close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Bakara Sûresi 269. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Yu/ti-l hikmete men yeşâ(u)(c) vemen yu/te-l hikmete fekad ûtiye ḣayran keśîrâ(an)(k) vemâ yeżżekkeru illâ ulu-l-elbâb(i)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Dilediğine hikmet ihsan eder ve kime hikmet ihsan ederse şüphe yok ki o, çok hayra nail olmuş demektir, fakat bunu, aklı başında olanlardan başkaları düşünmez bile.
Hikmet, Kur’ân bilgisi, sözde ve işte doğruyu buluş, doğru akıl, İsabetli tedbîr, her şeyi yerine koymak ve bâzı yerde de peygamberlik anlamlarını ifade eder.  
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
(Allah) Hikmeti kime dilerse (kim ilmi ve hakikati talep eder ve bu yönde ciddi gayret gösterirse) ona verir. (Hikmet ehli kılınan seçkin ve nasipli birisidir.) Ve her kime de hikmet (ilim ve feraset) verilirse, hakikaten ona çok hayır lütfedilmiştir. (Bu gerçeği ise ancak) Akıl ve gönül ehli düşünüp anlar (ve değerlendirir).
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Dilediğine hikmet bağışlar ve her kime hikmet bağışlanmışsa, doğrusu ona en büyük servet verilmiş demektir. Ama derin kavrayış sahipleri dışında kimse bunu düşünüp anlayamaz.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Allah, ilmi, Kur'ân'ın ifadesine vukufu, meseleleri anlamayı, isabetli kararı ve çözümü, olayları değerlendirme kabiliyetini, sağlıklı ve ahlâklı yaşama bilgisini, sünnetine, düzeninin yasalarına uygun olarak, iradesinin tecellisine tâbi, akıllı ve sorumlu kimselere verir. Kendilerine ilim ve hikmet, Kur'ân verilenler, dünya ve âhiret mutluluğuna kavuşanlardır. Kur'ân hükümleri ve vahy ile gelen ilkelerden, yalnızca akıl ve vicdan sahipleri düşünüp ibret alırlar.
Ahmet Varol
swap_vert close
O, hikmeti dilediğine verir. Kime hikmet verilirse ona çokça hayır verilmiş olur. Ama sadece akıl sahipleri düşünüp ibret alır.
Ali Bulaç
swap_vert close
Kime dilerse hikmeti ona verir; şüphesiz kendisine hikmet verilene büyük bir hayır da verilmiştir. Temiz akıl sahiplerinden başkası öğüt alıp-düşünmez.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Allah dilediğine faydalı bilgi (hikmet) ihsan eder. Kime ki hikmet verilmişse, muhakkak ona çok hayır verilmiştir. Bu âyet ve öğütleri ancak olgun akıl sahipleri düşünürler.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
İstediğine hikmeti (ilmi, irfanı, kâinatı tanımayı) verir. Kime de hikmet verilmişse, muhakkak ona büyük bir hayır (sevap, mal) verilmiş demektir. [Böyleleri manevi zenginliği elde ettikleri için, maddi fakirlikten asla korkmazlar.] Bunu ancak öz sahipleri anlar.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Allah, dileyene hikmeti verir; kime hikmet verilmişse, ona büyük servet verilmiştir. Ama akıl sahipleri dışında kimse bunu düşünüp anlayamaz.[44]
[44] Hıkmet ve lübb kavramları hakkında geniş bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, III, 355-365.  
Besim Atalay
swap_vert close
Dilediği kimseye hikmet verir, kime hikmet verirse, ona büyük iyilik verilmiştir, ancak bunu aklı olanlar anlar
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
O (Allah), hikmeti (bilgeliği, isabetli hüküm verme ve pratik hayatta uygulama yeteneğini) dilediğine verir. Ve her kime de hikmet verilmişse ona çok büyük iyilik yapılmıştır. Bu ayet ve öğütleri ancak olgun akıl sahipleri düşünür.
