Ve bir zamanlar yine siz: “Ey Musa, doğrusu biz bir tek çeşit yiyecekle yetinemeyiz, öyleyse Rabbine dua et de bize topraktan yetişen ürünler, sebze, salatalık, sarımsak, mercimek, soğan (gibi ürünler) çıkarsın” demiştiniz. [Musa]: “Daha hayırlı [ve onurlu] olan durumu daha aşağılık olanla mı değiştirmek istiyorsunuz? ⁴⁶ O halde utanç içinde Mısır’a dönün; ⁴⁷ orada istediğiniz şeylere kavuşabilirsiniz!” demişti. Böylece, onlara yoksulluk, düşkünlük damgası vuruldu ve Allah’ın gazabına uğradılar. Bütün bunlar, Allah’ın mesajının gerçekliğini inkar etmedeki ısrarları ve haksız şekilde Peygamberleri öldürmeleri yüzündendir: Bütün bunlar, [Allah’a] isyan etmeleri ve hakkın sınırlarını ihlal etmedeki ısrarlarından dolayıdır. ⁴⁸
46 Yani, “Özgürlüğünüzü, Mısır’daki esaretiniz sırasında yaşadığınız anlamsız rahatlığa değişir miydiniz?”. Sina çölünde dolaşıp durdukları sıralarda pek çok Yahudi, Tevrat’ta açıkça ifade edildiği üzere (Sayılar, xi), Mısır’daki hayatlarının nisbî güvenliğini özlemle anıyorlardı. Ve zaten yukarıdaki Kur’an pasajının bir sonraki cümlesinde Hz. Musa’nın ona îmada bulunmasından da bu anlaşılmaktadır.47 Habeta fiili, lafzî olarak, “yokuş aşağı indi” anlamına gelir; keza mecazî olarak, onurunu yitirmek ve düşkün, sefil hale gelmek anlamında kullanılır. (Karş Lane VIII, 2876.) Hz. Musa’nın bu acı hitabı lafzî anlamda alınamayacağından, fiilin sözünü ettiğimiz her iki anlamı bu bağlamda birleştirilerek “utanç içinde Mısır’a dönün” diye çevrilebilir.48 Bu pasaj, açıkça, Yahudi tarihinin daha sonraki dönemine atıfta bulunuyor. Gerçekten de, Yahudilerin bazı peygamberlerini öldürdükleri, hem Peygamber Yahya (Vaftizci Yahya) kıssasında, hem de İncil’de kaydedildiğine göre, Hz. İsa’nın yönelttiği şu daha genel ithamda açıkça görülmektedir: “Ey Kudüs! Sen, sana gönderilen peygamberleri öldüren, onları taşlayan Kudüs!” (Matta xxiii, 37.) Keza, her ikisi de Hz. Zekeriya’nın öldürülüşüne atıfta bulunan Matta (xxiii, 34-35) ve Luka (xi, 51) İncilleri’ne ve Selaniklilere Mektup I’e (ii, 15) bakınız. Bu bağlamda, zulüm işlemeye devam etmeleri veya zulmü ısrarla tekrarlamaları, kânû yardımcı fiilinin kullanılışından anlaşılmaktadır.