close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Bakara Sûresi 272. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Leyse ‘aleyke hudâhum velâkinna(A)llâhe yehdî men yeşâ(u)(k) vemâ tunfikû min ḣayrin feli-enfusikum(c) vemâ tunfikûne illâ-btiġâe vechi(A)llâh(i)(c) vemâ tunfikû min ḣayrin yuveffe ileykum veentum lâ tuzlemûn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Onları doğru yola götürmek sana ait değil. Fakat Allah dilediğine doğru yolu gösterir. Hayra ait bir şey verirseniz bunun faydası size. Zaten yoksullara vermeniz de ancak Allah rızası içindir. Hayır yapmak için verdiğiniz şey, size fazlalaştırılır ve siz zulüm görmezsiniz.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
(Ey Resulüm!) Onların hidayete ermesi, Senin üzerinde (bir yükümlülük) değildir. (Senin görevin sadece tebliğdir.) Ancak Allah, dilediğini (ve hak edeni) hidayete erdirir. (Öyle ise mü’min kullarıma de ki:) "Hayır olarak her ne infak ederseniz, kendiniz içindir. Zaten siz, ancak Allah’ın hoşnutluğunu istemekten başka (bir amaçla) infak etmezsiniz. Ve hayırdan her neyi infak ederseniz (hepsinin karşılığı hiçbir) -haksızlığa (zulme) uğratılmaksızın- size eksiksizce ödenecektir."
[Not: Bu ayette cömertliğin, İlahi rahmet ve hidayeti celbedeceğine dikkat çekilmektedir.]  
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Ey peygamber! İnsanları hidayete erdirmek senin işin değil. Zira ancak Allah isteyen kimseyi dilediği şekilde hidayete erdirir. Ve yalnız Allah'ın rızasını kazanmak için harcamanız şartıyla başkalarına her ne iyilik yaparsanız, bu kendi yararınızadır. Çünkü, yapacağınız her iyilik, size olduğu gibi geri dönecek ve size haksızlık yapılmayacaktır.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Onları zorla, baskıyla doğru, hak yola iletmek senin sorumluluğunda değildir. Allah sünnetine, düzeninin yasalarına uygun olarak, iradesinin tecellisine tâbi, akıllı ve sorumlu kimseleri doğru yola iletir. Böyle kimselere karşılık gözetmeden yaptığınız hayırlar kendi iyiliğiniz içindir. Karşılık gözetmeden, gönüllü yapacağınız hayırları ancak Allah'ın rızasını kazanmak için yapmalısınız. Karşılık gözetmeden gönüllü yaptığınız hayırların mükâfatı size eksiksiz verilir. Size haksızlık da yapılmayacaktır.
bk. Kur’ân-ı Kerim, 16/52; 18/28; 30/38-39; 76/9.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Onları hidayete ulaştırmak senin üzerine değildir. Ancak Allah dilediğini hidayete eriştirir. Hayır olarak ne harcarsanız kendiniz içindir. Siz zaten ancak Allah'ın hoşnutluğunu kazanmak amacıyla harcarsınız. Hayır için ne verirseniz size karşılığı eksiksizce verilir ve siz haksızlığa uğratılmazsınız.
Ali Bulaç
swap_vert close
Onların hidayete ermesi, senin üzerinde (bir yükümlülük) değildir. Ancak Allah, dilediğini hidayete erdirir. Hayır olarak her ne infak ederseniz, kendiniz içindir. Zaten siz, ancak Allah'ın hoşnutluğunu istemekten başka (bir amaçla) infak etmezsiniz. Hayırdan her ne infak ederseniz -haksızlığa (zulme) uğratılmaksızınsize eksiksizce ödenecektir.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
İnsanların yola gelmesi senin üzerine borç değil; (ancak sana düşen hidayete dâvettir.) Şu kadar var ki Allah, dilediğini yola getirir. Malınızdan hayır adına her ne harcarsanız hep kendi menfaatınız içindir. Zaten siz (müminler), ancak Allah rızasını gözeterek verirsiniz. Böylece hayra dair her ne verirseniz onun sevabı tam olarak size ödenir. Hakkınız yenmez ve size zulüm edilmez.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Onların doğru yolu bulması sana ait değildir. Fakat Allah, istediğini doğru yola iletir. Başkasına verdiğiniz her mal, kendiniz içindir. Zaten siz Allah’ın rızasından başka bir şekilde vermezsiniz. Verdiğiniz her mal ve hayır, size zulmedilmeden size geri verilecektir.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Ey Peygamber! İnsanları hidayete erdirmek sana ait değildir; ancak Allah dileyeni hidayete erdirir. Sadece Allah'ın rızasını kazanmak amacıyla başkalarına her ne iyilik yaparsanız bu kendi yararınızadır. Çünkü yapacağınız her iyilik size, olduğu gibi geri dönecek ve size haksızlık yapılmayacaktır.
