close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Bakara Sûresi 55. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Ve-iż kultum yâ mûsâ len nu/mine leke hattâ nera(A)llâhe cehraten feaḣażetkumu-ssâ’ikatu veentum tenzurûn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Bir zamanlar ya Musa demiştiniz, Allah'ı apaçık görmedikçe inanmayız sana. Derken bakınıp duruyordunuz, bir yıldırım düşmüş de sizi yakıvermişti.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Ve o zaman (yine haddinizi aşıp) demiştiniz ki: "Ey Musa, biz Allah’ı apaçık görünceye kadar sana inanmayız." Bunun üzerine yıldırım sizi (çarpıp kendinizden) almıştı. Ve siz (öylece baygın ve şaşkın) bakıp durakalmıştınız.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Bir de hatırlayın o zamanı ki: “Ey Musa! Biz Allah'ı kendi gözümüzle görmedikçe sana asla inanmayacağız” dediğinizde sizi hemen bir yıldırım yakalamıştı da siz de hiçbir şeye gücü yetmez ölü gibi bakıp kalmıştınız.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Hani siz, seçilmiş yetmiş kişi de: “Ey Mûsâ, biz Allah'ı aşikâre görmedikçe asla sana itimat etmeyeceğiz" demiştiniz. Bunun üzerine sizi yıldırım çarpmıştı. Bunun sebeplerini düşünmeli, tahlil etmelisiniz.
Ahmet Varol
swap_vert close
Bir keresinde: "Ey Musa! Biz Allah'ı açıkça görmedikçe sana iman etmeyeceğiz" demiştiniz de siz gözünüz göre göre sizi yıldırım çarpıvermişti.
Ali Bulaç
swap_vert close
Ve demiştiniz ki: 'Ey Musa, biz Allah'ı apaçık görünceye kadar sana inanmayız.' Bunun üzerine yıldırım sizi (kendinizden) almıştı. Ve siz bakıp duruyordunuz.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Ve bir vakit: “-Ey Mûsâ biz Allah'ı aşikâre görmedikçe (senin sözüne) asla inanmıyacağız.” demiştiniz. Bunun üzerine, sizi o yıldırım yakalayıverdi, bakınıp duruyordunuz.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Yine hatırlayın; Musa’ya: “Ey Musa! Biz Allah’ı açıkça görmeden asla inanmayız” dediniz. Bunun üzerine gözünüz önünde yıldırım sizi yakaladı.
[Başlarına gelen dağılma sonucu, millet ve toplum niteliklerini yitirdiler.]  
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Şu zamanı da hatırlayınız ki, siz “Ey Mûsâ! Allah'ı apaçık görünceye kadar sana asla iman etmeyeceğiz!” demiştiniz de, göre göre sizi yıldırım çarpmıştı.
Besim Atalay
swap_vert close
Hani, sizler: «Ey Musa! Allahı açıkça görmedikçe biz, sana hiç inan etmeyiz» demiş idiniz; baka baka sizi yıldırım çarptı
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Bir zamanlar: “Ey Musa! Biz Allah'ı açıkça görmedikçe asla sana inanmayız.” demiştiniz de sizi yıldırım çarpmıştı. Siz ise bakıp duruyordunuz. 
Bkz. 7/155  
Cemil Said
swap_vert close
Siz o vakit Mûsâ’ya didiniz ki: "Ya Mûsâ biz Allâh’ı aynen görmedikce sana inanmayacağız" Bu hareketin cezâsı sâika ile size yetişdi.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
"Ya Musa! Allah'ı apaçık görmedikçe sana inanmayacağız" demiştiniz de gözleriniz göre göre sizi yıldırım çarpmıştı.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Hani siz, “Ey Mûsâ! Biz Allah’ı açıktan açığa görmedikçe sana asla inanmayız” demiştiniz. Bunun üzerine siz bakıp dururken sizi yıldırım çarpmıştı.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Bir zamanlar, “Ey Mûsâ! Allah’ı açıkça görmedikçe sana asla inanmayız” demiştiniz de bakıp dururken hemen sizi yıldırım çarpmıştı.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Bir zamanlar: Ey Musa! Biz Allah'ı açıkça görmedikçe asla sana inanmayız, demiştiniz de bakıp durur olduğunuz halde hemen sizi yıldırım çarpmıştı.
