close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Bakara Sûresi 58. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Ve-iż kulne-dḣulû hâżihi-lkaryete fekulû minhâ hayśu şi/tum raġaden vedḣulu-lbâbe succeden vekûlû hittatun naġfir lekum ḣatâyâkum(c) vesenezîdu-lmuhsinîn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Bir vakit şu şehre girin, nimetlerinden, nerede dilerseniz orada bolbol yiyin, kapısından secde ederek girin, burası yurttur deyin, yarlıganma dileyin de suçlarınızı örtelim; iyilikte bulunanların sevabını daha da arttıracağız demiştik.
Bahsedilen şehir Kudüs'tür demiştir.  
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
(Ve hatırlayın,) Bir zaman size: "Şu şehre (Kudüs’e ve bereketli Filistin ülkesine) girin ve orada istediğiniz yerde (yerleşip ziraat, hayvancılık ve ticaretle kazandıklarınızı) bol bol yiyin, (buna karşılık) sadece; secde ederek (hürmetle) kapısından girerken: (Rabbimizden) ‘Dileğimiz bağışlanmadır’ deyin, (ki Biz de) hatalarınızı bağışlayalım; üstelik iyilik yapanların (ecirlerini daha da) arttıracağız" demiştik.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Ve yine hatırlayın o günleri, biz şöyle demiştik: “Girin şu beldeye, yiyeceklerinden dilediğiniz kadar bol bol yiyin, fakat kapısından saygı göstererek, boyun eğerek girin ve günahlarımızın yükünü üzerimizden kaldır deyin ki, günahlarınızı bağışlayalım ve iyilik yapanlara daha fazlasını verelim” demiştik.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Hani biz: "Bu şehre girip yerleşin. Buradaki nimetlerden Allah'ın sünnetine, düzeninin yasalarına uygun iradesinin tecellisi içinde tercihinizi isabetli kullanarak dilediğiniz şekilde bol bol yeyin. Kapılardan, şehrin giriş noktalarından birlikte, saygıyla secde ederek girin, girerken, kelime-i tevhidi ikrar edin, doğruları söyleyin, ya Rabbi, bizi affet deyin ki, sizin hatalarınızı affedelim. İyiliği, iyi niyetleri, dinin, ahlâkın ve kamu vicdanının emirlerini, devamlı davranışlarına, ilişkilerine, görevlerine, hayatlarına yansıtan, samimiyetle ibadet eden, aktif olarak iyiliğe, iyi uygulamaya, iyileştirmeye örnek olan, işlerinde mükemmellik, dürüstlük ve başarı için dikkat harcayan, hayırlı icraatlar, kalıcı hizmetler yapan müslüman kullarımıza nimetlerimizi daha da artıracağız." demiştik.
bk. Kur’ân-ı Kerim, 4/154; 7/161.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Hani, "Şu kasabaya girin, orada istediğiniz yerden bolca yiyin. Kapıdan secde ederek girin ve 'bizi bağışla' deyin ki, biz de sizin yanlışlıklarınızı bağışlayalım. İyilere olan lütuflarımızı ise artıracağız" demiştik.
Ali Bulaç
swap_vert close
Ve hatırlayın, demiştik ki: 'Şu şehre girin, orada istediğiniz yerde bol bol yiyin, yalnızca secde ederek kapısından girerken 'dileğimiz bağışlanmadır' deyin; (biz de) hatalarınızı bağışlayalım; iyilik yapanların (ecirlerini) arttıracağız.'
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Bir vakit de (Tîh sahrasından çıktıktan sonra): “- Şu Kudüs şehrine girin de nimetlerinden dilediğinizi, bol bol yeyin; kapısından secde ederek girin ve “Hıtta” deyin (günahınızdan istiğfar edin) ki, günahlarınızı afvedelim. Biz, ihsan (iyilik ve itâat) edenlere, sevabı daha artıracağız.” demiştik.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Yine bir vakit: “Bu şehre girin, istediğiniz yerden rahatça yiyin, kapıdan secde etmek üzere girin, günahlarınızın affı için ricada bulunun, Biz hatalarınızı affederiz. Ve iyilikte bulunanların iyiliğini arttırırız” dedik.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
İsrâiloğulları'na, “bu kente giriniz, orada bulunanlardan bol bol yiyiniz; kapısından boyun eğerek giriniz; ‘Hıtta/hatalıyız' deyiniz ki hatalarınızı bağışlayalım. Çünkü biz, iyi davrananlara fazlasıyla vereceğiz” demiştik.[21]
[21] Hıtta kelimesinin geniş açıklaması için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, I, 476.  
