar kendi irade ve kudretleri ile şekaveti kesbetmekle, tabiatlarıyle dalâlete hazırlandıklarından böyle hükmolunmuştur.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Allah onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiştir⁷. Gözlerinin üzerinde de bir perde vardır. Çok büyük bir azap onlar içindir.
7 Kişi, batıl inançlara sarılıp hakikate kulak vermezse zamanla kavrama yeteneğini kaybeder ve kalbi mühürlenme kıvamına gelir. Bunun sonucu Allah da onu mühürler (Ragıp). Dolayısıyla bu bir sünnetullahtır. Kişinin kendi hür iradesiyle tercih ettiği inançların ve işlediği eylemlerin bir sonucudur.  
Kadri Çelik
swap_vert close
Allah onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiştir; gözlerinde perde vardır ve büyük azap da onlar içindir.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Allah, onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiştir. Gözlerinin üzerinde de, hakkı görmelerine engel mânevî bir perde bulunmaktadır. Allah’ın koyduğu yasalar gereğince, bilerek ve isteyerek inkârı tercih ettikleri için, doğuştan sahip oldukları ‘hakîkati keşfetme’ yetenekleri zamanla körelmiş ve işlevini göremez hâle gelmiştir. İşte onlar için, dünyada da, âhirette de büyük bir azap vardır. Kur’an’ın rehberliğinden yüz çeviren toplumlar, dünyada ahlâkî çöküntüler, ruhsal bunalımlar, toplumsal çalkantılar gibi felâketlerle karşılaşacak ve nihâyet âhirette, ebedî azâba mahkûm edilecektir.Ama insanlar Kur’an-ı Kerim karşısında her zaman ya müttaki Müslüman veya açık ve net kâfir durumunda değiller:
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Allah onların kalblerine ve işitmelerine mühür vurdu. Görmelerinde perde vardır. Çok büyük bir azap onlar içindir.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Çünkü Allah, onların kalplerini mühürlemiş kulaklarını tıkamış, gözlerini de perdelemiştir. Onları, çok ağır cezalar bekliyor.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Allah onların gözlerini kulaklarını kalplerini kendi ön yargılarıyla mühürlemiştir. Çünkü imtihan için gönderilen dünya hayatı için Allah söz vermiştir. Gözünüze, kulağınıza, aklınıza, iradenize, kalbinize müdahale edilmeyecek. Zorla inanmanız için baskı yapılmayacak. Her neye karar verirseniz özgür iradenizle karar vereceksiniz denilmiştir. Onlar bu özgürlüğü kullanarak inkârı seçerler. Kısır bilgilerini asıl sayarlar. Görme sınırlarını unutarak her şeyi gördüklerini, duyma sınırlarını unutarak her şeyi duyduklarını zannederler. Bu zanları onların kalplerini karartır. Biz de onları kendi şahitlikleriyle zerre miktarınca da olsa hiçbir şeyi eksik bırakmadan, yaptıkları bütün amelleriyle birlikte kabul ederiz. İnkârlarını, kalplerinde oluşan ön yargıları tasdik ederiz. Onları inkârlarından döndürüp inanmaya zorlamayız. Onları olduğu gibi kabul ederiz. İnkâr edenleri inananlardan saymamız mümkün değildir. Her kim ne ise öyle kabul ederiz. Mevcut durumunu olduğu gibi alırız. Hayat kitabını kimse değiştiremesin diye mühürleriz. İnkâr edenler kalplerindeki karanlığın rehberliğinde her şeye bakarlar ve böyle görmek isterler. Kalplerindeki karanlık gözlerini körleştirir. Kulaklarına sağırlaştırır. Böylece gerçekleri göremezler, işitemezler. Dünyadaki hayatlarını kalplerindeki karanlıkla örterler. Artık onlar için ahiret hayatında büyük bir azap vardır.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
(Bu nedenle) Allah onların kalplerini ve işitme (duyu)larını mühürlemiştir. [*] Gözlerinde de (manevi) perde vardır; onlar için büyük bir azap vardır.
İnkârcıların kalplerinin ve kulaklarının mühürlenmesinin sebebi, inkârlarında ısrarcı olmalarıdır. Yani inkâr “sebep”, mühürlenme ise “sonuç”tur. Benzer mesajlar: Bakara 2:88; Nisâ 4:155; A‘râf 7:100, 101; Tevbe 9:87, 93; Yûnus 10:74; Nahl 16:108; Rûm 30:59; Mü’min 40:35; Câsiye 45:23; Muhammed 47:16; Münâfikûn 63:3.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Çünkü Allah, onların kalplerini ve (gönül) kulaklarını mühürlemiştir ve onların (gönül) gözlerinin¹ üzerinde de perde vardır. En büyük azap ise işte böylelerinedir.