Cemil Said
swap_vert close
Allâh kime ister ise hikmet ihsân ider. Ve hikmete nâil olan büyük hayra nâil olmuşdır. Lâkin bunı yalnız ’âkil insânlar anlayabilir.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Hikmeti dilediğine verir. Kime hikmet verilmişse şüphesiz ona çokça hayır verilmiştir. Bundan ancak akıl sahipleri ibret alır.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Allah, hikmeti[77] dilediğine verir. Kime hikmet verilmişse, şüphesiz ona çokça hayır verilmiş demektir. Bunu ancak akıl sahipleri anlar.
Hikmet, neyin doğru neyin yanlış olduğunu anlamaya yarayan derin ve yararlı bilgi demektir. Hz. Peygamber, yararlı bilgi istemeyi tavsiye etmiş, bizzat kendisi de Allah’tan bu dilekte bulunmuştur.  
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
O, dilediğine hikmeti verir ve kime hikmet verilirse o kimse birçok hayra nâil olmuş demektir. Bunu ise ancak derin kavrayış sahibi olanlar düşünüp anlarlar.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Allah hikmeti dilediğine verir. Kime hikmet verilirse, ona pek çok hayır verilmiş demektir. Ancak akıl sahipleri düşünüp ibret alırlar.
 Derin ve yararlı bilgiye hikmet denir. Allah’ın kendisine hikmet verdiği kimseler öncelikle peygamberler, ilmiyle amel eden âlimlerdir. Bilgili olmanın en çok değer verilen tarafı, insanlığa yararlı olmaktır. Peygamberimiz bir hadisinde: «Yararlı bilgi isteyin, yararsız bilgiden Allah’a sığının» buyurmuştur. Doğruluk, adalet, ihlâs, sevgi, saygı, ağırbaşlılık, başkalarına faydalı olmak, cömertlik, âlicenaplık gibi yüksek vasıfları taşıyan kimseler de hikmet ehlinden sayılır. İslâm’a tam olarak inanan, Kur’an’ın emirlerini öğrenip noksansız uygulamak için çaba sarfeden, tüm kötülüklerden uzak duran kimse hikmet sahibidir ve kendisine büyük hayır verilmiştir.  
Edip Yüksel
swap_vert close
Bilgeliği dilediğine verir. Kime bilgelik verilmişse ona çok büyük iyilik yapılmıştır. Düşünce sahiplerinden başkası öğüt almaz.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Dilediğine hikmet verir, hikmet verilene ise pek çok hayır verilmiş demektir. Ve bunu ancak üstün akıllılar anlar.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Dilediğine hikmet verir, hikmet verilene ise çok bir hayır verilmiş demektir ve bunu ancak temiz akıllılar anlar
Emrah Demiryent
swap_vert close
(Allah,) dilediğine hikmet ihsan eder. Kime hikmet ihsan edilmişse, şüphesiz ona çokça hayır verilmiş (demek) tir. Bunu ancak akl-ı selîm sahipleri (tefekkür edip) anlar.
Erhan Aktaş
swap_vert close
O hikmeti¹ dilediğine² verir. Kime hikmet verilmişse ona pek büyük bir hayır verilmiş demektir. Bunu ancak sağlıklı düşünen akıl sahipleri anlar.
1. Sağlıklı düşünme, gerçeği kavrama, doğru hüküm verme yetisi, bilgelik. 2. Dileyene. Hak edene. Gereğini yapmak için çaba gösterene.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
(Allah) hikmeti kime dilerse ona verir. Kime de hikmet verilirse muhakkak ki ona çok hayır verilmişdir. Salim akıl saahiblerinden başkası iyi düşünmez.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
(O,) hikmeti(3) dilediğine verir. Kime de hikmet verilirse, artık şübhesiz (ona) pek çok hayır verilmiş demektir. (İstikametli) akıl sâhiblerinden başkası ise ibret almaz.