Besim Atalay
swap_vert close
Onları, doğru yola götürmek sana düşmez; Allah istediğin doğru yola götürür; ne mal harcederseniz yine ken-dinizedir, ancak, Allahın hoşnutluğun gözeterek harcayın, ne mal harcanırsanız size ödenecektir, zulmolunmaz sizlere
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Onları doğru yola iletmek sana ait değildir (senin görevin sadece tebliğdir). Lâkin ancak Allah dileyeni (gerçeğe ulaşmak isteyeni) doğru yola iletir. Hayır, olarak harcadıklarınız kendi iyiliğiniz içindir. Yapacağınız hayırları ancak Allah'ın rızasını kazanmak için yapmalısınız. Çünkü yapacağınız her iyilik size eksiksizce geri dönecek ve size haksızlık yapılmayacaktır.
Bu ayetlerde inananlara ciddi mesajlar vardır. Hem Allah’ın rızasını kazanmaya yönelik hem de insanlığın gereği olarak yapılan hayırlar sayesinde günahların bir kısmının affedileceği, ilk etapta zahiren sermayeden eksilmiş gibi görünse de yapılan yardım Allah’ın rahmetinin bereketine mazhar olacağından gerek dünyada ve gerekse de ahirette geri döneceği ve bu konuda kimsenin yaptığının karşılıksız kalmayacağı ifade edilmektedir.  
Cemil Said
swap_vert close
Sen kâfirleri tarîk-i hidâyete sevke mecbûr değilsin Allâh istediğini irşâd ider. Ne kadar sadaka virir iseniz sizin hayrınıza hizmet ider. Allâh rızası içün ne kadar tevzî’âtda bulunur iseniz size hayır yazılur. Aslâ haksızlığa dûçâr olmazsınız.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Onların doğru yola iletilmeleri sana düşmez, fakat Allah dilediğini doğru yola eriştirir. Sarfettiğiniz iyi şey kendinizedir, zaten ancak Allah'ın rızasını kazanmak için sarfedersiniz. Sarfettiğiniz iyi bir şeyin karşılığı haksızlığa uğratılmaksızın size verilir.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Onları hidayete erdirmek sana ait değildir. Fakat Allah, dilediğini hidayete erdirir. Hayır olarak ne harcarsanız, kendiniz içindir. Zaten siz ancak Allah’ın rızasını kazanmak için harcarsınız. Hayır olarak her ne harcarsanız -hiç hakkınız yenmeden- karşılığı size tastamam ödenir.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Onları doğru yola iletmek senin üzerine borç değildir, fakat Allah dilediğini doğru yola iletir. Hayır için yaptığınız her harcama kendiniz içindir. Verdiklerinizi ancak Allah rızası için verirsiniz. Hayır için yaptığınız her harcamanın karşılığını da hiçbir haksızlığa uğramaksızın tam olarak alacaksınız.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
(Ya Muhammed!) Onları doğru yola iletmek sana ait değildir. Lâkin Allah dilediğini doğru yola iletir. Hayır olarak harcadıklarınız kendi iyiliğiniz içindir. Yapacağınız hayırları ancak Allah'ın rızasını kazanmak için yapmalısınız. Hayır olarak verdiğiniz ne varsa, karşılığı size tam olarak verilir ve asla haksızlığa uğratılmazsınız.
Edip Yüksel
swap_vert close
Onları doğruya iletmek sana düşmez. Ancak ALLAH dilediğini doğruya iletir. Muhtaçlara ettiğiniz her iyilik kendi yararınızadır. Yardımlarınız yalnız ALLAH için olmalı. Yaptığınız her iyiliğin karşılığı size eksiksiz ödenecektir. Haksızlığa uğratılmayacaksınız.
Bak 57:22-23.  
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Onları yola getirmek senin boynuna borç değildir, ancak Allah dilediğini yola getirir. Yaptığınız her iyilik sırf kendiniz içindir. Siz yalnızca Allah rızasını gözetmenin dışında infak etmezsiniz. İyilik cinsinden ne infak ederseniz o size aynen ödenir. Size hiçbir şekilde haksızlık yapılmaz.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Onların yola gelmesi senin üzerine değil velâkin Allahdır ki dilediğini yola getirir, ve hayır namına her ne infak ederseniz hep kendi lehinizedir, ancak sırf Allah yüzünü gözeterek verirsiniz, bu vechile hayra dair her ne verirseniz karşılığı size tamamen ödenir ve hiç hakkınız yenmez
Emrah Demiryent
swap_vert close
(Habibim!) onları (kâfirleri) hidâyete erdirmek, senin üzerine (yüklediğimiz bir vazife) değildir. (Senin vazifen sadece tebliğdir) velâkin Allah, hidâyete ulaşmak üzere gayret sarf eden kimseyi (lütfuyla) doğru yola iletir. (Unutmayın ki,) verdiğiniz her hayır (infak ettiğiniz her mal) kendi (iyiliği) niz içindir. Yapacağınız hayırları sadece Allah’ın rızasını kazanmak için yapmalısınız. (Rızamız doğrultusunda) yaptığınız her hayrın karşılığı, hiçbir haksızlığa uğratılmaksızın (âhirette) size eksiksiz olarak verilecektir.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Onları hidayete iletmek sana düşmez. Allah, dileyeni doğru yola iletir.¹ Hayır olarak her ne infak² ederseniz, kendiniz içindir. Zaten siz, ancak Allah'ı hoşnut etmek için infak yaparsınız. Yapacağınız her hayrın karşılığı size tam olarak verilir ve size asla haksızlık yapılmaz.
