close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Bakara Sûresi 38. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Kulna-hbitû minhâ cemî’a(n)(s) fe-immâ ye/tiyennekum minnî huden femen tebi’a hudâye felâ ḣavfun ‘aleyhim velâhum yahzenûn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Dedik ki: Hepiniz de cennetten inin. Fakat benden size bir doğru yol gösterici geldi mi o doğru yolu gösterenin izinden gidenlere ne korku vardır, ne hüzün.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
(Ardından Adem’e ve sülalesine) Dedik ki: "Hepiniz oradan (cennetten aşağıya-dünyaya) inin (ki imtihan başlasın)… Bundan sonra size Benden bir hidayet (rehberi) geldiğinde, kim Benim hidayetime uyarsa, artık onlara korku yoktur ve onlar mahzun da olmayacaklardır."
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Hepiniz bu cennetten çıkıp yeryüzüne inin, tarafımdan size bir yol gösterme geldiğinde kim bu doğru yoluma uyarsa onlar için ne korku vardır ne de üzüntü.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Biz onlara: “Hepiniz buradan ilişiğinizi keserek yeryüzüne göç edin. Size benden bir hidayet kaynağı, hidayet rehberi, bir kitap, bir peygamber geldiğinde, kimler hidayet rehberime, gösterdiğim hak yola uyarsa, onlara her iki dünyada da korku yok. Geride bıraktıkları yakınları ve yapamadıkları şeylerden dolayı mahzun da olmayacaklar." dedik.
Ahmet Varol
swap_vert close
Biz onlara şöyle dedik: "Hepiniz oradan inin. Benden size bir hidayet geldiğinde, kim benim hidayet yoluma girerse onlar için korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir de.
Ali Bulaç
swap_vert close
Dedik ki: 'Oradan hepiniz inin. Bundan sonra size benden bir hidayet geldiğinde, kim benim hidayetime uyarsa, onlara korku yoktur ve onlar mahzun olmayacaklardır.'
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Biz onlara: “- Hepiniz cennetten inin! Benden size bir hidayet (Peygamber ve kitab) gelince, biliniz ki, benim bu hidayetime tâbi ve bağlı olanlar için aslâ korku yoktur; ve onlar mahzûn da olmazlar.” dedik.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
38, 39. “Hepiniz oradan inin!” dedik. Benden size bir hidayet ve mesaj gelecektir. Kim o mesajıma tabi olursa, ona ne korku vardır ne de o üzülecektir. İnkâr edenler ve ayetlerimizi (mucizelerimizi) yalanlayanlar ise, onlar ateşin ehlidirler. Onlar orada ebedî olarak kalacaklardır.
[Bu ayet bütün insanlığa hitaptır. Yani sadece Âdem, Havva ve Şeytan değildir mutluluk cennetinden inenler. Tam aksine bütün insanoğlu sınanmak için dünyaya gönderilmiştir. Bu sınav sonucu iyiler ve kötüler grupları içinde belirginleşen en önemli grup, Yahudilerdir. Onun için Kur’an, çokça Yahudi kıssalarına yer vermiştir. İnsanlık dünyasının sorunlarını somut olarak Benî İsrail (Yahudi) kıssalarında sunmuştur. Aslında Benî İsrail bir sıfat isimdir, dindar medeni millet demektir. Yani özel isim değildir. Tevrattan ve Kur’andan anlaşıldığına göre önce Yahudiler sonra Araplar sonra Türkler şimdi de Avrupalılar bu manayı yaşamışlar ve yaşıyorlar. Beni İsrail kıssalarını bu çerçevede değerlendirirseniz daha evrensel bir mesajı Kur’andan alırsınız.]  
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Dedik ki: “Hepiniz oradan inin. Size benden doğru yolu gösteren bir rehber geldiğinde, kim rehberime uyarsa, onlara hiçbir korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir”.
Besim Atalay
swap_vert close
Dedik ki: «Sizin hepiniz, buradan inin, benden size, bir kılavuz gelince, doğru yola kim uyarsa, onlara ne korku var, ne de kaygılanırlar»
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Onlara dedik ki: “Hepiniz (ilişiğinizi keserek) göç edin oradan.” Yalnız (iyi bilin ki) size (ve neslinize) benden bir hidayet geldiği zaman, kim benim hidayetime uyarsa artık onlara (hem dünyada hem de ahirette) korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir de.”