Besim Atalay
swap_vert close
Hani, biz de onlara: «Şu kente giresiniz, dilediğiniz şeylerden bol bol dahi yiyesiniz, kapıdan da, secde ile giresiniz; «Dileğimiz bağışlanmak» deyiniz; günahlarınızı bağışlarız sizlerin, iyileri ödülleriz» dediğimizde
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Ve yine hatırlayın o günleri (Sina çölünü geçtikten sonra), “Bu beldeye (Kudüs ya da Eriha'ya) girin ve yiyeceklerinden dilediğiniz kadar bolca yiyin. Kapıdan tevazu içinde (şükür) secdesi ederek girin ve “Hıtta!” (Günahlarımızın yükünü üzerimizden kaldır!) diye dua edin ki günahlarınızı bağışlayalım. Çünkü iyilik yapanlara sınırsız mükâfat vereceğiz.” diye vaadimiz vardır. 
Bkz. 28/5  
Cemil Said
swap_vert close
Biz (Ehl-i İsrail’e) didik ki: "Bu şehre giriniz, orada bulunan emvâlden arzunuz vechile istifâde idiniz, lâkin şehre girer iken secde idiniz ’Merhamet Ya Rabbi’ diyiniz. Allâh sizin hatâlarınızı afv ider, şübhesiz biz ’âdillere lutuf ideriz."
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
"Şu şehre girin, orada dilediğiniz gibi, bol bol yiyin, secde ederek kapısından girin, "bağışla!" deyin, Biz de yanılmalarınızı bağışlarız, iyilere daha da artırırız" demiştik.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Hani, “Şu memlekete[18] girin. Orada dilediğiniz gibi, bol bol yiyin. Kapısından eğilerek tevazu ile girin ve “hıtta!” (Ya Rabbi, bizi affet) deyin ki, biz de sizin hatalarınızı bağışlayalım. İyilik edenlere ise daha da fazlasını vereceğiz” demiştik.
Adı geçen memleketin Kudüs veya Erîha olduğu rivayet edilmiştir.  
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Demiştik ki: “Şu şehre girin, orada bulunanlardan dilediğiniz şekilde bol bol yiyip için, kapıdan eğilerek girin ve af dileyin ki hatalarınızı bağışlayalım. Biz iyi davrananlara fazlasıyla vereceğiz.”
Diyanet Vakfı
swap_vert close
(İsrailoğullarına:) Bu kasabaya girin, orada bulunanlardan dilediğiniz şekilde bol bol yeyin, kapısından eğilerek girin, (girerken) «Hıtta!» (Yâ Rabbi bizi affet) deyin ki, sizin hatalarınızı bağışlayalım; zira biz, iyi davrananlara (karşılığını) fazlasıyla vereceğiz, demiştik.
 Âyette geçen kasabadan maksat Kudüs veya Erîha’dır. «Muhsin» kelimesi ise, «ihsan» mastarından ism-i fâildir. Yaptığı işi en iyi biçimde ve noksansız yapanların vasfıdır. Kur’an’ın pek çok âyetinde muhsinler övülmüştür. Meşhur Cibril hadisinde ise ihsan, Allah’ı görürcesine kulluk etmek diye açıklanmıştır.  
Edip Yüksel
swap_vert close
"Bu şehre girin. Orada dilediğiniz yerden bol bol yiyin. Kapıdan alçak gönüllü olarak girin ve dostça konuşun ki hatalarınızı bağışlayalım. Güzel davrananlara daha fazlasını veririz," demiştik.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Hani bir zamanlar "Şu şehre girin de onun nimetlerinden dilediğiniz şekilde bol bol yiyin ve kapıdan secde ederek girin ve "hıtta" (bizi bağışla!) deyin ki, size, hatalarınızı mağfiret ediverelim, iyilik yapanlara nimetlerimizi daha da arttıracağız" dedik.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Ve bir vakit «şu şehre girin de ni'metlerinden dilediğiniz veçhile bol bol yeyin ve secdeler ederek kapıya girin ve «hıtta» deyin ki size hatı'elerinizi mağfiret ediverelim, muhsinlere ise daha artıracağız» dedik
Emrah Demiryent
swap_vert close
Hani, “Şu memlekete girin, orada dilediğiniz gibi, bol bol yiyin. (Şükür secdesi yaparak) kapısından tevazu ile girin ve ‘hıtta!’ (Yâ Rabbi bizi affet), deyin ki biz de sizin hatalarınızı bağışlayalım. İyilik edenlere ise daha da fazlasını vereceğiz!” buyurmuştuk.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Hani: “Şu şehre girin, orada dilediğinizden bol bol yiyin. O kapıdan secde¹ ederek girin. Ve bizi bağışla deyin ki Biz de hatalarınızı bağışlayalım. İyilik yapanlara daha fazlasını vereceğiz.” demiştik.