1. Hak edeni, dileyeni; doğru yolu bulma çabasında olanı. Allah, sapkınlığı gerektiren şeyleri yapanı saptırır; doğru yola iletilmeyi gerektiren şeyleri yapanı da doğru yola iletir demektir. Ayetteki “Şâe” sözcüğü, “dilediğini” anlamının yanı sıra, “şey edeni”, “gayret göstereni”, “bir şey yapmak isteyeni” anlamına da gelmektedir. 2. Karşılıksız olarak yapılan yardım, bağış.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
(Habîbim) onları (İnsanları) hidâyete erdirmek senin üstüne borç değil. Ancak Allah hidâyeti kime dilerse ona verir (nasıyb eder). Infak edeceğiniz hayır (mal) kendi fâidenizedir. Zâten siz, (Ey mü'minler) Allahın rızaasını aramakdan başka bir suretle infak da etmezsiniz ya. (Allah yolunda) maldan harcedeceğiniz (in mükâfatı) size fazlasıyle ödenecekdir. Siz (bu hususda da) haksızlığa uğratılmayacaksınız.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
(Ey Resûlüm!) Onların hidâyete ermesi sana âid değildir (senin vazîfen ancak tebliğdir); fakat Allah, dilediğini (hikmetine binâen kendi lütfundan) hidâyete erdirir.(2) Hem hayır (ve hasenât)dan ne sarf ederseniz, artık kendiniz içindir. Zâten (siz) yalnız Allah'ın rızâsını arzu ederek sarf edersiniz, bu yüzden hayır (ve hasenat)dan ne sarf ederseniz, (onun ecri) size tam olarak verilir ve (âhirette) size haksızlık edilmez.(3)
(2)“Üstâd-ı Mutlak ve Muktedâ-yı Küll (herkesin kendisine uyduğu) ve Rehber-i Ekmel (en mükemmel kılavuz) olan Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm: وَماَ عَلَي الرَّسُولِ اِلَّا الْبَلَاغُ [Peygambere düşen ancak tebliğdir] olan fermân-ı İlâhiyeyi (Allah’ın emrini) kendine rehber-i mutlak ederek, insanların çekilmesiyle ve dinlememesiyle daha ziyâde sa‘y (çalışma) ve gayret ve ciddiyetle teblîğ etmiş. Çünki: اِنَّكَ لَا تَهْد۪ي مَنْ اَحْبَبْتَ وَلٰكِنَّ اللّٰهَ يَهْد۪ي مَنْ يَشَآءُ [Şübhesiz ki sen sevdiğin kimseyi hidâyete erdiremezsin; fakat Allah, dilediği kimseyi hidâyete erdirir] sırrıyla anlamış ki, insanlara dinlettirmek ve hidâyet vermek, Cenâb-ı Hakk’ın vazîfesidir. Cenâb-ı Hakk’ın vazîfesine karışmazdı.” (Lem‘alar, 17. Lem‘a, 137)(3)Resûlullah (asm), Müslümanlar arasında fakirler çoğalınca, ashâbını müşriklere sadaka vermekten men‘ etti. Bununla, o müşrik fakirlerin ihtiyaç sevki ile İslâm’a gelmelerini arzu etmişti. Bunun üzerine bu âyet-i kerîme nâzil oldu. Ve Ashâb-ı Kirâm (radıyallâhü anhüm ecmaîn), onlara tekrar tasadduk etmeye başladılar. (Celâleyn Şerhi, c. 1, 342)  
İhsan Aktaş
swap_vert close
(Resulüm!) Onları hidayete erdirmek sana ait (senin elinde) değildir (senin görevin sadece tebliğdir). Lâkin Allah dileyeni (iman ve hidayeti tercih edip kendisine yöneleni) hidayete erdirir. Hayır (iyilik) olarak harcadıklarınız da kendi iyiliğiniz içindir. Yapacağınız hayırları (infak ve yardımları çıkar, gösteriş vs. için değil) ancak Allah’ın rızasını kazanmak için yapmalısınız. Oysa (insanlara) yapacağınız her iyilik size eksiksizce geri dönecek ve size haksızlık yapılmayacaktır.*
(*)De ki: Allah dileyeni (sapıklığı tercih edeni) sapıklıkta bırakır, kendisine yöneleni de /hidayeti tercih edeni de hidayete erdirir . (Ra’d-27) -قل إن الله يضل من يشاء ويهدي إليه من أناب Yani bu vb. ayetlere göre, Yüce Allah dilediğini de(*)De ki: Allah dileyeni (sapıklığı tercih edeni) sapıklıkta bırakır, kendisine yöneleni de /hidayeti tercih edeni de hidayete erdirir . (Ra’d-27) -قل إن الله يضل من يشاء ويهدي إليه من أناب Yani bu vb. ayetlere göre, Yüce Allah dilediğini değil, dileyeni hidayet eder.  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Onların doğru yola girmeleri senin yükümlülüğün değil, Fakat Allah dileyeni doğru yola ulaştırır. Mallardan ihtiyaç sahiplerine ne harcarsanız, kendi nefsiniz içindir. Yalnızca Allah’ın rızasını kazanmak şartıyla, mallardan ne harcarsanız size geri ödenir ve asla zulme uğramazsınız.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
İnsanları doğru yola iletmek sana düşmez. Ancak Allah kimi dilerse onu doğru yola iletir. Vereceğiniz her iyi geçimliği ancak kendiniz için vermiş olursunuz. Vereceğiniz geçimliği yalnız Allah’ın sevgisini kazanmak için vermelisiniz. Verdiğiniz her iyi geçimliğin karşılığı size ödenir. Bu işte size kıyılmaz.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Onları hidayete erdirmek sana düşmez, fakat Allah dilediğine hidayet eder. Mal olmak üzere her ne harcederseniz kendinizedir [²]. Ancak Allah rızasını talep için harecedersiniz [³]. Her ne mal harcederseniz size tamamen mükâfatı verilir. Siz zülüm ve gadir de olunmazsınız.
