Dedik ki: “Oradan hep birlikte çıkıp inin! Ne var ki, Benden bir rehberliğin size ulaşması şarttır.[⁷⁷] Her kim (kendisine ulaşan) rehberliğime uyarsa, artık onlar geleceğe dair kaygı, geçmişe dair hüzün duymayacaklar.[⁷⁸]
[77] Cümledeki şartlılık, cevabı zorunlu kılan, cevapsız kaldığında anlamın yarım kalacağı bir yapıda değildir. Rehberliğin ulaşmasının şart olduğunu ifade eder. Bu rehberlik vahiydir ve onu ulaştırmak bir sorumluluktur (Krş: 6:19, not 14).
[78] Havf, emnin zıddıdır. Güven içinde olamama, tedirgin olma hâlidir. Dilde yalnızca gelecek için kullanılır. Bu gelecek hem dünyevî hem de uhrevî gelecektir. Allah’ın rehberliğine uyan kimse güvenlik içerisinde olan kimsedir. “Mü’min” tam da budur. O hâlde, mü’min Allah’ın rehberliğine teslim olup mutlak güvenceye kavuşan kimse demektir. Âyette olumsuzlama yönteminin kullanılması, bu durumun hem dünya hem âhiret için geçerli olduğunun ifadesidir. Huzn, havfin zıddına yalnızca geçmiş için kullanılır. Âyetin asıl muştusu, mü’minler için ebedî hayatta hüzne yer olmayacağıdır (Bkz: 35:34). Zımnen: Rehberi vahiy olan dünyada da âhirette de kaybetmez (Tersi bir ibare için bkz: 6:70, not 58).