1- Onların yasa ve kurallarını kabullenerek.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Hani: («Tîh» den çıkdıkdan sonra) şu kasabaya girib dilediğiniz yerde istediğinizi bol bol yeyin, kapısından secde ederek (eğilerek, saygı göstererek) girin ve (dileğimiz) hıtta (dır, günahlarımızın dökülüp düşmesidir) deyin, (tevbe edin de o sayede) kusurlarınızı örtelim, iyilik (ve itaat) edenler (in ecrin) i ise daha artıracağız» demişdik.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Yine bir zaman (size) şöyle demiştik: “Şu şehre (Kudüs'e) girin de ondan dilediğiniz yerde bol bol yiyin; (ama) kapıdan secde eden kimseler olarak girin ve 'حِطَّةٌ (Yâ Rab! Bizi affet!)' deyin ki, size hatâlarınızı bağışlayalım!” Çünki (biz,) iyilik edenle re (mükâfâtla rı nı daha da)artıracağız.
İhsan Aktaş
swap_vert close
Ve bir zaman (İsrailoğullarına) şu kasabaya girin, ondan (nimetlerden ve rızıklardan) dilediğiniz şekilde bol bol yiyin. Kapısından eğilerek (emrimize uygun tevazu göstererek) girin ve ’’Hittatun’’(ya Rabbi hatalarımızı bağışla) deyin ki, sizin hatalarınızı bağışlayayım: zira biz, iyi davrananlara (karşılığını) fazlasıyla vereceğiz, demiştik. *
(*) Ayette geçen kasabadan maksat Kudüs veya Eriha’dır.  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
(Hatırlayın) Size şu kasabaya girin, dilediğiniz yiyeceklerden bol bol yiyin, kapısından içeri secde ederek (kibirlenmeden) girin ve “Bizi bağışla” deyin ki, bizde sizin kusurlarınızı bağışlayalım” demiştik. Güzel davrananların iyiliklerini elbette ki artıracağız.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
O gün buyurmuştuk: « Şu kente girin de dilediğiniz yerden dilediğiniz kadar yiyin, kapısından girerken de secde edin. Hem « bağışla bizi» deyin ki Biz de sizin yanıltılarınızı bağışlıyalım. İyilik işleyenlerin karşılığını artıracağız.»
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Hani bu kasabaya girin, dilediğiniz yerde onun yiyeceklerinden bol bol yiyin. Kapısından secde [¹] ederek girin, «hıtta» [²] deyin ki biz de suçlarınızı yarlıgayalım, iyilik edenlerin ecirlerini de artıracağız, demiştik. [³]
[1] Beyt-i Mukaddes'in veya ibadet çadırının kapısından rükû ederek, yahut tevazu ile eğilerek.[2] Tövbe ve istiğfar ediniz, günahımızı yarlığa deyiniz. Dileğimiz günahlarımızın yarlıganmasıdır, deyin.[3] Emrettiğimizi işlerseniz günahlarınızı yarlıgar, fazla olarak ecrinizi arttırırım.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Hani onlara: “Şu beldeye giriniz, dilediğiniz kadar bol bol yiyiniz. Kapısından secde ederek geçiniz ve ‘günah yükünü sırtımızdan indir [hıtta]’ deyiniz ki, Biz de sizin hatalarınızı bağışlayalım. Biz elbette iyi ve güzel davrananlara [muhsin] fazlasıyla karşılık vereceğiz” demiştik.⁴⁸
48 Krş. A’râf, 7/161  
Kadri Çelik
swap_vert close
Hani, “Şu kasabaya girin, orada dilediğiniz gibi bol bol yiyin, kapısından secde ederek girin, “Günahlarımızı bağışla” deyin ki böylece biz de hatalarınızı bağışlayalım, (şüphesiz biz) ihsan sahiplerine daha da artırırız” demiştik.
