close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Bakara Sûresi 36. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Fe ezellehume-şşeytânu ‘anhâ feaḣracehumâ mimmâ kânâ fîhi(s) vekulna-hbitû ba’dukum liba’din ‘aduvv(un)(s) velekum fi-l-ardi mustekarrun vemetâ’un ilâhîn(in)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Şeytansa oradan onların ayaklarını kaydırdı, onları bulundukları makamdan çıkarıverdi. Dedik ki: Bazınız, bazınıza düşman olarak inin buradan. Bir zamana kadar yeryüzünde oturmanız, oradan rızıklanmanız mukadder.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Fakat şeytan, oradan ikisinin (Hz. Adem ve Havva Annemizin ayağını) kaydırmış ve böylece onları içinde bulundukları (huzurlu ve mutlu durum)dan çıkarmıştı. Biz de: "Haydi, (kiminiz kiminiz için) birbirinize düşman (ve pişman) olarak (kadın ve erkek birbirleri yüzünden isyana kayıp, sonunda bela ve cezaya uğrayarak, veya sosyal ve ekonomik bir rekabet ortamı oluşturarak aşağı) inin, sizin için yeryüzünde belli bir vakte kadar bir yerleşim ve meta vardır" deyip (cezalarını vermiştik).
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Ama şeytan orada ikisini de kandırıp ayaklarını kaydırdı da, böylece sahip oldukları konumu yitirmelerine sebep oldu. Bu yüzden biz: “Buradan çıkıp gidin, bundan sonra birbirinize düşman olarak yaşayın sizin için yeryüzünde bir müddet barınacak ve geçinecek bir yer vardır” dedik.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Şeytan, Âdem ile eşini Cennetten uzaklaştırmak için, onları kusur işlemeye sevk etti. Bulundukları konumdan, Cennet nimetleri ve imkânları içinden onları çıkardı. Bunun üzerine: “Buradan ilişiğinizi keserek yeryüzüne göç edin. Birbirinize düşmanlığınız devam edecek. Yeryüzünde bir vakte kadar sizin için bir yaşama yeri, bir barınak ve kısmetiniz, nasibiniz var." dedik.
Ahmet Varol
swap_vert close
Ancak şeytan her ikisinin de ayağını oradan kaydırdı ve kendilerini içinde bulundukları yerden çıkarttı. Biz de: "Birbirlerinize düşman olarak oradan inin. Yeryüzünde sizin için bir yerleşme yeri ve belli süreye kadar geçiminizi sağlayacak varlık verilecektir" dedik.
Ali Bulaç
swap_vert close
Fakat Şeytan, oradan ikisinin ayağını kaydırdı ve böylece onları içinde bulundukları (durum)dan çıkardı. Biz de: 'Kiminiz kiminize düşman olarak inin, sizin için yeryüzünde belli bir vakte kadar bir yerleşim ve meta vardır' dedik.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Nihayet onları (Âdem ile Havvâ'yı) Şeytan (bir desise ile) Cennetten kaydırdı ve içinde bulundukları nimetten onları çıkardı. Biz de: “- Biri-birinize düşman olarak buradan (yere) inin. Yeryüzünde sizin için bir vakte (ömrünüzün sonuna) kadar yerleşmek ve menfaatlenmek vardır.” demiştik.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Bunun üzerine şeytan, onların ayağını o cennetten kaydırdı. Bulundukları ortamdan onları çıkardı. Biz de “Birbirinize düşmanlar olarak buradan inin! Belli bir müddete kadar yeryüzünde sizin için bir karargâh ve faydalanma vardır” dedik.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Bunun üzerine şeytan, onları bulundukları yerden kaydırıp çıkardı. Biz de, “Birbirinize düşman olarak oradan ininiz ve yeryüzünde belli bir zamana kadar ikamet edip yaşayacaksınız” dedik.
Besim Atalay
swap_vert close
Hemen şeytan onların, kaydırdı ayakların, oldukları halden uzaklaştırdı, biz de dedik onlara: «Aşağıya ininiz, düşmansınız artık birbirinize, bir zamana değin yer yüzünde sizin için, durakla, metah bulunur»
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Ama şeytan (cennette ebedî kalmak istiyorsanız bu ağaçtakinden yiyin diyerek) ikisini de içinde bulundukları yerden (bahçeden) çıkardı (ve böylece sahip oldukları konumu yitirmelerine sebep oldu). Bunun üzerine biz de: “(Şeytana uyduğunuz için) birbirinize düşman olarak çıkın gidin! Yeryüzü sizin için belirli bir süreye kadar barınak ve geçim yeri olacaktır (dedik). 