Cemil Said
swap_vert close
"Hepiniz cennetden çıkınız" didik. Sizi irşâd idecek bir kitâb benim tarafımdan gelecekdir, o kitâba îmân idenler aslâ korkmayacaklar ve mahzûn olmayacaklardır.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
"İnin oradan hepiniz, tarafımdan size bir yol gösteren gelecektir; Benim yoluma uyanlar için artık korku yoktur, onlar üzülmeyeceklerdir" dedik.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
“İnin oradan (cennetten) hepiniz. Tarafımdan size bir yol gösterici (peygamber) gelir de kim ona uyarsa, onlar için herhangi bir korku yoktur, onlar üzülmeyeceklerdir” dedik.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Onlara şöyle dedik: “Oradan hepiniz inin! Benden size muhakkak bir rehber gelecektir.” Kim benim gönderdiğim rehbere uyarsa artık onlara ne korku vardır ne de üzüleceklerdir.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Dedik ki: Hepiniz cennetten inin! Eğer benden size bir hidayet gelir de her kim hidayetime tâbi olursa onlar için herhangi bir korku yoktur ve onlar üzüntü çekmezler.
Edip Yüksel
swap_vert close
"Oradan topluca ininiz," dedik, "Benden size bir yol gösterici geldiği zaman, o yol göstericiye uyanlar için artık bir korku yok ve onlar üzülmeyecekler."
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Onlara dedik ki: "Hepiniz oradan inin. Size benim tarafımdan bir hidayet rehberi geldiğinde, kim o hidayetçimin izinde giderse, onlar için hiçbir korku yoktur, onlar mahzun da olmayacaklardır.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Dedik: İnin oradan hepiniz, sonra benden size ne zaman bir hidayetci gelir de kim o hidayetcimin izince giderse onlara bir korku yoktur ve mahzun olacaklar onlar değildir
Emrah Demiryent
swap_vert close
Buyurduk ki: “Hepiniz oradan inin. Tarafımdan siz (in nesliniz) e bir hidâyet (rehberi/peygamber) gelir de (her) kim (göndermiş olduğum o) hidâyet (rehber) ime tâbi olursa, (işte) onlar için (hesap gününde hiçbir) korku yoktur ve onlar (asla) üzülmeyeceklerdir.”
Erhan Aktaş
swap_vert close
“Hepiniz oradan inin¹ dedik. Ben'den bir hidayet² geldiğinde kim hidayetime uyarsa, artık onlara korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir.
1- Orayı terk edin, oradan ayrılın. 2- Doğruya ileten kılavuz.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
(Evet, öyle) Dedik: Hepiniz oradan inin. Sonra size benden bir hidâyet (ci rehber) gelir de kim benim hidâyetimin izince giderse artık onlara hiçbir korku (ve tehlike) yokdur. Onlar mahzun da olacak değillerdir.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
(Onlara şöyle) dedik: “Hep birlikte oradan inin!” Artık benden size bir hidâyet gelir de kim hidâyetime tâbi' olursa, o takdirde onlara hiçbir korku yoktur, onlar mahzun da olmazlar.
İhsan Aktaş
swap_vert close
(Âdem, eşi ve iblise) dedik ki: Hepiniz oradan (bulunduğunuz yerden) ayrılın! Benden size bir hidayet (bir yol gösterici) geldiği zaman, her kim o hidayetime tabi olursa, artık (ahiret gününde) onlara hiçbir korku yoktur ve onlar üzülmeyecekler.
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
“Hepiniz oradan topluca çıkın. Eğer benden size, doğru yolu gösteren belgeler geldiğinde, sizden kim doğru yoluma uyarsa, asla onlar için korku ve üzüntü yoktur” demiştik.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Şöyle buyurduk: « Hepiniz buradan gidin! Ancak, Benden size doğru yolu gösterici gelir de kim ona uyacak olursa artık bu gibiler için korku yoktur, onlar kaygılanacak da değildirler.»
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Dedik ki: hepiniz buradan inin, eğer benden size bir rehber [¹] gelirse artık benim rehberime tâbi olana hiç bir korku yoktur, onlar mahzun da olmazlar.
