close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Bakara Sûresi 277. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
İnne-lleżîne âmenû ve’amilû-ssâlihâti veekâmû-ssalâte veâtevû-zzekâte lehum ecruhum ‘inde rabbihim velâ ḣavfun ‘aleyhim velâ hum yahzenûn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
İnananlara, iyi işler yapanlara, namaz kılanlara, zekat verenlere gelince: Onların ecirleri Rableri katındadır, onlara ne korku vardır, ne hüzün.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
İman edip güzel amellerde bulunanlar, namazı dosdoğru kılanlar ve (helâl kazanılan servet ve üretimlerinin) zekâtını verip (borçtan kurtulanlar var ya); şüphesiz onların ecirleri Rablerinin katındadır. Onlara korku yoktur ve onlar mahzun olmayacaklardır.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
İman edenler, doğru ve yararlı işler yapanlar, namazlarında dikkatli ve devamlı olanlar, karşılıksız yardım denilen zekatı verenler, işte onlar mükafatlarını Rablerinden alacaklardır ve onlara ne korku vardır ne de üzülürler.
Ahmet Tekin
swap_vert close
İman ederek, hâlis niyet ve amaçlarla, İslâm esaslarını, İslâmî düzeni hayata geçirenler, iş barışı içinde bilinçli, planlı, mükemmel, meşrû, faydalı, verimli çalışarak nimetin-ürünün bollaşmasını sağlayanlar, yerinde, haklı çıkışlar yaparak, düzelme-ye, iyiliğe, iyileştirmeye ön ayak olanlar, cârî-kalıcı hayırlar-sâlih ameller işleyenler, namazları erkanına, şartlarına, vaktine riâyet ederek âşikâre kılanlar, vicdanlarını, servetlerini, sosyal bünyelerini arındıran, berekete vesile olan zekâtı verenlerin Rableri katında mükâfatları vardır. Onlara her iki dünyada da korku yok. Geride bıraktıkları yakınları ve yapamadıkları şeylerden dolayı mahzun da olmayacaklar.
Ahmet Varol
swap_vert close
Şüphesiz iman edip salih ameller işleyen, namazı kılan, zekatı veren kimselerin karşılıkları Rableri katındadır. Onlara korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir de.
Ali Bulaç
swap_vert close
İman edip güzel amellerde bulunanlar, namazı dosdoğru kılanlar ve zekatı verenler; şüphesiz onların ecirleri Rablerinin katındadır. Onlara korku yoktur ve onlar mahzun olmayacaklardır.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
İman edip iyi ameller işleyen, namazı kılan ve zekâtı veren kimselerin, Rableri katında muhakkak mükâfatları (ecirleri) vardır; ve onlara hiç bir korku yoktur, mahzun da olacak değillerdir.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
İman edip iyi işler yapanlar, namaz kılıp zekât verenler ise, Rableri katında (ebedî âlemde) onlara ücretleri vardır. Üzerlerinde ne korku vardır ne de üzülürler.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
İman edenlerin, iyi işler yapanların, namazlarını doğru kılanların, zekâtı verenlerin mükâfatları Rableri katındadır. Onlar için ne korku vardır ne de üzülürler.
Besim Atalay
swap_vert close
İnanarak yararlı iş görenlerin, namaz kılıp zekâtını verenlerin, Tanrıları katında sevapları bulunur, ne onlara korku var, ne de kaygıjamrlar
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
İman edip (halis niyet ve amaçlarla) doğru ve yararlı işler yapanların, namazlarını (huşu ve edeple) ikame edenlerin ve (sosyal bünyelerini ve servetlerini arındıran) zekâtı verenlerin Rableri katında mükâfatları vardır. Onlar artık gelecekten endişe duymayacaklar ve geçmişten dolayı da üzülmeyeceklerdir.
Cemil Said
swap_vert close
îmân idenler a’mâl-i sâlihada bulunanlar ’ibâdet idenler zekât virenler rablerinden mükâfâta nâil olacaklardır korkmayacaklar ve mahzûn olmayacaklardır.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
İnanıp yararlı işler işleyenlerin, namaz kılıp, zekat verenlerin Rab'leri katında ecirleri vardır. Onlara korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Şüphesiz iman edip salih ameller işleyen, namazı dosdoğru kılan ve zekâtı verenlerin mükâfatları Rableri katındadır. Onlara korku yoktur. Onlar mahzun da olmayacaklardır.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Şüphe yok ki iman edip dünya ve âhiret için yararlı şeyler yapanlar, namaz kılanlar ve zekât verenlerin rableri katında ecirleri vardır; onlara ne korku vardır ne de üzüleceklerdir.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
İman edip iyi işler yapan, namaz kılan ve zekât verenler var ya, onların mükâfatları Rableri katındadır. Onlara korku yoktur, onlar üzüntü de çekmezler.
