Fakat Âdem Rabbinden aldığı birtakım kelimelere sarıldı,[⁷⁴] (Allah) da onun tevbesini kabul etti:[⁷⁵] çünkü O, evet O’ydu tevbeleri kabul etme makamında olan, her işinde merhamet sahibi olan.[⁷⁶]
[74] el-Kelm, “duyum ya da gözlem yoluyla insan idraki üzerinde kalıcı bir etki yapmak” anlamına gelir. Kulakla algılanan çeşidine kelâm, göz ile algılanan çeşidine kelm denir. Dilimizde söz için “dil yarası” deyimini doğrular şekilde “yaralamak” anlamı yanında tedavi için yaralamak demeye gelen “ameliyat” anlamını da içerir. Kelime, hem anlamlı bir sözcük, hem anlamlı bir cümle, hem de uzun bir konuşma için kullanılır. Etimolojik açıdan kulağın ve gözün algıladığı anlamlı ve etkili her şeye kelime adı verilebilir. Âdem’in aldığı (bir okunuşta “Âdem’e verilen”) kelimelerin kulakla algılanan bildiğimiz kelimeler olabileceği gibi, gözle algılanan fiilî kelimeler ve gönülle algılanan kalbî ıstırap ve nedamet de olabilir. Bu üçüncüsü âyette “almak” anlamını verdiğimiz telakki lafzına daha uygun düşüyor. Çünkü telakki basit bir alma ya da verme değil, bilinçli bir buluşma, kavuşmadır. Âdem, pişmanlık duygusunu şu kelimelerle dile getirdi: “Rabbimiz! Biz kendi kendimize zulmetmişiz; eğer bizi bağışlamaz ve bize acımazsan, kesinlikle kaybedenler arasına gireriz!” (7:23) Birçok müfessir bu sözleri Âdem’in aldığı kelimeler olarak takdim etmişse de bu doğru olmasa gerek.
Bu âyet, bir önceki âyette geçen Allah’ın tazirli sorusuna bir cevap olarak da okunabilir.
[75] Kur’an’da bazı rasullerin ‘zelleleri’ bir ibret vesikası olarak zikredilir. Bu cümleden olarak Âdem’in yasağı çiğnemesini, Hz. Yûnus’un görevini izinsiz terk etmesini, Hz. Musa’nın peygamberlik öncesi elinden çıkan ölümlü kazayı, Hz. Dâvud’un tevbe sebebi olan ‘zelle’sini örnek gösterebiliriz.
[76] Âdem yeryüzü cennetinden sürgün mü edildi, yoksa yeryüzü cennetinden çıkarıldığı hâlde yine yeryüzünde misafir mi? Bu ve bir sonraki âyet dikkate alındığında, Âdem yeryüzüne, yaptığı tevbeden sonra ilâhî rehberliğin sürekliliği vaadiyle misafir edilmiştir. Âdemoğluna tahsis edilen dünya, günahın bedeli değil tevbenin ödülüdür.