[⁴⁸⁴] MALLARINI Allah yolunda harcayanların durumu, yedi başak veren ve her başakta yüz dâne bulunan tohuma benzer.[⁴⁸⁵] Allah isteyene/istediğine kat kat veriyor: zira Allah, (rahmetiyle) sınırsızdır, her şeyi tarifsiz bilendir.[⁴⁸⁶]
[484] Öldükten sonra dirilmenin mahiyetini kavramak için nasıl bir zihnî yöntem izlenmesi gerektiğini Hz. İbrahim’in şahsında öğreten Kur’an, bu pasajda sözü ruhların dirilişinden insanın Allah için yaptığı ‘eylemlerin dirilişine’ getiriyor. Tıpkı fizik âlemde ölüp metafizik âlemde dirilen insan gibi, Allah yoluna harcanan servetin de, madde âleminde bir çıktı olmakla birlikte, mânevî âlemde kat kat bereketlenmiş bir girdi olduğunu misallerle açıklıyor.
[485] Bu âyet, daha önce geçen Allah’a güzel bir borç vermekle ilgili âyetin ve infak âyetinin devamı niteliğindedir (245, 254). Aslında boşanmayla ilgili hükümlerin ardından gelen 242. âyetten beri hep cihad ve infak işlenmektedir. Âyette bire yedi yüz ile ifade edilen hakikat, “kat kat, hadsiz ve hesapsız artışı” ifade eden bir kinayedir. İlk muhataplar 7, 70 ve 700 sayılarını çokluk (kesret) ve artış anlamında kullanırlardı (Krş: 9:80). Bizim burada “tohum” diye çevirdiğimiz habbe, ürünüyle tohumu aynı olan her tür bitkiye verilen addır. Yani her habbe, hem meyve hem tohumdur. İnsan da böyledir ve bu yüzden muhabbetin eseri olan insan varlık ağacının müstesna bir meyvesidir.
[486] Zımnen: Bereketin kaynağı Allah’tır; Allah’ın eşyaya müdahil olduğunu tasdik etmeyen bu berekete nail olamaz. Bu rakamların çokluktan kinaye olduğunun delili, bu ibarenin hemen ardından gelen “Allah istediğine kat kat veriyor” cümlesidir. Bu ibarenin sadece mecazi değil, bir de hakikî boyutunun olduğunu çiftçilikle geçinenlerin yaptığı bir uygulama teyit etmektedir. Buna göre, ekilen bir buğday tanesinden çıkan çimler çatallandıktan ve kardeşlendikten sonra ayrılmakta ve fide olarak dikilmektedir. Bu yöntemle, bir buğday tanesinden iki bin taneden fazla ürün elde edilebilmektedir. Esasen cennet, “Allah yolunda” harcanmış bir değerin âzami getirisini ifade eder. Ebedî güzelliğin üretildiği bu merkezlerin tohumu ise, insanın bu dünyada yaptıklarıdır. İşte bu yüzden “Dünya âhiretin tarlasıdır”.