Edip Yüksel
swap_vert close
Bir zamanlar, "Ey Musa, ALLAH'ı fiziksel olarak görmedikçe inanmayız," demiştiniz. Bakınıp dururken size yıldırım çarpmıştı.
* Allah'ın varlığına inanmak için fiziksel delil isteyenlerden söz eden bu ayetteki "Allah" kelimesi 19'cudur. Nitekim, 19 sayısı üzerine kurulu matematiksel sistem bize fiziksel bir delil sunar. ** Yıldırım çarpması bir ceza olarak değil, bir ders olarak verilmişti. Nitekim bir sonraki ayet bunu iyice açıklıyor.  
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Hani bir zamanlar "Ey Musa biz Allah'ı açıkça görmedikçe senin sözünle asla inanmayacağız." demiştiniz de bunun üzerine sizi yıldırım çarpmıştı ve siz de bakakalmıştınız.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Ve bir vakit «ya Musa, dediniz: Biz Allahı aşikâre görmedikçe senin sözünle asla inanmıyacağız» bunun üzerine sizi o saıka yakalayıverdi bakınıp duruyordunuz
Emrah Demiryent
swap_vert close
(Ey İsrâil oğulları!) Yine siz, vaktiyle: “Ey Mûsâ! Biz Allah’ı açıkça görmedikçe sana asla inanmayız!” demiştiniz de bunun üzerine siz bakıp dururken, sizi yıldırım çarpmıştı.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Hani siz: “Ey Musa! Allah'ı açıkça görmedikçe sana asla inanmayız.” demiştiniz de o an, bakıp dururken, sizi yıldırım gürültüsü yakalamıştı.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Bir de hatırlayın o zamanı ki siz (Musa ile birlikde Allaha karşı özür dilemek, onun emirlerini dinlemek üzere çıkdığınız vakit) «Ey Musa, biz Allahı apâşikâr görünceye kadar sana kat'iyyen îman etmeyiz» demişdiniz de gözünüz bakıb dururken sizi o yıldırım (sayha) çarpmışdı.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Bir zaman da: “Ey Mûsâ! (Biz) Allah'ı açıkça görmedikçe aslâ sana îmân etmeyeceğiz!” demiştiniz de, siz (olup bitene hayretle) bakadururken sizi yıldırım yakalayıvermişti.
İhsan Aktaş
swap_vert close
Yine bir zaman, “Ey Musa! (Bize getirdiğin hükümlerin doğru ve Allah’tan olup olmadığı konusunda) Allah’ı gözlerimizle açıktan açığa görmedikçe sana asla inanmayacağız!” dediniz. Bunun üzerine sizi yıldırım çarpmış (gibi bir sarsıntı, bir şok tutmuştu da) yere yığılmış, öylece bakıp duruyordunuz. *
(*) Bu ifadeden onların ölmedikleri fakat ölüm haline gelmiş oldukları/bayıldıkları anlaşılmaktadır. Yanı bunlar ölmemişlerdi. وقد يغشى عليه ثم يفيق كما في قوله تعالى : وخر موسى صعقا فلما أفاق [ الأعراف : 143 ] ومما يوجب ذلك قوله : وأنتم تنظرون فإنها لو كانت الصاعقة عبارة عن الموت لم يكن لهذه الجملة كبير معنى ، بل قد يقال إنه لا يصح أن تنظروا الموت النازل بهم إلا أن يكون المراد نظر الأسباب المؤثرة للموت (تفسير فتح القدير- تفسير القاسمي - السعدي)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Sizde Musa ya “Açıkça Allah’ı görmedikçe sana inanmayacağız” demiştiniz de, siz bakıp dururken size yıldırım çarpmıştı.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
O gün siz: « Ey Musa! Biz Allah’ı açıktan açığa görmedikçe sana inanmayız» demiştiniz. Bunun üzerine, gördünüz işte, sizi yıldırım çarpmıştı.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Hani sizler « ey Musa! biz Allah/ı apaşikâr görmedikçe sana inanacak değiliz, demiştiniz de göz göre göre sizi yıldırım çarpmıştı.
