close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Bakara Sûresi 286. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Lâ yukellifu(A)llâhu nefsen illâ vus’ahâ(c) lehâ mâ kesebet ve’aleyhâ me-ktesebet(k) rabbenâ lâ tu-âḣiżnâ in nesînâ ev aḣta/nâ(c) rabbenâ velâ tahmil ‘aleynâ isran kemâ hameltehu ‘ale-lleżîne min kablinâ(c) rabbenâ velâ tuhammilnâ mâ lâ tâkate lenâ bih(i)(s) va’fu ‘annâ vaġfir lenâ verhamnâ(c) ente mevlânâ fensurnâ ‘ale-lkavmi-lkâfirîn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Allah, hiç kimseye gücünün yeteceğinden fazla bir şey teklif etmez. Herkesin kazandığı sevap kendisine aittir, elde ettiği suç gene kendisine ait. Rabbimiz, bizi muaheze etme unuttuysak, yahut yanıldıysak. Rabbimiz, bize ağır yük yükleme bizden öncekilere yüklediğin gibi. Rabbimiz, yükleme gücümüzün yetmeyeceği şeyi. Bağışla bizi, yarlıga bizi, acı bize, sensin yardımcımız, artık yardım et bize inanmayanlara karşı.
Sûrenin bu iki son âyeti hakkında birçok hadisler vardır, fazileti anlatılır.  
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Allah, hiç kimseye güç yetireceğinden (kapasitesinden) başkasını yüklemez. (Herkesin) Kazandığı (iyilikler) lehine (kendi hayrına ve menfaatine), kazandırdıkları (veya sebep oldukları kötülükler ile, ona haksız şekilde kazandırılan şeyler ise) kendi aleyhine (zararına ve şer hanesine)dir. "Rabbimiz, unuttuklarımızdan veya (bu Kur’an’a, akla ve vicdana dayanarak vardığımız kararlarda ve içtihatlarımızda hataen) yanıldıklarımızdan dolayı bizi sorumlu tutarak azarlayıp cezalandırma! (Ey) Rabbimiz; (hadlerini aştıkları ve azıp şımardıkları için) bizden öncekilere yüklediğin gibi, bize de ağır (sorumluluklar) yükleyip (bizi bunaltma! Ey) Rabbimiz, kendisine güç yetiremeyeceğimiz şeyi bize taşıtma! Bizi affet. Bizi bağışla. Bizi esirgeyip acı! Sen bizim Mevlâ’mızsın. Kâfirler topluluğuna karşı bize yardım et. (Nusret ve muvaffakiyet verip zafere eriştir. Amin.)"
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
“Allah hiç kimseye taşıyabileceğinden daha fazlasını yüklemez. Kişinin yaptığı her iyilik kendi yararına, her kötülük de kendi zararınadır.” “Ey Rabbimiz! Unutur veya bilmeden hata yaparsak, bizi sorgulama.” “Ey Rabbimiz! Bizden öncekilere yüklediğin gibi bize de ağır yükler yükleme.” “Ey Rabbimiz! Güç yetiremiyeceğimiz yükleri bize taşıtma.” “Ve günahlarımızı affet, bizi bağışla ve bize acı. Bizim sahibimiz ve efendimiz sensin. Senden gelen gerçekleri, örtbas eden topluluklara karşı bize yardım eyle!”
Ahmet Tekin
swap_vert close
Allah herkesi, ancak gücünün yettiği ölçüde mükellef kılar. Herkesin, işlediği sâlih ameller, yaptığı hayırlar, kazandığı sevaplar lehine değerlendirilecektir. Hür iradesiyle bilerek işlediği günahlar, yaptığı kötülükler de aleyhine değerlendirilecektir. "Ey Rabbimiz, unutursak veya istemeden, bilmeden hata edersek bizi sorumlu tutma, cezalandırma. Ey Rabbimiz, bize, bizden öncekileri sorumlu tuttuğun ağır ve katı hükümlere benzer, riayeti güç sınırlamalar, altından kalkılmaz ağır mükellefiyetler yükleme. Ey Rabbimiz bize gücümüzün yetmediği şeyleri de yükleme. Bizi sorgusuz sualsiz affet, bizi koruma kalkanına al, bağışla, bize merhamet et. Sen bizim mevlâmızsın, emrinde olduğumuz otoritesin, koruyucumuzsun. Kulluk sözleşmesindeki ortak taahhüdünü, Allah'a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar eden kâfir kavimlere, nankör toplumlara karşı bize yardım et."
bk. Kur’ân-ı Kerim, 6/152; 7/42; 23/62.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Allah hiç kimseye kaldırabileceğinin üstünde bir yük yüklemez. Her canın kazandığı iyilik kendi yararına, işlediği fenalıklar da kendi zararınadır. "Ey Rabbimiz! Eğer unutur veya yanılırsak bundan dolayı bizi sorguya çekme! Ey Rabbimiz! Bizden öncekilerin üzerine yüklemiş olduğun gibi bizim üzerimize de ağır bir yük yükleme! Ey Rabbimiz! Bizi güç yetiremiyeceğimiz bir şeyle yükümlü tutma! Bizi affet! Bizi bağışla! Bize rahmet et! Sen bizim mevlamızsın (yar ve yardımcımızsın) kâfirler topluluğuna karşı bize yardımcı ol!"
Ali Bulaç
swap_vert close
Allah, hiç kimseye güç yetireceğinden başkasını yüklemez. (Kişinin nefsinin) Kazandığı lehine, kazandırdıkları aleyhinedir. 'Rabbimiz, unuttuklarımızdan veya yanıldıklarımızdan dolayı bizi sorumlu tutma. Rabbimiz, bize, bizden öncekilere yüklediğin gibi ağır yük yükleme. Rabbimiz, kendisine güç yetiremeyeceğimiz şeyi bize taşıtma. Bizi affet. Bizi bağışla. Bizi esirge, Sen bizim mevlamızsın. Kâfirler topluluğuna karşı bize yardım et.'
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Allah bir kimseye, ancak gücü yettiği kadar teklif eder. Herkesin kazandığı hayrın sevabı kendine ve yaptığı fenalığın zararı da yine onadır. Rabbimiz! Eğer unuttuk, yahut kasdimiz olmıyarak hata ettikse bizi (Ondan) hesaba çekme. Ey Rabbimiz! Bizden öncekilere yüklediğin musibetler gibi, bize, ağır yük yükleme. Ey Rabbimiz! Güç yetiremiyeceğimiz şeyi bize yükletme, bizden çıkan günahları affet, bizi bağışla, bize merhamet buyur. Sen mevlâmız, yardımcımızsın. Artık kâfirler topluluğu üzerine bize zafer ve yardım ihsan buyur.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Allah, kapasitesinden fazla hiçbir kimseye yük yüklemez. Kazandığı (iyilik) ona, yaptığı (kötülük) aleyhinedir. (Onlar iyilikleri kazanmak, kötülük yapmaktan geri durabilmek için şöyle dua ederler:) “Ey Rabbimiz! Unutmuş veya hata etmişsek, bizi sorumlu tutma. Bizden öncekilere yüklediğin gibi bize ağır yük yükleme. Ey Rabbimiz! Güç yetiremeyeceğimiz şeyleri yüklenmemizi bizden isteme. Bizi bağışla, günahlarımızı sil, bize acı. Sen sahibimizsin, kâfir topluma karşı bize nusret ve yardım ver.”
[Bakara suresi; insanın dünya hayatında çok boyutlu derin bir imtihana tabi tutulmasının ismidir. Ne mutlu, iman ve dua ile istikamet yolunda bu imtihanı kazananlara!...]  
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Allah hiç kimseye taşıyabileceğinden daha fazlasını yüklemez. Kişinin yaptığı her iyilik kendi lehinedir, her kötülük de kendi aleyhine. Ey Rabbimiz! Unutur veya bilmeden hata yaparsak bizi sorgulama! Ey Rabbimiz! Bizden öncekilere yüklediğin gibi bize de ağır yükler yükleme! Ey Rabbimiz! Güç yetiremeyeceğimiz yükleri bize taşıtma! Günahlarımızı affet, bizi bağışla ve bize merhamet et. Sen yüce mevlamızsın, hakikatı inkâr eden topluma karşı bize yardım et![48]
[48] Bakara sûresinden çıkarılacak genel ilkeler hakkında bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, III, 459-461.  