Edip Yüksel
swap_vert close
İnanıp erdemli bir hayat sürerek namazı gözetenlerin ve zekatı verenlerin ödülleri Rab'leri katındadır. Onlar için korku yoktur ve onlar üzülmezler.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
İman edip iyi işler yapan, namazı dosdoğru kılıp zekatı verenlerin Rabbleri katında elbette mükafatları vardır. Onlara hiçbir korku olmadığı gibi, onlar mahzun da olmazlar.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
İman edib eyi işler yapan ve namaz kılıb zekât veren kimselerin Rabları ındinde ecirleri şüphesiz kendilerinindir ve onlara bir korku yoktur ve mahzun olacak değildir onlar
Emrah Demiryent
swap_vert close
Şüphesiz îmân edip sâlih amel işleyenler, namazı (dosdoğru) kılanlar ve zekâtı verenler (var ya) onların ecirleri Rableri nezdindedir. Onlara (âhirette) korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir.
Erhan Aktaş
swap_vert close
İman edip, sâlihâtı yapanların¹, salâtı ikame edenlerin ve zekâtı verenlerin² ödülleri kuşkusuz Rabb'lerinin yanındadır. Onlara korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir.
1. Bozuk ve kötü olan şeyi düzeltmeye çalışanların, düzeltici olanların, yapıcı olanların, iyi olanların, düzeltmeye teşvik edenlerin, iyiye yönlendirenlerin. 2. Salatı ikame etmek, zekâtı vermek: İbadete layık yegâne ilah olarak Allah'a inanmak; kulluğu, Allah'a yönelmeyi, dua ve ibadeti şirkten arındırılmış bir bilinçle ve arınmış, temizlenmiş arı duru hale gelmiş bir benlikle yapmak; yardımlaşmayı, destek olmayı canlı ve diri tutmak demektir. Zekât sözcüğü Kur'an'da daha temiz, daha iyi, arınmak, temizlenmek, aklanmak, yüceltmek anlamında kullanılmıştır. (Örneğin 19:13)  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Îman eden, iyi iyi amel (ve hareket) lerde bulunan, namazı (nı) dosdoğru kılan, bir de zekâtı (nı) veren kimseler (in, evet), onların Rableri indinde mükâfatları vardır. Onlara hiç bir korku yokdur, onlar mahzun da olacak değillerdir.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Şübhesiz ki îmân edip sâlih ameller işleyenler,(2) namazı hakkıyla edâ edenler ve zekâtı verenler var ya, onların Rableri katında mükâfâtları vardır.(3) Hem onlara hiçbir korku yoktur, onlar mahzun da olmazlar.
(2)“Îmâna âid bilgilerden sonra en lâzım ve en mühim olan a‘mâl-i sâlihadır. Sâlih amel ise, maddî ve ma‘nevî hukūk-ı ibâda (kul haklarına) tecâvüz etmeyerek, hukūkullâhı (Allah’ın hukūkunu) bihakkın îfâ etmekten (hakkıyla yerine getirmekten) ibârettir.” (Mesnevî-i Nûriye, Habâb, 101)Ayrıca bakınız; (sahîfe 122, hâşiye 1)Îman hakīkati ve îmânın güzellikleri hakkında bakınız; (Sözler, 23. Söz, 101-120)(3)“Hasenât da (iyilikler de), ya kalb ile olur veya kalıb ve beden ile olur veyâhut mal ile olur. A‘mâl-i kalbînin (kalb ile yapılan amellerin) şemsi (güneşi) ‘îman’dır. A‘mâl-i bedeniyenin (beden ile yapılan amellerin) fihristesi ‘namaz’dır. A‘mâl-i mâliyenin (mal ile yapılan amellerin) kutbu ‘zekât’tır.” (İşârâtü’l-İ‘câz, 36)  
İhsan Aktaş
swap_vert close
Şüphesiz ki iman edip iyi işler yapmış olanlar (erdemli olanlar) ile (bir arınma eylemi olan) namazı dosdoğru kılıp (insanı bencillik, cimrilik, mal hırsı gibi olumsuz duygulardan koruyan, sosyal yardımlaşma ve paylaşma duygusunu güçlendiren) zekâtı (fakir, yoksul, işsiz ve toplumun muhtaç kesimine) verenler (mali yükümlülüğünü yerine getirenler) var ya, onların (öteki dünyada) ecirleri (mükâfatları) Rablerinin katındadır. Onlara korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir.