1 Buraya “gönül” parantezinin ilave edilmesi; çok kullanılan (اُذُنٌ ve عَيْنٌ) yerine (سَمْعٌ وَبَصَرٌ) kelimelerinin kullanılmasındandır. Bu bölüm “onların Hakk’ı algılayışları kapalıdır.” şeklinde de anlaşılabilir.  
Muhammed Esed
swap_vert close
Allah onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiştir ve gözlerinin üzerinde de bir perde ⁷ vardır; dehşet verici bir azap beklemektedir onları.
7 Bâtıl inançlara inatla sarılan ve hakikatin sesini dinlemeyi reddeden kişinin zamanla hakikati kavrama yeteneğini kaybedeceği ve “böylece, sonunda kalbinin mühürlenmiş olacağı” (Râğıb) şeklindeki ilahî kanuna bir atıf. Bütün tabiat kanunları Allah tarafından vaz‘edildiğinden -ki bunlara bir bütün olarak sünnetullâh (“Allah’ın kanunu”) adı verilir- bu “mühürleme” Allah’a izafe edilmektedir; oysa bu, insanın hür tercihinin sonucudur, bir “önceden takdir edilme” değildir. Aynı şekilde, bu dünyadaki hayatları sırasında hakikate karşı bilerek kör ve sağır kalmış olanlar için öteki dünyada hazırlanmış olan azap da, onların hür tercihlerinin tabii bir sonucudur; tıpkı öteki dünyadaki mutluluğun, insanın dürüst ve erdemlice davranarak iç aydınlığı ve huzuru elde etmeye yönelmesinin bir sonucu olması gibi... Kur’an’da Allah’ın “mükafat”ına ve “ceza”sına yapılan atıflar bu şekilde anlaşılmalıdır.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
O kâfirler Allah’ın yol gösterici kitabı Kuran’a kalplerini ve kulaklarını kapatmış gözleri ile görmek istememişler ve azabı hak etmişlerdir. 40/35, 16/108, 18/57
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Allah onların kalpleri ve kulakları üzerine mühür vurmuştur, gözleri üzerinde de bir tür[²²] perde vardır; işte onlar muazzam bir azaba müstahaktırlar.[²³]
[22] Belirsiz gelmesi anlama “bir tür” olarak yansır (Bkz: İtkân II, 291). [23] Bu bölümde “kâfir” tipolojisi için sadece iki âyet ayrılırken, “münafık” için tam 13 âyet (8-20) ayrılmıştır.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
(Çünkü) Allah, onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiştir; gözleri üzerinde de bir perde vardır. (Ahirette de) en büyük azap onlarındır. (Kalbin mühürlenmesinden murad; günah üstüne günah işlemekle kalp aynası görünmez hale gelmesi ve basiretin -manevi görme yeteneğinin- yitmesidir.)
Osman Fırat
swap_vert close
Allâh, onların kalblerini ve kulaklarını mühürlemiştir, gözlerine de perde inmiştir. Onlar için büyük bir azâb vardır.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Allah Teâlâ onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiştir, onların gözleri üzerinde de bir perde vardır. Onlar için büyük bir azap da vardır.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Allah onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiştir. Gözlerine de bir perde inmiştir. Bunların hakkı büyük bir azaptır. [61, 5; 6, 110; 4, 155]
Bu mühürleme, batılda ısrar etmelerinin sonucu olarak ilâhî bir cezadır. İnkâra saplananlardan burada maksat, Ebû Cehil, Ebû Leheb gibi imana gelmeyeceklerini Allah’ın bildiği muayyen kâfirlerdir. Bütün kâfirler değildir. Aksi halde dini tebliğ emri, manasız olurdu. Bakara sûresinin ilk beş âyeti müminlerin, müteakip iki âyeti kâfirlerin, gelecek 8. âyetten itibaren on üç âyet ise münafıkların bariz sıfatlarını anlatmaktadır.  
Süleyman Ateş
swap_vert close
Allah, onların kalblerini ve kulaklarını mühürlemiştir, gözlerine de perde inmiştir. Onlar için büyük bir azab vardır.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Allâh onların kalbleri üzerine ve kulaklarına mühür urmuşdur (hakkı kabûl itmez ve işitmezler) ve gözleri üzerine de perde çekilmişdir (doğrı yolı görmezler) onlara en büyük zab vardır. [¹]
[1] Bu iki âyet-i kerîme Ebu Cehil ve Gazâ-yı Bedir maktûlleri gibi küfür üzerine fevt olacaklarını Allâh'ın bildiği inadcı müşrikîn hakkında nâzil olmuşdur.  