(Bazı rivayetlere göre burada sözü edilen ülke “Kudüs”tür. Yüce Allah Yahudilere Mısır’dan çıktıktan sonra oraya girmelerini ve kasabadaki zalim topluluğu dışarı çıkarmalarını emretmişti. Fakat Yahudiler yüce Allah’ın bu emrine uymamış, bunun üzerine de yüce Allah Yahudileri kırk yıl boyunca çölde perişan bir halde dolaşmaya mahkûm etmişti.)  
Mahmut Kısa
swap_vert close
Hani bir zamanlar İsrail Oğulları’na demiştik ki:“Halkı zâlim olan şu şehre girip orayı fethedin ve orada bulunan nîmetlerden dilediğiniz gibi, serbestçe yiyin için fakat şehri ele geçirdiğiniz zaman, kapısından kibir ve çalımla değil, “Hıtta!” yani, “Bağışla bizi, ey Rabb’imiz!” diyerek alçakgönüllülükle, saygıyla eğilerek girin ve insanlara karşı affedici, bağışlayıcı olun ki, biz de sizin günahlarınızı bağışlayalım. Unutmayın, doğru ve yararlı davranış gösterenleri, hak ettiklerinden çok daha fazlasıyla ödüllendireceğiz.”
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Hani, dedik ki: “Şu Şehir’e girin, bolca, oradan dilediğiniz şekilde yiyin! Kapı’dan secdeler ederek girin! ‘Hıtta / Affet / Bağışla!’ deyin; hatalarınızı bağışlayalım! Muhsinler’e / İyilik-Güzellik Edenler’e artıracağız”.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Bir gün onlara: " şu şehre / Kudüs'e gidin, orada istediğiniz gibi bol bol yiyip içip yaşayın, Ancak, şehrin kapısından girerken saygılı olun ve: 'hıtta / bağışla ya Rab!' deyin ki biz de sizi bağışlayalım, nitekim davranışları güzel olanlara fazlasıyla veririz" demiştik.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Sonra dağlarda yaşamaktan bıktınız. Bunun üzerine; "Şu memlekete girin! Orada dilediğiniz gibi, bol bol yiyin! Şehrin yöneticilerine saygı duyarak, tevazu göstererek, şehrin kapısından girin! İşlediğiniz hatalardan dolayı; “Ya Rabbi nankörlüğümüzden dolayı, yaptığımız hatalardan bizi affet!” deyin ki biz de sizin hatalarınızı bağışlayalım! Biz iyilik edenlere daha da fazlasını vereceğiz!" demiştik.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Hani (İsrailoğulları’na) şöyle demiştik: “Şu şehre girip (yerleşin); onun (nimetlerinden) dilediğiniz gibi bolca yiyip (yararlanın)! [*] Kapıdan eğilerek (saygıyla) girin ve “[Hıttah]! (Bizi bağışla!)” [*] deyin ki sizin için hatalarınızı bağışlayalım. Güzel davrananların (ödülünü) ileride daha da artıracağız.”
Burada geçen [el-karyeh] kelimesi öncelikle “köy, kasaba” anlamına gelse de burada kastedilenin Filistin toprakları, Beyt-i Makdis olduğu ifade edilmektedir. Bazıları burasının Eriha veya İlya olduğu kanaatindedir. Bu nedenle biz de söz konusu kelimeye “şehir” anlamını vermeyi tercih ettik. ,Yüce Allah İsrailoğulları’na hitap ederek şehre kapısından boyun eğerek girmelerini, bu sırada [hıttah] yani “af diliyoruz”, “hatalarımızı bağışla” demelerini emrettiğini ifade etmektedir. Kapıdan secde ederek girmeleri, azgın, vurdumduymaz ve şımarık bir şekilde değil de mütevazı, alçak gönüllülükle, saygılı ve edepli bir edayla girmeleri anlamına gelmektedir.  