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
İman edip, Allah’ın emrettiği doğru şeyleri yapanlar, namazı kılanlar ve zekâtlarını verenler (var ya), onların karşılıkları Rableri katında olup, onlar asla korkmayacak ve üzülmeyeceklerdir.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
O kimseler ki inanırlar, iyilik işlerler, namaz kılarlar, zekat verirler, onların çalapları katında karşılıkları vardır. Hem onlar için korku yoktur, onlar kaygılanacak da değildirler.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Ey iman edip iyi amel işleyenler, namazı dosdoğru kılanlar, zekât verenler yok mu, işte onların, Rableri indinde mükâfatları vardır, onlar için korku yoktur, onlar mahzun da olmazlar.
İsmail Yakıt
swap_vert close
İnananlara, iyi ve yararlı [sâlihât] işler yapanlara, namazı dosdoğru kılanlara ve zekâtı verenlere gelince; onların mükâfatları Rablerinin katındadır. Onlara korku yoktur, onlar hiç üzülmeyeceklerdir.
Kadri Çelik
swap_vert close
İman edenler, salih amellerde bulunanlar, namazı ikame edenler ve zekât verenler var ya, onlar için mükâfatları Rableri katındadır. Onlar için ne bir korku vardır, ne de üzülürler.
Mahmut Kısa
swap_vert close
İman edip doğru ve yararlı işler yapan, namazını özenle kılan, zekâtını verenlere gelince, işte Rablerinin katında onlara nice ödüller vardır, o gün onlar ne korkuya kapılacak, ne de üzüntü çekecekler. O hâlde:
Mahmut Özdemir
swap_vert close
İman etmiş, Salih Ameller’i işlemiş, Namaz’ı kılmış, Zekât’ı vermiş kimselere gelince; onlara rabb’leri katında ücretleri / ödülleri vardır. Onlara korku da yoktur; onlar üzülür de değildir.
Mehmet Çakır
swap_vert close
İnananlar, faydalı işler yapanlar, namaza devam edenler, zekat vergisini verenler, emeklerinin karşılığını bizzat Rab'lerinden alacaklardır. Onlar, korku ve keder yüzü görmeyeceklerdir...
Mehmet Çoban
swap_vert close
Şüphesiz iman edip iyi güzel işler yapanlar. Salat-ı dosdoğru ikame ederek bilgilerini bilinçlerini artıranlar. Rabbinin huzurunda kendini özeleştiriye tabi tutup bir daha yapmamak üzere hatalarından dönenler. Tövbe edip af dileyenler. Zekât-ı ikame edip maddi manevi bütün yüklerden arınarak temizlenenler. Haram kılınan şeylerden uzak durup kendilerini temiz tutanlar. Allah’ın yasalarına uyarak yaşayanlar. Rabbinin katında büyük mükâfata sahiplerdir. Onlar hesap günü mahzun olmayacaklardır.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
İman edip iyi işler yapan, namaz kılan ve zekât verenler var ya, Rableri katında onlar için ödül(ler)i vardır. Onlara herhangi bir korku yoktur; onlar üzülmeyecek de. [*]
Yüce Allah faizle ilgili iki ayeti bildirdikten sonra, muhataplarına yakışan durumla ilgili bilgi vermektedir. Bu çerçevede onların iman etmelerini yani inanılması gereken bütün değerlere inanıp güvenmelerini, ardından imanlarına uygun davranışlar anlamında salih ameller işlemeleri gerektiğini, bu bağlamda salih amel boyutu olan ibadetler kapsamında hem namazlarını kılmaları hem de zekâtlarını vermeleri gerektiğini dile getirmektedir.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Şüphesiz (Allah’ın istediği gibi) îman edip (inandığı) iyi işleri yaşayan, namazı dosdoğru ve devamlı kılan ve zekâtı verenlerin mükâfatı, Rableri katındadır. Onlar için bir korku olmadığı gibi onlar, mahzun da olmayacaklardır.
Muhammed Esed
swap_vert close
İmana ermiş olanlar, doğru ve yararlı işler yapanlar, namazlarında dikkatli ve devamlı olanlar ve karşılıksız yardımda bulunanlar; işte onlar mükafatlarını Rablerinden alacaklardır ve onlara ne korku vardır, ne de üzülürler.