Besim Atalay
swap_vert close
Ancak Allah bir kimseye gücü yettiğince teklif etmekte, iyilik, kötülük hep yapanadır, «Ey Tanrımız! Unutursak, ya da yanılırsak, bizleri suçlu tutma; ey Tanrımız! Bizden öncekilere yüklettiğin gibi, bize de ağır yük yükletme; ey Tanrımız! Gücümüzün yetmediği bir şeyi, bize yükleme, bizi bağışlayasın, bizi esirgeyesin, bizi yarlıgayasın, sen bizim mevlâmızsın, kâfirlere karşı bize yardım et!»
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Allah, hiç kimseye güç yetireceğinden daha fazlasını yüklemez. Herkesin kazandığı (iyilik ve güzellik) kendi yararınadır; yüklendiği (kötülük ve vebal da) kendi zararınadır. “Ey Rabbimiz! Unutarak ya da yanılarak hata edersek bizi (ondan) sorguya çekme! Ey Rabbimiz! Bize, bizden önceki toplumlara (isyanlarından ve Hakka karşı) direnmelerinden dolayı yüklediğin (helâk ve hezimet imtihanı gibi) yük yükleme! Ey Rabbimiz! Güç yetiremeyeceğimiz şeyleri bize taşıtma! Günahlarımızı bağışla, bizi affet, bize merhamet eyle! Sensin bizim (sığınıp korunabileceğimiz) dostumuz. O halde (yeryüzünde fesat çıkaran) inkârcı topluluğuna karşı bize yardım et!”
“Ey Rabbimiz! Güç yetiremeyeceğimiz şeyleri bize taşıtma!” Yani sorumluluğu bize yüklenen ne varsa ya da olgunlaşmamız için karşımıza ne çıkarılırsa aslında dayanma gücümüz onları taşımaya fazlasıyla yetecek kapasitededir. Çünkü bizi Yaratan sensin ve bizim neyi ne kadar taşıyabileceğimizi yine sen bilirsin. Ama irademizin zayıflığından ve ataletimizin çokluğundan bize ağır gibi gelebilirler. Bu konuda imtihanımızı hafiflet. Zira “Allah sizin yükünüzü hafifletmek ister, çünkü insan (sabır ve metanet bakımından) zayıf yaratılmıştır.” (Nisa 4/28) buyuran yine Sensin.Bütün ilahi öğretiler insanın fıtratıyla uyumlu bir hayat yaşaması için gelmiştir. Bu itibarla insan aldığı yükümlülükleri yerine getirirken asla sorumsuz ve üşengeç davranmamalıdır. Tabii ki insanın tekâmül etmesi için bazı badirelerden geçmesi gerekecek. Ancak bunlar insanın aşamayacağı ve üstesinden gelemeyeceği şeyler değildir. Dünyalıkları elde etmek için bütün zorlukları göze alan, fedakârlıkta sınır tanımayan ve on dereden su getiren insan, ilahi öğretileri hayata geçirirken de başına gelen felaketleri bertaraf ederken de aynı özveriyi, aynı metaneti göstermeli ve asla serzenişte bulunmamalıdır. Zira Allah’ın koyduğu yasalar, gönderdiği öğretiler, yaşattığı zorluklar insan içindir. Yani insan yaşadığı her şeyi kendi geleceği için yaşamaktadır.  
Cemil Said
swap_vert close
Allâh hiç bir nefse vüs’ ve iktidârından fazla yük tahmîl itmez. A’mâlinizin müktesebâtı yâ lehine veyâ aleyhine olacakdır. Mü’minler "Yâ rabbi nisyân veyâ hatâ netîcesi olarak yapdıklarımızdan dolayı bizi muâhaze itme, Yâ rabbi bizden evvel gelenlete tahmîl iylediğin yükü biz tahmîl itme, Yâ rabbi bize tâkatımızın fevkinde yük tahmîl itme, bize merhamet it, sen bizim mevlâmızsın, bize kâfir kavmine karşu nusret ihsân iyle" didiler.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Allah kişiye ancak gücünün yeteceği kadar yükler; kazandığı iyilik lehine, ettiği kötülük de aleyhinedir. Rabbimiz! Eğer unutacak veya yanılacak olursak bizi sorumlu tutma. Rabbimiz bizden öncekilere yüklediğin gibi, bize de ağır yük yükleme. Rabbimiz! Bize gücümüzün yetmeyeceği şeyi taşıtma, bizi affet, bizi bağışla, bize acı. Sen Mevlamızsın, kafirlere karşı bize yardım et.*
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Allah, bir kimseyi ancak gücünün yettiği şeyle yükümlü kılar. Onun kazandığı iyilik kendi yararına, kötülük de kendi zararınadır. (Şöyle diyerek dua ediniz): “Ey Rabbimiz! Unutur, ya da yanılırsak bizi sorumlu tutma! Ey Rabbimiz! Bize, bizden öncekilere yüklediğin gibi ağır yük yükleme. Ey Rabbimiz! Bize gücümüzün yetmediği şeyleri yükleme! Bizi affet, bizi bağışla, bize acı! Sen bizim Mevlâmızsın. Kâfirler topluluğuna karşı bize yardım et.”
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Allah hiçbir kimseyi, gücünün yetmediği bir şeyle yükümlü kılmaz; lehinde olanı da kendi kazandığıdır, aleyhinde olanı da kendi kazandığıdır. Rabbimiz! Unutur veya yanılırsak bizi cezalandırma! Bizden öncekilere yüklediğin gibi bize de ağır yük yükleme! Üstesinden gelemeyeceğimiz şeyleri boynumuza borç kılma! Bizi bağışla, ayıplarımızı ört ve bize rahmetinle muamele buyur! Sen bizim sahibimiz ve yardımcımızsın; artık inkârcı topluluğa karşı bize yardım et!
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Allah her şahsı, ancak gücünün yettiği ölçüde mükellef kılar. Herkesin kazandığı (hayır) kendine, yapacağı (şer) de kendinedir. Rabbimiz! Unutursak veya hataya düşersek bizi sorumlu tutma. Ey Rabbimiz! Bizden öncekilere yüklediğin gibi bize de ağır bir yük yükleme. Ey Rabbimiz! Bize gücümüzün yetmediği işler de yükleme! Bizi affet! Bizi bağışla! Bize acı! Sen bizim mevlâmızsın. Kâfirler topluluğuna karşı bize yardım et!
 Bakara sûresi’nin son iki âyetini oluşturan ve «Âmenerresûlü» diye anılan bu mübarek âyetler, ilâhî emirler karşısında mutlak itaate yönelen müminlerin inançlarındaki sadakatlerini ifade etmektedir. Ayrıca bir önceki âyette geçen «İçinizdekileri açıklasanız da, gizleseniz de Allah sizi hesaba çekecektir» haberiyle endişeye kapılan müminlere bu âyetlerle kolaylık bahşedilmiş, mükellefiyetler hafifletilmiştir. Böylece Allah’a tam itaat ve iltica meyvelerini verirken yersiz kuşkular da bertaraf edilmiştir. Mirac gecesinde Peygamberimize vasıtasız şekilde vahyolunan bu âyetler, Resûlullah’ın hadislerinde övülmüş, her zaman ve özellikle yatmadan önce okunması tavsiye edilmiştir. Bir hadiste de: «Bu âyetlerin geceleyin yatmadan önce okunması kişiye yeter» denilmiştir.  
Edip Yüksel
swap_vert close
ALLAH kişiye ancak kapasitesi kadar yükler. Herkesin kazandığı iyilik kendi yararına, kazandığı kötülükse kendi zararınadır. "Rabbimiz, unutur yahut yanılırsak bizi sorumlu tutma! Rabbimiz, bizden öncekilere yüklediğin gibi bize ağır sorumluluk yükleme! Rabbimiz, gücümüzün yetmeyeceği şeyleri bize yükletme! Bizi hoşgör, bizi bağışla ve bize acı! Sensin bizim mevlamız (efendimiz ve egemenimiz). İnkarcılar topluluğuna karşı bize yardım et!