Bkz. 7/11-24 ve dipnotu, 20/116-123.  
Cemil Said
swap_vert close
Şeytan ayaklarını kaydırdı ve ânların bu yerden tardına sebeb oldı o vakit didik ki "Bu mahalden aşağı ininiz, biri birinize dâimî düşman olunuz, kürre-i arz kıyâmete kadar mahall-i ikâmetiniz olsun."
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Şeytan oradan ikisinin de ayağını kaydırttı, onları bulundukları yerden çıkardı, onlara "Birbirinize düşman olarak inin, yeryüzünde bir müddet için yerleşip geçineceksiniz" dedik.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Derken, şeytan ayaklarını oradan kaydırdı. Onları içinde bulundukları konumdan çıkardı. Bunun üzerine biz de, “Birbirinize düşman olarak inin. Sizin için yeryüzünde belli bir süre barınak ve yararlanma vardır” dedik.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Şeytan oradan onların ayağını kaydırdı da bulundukları yerden onları çıkardı. Biz de “Birbirinize düşman olmak üzere inin! Bir zamana kadar sizin için yeryüzünde kalacak bir yer ve ihtiyaç maddeleri vardır” dedik.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Şeytan onların ayaklarını kaydırıp haddi tecavüz ettirdi ve içinde bulundukları (cennetten) onları çıkardı. Bunun üzerine: Bir kısmınız diğerine düşman olarak ininiz, sizin için yeryüzünde barınak ve belli bir zamana dek yaşamak vardır, dedik.
Edip Yüksel
swap_vert close
Şeytan, onları oradan kaydırıp bulundukları yerden çıkarttı. Nihayet, "Birbirinize düşman olarak aşağı inin. Yeryüzünde belli bir süre kalıp yaşayacaksınız," dedik.
Hadis kitapları yoluyla müslümanlarca da kabul gören Yahudi hikayesine göre, Şeytana ilk olarak Havva anamız uymuştur. Kuran ise ikisinin birlikte suç işlediğini bildirir.  
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Bunun üzerine şeytan onları(n ayağını) oradan kaydırdı, içinde bulundukları (cennet yurdu)ndan çıkardı. Biz de: "Birbirinize düşman olarak inin, orada belirli bir vakte kadar sizin için bir karar yeri ve bir nasib vardır." dedik.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Bunun üzerine Şeytan onları oradan kaydırdı, ikisini de bulundukları naz-ü naimden çıkardı, biz de haydi dedik bâzınız bâzınıza düşman olarak inin ve size yerde bir zamana kadar bir karar ve bir nasıp alma var
Emrah Demiryent
swap_vert close
Şeytan, (cennetin kapısından seslenip, yalan yere Allah adına yemin etmek sûretiyle,) onları yanıltarak, oradan (cennetten) içinde bulundukları nimet ve ikramdan çıkarılmalarına sebep oldu. Bunun üzerine biz de, “Birbirinize (şeytan size, siz de ona) düşman olarak oradan inin. Sizin için yeryüzünde belli bir süre (ecelleriniz gelinceye kadar) yerleşmek ve (yeryüzünün nimetlerinden) faydalanmak vardır” buyurduk.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Fakat şeytan onları, oradan kaydırdı. Böylece ikisini de içinde bulundukları durumdan çıkardı. Biz de: “Birbirinize düşman olarak inin.¹ Yeryüzü, belli bir süreye kadar size barınak ve geçinme yeri olacak.” dedik.