(3)“Kuvve-i akliyenin tefrit (geri) mertebesi gabâvettir ki, hiçbir şeyden haberi olmaz. İfrat (aşırı)mertebesi cerbezedir ki, hakkı bâtıl, bâtılı hak sûretinde göstermeye kadar hîleli ve aldatıcı bir zekâya mâlik(sâhib) olur. Vasat mertebesi (orta yolu) ise hikmettir ki, hakkı hak bilir, imtisâl eder (uyar); bâtılı bâtıl bilir ictinâb eder (kaçınır).” (İşârâtü’l-İ‘câz, 20)  
İhsan Aktaş
swap_vert close
Allah hikmeti (problemleri çözüme kavuşturma bilimini, hükümleri ve bilimsel gerçekleri), dileyene (bu uğurda yeteneklerini kullanan ve çalışıp gereğini yapana) verir. Kime bu hikmet (bilgi) verilirse, şüphesiz ona çokça hayır (maddi ve manevi bir servet) verilmiş demektir. Oysa bunu ancak sağlıklı düşünen akıl sahipleri anlar. *
(*) Not: Bazılar, hikmetin, Hz. Peygamberin sünneti olduğunu iddia ediyorlar. Bunlara göre Kur’an’la birlikte hikmet, yani sünnet de vahiy edilmiştir. Yani haşa sünneti de vahiy kapsamında düşünüyorlar. Oysa bu iddia batıldır. Çünkü ayette göre yüce Allah dileyen/hak eden/ herkese hikmeti veriyor. Eğer hikmet sünnet ise, o zaman Hz. Peygamberden başka onun gibi nice insanlar da sünnet sahibi olurlar. Daha açık bir ifadeyle Hz. Peygamberden başkasına vahiy verilir anlamı çıkıyor. Yani benim, senin ve başkasının da Hz. Peygamber gibi sünneti olabiliyor muş? Çünkü yüce Allah Hz. Lokman’a, diğer peygamberlere ve hatta bu ayette göre peygamber olmayanlara da hak eden herkese hikmeti verir. Eğer bize de hikmet verilebiliyorsa, demek ki, hikmet sünnet değildir. Ayrıca bu iddiadan hareketle sünnet, hikmet adı altında Hz. Peygambere vahiy yoluyla verilmiştir desek, o zaman onun bütün sünneti de Müslümanlara farzdır dememeniz gerekir. Çünkü bu iddiaya göre sünnet de vahiy ürünü olur. Hâlbuki Hz. Peygamberin kıldığı hiçbir nafile namaz, sünnet vs. Müslümanlara farz değildir. Özetle, sünneti, vahyin bir parçası olarak düşünmek, Allah muhafaza! Kur’an’a olan imanı da zedelemektedir. (الله اعلم)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Allah dilediği kimseye (hükümranlık verip) hüküm verme yetkisi verir. Allah kime hükmetme yetkisi vermişse, o’na pek çok hayırlar bahşetmiştir. Ancak akıl sahipleri bunları anlayabilir.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Allah doğrunun bilgisini kime dilerse ona verir. Doğrunun bilgisi kime verilmişse gerçekten ona büyük iyilik edilmiş olur. Öğüt alanlar ise yalnız sağ düşünenlerdir.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Allah dilediğine hikmet [¹¹] verir. Her kime hikmet verilirse ona birçok hayırlar da verilir; Bunu ancak tam akıllılar hatırlarlar.
[11] Kur'an, ilim, fehim, nübüvvet, akıl, fıkıh, mârifet, haşyet, ta'at, Allah'ı tefekkür, sözde isabet…ilâh mânâlarına gelir.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
O, hikmeti¹⁷⁴ dilediğine verir. Kime hikmet verilmiş ise ona çok hayır verilmiştir. Bunu derin idrak/basiret sahiplerinden başkası düşünüp anlayamaz.
