close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Bakara Sûresi 6. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
İnne-lleżîne keferû sevâun ‘aleyhim eenżertehum em lem tunżirhum lâ yu/minûn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Kafir olanlara gelince: İster korkut onları, ister korkutma, birdir; inanmazlar.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Şüphesiz, (Allah’ın varlığını ve Kur’an’ın haklılığını bile bile, ama işlerine gelmediği için) inkâr edenleri uyarsan da, uyarmasan da, onlar için aynıdır; (onlar asla) iman etmeyeceklerdir. (Çünkü yaratılış ve imtihan şuuru ile kulluk sorumluluğu taşımayan kimselerdir.)
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Unutma ki Allah'tan gelen gerçekleri, örtbas edenleri uyarıp uyarmaman farketmez. Onlar inanmazlar.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah'a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip, senin peygamberliğini, Kur'ân'ı, Allah'a imanın gerektirdiği esasları inkârda ısrar edenleri, kâfirleri, sorumluluk, hesap ve cezayı hatırlatarak uyarmanla uyarmaman fark etmiyor. İman etmeyecekler.
bk. Kur’ân-ı Kerim, 10/96.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Sen kâfirleri uyarsan da, uyarmasan da onlar için birdir; iman etmezler.
6-7. İbnu Cerir`in rivayet ettiğine göre bu iki ayeti kerime Medine yahudileri hakkında inmiştir.  
Ali Bulaç
swap_vert close
Şüphesiz, inkâr edenleri uyarsan da, uyarmasan da, onlar için farketmez; inanmazlar.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Muhakkak ki küfre varanlar, (yani iman nurunu şirk karanlığı ve inad yüzünden örtenleri) azâb ile korkutsan da korkutmasan da onlar için birdir; onlar iman etmezler.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Bu gerçekleri inkâr eden küfrün elebaşlarına gelince, onları uyarsan da uyarmasan da birdir. Onlar inanmayacaklardır.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
İnkâr edenleri uyarsan da uyarmasan da, onlar için aynıdır; iman etmezler.
Besim Atalay
swap_vert close
Kâfir olanları ister kocundur, ister kocundurma, şüphesiz inanmazlar
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
İnkârcılara gelince; onları uyarsan da uyarmasan da onlar için birdir, (inanmamaya kararlı oldukları için) onlar iman etmezler.
Onlar, inanmak gibi bir niyet ve gayrette olmadıkları ve Hakk’ı inkâra şartlandıkları için inanmazlar. Ama “Nasıl olsa inanmayacaklar!” diye tebliğden asla vazgeçemezsin. Senin vazifen sadece tebliğdir. (Ra’d, 13/40; Nahl, 16/82; Şura, 42/48 ayetlerinde gösterildiği gibi)   
Cemil Said
swap_vert close
Kâfirlere ihtârda bulunmak beyhûdedir. Çünki inanmayacaklardır.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Şüphe yok ki, inkar edenleri, başlarına gelecekle uyarsan da uyarmasan da birdir, inanmazlar.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Küfre saplananlara gelince, onları uyarsan da, uyarmasan da, onlar için birdir, inanmazlar.[10]
Burada kastedilen, dünyada kâfir olarak yaşayıp sonunda Ahirete de kâfir olarak intikal edeceği, Allah tarafından bilinen inkârcılardır.  
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
İnkâr edenleri uyarsan da uyarmasan da onlar için birdir, asla iman etmezler.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Gerçek şu ki, kâfir olanları (azap ile) korkutsan da korkutmasan da onlar için birdir; iman etmezler.
Edip Yüksel
swap_vert close
İnkar edenlere gelince, onları uyarsan da uyarmasan da onlar için birdir; onlar inanmazlar.
6-7 Tanrı'yı ve/veya mesajını reddetmek için karar verenler, seçtikleri o yönde yardım görürler. Onlar böyle bir ön karara bağnazca sarıldıkları sürece hiç bir kanıtı ve hidayeti göremezler.  
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Şu muhakkak ki inkâr edenleri uyarsan da, uyarmasan da onlar için birdir. Onlar inanmazlar.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Amma o küfre saplananlar, ha inzar etmişin bunları ha etmemişin onlarca müsavidir, iymana gelmezler
Emrah Demiryent
swap_vert close
(Resûlüm!) Şüphesiz ki, kâfirleri uyarsan da uyarmasan da onlar için birdir. (Zira hidâyete ulaşmak üzere gayret sarf etmedikleri ve ısrarla hakkı inkâr ettikleri için) onlar (asla) îmân etmezler.