[2] Onların küfürleri size ne zarar verir?[3] Yahut harcınız ancak Allah rızası için olsun.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
(Ey Peygamber!) Onları doğru yola ulaştırmak sana düşmez. Ancak Allah dilediğini doğru yola ulaştırır. Hayır olarak ne harcarsanız harcayın [tunfikû], o sizin kendiniz içindir. Yalnız Allah’ın rızasını [vechillah] kazanmak için harcayınız. Hayır olarak ne harcarsanız, size tastamam geri döner ve siz asla haksızlığa uğratılmazsınız.
Kadri Çelik
swap_vert close
(Ey Peygamber,) İnsanları hidayete erdirmek senin işin değil; zira ancak Allah, dilediğini hidayete erdirir. Ve yalnız Allah'ın rızasını kazanmak için harcamanız şartıyla, başkalarına her ne iyilik yaparsanız bu kendi yararınızadır: Çünkü yapacağınız her iyilik size olduğu gibi geri dönecek ve size haksızlık yapılmayacaktır.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Senin görevin, onları her ne pahasına olursa olsun hidâyete erdirmek değildir. Sen sadece uyarmakla yükümlüsün ve dilediğini imana erdirme yetkisine sahip değilsin. Fakatyalnızca Allah’tır, samîmî bir kalple doğruya, gerçeğe ulaşmak isteyeni doğru yola ileten. Ey inananlar! İyilik nâmına yaptığınız her harcama, aslında kendi faydanızadır. Çünkü siz yalnızca Allah’ın hoşnutluğunu kazanmak için harcama yapıyorsunuz. O hâlde, şu müjde ile sevinin: Yaptığınız bütün iyilikler, size tam olarak —hem de kat kat fazlasıyla— geri ödenecek ve kesinlikle haksızlığa uğratılmayacaksınız.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Onların hidayeti sana düşmez; ama Allah, dileyeceği kimseleri hidayete eriştirir. Maldan ne harcarsanız, kendiniz içindir. Sadece Allah’ın vechini / rızasını gözeterek harcayacağınız şeyler ve maldan harcayacağınız şeyler size geri verilir. Haksızlığa uğratılmazsınız.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Resulüm! insanları yola getirmek senin görevin değildir. Ama Allah, değer bulduklarını yola getirecektir. Yaptığınız bütün hayırlar size geri dönecektir. Ama sadece Allah rızası için yapılanlar. Evet yaptığınız tüm hayırlar size aynen iade edilecektir. Hem de haksızlık edilmeden.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Ey Resulüm inkâr edenleri hidayete erdirmek sana ait değildir. Fakat Allah kendisinden hidayet dileyene hidayetini nasip eder. İyilik yapmak üzere mallarınızdan ne harcarsanız kendiniz içindir. Zaten siz ancak Allah’ın rızasını kazanmak için harcarsınız. İyilik olarak her ne harcarsanız; Allah tarafından haksızlık yapılmadan karşılığı size tastamam ödenir.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Onların hidayeti senin üzerine (bir görev) değildir. Zira Allah dileyeni (layık gördüğünü) doğru yola ulaştırır. [*] Her ne iyilik [infak] ederseniz kendiniz içindir. [*]Yalnızca Allah rızası için [infak] edeceksiniz. Her ne iyilik [infak] ederseniz, size (karşılığı) tastamam verilecektir ve haksızlığa uğratılmayacaksınız.