174 Hikmet: hakikati ifade eden evrensel ve külli bilgi olarak tarif edilir. Buradan hareketle bilgelik anlamı da verilir. Kur’an’da kitapla beraber zikredilir. Bu anlamda hakikati kavrama yeteneğidir diyebiliriz. Etimolojiden hareketle yapılan semantik analizlerden çıkan anlamı şu şekilde gösterebiliriz. H-K-M kökü Arapçada “engel olmak” anlamındadır. Nitekim bütün türevlerinde bu anlamı bulabiliriz. Şöyle ki: Hâkim, zulme/haksızlığa engel olan; hekim (hakîm kelimesinin muhaffefi), hastalığa engel olan; hakem, kuralsızlığa engel olan; hükümet, anarşiye, teröre ve yasa dışı hareketlere engel olan; tahkim, yıkılmaya, devrilmeye engel olmak; istihkâm, düşmanın ilerlemesine engel olan (askerlikte mevzi kazan, tuzaklar hazırlayan, mayın döşeyen birlik); hüküm, parçalı ve dağınıklığı ve belirsizliği giderilmiş, karar verilmiş vb… buradan da hikmet, insanı yanlış inanç, düşünce ve sapıklığa sapmayı engelleyen bilginin adıdır. Bu anlam da felsefenin eskiden adıydı. 13. asırdan sonra şiddetlenen tartışmalar neticesi felsefe ve hikmeti birbirinden ayırdılar. Bir kişinin yanlış inanca, sapıklığa sapmasını veya yanlış bir iş yapmasını engelleyen her bilgi aslında hikmettir. Bu bir ayet, bir hadis, bir şiir, bir atasözü olabilir. Hikmet genelde olması istenen ama olmayan yani araya bir engel giren şeyler için söylenir. “Vardır bir hikmet” sözünde olduğu gibi. Şu hâlde kişinin sapmasını engelleyen her şey, onun hidâyetine yardımcı oluyor, onu doğru ve hakikat üzere tutuyor demektir. Şu hâlde başta açıkladığımız, hakikati kavrama yeteneğini, bilgisini bu analizden çıkarabiliriz. Dolayısıyla, hikmet, hakikatin dışındaki yollar tamamen engellemiş ve geriye sadece hakikatin kaldığı bir durumdur. Öyleyse kişi bunu kavradığında hikmet ehlidir veya hakîmdir (eski tabirle filozof). Şu hâlde burada kastedilen hikmet, hakikati kavrama yeteneği veya bilgisidir. Nitekim İbn Abbas’a sorulduğunda o, hikmeti “Kur’an’ı kavramaktır” diye tanımlamıştır. Kur’an da hakikatin kendisi olduğuna göre, hakikat de tam olarak kavranamaz ama insan gücü nispetinde onu kavradığı kadar hikmet sahibidir.  
Kadri Çelik
swap_vert close
Hikmeti dilediğine verir. Kime hikmet verilmişse şüphesiz ona çokça hayır verilmiştir. Temiz akıl sahiplerinden başkası düşünüp anlamaz.
(el-Bidaye ve’n Nihaye c.7 s.360’da yer aldığına göre İbn-i Mes’ud Resulullah’ın şöyle buyurduğunu naklediyor: “Hikmet on parçaya bölündü. Dokuz parçası Ali’ye, bir parçası da diğer insanlara verildi.”  
Mahmut Kısa
swap_vert close
O, ilâhî bilgiyi pratik hayata uygulama yeteneği olan hikmeti dilediğine verir. Kime hikmet verilmiş ise, ona gerçekten pek çok iyilik bağışlanmış demektir.Ne var ki, idrâk ve sağduyu sahibi olanlardan başkasıbunları düşünüp ibret almaz.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Hikmet’i, dileyeceği kimseye veriyor. Kime Hikmet verilirse, kesinlikle çokça hayır / mal verilmiştir. Duyular’ın sahiplerinden başkası düşünüp öğüt almıyor.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Bilgi hakimiyetini lâyık gördüğüne verir. Bilgi hakimiyetini elinde bulunduranlar ise, çok zengin olacaklar demektir. Bu sözün anlamını, sadece öz bilgiye sahip olanlar düşünüp çözebilir.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Allah düşünüp anlamanız için size aklı, düşünme kabiliyetini, muhakeme gücünü vermiştir. Kim bu yetilerini kullanarak gerçekleri öğrenmek için yola çıkarsa ona yardım eder. O’nu gerçeğe ulaştırır. O’na bütün olayların iç yüzünü, görünmeyen tarafını, perde arkasını kavrama, anlama, analiz etme yetisi verir, onu feraset sahibi kılar. Allah kime bu yolda yardım etmişse, onu gerçeğe ulaştırmışsa, şüphesiz O’na çokça hayır verilmiş demektir. Bunu ancak akıl sahipleri anlar.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
(Allah) [hikmet]i (doğru hüküm verme yeteneğini) dileyene (layık gördüğüne) verir. Kime [hikmet] (doğru hüküm verme yeteneği) verilirse, elbette ona pek çok iyilik verilmiş demektir. [*] Öz akıl sahiplerinden başkası (gerçeği) hatırlamaz.