1- “İhbitu”, sözcüğü “inin” anlamına gelmektedir. Ancak bu inme, yüksek bir yerden alçak bir yere inmek anlamında değil, iyi bir konumdan, kötü bir konuma inmektir. Değerde azalmayı ifade etmektedir. Ayette, “köyden şehre inmek” deyimindeki “inme” anlamındaki inmeden, yani “yer değişikliğinden” söz edilmektedir. Dolayısıyla “Cennet'ten dünyaya inmek” şeklinde anlam verilmesi doğru değildir. “İhbitu/inin sözcüğünün bu anlamda kullanıldığını, bu surenin 61. ayetinde de görmekteyiz. Sözcük, söz konusu ayette, “Mısır'a inin.” şeklinde yer almaktadır.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Bunun üzerine Şeytan onları (n ayağını) oradan kaydırıp içinde bulunduklarından (onun ni'metlerinden) onları çıkarıvermiş (mahrum edivermiş) di. Biz de: «Kiminiz kiminize düşman olarak inin. Yer yüzünde sizin için bir vakta (ömrünüzün sonuna) kadar durak ve fâidelenecek şey vardır» demişdik.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Derken şeytan onları(n ayaklarını) oradan kaydırdı da içinde bulundukları şeyden (o ni'metten) onları çıkardı. Bunun üzerine (biz onlara) şöyle dedik: “(Ey Âdem, Havvâ ve Şeytan!) Birbirinize düşman olarak inin!(3) Artık sizin için yeryüzünde bir zamâna kadar bir yerleşme ve bir faydalanma vardır.”
(3)Âdem (as)’ın Cennetten çıkarılmasındaki hikmetler için bakınız; (sahîfe 319, hâşiye 2)  
İhsan Aktaş
swap_vert close
Derken şeytan onları oradan kaydırdı ve içinde bulundukları yerden onları çıkardı. (Bunun üzerine) biz de haydi (oradan) ayrılın. Siz birbirinize düşmansınız ve sizin için bu yeryüzünde barınmak ve bir zamana dek yaşamak vardır, dedik. *
(*) Not: 34. ayette İblis diye geçiyor, 36. ayette ise Şeytan geçiyor. Bu nedenle İblis kayıp mı olmuş veya İblis Şeytan mı olmuş, yoksa Şeytan İblis mi olmuş? şeklinde bir soru sorulabilir…Cevap: İblis özel bir isim olmayıp başkaldıran ve itaatsizlik yapanın sıfatıdır, şeytan ise bu kişinin daha ileri giderek azgınlaşan, başkalarını da kandıran ve saptıran aynı kişinin vasfı oluyor. Yani iblis ve şeytan birdir, aynı kişidir, bu iki sıfat onun özel ismi değildir. Fakat şeytan ziyadesiyle kötülükleri olan ve azgınlaşan varlık demektir. Bu nedenle melekler arasında bulunan bu yaratık itaatsizlik yapmakla önce iblis sıfatını almış, ondan sonra ziyadesiyle azgınlaşıp Âdem’i de doğru yoldan çıkarmaya ve onu saptırmaya çalışınca bu defa şeytan sıfatını da almış oldu. Yani böylece iblislikten şeytanlığa adım atmıştır. Bu yüzden ‘’ İblis mi Şeytan olmuş, Şeytan mı iblis olmuş?’’ cevabını almış olduk. Çünkü her iki sıfat da (yani iblis ve şeytan) aynı kişiye ait olup onun özel ismi değildir. Yine her ne kadar bazı rivayetlerde onun ismi Azazil idi deniliyorsa da Kur’an da böyle bir isim geçmediği için kesin bir şey söylemek mümkün değildir. Ayrıca melekler, yaratılış itibarıyla isyan edemezler, ama bu yaratık (iblis -şeytan) isyan edebilmiştir. Bu nedenle melek olamaz. Zaten başka bir ayette (فكان من الجن)’’ O cinlerdendi’’ deniliyor. Bu yüzden o da bir melek idi demek yanlış olur. Ayrıca İblis’in melekler arasında bulunması da onu melek yapamaz! Özetle, İblis, daha ileri giderek şeytan vasfını/unvanını almış oldu, yani iblis kayıp olmadı, şeytan iblisin yeni vasfı/ unvanı olmuştur. Çünkü şeytanlık vasfı iblislikten daha kötü bir vasıftır... Ayrıca ayete geçen (اهْبِطُوا) ‘’ihbıtu’’ yukarıdan, yüksekten inin anlamında değil, çünkü