close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Bakara Sûresi 5. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Ulâ-ike ‘alâ huden min rabbihim(s) ve ulâ-ike humu-lmuflihûn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Onlardır rablerinden doğru yolu bulanlar, onlardır kurtulup muratlarına erenler.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
İşte bunlar, Rablerinden olan (iman, ittika ve istikametle kazanılan) bir hidayet üzeredirler ve kurtuluşa erenler bu kimselerdir.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
İşte Rablerinin gösterdiği cennet yolunda yürüyen ve gerçek mutluluğa erecek kimseler de onlardır.
Ahmet Tekin
swap_vert close
İşte bunlar yaratan, yaşama kabiliyeti, gücü ve varlıklara işleyiş düzeni veren, koruyan, kontrol eden Rablerinin kitap ve peygamberle gösterdiği hidayet yolunda yürüyen, sorumluluklar yüklenen, faaliyet gösteren erlerdir. İşte bunlar kurtuluşa, ebedî nimetlerle mutluluğa erenlerdir.
Ahmet Varol
swap_vert close
İşte onlar Rablerinin göstermiş olduğu hidayet yolu üzerindedirler ve kurtuluşa erecek olanlar da onlardır.
Ali Bulaç
swap_vert close
İşte bunlar, Rablerinden olan bir hidayet üzeredirler ve kurtuluşa erenler bunlardır.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
İşte böyle kimseler, Rablerinden olan hidâyet ve doğru yol üzeredirler; ve bunlar azabdan kurtulup sevaba erenlerdir.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
İşte onlar (3. ayette anlatılanlar) Rablerinden edindikleri doğru bir yol üzeredirler. (Bunlar daha çok Müslüman muttakilerdir) Ve (4. ayette anlatılan) kurtuluşa erenler onlardır. (Bunlar daha çok Kur’ana inanıp da kendi dinlerini yaşayan ehl-i kitaptırlar.)
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
İşte onlar, Rablerinden gelen bir hidayet üzeredirler ve işte onlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridirler.
Besim Atalay
swap_vert close
İşte bunlar, Tanrıları tarafından gösterilen doğru yolda olanlardır, işte bunlar kurtulurlar
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
İşte Allah'a karşı sorumluluk bilinciyle yaşayanlar Rablerinin gösterdiği yolda yürüyenlerdir ve gerçek anlamda kurtuluşa erenler de onlardır.
Cemil Said
swap_vert close
Yalnız ânlara rableri rehber olacakdır. Yalnız ânlar bahtiyâr olacaklardır.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
İşte Rab'lerinin yolunda olanlar ve saadete erişenler bunlardır.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
İşte onlar Rab’lerinden (gelen) bir doğru yol üzeredirler ve kurtuluşa erenler de işte onlardır.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Rableri tarafından gösterilen doğru yol üzerinde olanlar ancak onlardır ve kurtuluşa erenler de yalnızca onlardır.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
İşte onlar, Rablerinden gelen bir hidayet üzeredirler ve kurtuluşa erenler de ancak onlardır. 
