Dinde zorlama¹ yoktur.² Çünkü doğruluk sapkınlıktan tamamen ayrılmıştır. Artık kim tağutu³ inkâr edip sadece Allah’a inanırsa, artık o, kopmayan sağlam bir kulpa yapışmıştır. Şüphesiz Allah, (söylediklerinizi) hakkıyla işitendir, (her şeyi) tam bilendir.
1 İkrah: Zorlamak, beğenmemek ve tiksinmek anlamlarına gelir. Burada (فِى الدِّينِ) ikraha müteallik olmayıp, haberdir. Buna göre âyetin anlamı: “ikrah türü hiçbir şey, İslâm’da mevcut değildir.” şeklinde olur. Bu âyeti, sadece, “dinde, dine zorlama yoktur ama dünyaya veya başka şeylere zorlama olabilir” şeklinde anlamak, yanlış olup, “Belki âlemde ikrah bulunabilir ama dinde, dinin hükümlerinde, zorlama olmaz” şeklinde anlamak daha doğrudur. Yani ikrah ile yapılan ibâdetlerde, dinin vâdettiği sevap bulunmaz ve bunlara da ibâdet denilemez. Bir de ikrahı “hoşlanmamak” anlamında anlamaya çalışırsak o zaman bu âyetin anlamı, “dinde hoşlanılmayacak bir şey yoktur.” şeklinde de olabilir.2 Dinde ikrah yoktur. Allah onu zorla kimseye vermez. Dine isteyerek iman etmek gerekir. Dinin şanı ikrah etmek değil belki ikrahtan korumaktır. Binaenaleyh İslam Dini’nin hâkim olduğu yerde ikrah bulunmaz veya bulunmamalıdır. İkrah ile gösterilen iman, hakikî iman değil, ikrah ile kılınan namaz, namaz değil, oruç keza, hacc keza, cihad keza... Bundan başka bir kimsenin diğerine tecavüz edip de her hangi bir işi ikrah ile yaptırması da caiz değildir. Buna göre dine girmesi için kimseye cebir ve ikrah yapılmamalıdır. İkrah halinde iman edene de sen ikrah ile iman ediyorsun yine kâfirsin de denilemez. 3 Tâğut: Azan, azgın, azman, azdırıcı demektir. Terim olarak ise: Allah’a karşı zorla veya gönül rızası ile tapınılan, rab kabul edilen veya edilmeyen insan, şeytan, put ve her türlü düşünce ve sistem demektir. Tağut’un açığı da gizlisi de görünürü de görünmezi de olabilir. Aslında putlar, asıl tağutlar değil, tağutların temsilcileridir. Bu sebeple de putların veya putlaştırılanların arkasına gizlenen asıl tağutları (derin güçleri) görmek gerekir. Bu güçler, bazen Hz. Îsâ ve Üzeyr (a.s) gibilerinin bile arkasına gizlenebilirler. Tağutları reddetmek demek; onları hiç tanımamak ve Allah’a îmandan önce, onları inkâr etmek, demektir. Burada “kâfirlerin dostlarının” çoğul ve “tağut” kelimesinin tekil olarak kullanılması, kâfirlerin dostlarının genel isminin veya kâfirlerin dostlarının, “tağut” olduğuna bir işarettir. Bk. (Bakara: 257, Nisâ: 60,76, Mâide: 60, Nahl: 36, Zümer: 17,18)