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Şüphesiz iman edenler, iyi ve güzel işler yapanlar, namazı hakkıyla kılanlar ve zekâtı verenler; onların ödülleri Rabbleri katındadır. Onlara korku yoktur. Onlar, mahzun da olmayacaklardır. 4/173, 41/30...33
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Buna mukabil, bir de iman edip güvenen,[⁵²⁷] ıslah edici iyi işler yapan, namazı istikametle kılan,[⁵²⁸] zekâtı gönlünden gelerek veren kimseler var;[⁵²⁹] işte onlar, ödüllerini Rablerinden alacaklar: ve onlar geleceğe dair kaygı, geçmişe dair hüzün duymayacaklar.[⁵³⁰]
[527] İman Allah’a güvenle doğrudan alâkalıdır. Zaten bütün problem Allah’a olan güvensizlikten kaynaklanmaktadır. Faizcinin davranışının temelinde de geleceğe ilişkin bu güvensizlik ve kaygı yatar. [528] Burada çok dikkat çekici olan husus namazın da özünde sâlih bir amel olmasına rağmen sâlih amelden ayrı zikredilmesidir. Zira namaz hasenâttandır. Islahın zıddı ifsattır ve bir şeyin sâlihâttan olması için toplumsal alanda cari olan bir ifsadı ıslaha yönelik olması gerekir. Bu âyetteki “namaz kılınız, zekât veriniz” cümlelerinin başındaki vav’ları 103:3’teki son iki vav gibi tefsiriyye olarak okumamıza mani olan şey, sâlihât ile hasenât’ın Kur’an’daki mukayesesinden elde ettiğimiz sonuçtur (Ayrıntı için bkz: 103:3, not 5). [529] Bu âyette, çıkarını tanrı edinmiş faizci tipin karşısındaki Allah’a teslim olmuş yardımsever insanın portresi çiziliyor. [530] Çevirimizin gerekçesi için 38. âyetin notuna bkz.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
İman edip, salih ameller işleyen; namaz kılan ve zekat verenlerin, Rableri katında mükafatları vardır. Onlara korku yoktur ve üzülecek de değillerdir.
Osman Fırat
swap_vert close
Şüphesiz iman edip salih ameller işleyen, namazı dosdoğru kılan ve zekâtı verenlerin mükâfatları Rableri katındadır. Onlara korku yoktur. Onlar mahzun da olmayacaklardır.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
O kimseler ki, imân ettiler ve iyi amellerde bulundular ve namazlarını doğruca kıldılar, zekâtlarını da verdiler. İşte onlar için Rableri nezdinde mükâfaatları vardır ve onlar için hiçbir korku yoktur ve onlar mahzun da olmayacaklardır.
Suat Yıldırım
swap_vert close
İman eden, makbul ve güzel işler yapanların, namazı hakkıyla ifa eden, zekât verenlerin. . . İşte onların, Rab'leri nezdinde mükâfatları vardır. Onlar için hiçbir endişe yoktur ve onlar asla üzülmeyeceklerdir. [5, 100; 8, 37; 30, 39]
Süleyman Ateş
swap_vert close
Onlar ki, inandılar, güzel işler yaptılar, namazı kıldılar, zekatı verdiler; işte onların ödüller, Rableri yanındadır. Onlara korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Îmân iden ve eyi işler işleyüb namâzlarını kılan ve zekâtını viren kimselerin ecir ve mükâfâtı rableri 'indinde olub onlar içün korku ve hüzün yokdur.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
İnanıp güvenen, iyi işler yapan, namazı düzgün ve sürekli kılan ve zekâtı verenler, Sahipleri (Rableri) katında ödülü hak ederler. Onların üzerinde bir korku olmaz, üzüntü de çekmezler.
Şaban Piriş
swap_vert close
Şüphesiz, iman edenler, doğruları yapanlar, namazı hakkıyla kılanlar ve zekatı verenler için Rab'leri katında mükafatları vardır; onlara korku yoktur; onlar, mahzun da olmayacaklardır.
Ümit Şimşek
swap_vert close
İman eden, güzel işler yapan, namazlarını dosdoğru kılan ve zekâtlarını veren kimselerin ise Rableri katında ödülleri vardır. Ne bir korku olur onlar için, ne de mahzun olurlar.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
İman edip barışa/hayra yönelik değerler üreten, namazı/duayı yerine getiren, zekâtı verenler için Rableri katında kendilerine özgü ödülleri vardır. Korku yoktur onlar için. Tasalanmayacaklardır onlar...