"Mevla" (egemen / koruyucu / efendi) kelimesi Kuran'da 18 kez geçmekte ve bunlardan 13 tanesi Tanrı için kullanılır (2:286; 3:150; 6:62; 8:40; 9:51; 10:30; 22:78; 47:11; 66:2, 4; ); geri kalan 5 tanesi de Tanrı'dan başkaları için putperestlerin bir yakıştırması olarak veya olumsuz anlamda kullanılır (16:76; 22:13; 44:41; 57:15). Kuran'da sadece Tanrı için kullanılan "Mevlana (Bizim dostumuz / egemenimiz / koruyucumuz)" ifadesi, halk tarafından din adamlarına yakıştırılmıştır. Hatta Hindistan ve Pakistan gibi ülkelerde din adamları, bu ayete rağmen kendilerini, dinsel amaçla, "Mevlana" ünvanıyla anmayı adet haline getirmişlerdir. Bak 6:62; 8:40; 9:31; 9:51; 10:30; 22:13, 78; 34:41; 42:21; 47:11; 66:2, 4. "Veli" (dost / yakın arkadaş) kelimesi ise hem Tanrı için ve hem insanlar için kullanılır. Tanrı müminlerin velisidir ve müminler de birbirlerinin velisidir.  
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Allah hiç kimseye gücünün yeteceğinden başka yük yüklemez. Herkesin kazandığı hayır kendisine, yaptığı kötülüğün zararı yine kendisinedir. Ey Rabbimiz, eğer unuttuk ya da yanıldıysak bizi tutup sorguya çekme! Ey Rabbimiz, bize bizden öncekilere yüklediğin gibi ağır yük yükleme! Ey Rabbimiz, bize gücümüzün yetmeyeceği yükü de yükleme! Bağışla bizi, mağfiret et bizi, rahmet et bize! Sensin bizim Mevlamız, kâfir kavimlere karşı yardım et bize.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Allah kimseye vüs'unden öte teklif yapmaz, herkesin kazandığı lehine yüklendiği aleyhinedir, ya rabbena! eğer unuttuk veya kasdımız bize bizden evvelkilere yüklediğin gibi ağır yük yükleme, ya rabbena! hem de bize takatımız olmayanı yükletme, ve bizden günahlarımız afiv buyur ve bizlere mağfiretini reva, rahmetini atâ kıl, sensin mevlâmız, bizi mansur buyur artık seni tanımıyanlara karşı, kahrolsun kâfirler
Emrah Demiryent
swap_vert close
Allah, hiç kimseyi gücünün yetmeyeceği bir şeyle mükellef kılmaz. Herkesin kazandığı hayır kendisine, (cüz’î irâdesiyle, kasten) yaptığı kötülüğün zararı yine kendisinedir. (Ey mü’minler! Acziyetinizi itiraf ederek şöyle dua edin): “Rabbimiz! Unutur ya da yanılırsak (bu hatalarımızdan dolayı) bizi sorumlu tutma. Rabbimiz! Bizi, bizden önceki (ümmet) leri mükellef kıldığın gibi, ağır (amelî) mükellefiyetler ile sorumlu kılma. Rabbimiz! Bizi takat getiremeyeceğimiz şeylere (imtihânlara) düçar etme. Bizi affet, bizi bağışla, bize merhamet et. Sen bizim Mevlâmızsın. Kâfirler topluluğuna karşı bize yardım et.”
Âyet-i kerîmede, bir kulun Rabbine karşı haddini bilip acziyetini itiraf etmesi ve her halükârda Rabbinden yardım talep edip O’na sığınması öğretiliyor. Bu şekilde dua eden bir kul, gücünün sınırlı olduğunu, her şeye güç yetiremeyeceğini ve bu hususiyetle ne kadar âciz bir varlık olduğunu itiraf etmiş olur.  
Erhan Aktaş
swap_vert close
Allah, hiç kimseye gücünün yeteceğinden fazla yük yüklemez. Herkesin yaptığı iyilik lehine, kötülük de aleyhinedir. “Rabb'imiz! Unutur veya yanılırsak, bizi sorumlu tutma. Rabb'imiz! Bize daha öncekilere yüklediğin gibi büyük sorumluluk yükleme. Rabb'imiz! Bize gücümüzün üzerinde bir sorumluluk yükleme. Bizi affet, bizi bağışla, bize merhamet et. Sen, Mevlamız'sın. Gerçeği yalanlayan nankörler toplumuna karşı bize yardım et.
1. Allah, hiç kimseyi gücünün yettiğinden başkası ile sorumlu tutmaz.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Allah hiç bir kimseye gücünün yeteceğinden başkasını yüklemez. (Herkesin) kazandığı (hayır) kendi fâidesine, yapdığı (Şer) kendi zararınadır. «Ey Rabbimiz, unutduk, yahud yanıldıysak bizi tutub sorguya çekme. Ey Rabbimiz, bizden evvelki (ümmet) lere yüklediğin gibi üstümüze ağır bir yük yükleme. Ey Rabbimiz, taakat getiremeyeceğimizi bize taşıtma. Bizden (saadır olan günahları) sil, bağışla, bizi yarlığa, bizi esirge. Sen mevlâmızsın bizim. Artık kâfirler güruhuna karşı da bize yardım et».
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Allah, kimseyi gücünün yetmeyeceği bir şeyle mükellef tutmaz. Kazandığı (iyilik)kendi lehine, işlediği (kötülük) de kendi aleyhinedir. (Ey mü'minler! Şöyle duâ ediniz:)“Rabbimiz! Eğer unutursak veya hatâ edersek, bizi mes'ûl tutma! Rabbimiz! Bizden öncekilere onu yüklediğin gibi, bize de ağır bir yük yükleme! Rabbimiz! Kendisine(dayanabilmek için) takatimiz olmayan şeyi de bize yükleme! Hem bizi affeyle! Ve bizi bağışla! Hem bize merhamet buyur! Sen bizim Mevlâmızsın; artık kâfirler topluluğuna karşı bize yardım eyle!”
İhsan Aktaş
swap_vert close
Allah hiç bir kimseye (ibadet ve amel konusunda) taşıyabileceğinden (kapasitesinden) daha fazlasını yüklemez: Kişinin yaptığı her iyilik kendi lehinedir, her kötülük de kendi aleyhinedir. (Ve yine onlar şöyle devam ederler) Rabbimiz! Unutur veya bilmeden hata yaparsak bizi sorgulama! Ey Rabbimiz! Bizden öncekilere (yaptıkları kötülüklerden dolayı) yüklediğin gibi bize de ağır yükler yükleme! Ey Rabbimiz! güç yetiremeyeceğimiz yükleri bize taşıtma! "Ve günahlarımızı affet, bizi bağışla ve bize merhamet et. Bizim mevlamız (sahibimiz, koruyucumuz, yâr ve yardımcımız) yalnız sensin. (hakikati) inkâr eden (zalim ve saldırgan) topluma karşı (daima) bize yardım et!*
(*) Bakara sûresi’nin son iki âyetini oluşturan ve «Âmenerresûlü» diye anılan bu mübarek âyetler, ilâhî emirler karşısında mutlak itaate yönelen müminlerin inançlarındaki sadakatlerini ifade etmektedir…//Bütün ilahi öğretiler insanın fıtratıyla uyumlu bir hayat yaşaması için gelmiştir. Bu itibarla insan aldığı yükümlülükleri yerine getirirken asla sorumsuz ve üşengeç davranmamalıdır. Tabii ki insanın tekâmül etmesi için bazı badirelerden geçmesi gerekecek. Ancak bunlar insanın aşamayacağı ve üstesinden gelemeyeceği şeyler değildir. Dünyalıkları elde etmek için bütün zorlukları göze alan, fedakârlıkta sınır tanımayan ve on dereden su getiren insan, ilahi öğretileri hayata geçirirken de başına gelen felaketleri bertaraf ederken de aynı özveriyi, aynı metaneti göstermeli ve asla serzenişte bulunmamalıdır. Zira Allah’ın koyduğu yasalar, gönderdiği öğretiler, yaşattığı zorluklar insan içindir. Yani insan yaşadığı her şeyi kendi geleceği için yaşamaktadır. (C. Külünkoğlu Meal Açıklaması) Bu âyet üç şey söyler: 1) Allah herkese sorumluluk yüklemişir. Sorumlu olmayan insan yoktur, sorumsuz insan vardır.2) Allah insana ancak taşıyacağı bir sorumluluğu yükler, hiç kimseyi sınırsız ve sorumsuz bırakmaz. 