Âyet-i kerîmedeki kastedilen kâfirler, dünyada kâfir olarak yaşayıp sonunda âhirete de kâfir olarak intikal edeceği ezelî ve ebedî ilmi ile Allah Teâlâ tarafından bilinen inkârcılardır.  
Erhan Aktaş
swap_vert close
Şu bir gerçektir ki: Gerçeği yalanlayan nankörleri uyarsan da uyarmasan da onlar için birdir; inanmazlar.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Şu muhakkak ki küfr edenleri inzâr etsen de onlarca bir, kendilerini inzâr etmesen de inanmazlar.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Şübhesiz ki inkâr edenler yok mu, onları korkutsan da korkutmasan da kendileri için birdir; îmân etmezler.(1)
(1)“Küfür üzerine ölen bir kâfir, ebedî bir ömür ile yaşayacak olursa, o gayr-ı mütenâhî (sonsuz)ömrünü behemehâl (her hâl ü kârda) küfür ile geçireceği şübhesizdir. Çünki kâfirin cevher-i rûhu bozulmuştur.” (İşârâtü’l-İ‘câz, 74)  
İhsan Aktaş
swap_vert close
(Resulüm!) Şüphesiz o (kendi özgür iradeleriyle) inkâr etmiş olanları (Ebu Cehil ve Ebu Lehep gibileri) uyarsan da uyarmasan da (kibirleri, inatları ve azgınlıkları sebebiyle) onlar için birdir, artık onlar (o hakikati inkâra şartlanmış olanlar) inanmazlar. *
(*) Bu ayet, Ebu Cehil ve Ebu Lehep gibi inkâra şartlanmış olup kendi özgür iradeleriyle inkâr etmiş kimseler hakkındadır. Aşağıdaki Celaleyn tefsirinin metnine bakılabilir. إن الذين كفروا كأبي جهل، وأبي لهب، ونحوهما (تفسير الجلالين  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Hakkı ve gerçek doğruları kabul etmeyenlere gelince! Sen onları uyarsan da, uyarmasan da onlar için fark etmez, Rablerinden gelen gerçeklere asla inanmazlar.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
İşte o kimseler ki Allah’ı tanımazlar, sen onları uyarsan da bir, uyarmasan da. İnanmazlar ki!
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Şurası muhakkak ki kâfir olanları Tanrı azabıyle korkutsan da, korkutmasan da onlar için birdir, onlar inanmazlar.
İsmail Yakıt
swap_vert close
Şu bir gerçek ki, inkâra şartlanmış olanları uyarsan da uyarmasan da fark etmez, onlar inanmazlar.
Kadri Çelik
swap_vert close
Şüphesiz küfre sapanları uyarsan da uyarmasan da birdir; iman etmezler.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Allah’tan gelen bu mesajı örtbas ederek, hakîkati bile bile inkâr edenlere gelince, sen onları uyarsan da uyarmasan da onlar için birdir, inanmazlar. Çünkü kibir, ihtirâs, bencillik, inatçılık gibi psikolojik saplantılar, kendileriyle hakîkat arasında aşılmaz bir engel olmuştur.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
İnkâr etmiş olanlara gelince; onları uyardın mı, yoksa uyarmadın mı, onlara göre eşit düzeydedir; inanmazlar.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Sevgili Resulüm! Sen, gerçekleri göz ardı edenleri, uyarsan da birdir, uyarmasan da, inanmazlar:
Mehmet Çoban
swap_vert close
Allah’tan gelen gerçekleri inkâr ederek doğru yoldan sapanlara gelince, onları uyarsan da uyarmasan da birdir, inanmazlar. Onlar hayata ön yargılarıyla bakar. Onlara verdiğimiz akıl, görme, işitme, düşünme sınırlarında bocalar, verdiğimiz özelliklerin sınırlarında edindikleri bilgilere inanırlar. Bu inançları onların saplantılarından ibarettir. Çünkü sınırlı bilgileriyle öğrendikleri bilgiler hiçbir şeyin gerçeği değildir. Gerçek bilgi Allah’ın katındadır.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Şüphesiz ki kâfir olanları uyarsan da uyarmasan da onlar için birdir, iman etmezler. [*]
Benzer mesaj: Yâsîn 36:6. Burada uyarı görevinin sürdüğü, ancak inkârcıların uyarılardan etkilenmemesi dile getirilmektedir. Uyarının gerekliliği, amacı, uyarıdan kimlerin yararlanacağı vs. ile ilgili mesajlar: Mâide 5:63, 79; En‘âm 6:69; A‘râf 7:164; Hûd 11:116; Yâsîn 36:10; Zâriyât 51:55; Tûr 52:29; Mürselât 77:5-6; A‘lâ 87:9; Ğâşiye 88:21.  