Mehmet Türk
swap_vert close
(Ey İsrâil oğulları!) Bir zamanlar da size: “Şu şehre¹ girin ve oranın (yiyeceklerinden) istediğinizi dilediğiniz gibi yiyin, kapıdan da secde ederek girin² ve ‘günâhlarımızı bağışla!’ deyin ki (Biz de) sizin günâhlarınızı affedelim. Unutmayın ki Biz, iyilik edenlere nîmetlerimizi daha da artıracağız.” dedik.³
1 Tefsirlerde bu şehrin: “Beyt’ül Makdis, Eriha, Şam, Remle, Ürdün ve Filistin” olduğu rivâyetleri vardır. Konu ile ilgili olarak Bk. (A’raf: 161)2 Bu ifâde: “Şehre barbar ve acımasız despotlar gibi değil, Muhammed (a.s)’ın Mekke’nin fethinde yaptığı gibi Allah’tan korkarak, boyun eğip alçak gönüllü bir şekilde girin.” şeklinde de anlaşılabilir. 3 Bk. (A’raf: 161, Nisâ: 154)  
Muhammed Esed
swap_vert close
Ve yine [hatırlayın o günleri,] Biz, “Bu beldeye ⁴² girin ve yiyeceklerinden dilediğiniz kadar bol bol yiyin; fakat kapıdan (tevazu içinde,) boyun eğerek girin ve ‘Günahlarımızın yükünü üzerimizden kaldır!’ ⁴³ deyin ki günahlarınızı bağışlayayım ve iyilik yapanlara sınırsız mükafat vereyim” demiştik.
42 Karye kelimesi, öncelikle “köy” veya “kasaba” demektir. Ama “belde” anlamında da kullanılır. Burada açıkça Filistin’e işaret edilmektedir.43 Hitta kelimesinin bu karşılığı, Hz. Peygamber’in birçok Ashâbı’nın bu konuda söylediklerini esas alan Lugat alimlerinin çoğunluğu (karş. Lane II, 592) tarafından kaydedilmiştir (bu konudaki nakiller için bkz. İbni Kesîr’in bu ayet ile ilgili yorumu). Böylece İsrailoğulları’na, vaad edilen toprakları mütevazî bir ruhla sahiplenmeleri (lafzen, “kapısından secde ederek girin”) ve bunu kendileri için bir “hak” olarak telakki etmemeleri tenbih edilmiştir.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Hani demiştik ki “Şu kasabaya girin, dilediğiniz yerden istediğinizi bol bol yiyin. Kapısından alçak gönüllü olarak girin ve “Bağışla” deyin ki bizde sizin hatalarınızı bağışlayalım. Güzel davrananların mükâfatını da artırırız.” 7/161-162
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Bir zaman da demiştik ki: Girin şu şehre, istediklerinizden bol bol yiyin! Ama (şehre ait) kapıdan tevazu içerisinde iki büklüm girin ve “Bizi affet!”[¹¹¹] deyin! Böylece biz de sizin hatalarınızı affedelim. Sonuçta, iyilikle muamele edenlerin[¹¹²] ecrine ecir katacağız.
[111] Hıtta, “Günahlarımızın yükünü omuzlarımızdan indir!” anlamına gelir (Râğıb). Veya “Bizim için af ve mağfiret indir” anlamında bir istiğfardır (Zemahşerî). [112] Muhsinîn: “İyilikle muamele eden, güzel davranış sergileyen” anlamlarına gelir. Bir rivayete göre Allah Rasûlü ihsanı, “Allah’ı görür gibi kulluk etmek” olarak tanımlamıştır.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
(Mısır’dan kurtulduktan sonra atalarınıza) "Şu kasabaya girin; dilediğiniz, yerde canınızın çektiği herşeyden bol bol yeyin, ancak; kapısından secde ederek (saygı göstererek) girin ve girerken "Hıtta" (Ey Rabbimiz bizi bağışla) deyin ki, sizin kusurlarınızı bağışlayalım; biz itaat edenlerin mükafatını artıracağız" dedik.
Osman Fırat
swap_vert close
Demiştik ki: "Şu kente girin, oradan dilediğiniz yerde bol bol yeyin; secde ederek kapıdan girin ve "hitta (ya Rabbi, bizi affet)" deyin ki, biz de sizin hatâlarınızı bağışlayalım, güzel davrananlara daha fazlasını da veririz.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Ve hani demiştik ki: «Şu kasabaya girin, ondan dilediğiniz yerde bol bol yiyiniz. Kapısından secde ederek giriniz ve 'hıtta' deyiniz, sizin için hatalarınızı setredelim. Ve iyilik edenlere mükâfaatı daha artıracağız.»