[Hikmet], Yâsîn 36:2’de de belirtildiği gibi “[el-hakîm] olan Kur’an hakikatleriyle donanımlı olmak” demektir. hikmet sahibi olmak Yüce Allah’ın emir ve yasaklarının yer aldığı vahiy ile buluşarak derin bir muhakeme ve isabet sahibi olabilme erdemidir.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Allah, hikmeti¹ kime dilerse, ona verir. Kime de hikmet verilirse, ona büyük bir hayır verilmiş demektir. İşte bunu, ancak temiz akıl sahibi olan kimseler idrak ederler.
1 Hikmet: Yanlışlığı asla düşünülemeyen mutlak doğru önermeler, demektir. Bu önermeler ise ancak vahiyle ortaya konulur. Kâinattaki yegâne hikmet, Allah tarafından Peygamberlere gönderilen ilâhi kitaplardır. Bu da şu anda sadece “Kur’an”dır. Hikmet ayrıca; sağlam bilgi, güzel ahlak, kötülüğe engel ve iyiliğe sebep olan şey, nasîhat olan her hangi bir söz, nübüvvet, şeriat, din, kitap, anlayış, adalet, veciz söz, felsefe ve Kur’an anlamlarına gelir. Günümüzde diğer İslamî kavramların anlamlarının içinin boşaltıldığı gibi hikmet kavramının da içi boşaltılmaya çalışılmaktadır. Kimi kerameti kendinden menkul zevat, hikmeti bir bal peteğindeki uyduruk yazıya, efendilerinin saçma sapan sözlerine, fiillerine ve hezeyanlarına alet etmektedirler. Kimleri de filozofluk taslayarak saçma sapan anlamlar vermektedirler. Bunların gerçek manadaki hikmetle hiçbir ilgisi yoktur. Hikmet; Kur’an’da dört farklı anlamda kullanılır: 1- Nasîhat, (Bakara: 231) 2- İlim ve anlayış, (Lokman: 12) 3- Peygamberlik (Nisâ: 54) 4- Kur’an. (Nahl: 125) Konuyla ilgili olarak Bk. (Hûd: 1, Şuara: 21, Yasin: 2)  
Muhammed Esed
swap_vert close
Dilediğine hikmet bağışlar ve her kime hikmet bağışlanmışsa doğrusu ona en büyük servet verilmiş demektir. Ama derin kavrayış sahipleri dışında kimse bunu düşünüp anlayamaz.