Bu cümle Kasas 28:56 ve ‘Abese 80:7. ayetlerle birlikte okunmalıdır. Verilmek istenen mesaj, insanların hidayeti kendi iradeleriyle istemesi gerektiğidir. Uyaran kişi peygamber bile olsa muhatap istemediği sürece onu hidayete erdiremez. Önemli olan tebliğ etmektir. Buna rağmen doğru yola yönelmeyenlerin sorumluluğu kendilerine aittir. Yüce Allah hidayetin Hz. Muhammed’in isteğine göre şekillenmeyeceğini, isteyenin hidayete erdirileceğini haber vermektedir. ‘Abese 80:7’de kulların arınmamasından Hz. Muhammed’in sorumlu olmadığı bildirilmektedir. İnsanlar sadaka ve infakta bulundukları kişilerden hidayete ermelerini dahi istememelidirler. Çünkü hidayette asıl belirleyici unsur kişinin kendi iradesiyle bunu dilemesidir. hidâyet bir akıl, irade ve gönül işidir. Kişi hidayeti kendisi isteyecek ki Yüce Allah da hidayeti yaratmış olsun. Şûrâ 42:52’deki bilgiler ışığında hidayet noktasında Hz. Muhammed’in yapabileceği işin “yol göstermek” olduğunu söylemeliyiz. hidâyet etmek kul için kullanıldığında “yol göstermek, rehberlik etmek”, Yüce Allah için kullanıldığında ise “hidayete erdirmek, hidayeti onaylamak” anlamında yorumlanmalıdır Bu ayet Bakara 2:134, 141, 286, En‘âm 6:52, 164, İsrâ 17:13-15, Lokmân 31:33, Fâtır 35:18, Zümer 39:7, Fussilet 41:46, Câsiye 45:15, Necm 53:38-39, Mümtehine 60:3 ve Zilzâl 99:7-8. ayetlerle okunmalıdır.  
Mehmet Türk
swap_vert close
(Ey Muhammed!) Onları doğru yola getirmek sana düşmez,¹ Allah, ancak dilediğini doğru yola iletir. Sadece Allah’ın rızasını kazanmak için harcamanız şartıyla, Allah yolunda hayır olarak her ne harcarsanız o, kendi menfaatinizedir.² Allah yolunda hayır olarak her ne harcarsanız, (âhirette) karşılığı size asla haksızlık yapılmadan eksiksiz olarak verilecektir.
1 Yani, ey Muhammed! Onları yola getirmek senin görevin değil sen, ancak irşat ve tebliğle görevlisin. Bk. (Âlu İmrân: 20, Mâide: 92, 99, Ra’d: 40, Nahl: 35, 82, Nur: 54, Ahzab: 18, Yasin: 17, Şûra: 48, Teğabün: 12) 2 Âyetin bu bölümü, “(Allah yolunda) hayır olarak her ne harcarsanız o, kendi menfaatinize olduğundan dolayı siz de sadece Allah’ın rızasını kazanmak için infak edersiniz.” diye de tercüme edilebilir.  
Muhammed Esed
swap_vert close
[Ey Peygamber,] İnsanları hidayete erdirmek senin işin değil, ²⁶⁰ zira ancak Allah, dilediğini hidayete erdirir. Ve yalnız Allah’ın rızasını kazanmak için harcamanız şartıyla, başkalarına her ne iyilik yaparsanız bu kendi yararınızadır: Çünkü yapacağınız her iyilik size olduğu gibi geri dönecek ve size haksızlık yapılmayacaktır.
260 Lafzen, “onların hidayeti senin üstüne vazife değil” -Yani, “sen yalnızca Allah’ın mesajını onlara aktarmaktan sorumlusun, onların buna gösterecekleri tepkiden değil”: Burada kasdedilen insanlar, önceki ayetlerde sözü edilen muhtaçlardır. Öyle görünmektedir ki, Medine’ye hicretinden sonraki ilk günlerde Hz. Peygamber, kendi toplumu arasında yaygın olan büyük bir yoksulluk ile karşı karşıya gelince, arkadaşlarına “karşılıksız yardımın yalnız Müslümanlara yapılması” tavsiyesinde bulundu. Bu tavsiye yukarıdaki ayetin nüzulü ile hemen düzeltildi (bu mealde birçok Hadis, Taberî, Râzî ve İbni Kesîr tarafından nakledilmiştir, aynı zamanda Menâr III, 82 vd.). Diğer bazı Hadisler’e göre (başka kaynaklar gibi Neseî ve Ebû Dâvûd tarafından da kaydedilmiş ve bütün klasik müfessirler tarafından nakledilmiştir) Hz. Peygamber, bunun üzerine müminlere, karşılıksız yardımları, kişinin inancına bakmaksızın ihtiyaç duyan herkese vermelerini açıkça emretti. Sonuç olarak müfessirler arasında, yukarıdaki Kur’an ayetinin -tekil olarak ifade edilmiş olmasına ve Hz. Peygamber’e hitab ediyor görünmesine rağmen- bütün Müslümanlar için geçerli olan bir talimat olduğu konusunda tam bir ittifak vardır. Özellikle Râzî ondan şu ilave sonucu çıkarmaktadır: Karşılıksız yardım -yahut onu askıya alma tehdidi- hiçbir zaman inançsızları İslam’a çekmenin bir aracı olarak kullanılmamalıdır. Çünkü, imanın geçerli olması için derunî bir tatminin ve serbest bir seçimin ürünü olması gerekir. Bu, yukarıdaki 256. ayetle de uyumludur: “Dinde zorlama yoktur”.