Allah'ın kendisine verdiği hükümranlıkla şımarıp da İbrahim ile Rabbi hakkında tartışmaya giren kimseyi görmedin mi? İbrahim “Benim Rabbim dirilten ve öldürendir” dediği zaman, o “Ben de diriltir ve öldürürüm” demişti. İbrahim ise “Benim Rabbim güneşi doğudan getirir; haydi, sen de onu batıdan getir” dedi ve o kâfir donup kaldı. Zaten Allah öyle zalimler güruhuna yol göstermez.(134)
(134) İbrahim Aleyhisselâm ile tartışan kişi, ülkede iktidarı elinde tuttuğu için, dilediğini öldürüp dilediğini de sağ bırakabileceğini öne sürüyor, bunu da Allah’ın diriltme ve öldürmesine benzetiyordu. Tâğutlardan söz eden âyetlerden hemen sonra gelen bu âyet, onların, insanları şaşırtmak için başvurdukları tuzakların en önemlilerinden birine işaret etmektedir ki, bu tuzak, kâinatta tecellî eden İlâhî fiilleri birbirinden soyutlayarak aralarındaki bağları koparmak şeklindedir. Böylelikle, İlâhî fiil ve tasarrufları birtakım kişilere, sebeplere, tabiat ve tesadüf gibi kavramlara dağıtmak için güya yol açılmış olmaktadır. Gerçekten de bu yolla insanların ne kadar kolaylıkla şaşkınlığa itildikleri ve hattâ imanlarını kaybettikleri, özellikle zamanımızda çok rahat bir şekilde gözlenebilmektedir. İbrahim Aleyhisselâmın bu cerbeze karşısındaki tutumu, azamet ve kibriya hakikatlerini öne sürerek şirkin muhaliyetini göstermek olmuştur. Gerçekten de, insan, hergün nicelerine tanık olduğu öldürme, diriltme, rızıklandırma, yaratma, şifa, ikram, af, hidayet gibi İlâhî fiilleri bütün varlık âlemindeki tecellîleriyle birlikte dikkate alırsa, bu fiillerin azameti görmekte ve imanını bir kat daha güçlendirmekte hiç zorlanmaz.