Mehmet Türk
swap_vert close
(Ey Muhammed!) Uyarmanın da uyarmamanın da kendileri için bir farkı olmayan o kâfirler, (sana) asla îman etmeyecekler.¹
1 Bu âyetin tercümesi mecâzen, “Sana asla îman etmeyecek olan o kâfirleri, uyarsan da uyarmasan da hiç fark etmez.” şeklinde de anlaşılabilir. Burada (لَا يُؤْمِنُونَ) ifadesi meallerde genellikle “geniş zaman” formunda “etmezler” ifadesiyle tercüme edilmiştir. Esasen bu ifade “nefy-i istikbal” yani “gelecek zamanın olumsuzu” kipidir. Bu sebeple iman etmeyecekleri sadece Allah tarafından bilinenler için kullanılması en uygunudur. Yoksa imansızların iman etmelerine mani olma gibi bir yoruma sebep olur ki bu da kulun iradesine tahakküm gibi “cebri bir mantığa” sebebiyet verir. En doğrusunu Allah bilir.  
Muhammed Esed
swap_vert close
UNUTMA Kİ hakikati inkara şartlanmış olanlar ⁶ için kendilerini uyarıp uyarmaman fark etmez: onlar inanmazlar.
6 Çok sık karşılaşılan el-kâfirûn (“hakikati inkar edenler”) terimine karşılık, ellezîne keferû ifadesinde geçmiş zaman kipinin kullanılması, bilinçli bir niyetin varlığını gösterir. Bu sebeple, en uygun karşılık olarak, “hakikati inkara şartlanmış olanlar” şeklinde çevrildi. Bu çeviri, birçok müfessir, özellikle de Zemahşerî tarafından (ki bu ayeti yorumlarken, “küfürlerinde bilinçli olarak ısrar edenler” ifadesini kullanır) desteklenmektedir. Kur’an’ın başka bir yerinde bu insanlar, “kalpleri olup da gerçeği kavrayamayan, gözleri olup da göremeyen, kulakları olup da işitemeyen”ler (7:179) olarak anılırlar. -Küfr (“hakikatin inkarı”) ve kâfir (“hakikati inkar eden kimse”) gibi terimlerin bir açıklaması için bkz. Kur’an vahyinde bu kavramın ilk defa kullanıldığı 74:10 ile ilgili 4. not.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Gerçeği örtbas eden kâfirlere gelince; onları uyarsan da uyarmasan da fark etmez, onlar artık inanmazlar. 6/111, 10/96-97, 36/10
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
ŞU bir gerçek ki, küfre şartlanmış o kimseleri uyarsan da uyarmasan da onlar açısından denktir: iman etmiyorlar.[²¹]
[21] Ellezine keferûdaki geçmiş zaman yapısı çeviriye “saplanmış” veya “şartlanmış” olarak yansıtılmıştır. Burada da görüldüğü gibi Kur’an’a göre kâfir, kendisine açık ve net olarak gelen vahyin çağrısını açık ve net olarak inkâr eden kimseye denir. (İçinden inkâr edip dışından kabul etmiş görünene münafık denir.) Bu anlamıyla kâfir “gayr-ı müslim” ile eşanlamlı olarak kullanılamaz. Burada “iman etmiyorlar” denilenlerin başında, bundan yaklaşık 12 yıl önce inmiş olan Kâfirun sûresinde (109) “inanmayacağı” haber verilen kimseler gelir. Zımnen: Asla Allah’a kulluk etmeyeceklerini söylemiştik, nitekim öyle de oldu. Âyetteki dikkat çekici nükte şudur: uyarmanın ya da uyarmamanın her ikisinin de bir oluşu Rasulullah için değil “onlar için”dir. Kime fayda vereceğini sadece Allah bilir. Allah Rasûlü de dahil hiçbir insan bilemez. Dolayısıyla, Allah Rasûlü ve risalet mirasını omuzlayanlara düşen, uyarmayı sürdürmektir (Bkz: 87:9, not 11).  
Orhan Kuntman
swap_vert close
(Ayetlerimizi ve ahireti) İnkar edenlere gelince; onları uyarsan da, uyarmasan da fark etmez, (ne kadar uğraşsan yine de) iman etmezler!
Osman Fırat
swap_vert close
İnkâr edenlere gelince, onları uyarsan da, uyarmasan da, onlar için birdir; iman etmezler.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Muhakkak o kimseler ki kâfir olmuşlardır, onları korkutsan da, korkutmasan da onlar için müsavîdir, onlar imâna gelmezler.