Suat Yıldırım
swap_vert close
Bir zaman da şöyle dedik: “Şu şehre girin ve orada istediğiniz yerden bol bol yiyin! Şehrin kapısından secde ederek, saygılı bir tavırla girin ve “Affet bizi ya Rebbenâ (hıtta)” deyin ki suçlarınızı affedelim; iyilik yapanların mükâfatlarını daha da artıracağız. [4, 154; 7, 161]
Maksat: Beyt-i Makdis veya Eriha şehridir. Hz. Peygamber (a.s.m.) bu ayetle ilgili şu açıklamayı yapmıştır: “Onlar secde etme yerine kapıdan kıçları üzerine sürünerek girdiler. “Hıtta” demek yerine ise “habbe fi sa’re” dediler.” [Buhari ve Müslim Bakara sûresinin tefsirinde]  
Süleyman Ateş
swap_vert close
Demiştik ki: "Şu kente girin, oradan dilediğiniz yerde bol bol yeyin; secde ederek kapıdan girin ve "hitta (ya Rabbi, bizi affet)" deyin ki, biz de sizin hatalarınızı bağışlayalım, güzel davrananlara daha fazlasını da veririz.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Şu karyeye (Eriha'ya) [¹] giriniz ve orada istediğiniz şeyleri bol bol yiyiniz ve kapudan secde ider vaz'iyetde (yere kapanır gibi) girüb Yâ rabbî! günâhımızı bağışla diyiniz. Ta ki günâhlarınızı mağfiret ideyim ve biz iyi işler işleyen muhsinlere in'âmımızı ziyâde ideriz didiğimizde
[1] Eriha Kudüs'e altı yedi sâ'at mesâfede ve Bahr-i Lût sâhilinde ma'mûr, cesîm, bağ ve bağçelik bir şehir idi. Elyevm orada aynı isim ile müsemmâ yüz küsür hânelik bir köy vardır. Bağ ve bağçeleri, suları mebzûldür. Ma'mûr ve o havâlîde nâdiru'l emsâl bir yerdir.  
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Bir gün şöyle demiştik: “Şu şehre girin de beğendiğiniz yerden, çekinmeden[*] yiyin. Secde edip kapıdan girin ve ‘hıtta!’ (günah yükümüzü kaldır!) deyin ki hatalarınızı bağışlayalım. Güzel davrananlara ikramımız olacaktır.”
[*] Ayette geçen rağad رغد, güzellik ve bolluk demektir (Müfredat). Çekinmeden, sözü her iki anlamı da ifade eder.  
Şaban Piriş
swap_vert close
Hani:-Şu kasabaya girip, dilediğiniz yerden istediğinizi bol bol yiyin. Kapısından secde ederek girin ve “bağışla” deyinde sizi bağışlayalım. Güzel davrananların mükafatını da artıralım, demiştik.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Yine hatırlayın ki, “Şu beldeye girin ve dilediğiniz yerden bol bol yiyin,” demiştik. “Ama şehrin kapısından secde ederek girin ve 'Hıtta' deyin ki, Biz de sizin günahlarınızı bağışlayalım. İyilik yapanları Biz ziyadesiyle ödüllendireceğiz.”
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Şöyle demiştik: "Girin şu kente; orada, dilediğiniz yerde bol bol yiyin. Kapıdan secde ederek girin ve "Affet bizi!" deyin ki, hatalarınızı bağışlayalım. Biz güzel davranıp, güzellik üretenlere daha fazlasını da veririz."
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı ol vaķt kim eyittük “girüñ uşbu köye pes yiñ andan ne yirde kim dilersiz dirlik dirligi. daħı girüñ ķapuya egilmişlerken daħı eyidüñ bıraķmaķlıķdur yarlıġayavuz size yazuķlaruñuzı; daħı arturavuz eyü işleyicilere.”