Mustafa Çavdar
swap_vert close
O, hikmeti dileyen kimseye verir. Kime hikmet/anlama kavrama verilmişse, ona pek çok hayır verilmiştir. Bunu ancak, temiz akıl/derin kavrayış sahipleri anlar. 3/81, 4/113
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Doğru hüküm verme yeteneğini isteyene/istediğine verir; ama kime doğru hüküm verme yeteneği bahşedilmişse, doğrusu ona tarifsiz büyüklükte bir servet bahşedilmiştir;[⁵⁰⁹] fakat, aktif akıl sahiplerinden başkası bundan ders çıkaramaz.[⁵¹⁰]
[509] Hikmet, çeşit bildiren mastardır. Hükmün doğru olan çeşidine de, doğru ve isabetli hükme ulaşma melekesi olan muhakemenin doğru kullanılmasına da denir. Lafız bizi mânaya götürür, mânanın ifade ettiği şey hakikat, hakikatin dayandığı şey ise hikmettir. Adına “muhakeme” denilen yeti sayesinde insan olgularla ilkeler, hakikatle hayat, idealle reel arasındaki altın dengeyi bularak azamî faydayı elde eder. Bu ve buna benzer kullanımlarda dinî emirlerle o emirlerin muhatapları ve uygulandığı hayat arasındaki tam isabete tekabül eder. Âyette hikmetten “verilen bir şey” olarak söz edilmektedir. Ancak âyetin sonu bunun herkese değil doğuştan bahşedilen bazı yeteneklerini geliştirenlere verileceğini ihtar eder. İndirilen hükümlere verilen hikmetle bakan biri, bu sayede eylemlerini “sâlih amel”e dönüştürür. Bu da sahibini mutluluğa götürür. Âyetin hemen öncesinde de dile getirdiğimiz husus göz önüne alınacak olursa bu âyetteki hikmeti şöyle tanımlayabiliriz: Allah’ın ve şeytanın telkinlerini birbirinden ayıracak, insanın kendi lehine ve aleyhine olan şeyleri birbirinden seçip ayırarak onu doğru ve isabetli hükme ulaştıracak selim bir akıl, bilgi ve tecrübeye dayalı “muhakeme yeteneği”dir (Krş: 11:1, not 2). Bu yetenek kime verilmişse “gerçek şu ki, ona sınırsız bir servet verilmiştir”. Hikmetle iki cihan hazineleri kazanılır, fakat cihanın tüm hazineleriyle hikmet satın alınmaz. İbn Abbas hikmeti, “Kur’an’ı kavramak” olarak tarif eder. [510] Hikmetin değerini bilmek için dahi hikmete gerek vardır. Hikmeti, Allah için kullanıldığında “bir şeyi yerli yerince yaratmak”, kul için kullanıldığında “bir şeyi yaratıldığı yerde tutmak” olarak da tanımlamışlardır. Bu tanıma giren hikmetin zıddı zulümdür; çünkü zulüm, bir şeyi yerinden etmektir. İnsandaki hakkı bâtıldan, doğruyu eğriden, güzeli çirkinden, kârı zarardan, iyiyi kötüden ayırabilme yeteneği anlamı verdiğimiz hikmet, zaten doğal olarak bu tanımı da kapsamaktadır. Akıl hikmetin aletidir, kendisi değil. Bu âletten mahrum olanlar, doğaldır ki hiçbir zaman hikmete sahip olamazlar. Ancak, bu âlete sahip olan herkesin hikmete ulaştığını söylemek de mümkün değildir. İlim de öyle. Hikmet, hakikatle evham, vesveseyle ilham arasındaki farkı gösteren terazidir. Hikmetin kişiye Allah tarafından verilmesinden murat, hikmet terazisinin her iki kefesi olan selim akıl ve sahih bilgiye ulaşacak yolların kişinin önüne açılmasıdır.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
(Allah) Hikmeti dilediğine verir ve kime de hikmet verildiyse; muhakkak ona çok hayır da verilmiş olur, (çünkü hikmetsiz binde bir hayra erilirse, bir hikmet ile binlerce hayra erilir) Bundan ise ancak selim akıl sahipleri ibret alırlar.
Osman Fırat
swap_vert close
Allah, hikmeti dilediğine verir. Kime hikmet verilmişse, şüphesiz ona çokça hayır verilmiş demektir. Bunu ancak derin kavrayış sahipleri anlar.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Dilediğine hikmet verir. Kendisine hikmet verilmiş olan bir kimse ise, muhakkak ona birçok hayır verilmiş olur. Ve bunu ancak halis akıl sahipleri tefekkür eder.
Suat Yıldırım
swap_vert close
O hikmeti dilediğine verir. Kime hikmet nasib edilmişse, doğrusu ona pek çok hayır verilmiştir. Ancak tam akıllı olanlar gerçekleri anlar ve düşünürler.
Süleyman Ateş
swap_vert close
Hikmeti dilediğine verir. Hikmet verilen kimseye çok hayır verilmiştir. Bunu ancak sağduyu sahipleri düşünüp anlar(lar).