[1] Doğru yola götürecek şeriat, kitap, peygamber.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Biz, “Hepiniz oradan ininiz! Ne zaman ki Ben’den size bir yol gösterici³² geldiğinde rehberime uyanlar için hiçbir korku yoktur ve onlar asla üzülmezler” dedik.
32 Yol gösterici yani rehber olarak vahiy/Kur’an kastediliyor.  
Kadri Çelik
swap_vert close
“İnin oradan hepiniz; tarafımdan size bir hidayet gelince, benim hidayetime uyanlar için artık korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir” dedik.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Âdem ve Havvâ şahsında bütün insanlığa seslenerek dedik ki: “Hepiniz oradan yeryüzüne inin! Artık Benden size bir yol gösterici gelince, kimler benim gösterdiğim yolda yürürse, işte onlar Hesap Gününde ne korkuya kapılacak, ne de üzülecekler!”
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Dedik ki: -“Topluca inin oradan! Benden size bir hidayet / yol gösterici gelince, kim benim hidayetime tâbi olduysa, onlara korku yoktur; onlar üzülür de değildir”.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Bundan sonra: “ Hepiniz aşağı inin “ dedik, size mutlaka benim tarafımdan yol gösteren bir rehber gelecektir, benim rehberime uyanlar korkmayacaklar ve üzülmeyeceklerdir.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Tövbesinden sonra insana yeryüzünde yaşama hakkı verdir. İstedik ki Rabbine verdiği sözleri tutsun! Sözlerini tutup tutmamakla insanı imtihan edelim! Onun için insanlara; “Tarafımdan size bir yol gösterici gelir de kim O’na uyarsa; onlar için herhangi bir korku yoktur. Onlar üzülmeyeceklerdir!" dedik. Böylece yeryüzünde sözlerini yerine getirmeyerek inkâr edenlerle, sözlerini yerine getirerek iman edenlerin mücadelesi yeryüzünde başladı!
Mehmet Okuyan
swap_vert close
(Onlara) şöyle demiştik: “Hepiniz oradan (o bahçeden) inin! [*] Benden size bir hidayet gelir de kim hidayetime uyarsa onlar için herhangi bir korku yoktur ve onlar üzülmeyecek de. [*]
Cennetten inişle ilgili bkz. A‘râf 7:13, dipnot 1 Bu ayet Tâhâ 20:123. ayetiyle birlikte okunmalıdır.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Biz onlara: “Haydi hep beraber¹ oradan² inin. Artık, (ileride) tarafımdan size bir yol gösterici geldiğinde, kim Benim gösterdiğim yola uyarsa; işte onlar için bir korku yoktur ve onlar mahzun da olmayacaklardır.” dedik.
1 Yani; “Ey Âdem ile eşi ve ey iblis! İnananlar ve şeytanlar olarak.” Bk.(A’raf: 24, Tâ Hâ: 123) 2 Yani Âdem ve eşinin yaratıldığı cennetten veya içerisinde bulundukları makamdan…  
Muhammed Esed
swap_vert close
Biz, “Hepiniz buradan çıkıp gidin!” dedikse de size yol göstericiliğimiz devam edecektir: ve Benim yol gösterici mesajlarıma uyanlar için artık ne korku vardır, ne de üzüntü;
Mustafa Çavdar
swap_vert close
“Hepiniz oradan inin! Tarafımdan size bir doğru yol kılavuzu gelecek; kim benim doğru yol kılavuzuma uyarsa, onlara hiçbir korku yoktur ve onlar hiç üzülmeyeceklerdir.” dedik. 20/11...123, 38/71...85
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Dedik ki: “Oradan hep birlikte çıkıp inin! Ne var ki, Benden bir rehberliğin size ulaşması şarttır.[⁷⁷] Her kim (kendisine ulaşan) rehberliğime uyarsa, artık onlar geleceğe dair kaygı, geçmişe dair hüzün duymayacaklar.[⁷⁸]
[77] Cümledeki şartlılık, cevabı zorunlu kılan, cevapsız kaldığında anlamın yarım kalacağı bir yapıda değildir. Rehberliğin ulaşmasının şart olduğunu ifade eder. Bu rehberlik vahiydir ve onu ulaştırmak bir sorumluluktur (Krş: 6:19, not 14). [78] Havf, emnin zıddıdır. Güven içinde olamama, tedirgin olma hâlidir. Dilde yalnızca gelecek için kullanılır. Bu gelecek hem dünyevî hem de uhrevî gelecektir. Allah’ın rehberliğine uyan kimse güvenlik içerisinde olan kimsedir. “Mü’min” tam da budur. O hâlde, mü’min Allah’ın rehberliğine teslim olup mutlak güvenceye kavuşan kimse demektir. Âyette olumsuzlama yönteminin kullanılması, bu durumun hem dünya hem âhiret için geçerli olduğunun ifadesidir. Huzn, havfin zıddına yalnızca geçmiş için kullanılır. Âyetin asıl muştusu, mü’minler için ebedî hayatta hüzne yer olmayacağıdır (Bkz: 35:34). Zımnen: Rehberi vahiy olan dünyada da âhirette de kaybetmez (Tersi bir ibare için bkz: 6:70, not 58).  