3) Her insanın sorumluluğu gücüne denktir… (M. İslamoğlu Meal Açıklaması) Not: Bu son ayetlerin Mirac gecesinde Peygamberimize vasıtasız şekilde vahyedildiğini söyleyen rivayetlerin doğru olması mümkün değildir. Çünkü iddia edilen Miraç Mekke döneminde hicretten bir buçuk sene önce vuku bulmuştur, oysa içinde ‘’Âmener resulü’’ bulunan Bakara sûresi ise hicretten sonra Medine döneminde inmeye başlamıştır. Bu nedenle bunun, iddia edilen Miraç gecesinde vahyedildiğini söylemek doğru olamaz. Ayrıca’’ Mevlâna’’ ismi sadece yüce Allah için kullanılır, çünkü "Mevlâna"ifadesi, bizim sahibimiz, koruyucumuz, egemenimiz, yar ve yardımcımız gibi anlamlara gelir. Bu nedenle bazı yörelerde cuma akşamı müezzinler tarafından okunan salalarda Hz. Peygamber için (الصلاة والسلام عليك يا سيدنا وسندنا ومولانا محمدا) ‘’es-salatu ves- selamu aleyke ya seyyidena ve senedena ve Mevlâna Muhammeda’’ şeklindeki ifadelerin caiz olmadığını ve hatta bu ifadelerden şirk koktuğunu ifade etmek isterim. Çünkü Kur’an’a göre tek mevlamız ve yegâna senedimiz/ dayanağımız yüce Allah’tır, başka bir varlık değildir. Biz yüce Allah’a dua ederken (يا مولاي أنت سندي) ‘’ ya mevlaye ente senedi’’ Ey Mevlam/ey sahibim, ey koruyucuğum vs/ ente senedi/benim dayanığım ve sığındığm zat sadece sensin’’ diye dua ediyoruz. Oysa Allah Resulü bizim gibi bir kul bir beşerdir, yüce Allah için kullandığımız sıfatlar ve deyimler onun için kullanamayız. Bu ifadeleri kullanmaktan şiddetle kaçınmak gerekir. Ayrıca yüce Allah için kullandığımız (مولانا)’’mevlana’’ yani ’’bizim mevlamız’’ şeklindeki sıfatı Celaleddin-i Rümi için (Allah rahmet etsin) kullanmak da çok sakıncalıdır. Bakınız: ayette yüce Allah için (أنت مولانا) ‘’yalnız sen bizim mevlamızsın.’’diyoruz. Bu nedenle ister Hz. Peygambere olsun ister başkasına olsun birilerine ‘’ Mevlâna’’ yani ‘’bizim mevlamız’’ demek caiz ve uygun değildir. Bu konuyla ilgili Enfâl suresi 40. ayetle ilgili dipnota da bakabilirsiniz. Haydi bunları bilmeyenler mazur olabilirler, ama bunları bilenler ve halka anlatmayanlar ise ahiret gününde yüce Allah’a nasıl bir mazeret belirtecekler?  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Allah, hiç kimseye gücünün yettiğinden fazlasını yüklemez. O halde kişinin kazandığı kendi lehine, kaybettiği kendi aleyhinedir. “Rabbimiz unutur veya hata edersek bizi sorumlu tutup yargılama, Rabbimiz bizden öncekilere yüklediğin gibi ağır yük yükleme, bize kaldıramayacağımız sorumluluklar taşıtma. Bizi affet, bizi bağışla ve bize merhamet et. Zira sığınacağımız (Mevla) yegâne kapı sensin, gerçekleri inkâr edenlere karşı bize yardım et.”
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Allah herkese ancak gücü yettiği kadarını yükler. Herkesin ettiği iyilik kendinedir, ettiği kötülük de kendine. « Ey çalabımız! Biz unutacak ya da yanılacak olursak sen bizi sorumlu tutma. Ey çalabımız! Bizden öncekilere yüklediğin ağır yükü bize de yükleme. Ey çalabımız! Taşımaya gücümüz yetmiyecek olan bir yükü bize yükleme. Bizi bağışla, bizi yarlıga, bizi esirge. Sen ki bizim koruyucumuzsun, Allah’ı tanımayan kimselere karşı artık sen bize yardım et.»
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Allah hiçbir kimseye elinden gelmeyeni teklif etmez. Herkesin kazandığı hayır kendine, irtikâp ettiği şer de yine kendinedir. Ey Rabbimiz! [³] Şayet biz unutursak, veya yanılırsak bizi muaheze kılma. Ey Rabbimiz! Bizden evvel gelenlere yüklettiğin ağır yükü bize yükletme. Ey Rabbimiz! Gücümüzün yetmediği şeyleri bize yükletme. Bizi bağışla, bizi yarlığa, bizi esirge; sen bizim mevlâmızsın! Kâfir kavme karşı bize yardım et.
[3] Mü'minlerden hikâye buyurulan dört dua buradan başlıyor.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Allah, kimseye gücünün üstünde bir yük yüklemez. Herkesin kazandığı iyilik kendi lehine, kazandığı kötülük de aleyhinedir. (Onlar) “Rabbimiz unutur veya yanılırsak bizi sorumlu tutma! Rabbimiz bize, bizden öncekilere yüklediğin gibi ağır yük yükleme! Rabbimiz! Güç yetiremeyeceğimiz/zorlanacağımız şeyi bize taşıtma! Bizi affet, bizi bağışla ve bize merhamet et! Sen bizim Mevlâmızsın! Kâfirler topluluğuna karşı bize yardım et! (diye dua ederler).
Kadri Çelik
swap_vert close
Allah her şahsı, ancak gücünün yettiği ölçüde mükellef kılar; kazandığı iyilik lehine, ettiği kötülük de aleyhinedir. Rabbimiz! Eğer unutacak veya yanılacak olursak, bizi sorumlu tutma. Rabbimiz! Bizden öncekilere (günahları sebebiyle ağır sorumluluklar) yüklediğin gibi, bize de ağır yük yükleme. Ey Rabbimiz! Bize gücümüzün yetmediğini yükleme, bizi affet, bizi bağışla, bize merhamet et! Sen mevlamızsın, kâfirlere karşı bize yardım et.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Allah hiç kimseye, gücünün üstünde bir sorumluluk yüklemez. İnsanın kendi özgür irâdesiyle, bilerek ve isteyerek yaptığı iyilikler kendi lehine, bilerek ve isteyerek işlediği kötülüklerde kendi aleyhinedir. İşte, sizin kabul edilen dualarınız:“Ey Rabb’imiz, eğer unutur veya yanılır isek, istemeden, bilmeden işlediğimiz günahlardan dolayı bizi sorumlu tutma!”“Ey Rabb’imiz! Bizden önceki ümmetlere isyankârlıklarından dolayı yüklediğin gibi, bize de ağır görev ve yükümlülükler verme!”“Ey Rabb’imiz, güç yetiremeyeceğimiz sorumluluğu bize yükleme! İnsanın dayanma gücünü esasen aşmasa bile, bizim eksikliğimizden ve irâdemizin zayıflığından kaynaklanan sebeplerle, başarmakta zorlanacağımız, altından kalkamayacağımız ağır sorumluluklarla, dehşet verici belâ ve imtihânlarla yüz yüze getirme bizi, ya Rab! Günahlarımızı bağışla, bizi affet, bize merhamet eyle! Sensin bizim Mevla’mız, efendimiz, gerçek dostumuz! O hâlde, senin ayetlerini inkâr eden kâfir topluma karşı bize yardım eyle, ya Rab! ”
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Allah bir nefsi gücü (kapasitesi) dışında yükümlü tutmaz. Kesbettiği (kazandığı) şeyler kendi lehinedir, iktisab ettiği (edindiği) şeyler de kendi aleyhinedir. Rabbimiz! Unuttuysak veya yanıldıysak, bizi sorguya çekme! Rabbimiz! Bizden öncekilere yüklediğin gibi bize de ağırlık yükleme! Rabbimiz! Bize güç yetiremeyeceğimiz şeyleri de yükletme! Bizi affet! Bizi bağışla! Bize acı! Sen bizim (veliyy edinilecek olan) mevlâmızsın. Kâfir Kavm’e karşı bize yardım et!”.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Allah kimseye gücünün üstünde bir sorumluluk yüklemez. Herkes yaptığı iyiliğin karşılığını alacak; kötülüğün de cezasını çekecektir... Tanrım! Yanılıp şaşarsak kızma bize,! Tanrım! Eskilere attığın kadar ağır yük atma üstümüze,! Tanrım! Takatimiz üstünde sorumluluk verme bizlere! Allah’ım! affet, bağışla, sev bizi, biricik yârimiz yardımcımız sensin, inkarcı toplumlara karşı yâr ol bize!