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Onları doğru yola getirmek senin üzerine görev değildir. Fakat Allah, dileyen kimseyi doğru yoluna iletir. Hayır olarak her ne verirseniz, o kendiniz içindir. Siz, sadece Allah’ın rızasını kazanmak için verirsiniz. İyilik olarak ne verirseniz, size tastamam ödenir ve üstelik siz hiçbir haksızlığa uğramazsınız. 12/103, 28/56
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
(Ey Nebi!) İnsanların hidayeti senin elinde değildir; lâkin Allah tercih edeni/tercih ettiğini doğru yola yöneltir.[⁵¹⁵] Hayır için harcadığınız herhangi bir şey kendi yararınızadır;[⁵¹⁶] yeter ki yalnızca Allah’ı kazanmak[⁵¹⁷] için harcayın; ve hayır için yapacağınız bir harcama, size tastamam geri dönecek ve siz kesinlikle haksızlığa uğramayacaksınız.[⁵¹⁸]
[515] Zımnen: “Allah hak edip tercih edeni doğru yola yöneltmeyi ister.” Çevirimiz men ile birlikte gelen yeşâ’ fiillerinin çift özneli konumuna dayanır (Bkz: 13:27 ve 14:4, notlar). Yoksula yardım, o kadar hasbi ve o denli karşılık beklentisi olmadan yapılmalıdır ki, değil kişisel menfaat ve minnet altına alma, onun yanlış bulduğunuz inanç ve düşünce dünyasına müdâhale için bir araç olarak dahi kullanılmamalıdır. Çünkü hidayet, kulun talebiyle bağlantılı olarak Allah’tandır. Hidayet kişinin kendisine iyilik yapanın hatırı için onun istediği yola girmek değil; hakkın hatırına, kişinin özgür iradesiyle Allah’a teslim olmayı tercih etmesidir. [516] Hayır için yapılan herhangi bir harcamanın getirisini belirleyen şey, harcamanın kendisine yapıldığı kimseden daha çok harcamayı yapan kimsenin niyet, tavır ve davranışlarıdır. Çünkü, bu hayır ve iyilikten en kazançlı çıkan taraf, alan değil veren taraftır. Başkalarına iyilik yapan biri, aslında bilerek ya da bilmeyerek en çok kendine, kendi öz benliğine iyilik yapmaktadır. [517] Lafzî mânası “Allah’ın yüzü” olan bu ifade, Allah’ın zâtını ifade eden bir mecazdır. Evet, tamı tamına “Allah’ı kazanmaktan” söz ediliyor: Allah’ı kazanan neyi kaybeder, Allah’ı kaybeden neyi kazanır? [518] Bu âyet indikten sonra Rasulullah ve mü’minler bu tavrı terk ettiler ve yardıma muhtaç olanlara, hangi inanca mensup olduklarına bakmaksızın yardım ettiler (Taberî, İbn Kesir vd). Bu, bir mü’minin, yanlış yolda olan insanların gönlünü İslâm’a ısındırmak için onlara yardım yapmasına mâni demek değildi. Ne ki, muhtaç insanlara yapılacak iyiliğin böyle bir şarta bağlanması, “iyilik” ve “hayır” kavramlarının yaslandığı insani ölçülerle de çelişiyordu. Çünkü, başkalarına karşılıksız yardımda bulunmanın ilk ve en temel şartı, “liyakat” ve “ihtiyaç”tı.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
(Ey Muhammed) Onları hidayete erdirmek, üstüne görev değildir. Ancak Allah, dilediğini doğru yola iletir. (Ey iman edenler) Hayır namına her ne harcamada bulunursanız, kendinizin yararınadır. (Hayrın sevabı alana değil, yapana, yani size aittir, onun mükafatına erecek olan sizsiniz. Bu bakımdan sadaka verdiğiniz kimselere minnet yükleyip eza etmeye hakkınız yoktur) Yapacağınız her hayrı, ancak Allah 'm rızasını kazanmak için yapmalısınız, her ne hayır yaparsanız (Rabbinizin katından) karşılığı ödenir (sevaplara nail olursunuz) Ve asla haksızlığa uğratılmazsınız.
