close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Bakara Sûresi 35. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Vekulnâ yâ âdemu-skun ente vezevcuke-lcennete vekulâ minhâ raġaden hayśu şi/tumâ velâ takrabâ hâżihi-şşecerate fetekûnâ mine-zzâlimîn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Demiştik ki: Ey Âdem, sen ve eşin cennette oturun, dilediğinizi bol bol yiyin. Ancak şu ağaca yaklaşmayın, yoksa haddini aşanlardan olursunuz.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Ve Biz: "Ey Adem, sen ve eşin cennette yerleşin. İkiniz de ondan (cennet ortamından), neresinden dilerseniz, (çok güzel ve mükemmel rızıklarından) bol bol yiyin; ama şu ağaca yaklaşmayın, (şeytani duygulara ve şehevi arzulara kapılmayın,) yoksa (nefislerine) zulmedenlerden olursunuz" deyip (ikaz etmiştik).
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Sonra “Ey Adem!” dedik “Sen ve eşin cennete yerleşin, orada dilediğinizden serbestçe yiyin. Ancak şu ağaca yaklaşmayın, yoksa yaratılış gayesi dışına çıkmış olursunuz.”
Ahmet Tekin
swap_vert close
Biz Âdem'e: "Ey Âdem, sen ve eşin Cennet'te oturun. Orada Allah'ın sünnetine, düzeninin yasalarına uygun iradesinin tecellisi içinde, tercihinizi isabetli kullanarak istediğiniz zaman her yerde bol bol Cennet nimetlerinden yeyin. Sadece şu bitkiye yaklaşmayın. Eğer bu bitkinin mahsulünden yerseniz, her ikiniz de kendinize yazık eder, zâlimlerden olursunuz." dedik.
bk. Kur’ân-ı Kerim, 7/19-20; 20/120.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Ve biz: "Ey Adem, sen ve eşin cennete yerleşin ve orada, istediğiniz yerde yiyeceklerden bolca yiyin. Ancak şu ağaca yaklaşmayın, sonra kendi kendilerine haksızlık edenlerden olursunuz" dedik.
Ali Bulaç
swap_vert close
Ve dedik ki: 'Ey Adem, sen ve eşin cennette yerleş. İkiniz de ondan, neresinden dilerseniz, bol bol yiyin; ama şu ağaca yaklaşmayın, yoksa zalimlerden olursunuz.'
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Ve biz demiştik ki: “- Ey Âdem, sen eşinle Cennette sakin ol. Onun nimetlerinden ikiniz de bol bol yeyin, fakat şu ağaca yaklaşmayın. Yoksa (nefislerine) zulmedenlerden olursunuz.”
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Biz dedik: Ey Âdem! Sen ve zevcen Cennette yerleşin. Orada istediğiniz yerden rahatça yiyin! Fakat bu (yasak) ağaca yaklaşmayın! Yaklaşırsanız, zalimlerden olursunuz.
[İnsan nesli bir zamanlar, yeryüzü cennetinde rahatça yaşarken, aralarında düşmanlık yokken sonra yamyamlığa başladılar, yasak ağaçtan yediler. Veya insanoğlu çocuk iken rahmet-i ilahiye ile harika bir şekilde beslenir. Sonra büyüdüğünde şehvet ağacından yiyince, o Cennet ortamından kovulup sorumluluk dünyasına atılmış olur.]  
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Âdem'e şöyle dedik: “Sen ve eşin birlikte cennete yerleşiniz, ikiniz de oradaki nimetlerden istediğinizi bol bol yiyiniz, ancak şu ağaca yaklaşmayınız, yoksa zalim/büyük hata yapanlardan olursunuz.”
Besim Atalay
swap_vert close
Biz de dedik: «Ey Âdem, cennet içre oturasın eşinle, bol bol yeyin istediğiniz şeylerden, yalnız şu ağaca yaklaşmayınız, günaha girersiniz»
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Yine dedik ki: “Ey Âdem! Eşinle birlikte cennette/bahçede kal. Onun nimetlerinden ikiniz de bolca yiyin, fakat şu ağaca yaklaşmayın yoksa haddi aşanlardan olursunuz.”
Cemil Said
swap_vert close
Adem’e didik ki: "Cennet bağçesinde zevcen ile ikâmet idiniz, bağçenin her tarafındaki meyvelerinden bol bol ekl idiniz, yalnız bu ağaca yaklaşmayınız ki zâlimler meyânına dâhil olmıyasınız."