Mehmet Çoban
swap_vert close
Allah bir kimseyi ancak gücünün yettiğiyle sorumlu tutar. İnsanın kazandığı iyilik kendi yararına, kazandığı kötülük kendi zararınadır. İman edenler şöyle der: "Ey Rabbimiz! Unutur ya da yanılırsak bizi sorumlu tutma! Ey Rabbimiz! Bize, bizden öncekilere yüklediğin gibi ağır yük yükleme! Ey Rabbimiz! Bize gücümüzün yetmediği şeyleri yükleme! Bizi affet, bizi bağışla, bize acı! Sen bizim Mevla’mızsın. Gerçekleri inkâr edenlere karşı bize yardım et!"
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Allah hiçbir canı gücünün yetmeyeceği şeyle sorumlu tutmaz. [*] (Herkesin) kazandığı (iyilik) kendi lehine, kazandığı (kötülük) de kendi aleyhinedir. [*] “Rabbimiz! Unutur veya hataya düşersek bizi sorumlu tutma! Rabbimiz! Bizden öncekilere yüklediğin gibi bize de ağır yük [*] yükleme! Rabbimiz! Bize gücümüzün yetmediği şeyler yükleme! Bizi affet! Bizi bağışla! Bize merhamet et! Sen bizim [mevla]mızsın (efendimizsin)! kâfirler topluluğuna karşı bize yardım et!”
Yüce Allah hiç kimseye kaldıramayacağı yükü yüklemez ve hiç kimseyi gücünün yetmeyeceği şeylerle sorumlu tutmaz. Mâide 5:48, En‘âm 6:165 ve Talâk 65:7’de yer alan bilgiye göre “Yüce Allah insanlara ne kadar imkân vermişse herkesi verdiği imkân kadar imtihana tabi tutacaktır.” Esasında bu tür ifadelerin hepsi devam eden cümledeki şu duanın da kabul edildiğinin bir delilidir: “Ey Rabbimiz! Bize gücümüzün yetmediği şeyleri yükleme; bizi onlarla sorumlu tutma!” Bazılarının sandığı veya iddia ettiği gibi mahşerdeki sorgulama standart değildir; herkese aynı sorular da sorulmayacaktır. Aksi takdirde tam bir adaletsizlik söz konusu olur ki Rabbimiz hem adaletsizlikten hem de zulümden uzaktır. Benzer mesajlar: Bakara 2:233; Mâide 5:48; En‘âm 6:152, 165; A‘râf 7:42; Mü’minûn 23:62; Talâk 65:7 Bu mesaj Bakara 2:134, 141, 272, Nisâ 4:111; En‘âm 6:52, 164, İsrâ 17:13-15, Lokmân 31:33, Fâtır 35:18, Zümer 39:7, Fussilet 41:46, Câsiye 45:15, Necm 53:38-39 ve Zilzâl 99:7-8. ayetlerle birlikte okunmalıdır.,Burada sözü edilen [ısr] yani “ağır yük”, Âl-i İmrân 3:81’de geçen ve Hz. Muhammed’e kadar gönderilen bütün peygamberlerden alınan “gelecek olan yeni Elçi’ye inanıp ona yardım etmeleri” şeklindeki sözdür. A‘râf 7:157’den anlaşıldığı üzere Hz. Muhammed son peygamber olduğu için bu dua haliyle kabul edilmiştir.  
Mehmet Türk
swap_vert close
-Allah herkesi, ancak gücünün yettiği kadarıyla sorumlu tutar. Herkesin kazandığı (iyilik) kendi lehine olduğu gibi kazandığı (kötülük) de kendi aleyhinedir.-¹ (Onlar): “Ey Rabbimiz! Eğer unutur ya da yanılırsak bizi hesaba çekme. Ey Rabbimiz! Bizden öncekilere yüklediğin gibi bize de ağır yük yükleme. Ey Rabbimiz! Bize gücümüzün yetmeyeceği yükü de yükleme,² bizi affet, günâhlarımızı bağışla ve bize merhamet et. Çünkü bizim tek efendimiz Sensin. Kâfir toplumlara karşı bize yardım et.” (dediler.)³
1 Âyetin bu bölümü, ara cümle olarak araya girmiştir. Bundan sonrası ise yine yukarıdaki (وَقَالُوا)’nun mekûl’ül kavli’dir. Bazı müfessirler bu bölümün de Müslümanların sözlerinden olduğunu söylemişlerse de ara cümle olarak düşünülmesi daha uygun görülmüştür.2 Bu ifâde, “Allah herkesi, ancak gücünün yettiği kadarıyla sorumlu tutar.” ifâdesiyle ters düşmez. Çünkü yukarıdaki ifâde, Allah’ın bir sünnetidir. Ancak Allah’ın bir topluma bu sünnetin dışında yük yüklemesi, “o toplumun imtihan edilmesi” anlamına geldiği için Allah, Müslüman kullarının bu duruma düşmemelerini hatırlatmak için böyle duâ etmelerini istemektedir.3 Bakara sûresinin bu son iki âyetinin faziletleri hakkında, pek çok rivâyet vardır. Bunlardan bir kısmı şu şekildedir. Peygamberimiz: “her kim geceleyin Bakara sûresinin son iki âyetini okursa o, ona yeter.” (Kütüb-i Sitte) ve “Allah, Bakara sûresini iki âyetle sona erdirdi ki bunları bana, arşın altındaki bir hazineden verdi. Bunları öğrenin, kadınlarınıza, oğullarınıza öğretin çünkü bunlar, hem salâttır, hem Kur’an’dır, hem de duâdır.” buyurmuştur. Hz. Ömer ve Hz. Ali (r.a): “Bakara sûresinin sonundaki bu âyetleri, okumadan uyumayandan daha akıllı bir adam görmedim.” demişlerdir. Ebû Meysere: “Cebrâîl, Efendimize Bakara’nın sonunda “âmin” demesini söyledi.” demiştir. (Hâkim, Beyhâkî)  
Muhammed Esed
swap_vert close
“Allah hiç kimseye taşıyabileceğinden daha fazlasını yüklemez: kişinin yaptığı her iyilik kendi lehinedir, her kötülük de kendi aleyhine.” “Ey Rabbimiz! Unutur veya bilmeden hata yaparsak bizi sorgulama!” “Ey Rabbimiz! Bizden öncekilere yüklediğin gibi bize de ağır yükler yükleme! ²⁷⁸ Ey Rabbimiz! Güç yetiremeyeceğimiz yükleri bize taşıtma!” “Ve günahlarımızı affet, bizi bağışla ve rahmetini yağdır üstümüze! Sen Yüce Mevlâmızsın, hakikati inkar eden topluma karşı bize yardım et!”
278 Hem Hz. Musa’nın kanunlarının İsrailoğulları’na yüklediği ibadetlerin ağırlığına hem de Hz. İsa’nın kendi takipçilerine tavsiye ettiği terk-i dünyaya atıf.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Allah, hiç kimseye gücünün üstünde bir sorumluluk yüklemez. Kazandığı (iyilik) lehine ve işlediği (kötülük) ise aleyhinedir! “Rabbimiz! Eğer unutur veya hata edersek, bizi bununla cezalandırma!