İsmail Yakıt
swap_vert close
Hani sizler: “Ey Musa! Biz Allah’ı dünya gözüyle açık seçik görmedikçe sana inanmayacağız” demiştiniz ve çevrenize bakınıp dururken o anda birdenbire size yıldırım çarpmıştı.
Kadri Çelik
swap_vert close
Hani bir zamanlar, “Ey Musa! Allah'ı apaçık görmedikçe sana iman etmeyeceğiz” demiştiniz de bakıp durduğunuz halde sizi yıldırım çarpmıştı.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Ey İsrail Oğulları! Yine bir zamanlar siz, birçok mûcizeye bizzat şâhit olduğunuz hâlde, “Ey Mûsâ!” demiştiniz, “Biz apaçık bir şekilde Allah’ı karşımızda görmedikçe, sana asla inanmayacağız!” Bunun üzerine, gözlerinizin önünde çakarak, hepinizi cansız bir hâlde yerlere seren korkunç bir yıldırım sizi yakalayıvermişti.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Hani, -“Ey Musa! Allah’ı açıkça görmedikçe sana inanmayacağız” dediniz. Siz bakıyorken, sizi Yıldırım çarptı.
Mehmet Çakır
swap_vert close
“ Musa! Allah’ı ayan beyan görmedikçe sana asla inanmayacağız “ dediğiniz günleri de hatırlayın. Güpe gündüz müthiş bir şimşek patlamasıyla şok olduğunuz günleri de unutmayın.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Hani siz, "Ey Musa! Biz Allah’ı açıktan açığa görmedikçe asla inanmayız!" demiştiniz. Bunun üzerine siz Allah’ı görmek için öylesine beklerken sizi yıldırım çarpmıştı.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Hani “Ey Musa! Biz Allah’ı açıkça görünceye kadar sana asla inanmayız.” demiştiniz de bakıyorken sizi yıldırım yakalamıştı (çarpmıştı).
Mehmet Türk
swap_vert close
(Ey İsrâil oğulları!) Siz, Mûsa’ya: “Ey Mûsa! Biz Allah’ı açıkça görünceye kadar sana asla inanmayacağız.” deyince, bakıp dururken sizi yıldırım çarpıvermişti.¹
1 Bu ifâdeden bunların ölmedikleri fakat ölüm haline gelmiş oldukları anlaşılmaktadır. Demek ki, ölmemişlerdi, fakat ölüm haline gelmişlerdi. Tefsircilerden birçoğu bunu, “bakıp dururken yıldırım çarpmıştı, ölmüş idiniz,” mânâsına anlamışlardır. Hâlbuki "siz de bakıp duruyordunuz" cümlesi hâl cümlesi olarak bilhassa böyle bir zanna meydan vermemektedir. Bk. (Nisâ: 153)  
Muhammed Esed
swap_vert close
Ve [hatırlayın] (hani,) “Ey Musa, doğrusu Allah’ı kendi gözümüzle görmedikçe sana asla inanmayacağız!” dediğinizde, (işte o an) siz daha (ne oluyor diye) çevrenize bakınıp dururken ceza yıldırımı ⁴⁰ sizi yakalamıştı.
