close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Bakara Sûresi 256. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Lâ ikrâhe fî-ddîn(i)(s) kad tebeyyene-rruşdu mine-lġayy(i)(c) femen yekfur bi-ttâġûti veyu/min bi(A)llâhi fekadi-stemseke bil’urveti-lvuśkâ lâ-nfisâme lehâ (k) va(A)llâhu semî’un ‘alîm(un)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Dinde zor yok. Gerçekten de doğru yolla azgınlık apaçık meydana çıkmıştır. Kim putları inkar edip Tanrı'ya inanırsa şüphe yok, öyle sağlam bir kulpa yapışmıştır ki hiç kopmaz o ve Allah her şeyi duyar, bilir.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
(İnsanları İslam’a sokmak için de, ibadetleri yaptırmak için de) Dinde zorlama (ve baskı) yoktur. Şüphesiz, doğruluk (rüşd) sapkınlık ve azgınlıktan apaçık ayrılmıştır. Artık kim tağutu (İslam dışı sistemleri ve zalim kişileri terk ve inkâr ederek onları) tanımayıp Allah’a inanırsa (İslam nizamına tâbi olursa); artık o, şüphesiz sapasağlam bir kulpa yapışmıştır ki; bunun kopması yoktur (Kur’an’a tutunanların mahrum ve mahcup olma endişesi kalmamıştır). Allah, İşitendir, Bilendir.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Artık dine girmekte baskı ve zorlama yoktur. İslâm yeryüzünde duyulup bilinmek suretiyle doğruluk, sapıklıktan ayrılıp belli olmuştur. O halde şeytânî güçlere ve düzenlere uymayı reddedenler ve Allah'a inananlar, hiçbir zaman kopmayacak en sağlam kulp olan İslâm'a tutunmuşlardır. Zira Allah herşeyi işitendir, herşeyi bilendir.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Din ve vicdan hürriyeti, baskıyla, zorbalıkla tahdit edilemez. Kimse baskıyla, tehditle İslâm dinine girmeye zorlanamaz. Hak, doğru, huzurlu ve aydınlık yol, sonu pişmanlıkla biten, haince düşünceler içeren, helake maruz sapık yollardan ayırt edilerek iyice açıklanmıştır. Her kim, putlaştırılmış, zalim, azgın diktatörlerle, idarelerle şeytanî güçlerle, tağut ile ilişiğini keser, geçmişin kirlerinden arınarak Allah'a, Allaha imanın gerektirdiği esaslara iman ederse, sağlam, kopması mümkün olmayan bir kulpa, İslâm'a yapışmış, hukukun üstün, hakkın ve adaletin belirleyici güç olduğu en güvenli bir topluma, İslâm toplumuna katılmış olur. Allah her şeyi işitir, her şeyi bilir.
bk. Kur’an-ı Kerim, 11/28.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Dinde zorlama yoktur. Doğruluk sapıklıktan tamamen ayrılmıştır. Kim Tağut'u inkar edip Allah'a iman ederse en sağlam kulpa yapışmış olur. [55] Onun kopması sözkonusu değildir. Allah duyandır, bilendir.
256.İbnu Cerir`in Abdullah bin Abbas (r.a.)`tan rivayet ettiğine göre bu ayeti kerime ensardan Sâlim bin Avf oğullarından olan el-Husayn adındaki bir adam hakkında inmiştir. Onun iki oğlu vardı ve hıristiyan olmuşlardı. O ise Müslümandı. Bu kişi Resulullah (a.s.)`a: "Onları (Müslüman olmaları için) zorlamıyayım mı? Onlar hıristiyanlıktan başka bir şeyi kabul etmiyorlar" dedi. Bunun üzerine bu ayeti kerime indirildi.55.Bazı tefsir alimleri Tağut ile şeytanın kastedildiğini söylemişlerdir. Bazılarına göre bununla kastedilen putlardır. Ancak kelimenin sözlük anlamı da göz önünde bulundurularak yapılan açıklamalara göre insanları sapıklığa çağıran, sapıklıkta başkalarına öncülük eden veya insanların kendisine körü körüne bağlanıp kendisini yüceltmelerini isteyen herkes Tağut`lar zümresindendir.  