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Allah kimseyi taşıyacağından fazlasıyla mükellef kılmaz.[⁵⁴⁶] Herkesin kazandığı iyilik kendi lehine, işlediği kötülük de kendi aleyhinedir. Rabbimiz! Unutur ya da yanılırsak, bundan dolayı bizi cezalandırma![⁵⁴⁷] Rabbimiz! Bizden öncekilere yüklediğin gibi bize de ağır yük yükleme![⁵⁴⁸] Rabbimiz! Takat getiremeyeceğimiz şeylerle bizi sorumlu kılma! Günahlarımızı affet, bizi bağışla, bize merhamet et! Sen bizim Mevla’mızsın; Kâfirler güruhuna karşı Sen bize yardım et![⁵⁴⁹]
[546] Bu âyet üç şey söyler: 1) Allah herkese sorumluluk yüklemişir. Sorumlu olmayan insan yoktur, sorumsuz insan vardır. 2) Allah herkese mutlaka taşıyacağı bir sorumluluğu yükler, hiç kimseyi sınırsız ve sorumsuz bırakmaz. 3) Her insanın sorumluluğu gücüne denktir. Nitekim zekât zengine, hac ona bir yol bulabilene, oruç sıhhati olana farzdır. Sorumsuz davranan üç kez zulmetmiştir: 1) Kendisine, 2) Terk ettiği yüküne, 3) Onun terk ettiği yükü taşıyana. [547] Ahtae, “kasıtsız yanılma”dır (7:161, not 124). Unutma ve yanılma iradenin ve kastın dahil olmadığı bir süreçtir. İlâhî ceza ise iradenin ve kastın dahil olduğu bir sürecin sonucudur (Krş: 2:225; 16:106; 33:5). Unutmak bilgiye, yanılmak iradeye ilişkindir. Nebi bu âyetin ardından Allah’ın vaadini müjdeledi (Müslim, İman, 54). [548] İsrailoğulları hahamlarının ihdas ettiği sahte farz ve haramlarından söz eden Âl-i İmran 50. âyet, “Rabbimiz! Bizden öncekilere yüklediğin gibi bize de ağır yük yükleme” (2:286) duasıyla neyin kastedildiğini ele vermektedir. “Bizden öncekiler” ile kastedilen Yahudileşen İsrailoğulları ve ruhbanlığı icat edip gereklerine uymayan Hıristiyanlardır. Yahudilere yüklenen yükten kasıt, indirilmiş dinin yerine ikame ettikleri uydurulmuş dinin içindeki emir ve yasaklardır. Hakikatte bu yükü ‘bizden öncekilere’ Allah yüklememiştir. Onlar, Allah’ın indirmediği uydurulmuş dini gönüllü yüklenmişler, Allah da yüklerini başlarına sarmıştır. [549] Lâ tuhammilnâ fiil olarak gelmişken, lâ tâkate lenâ isim olarak gelmiştir. Üstelik ikincisinde kulun “lehine” iması taşıyan bir lenâ (lâm-ı leh) ile gelmiştir. Birincisinin fiil gelmesi, yükün artıp azalabilir niteliğine delâlet eder. Allah hem kişiden kişiye, hem aynı kişinin ömür seyri içerisinde onun yüke, kendisine ve Rabbine karşı duruşuna bağlı olarak “yüklediği yükü” değiştirebilir. İkincisinin isim gelmesi, takatin cevherî ve zâtî niteliğine delâlet eder. Lenâdaki lâm bu niteliğin kulun lehine olarak kullanılacağını ifade eder. Tam bu noktada “O mahlukatın kapasitesinde tercih ettiği artışı gerçekleştirir.” (35:1) âyetini hatırlamak gerekir. İşbu âyet ışığında bu dua zımmen: Rabbimiz! Yüklediğin yük oranında gücümüzü arttır” vurgusu kazanır. Maamafih, Allah yarattığını bilir. Yarattığını bilen, kulunun kapasitesini de bilir. Bu âyette öğretilen dua yalnızca “yükümü azalt” vurgusu taşımaz, belâgatı gereği dolaylı olarak “kapasitemi artır” vurgusunu da taşır. “Yük” Rabbin rububiyyetinin tecellisi ve ilâhî terbiyenin vesilesi ise -ki öyledir-, parçayı görene düşen bütünü gören Allah’a teslim olmaktır. Bunu bilen her kula ise bu bilinçle dua etmek yakışır.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Allah hiç kimseye gücünün yettiğinden fazlasını yüklemez, herkesin kazandığı hayır kendisine, yaptığı kötülük de kendinedir!..(ve onlar) 'Ey Rabbimiz, eğer unuttuk veya yanıldıysak bizi sorguya çekme! Ey Rabbimiz, bize, bizden öncekilere yüklediğin gibi ağır yük yükleme! Ey Rabbimiz bize, gücümüzün yetmeyeceği sorumluluk da yükleme! Bizi affet, bizi bağışla, bize merhamet eyle. Mevlamızsın Sen bizim; kafirler topluluğuna karşı bize yardım eyle" diye dua ve niyazda bulundular.
("Siz içinizdekini açığa vursanız da gizleseniz de" - Bakara/ 284- ayeti nazil olunca, bu ashaba pek ağır geldi, toplanıp Resulullah'ın huzuruna vardılar, diz çöktüler: "Ey Allah'ın Resul'ü; namaz, oruç, cihad, sadaka gibi gücümüzün yeteceği amellerle mükellef olduk. Şimdi ise bu ayet indirildi. Oysa bizim buna gücümüz yetmeyecek!" dediler ve "Her birimiz, kendi gönlünde öyle şeyler konuşur ki, dünyaları verseler bunların kalbinde bulunmasını arzu etmez." diye insanın elinde olmadan içinde bulunan duygu, düşünce, tasarı ve hayallerden söz ettiler, bunun üzerine Peygamber (s.a.v.) onlara "Siz de sizden önceki Kitab ehli gibi, -duyduk ve karşı koyduk mu- demek istiyorsunuz. Siz "Duyduk ve uyduk, ey Rabbimiz, affını dileriz, dönüş ancak sanadır. deyiniz" buyurdu. Bunu hep birlikte okumaya başladılar, okudukça dilleri alıştı ve gönülleri yatıştı. O zaman "amene-r resulü" ayeti nazil oldu. Böylece Allah'a tazarru ve niyaz ile yalvarıp yakardıklarından, istiğfar edip Allah'a sığındıklarından dolayı bir süre sonra arkasından "la yükellifullahi nefsen illa vüs'aha" ayeti nazil oldu ve güçlerinin yetmiyecegi ve ellerinde olmayan şeylerden hesaba çekilmeyecekleri bildirilerek, endişeleri giderilmiş oldu.)  
Osman Fırat
swap_vert close
Allah, bir kimseyi ancak gücünün yettiği şeyle yükümlü kılar. Onun kazandığı iyilik kendi yararına, kötülük de kendi zararınadır. (Şöyle diyerek dua ediniz): "Ey Rabbimiz! Unutur, ya da yanılırsak bizi sorumlu tutma! Ey Rabbimiz! Bize, bizden öncekilere yüklediğin gibi ağır yük yükleme. Ey Rabbimiz! Bize gücümüzün yetmediği şeyleri yükleme! Bizi affet, bizi bağışla, bize acı! Sen bizim Mevlâmızsın. Kâfirler topluluğuna karşı bize yardım et. "
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Allah Teâlâ bir kimseye takatından başkasını teklif buyurmaz. Herkesin kesbettiği kendi lehinedir. Ve iktisab eylediği de kendi aleyhinedir. «Ey Rabbimiz! Eğer unuttuk ise veya hata ettik ise bizi muaheze buyurma. Ey Rabbimiz! Ve bize, bizden evvelkilere yüklemiş olduğun gibi ağır yük yükleme. Ey Rabbimiz! Bizim için kendisine takat bulunmayan bir şey de yükleme. Ve bizden af buyur ve bizim için mağfiret buyur ve bizlere merhamet kıl, Sen bizim mevlâmızsın. Artık kâfirler olan kavim üzerine bizlere nusret ver.»
Suat Yıldırım
swap_vert close
Allah hiçbir kimseyi güç yetiremeyeceği bir şekilde yükümlü tutmaz. Herkesin kazandığı iyilik kendi lehine, işlediği fenalık da kendi aleyhinedir. Ya Rabbenâ! Eğer unuttuk veya kasıtsız olarak yanlış yaptıysak bundan dolayı bizi sorumlu tutma! Ya Rabbenâ! Bizden öncekilere yüklediğin gibi ağır yük yükleme! Ya Rabbenâ! Takat getiremeyeceğimiz şeylerle bizi yükümlü tutma! Affet bizi, lütfen bağışla kusurlarımızı, merhamet buyur bize! Sensin Mevlâmız, yardımcımız! Kâfir topluluklara karşı Sen yardım eyle bize! [6, 152; 7, 42; 23, 62]
Bu iki âyet, bu uzun sûrenin hatimesidir. Dinin bütün esaslarına temas edildikten sonra sıra mühür basmaya gelmiştir. Sûrenin mukaddimesinde, bu kitaba iman edip emirlerini tutacak olanların hidâyet ve felâh bulacakları bildirilmişti. İşte hatimesi de ona iman eden cemaatin oluştuğunu ve Rab’lerinin onlara karşı muamelesini bildirmektedir. Hz. Peygamber (a.s.m), bu hatimenin faziletine dikkat çeken hadisler buyurmuştur: 1. “Her kim geceleyin Bakara sûresinden bu iki âyeti okursa ona yeter.” 2.Allah Teâlâ Bakara sûresini iki âyetle sona erdirdi ki, bunları bana, Arş’ın altındaki bir hazineden verdi. Bunları öğreniniz; kadınlarınıza ve çocuklarınıza belletiniz, öğretiniz. Çünkü bunlar hem salattır (namazdır), hem duadır, hem Kur’ân’dır.” 3.Hz. Ömer ile Hz. Ali (r.a) demişlerdir ki: “Aklı başında hiçbir adam görmezdim ki, Bakara sûresinin sonundaki bu âyetleri okumadan uyusun.”  