 Kur’an sûrelerinden bazılarının başında «el-hurûfu’l-mukattaa» denilen birtakım harfler vardır ve bunlar bulunduğu sûreden bir âyettir. Böyle manası açık olmayan âyetlere «müteşâbih» denir. Müteşâbih olan âyetin gerçek manasını ancak Allah bilir. Bazı âlimler ise onları «tevil» ederler. Buna göre Elif, Lâm, Mîm harflerine şu manalar verilmiştir: a) İşte elinizdeki Kur’an’ın kelimeleri bu harflerden teşekkül etmiştir. Buyurun, siz de benzerini yapın! b) Dikkatleri toplamak için bir edebî sanattır. Zira söze üstü kapalı olarak başlamak sonra onu açmak daha fazla ilgi uyandırır. c) Öğrenmenin harflerle başladığına işarettir. Müttakî, takvâ sahibi demektir. Allah’ın azabından hakkıyla korkan, O’nun buyruklarına karşı gelmekten sakınan, rahmetine güvenip gerektiği gibi kulluk eden kimselere Kur’an’da hep «müttakîler» denmiştir. Gayba iman, İslâm’ın «Âmentü»sünün kısaltılmış ifadesidir. Manası: Allah’a, meleklere, kitaplara, peygamberlere, ahiret gününe, kaza ve kadere, hayır ve şerrin Allah’tan olduğuna inanmaktır. Kur’an’ın pek çok yerinde «Gayba iman eder» veya «ederler» cümlesi gelecektir. Bunların hepsi, iman esaslarının kısaltılmış şeklidir. Bakara sûresinde söze, önce dikkatleri çeken harflerle başlanılmış, hemen arkasından Kur’an’dan söz edilmiştir. Demek ki, şu elinizdeki kitap (Kur’an) kendisinde şek ve şüphe bulunmayan Allah kelâmı ve iyiler için doğru yol rehberidir. Kur’an, bir rehberdir, yol göstericidir. Ancak kime yol gösterir, kime rehberlik eder? İşte âyetlerde bu soruya cevap verilmiş, öncelikle müttakî olup gayba inananlara yol gösterdiği anlatılmıştır. Kur’an gerçekte bütün insanlığa indirilmiştir. Ancak, sadece ona yönelen ve onunla doğru yolu bulmak isteyenlere rehber olacaktır. Burada gayba imandan sonra «Kelime-i Şehâdet, namaz, zekât, oruç ve hac»dan ibaret olan İslâm’ın beş temelinden sadece «namaz ile zekât» zikredilmiştir. Bu iki temelin zikri, örnekleme yoluyla diğerlerine de işarettir. Bu itibarla Kur’an’da «namaz ile zekât» bu âyette olduğu gibi beraber anıldığı vakit, beş temele işaret edilmektedir.  
Edip Yüksel
swap_vert close
İşte, Rableri tarafından yol gösterilenler ve mutluluğa erenler bunlardır.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Bunlar, işte Rabblerinden bir hidayet üzerindedirler ve bunlar işte felaha erenlerdir.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
bunlar işte rablarından bir hidayet üzerindedir ve bunlar işte bunlar o murada eren müflihin
Emrah Demiryent
swap_vert close
İşte onlar, Rablerinden (gelen) bir hidâyet üzeredirler ve onlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Onlar, Rabb'lerinden bir hidayet üzerindedirler. Kurtuluşa erenler onlardır.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
İşte onlar Rablerinden (gelen) Hidâyetin tam üzerindedirler. Asıl muradlarına kavuşanlar da işte onlar.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
İşte onlar, Rablerinden bir hidâyet üzeredirler, kurtuluşa erenler de işte ancak onlardır.(6)
(6)“*اُولٰٓئِكَ هُمُ الْمُفْلِحوُنَ [Kurtuluşa erenler işte ancak onlardır]’da bir sükût var, bir ıtlak(belirsizlik) var. Neye zafer bulacaklarını ta‘yîn etmemiş (belirlememiş). Tâ, herkes istediğini içinde bulabilsin. Sözü az söyler, tâ uzun olsun. Çünki bir kısım muhâtabın maksadı ateşten kurtulmaktır. Bir kısmı yalnız Cenneti düşünür. Bir kısım, saâdet-i ebediyeyi arzu eder. Bir kısım yalnız rızâ-yı İlâhîyi (Allah’ın râzı olmasını) ricâ(ümîd) eder. Bir kısım, rü’yet-i İlâhiyeyi (Allah’ı görmeyi) gāye-i emel bilir (arzu eder). Ve hâkezâ, bunun gibi pek çok yerlerde Kur’ân, sözü mutlak bırakır (sınırlamaz), tâ âmm (umûmî) olsun. Hazf eder (kısaltır), tâ çok ma‘nâları ifâde etsin. Kısa keser, tâ herkesin hissesi bulunsun. İşte اَلْمُفْلِحوُنَ [Felâha erenler] der. Neye felâh bulacaklarını ta‘yîn etmiyor. Güyâ o sükûtla der: ‘Ey Müslümanlar, müjde size! Ey müttakī (günahtan sakınan)! Sen Cehennemden felâh bulursun. Ey sâlih! Sen Cennete felâh bulursun. Ey ârif! Sen rızâ-yı İlâhîye nâil olursun. Ey âşık! Sen rü’yete mazhar olursun.’ Ve hâkezâ.” (Zülfikār, 25. Söz, 26)  
İhsan Aktaş
swap_vert close
İşte onlar (kötülüklerden sakınıp arınmak isteyen o erkek ve kadınlar), Rablerinden gelen bir hidayet üzeredirler ve kurtuluşa erenler de ancak onlardır.