Ali Bulaç
swap_vert close
Dinde zorlama (ve baskı) yoktur. Şüphesiz, doğruluk (rüşd) sapıklıktan apaçık ayrılmıştır. Artık kim tağutu tanımayıp Allah'a inanırsa, o, sapasağlam bir kulpa yapışmıştır; bunun kopması yoktur. Allah, işitendir, bilendir.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Cizye vermeyi kabul eden kitap ehlini (kâfirleri), İslâm dinine girmek için zorlamak ve onlara cebretmek yoktur. İman ile küfür, kesin olarak meydana çıkmıştır. Artık kim, azgınlığa ve sapıklığa sevkedenleri tanımayıpta Allah'a iman ederse, o muhakkak ki, kopması mümkün olmayan en sağlam kulpa tutunmuştur. Allah kemâliyle işitici ve bilicidir. (bazı müfessirlere göre bu âyeti kerimenin hükmü kıtal âyeti kerimesinin nâzil olmasıyla nashedilmiş, kaldırılmıştır.)
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Artık, dinde zorlama yoktur. Çünkü doğruluk sapıklıktan, iman küfürden ayrılıp netleşmiştir. Kim Tağut’u (azgın sapıkları, şeytanı) kabul etmezse, Allah’a inansa, o çok sağlam bir hayat damarına tutunmuş demektir. O damar hiçbir zaman kopmaz. Hiç şüphesiz Allah, çok iyi işiten ve çok iyi bilendir.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Dinde zorlama yoktur. Artık doğru, yanlıştan ayrılmıştır. O halde tâğûtu/insanı Allah'tan uzaklaştıran her şeyi inkâr edip Allah'a inananlar, hiçbir zaman kopmayacak en sağlam kulpa tutunmuşlardır. Zira, Allah her şeyi işitendir; her şeyi bilendir.[43]
[43] İkrâh/zorlama ve Tâğût kavramı hakkında geniş bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, III, 290-298.  
Besim Atalay
swap_vert close
Dinde zorlamak yoktur, doğru yol, eğri yoldan ayrılmış bulunuyor, şeytanı atarak, Allahına inanan, imdi sağlam bir kulpa yapışmış bulunuyor, onun kopması yoktur, Allah işitir, bilir
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Dinde (iman etmede/İslam'a girmede ve İslam'ı yaşamada) zorlama/dayatma yoktur. Artık doğru ile yanlış (hak ile batıl, iman ile küfür) birbirinden ayrılmıştır. Böylece, şeytani düzenlere (uymayı) reddedenler ve Allah'a inananlar, hiçbir zaman kopmayacak en sağlam bir kulpa/tutamağa yapışmıştır. Allah (her şeyi) hakkıyla işitendir, (her şeyi) hakkıyla bilendir.
Dini kabul etmede zorlamanın olmadığını bildiren bu ayete rağmen savaş zoruyla insanlara dinin dayatılması düşünülemez. Dinden dönenler hakkında ölüm fermanı verilmesi kabul edilemez. Hak ile batıl birbirinden ayrılmışsa ki öyle olmuştur; özgür iradeleri ellerinde bulunan insanların ne yapacağına başkalarının karar vermesi doğru olmaz. Baskının ve zorlamanın olduğu yerde de özgür iradeden söz edilemez.İslam’da aynı zamanda ibadet özgürlüğü vardır. Dileyen camiye, arzu eden kiliseye, isteyen havraya, uygun gören sinagoga ya da herhangi başka bir mabede gidebilir. Ya da bunların hiçbirine gitmeyebilir. Hac Sûresi’nin 22/40. âyetinde; Allah’ın isminin çokça anıldığı manastırlardan, kiliselerden, havralardan ve mescitlerden ve bunların korunmasından bahsediliyor. Kim îman etmiş ya da küfrü tercih etmişse kim yanlış yolu seçmiş ve bu yolda bulunmuşsa bunun hesabını verecek olan da kendisidir. Hiç kimsenin bir başkasına iman etme ve dine girme konusunda hesap sorma, baskı yapma, ceza verme gibi bir hakkı ve de yetkisi yoktur.  