Süleyman Ateş
swap_vert close
Allah, kimseye gücünün üstünde bir şey teklif etmez. Herkesin kazandığı iyilik kendi yararına, kötülük de kendi zararınadır. "Rabbimiz, unutur, ya da yanılırsak bizi sorumlu tutma! Rabbimiz, bize, bizden öncekilere yüklediğin gibi ağır yük yükleme! Rabbimiz, bize gücümüzün yetmediği şeyleri yükleme! Bizi affet, bizi bağışla, bize acı! Sen bizim mevlamız(sahibimiz, efendimiz)sin! kafirler toplumuna karşı bize yardım eyle!"
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Allâh Te'âlâ hiç bir nefsi tâkatı olmayan şeyle mükellef itmez. Gerek hayır ve gerek şer herkesin kazandığı kendi leh ve 'aleyhinedir. (Sonra tarz-ı niyâz ve du'âyı ta'lîm ile) Yâ Rabbî! Unutdığımız ve hatâ iylediğimiz şeyle bizi muâhaze iyleme. Yâ Rabbî! Bizden evvel olanlar üzerine oldığı gibi bizim üzerimize de ağır yükler yükleme. Bize, ona tâkatımız olmayan şeyler tahmîl itme. Bizden günâhlarımızı 'afv it ve bizi mağfiret buyur ve bize merhamet ve rahmetini ihsân iyle: Sen bizim mevlâmızsın ve bizi kâfir olan kavim üzerine nusret buyur.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Allah, kimseye gücünün üstünde bir sorumluluk yüklemez. Kişinin kimi kazancı lehine, kimi kazancı da aleyhinedir. (Siz şöyle dua edin:) “Rabbimiz! Eğer unutur veya hata edersek, bizi sorumlu tutma! Sahibimiz (Rabbimiz)! Bizden öncekilere yüklediğin ısr yükünü[1] bize de yükleme! Sahibimiz (Rabbimiz)! Zorlanacağımız yükü bize taşıtma! Bizi affet! Bizi bağışla! Bize ikramda bulun! Bizim mevlâmız (en yakınımız)[2] Sensin. Kâfirlere[3] karşı bize yardım et!”
[*] Isr, gelen yeni nebîye inanma görevidir. "Allah nebîlerden kesin söz almıştı: "Size kitap ve hikmet veririm de sonra sizdekini tasdik eden bir elçi gelirse, ona kesinlikle inanacak ve yardım edeceksiniz! Bunu kabul ettiniz mi? Bu hususta ısr'ımı üzerinize aldınız mı?" demişti. Onlar: "Kabul ettik" demişlerdi." (Al-i İmran 3/81) Bu sebeple önceki nebîlerin ümmetlerinin Muhammed aleyhisselama inanma görevleri vardır. Son nebî ile birlikte ısr yükü kalktı. Burada o yükün olmadığı, bir dua cümlesi ile müminlerin zihinlerinde canlı tutulmaktadır. İlgili âyet şöyledir: "Yanlarındaki Tevrat'ta ve İncil'de yazılı buldukları bu elçiye, bu ümmi Nebîye uyanlar... O, onlara iyiliği emreder, kötülüğü yasaklar. Temiz ve lezzetli şeyleri helal, pis şeyleri haram kılar. Isr'larını ve üzerlerindeki bağları kaldırıp atar. Ona inanan, onu destekleyen, ona yardım eden ve onunla birlikte indirilen nûra uyanlar umduklarına kavuşurlar." (A'raf 7/157) [2] Veli kelimesi için (Bakara 2/107) âyetin dipnotuna bkz. [3] Âyetleri görmezlikten gelenlere.  
Şaban Piriş
swap_vert close
Allah, hiç kimseye gücünün üstünde bir şey yüklemez. (Herkesin) kazandığı (iyilik) lehine ve işlediği (kötülük) ise aleyhinedir!-Rabbimiz, eğer unuttuk veya hata yaptıysak, bizi hesaba çekme, Rabbimiz, bizden öncekilere yüklediğin gibi bize de ağır bir görev yükleme. Rabbimiz, gücümüzün yetmeyeceğini bize taşıtma. Bizi affet, bizi bağışla ve bize merhamet et. Sen bizim mevlâmızsın. Kafir topluma karşı bize yardım et.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Allah kimseyi gücünden fazlasıyla yükümlü tutmaz. Herkesin kazandığı hayır kendi lehine, işlediği kötülük de kendi aleyhinedir. Ey Rabbimiz! Unutur yahut hatâ edersek bizi cezalandırma. Ey Rabbimiz! Bize, daha öncekilere yüklediğin gibi ağır bir yük yükleme. Ey Rabbimiz! Gücümüzün yetmediği şeylerle bizi yükümlü tutma. Günahlarımızı affet. Bizi bağışla. Bize merhamet et. Bizim dostumuz ve yardımcımız Sensin; kâfirler güruhuna karşı Sen bize yardım et.(142)
(142) Bakara Sûresinin son iki âyetinin fazileti, Peygamberimizin birçok hadisinde vurgulanmıştır. Bunlardan birinde, “Bakara Sûresinin son iki âyetini geceleyin okuyan kimseye bu âyetler kâfi gelir” buyurulmaktadır. (Buhârî, Fedâilü’l-Kur’ân: 10; Müslim, Müsâfirîn: 255, 256.)  
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Allah hiçbir benliğe, yaratılış kapasitesinin üstünde bir yük yüklemez/teklifte bulunmaz. Her benliğin yaptığı iyilik kendi lehine, işlediği kötülük kendi aleyhinedir/kişinin hem kendisini hem başkaları için kazandığı onun lehine, yalnız kendi nefsi için kazandığı onun aleyhinedir/kişinin kendi emeği ile kazandığı lehine, başkalarının sırtından kazandığı aleyhinedir. "Ey Rabbimiz! Unutur yahut hata edersek bizi hesaba çekme. Ey Rabbimiz! Bize, bizden öncekilere yüklediğin gibi ağır yük yükleme. Ey Rabbimiz! Bize, güç yetiremeyeceğimiz şeyleri de yükleme. Affet bizi, bağışla bizi, acı bize. Sen bizim Mevlâ'mızsın. Gerçeği örten nankörler/inkârcılar topluluğuna karşı yardım et bize!"
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
yükletmeye Tañrı hįç nefse, illā güci yittügine, anuñdur, ne kim ķazandı ħayr; daħı anuñ üzeredür ne kim ķazandı ya'nį şer. “iy çalabumuz! dutma bizi, eger unıdavuz yā yanılavuz. iy çalabumuz! daħı yükletme üzerümüze aġırlıķ nite kim yükletdüñ anı, anlaruñ üzere kim bizden ilerüdi. iy çalabumuz! daħı yükletme bize anı kim yoķdur gücümüz aña daħı 'afv eyle bizden; daħı yarlıġa bizi; daħı raḥmet eyle bize. sen arķa viricimüzsen; pes arķa vir bize ķavm üzere kāfirler!”