yukarıdan veya yüksekten inmek için (انزال) ‘’inzal’’ifadesi kullanılır. Mesela: Kur’an’ın, yağmurun meleklerin vs. inişleri hep (انزلنا)‘’enzalna’’ gibi ifadelerle geçmektedir. (Hud-48.ayet buna bir örnektir.) Yine Bakara-61. ayette (اهبطوا مصرا)’’ihbıtu mısran’’ ’’Mısra geçin’’ şeklindeki (اهبطو) ’’ihbıtu’’yukarıdan inmek anlamında olmadığı gibi, buradaki (اهبطو)’’ ihbıtu’’ da, yukarıdan inmek değildir. Mesela: ‘’Futbolcular sahaya indi’’desek bile onlar yukarıdan mı iniyorlar? İşte bu ayet de öyledir. Yani Âdem’in cenneti dünya üzerinde idi (bağ, bahçe ve yeşilliklerle donatılmış bir mekân idi.) 2- Ayrıca meallere göre ‘’sanki yüce Allah onları birbirlerine DÜŞMAN yapmıştır. Çünkü mevcut mealler “Birbirinize düşmanlar olarak buradan inin’’şeklindedir. Haşa Allah böyle bir şey yapar mı? Oysa (بَعْضُكُمْ لِبَعْضٍ عَدُوٌّۚ) ’’Ba’duküm li ba’dın aduvvün’’anlamı; ‘’bir kısmınız diğer bir kısmınıza, yani siz‘’birbirinize düşmansınız!’’şeklindedir. Bu nedenle onları birbirine düşman yapan haşa yüce Allah değil. Bilakis Kendileri birbirlerine düşman olmuşlardır. Detaylı bilgi için aşağıdaki metne bakılabilir. –يجب علينا أن نفهم قوله: {اهبطوا منها}. على أنه انتقال من مرحلةٍ إلى مرحلة أخرى، وليس المعنى “انزلوا منها” ونحن نقول: إن الله أنزل ونزل القرآن ولا نقول أهبط وهبط القرآن وقد استعمل الكتاب فعل في مجال الانتقال المكاني أو الكيفي؛ في مجال الانتقال المكاني أي من مكان إلى آخر على الأرض في قوله {قيل يا نوح اهبط بسلامٍ منا وبركاتٍ عليك وعلى أممٍ ممن معك وأمم سنمتعهم ثم يمسهم منا عذاب أليم} (هود 48). ترى أبين كان نوح عندما قال له {اهبط} هل كان في السماء؟ وفي قوله: {وإذ قلتم يا موسى لن نصبر على طعامٍ واحدٍ فادع لنا ربك يخرج لنا مما تنبت الأرض من بقلها وقثائها وفومها وعدسها وبصلها قال أتستبدلون الذي هو أدنى بالذي هو خير اهبطوا مصراً فإن لكم ما سألتم.. الآية} (البقرة 61).لاحظ أن الكلام هنا عن بني إسرائيل الذين كانوا في سيناء وليس في السماء فاهبطوا هنا جاءت في المعنيين المكاني والكيفي، فالمكاني الانتقال من سيناء إلى مصر والكيفي أنهم كانوا يأكلون المن والسلوى “طعام واحد” فأرادوا الانتقال إلى كيفية أخرى من الأطعمة.هنا يجب أن نفهم {اهبطوا منها} انتقال كيفي أو مكاني أو الاثنين معاً، وكل ذلك حصل على الأرض، وجنة الخلد ليس لها أية علاقة بذلك الخ  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Sonra şeytan, yasak ağaçla o ikisinide ayarttı ve içinde oldukları bahçeden ikisini çıkarttı. Bizde “Kiminiz kiminize düşmanlar olarak inin oradan, sizin için yeryüzünde belirli bir süreye kadar kalmak vardır” dedik.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Derken Şeytan her ikisinin da oradan ayağını kaydırdı. Her ikisini de yerlerinden etti. Bunun üzerine Biz de buyurduk: « Birbirinize düşman olarak buradan gidin. Yeryüzünde sağ oldukça barınacak yer, geçinecek nesne vardır.»
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Bunun üzerine Şeytan onları Cennetten kaydırdı [⁷], içinde bulundukları nimetten cüda etti, biz de « birbirinizin düşmanı olduğunuz halde inin, arzda sizin için bir vakte [⁸] kadar kalmak ve geçinmek vardır» dedik.
[7] Yahut her ikisini hataya düşürdü.[8] Hayatınızın devamı müddetince, yahut kıyamet gününe kadar.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Ama şeytan o ikisinin ayağını oradan kaydırdı ve içinde bulundukları durumdan çıkarttı.²⁸ Biz de “Birbirinize düşman olarak oradan inin.²⁹ Sizin için yeryüzünde belli bir süreye kadar barınma ve geçinme imkânı var” dedik.