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
"Ey Adem! Eşin ve sen cennette kal, orada olandan istediğiniz yerde bol bol yiyin, yalnız şu ağaca yaklaşmayın; yoksa zalimlerden olursunuz" dedik.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Dedik ki: “Ey Âdem! Sen ve eşin cennete yerleşin. Orada dilediğiniz gibi bol bol yiyin, ama şu ağaca yaklaşmayın, yoksa zalimlerden olursunuz.”
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
“Ey Âdem! Sen ve eşin cennette oturun, orada istediğiniz yerden rahatça yiyip için ve şu ağaca yaklaşmayın; yoksa zalimlerden olursunuz” dedik.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Biz: Ey Âdem! Sen ve eşin (Havva) beraberce cennete yerleşin; orada kolaylıkla istediğiniz zaman her yerde cennet nimetlerinden yeyin; sadece şu ağaca yaklaşmayın. Eğer bu ağaçtan yerseniz her ikiniz de kendine kötülük eden zalimlerden olursunuz, dedik.
Edip Yüksel
swap_vert close
"Adem! Eşinle birlikte cennette kal. Dilediğiniz yerde ondan bolca yeyin; ancak şu ağaca yaklaşmayın, yoksa zalimlerden olursunuz!," dedik.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Dedik ki: "Ey Âdem, sen ve eşin cennette oturun, ikiniz de ondan dilediğiniz yerde bol bol yeyin, fakat şu ağaca yaklaşmayın, yoksa zalimlerden olursunuz."
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
ve dedik ki «ya Adem sen ve zevcen Cenneti mesken edin, ikiniz de ondan dilediğiniz yerde bol bol yeyin, fakat şu ağaca yaklaşmayın ki haddi aşan zalimlerden olmıyasınız
Emrah Demiryent
swap_vert close
Buyurduk ki: “Ey Âdem! Sen ve zevcen cennette yerleş (meye/kalmaya devam ed) in. Orada dilediğiniz yerden bol bol yiyin (ancak) şu ağaca yaklaşmayın, yoksa (nefislerine) zulmedenlerden olursunuz.”
Erhan Aktaş
swap_vert close
Dedik ki: “Ey Âdem! Eşinle birlikte cennette¹ oturun. Orada dilediğiniz her şeyden bol bol yiyin. Fakat şu şecereye² yaklaşmayın; yoksa haksızlık yapmış olursunuz.
1- Cennet, “bahçe” demektir; bağlık, bahçelik, yeşillikli yer anlamına gelmektedir. 2- “Eş'şecere” sözcüğünün ağaç, yön değiştirme, kargaşa çıkarma anlamları bulunmaktadır. Bu sözcük mecaz olarak kimi ayetlerde dünya nimetlerine gereğinden fazla yönelme, yaradılışı bozacak düzeyde dünyaya tutkuyla bağlanma, kargaşa çıkarma anlamlarında kullanılmıştır. (4:65; 17:60) Ağaç ile kast edilen şey mal mülk biriktirme tutkusudur. Zira ağaç gücün ve çokluğun simgesidir.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Ve demişdik ki: «Ey Âdem, sen eşinle beraber Cennetde yerleş, Ondan (Cennetin yiyeceklerinden), neresinden isterseniz, ikiniz de bol bol yeyin. (Fakat) şu ağaca yaklaşmayın. Yoksa ikiniz de (nefsine) zulmedenlerden olursunuz».
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Hem demiştik: “Ey Âdem! Sen zevcen (Havvâ) ile Cennete yerleş; dilediğiniz yerde ondan bol bol yiyin; fakat şu ağaca yaklaşmayın, sonra zâlimlerden olursunuz!”