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
bayıķ anlar kim įmān getürdiler, daħı işlediler eyü işler; daħı dururdılar namāzı, daħı virdiler zekātı: anlaruñdur müzdi anlaruñ, çalabı’ları ķatında. daħı ķorķu yoķdur anlaruñ üzere, ne daħı anlar ķayuralar.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Taḥḳīḳ ol kişiler kim īmān getürdiler, daḫı eylük eylediler ve durġur‐dılar namāzı, daḫı virdiler zekātı. Anlaruñ ecrleri Tañrıları ḳatındadur,ḳorḳu yoḳdur anlar üstine, ḳayurmaḳ daḫı yoḳdur.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
İman gətirən, xeyirli işlər görən, namaz qılan, zəkat verən şəxslərin Rəbbi yanında mükafatları vardır. Onların (axirətdə) heç bir qorxusu yoxdur və onlar qəm-qüssə görməzlər!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Lo! those who believe and do good works and establish worship and pay the poor due, their reward is with their Lord and there shall no fear come upon them neither shall they grieve.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Those who believe, and do deeds of righteousness, and establish regular prayers and regular charity, will have their reward with their Lord: on them shall be no fear, nor shall they grieve(327).
327 The contrast between charity and unlawful grasping of wealth began at 2:274, where this phrase occurs as a theme. Here the theme finishes with the same phrase. The following four verses refer to further concessions on behalf of debtors, as creditors are asked to (a) give up even claims arising out of the past on account of usury, and(b) to give time for payment of capital if necessary, or (c) to write off the debt altogether as an art of charity.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
اِنَّ
muhak- kak
الَّذ۪ينَ
o kim- seler ki
اٰمَنُوا
iman ettiler
وَعَمِلُوا
ve işlediler
الصَّالِحَاتِ
sâlih ameller
وَاَقَامُوا
ve ikâme ettiler
الصَّلٰوةَ
namazı
وَاٰتَوُا
ve verdiler
الزَّكٰوةَ
zekâtı
لَهُمْ
onların
اَجْرُهُمْ
mükâfatları
عِنْدَ
katın- dadır
رَبِّهِمْۚ
Rabbleri
وَلَا خَوْفٌ
ve bir korku yoktur
عَلَيْهِمْ
onlara
وَلَا هُمْ
ve onlar değildir
يَحْزَنُونَ
mahzun oluyorlar
Muhakkak ki iman edip sâlih ameller işleyenler, namazı ikâme ed(erek her anda Allah'ın huzurunda durmaya çalış)anlar ve zekâtı ver(ip nefsinin cimriliğini temizley)enler var ya, (işte) onların mükâfatları Rabbleri katındadır. Onlara (dünyada da âhirette de hiçbir) korku yoktur ve onlar mahzun da olmazlar.
اِنّ
Edat
اِنّ
Şüphesiz, kesinlikle, muhakkak, elbette, gerçekten, zira, çünkü, doğrusu, daima. Cümledeki bilgiyi pekiştirmek için kullanılır.
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
ءَامَنَ
Fiil-IV
ا م ن
İman etti, inandı, emin kıldı
عَمِلَ
Fiil-I
ع م ل
İşledi, yaptı, amel etti, çalıştı, iş yaptı
صَالِحَات
Etken fiil
ص ل ح
Sâlih ameller, sâliha kadınlar
اَقَامَ
Fiil-IV
ق و م
İkâme etti, korudu, ayağa kaldırdı, doğrulttu, dosdoğru yaptı
صَلٰوة
İsim
ص ل و
Namaz, salât, dua
اٰتَى
Fiil-IV
ا ت ي
Verdi
زَكٰوةَ
İsim
ز ك و
Zekât, temiz olmak, temizlik
لَهُمْ
Zamir
لَهُمْ
Onlar için, onlara, onların
اَجْر
İsim
ا ج ر
Ecir, mükâfat, ücret, (yaptıklarına) karşılık
عِنْدَ
İsim
ع ن د
Katında, yanında, huzurunda, tarafında
رَبّ
İsim
ر ب ب
Rabb (Allah'ın esması, ismidir. Rahmetiyle terbiye eden demektir), efendi
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
خَوْف
İsim
خ و ف
Korku
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
هُمْ
Zamir
هُمْ
Onlar (erkekler için kullanılır)
حَزِنَ
Fiil-I
ح ز ن
Mahzun oldu, üzüntüye kapıldı, üzüldü, hüzünlendi