28 Onları yanılttı, ayarttı, içinde bulundukları konumu yitirmelerine veya nimetlerden mahrum kalmalarına sebep oldu anlamındadır. 29 Hubut “düşme, inme” anlamındadır. Yüksek bir yerden daha alçak bir konuma geçişi ifade eder. Burada semantik olarak gözden düşmek, değerini veya önceki konumunu yitirmek, Hak katındaki itibarını kaybetmek anlamındadır. Çünkü Hz. Peygamber bir duasında: “Allahumme ğabten lâ hebten” (Ya Rab! Düşüşü olmayan bir ikbale eriştir) diye dua etmiştir.  
Kadri Çelik
swap_vert close
Şeytan oradan ikisini de kaydırdı ve bulundukları yerden çıkardı. Onlara, “Birbirinize düşman olarak inin, sizin için yeryüzünde belli bir zamana kadar bir yerleşim ve meta vardır” dedik.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Derken şeytan, nurdan bir örtü ile gözlerden gizlenmiş olan mahrem yerlerini açıp kendilerine göstermek ve böylece şehvet duygularını kamçılayıp onları günaha sürüklemek için, Âdem ile Havvâ’nın kalbine vesvese vererek dedi ki: “Rabb’inizin size bu meyveyi yasaklamasının tek sebebi, tanrısal güçlere sahip birer melek veya sonsuz bir hayat sahibi olacağınızdan endişe duymasıdır. Allah adına and içerim ki, bunu sırf sizin iyiliğiniz için yapıyorum!” (7. Ârâf: 20, 21) Böylece, onları aldatarak yasak ağaçtan yemelerine, bunun sonucunda da cennetten çıkmalarına sebep oldu. Biz de “Birbirinize düşman olarak inin yeryüzüne. Artık hayat yeryüzünde, oraya yerleşecek ve belli bir süreye kadar orada yaşayacaksınız!” dedik.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Şeytan ikisini oradan kaydırdı, içinde bulundukları konumdan çıkardı. “İnin!” dedik. “Bir kısmınız bir kısmına düşmandır. Sizin için bir süreliğine Yeryüzü’nde yerleşim ve geçimlik vardır”.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Sonunda iblis onları ayartıp, oldukları yerden çıkardı. Bunun üzerine kendilerine: “ hemen aşağı inin! artık birbirinize düşman olacaksınız, artık yeryüzünde bir süre yerleşim ve geçim telaşınız olacak “ diye ferman ettik…
Mehmet Çoban
swap_vert close
Şeytan onların ayaklarını kaydırdı. Onları içinde bulundukları konumdan çıkardı. Bunun üzerine; "Birbirinize düşman olarak inin! Sizin için yeryüzünde belli bir süre barınak ve yararlanma vardır!" dedik.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
(Ağaçtan yiyince) Şeytan onları(n ayaklarını) kaydırıp bulundukları yerden onları çıkarmıştı (çıkarılmalarına sebep olmuştu). (Bunun üzerine) “Bir kısmınız diğerine düşman olarak inin! [*] Sizin için yeryüzünde (bahçe dışında) belirli bir süre kalma ve geçim imkânları vardır.” demiştik.
Buradaki “iniş”, mahşerde yaratılacak “cennet”ten değil, “dünyada bulunulan bir bahçeden çıkış”tır. Cennetten inişle ilgili bkz. A’râf 7:13, dipnot 1.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Fakat şeytan, ikisinin ayağını birden oradan kaydırdı¹ ve onları, içerisinde bulundukları yerden çıkardı. Biz de: “Haydi! (Şeytan ile) siz, birbirinize düşman olarak² yeryüzünde belirli bir süreye kadar barınmak ve geçinmek üzere oradan inin.” dedik.
1 Bk. (A’raf: 20-21, Tâ Hâ: 120-121)2 Buradaki düşmanlık, Hz. Âdem’le Havva validemiz arasında değil, insanlarla şeytanlar arasındadır. İşte insanlarla şeytanlar arasındaki “iman küfür mücadelesi” bu andan itibaren başlamıştır.  