İhsan Aktaş
swap_vert close
Biz, ey Âdem! Sen ve eşin (şu) cennete (size has kılınan şu dünya bahçesine) yerleşin ve dilediğiniz zaman ondan (o cennetin nimetlerinden) bolca yiyin, (ancak meyvesini yemek amacıyla) şu ağaca yaklaşmayın (meyvesini yemeyin), yoksa kendinize yazık edenlerden olursunuz, dedik. *
(*) Cennet, “bahçe” demektir; bağlık, bahçelik, yeşillikli yer anlamına gelmektedir. Bu cennet/bu bahçe dünyadaydı. Ayet ahiretteki cennetten bahsedilmemiştir. Aksi takdirde Şeytan’ın orada bulunması söz konusu olamazdı. Ahiretteki Cennet’e şeytan asla giremez. Ahiret cennetine ancak ahiret günü girilir ve oraya giren ne imtihana tabi tutulur ne de oradan bir daha çıkarılır. Bu nedenle Hz. Âdem’in cenneti, bir dünya cenneti (bağ-bahçe) olup ahiretteki ebedi cennetle hiçbir alakası yoktur. İşte buna dair delillerle birlikte detaylı bir bilgi aşağıdaki tefsir metinlerinde de verilmiştir 1-Bu cennet gökte olsaydı veya dünya üzerinde olmasaydı, bizim gibi bir beşer olup melek gibi uçamayan Âdem ve eşine haydi şu cennete yerleşin denilebilir miydi? 2- Melekler gibi uçamayacaklarına göre, Allah bu emri meleklere verip Âdem ve eşini cennete götürün demesi gerekmez miydi? 3-Neden Âdem ve eşine haydi cennete yerleşin demiş? 4- Demek ki bu cennet dünyadaydı ki, Âdem ve eşi kendi ayaklarıyla yürüyerek o cennete (bahçeye) girebiliyorlardı. Bu yüzden yüce Allah meleklere ikisini cennete götürün değil de, direk Âdem ve eşine haydi ikiniz şu cennete yerleşin demiştir. 5- Eğer bu cennet gökte olsaydı veya dünya üzerinde olmasaydı, Âdem ve eşi melekler gibi uçup yeryüzüne gelemeyeceklerinden dolayı yüce Allah meleklere haydi onları cennetten çıkarıp götürün yeryüzüne bırakın demesi gerekmez miydi? 6-Neden çıkmalarına dair ilahi emir direk Âdem, eşi ve İblis’e yönelik olmuştur? 7-Cennette İblis’in ne işi vardı? 8- O ebedi cennete girebilir miydi? Hem de orada Allah’a isyan ettirmek için? 9- Ebedi cennete girmek ahiret gününe has değil midir? 10- İnsan ölmeden Ahiret cennetine girebilir mi? 11- Ahiretteki cennete yasaklar var mı? 12- Ahiretteki cennete her şey serbest değil midir? 13- Ebedi cennete giren bir daha oradan çıkar mı? 14- bütün bu sayılanlar Kur’an’ın genel mesajından anlaşılmıyor mu? İşte bu vb. daha nice deliller gösteriyor ki, Âdem’in cenneti (yerleştiği bağ ve bahçesi) yeryüzündeydi. Ebu Hanife, İmam Matüridi ve Ehli - sünnetin muhakkik âlimlerine göre de bu cennet, dünyadaki bir bahçedir. Kur’an’da cennet, dünya bahçeleri için de kullanılır. (Bakara 265) Cennetin ayrıca el-cennet şeklinde de geçtiği yerler vardır. (Kalem-17) ‘’ Ashabul Cenneti’’, bahçe sahipleri, fakir fukaraya bir şey vermeme k için erkenden cennetlerine/bahçelerine gittiklerinde, afet ile bahçenin yerle bir olduğunu görüyorlar. (Kalem 68/17-32) Detaylı bilgi için bkz: أين جنة آدم ؟ وقال كثيرون ان تلك الجنة بستان في الأرض وليست هي جنة الخلد. وعلى هَذا جرى أبو حنيفة وتبعه أبو منصور الماتريدي في تفسيره حيث قال نحن نعتقد ان هذه - ان الله خلق آدم في الارض ليكون خليفة فيها هو وذريته . الجنة بستان من البساتين، كان آدم وزوجته منعمين فيها وليس علينا تعيينها ولا البحث عن مكانها: ا". وقال الألوسي " في تفسيره: ومما يؤيد هذا الرأي انه تعالى لم يذكر أنه بعد خلْق آدم في الارض عرج به الى السماء، ولو حصل لذُكر، لأنه أمر عظيم انه لا يُمنع من في الجنة من التمتع بما يريد منها.انه لا يقع فيها العصيان والمخالفة لأنها دار طهر، ولا دار رجس.وذهب أبو مسلم الأصفهاني محمد بن بحر وأبو القاسم البلخي والمعتزلة عدا الجبائي إلى أنها جنة في الأرض خلقها الله لإسكان آدم وزوجه ، ونقل البيضاوي عنهم أنها بستان في فلسطين أو هو بين فارس وكرمان ، (التحرير والتنوير ) الأرجح، والأقوى، والأكثر رجحاً أن هذه الجنة ليست جنة الآخرة، المصادر : - 1- تيسير التفسير- 2- (التحرير والتنوير -3 - (موسوعة النابلسي للعلوم الاسلامية) 4 - تلأويلات أهل السنة - 5 - البحر المحيط - 6- اللباب في علوم الكتاب 7- التبيان الجامع لعلوم)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Biz Âdeme “Zevcenle beraber bahçede iskân edin. Canlarınızın istediğinden dilediğiniz kadar yiyin için, asla şu ağaca yaklaşmayın. Yoksa kendinize zulmedenlerden olursunuz.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
O gün Biz dedik: « Ey Adem! Sen de, eşin de Cennet’te kalın. Dilediğiniz yerden dilediğiniz kadar yiyin. Yalnız, şu ağaca yaklaşmayın. Yoksa ikiniz de kıyıcılık etmiş olursunuz.»