Orhan Kuntman
swap_vert close
"Hepiniz (Ey; Adem, eşi ve bunların içinde zerrecikleri bulunan Ademoğulları) oradan -cennetten- inin; ne zaman ki size (katımdan) bir hidayet (rehber) gelir, herkim hidayetime tabi olursa; onlar için herhangi bir korku yoktur ve onlar üzüntü de çekmezler.
Osman Fırat
swap_vert close
Hepiniz oradan inin, dedik, "Yalnız (iyi bilin ki) size benden bir hidâyet geldiği zaman, kimler benim hidâyetime uyarsa artık onlara bir korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Dedik ki: «O cennetten hepiniz aşağıya ininiz. Eğer benim tarafımdan size bir hidâyet gelir de her kim hidâyetime tâbi olursa artık onlar için bir korku yoktur. Ve onlar mahzun da olmayacaktır.»
Suat Yıldırım
swap_vert close
38, 39. -Dedik ki: “İnin oradan hepiniz! Artık ne zaman Ben'den size doğru yolu gösteren rehber gelir de kim ona uyarsa, onlara hiç bir korku olmayacak, hiç üzülmeyecekler de. İnkâr edip âyetlerimizi yalan sayanlar ise cehennemliktirler, hem de orada ebedî kalacaklardır. ” [20, 123; 7, 24-35]
Süleyman Ateş
swap_vert close
Hepiniz oradan inin, dedik, "Yalnız (iyi bilin ki) size benden bir hidayet geldiği zaman, kimler benim hidayetime uyarsa artık onlara bir korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
(Âdem, Havvâ ve iblîse) Cümleniz cennetden yere ininiz. Benden size (kitâb ve rasûl gibi) hidâyet sebeb ve vâsıtaları geldiği zamân benim bu rehber-i hidâyetime tâbi' olana ('azâb ve 'ikâbdan) korku yokdur. Ve (geçmiş şeyler içün de) mahzûn olmazlar didik.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Onlara şöyle dedik: “Oradan hep birlikte inin![1] Tarafımdan size bir rehber gelirse,[2] rehberime uyanlarda ne korku olur ne de üzüntü çekerler.”
[1] İnin "ihbitû اهْبِطُواْ" emri çoğuldur. Arapçada çoğul, en az üçü gösterdiğinden inenler; Âdem, Havva ve İblis'tir. [2] Bu âyete göre Âdem o zaman Nebî değildi. Allah daha sonra onu, ailesi içinden seçip Nebî yapınca (Al-i İmran 3/33) kendisine bir rehber vermişti. Rehber anlamı verdiğimiz hudâ =هُدًى kelimesi, bu surenin ikinci âyetinde Allah'ın kitabının tek özelliği sayıldığından buradaki rehber, Âdem'e verilecek kitaptır. .  
Şaban Piriş
swap_vert close
-Hepiniz oradan inin, dedik. Tarafımdan size bir yol gösterici gelecektir; benim yol göstericime uyan kimselere hiçbir korku yoktur ve onlar üzülecek de değillerdir.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Onlara dedik ki: Hepiniz oradan inin. Benden size bir hidayet(24) eriştiğinde, kim Benim hidayetime uyarsa, ne bir korku vardır onlara, ne de mahzun olurlar.