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Daḫı ol vaḳt kim eyitdük: Girüñüz bu Ḳudüs şehrine. Pes yiñüz anda neyirden dileseñüz ‘āfiyet‐ile. Daḫı girüñüz ḳapudan secde eyleyüp, daḫıeyidüñüz yazuḳlarumuz baġışla. Yarlıġayavuz siz yazuḳlaruñuzı. Daḫı ar‐tuḳçı ni‘met virür‐biz yaḫşı kişilere.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Xatırlayın ki, (Tih səhrasından çıxandan sonra ) sizə: “Bu kəndə girin, bəyəndiyiniz yerdə, istədiyiniz şeyləri rahatlıqla yeyin və buranın qapısından (Allaha) səcdə edən halda “hittə!” (“bizi bağışla!”) söyləyərək daxil olun, Biz də günahlarınızı bağışlarıq. Biz yaxşı əməl edənlərin savabını (mükafatını) artıracağıq”, -demişdik.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
And when We said: Go into this township and eat freely of that which is therein, and enter the gate prostrate, and say: "Repentance." We will forgive you your sins and increase (reward) for the right-doers.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
And remember We said: "Enter this town(72), and eat of the plenty therein as ye wish; but enter the gate with humility, in posture and in words, and We shall forgive you your faults and increase (the portion of) those who do good."
72 This probably refers to Shittim. It was the "town of acacias," just east of the Jordan , where the Israelites were guilty of debauchery and the worship of and sacrifices to false gods (Num. 25:1-2, also 8-9): a terrible punishment ensued, including the plague, of which 24,000 died. The word which the transgressors changed may have been a password. In the Arabic text it is Hittatun which implies humility and a prayer of forgiveness, a fitting emblem to distinguish diem from their enemies. From this particular incident a more general lesson may be drawn: in the hour of triumph we are to behave humbly as in Allah's sight, and our conduct should be exemplary according to Allah's word: otherwise our arrogance will draw its own punishment. These verses 58-59, may be compared with 7:161- 162. There are two verbal differences. Here ( 2:58 ) we have "enter the town" and in 7:161 we have "dwell in this town." Again in 2:59 here we have "infringed (Our command)." and in 7:162, we have "transgressed." The verbal differences make no difference to the sense.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَاِذْ
ve bir zaman
قُلْنَا
demiştik
ادْخُلُوا
girin
هٰذِهِ
şu
الْقَرْيَةَ
memlekete
فَكُلُوا
ve yiyin
مِنْهَا
ondan
حَيْثُ
o yerde ki
شِئْتُمْ
dilediniz
رَغَداً
bol bol
وَادْخُلُوا
ve girin
الْبَابَ
kapıdan
سُجَّداً
secde eden- ler olarak
وَقُولُوا
ve deyin
حِطَّةٌ
hıtta
نَغْفِرْ
mağfiret edelim
لَكُمْ
sizin
خَطَايَاكُمْۜ
hatalarınızı
وَسَنَز۪يدُ
ve yakında arttıracağız
الْمُحْسِن۪ينَ
muhsinlere
Yine bir zaman size şöyle demiştik: "Şu memlekete girin! Orada dilediğiniz gibi bol bol yiyin ve kentin kapısından secde ederek girin, (girerken) 'hıtta (Rabbimiz! Bizi affet)' deyin ki Biz de sizin hatalarınızı mağfiret edelim. Muhsinlere yakında (ihsanımızı) artıracağız."
اِذ
Zaman zarfı
اِذ
Bir vakit, o vakti ki, bir zaman, o zaman
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
دَخَلَ
Fiil-I
د خ ل
Girdi, (zifafa) girdi, dâhil oldu, sokuldu
هٰذَا
İşaret zamiri
هٰذَا
Bu, budur
قَرْيَة
İsim
ق ر ي
Her türlü yerleşim yeri (memleket, kasaba, şehir, ülke, köy, belde)
اَكَلَ
Fiil-I
ا ك ل
(Yemek) Yedi
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
حَيْث
İsim
ح ي ث
O yer, o yerde, o yeri ki
شَاءَ
Fiil-I
ش ي ا
Diledi, istedi
رَغَد
İsim
ر غ د
Bol bol
دَخَلَ
Fiil-I
د خ ل
Girdi, (zifafa) girdi, dâhil oldu, sokuldu
بَاب
İsim
ب و ب
Kapı
سَاجِد
Etken fiil
س ج د
Secde eden
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
حِطَّة
İsim
ح ط ط
Hıtta (Rabbimiz! Bizi affet)
غَفَرَ
Fiil-I
غ ف ر
Mağfiret etti, bağışladı
لَكُمْ
Zamir
لَكُمْ
Sizin için, size
خَط۪ٓيـَٔت
İsim
خ ط ا
Hata, suç
زَادَ
Fiil-I
ز ي د
Arttı, ziyade kıldı, ziyadeleşti
مُحْسِن
Etken fiil-IV
ح س ن
Muhsin, güzel yapan, güzellik yapan kimse