40 Kur’an, bu “ceza yıldırımı”nın (sâika) ne şekilde olduğunu anlatmaz. Lugat alimleri bu kelimeye çeşitli anlamlar verirler, ancak hepsi de, taşıdığı ‘âni oluş’ ve şiddet boyutu üzerinde hemfikirdirler (bkz. Lane IV, 1690).  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
“Ey Musa, Allah’ı apaçık görmedikçe sana inanmayacağız.” demiştiniz de göz göre göre sizi yıldırım çarpmıştı. 4/153, 7/143
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Bir zaman da demiştiniz ki: Ey Mûsâ! Allah’ı açıkça görünceye dek sana kesinlikle inanmayacağız.[¹⁰⁷] Ve ardından siz bön bön bakarken yıldırım çarpmışa dönmüştünüz.[¹⁰⁸]
[107] Allah’ı “açıkça” görmek istediler; çünkü Allah’ı kudret delilleriyle, yardım ve ihsanıyla, lütuf ve in’amıyla, âyet ve burhanıyla pek çok kez görmüştüler. [108] Lafzen: “..sizi yıldırım çarpmıştı”. Böyle uçuk bir talep ancak çarpılmış bir aklın ürünü olabilirdi.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Hatırlayın ki (Rabbinizin bağışlamasına rağmen, Musa ile birlikte Tur'a çıktığınızda) siz; "Ey Musa; biz Allah'ı (gözümüzle) apaşikar görmedikçe, asla sana inanmayız, dediniz de, sizi o anda yıldırım çarptı (ölü gibi yere yığıldınız dona kaldınız) birbirinizin haline baka kaldınız.!
Osman Fırat
swap_vert close
Bir zaman da: "Ey Mûsâ, biz Allâh’ı açıkça görmedikçe sana inanmayız, " demiştiniz de derhal sizi yıldırım gürültüsü yakalamıştı; siz de bunu görüyordunuz.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Ve yâd ediniz ki siz: «Ya Mûsa! Sana imân etmeyiz. Allah Teâlâ'yı âşikâr sûrette görmedikçe,» demiştiniz de sizi yıldırım çarpmıştı. Siz ise bakıp duruyordunuz.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Bir zaman da: “Ey Mûsâ! Biz Allah'ı açıkça görmedikçe sana inanmayız! ” dediniz. Bunun üzerine derhal sizi yıldırım çarptı, siz de bakakaldınız.
Süleyman Ateş
swap_vert close
Bir zaman da: "Ey Musa, biz Allah'ı açıkça görmedikçe sana inanmayız," demiştiniz de derhal sizi yıldırım gürültüsü yakalamıştı; siz de bunu görüyordunuz.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Şunı da yâd idin ki siz: Yâ Mûsâ biz Allâh'ı âşikâr sûretde görmedikce sana îmân itmeyiz didiğinizde sizi yıldırım urarak yere serdi ve bu musîbetin geldiğini gözlerinizle görüyordınız.[²]
[2] 'Afvdan sonra Mûsâ Benî İsrâîl eşrâfından yetmiş kişiyi berâber alarak 'arz-ı şükrân içün Tûr'a götürdi. Oraya vâsıl oldukları zamân Mûsâ, rüfekâsını durdurub kendi ileriledi. Bir bulut gelüb müşârunileyhi ihâta iyledi. O vakit Benî İsrâîl Mûsâ'ya vâki' olan hitâb-ı 'izzeti kulaklarıyla işitdiler. Münâcâtın hitâmında bulut açılarak Mûsâ arkadaşlarının yanına 'avdet iyledikde onlar: Yâ Mûsâ! Allâh'ı âşikâr sûretde görmedikce sana inanmayız didiklerinden bu cür'etlerinin cezâsı olarak semâdan bir ateş inüb bunları kapladı. Cümlesi bîhoş yere serildiler. Bu hâli gören Mûsâ telâşa düşerek ve ağlayarak: Yâ rabbî! Bunlar Benî İsrâîl'in eşrâfıdır. Yalnız 'avdetimde, berâber götürdiğin eşrâfımız nerde diyen Beni İsrâîl'e ne cevâb vireyim? diye tazarrû' ve niyâzda bulundığından Cenâb-ı Hak cümlesinin 'akıllarını başlarına ve rûhlarını cesedlerine i'âde buyurdı.  
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Bir gün: “Bak Musa! Allah’ı apaçık görene kadar sana güvenmeyeceğiz!” demiştiniz. Bunun üzerine, o şiddetli gürültü sizi sarsmıştı da bakakalmıştınız.