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Biz «— Âdem! Sen ve zevcen Cennette [⁶] sâkin olun, dilediğiniz yerlerde onun yemişinden, yiyeceğinden bol bol yiyin, yalnız bu ağaca yaklaşmayın, yoksa ikiniz de kendinize zulmetmiş olursunuz, dedik.
[6] Bu Cennet bazılarına göre yeryüzünde bir bahçedir. Cumhur ehl-i sünnete göre bildiğimiz Cennettir ki türkçesi (Oçmak) dır.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
(Sonra) Biz: “Ey Âdem! Sen ve eşin bahçeye [cennet]²⁶ yerleşin, orada dilediğiniz her şeyden serbestçe yiyin ancak şu ağaca yaklaşmayın yoksa zalimlerden²⁷ olursunuz” dedik.
26 Cennet Kur’an’da 147 defa geçer. Bunların 117’si ölümden sonra erdemli ve salih kulların ahiretteki gireceği yerdir. 30’u ise yeryüzünde bir bahçe anlamındadır. Âdem’in cenneti de yeryüzünde bir bahçedir. Ölümden sonra gidilecek cennetten mahiyet ve nitelik itibariyle farklıdır: Kur’an’a göre ölümden sonra gidilecek cennette, yükümlülük yoktur, yasak yoktur, şeytan oraya giremez, aldatma, isyan ve vesvese söz konusu değildir. Giren oradan çıkmaz, orası ölümsüzlük yeridir, ölümsüzlük aranmaz vb. Âdem’in cennetinde ise, yükümlülük, yani yasak var, şeytan orada kol geziyor, vesvese veriyor, yasak ağaçtan yediriyor, itaatsizlik var. Âdem, cennetinde ölümsüzlük arıyor vb. Dolayısıyla bu cenneti Âdem’in yeryüzünde vahiy aldığı, ilahi tecellilere erdiği bir mekân, bir bahçe olarak düşünmek gerekir. (Geniş bilgi için, “Kur’an’ı Anlamak” isimli kitabımızın 77-80. sayfalarına bakılabilir.) 27 Zalim kelimesi, karanlık anlamında olan “zulm” kökünden gelir. “Karanlıkta kalan” demektir. Yaptıklarından dolayı ışıktan nasibi olmayan, kendine yazık eden, başkalarına eziyet ederek, onlara gün yüzü göstermeyen anlamındadır. Zulm oradan gelir. Adaletin zıttıdır.  
Kadri Çelik
swap_vert close
“Ve ey Âdem! Sen ve eşin cennete yerleş, orada istediğinizden bol bol yiyin, yalnız şu ağaca yaklaşmayın ki böylece zalimlerden olursunuz” dedik.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Daha sonra dedik ki: “Ey Âdem, sen ve eşin cennette yerleşin. Oradaki nîmetlerden dilediğiniz kadar, serbestçe yiyebilirsiniz. Fakat kendinizi başıboş, müstakil ve kayıtsız zannetmeyesiniz ve size bahşettiğim özgür irâdenin sınırsız olmadığını size dâimâ hatırlatsın diye meyvesini yasakladığım şu ağaca sakın yaklaşmayın, yoksa büyük bir suç işleyerek kendinize zulmetmiş olursunuz!”