Osman Fırat
swap_vert close
(Ey Muhammed) Onları yola iletmek sana düşmez, dileyeni doğru yola ileten Allah’tır. Verdiğiniz her hayır, kendiniz içindir. Çünkü yalnız Allâh’ın rızâsını kazanmak için veriyorsunuz. Verdiğiniz her hayır, size tastamam verilir ve hiç hakkınız yenmez.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Onları hidâyete erdirmek senin üzerine (bir vecibe) değildir. Velâkin Allah Teâlâ dilediğine hidâyet nâsip buyurur. Ve hayırdan her neyi infak ederseniz kendi nefsiniz için etmiş olursunuz. Ve siz ancak Allah Teâlâ'nın rızası için infakta bulunursunuz. Ve hayırdan her ne infak ederseniz size karşılığı ödenir ve siz zulme uğratılmayacaksınız.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Onları hak yola getirmek senin görevin değil, lâkin Allah dilediğini doğru yola getirir. Hayır olarak yaptığınız her harcama sadece kendiniz içindir. Zaten siz Allah rızasını aramaktan başka bir gaye ile infak etmezsiniz. İşlediğiniz her hayrın mükâfatı size tamamen verilir ve sizin hakkınız yenmez. [6, 52; 18, 28; 30, 38-39; 76, 9]
Süleyman Ateş
swap_vert close
(Ey Muhammed) Onları yola iletmek sana düşmez, dilediğini doğru yola ileten Allah'tır. Verdiğiniz her hayır, kendiniz içindir. Çünkü yalnız Allah'ın rızasını kazanmak için veriyorsunuz. Verdiğiniz her hayır, size tastamam verilir ve hiç hakkınız yenmez.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
(Yâ Muhammed) İnsânların hidâyete götürülmesi senin üzerine değildir (sen bununla mükellef ve îmân itmelerinden mes'ûl değilsin) Lâkin Allâh dilediğini hidâyet ider. Hayırdan (maldan) infâk itdiğiniz her şey nefsiniz içündir. (Sevâbı ve ecrini siz kazanırsınız) Ancak Allâh rızasıyçün infâk idiniz. (Başka düşünceler sizi infâk veyâ men-'i infâka sebeb olmasun) Hayırdan her ne infâk ider iseniz Allâh tarafından mukâbili size virilür ve bunda size zulüm olunmaz (Hakkınız zâyi' ve sevâbınız eksik idilmez) [¹]
[1] Müslümanlar ehl-i zimmet ve ehl-i kitâbdan fakîr olan akrabâ ve ehibbâlarına ve 'ale'l'umûm muhtâcîne mu'âvenet ider ve sadaka virirlerdi. Bilâhare onların dûçâr-ı ihtiyâc olarak îmâna gelmelerini temîn maksadıyla sadaka virmeği Rasûlullah men' itdi. Bunun üzerine bu âyet-i kerîme nâzil oldığından müslümanlar kemâ fi's sâbık ehl-i kitâbdan ve müşriklerden olan fukarâya mu'âvenete başladılar.  
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Senin görevin, onları yola getirmek değildir. Doğru yolu seçeni yola getiren Allah’tır.[*] Hayra yapacağınız her harcama kendiniz içindir. Harcamayı, sırf Allah rızasını kazanmak için yapmalısınız. Harcadığınız her malın karşılığı size tam olarak verilir ve haksızlık görmezsiniz.
[*] Kimin bunu içten istediğini sen bilemezsin.  
Şaban Piriş
swap_vert close
(Ey Muhammed) Onları hidayete erdirmek senin üzerine borç değildir. Fakat Allah, dilediği kimseyi hidayete erdirir. İyilik olarak her ne verirseniz, o kendiniz içindir. Zaten siz, yalnız Allah'ın rızasını kazanmak için verirsiniz. İyilik olarak ne verirseniz haksızlığa uğratılmaksızın (bunun karşılığı) size eksiksizce ödenecektir.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Onları doğru yola iletmek senin görevin değildir; ancak Allah dilediğini doğru yola iletir. Hayır olarak ne harcayacak olsanız, kendiniz içindir. Zaten siz de ancak Allah rızası için harcarsınız. Hayır olarak harcadığınız şeyin karşılığı ise size eksiksiz ödenir; hiçbir haksızlığa uğramazsınız.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Onların iyiyi ve güzeli bulmaları, senin üzerine bir borç değildir. Tam aksine, dilediğini/dileyeni iyiye ve güzele kılavuzlayan Allah'tır. Nimet ve imkândan başkalarına bağışladığınız, esasında sizin öz benlikleriniz lehinedir. Allah'ın yüzünü arzulama dışında bir şey için infak etmiyorsunuz. İnfak ettiğiniz her nimet size tam bir biçimde geri verilir. Ve siz, asla zulme uğratılmazsınız.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
yoķdur üzerüñe ŧoġrıı yolları anlaruñ” velįkin Tañrı ŧoġru yol gösterür aña kim diler. daħı her ne kim nafaķa eyleyesiz ħayr, gendüzüñüz içündür. daħı nafaķa eylemeyesiz illā dilemeginden ötürü Tañrı. daħı her ne kim nafaķa eyleyesiz ħayr, tamām degürinile size; daħı siz žulm olınmayasız.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Yā Muḥammed senüñ üstüñe degüldür anlaruñ hidāyetleri, līkin TañrıTa‘ālā hidāyet virür kime dilese. Daḫı ne kim ṣadaḳa eyleseñüz māluñuzdan nefslerüñüz içündür, daḫı ṣadaḳa eylemeñüz illā Tañrı Ta‘ālā rāżīlıġı‐çun.Daḫı her ne kim ḫarc eyleseñüz māldan ‘ivażı tamām virilür size, daḫı sizehīç ẓulm olunmaz.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
(Ya Rəsulum!) İnsanları doğru yola yönəltmək sənin borcun deyildir. (Sənin vəzifən ancaq onları haqq yola də’vət etməkdir). Allah kimi istərsə, onu doğru yola yönəldər. Malınızdan sərf etdiyiniz hər hansı bir şeyin (mənfəəti) ancaq özünüz üçündür. Siz onu yalnız Allahın razılığını qazanmaq üçün verirsiniz. Malınızdan verdiyiniz hər hansı bir şeyin əvəzi tamamilə sizə ödəniləcəkdir. Sizə əsla zülm edilməz!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
The guiding of them is not thy duty (O Muhammad), but Allah guideth whom He will. And whatsoever good thing ye spend, it is for yourselves, when ye spend not save in search of Allah's countenance; and whatsoever good thing ye spend, it will be repaid to you in full, and ye will not be wronged.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
It is not required of thee (O Messenger., to set them on the right path(320), but Allah sets on the right path whom He pleaseth. Whatever of good ye give benefits your own souls, and ye shall only do so seeking the "Face(321)" of Allah. Whatever good ye give, shall be rendered back to you, and ye shall not Be dealt with unjustly.