Cemil Said
swap_vert close
Dinde cebir ve tazyîk yokdur. Râh-ı müstakîm dalâletden kolayca tefrîk olunur. Tağûta (şeytan ve puta) îmân itmeyüb Allâh’a îmân idenler kırılmaz bir kalb yakalamışlar dimekdir. Allâh her şeyi işidir, her şeyi bilür.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Dinde zorlama yoktur; Artık hak ile batıl iyice ayrılmıştır. Tağutu (saptırıcıları) inkar edip Allah'a inanan kimse, kopmak bilmeyen sağlam bir kulpa sarılmıştır. Allah işitendir, bilendir.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Dinde zorlama yoktur. Çünkü doğruluk sapıklıktan iyice ayrılmıştır. O hâlde, kim tâğûtu tanımayıp Allah’a inanırsa, kopmak bilmeyen sapasağlam bir kulpa yapışmıştır. Allah, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.[73]
Din, inanç esaslarını ve buna bağlı olarak yaşanan hayat tarzını ifade eder. Buna göre İslâm, iman ve hayat tarzı olarak hiç kimseye zorla kabul ettirilemez.Tâğût, sözlük anlamıyla sınırı aşan demektir. Kur’an’da kullanıldığı şekliyle kelime, “şeytan”, “nefis”, “putlar”, “sihirbazlar” gibi çeşitli şekillerde yorumlanmıştır. Kısaca “Tâğût” insanları azdıran, saptıran şeylerin hepsini ifade eder.  
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Dinde zorlama yoktur. Doğru eğriden açıkça ayrılmıştır. Artık kim sahte tanrıları reddeder de Allah’a inanırsa kopmayan sağlam bir kulpa yapışmıştır. Allah her şeyi işitir ve bilir.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Dinde zorlama yoktur. Artık doğrulukla eğrilik birbirinden ayrılmıştır. O halde kim tâğutu reddedip Allah'a inanırsa, kopmayan sağlam kulpa yapışmıştır. Allah işitir ve bilir.
 Tâğut, şeytan ve Allah’tan başka tapılan her şey demektir. İnsanın nefsi yani kötü arzuları şeytanın saptırmasına kanar. Onun için nefsine uymayan kimse kolay kolay günah işlemez. Aslında dinin koyduğu kaidelere uymamıza mâni olan, içimizdeki kötü arzulardır. Nefsini eğitmek suretiyle insan kendini kötülüklerden koruyabilir. İslâm insanları, din duygularını uyandırmak ve akıllarını doğru yönde işletmek suretiyle kendisine davet etmektedir. Kur’an’ın açıklamalarıyla doğru eğriden ayırt edilir hale gelmiştir. Bu irşadın ışığında İslâm’a ilk adımı atmak, hür iradeleriyle insanlara aittir.  
Edip Yüksel
swap_vert close
Dinde zorlama yoktur. Artık doğruluk, sapıklıktan ayrılmıştır. Kim ki tağutu (despotları ve şeytani doktrinleri) inkar edip ALLAH'a inanırsa, kopmaz ve sağlam bir bağa yapışmıştır. ALLAH İşitir, Bilir.
Kuran defalarca dinde zorlama olmadığını ilan etmesine rağmen hadis ve sünnet izleyicileri, Kuran'a aykırı olarak despot bir şeriat icat etmişler ve yüzyıllarca insanları baskı altında tutmuşlardır. Kuran, dinde zorlamayı reddederek federal bir laik sistem öngörür (5:43-48). Nitekim, Kuran’dan başka bir kaynak kabul etmeyen Muhammed'in (6:114) kurucu lideri olduğu Medine Site devleti, farklı dinleri ve yasaları izleyen gruplara özerk bölgeler vererek federal laik bir düzenin örneğini oluşturdu. Kuran'ı anayasa olarak kabul eden müslümanlar ile diğer yasaları izleyenler arasındaki ilişkiler aralarında imzalanan ortak bir yasaya göre belirlenir. Bak 10:99; 18:29; 88:21-22.  
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Dinde zorlama yoktur. Çünkü doğruluk, sapıklıktan ayırd edilmiştir. Artık her kim tâğutu inkar edip, Allah'a inanırsa, sağlam bir kulpa yapışmıştır ki, o hiçbir zaman kopmaz. Allah, her şeyi işitir ve bilir.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Dinde ikrah yok, rüşd, dalâlden cidden ayrıldı, artık her kim Taguta küfredib Allaha iyman eylerse o işte en sağlam tutamağa yapışmıştır, öyle ki onun için kopmak yok, Allah işidir, bilir
Emrah Demiryent
swap_vert close
(Îmân edip etmeme hususu, kişinin kendi cüz’î irâdesine bırakılmıştır. Bundan dolayıdır ki) dinde zorlama (kâfiri, zorla müslüman yapmak) yoktur. Doğruluk sapıklıktan, (îmân, küfürden) ayrılmış, (hakikat ortaya çıkmış) tır. O hâlde, kim, şeytana itaat edenler ve putlara tapanları (n söylediklerini) reddederek, Allah’a inanırsa, (işte o kimse) kopmak bilmeyen sapasağlam bir (hakikat) kulp (un) a yapışmıştır. Allah her şeyi hakkıyla işitendir, her şeyi hakkıyla bilendir.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Dinde zorlama yoktur. Artık, doğru olan yanlış olandan kesin olarak ayrılmıştır. Kim tâğûtu¹ reddedip, Allah'a inanırsa, kuşkusuz ki kopması mümkün olmayan en sağlam kulpa tutunmuş olur. Allah, Her Şeyi İşiten ve Her Şeyi Bilen'dir.