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Sanki kalplerini ve kulaklarını Allah mühürlemiş, gözleri de perdelidir [*]. Onların hak ettiği büyük bir azaptır.
[*] Âyette kâfirlerin önyargıları, istiare-i temsiliyye (alegori) denen mecazi anlatımla canlandırmıştır, istiarede benzetme edatı gizlenir ama bu mecaz, gerçek sanıldığı için burada benzetme, tarafımızdan "sanki" sözüyle açığa çıkarılmıştır.  
Şaban Piriş
swap_vert close
Allah, onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiştir. Gözlerinde de perde vardır ve onlar için büyük bir azap vardır.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Allah onların kalplerini de mühürlemiştir, kulaklarını da. Gözleri ise perdelidir.(5) Ve onlara büyük bir azap vardır.
(5) Bu ve benzeri âyetlerde dikkatimizi çekmesi gereken husus şudur: Allah onların kalplerini mühürlediği için onlar inkâr etmiş değildir; onlar inkâr etmiş oldukları için Allah onların kalplerini mühürlemiştir. Yani, onlar evvelce inkâr etmiş, bu inkârlarında bile bile ısrar etmiş, tevbe etmemiş, tevbe için kendilerine tanınan imkânları reddetmiş oldukları için Allah da onları imana zorlamamış, bir bakıma onların isteği üzerine kalplerini ve kulaklarını mühürlemiştir. A’râf Sûresinin 175 ve 176’ncı âyetleriyle ilgili açıklamaya bakınız.  
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Allah onların kalpleri, kulakları üzerine mühür basmıştır. Onların kafa gözleri üstünde de bir perde vardır. Onlar için korkunç bir azap öngörülmüştür.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
mühr urdı Tañrı göñülleri üzere anlaruñ daħı ķulaġı üzere anlaruñ daħı gözleri üzere anlaruñ örtüdür. daħı anlaruñdur 'aźāb ulu.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Allāhu ‘aẓīmü’ş‐şān bunlarıñ ḳalbleri ve ḳulaḳları ve gözleri üzerine mühr ḳoyaraḳperde çekmişdir. Onlar içün ‘aẕāb‐ı ‘aẓīm vardır.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Allah onların ürəyinə və qulağına möhür vurmuşdur. Gözlərində də pərdə vardır. Onları böyük bir əzab gözləyir!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Allah hath sealed their hearing and their hearts, and on their eyes there is a covering. Theirs will be an awful doom.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Allah hath set a seal(31) on their hearts and on their hearing, and on their eyes is a veil; great is the penalty they (incur)(32).
31 All actions are referred to Allah. Therefore when we get the penalty of our deliberate sin, and our senses become impervious to good, the penalty is referred to the justice of Allah (Cf. n.1460, n. 2146, and n. 3577). 32 The penalty here is the opposite of the prosperity referred to in 2:5. As we go down the path of sin, our penalty gathers momentum, just as goodness brings its own capacity for greater goodness.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
خَتَمَ
mühür vurmuştur
اللّٰهُ
Allah
عَلٰى
üzerine
قُلُوبِهِمْ
kalpleri
وَعَلٰى
ve üzerine
سَمْعِهِمْۜ
kulakları
وَعَلٰٓى
ve üzerinde vardır
اَبْصَارِهِمْ
gözlerinin
غِشَاوَةٌۘ
bir perde
وَلَهُمْ
ve onlar için vardır
عَذَابٌ
bir azap
عَظ۪يمٌ۟
büyük
Allah onların (küfürdeki inatları yüzünden) kalplerini ve kulaklarını (hakikate karşı) mühürlemiştir. Onların gözleri üzerinde de (dünya sevgisinden) bir perde vardır. (İşte) Onlar için (âhirette) büyük bir azap vardır.
خَتَمَ
Fiil-I
خ ت م
Mühür vurdu, mühürledi
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
قَلْب
İsim
ق ل ب
Kalp, yürek
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
سَمْع
İsim
س م ع
Kulak, işitme, dinleme
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
بَصَر
İsim
ب ص ر
Göz, basiret
غِشَاوَة
İsim
غ ش و
Perde
لَهُمْ
Zamir
لَهُمْ
Onlar için, onlara, onların
عَذَاب
İsim
ع ذ ب
Azap, ceza
عَظِيم
İsim
ع ظ م
Azîm (Allah'ın ismi, esmasıdır. Anlaşılamayacak kadar azamete ve büyüklüğe sahip olan demektir), çok büyük, azametli, kocaman, muazzam