Eğer böyle yapmazsanız, Allah ve Peygamberi tarafından size savaş açıldığını bilin.¹ Eğer (fâizciliğe) tevbe ederseniz, hem haksızlık etmemiş hem de haksızlığa uğramamış olmanız için anaparalarınız, sizindir.²
1 Bu bölüm, “Eğer böyle yapmazsanız, Allah’a ve Peygamberine karşı savaş açtığınızı bilin.” şeklinde de tercüme edilebilir.2 Buradan, ister kâfirlerin, isterse haramlığına inandığı halde faizi terk etmeyenlerin, tıpkı zekâtı inkâr veya vermekten çekinenler gibi ya mürted veya İslâm devletine isyan etmiş olacakları anlaşılmaktadır. Hariçteki kâfirlere ilân-ı harp, her zaman zarurî olmadığı halde bunlar için vacip kılınmıştır. Buna göre; faizden sakınmak, “İslâm Devleti” uyruğundakilerin hepsine farz-ı ayın olduğu gibi faizi kaldırmak da önemli bir toplumsal farzdır. (Özetle-Elmalılı) İslâm dışı yönetimler altında yaşayan Müslümanların görevi; faizli sistemlere uyum sağlamak için bahaneler uydurmak değil, bu sistemlerden bir an evvel kurtulmanın yollarını aramak ve bu uğurda çalışmaktır.