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
İşte onlar Rablerinin belirlediği doğru yol üzerinde olanlar ve kurtuluşa erenler de onlardır.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
İşte bu inananlar çalaplarının doğru yolu üzerinde olanlardır, umduklarına erenler de bunlardır.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
İşte Rab/bileri tarafından doğru bir yolda bulunanlar bunlardır, umduklarına erenler yine bunlardır.
İsmail Yakıt
swap_vert close
İşte onlar Rablerinin gösterdiği doğru yol üzerinde olanlardır ve işte onlar mutluluğa erenlerin tâ kendileridir [muflihûn]⁶.
6 Muflihûn: Felah bulanlar, sıkıntıları atanlar, kurtuluşa erenlerdir. Mutluluğa eren kişide bunların hepsi de vardır.  
Kadri Çelik
swap_vert close
İşte onlardır rablerinden bir hidayet üzere olanlar ve işte onlardır, sadece onlardır felaha erenler.
Mahmut Kısa
swap_vert close
İşte, Rableriningösterdiği dosdoğru yolda yürüyenler onlardır, dünya ve âhirette kurtuluşa erecek olanlar da, yine onlardır.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
İşte onlar rabb’lerinden bir hidâyet / doğru yol üzerindedir. Felaha (Kurtuluşa) Erenler de onlardır.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Sağlamcıların kılavuzu, Tanrı'dır. Kılavuzu Tanrı olanın, sonu selâmettir.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Allah’a karşı gelmekten sakınanlar, kendilerine Rabbinden gelen doğru yol üzerindedirler. Allah inananlara şaşmaz, değişmez, yanılmaz, tamamen yaratılışın gerçeklerine uygun bir yol belirlemiştir. Yasalarıyla yolunu sağlamlaştırmıştır. Her kim Allah’ın yoluna girer, yasalarına harfiyen uyarsa, kurtulur. Kurtulanlar yeryüzünde yaşarken kendilerinden emin olunan (mümin) kimselerdir. Onlar yalan söylemez. Riyakârlık etmez. Dedikodu yapmaz. Bilerek hiçbir varlığa zarar vermez. Çıkarlara göre hareket etmezler. İnsanlar ister inansın ister inanmasın, herkese karşı adil davranırlar. Verdikleri sözleri tutarlar. Türlü bahaneler üreterek verdikleri sözlerden dönmezler. Dostları düşmanları bilirler ki Müminler dürüst, güvenilir insanlardır. Her varlık iman edenlerden kötülük gelmeyeceğine inanır.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
İşte onlar Rableri tarafından doğru yol üzerindedir ve onlar kurtulanların ta kendileridir. [*]
Benzer mesajlar: Enfâl 8:2-4; Neml 27:1-3; Lokmân 31:1-5.  
Mehmet Türk
swap_vert close
İşte onlar, Rab’lerinin gösterdiği hak yol üzerindedirler ve asıl kurtuluşa erenler de onlardır.¹
1 Aynı âyet için Bk. (Lokman: 5)  
Muhammed Esed
swap_vert close
İşte Rablerinin gösterdiği yolda yürüyen kimseler onlardır, mutluluğa erişecek kimseler de onlardır!
Mustafa Çavdar
swap_vert close
İşte bunlar Rablerinin rehberliğinde olanlardır ve işte bunlardır kurtuluşa erecek olanlar. 3/51, 31/5, 36/60-61
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
İşte onlar, Rablerinden gelen kusursuz bir rehberliğe tâbidirler; ve işte onlar, evet onlardır sonsuz mutluluğa erenler.[²⁰]
[20] Âyetin son cümlesini böyle çevirimizin gerekçesi, Zemahşerî’nin zamire dair yorumudur (Benzer bir ibare için bkz: 31:5).  
Orhan Kuntman
swap_vert close
İşte onlardır Rablerinden gelen bir hidayet üzerinde olanlar, işte onlar ancak kurtuluşa erenler!