Mahmut Özdemir
swap_vert close
-“Ey Âdem! Sen ve eşin, Cennet’e yerleşin! Siz ikiniz, diledikçe oradan bol bol yiyin! Şu Ağaç’a yaklaşmayın! Yoksa Zâlimler’den olursunuz” dedik.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Sonra Adem'e: “Adem! dedik sen ve eşin cennete yerleşin, orada istediğiniz her şeyi bol bol yiyip içebilirsiniz, ama şu ağaca yaklaşmayın, yoksa kendinize yazık edersiniz ” dedik.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Dedik ki: "Ey Âdem! Sen ve eşin cennete yerleşin. Orada dilediğiniz gibi bol bol yiyin için. Ama şu ağaca yaklaşmayın! Yoksa zalimlerden olursunuz."
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Şöyle demiştik: “Ey Âdem! Sen ve eşin şu bahçeye [*] yerleşip, dilediğiniz yerden bolca yiyin! Şu ağaca yaklaşmayın; yoksa kaybedenlerden olursunuz.”
Burada geçen [el-cenneh] kelimesi dünyadaki bir “bahçe”dir; mahşerde müminlere vadedilen “cennet” değildir. Çünkü Hz. Âdem ve ilk insan nesli, bu dünyada ve bu topraktan yaratılmıştır.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Ve Biz: “Ey Âdem! Sen eşinle birlikte (içerisinde bulunduğun) şu cennete¹ yerleş. İkiniz de oranın (yiyeceklerinden) istediğinizi, dilediğiniz gibi yiyin. Fakat şu ağaca² yaklaşmayın, yoksa zalimlerden olursunuz.” dedik.
1 Bu Cennet’in, dünyada olma ihtimâli kuvvetlidir. Çünkü Hz. Âdem dünyada yaratılmıştır ve bu kıssada semaya yükselmesi zikredilmemiştir. Eğer bu cennet, âhiretteki cennet (cennet’ül-huld) olsaydı, oradan çıkılmaz, şeytan da oraya giremezdi. 2 Bu ağacın ne ağacı olduğu hakkında net bir bilgi yoktur ve Allah bunun ne olduğunu Kur’ân’da bize ismiyle bildirmemiştir. Ancak bunun cennette belli bir ağaç olduğunu, Âdem’in kurtuluş ve saadetinin bozulmasına sebep olma özelliği bulunduğunu anlatmıştır. Demek ki, fazlasını bilmemizde Allah katında bizim için bir fayda yoktur. Bununla beraber buğday, üzüm, incir, elma olduğu hakkındaki rivayetler genelde Yahudi ve Hıristiyan kaynaklıdır. Burada vurgulanmak istenen, ağaca yaklaşmama yasağıdır. Zira ondan yemek; vekilliği unutmak ve asalet davasına kalkışmak duygusu verir. Bu da insanın aslî yaratılışından değil, şeytanın telkinindendir.  
Muhammed Esed
swap_vert close
Ve (sonra,) “Ey Âdem,” dedik: “Sen ve eşin bu bahçeye ²⁷ yerleşin ve orada dilediğinizden serbestçe yiyin; ancak bir tek şu ağaca ²⁸ yaklaşmayın ki zalimlerden olmayasınız”.
27 Lafzen, “bahçede”. Burada “bahçe” ile neyin kasdedildiği üzerinde müfessirler arasında kayda değer bir görüş farklılığı vardır: dünyevî anlamda bir bahçe mi, öteki dünyada salih insanları bekleyen bir cennet mi, yoksa cennet içindeki bazı özel bahçeler mi? Bazı ilk dönem müfessirlerine göre (bkz. Menâr I, 277) burada dünyevî bir ikamet yeri kasdedilmiştir, yani mutlak bir rahatlık, mutluluk ve suçsuzluk ortamı. Ancak her ne olursa olsun, bu Âdem kıssası, 3:7’de gönderme yapılan temsîllerden biridir.28 Bu ağaç, Kur’an’ın başka bir yerinde (20:120) “ebedî hayat ağacı” olarak ve Kitâb-ı Mukaddes’de (Tekvîn ii, 9) “hayat ağacı” ve “iyilik ve kötülük bilgisinin ağacı” diye zikredilmiştir. Bu temsîlin muhtemel bir izahı için bkz. 20:120, not 106.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
“Ey Âdem! Sen ve eşin yeryüzü bahçesine yerleşin, dilediğiniz yerden bol bol yiyin ve şu kötülüğe/günaha yaklaşmayın/dünyayı ahirete tercih etme, yoksa kendilerine yazık edenlerden olursunuz.” demiştik. 7/19-20, 15/28...44, 17/61...65
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Ve dedik ki: “Âdem! Sen ve eşin şu bahçeye[⁶⁸] yerleşin, orada canınızın istediği her şeyden serbestçe yiyin, şu ağaca[⁶⁹] da yaklaşayım demeyin, sonra zalimlerden olursunuz.”[⁷⁰]