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Tañrı Ta‘ālā teklīf eylemez, ya‘nī buyurmaz bir nefse, illā güci yitişdügini.Ḫayr ḳazansa ẟevābı özinedür, şer ḳazansa ‘aẕābı özinedür. İy Çala‐bumuz bize ‘aẕāb eyleme, eger unutsavuz yā ḫaṭā eylesevüz. İy Çalabumuz yükletme üstümüze ulu meşaḳḳatlü buyruḳ. Nite kim yükletdüñ bizden bu‐run geçen ümmetlere. İy Çalabumuz daḫı yükletme bize ol nesneleri ki gü‐çümüz yitişmez anı durġurmaġa. Daḫı ‘afv eyle bize, yazuḳlarumuzda baġışlabize, daḫı raḥmet eyle bize, sen bizüm ḫocamuzsın, nuṣret vir ve yardım vireyle bize kāfir ḳavm üstine.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Allah hər kəsi yalnız qüvvəsi yetdiyi qədər yükləyər (bir işə mükəlləf edər). Hər kəsin qazandığı yaxşı əməl də, pis əməl də özünə aiddir. (Mö’minlər deyirlər: ) “Ey Rəbbimiz, (bə’zi tapşırıqlarını) unutduqda və ya yanıldıqda bizi cəzalandırma! Ey Rəbbimiz, bizdən əvvəlkiləri yüklədiyin kimi, bizi ağır yükləmə! Ey Rəbbimiz, gücümüz çatmayan şeyi bizə yükləyib daşıtdırma! Bizi əfv edib bağışla, bizə rəhm et! Sən bizim ixtiyar sahibimizsən (mövlamızsan). Kafirlərə qələbə çalmaqda bizə kömək et!”
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Allah tasketh not a soul beyond its scope. For it (is only) that which it hath earned, and against it (only) that which it hath deserved. Our Lord! Condemn us not if we forget, or miss the mark! Our Lord! Lay not on us such a burden as Thou didst lay on those before us! Our Lord! Impose not on us that which we have not the strength to bear! Pardon us, absolve us and have mercy on us, Thou, our Protector, and give us victory over the disbelieving folk.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
On no soul doth Allah Place a burden greater than it can bear(340). It gets every good that it earns, and it suffers every ill that it earns. (Pray:) "Our Lord! Condemn us not if we forget or fall into error; our Lord! Lay not on us a burden Like that which Thou didst lay on those before us(341); Our Lord! Lay not on us a burden greater than we have strength to bear. Blot out our sins, and grant us forgiveness. Have mercy on us. Thou art our Protector; Help us against those who stand against faith."
340 Cf. 2:233. In that verse the burden was in terms of material wealth; here it is in terms of spiritual duty. Assured by Allah that He will accept from each soul just such duty as it has the ability to offer, we pray further on for the fulfilment of that promise. (Cf. 23:62). 341 We must not be arrogant, and think that because Allah has granted us His favour and mercy we have no need to exert ourselves, or that we are ourselves superior to those before us. On the contrary, knowing how much they failed, we pray that our burdens should be lightened, and we confess our realisation that we have all the greater need for Allah's mercy and forgiveness. And so we end the whole argument of the Surah with a prayer for Allah's help, not in our own selfish ends, but in our resolve to uphold Allah's truth against all Unbelief.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
لَا يُكَلِّفُ
mükellef tutmaz
اللّٰهُ
Allah
نَفْساً
hiç kim- seyi
اِلَّا
ancak
وُسْعَهَاۜ
gücünün yettiği
لَهَا
kendi lehinedir
مَا
o şey- ler ki
كَسَبَتْ
kazandı
وَعَلَيْهَا
ve kendi aleyhinedir
مَا
o şey- ler ki
اكْتَسَبَتْۜ
işledi
رَبَّنَا
Rabb- imiz
لَا تُؤَاخِذْنَٓا
bizi sorumlu tutma
اِنْ
eğer
نَس۪ينَٓا
unut- muşsak
اَوْ
veya
اَخْطَاْنَاۚ
hata etmişsek
رَبَّنَا
Rabb- imiz
وَلَا تَحْمِلْ
ve yükleme
عَلَيْنَٓا
üzerimize
اِصْراً
ağır bir yük
كَمَا
o şey gibi ki
حَمَلْتَهُ
onu yükledin
عَلَى الَّذ۪ينَ
o kimselere ki
مِنْ قَبْلِنَاۚ
bizden öncedir
رَبَّنَا
Rabb- imiz
وَلَا تُحَمِّلْنَا
ve bize yükleme
مَا
o şe- yi ki
لَا طَاقَةَ
takat yoktur
لَنَا
bizim için
بِه۪ۚ
ken- disine
وَاعْفُ
ve affet
عَنَّا۠قف
bizi
وَاغْفِرْ
ve mağfiret et
لَنَا۠قف
bizi
وَارْحَمْنَا۠قف
ve bize mer- hamet et
اَنْتَ
Sen
مَوْلٰينَا
bizim Mevlâ'mızsın
فَانْصُرْنَا
artık bize yardım et
عَلَى الْقَوْمِ
topluluğuna karşı
الْكَافِر۪ينَ
kâfirler
Allah kimseye gücünün yettiğinden başkasını yüklemez. Herkesin kazandığı (iyilik) kendi lehine, işlediği (kötülük) de kendi aleyhinedir. (Ey mü'minler! Şöyle dua ediniz) "Rabbimiz! Eğer unutursak veya yanılırsak bizi (yaptıklarımızdan) sorumlu tutma! Rabbimiz! Bizden öncekilere yüklediğin (zorlu imtihanlar) gibi bize de ağır bir yük yükleme! Rabbimiz! Bize gücümüzün yetmediği şeyleri de yükleme! Bizi affet, bizi mağfiret et, bize merhamet et! Sen bizim Mevlâ'mızsın (sahibimiz ve tek dostumuzsun), artık (nefsimize ve) kâfirler topluluğuna karşı bize yardım et!"
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
كَلَّفَ
Fiil-II
ك ل ف
Sorumlu tuttu, mükellef oldu, yüklendi
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
نَفْس
İsim
ن ف س
Kendi, kendisi, nefis, can
اِلَّا
Edat
اِلَّا
Ancak, sadece, başka, hariç, dışında, yalnız
وُسْع
İsim
و س ع
Güç
لَهَا
Zamir
لَهَا
Onun, ona (لَهُ Zamirinin müennes hâli)
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
كَسَبَ
Fiil-I
ك س ب
Kazandı
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
اِكْتَسَبَ
Fiil-VIII
ك س ب
İşledi, kazandı
رَبّ
İsim
ر ب ب
Rabb (Allah'ın esması, ismidir. Rahmetiyle terbiye eden demektir), efendi
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
اٰخَذَ
Fiil-III
ا خ ذ
Sorumlu tuttu, cezalandırdı, hesaba çekti, mesul tuttu
اِن
Edat
اِن
Eğer,  -se, -sa
نَسِىَ
Fiil-I
ن س ي
Unuttu
اَو
Bağlaç
اَو
Veya, ya da, hatta, yahut
اَخْطَاَ
Fiil-IV
خ ط ا
Hata etti
رَبّ
İsim
ر ب ب
Rabb (Allah'ın esması, ismidir. Rahmetiyle terbiye eden demektir), efendi
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
حَمَلَ
Fiil-I
ح م ل
Taşıdı, yüklendi, hamile kaldı
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
اِصْر
İsim
ا ص ر
Ağır yük, ağır ahid
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
حَمَلَ
Fiil-I
ح م ل
Taşıdı, yüklendi, hamile kaldı
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
قَبْل
İsim
ق ب ل
Önce, öteden beri
رَبّ
İsim
ر ب ب
Rabb (Allah'ın esması, ismidir. Rahmetiyle terbiye eden demektir), efendi
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
حُمِّلَ
Fiil-II
ح م ل
Yüklendi, yükletildi
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
طَاقَة
İsim
ط و ق
Takat
لَنَا
Zamir
لَنَا
Bizim için, bize, bizim
بِه
Zamir
بِه
Onunla, kendisiyle
عَفَا
Fiil-I
ع ف و
Affetti, bağışladı, çoğaldı
عَن
Ayrılma hâl eki
عَن
-den, -dan, hakkında
غَفَرَ
Fiil-I
غ ف ر
Mağfiret etti, bağışladı
لَنَا
Zamir
لَنَا
Bizim için, bize, bizim
رَحِمَ
Fiil-I
ر ح م
Merhamet etti, rahmet etti, acıdı
اَنْتَ
Zamir
اَنْتَ
Sen
مَوْلٰى
İsim
و ل ي
Mevlâ (Allah'ın ismi, esmasıdır. İman edenlerin sahibi, dostu ve yardımcısı demektir), efendi, yardımcı, mevlâ, dost
نَصَرَ
Fiil-I
ن ص ر
Yardım etti
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
قَوْم
İsim
ق و م
Kavim, topluluk, toplum
كَافِرُون
Etken fiil
ك ف ر
Kâfirler, inkâr edenler, nankörler