Osman Fırat
swap_vert close
İşte onlar ki Rab’lerinden (gelen) bir doğru yol üzeredirler ve kurtuluşa erenler de işte onlardır.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
İşte onlar Rabb-i Kerîm'leri tarafından bir hidâyet üzeredirler. Felâh bulanlar da ancak onlardır.
Suat Yıldırım
swap_vert close
İşte bunlardır Rableri tarafından doğru yola ulaştırılanlar. Ve işte bunlardır felâh bulanlar.
Süleyman Ateş
swap_vert close
İşte onlar, Rablerinden bir hidayet üzeredirler ve umduklarına erenler, işte onlardır!
Süleyman Tevfik
swap_vert close
İşte onlar rableri tarafından hidâyet üzerinedirler. Ve yine onlar (azab ve 'ikâbdan) necât bılmuşlardır [³].
[3] Surenin ibtidâsınan buraya kadar olan be âyet-i kerîme mü'minlerin vasfında ve medhinde olub îmân, tâ'ât ve ittikânın fevz ve felâhı bâdî oldığı beyân buyurılıyor.  
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Sahiplerinin (Rablerinin) [*] doğru yolunda olanlar onlardır. Umduklarını bulacak olanlar da onlardır.
[*] Rab kelimesinin en uygun karşılığı "sahip"tir. Evin sahibine rabb'ud- dâr (Müfredât), sermaye sahibine de rabb'ül-mal denir. Yusuf aleyhisselam, kralın gönderdiği köleye şöyle demişti: "Rabbine dön de sor bakalım, ellerini kesen kadınların derdi neymiş? Benim Rabbim onların oyunlannı bilir. " (Yusuf 12/50) Bu âyette rab kelimesinin hem Allah hem de kölenin sahibi olan kral için kullanılması tercihimizin doğru olduğunu gösterir.  
Şaban Piriş
swap_vert close
İşte, Rab'lerinin yolunda olanlar ve kurtuluşa erecek olanlar onlardır.
Ümit Şimşek
swap_vert close
İşte onlar, Rablerinden bir hidayet üzeredirler. Ve onlar kurtuluşa erenlerin tâ kendisidir.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
İşte bunlardır Rablerinden bir hidayet üzere olanlar, işte bunlardır gerçek anlamda kurtuluşu bulanlar.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
şunlar ŧoġru yol üzeredür çalabı’larından daħı şunlar ķurtılmışlardur.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Bunlar işde Rablerinden bir hidāyet üzerindedir. İşte bunlar murāda irmiş olanmüfliḥūndur.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Məhz onlar öz Rəbbi tərəfindən (göstərilmiş) doğru yoldadırlar. Nicat tapanlar (axirət əzabından qurtarıb Cənnətə qovuşanlar) da onlardır.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
These depend on guidance from their Lord. These are the successful.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
They are on (true) guidance, from their Lord, and it is these who will prosper(29).
29 Prosperity must be taken as referring to all the kinds of bounty which we discussed in the note to 2:3 above. The right use of one kind leads to an increase in that and other kinds, and that is prosperity.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
اُو۬لٰٓئِكَ
işte onlar
عَلٰى
üzeredir
هُدًى
bir hidâyet
مِنْ رَبِّهِمْ
Rabblerinden
وَاُو۬لٰٓئِكَ
ve işte onlar
هُمُ
onlar- dır
الْمُفْلِحُونَ
felaha erenler
İşte onlar, Rabblerinden (kendilerine bahşedilen) bir hidâyet üzeredirler ve felaha (kurtuluş ve saadete) erenler de ancak onlardır.
اُولٰٓئِك
İşaret zamiri
اُولٰٓئِك
İşte onlar, işte, böylece
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
هُدَى
İsim
ه د ي
Hidâyet, yol gösterici, hidâyete erme, hidâyet rehberi, hidâyetçi
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
رَبّ
İsim
ر ب ب
Rabb (Allah'ın esması, ismidir. Rahmetiyle terbiye eden demektir), efendi
اُولٰٓئِك
İşaret zamiri
اُولٰٓئِك
İşte onlar, işte, böylece
هُمْ
Zamir
هُمْ
Onlar (erkekler için kullanılır)
مُفْلِحُون
Etken fiil-IV
ف ل ح
Felaha erenler