(24) Doğru yolu gösteren bir rehber; peygamber ve kitap.  
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
"Hepiniz oradan aşağı inin." dedik. Benden size bir yol gösteriş ulaşır da kim bu yol gösterişime uyarsa artık böylelerine hiçbir korku yoktur. Onlar kederle de yüzyüze gelmeyeceklerdir.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
eyittük: “aşaġa andan dükeli. pes eger gelür-ise size benden, ŧoġru yol göstermek; pes her kim uyar ise ŧoġru yoluma, yoķdur ķorķu anlaruñ üzere ne daħı anlar ķayġulu olalar.”
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Biz eyitdük: Düşüñüz uçmaḳdan barçañuz. Eger benden size hidāyet gelse,kim ki uysa benüm doġru yoluma, yoḳdur ḳorḳu üstlerine, ne daḫı anlarḳayururlar.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Biz (onlara) dedik: “Hamınız buradan (yer üzünə) enin! Mənim tərəfimdən sizə bir hidayət (peyğəmbər və Kitab) gəldiyi zaman Mənim hidayətimə tabe olanlara (axirət əzabından) heç bir qorxu yoxdur və onlar (qiyamətdə) qəmgin olmazlar”.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
We said: Go down, all of you, from hence; but verily there cometh unto you from Me a guidance; and whoso followeth My guidance, there shall no fear come upon them neither shall they grieve.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
We said: "Get ye down all from here; and if, as is sure, there comes to you Guidance from me(56), whosoever follows My guidance, on them shall be no fear, nor shall they grieve.
56 Note the transition from the plural "We" at the beginning of the verse to the singular "Me" later in the same verse, Allah speaks of Himself usually in the first person plural "We"; it is the plural of respect and honour and is used in human language in Royal proclamations and decrees. But where a special personal relationship is expressed the singular, "I" or "Me" is used Cf. 26:52, etc. In spite of Man's fall, and in consequence of it, assurance of guidance is given. In case man follows the guidance he is free from any fear for the present or the future, and any grief or sorrow for the past. The soul thus freed grows nearer to Allah (Cf. n.4788).  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
قُلْنَا
buyurduk
اهْبِطُوا
inin
مِنْهَا
oradan
جَم۪يعاًۚ
hep birlikte
فَاِمَّا
artık eğer
يَاْتِيَنَّكُمْ
size gelirse
مِنّ۪ي
Benden
هُدًى
bir hidâyet
فَمَنْ
ve kim
تَبِعَ
tabi olursa
هُدَايَ
hidâyetime
فَلَا خَوْفٌ
artık bir korku yoktur
عَلَيْهِمْ
onlara
وَلَا هُمْ
ve onlar değildir
يَحْزَنُونَ
mahzun olacaklar
(Evet, onların hepsine şöyle) Buyurduk: "Hepiniz oradan (cennetten) inin! Eğer Benden size bir hidâyet gelir de her kim Benim hidâyetime tabi olursa onlara (dünyada da âhirette de hiçbir) korku yoktur ve onlar mahzun da olmayacaklardır."
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
هَبَطَ
Fiil-I
ه ب ط
İndi, yuvarlandı
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
جَمِيع
İsim
ج م ع
Bir araya gelenler, topyekün, cemaat,topluluk
اِمَّا
Edat
اِمَّا
Ya, ya da, yoksa, eğer
اَتَى
Fiil-I
ا ت ي
Geldi, getirdi
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
هُدَى
İsim
ه د ي
Hidâyet, yol gösterici, hidâyete erme, hidâyet rehberi, hidâyetçi
مَن
Şart edatı
مَن
Kim, kimdir, kimse
تَبِعَ
Fiil-I
ت ب ع
Tabi oldu, takip etti
هُدَى
İsim
ه د ي
Hidâyet, yol gösterici, hidâyete erme, hidâyet rehberi, hidâyetçi
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
خَوْف
İsim
خ و ف
Korku
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
هُمْ
Zamir
هُمْ
Onlar (erkekler için kullanılır)
حَزِنَ
Fiil-I
ح ز ن
Mahzun oldu, üzüntüye kapıldı, üzüldü, hüzünlendi