1- Allah'a isyan etmek anlamına gelen “tağa” kökünden türemiştir. Azgın, sapkın, kötülük önderi, zorba, şeytan, put, kâhin; Allah'ın buyruklarına itibar etmeyen kişi ve kurum anlamına gelen tağut aynı zamanda insanlara kaba kuvvetle hükmeden kişi veya kurum demektir.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Dînde zorlama yokdur. Hakıykat, îman ile küfr apaçık meydana çıkmışdır. Artık kim şeytanı tanımayıp da Allaha îman ederse o, muhakkak ki kopması (mümkin) olmayan en sağlam kulpa yapışmışdır. Allah hakkıyle işidici, (her şey'i) kemâliyle bilicidir.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Dîn(e girme)de zorlama yoktur;(3) îman küfürden şübhesiz iyice ayrılmıştır. Artık kim tâğûtu (Allah'ın yerine tuttukları herşeyi) inkâr edip Allah'a îmân ederse, böylece şübhesiz kopmayan çok sağlam kulpa tutunmuştur! Allah ise, Semî' (hakkıyla işiten)dir, Alîm (herşeyi bilen)dir.
(3)Bir İslâm memleketinde yaşayan müşrik, îmân etmek veya cizye vermek husûsunda seçim hakkına sâhibdir. Böyle bir kimseye İslâm’ı kabûl etmek için zorlama yapılamaz. Ancak mü’min olan kimseler dinden çıktıkları takdirde, ahidlerini bozduklarından dolayı tevbe etmezlerse cezâlandırılırlar. (Elmalılı, c. 2, 863)  
İhsan Aktaş
swap_vert close
Dinde (inanç, fikir, düşünce ve dini kabul edip etmeme hususunda şiddet, baskı ve) zorlama yoktur. Artık doğru ile yanlış birbirinden ayrılmıştır: O hâlde, kim tağuta (ilahlık taslayan, insanları kul, köle edinen, azgın, zalim, despot, diktatör ve tüm şeytani güç ve düzenlere) uymayı reddedip Allah’a inanırsa, muhakkak ki o hiçbir zaman kopmayacak en sağlam mesnede tutunmuştur: Ve Allah (her şeyi) işitendir, (her şeyi) bilendir.*
(*) İslam dini, iman edip etmemeyi herkesin hür iradesine ve vicdanına bırakmış, bu konuda kimsenin baskı altına alınmaması gerektiğini öngörmüştür. Ancak inanmayanların, inananların dini yaşantılarına müdahalesini, kendi saçma inanç ve adetlerini onlara dayatmasını da yasaklamıştır…// Tağut ise, Allah’a isyan etmek anlamına gelen “tağa” kökünden türemiştir. Azgın, sapkın, kötülük önderi, zorba, şeytan, put, kâhin; Allah’ın buyruklarına itibar etmeyen kişi ve kurum anlamına gelen tağut aynı zamanda insanlara kaba kuvvetle hükmeden kişi veya kurum demektir. (E. Aktaş Meal Açık..) Aşağıdaki Arapça Vikipedi metnine bkz: الطاغوت هو كل ذي طغيان على الله فعبد من دونه إما بقهر منه لمن عبده وإما بطاعة ممن عبده له إنساناً كان ذلك المعبود أو شيطاناً أو وثناً أو صنماً أو كائناً ما كان من شيء وأصل الطاغوت من قول القائل طغا فلان يطغو إذا عدا قدره فتجاوز حده الطاغوت - ويكيبيديا، الموسوعة الحرة)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Dinde zorlama yoktur. Doğru ile yanlış açıkça birbirinden ayırt edilmiştir. (Allah hakkındaki tanıtıcı bilgilerden sonra) Kim, Allah’a karşı isyan eden azgınları reddeder de, Allah’a iman ederse, sapasağlam, asla kopmayan bir kulpa tutunmuş olur. Allah işiten ve her şeyi bilendir
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Dinde zorlama yoktur. Artık doğru yol, iğri yoldan ayrılmıştır. Bundan böyle her kim Şeytan’ı tanımayıp da Allah’a inanacak olursa gerçekten o, kopmak bilmeyen sağlam bir kulpa yapışmış olacaktır. Allah işiticidir, bilicidir.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Dinde zorlamak yoktur [¹¹]. Artık hak ile bâtıl [¹²] belli oldu. Herkim Tağut/u tanımaz [¹³], Allah/a iman ederse o kimse kopmak ihtimali olmayan sağlam bir kulpa [¹⁴] sarılmış olur. Allah semi/dir, hakkıyle âlimdir.