[68] Arap dilinde c-n-n kökünden türetilen tüm kelimeler “örtme, gizleme” anlamına gelir. Cennet’in “zemini görünmeyecek kadar örtülü, kapalı” kök anlamının nedeni bizce “insan bilincine ve tecrübesine kapalı” olduğu, “aklın kavrama kapasitesi dışında” olduğu içindir. “Ağaçlarının sıklığından tabanı görülmediği için böyle denmiştir” açıklaması hiçbir aklın almayacağı sonsuz güzellik diyarı olan cenneti değil, dünyanın has bahçelerini ifade eder. [69] Burada geçen “ağaç” şu âyetler ışığında anlaşılmalıdır: “Sana sonsuzluk ağacını ve sonu gelmez bir saltanatın (yolunu) göstereyim mi?” (20:120) Aynı hakikat A’râf sûresinde başka bir üslûpla ele alınıyor: “Rabbinizin sizi bu ağaçtan uzak tutması, başka değil, sadece siz (ondan yiyince) iki melek (gibi) olursunuz yada ölümsüzleşirsiniz de ondandır” (7:20). [70] Âdem’in konulduğu cennet âhirette vaad edilen cennet mi, yoksa dünyada bir bahçe midir? Âlimlerden bir kısmı, üçüncü bir görüşü dile getirerek bu cennetin gökte olduğunu savunurlar. Buna delil olarak da bazı haberleri ve ilgili âyetlerdeki “ininiz” (ihbitû) ifadesini gösterir ve eklerler: eğer bu cennet yüksek bir yerde olmasaydı “ininiz” denilmezdi. Bu görüşe karşı çıkanlar ise ihbitû kelimesinin 61. âyette olduğu gibi “çıkmak, dönmek” anlamında kullanıldığını söylemişlerdir. Ubey b. Ka’b, İbn Abbas, Süfyan b. Uyeyne, Ebu Hanife ve Mâtürîdî bu bahçenin yeryüzünde olduğunu söylemişlerdir (İbn Kayyım, Dımaşk, 1419, Hâdi’l-Ervah ilâ Bilâdi’l-Efrâh s. 25). Âdem’in konulduğu cennet şu sebeplerden dolayı âhiret cenneti olamaz: 1) Şeytan âhiret cennetine giremez. 2) Giremediği için de başkalarını aldatamaz. 3) Âhiret cennetine giren bir daha çıkamaz. 4) Cennette günah olmaz. 5) Cennette sorumluluk, emir ve yasak olmaz. Sembolik bir okumayla, “ana rahmi”, Âdemoğlunun cenneti olarak yorumlanabilir. Âdem kıssasında cennette iskân, yasak ağaçtan yeme ve tevbeden oluşan üç aşama, Abduh’a göre insanın yaratılışındaki üç evreye tekabül eder. Âdem kıssası Âdemoğlu’nun kıssasıdır. Âdem’in adının anılması, kavmi büyüğünün adıyla anmak kabilindendir. Cennette iskân, üzüntü ve kederin olmadığı, “kederden kaç hazza koş” sözünde ifadesini bulan çocukluk evresine delâlet eder. Ağacın meyvesinin yasaklanması ve bu yasağı çiğneme, iradenin ortaya çıkma evresine, pişman olarak Allah’a yönelme ise olgunluk evresine tekabül eder. Allah’tan kelimelerin verilmesi, insan aklının hakikati bulmaya yetmediği, mutlaka nübüvvete ihtiyaç duyduğuna delâlet eder (Menâr I, 282-284). İnsanlığın sembol (‘sembolik’ değil) atası Âdem’in yaşadığı bu süreçle, her bir insanın anne karnında yaşadığı embriyolojik gelişim süreci arasında, ‘tedebbür’ için bazı paralellikler kurulabilir mi? Anne rahmi, Âdemoğlunun zahmetsizce yaşadığı bir tür “cenneti”; Âdem’in kovuluşu, insanın dünyaya gelişini; Âdem’in yasak ağaçtan yedikten sonra cinselliği keşfetmesi, insanın âkıl-bâliğ olarak cinselliği keşfetmesini çağrıştırır. İnsanın dünya hayatının âhirete nisbeti, ana rahmindeki sürenin dünya hayatındaki süreye nisbeti gibidir. Allahu a’lem.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Biz; "Ey Adem; sen ve eşin cennette yerleşin, dilediğiniz yerde onun meyvelerinden bol bol yeyin; sadece şu ağaca sakın yaklaşmayın, eğer o ağaçtan yiyecek olursanız (biliniz ki); ikiniz de, (kendine) zulmedenlerden olursunuz!" dedik, (onları böyle uyarmamıza rağmen)
Osman Fırat
swap_vert close
Dedik ki: "Ey Âdem, sen ve eşin cennette oturun, ondan dilediğiniz yerde bol bol yeyin, ama şu ağaca yaklaşmayın, yoksa zâlimlerden olursunuz!"