Şaban Piriş
swap_vert close
-Ey Musa, Allah'ı apaçık görmedikçe sana inanmayacağız, demiştiniz de, gözünüz bakıp dururken sizi yıldırım çarpmıştı.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Hani, bir de “Ey Musa, biz Allah'ı açıkça görmedikçe sana iman etmeyiz” demiştiniz ve gözünüz göre göre sizi yıldırım çarpmıştı.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Siz şunu da söylemiştiniz: "Ey Mûsa! Biz, Allah'ı apaçık görmedikçe sana asla inanmayacağız." Bunun üzerine sizi yıldırım çarpmıştı. Ve siz bakıp duruyordunuz.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı ol vaķt kim eyittüñüz “iy mūsā! hergiz inanmayavuz saña, tā görevüz Tañrı’yı eşkere.” pes duttı sizi ol kim geldi göyündürdi bulıtdan, daħı siz baķarlarken.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Ey Benī İsrā’īl: siz, yā Mūsā biz Allāhu Ta‘ālāyı āşikāre görmeyince saña inan‐mayız. [...] āteşi sizi isti‘lā itdi, siz de onı görürdüñüz.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
(Və yadınıza salın ki) siz: “Ya Musa, Allahı aşkar surətdə görməyincə, heç vaxt sənə inanmayacağıq”,- dediyiniz zaman gözünüz görə- görə sizi ildırım vurmuşdu.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
And when ye said: O Moses! We will not believe in thee till we see Allah plainly; and even while ye gazed the lightning seized you.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
And remember ye said(70): "O Moses! We shall never believe in thee until we see Allah manifestly," but ye were dazed with thunder and lighting even as ye looked on.
70 We have hitherto had instances from the Jewish traditional Tawrah (or Pentateuch). Now we have some instances from Jewish tradition in the Talmud, or body of exposition in the Jewish theological schools. They are based on the Jewish scriptures, but add many marvellous details and homilies. As to seeing Allah, we have in Exod. 33:20: "And He said, 'Thou canst not see My face: for there shall no man see Me and live'." The punishment for insisting on seeing Allah was therefore death: but those who rejected faith were forgiven, and yet they were ungrateful. ( Cf. nn. 1121-1122, n. 3078).  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَاِذْ
ve bir zaman
قُلْتُمْ
demiş- tiniz
يَا
ey
مُوسٰى
Mûsâ
لَنْ نُؤْمِنَ
asla iman etmeyeceğiz
لَكَ
sana
حَتّٰى
ta ki
نَرَى
görme- mize dek
اللّٰهَ
Allah'ı
جَهْرَةً
açıkça
فَاَخَذَتْكُمُ
hemen sizi yakalamıştı
الصَّاعِقَةُ
yıldırım
وَاَنْتُمْ
ve siz
تَنْظُرُونَ
bakıyorsunuz
Hani siz bir zaman da, "ey Mûsâ! Biz Allah'ı (zahiri gözlerimizle) açıkça görmedikçe asla sana iman etmeyeceğiz" demiştiniz de (temsilci olarak yetmiş kişi Mûsâ ile Tûr'a çıktığınızda) siz bakıp dururken (Allah sizi bu tecelliye şahid kılmıştı ve) sizi (öldürecek bir) yıldırım yakalayıvermişti.
اِذ
Zaman zarfı
اِذ
Bir vakit, o vakti ki, bir zaman, o zaman
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
يَا
Nida edatı
يَا
Ey!
مُوسٰى
Özel isim
مُوسٰى
Hz. Musa (a.s.)
لَن
Harf-i nefi
لَن
Asla, kesinlikle, hiç
ءَامَنَ
Fiil-IV
ا م ن
İman etti, inandı, emin kıldı
لَكَ
Zamir
لَكَ
Sana, senin
حَتّٰى
Edat
حَتّٰى
Nihayet, -e kadar, hatta, ta ki, sonuçta
رَاَى
Fiil-I
ر ا ي
Gördü, anladı, bildi, düşündü
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
جَهْرَة
İsim
ج ه ر
Açıkça
اَخَذَ
Fiil-I
ا خ ذ
Aldı, yakaladı, tuttu, alıkoydu
صَاعِقَة
İsim
ص ع ق
Yıldırım
اَنْتُمْ
Zamir
اَنْتُمْ
Siz
نَظَرَ
Fiil-I
ن ظ ر
Baktı, gözledi, gördü, bakınıp durdu, nazar etti, seyretti