320 In connection with charity this means that we must relieve those really in need, whether they are good or bad, on the right path or not, Muslims or otherwise. It is not for us to judge in these matters. Allah will give light according to His wisdom. Incidentally it adds a further meaning to the command, "Let there be no compulsion in religion" (2:256). For compulsion may not only be by force, but by economic necessity. In matters of religion we must not even compel by a bribe of charity. The chief motive in charity should be Allah's pleasure and our own Spiritual good. This was addressed in the first instance to Al Mustafa in Madinah, but it is of universal application. 321 See note to 2:112, Wajh means literally: face, countenance; hence, favour, glory, Self, Presence.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
لَيْسَ
değildir
عَلَيْكَ
senin üzerine
هُدٰيهُمْ
onların hidâ- yete ermesi
وَلٰكِنَّ
fakat
اللّٰهَ
Allah
يَهْد۪ي
hidâyete erdirir
مَنْ
o kim- seyi ki
يَشَٓاءُۜ
diler
وَمَا
ve o şey ki
تُنْفِقُوا
infak eder- siniz
مِنْ خَيْرٍ
hayırdan
فَلِاَنْفُسِكُمْۜ
artık kendiniz içindir
وَمَا تُنْفِقُونَ
zaten infak etmezsiniz
اِلَّا
ancak
ابْتِغَٓاءَ
arzu ederek
وَجْهِ
vechini
اللّٰهِۜ
Allah'ın
وَمَا
ve o şey ki
تُنْفِقُوا
infak eder- siniz
مِنْ خَيْرٍ
hayırdan
يُوَفَّ
tastamam verilir
اِلَيْكُمْ
size
وَاَنْتُمْ
ve siz
لَا تُظْلَمُونَ
haksızlığa uğra- tılmazsınız
(Resulüm!) Onları hidâyete erdirmek sana ait değildir (senin vazifen ancak apaçık bir tebliğdir), fakat Allah, dilediğini (hidâyeti isteyeni) hidâyete erdirir. Hayır olarak her ne infak ederseniz (bu) kendiniz içindir. Zaten siz (ey mü'minler), ancak Allah'ın vechini (cemâlini ve rızasını) istemekten başka (bir amaçla) infak etmezsiniz. Siz hayır olarak her ne infak ederseniz de (karşılığı) size tastamam verilir ve siz asla haksızlığa uğratılmazsınız.
لَيْسَ
Fiil-I
ل ي س
Değildir, yoktur
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
هُدَى
İsim
ه د ي
Hidâyet, yol gösterici, hidâyete erme, hidâyet rehberi, hidâyetçi
لٰكِنّ
Harf-i istidrak
لٰكِنّ
Ancak, fakat, lakin, başka, hariç
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
هَدَى
Fiil-I
ه د ي
Hidâyet etti, başarıya ulaştırdı, yol gösterdi, sevk etti
مَن
Şart edatı
مَن
Kim, kimdir, kimse
شَاءَ
Fiil-I
ش ي ا
Diledi, istedi
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
اَنْفَقَ
Fiil-IV
ن ف ق
İnfak etti, harcadı, nafaka verdi
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
خَيْر
İsim
خ ي ر
Hayr (Allah'ın esması, ismidir. Hayr olan demektir), hayırlı
نَفْس
İsim
ن ف س
Kendi, kendisi, nefis, can
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
اَنْفَقَ
Fiil-IV
ن ف ق
İnfak etti, harcadı, nafaka verdi
اِلَّا
Edat
اِلَّا
Ancak, sadece, başka, hariç, dışında, yalnız
اِبْتِغَٓاء
Fiilimsi-VIII
ب غ ي
Aramak, arzulamak, arzu etmek
وَجْه
İsim
و ج ه
Yüz, vech, teveccüh
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
اَنْفَقَ
Fiil-IV
ن ف ق
İnfak etti, harcadı, nafaka verdi
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
خَيْر
İsim
خ ي ر
Hayr (Allah'ın esması, ismidir. Hayr olan demektir), hayırlı
وَفّٰى
Fiil-II
و ف ي
Tastamam verdi, tastamam ödedi, vefa gösterdi
اِلٰى
Edat
اِلٰى
-e kadar, -a kadar, -e, -a
اَنْتُمْ
Zamir
اَنْتُمْ
Siz
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
ظَلَمَ
Fiil-I
ظ ل م
Zulmetti, haksızlık etti