Allah, kendi yolunda yaptığınız her harcamayı ve adadığınız her adağı,¹ kesinlikle bilir. Zalimlerin ise asla bir yardımcısı yoktur.
1 Adak (Nezir): Bir Müslümanın, Allahu Teâlâ’ya ibâdet maksadıyla mükellef olmadığı halde mubah olan bir işi ibadet kastı ile yapmaya söz vermesi demektir. Adak; şeriatin değil, mükellefin kendi nefsine vacib kıldığı amellerdir. Allah rızası için yapılan adaklar Allah katında geçerlidir. (Allah rızası için oruç tutmak, sadaka vermek, Kur’an okumak ve namaz kılmayı adamak gibi.) Kur’an-ı Kerim’de verilen adak örneklerinin tamamı böyle, yani sadece Allah’ın rızasını kazanmak içindir. Sırf dünyevî bir maksat uğruna yapılan “Falan işim olursa şu kadar oruç tutacağım”, demek gibi yapılan adaklar geçerli değildir. Adak, yemin keffâretinde olduğu gibi yerine getirilmesi kişinin İslâmî hükümlere olan sadakatine bağlıdır. Böyle bir adağı yaptıktan sonra onu yerine getirmemesi halinde İslâm Devleti ibâdeti ihmal ettiğinden dolayı onu bu konuda zorlayamaz. Adayanın Müslüman, akıllı ve bâliğ olması gerekir. Adanan ibâdetin o anda veya gelecekte yapılması farz olan bir ibâdet olmaması (Meselâ: Allah rızası için Ramazan’da oruç tutacağım, gibi adaklar geçerli değildir.) Adanan şeyin, günah özelliği taşıyan türden olmaması, adanan şeyin yerine getirilmesi mümkün olmayan bir şey olmaması adakların şartlarındandır. Eğer adanılan şey kurban ise, o kurbanın etinden onu adayan kimse ile usûl ve füru’u yiyemez. Kurbanın eti fakirlere tasadduk edilir. Şayet yerlerse yedikleri miktarın değerini fakirlere vermeleri gerekir. Bk. (Âlu İmrân: 35, Meryem: 26, Hacc: 29, Ahzab: 23, Saffat: 107, Saf: 2)