Muhammed Esed
swap_vert close
Ama Şeytan orada ikisini de yoldan çıkardı ve böylece sahip oldukları konumu yitirmelerine sebep oldu. ²⁹ Bu yüzden Biz: “Buradan çıkıp gidin, (bundan sonra) birbirinize düşman olarak yaşayın ve yeryüzünü bir müddet için mesken edinip orada geçiminizi sağlayın!” ³⁰ dedik.
29 Lafzen, “içinde bulundukları durumdan çıkardı”: yani, onları yasaklanmış ağacın meyvesini yemeye teşvik ederek.30 Bu cümle ile, şimdiye kadar gözlenen ikili hitap şekli çoğula döner; bu da, kıssanın ahlakî tarafının bir bütün olarak insan soyunu ilgilendirdiğinin yeni bir belirtisidir. Keza bkz. sure 7, not 16.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Şeytan oradan ikisinin de ayağını kaydırdı, onları bulundukları yerden çıkardı. Biz de onlara “Hepiniz birbirinize düşman olarak oradan inin, yeryüzünde sizin için bir müddet yerleşme ve geçici bir yararlanma vardır.” dedik. 7/11...23, 18/50, 35/6
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Fakat şeytan onların ayaklarını kaydırdı,[⁷¹] böylece sahip oldukları müstesna konumdan uzaklaştırdı. Ve Biz dedik ki: “Birbirinize düşman olarak çıkıp gidin![⁷²] Zira yeryüzünde, geçici bir hayat alanı ve tadımlık bir haz sizi bekliyor!”[⁷³]
[71] İnsan iradesinin hayır ve şerri seçmekle sınanacağına delâlet eder. Şeytanın insanoğlu üzerinde herhangi bir gücü olduğunu göstermez (15:42). Âdem ve eşinin suçsuz olduğunu da göstermez: “Ne zaman yoldan saptılarsa, Allah da onların kalplerinin sapmasına izin verdi” (61:5). [72] Birbirine düşman olan sadece insanoğlu ve şeytan soyu değil, aynı zamanda insanlar içerisinden şeytana uyan “şeytan taraftarları” ile Allah’a itaat eden “Allah taraftarları”dır. Ne ki Âdem ve eşi temsilinde olduğu gibi, şeytan taraftarı olmadığı hâlde şeytana aldananlar da var. İşte böylelerine günahına af dileyen Âdem ve eşi örnek gösterilmektedir. [73] Şeytan da, insan da cennetten kovulmuştu. Ama kovulma sonrasında şeytanla insanın davranışları arasında ateşle toprak arasındaki fark kadar fark vardı. Şeytan yanlış bir kaderciliğe sapıp kendisini bu duruma düşürenin Allah olduğunu (15:39) îmâ ederek Allah’a iftira ederken, Âdem ve eşi hatayı kabullenme ve sorumluluğu üstlenme farkını gösterdi. İşte bu farkı ödüllendiren Allah, insana hatasını nasıl telafi edeceğinin, Yaratıcısıyla bozulan ilişkisini nasıl düzelteceğinin yolunu gösterdi. İlâhî lânet hata yapana değil, hatayı savunanadır.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
(bir yolunu bulan) Şeytan onların ayağını kaydırdı; (Onlara suç işletti, o ağaçtan yediler) ve onları; içinde bulundukları nimet halinden çıkardı! (ki cennette kendilerine has fıtratlarında bir değişme-şehvet arzusu-husule geldi) Bunun üzerine biz de: "(Ey Adem ile eşi ve onlardan türeyecek olan Ademoğulları) Kiminiz kiminize düşman olarak (cennet makamından) inin; sizin için yeryüzünde bir zamana kadar (ölünceye dek) bir barınak ve (dünya nimetler inden) yararlanıp yaşamak vardır" dedik.
Osman Fırat
swap_vert close
Ama Şeytan orada ikisini de yoldan çıkardı ve böylece sahip oldukları konumu yitirmelerine sebep oldu. Bu yüzden Biz: "İnin/oradan çıkın (bundan böyle) kiminiz kiminize düşman olarak yaşayın ve yeryüzünü bir müddet için mesken edinip orada geçiminizi sağlayın!" dedik.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
İmdi, Şeytan Âdem ile Havva'yı cennetten kaydırdı. Oradaki nîmetlerden çıkarıp uzaklaştırdı. Biz de dedik ki: «Bâzınız bâzınıza düşman olmak üzere yeryüzüne ininiz, sizin için yer yüzünde bir vakte kadar bir karar ve bir nasip vardır.»