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Ve Biz demiştik ki: «Ey Âdem! Sen ve refîkan şu cennette oturun. Dilediğiniz yerlerde onun yemişlerinden bol bol yiyin. Ancak şu ağaca yaklaşmayın, yoksa ikiniz de zâlimlerden olursunuz.»
Suat Yıldırım
swap_vert close
Ve dedik ki: “Âdem! Eşinle birlikte cennete yerleşin, oradaki nimetlerden istediğiniz şekilde bol bol yiyin, sadece şu ağaca yaklaşmayın. Böyle yaparsanız zalimlerden olursunuz. ” [7, 19-20; 20, 120] {KM, Tekvin 3, 6; 3, 22; 2, 15-17}
“Bu cennet, dünyada bir bahçedir. Zira Hz. Âdem (a.s.) dünyada yaratılmıştır.” diyen müfessirler vardır. Fakat ekseri müfessirlere göre maksat ebedî cennettir.  
Süleyman Ateş
swap_vert close
Dedik ki: "Ey Adem, sen ve eşin cennette oturun, ondan dilediğiniz yerde bol bol yeyin, ama şu ağaca yaklaşmayın, yoksa zalimlerden olursunuz!"
Süleyman Tevfik
swap_vert close
(Meleklerin secdesinden sonra) Ey Âdem! Sen ve zevcen cennetde sâkin olınız ve cennetin istediğiniz yerinden ve dilediğiniz şeylerden 'âfiyetle yiyiniz ve şu ağaca yaklaşmayınız (ona yaklaşub meyvesinden yer iseniz) nefsinize zulm idenlerden olursunuz didik.[²]
[2] Yaklaşmakdan nehy olunan ağaç hakkında ba'zılar buğday ve ba'zılar da üzüm veyâ incir didiler. Hristiyanlar elma ağacı oldığını söylerler. Âyet-i kerîmede ağacın ne oldığı ta'yîn olunmadığı içün şu veyâ bu idi diye hüküm itmeyüb ne ağacı oldığını Allâh bilir dimek daha doğrıdır.  
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Dedik ki: “Âdem! Sen eşinle birlikte şu bahçeye[1] yerleş; beğendiğiniz yerden çekinmeden[2] yiyin ama şu ağaca yaklaşmayın, yoksa yanlış yapmış[3] olursunuz”.
[*] Ayette geçen rağad =رغد güzellik ve bolluk anlamına gelir(Müfredat). Ona "hiç çekinmeden" anlamı vermemiz bundandır. [3] Zulüm, yanlış yapmaktır (Müfredât). Bu kökten kelimelere "yanlış yapma" anlamı vermemiz bundandır.  
Şaban Piriş
swap_vert close
-Ey Adem! Sen ve eşin cennette oturun dilediğiniz yerden bol bol yiyin. Yalnız şu ağaca yaklaşmayın, yoksa zalimlerden olursunuz, dedik.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Âdem'e de dedik ki: “Ey Âdem, sen ve eşin Cennete yerleşin. Orada istediğiniz yerden bol bol yiyin. Yalnız şu ağaca(23) yaklaşmayın; yoksa kendinize yazık edersiniz.”
(23) Ağacın cinsi konusunda Kur’ân herhangi bir tayinde bulunmamıştır. Ancak, Tâhâ Sûresinde bildirildiğine göre, Şeytan, bunun ebediyet ağacı olduğunu ve Âdem ile Havvâ’nın bundan yedikleri takdirde Cennette ebedî olarak kalacaklarını söyleyerek onları kandırmıştır (20:120’ye bakınız).  