Hikmet, Íã (hkm) kökünden gelir. Hükm, hükûmet ve ihkâm mânâlarıyle ilgili olarak isim ve masdar olabilir. İslâm bilginleri, hikmeti çeşitli şekillerde tanımlamışlardır. Bütün tanımların birleştiği husus, hikmetin, sebep ve netîce ile ilgili, düşünce düzeyinden eyleme çıkabîlen bilgi olmasıdır. Hikmet, derin ve yararlı bilgidir. Bu bilgi ancak düşüncenin ürünü olacağından, yüce Allah "Ancak sağduyu sâhibleri düşünüp ibret alır" buyurmuştur. Kur'ân'ın amaçladığı hikmet, bir yığın işe yaramaz felsefî nazariyeler değildir. Asırlarca insanların kafalarını boş yere uğraştırıp durmuş olan bu tür nazariyelerden kaçınmayı, Hz. peygamber (s.a.v.) Efendimiz bize tavsiye etmişlerdir: "Allah'tan yararlı bilgi isteyiniz, yararsız bilgiden Allah'a sığınınız" (İbn Mâce, Du'â': 3, h. 3843; Beyhakî, Şu'abu'l-Îmân; Feydu'l-Kadîr: 4/108). Kur'ân insanların gözünü kâinİtın yaratılış yasalarını ve bir de kendi iç dünyâlarını incelemeğe yöneltir: "Biz onlara, âyetlerimizi ufuklarda (dış dünyâda) ve kendi içlerinde göstereceğiz" (Fussilet: 53) diyor. İşte Kur'ân, öğrenmeğe değerli iki bilgi yolunu böylece tesbit ediyor: Pozitif ilim ve insanın ruhunu temizleyip ebedî mutluluğa ulaştıracak dîn ilmi, ruh bilgisi. Kur'ân, develerin nasıl yaratıldığını, göğün nasıl yükseltildiğini, arzın nasıl döşendiğini, gölgenin nasıl uzayıp kısaldığını, ayın ve güneşin nasıl ışık verdiğini, gecenin ve gündüzün nasıl değiştiğini, kuşların nasıl gökte uçtuklarını incelememizi bize sık sık emrederken gözümüzü pozitif bilime çevirmekte; bu ilimle kâinât yasalarını keşfedip Allah'a daha gönülden bağlanmamızı istemektedir. Kur'ân, doğa yasalarına Allah'ın âdeti "Sunnetullah" diyor. Allah'ın yaratma âdetini yani sebep ve sonuç arasındaki ilişkileri, tabi'at kanunlarını iyi bilen insan, bu bilgisini imanla da desteklemişse işte Allah'a huşû'un, Allah'tan korkmanın zirvesine varmış, O'nu şuurla ve içten sevmesini bilmiştir. Bundan dolayıdır ki yüce Mevlâ: "Allah'a ancak bilgin kulları gereğince saygı duyar" (Fâtır: 28) demektedir. Kur'ân insan duyusuna çarpan bütün doğa olaylarını Allah'ın varlığının ve kudretinin âyetleri (işâretleri) görmektedir. Müslümanların görevi, bu âyetleri derince düşünüp incelemek, bunların yanından körü körüne geçmemektir: "Göklerde ve yerde nice âyetler vardır ki onların yanından (hiç düşünmeden) yüz çevirerek geçerler" (Yusuf: 105)  
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Dilediğine hikmeti ihsân buyurur. Şu kimseye ki hikmet (îmân, 'ilim ve ef'âl-i makbûleye tevfîk) virilmişdir. Tahkîk ona pek çok hayırlar virilmiş dimekdir. Bunı ancak akıl ve idrâk sâhibleri anlar ve idrâk iderler.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
O, tercihini doğru yapana hikmeti[1] verir. Kime hikmet verilirse, ona çokça iyilik yapılmış olur. Bu bilgiyi sağlam duruşlu (ulü’l-elbâb)[2] olanlardan başkası elde edemez.