Suat Yıldırım
swap_vert close
Derken Şeytan onların ayaklarını kaydırarak içinde bulundukları nimet yurdundan çıkardı. Biz de: “Haydi, dedik, birbirinize düşman olarak yeryüzüne inin! Siz orada belirli bir süre ikamet edip yararlanacaksınız. ”
Süleyman Ateş
swap_vert close
Derken şeytan onlar(ın ayağın)ı oradan kaydırdı, içinde bulundukları (ni'met yurdu)ndan çıkardı. (Biz de) dedik ki: "Birbirinize düşman olarak inin. Sizin, yeryüzünde kalıp bir süre yaşamanız lazımdır."
Süleyman Tevfik
swap_vert close
³⁶- Şeytân onların ayaklarını cennetden kaydırdı ve içinde bulundukları şeylerden (sa'âdet ve ni'metden) çıkardı. (Bunun üzerine) Birbirinize düşman olarak cennetden yere ininiz, sizin içün orada bir vakt-i mukaddere kadar karâr kılacak yer ve yaşamak vâsıtaları vardır didik.[³]
[3] Şeytân secde itmediği içün la'nete uğradığından Âdem'e düşman oldı onı cennetden çıkarmak kasdıyla ve yılanın delâletiyle cennete girerek evvelen Havvâ'yı aldadub nehy olunan ağaçdan yedirdi. O da Âdemi ekle sevk itdi. Bunun üzerine Âdem ve Havvâ ile şeytân ve yılan birbirine düşman olarak yere indirildi. Âdem Serendib'e, Havvâ Cidde'ye, iblîs ve yılan İsfehan'ın bulundığı yere indirilmişdi. Şeytân ile Âdem'in, yılan ile insânın aralarındaki 'adâvet o vakitden beri devâm itmekdedir.  
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Sonra Şeytan, o ağaç yüzünden ayaklarını kaydırdı da onları bulundukları yerden çıkardı. Onlara şöyle dedik: “İnin oradan! Biriniz diğerinin hakkına göz dikecek.[*] Sizin için bu topraklarda yerleşecek yer ve bir süreye kadar geçineceğiniz şeyler bulunacaktır”.
[*] Kelimenin kökü olan adv =عدو, sınırı aşmak ve uyumsuzluk demektir (Müfredat). Şeytan insana muhaliftir. Muhalefet karı-koca arasında da olduğu için Allah Teâlâ bunun normal karşılanmasını istemiştir.  
Şaban Piriş
swap_vert close
Şeytan oradan ikisinin de ayağını kaydırdı, onları bulundukları yerden çıkardı. Biz de onlara: -Birbirinize düşman olarak inin, yeryüzünde bir müddet için yerleşip geçineceksiniz, dedik.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Derken Şeytan, ayaklarını kaydırdı da onları bulundukları yerden çıkardı. Biz de “İnin aşağı,” dedik. “Artık birbirinize düşman olarak yaşayacaksınız. Yeryüzünde sizin için belirli bir vakte kadar bir yerleşim ve bir nasip vardır.”
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Bunun üzerine şeytan onların ayaklarını kaydırdı da onları içinde bulundukları yerden çıkardı. Biz de şöyle buyurduk: "Bir kısmınız bir kısmınıza düşman olarak aşağıya inin. Belli bir süre kadar yeryüzünde sizin için bir bekleme yeri, bir nimet/bir yararlanma imkânı olacaktır."
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
pes ŧayındurdı ol ikiyi şeyŧān, uçmaķdan; pes çıķardı ol ikiyi andan, kim oldılardı anuñ içinde. daħı eyittük: “aşaġa inüñ ya'nį ādem daħı ḥavvā daħı iblįs daħı ilan bir niceñüz bir niceñüze düşmāndur. daħı sizüñdür yirde dölenecek yir daħı gönenmek menfa'at dutmaķ bir zamāna degin.”