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Ve Âdem'e şöyle buyurmuştuk: "Ey Âdem, sen ve eşin cennete yerleşin ve orada dilediğiniz yerde, bol bol yiyin. Ama şu ağaca yaklaşmayın, yoksa zulme sapanlardan olursunuz."
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı eyittük “iy ādem! döleñ sen daħı 'avratuñ uçmaķa. daħı yiñ andan dirlik gireligi-y-ile ne yirde kim dilerseñüz. daħı yaķın gelmen uşbu aġaca; pes olasız žālimlerden.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Daḫı biz eyitdük Ādeme: İy Ādem, sen sākin ol ‘avratuñ bile uçmaḳda.Daḫı yiñüz andan ‘āfiyet‐ile, ne yirden dilerseñüz. Daḫı yaḳın olmañuz,yimeñüz bu buġday aġacına. Eger yiseñüz ẓālimlerden olursız.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
(Sonra) Biz (Adəmə) dedik: “Ey Adəm, sən zövcənlə (Həvva ilə) Cənnətdə qal və hər ikiniz oradakı meyvələrdən, istədiyiniz kimi, bol-bol yeyin, yalnız bu ağaca (buğdaya) yaxın gəlməyin! Yoxsa (özünüzə) zülm edənlərdən olarsınız”.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
And We said: O Adam! Dwell thou and thy wife in the Garden, and eat ye freely (of the fruits) thereof where ye will; but come not nigh this tree lest ye become wrongdoers.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
We said: "O Adam! dwell thou and thy wife in the Garden(50); and eat of the bountiful things therein as (where and when) ye will; but approach not this tree, or ye run into harm and transgression(51)."
50 Was the Garden of Eden a place on this earth? Obviously not. For, in verse 36 below, it was after the Fall that the sentence was pronounced: "On earth will be your dwelling-place." Before the Fall, we must suppose Man to be on another plane altogether — of felicity, innocence, trust, a spiritual existence, with the negation of enmity, want of faith, and all evil. (R). 51 Zulm in Arabic implies harm, wrong, injustice, or transgression, and may have reference to oneself; when the wrong is done to others it implies tyranny and oppression; the idea of wrong naturally connects itself with darkness, which is another shade of meaning carried with the root word.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَقُلْنَا
ve buyur- duk
يَٓا
ey
اٰدَمُ
Âdem
اسْكُنْ
yerleş
اَنْتَ
sen
وَزَوْجُكَ
ve eşin
الْجَنَّةَ
cennete
وَكُلَا
ve yiyin
مِنْهَا
ondan
رَغَداً
bol bol
حَيْثُ
o yerde ki
شِئْتُمَاۖ
dilediniz
وَلَا تَقْرَبَا
ve yaklaşmayın
هٰذِهِ
şu
الشَّجَرَةَ
ağaca
فَتَكُونَا
sonra olur- sunuz
مِنَ الظَّالِم۪ينَ
zalimlerden
Ve (sonra) Biz, "ey Âdem! Sen ve eşin (Havva) cennete yerleşin ve dilediğiniz yerde o (cennet nimetleri)nden bol bol yiyin, ancak şu ağaca yaklaşmayın sonra (kendi nefsine zulmeden) zalimlerden olursunuz!" buyurduk.
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
يَا
Nida edatı
يَا
Ey!
اٰدَم
Özel isim
اٰدَم
Hz. Âdem (a.s.)
سَكَنَ
Fiil-I
س ك ن
Yerleşti, mesken tuttu, sukûn buldu, dinlendi, oturdu, istirahat etti, huzur buldu
اَنْتَ
Zamir
اَنْتَ
Sen
زَوْج
İsim
ز و ج
Eş, koca, zevce, çift
جَنَّة
İsim
ج ن ن
Cennet, bahçe, bağ (üzüm bağı gibi)
اَكَلَ
Fiil-I
ا ك ل
(Yemek) Yedi
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
رَغَد
İsim
ر غ د
Bol bol
حَيْث
İsim
ح ي ث
O yer, o yerde, o yeri ki
شَاءَ
Fiil-I
ش ي ا
Diledi, istedi
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
قَرَبَ
Fiil-I
ق ر ب
Yaklaştı
هٰذَا
İşaret zamiri
هٰذَا
Bu, budur
شَجَرَة
İsim
ش ج ر
Ağaç
كَانَ
Fiil-I
ك و ن
İdi, oldu
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
ظَالِم
Etken fiil
ظ ل م
Zalim, zulmeden