Suat Yıldırım
swap_vert close
İnkâra saplananları ise ister uyar ister uyarma onlar için birdir, imana gelmezler. [10, 96]
Süleyman Ateş
swap_vert close
İnkar edenlere gelince, onları uyarsan da, uyarmasan da, onlar için birdir; inanmazlar.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
(Hakkı inkâr ile) kâfir olanların ('azâb ve 'ikâb ile) korkutsan da korkutmasan da birdir ve müsâvîdir. Îmân itmezler.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Kâfirleri (âyetleri görmezlikten gelenleri) [*] uyarsan da uyarmasan da fark etmez; onlar inanıp güvenmezler.
[*] Küfür, örtme; kâfir, örten demektir (Müfredât). Kur'ân'ın Allah'ın kitabı olduğunu anlayan bir kişi, ondaki âyetlerden birini bile görmek veya duymak istemeyince onun üstünü örtmüş ve kâfir olmuş olur.  
Şaban Piriş
swap_vert close
Kafirlere gelince, onları uyarsan da uyarmasan da birdir, inanmazlar.
Ümit Şimşek
swap_vert close
İnkâr etmiş olanlara gelince, sen onları uyarsan da onlar için birdir, uyarmasan da; onlar inanmazlar.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Şu bir gerçek ki, o küfre batmış olanları sen uyarsan da uyarmasan da onlar için aynıdır; iman etmezler.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
bayıķ anlar kim kāfir oldılar berāberdür anlaruñ üzere ķorķıttuñ mı kim anları [2a] yā ķorķıtmaduñ mı anları inanmazlar
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Taḥḳīḳ ol kimseler ki nūr‐ı īmānı, ẓulmet‐i şirk‐ile ‘inād yüzinden setr eyledi‐ler, [küfr] idenleri bir ‘aẕāb‐ı elīm ile iżāfe eylemişsin eylememişsin berāberdir. Onlar īmān itmezler.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
(Ya Rəsulum!) Həqiqətən, kafirləri əzabla qorxutsan da, qorxutmasan da, onlar üçün birdir, iman gətirməzlər.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
As for the disbelievers, whether thou warn them or thou warn them not it is all one for them; they believe not.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
As to those who reject Faith(30), it is the same to them whether thou warn them or do not warn them; they will not believe.
30 Kafara, kufr, Kafir, and derivative forms of the word, imply a deliberate rejection of Faith as opposed to a mistaken idea of Allah or faith, which is not inconsistent with an earnest desire to see the truth. Where there is such desire, the Grace and Mercy of Allah gives guidance. But that guidance is not efficacious when it is deliberately rejected, and the possibility of rejection follows from the grant of free will. The consequence of the rejection is that the spiritual faculties become dead or impervious to better influences, See also n. 93, n. 3557, and n. 3644.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
اِنَّ
şüp- hesiz
الَّذ۪ينَ
o kim- seler ki
كَفَرُوا
kâfir oldular
سَوَٓاءٌ
eşittir
عَلَيْهِمْ
kendilerine
ءَاَنْذَرْتَهُمْ
onları uyardın mı
اَمْ
yok- sa
لَمْ تُنْذِرْهُمْ
onları uyarmadın mı
لَا يُؤْمِنُونَ
iman etmezler
(Resulüm!) Gerçek şu ki kâfir olanları (âyetlerimizle) uyarsan da uyarmasan da onlar için birdir, iman etmezler.
اِنّ
Edat
اِنّ
Şüphesiz, kesinlikle, muhakkak, elbette, gerçekten, zira, çünkü, doğrusu, daima. Cümledeki bilgiyi pekiştirmek için kullanılır.
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
كَفَرَ
Fiil-I
ك ف ر
Kâfir oldu, inkâr etti, nankör oldu, küfretti, karşılıksız bıraktı
سَوَٓاء
İsim
س و ي
Eşit, dümdüz, orta yol
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
اَنْذَرَ
Fiil-IV
ن ذ ر
Uyardı
اَم
Bağlaç
اَم
Yoksa, yahut, ya da. Kendinden önce gelen kelimeyle bağlanan bir bağlaçtır, böylece ne kendinden önce gelen ne de sonra gelen kelime birbirinden bağımsız düşünülemez.
لَم
Olumsuzluk eki
لَم
-Me, -ma (olumsuzluk eki)
اَنْذَرَ
Fiil-IV
ن ذ ر
Uyardı
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
ءَامَنَ
Fiil-IV
ا م ن
İman etti, inandı, emin kıldı