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Pes azdurdı ol ikisini şeyṭān, çıḳardı anları uçmaḳ ni‘metlerinden. Daḫıeyitdük: Düşüñüz gökden yire, biri birüñüze düşman olup. Daḫı vardur si‐ze yir yüzinde ḳarār dutacaḳ yir, daḫı dirlik, yimek içmek ecel yitişince.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
(Lakin) Şeytan onları azdırıb (buğdadan yedizdirməklə ne’mətlər içində) olduqları yerdən uzaqlaşdırdı. Biz də (Adəmə, Həvvaya və Şeytana): “Bir-birinizə düşmən kəsilərək (buradan kənar olub yer üzünə) enin! Yerdə sizin üçün müəyyən vaxta qədər (ömrünüzün axırınadək) sığinacaq və yaşayış (dolanacaq) vasitələri var”,-dedik.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
But Satan caused them to deflect therefrom and expelled them from the (happy) state in which they were; and We said: Fall down, one of you a foe unto the other! There shall be for you on earth a habitation and provision for a tune.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Then did Satan(52) make them slip from the (garden), and get them out of the state (of felicity) in which they had been. We said: "Get ye down, all (ye people(53)), with enmity between yourselves. On earth will be your dwelling-place and your means of livelihood(54) - for a time."
52 The word Iblis in the verse 34 above is derived from the root idea of desperateness or rebellion whereas "Satan" conveys the idea of perversity or enmity. Note the appropriateness of the term on each occasion. Also, "slipping" from the Garden denotes the idea of Evil gradually tempting man from a higher to a lower state. (R). (Cf.7:20). 53 Allah's decree is the result of man's action. Note the transition in Arabic from the singular number in 2:33 , to the dual in 2:35 , and the plural here, which I have indicated in English by "All ye people." Evidently Adam is the type of all mankind, and the sexes go together in all spiritual matters. Moreover, the expulsion applied to Adam, Eve, and Satan, and the Arabic plural is appropriate for any number greater than two. (Cf..n.3983). 54 Man's sojourn in this lower state, where he is partly an animal of this earth, is for a time. But he must fulfill his lower duties also, for they too are a part of his spiritual training. (Cf. n.1007).  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
فَاَزَلَّهُمَا
derken o iki- sini kaydırdı
الشَّيْطَانُ
şeytan
عَنْهَا
oradan
فَاَخْرَجَهُمَا
ve onları çıkardı
مِمَّا
o şey- den ki
كَانَا
idiler
ف۪يهِۖ
içinde
وَقُلْنَا
ve buyur- duk
اهْبِطُوا
inin
بَعْضُكُمْ
bazınız
لِبَعْضٍ
bazısına
عَدُوٌّۚ
düşman olarak
وَلَكُمْ
ve sizin için vardır
فِي الْاَرْضِ
yeryüzünde
مُسْتَقَرٌّ
bir yerleşme
وَمَتَاعٌ
ve bir geçimlik
اِلٰى ح۪ينٍ
bir süreye kadar
Derken şeytan onları(n ayaklarını) oradan kaydırdı da içinde bulundukları (cennet yurdu)ndan onları çıkardı. Bunun üzerine Biz de onlara, "birbirinize düşman olarak (oradan) inin! Sizin için yeryüzünde (belirlenmiş) bir süreye kadar bir yerleşme ve bir geçimlik (sadakatini ispatlama imkânı) vardır" buyurduk.
اَزَلَّ
Fiil-IV
ز ل ل
Kaydırdı
شَيْطَان
İsim
ش ط ن
Şeytan
عَن
Ayrılma hâl eki
عَن
-den, -dan, hakkında
اَخْرَجَ
Fiil-IV
خ ر ج
Çıkardı
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
كَانَ
Fiil-I
ك و ن
İdi, oldu
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
هَبَطَ
Fiil-I
ه ب ط
İndi, yuvarlandı
بَعْض
İsim
ب ع ض
Bazı, bir kısmı
بَعْض
İsim
ب ع ض
Bazı, bir kısmı
عَدُوّ
İsim
ع د و
Düşman
لَكُمْ
Zamir
لَكُمْ
Sizin için, size
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
اَرْض
İsim
ا ر ض
Yeryüzü, yer, arz, toprak, yurt
مُسْتَقَرّ
Edilgen fiil-X
ق ر ر
Yerleşme, yerleşme zamanı, bir kalma yeri, karar kılınan yer, kalınacak yer
مَتَاع
İsim
م ت ع
Geçimlik, menfaat, eşya, yararlanma, bir ticaret malı
اِلٰى
Edat
اِلٰى
-e kadar, -a kadar, -e, -a
حِين
İsim
ح ي ن
Süre, vakit, an