[1] Hikmet, doğru hüküm demektir. Allah her nebîye kitap ve hikmet vermiştir (Âl-i İmrân 3/81). Hikmet, Allah'ın indirdiği ve yarattığı âyetlerden çıkarılan doğru hükümler ve o hükümleri çıkarma yöntemidir. [2] "Sözü dinleyip en güzeline uyanlar, Allah'ın doğru yolda saydığı kişilerdir. İşte ulü'l-elbâb onlardır." (Zümer 39/18)  
Şaban Piriş
swap_vert close
O, hikmeti dilediği kimseye verir. Hikmet verilen kimseye pek çok hayır da verilmiştir. Temiz akıl sahiplerinden başkası öğüt alıp düşünmez.
Ümit Şimşek
swap_vert close
O, hikmeti dilediğine verir. Kendisine hikmet verilen kimseye ise, gerçekten pek büyük bir hayır verilmiştir. Bunu ise ancak akıl sahipleri anlar.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
O, hikmeti dilediğine verir. Ve kendisine hikmet verilmiş olana çok büyük bir hayır verilmiş demektir. Gönlünü ve aklını çalıştıranlardan başkası düşünüp anlayamaz.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
virür ilm-ile 'ameli yā ķur’ān añlamaġı, kime diler-ise. daħı her kim virinildi ḥikmet, bayıķ virinildi ħayr çoķ daħı ögütlenmeye, illā aķdlar isleri.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Virür ḥikmeti kime dilese. Daḫı kime ki ḥikmet virilse, taḥḳīḳ aña çoḳ ḫayrvirilmişdür. Daḫı ögütlenmez illā ol kişiler kim ‘aḳlları vardur.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Allah istədiyi şəxsə hikmət (elm, mə’rifət, müdriklik) bəxş edər. Kimə hikmət bəxş edilmişsə, ona çoxlu xeyir (əbədi səadət) verilmişdir. Bunu ancaq ağıllı adamlar dərk edərlər!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
He giveth wisdom unto whom He will, and he unto whom wisdom is given, he truly hath received abundant good But none remember except men of understanding.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
He granteth wisdom to whom He pleaseth; and he to whom wisdom is granted receiveth indeed a benefit overflowing; but none will grasp the Message but men of understanding.
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
يُؤْتِي
verir
الْحِكْمَةَ
hikmeti
مَنْ
o kim- seye ki
يَشَٓاءُۚ
diler
وَمَنْ
ve kime
يُؤْتَ
verilirse
الْحِكْمَةَ
hikmet
فَقَدْ
artık elbette
اُو۫تِيَ
verilmiştir
خَيْراً
hayır
كَث۪يراًۜ
pek çok
وَمَا يَذَّكَّرُ
ve öğüt almaz
اِلَّٓا
ancak
اُو۬لُوا
sahipleri
الْاَلْبَابِ
gönül
(Allah) Hikmeti dilediğine (bu uğurda çalışıp gereğini yapana) verir. Kime de hikmet verilirse elbette (ona) pek çok hayır verilmiş demektir. Ancak gönül (ve akıl) sahiplerinden başkası (bunu düşünüp) öğüt almaz.
اٰتَى
Fiil-IV
ا ت ي
Verdi
حِكْمَة
İsim
ح ك م
Hikmet
مَن
Şart edatı
مَن
Kim, kimdir, kimse
شَاءَ
Fiil-I
ش ي ا
Diledi, istedi
مَن
Şart edatı
مَن
Kim, kimdir, kimse
اٰتَى
Fiil-IV
ا ت ي
Verdi
حِكْمَة
İsim
ح ك م
Hikmet
قَد
Edat
قَد
Katiyen, muhakkak, doğrusu, hakikaten, kesin olarak, andolsun
اٰتَى
Fiil-IV
ا ت ي
Verdi
خَيْر
İsim
خ ي ر
Hayr (Allah'ın esması, ismidir. Hayr olan demektir), hayırlı
كَثِير
İsim
ك ث ر
Çok, pek çok, çokça
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
تَذَكَّرَ
Fiil-V
ذ ك ر
Tezekkür etti, öğüt aldı, hatırladı, ibret aldı, idrak etti
اِلَّا
Edat
اِلَّا
Ancak, sadece, başka, hariç, dışında, yalnız
اُولِى
İsim
ا و ل
Sahip
اَلْبَاب
İsim
ل ب ب
Gönüller