[11] Yahut hiç bir kimseyi din-i islâma zorlamayın.[12] Yahut hidayet ve dalâlet, yahut saadet-i ebediyeye musıl olan iman ile şekavet-i sermediyeye musıl olan küfür.[13] Tağut bilumum azgınlara, azgınların elebaşısına ıtlak olunduğu gibi, şeytana, kâhine, sihirbaza, esnama, Allah'a ibadeti menedene de ıtlak olunur.[14] Yâni tevhid-i bari, hak itikat.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Dinde zorlama yoktur. ¹⁶⁷Artık kurtuluş yolu ile azgınlık/ cehalet yolu apaçık ortaya çıkmıştır. Kim şeytanî güçleri [Tâğût] inkâr eder ve Allah’a inanırsa, bilsin ki o, kopması mümkün olmayan sağlam bir kulpa yapışmıştır. Allah, Semî’dir, Alîm’dir.
167 İslam’ın kılıç zoruyla yayılamayacağını, baskı ve zorbalıkla kimsenin imana gelmeyeceğini, bilakis gönülleri fethederek, insanların aklına ve muhakemelerine hitap ederek, en önemlisi ahlaken örnek olarak yayılabileceğini bu ayetten anlıyoruz.  
Kadri Çelik
swap_vert close
Dinde zorlama yoktur; artık hidayetle dalalet birbirinden iyice ayrılmıştır. Tağutu inkâr edip Allah'a iman eden kimse, böylece kopmak bilmeyen sağlam bir kulpa sarılmıştır. Allah şüphesiz işitendir, bilendir.
(Arapça “din” kelimesi hem inancı, hem de bu inanç üzerine kurulan hayat tarzını ifade eder. Burada, önceki ayetlerde ortaya konulan inanç ifade edilmektedir. Bu ayete göre İslâm, iman ve onun hayat tarzı hiç kimseye zorla kabul ettirilemez demektir. Yoksa din çerçevesinde iyiliği emretmek ve kötülükten sakındırmak ile hiç bir ilgisi yoktur. Arapça “tağut” kelimesi sözlük anlamıyla sınırları aşan herkes için kullanılır. Kur’an bu kelimeyi Allah’a isyan eden, Allah’ın kullarının hâkimi ve mâliki olduğunu iddia eden ve onları kendi kulu olmaya zorlayan kimse için kullanır. Eğer bir kimse Allah’a isyan eder ve O’nun kullarını kendisine boyun eğmeye zorlarsa, o zaman tağuttur. Böyle bir kimse şeytan, rahip, dinî veya politik lider, kral veya bir devlet olabilir. Bu nedenle bir kimse tağutu reddetmedikçe Allah’a inanmış sayılamaz. Ayrıca Menakib-u Harezmi, s.24’de yer alan bir rivayette ise Hz. Peygamber’in (s.a.a) İmam Ali’ye şöyle dediği yer almıştır: “Sen (ayette belirtilen) kopmak bilmeyen sağlam bir kulpsun.”)  
Mahmut Kısa
swap_vert close
İslâm dini bir inanç ve o doğrultuda yaşam tarzıdır. Onu böyle kabul etmek kişinin özgür seçimine bağlıdır. Çünkü Dinde zorlama yoktur. Hiç kimseye, herhangi bir dini kabul veya reddetme konusunda baskı yapılamaz. İnanç özgürlüğü baskı ve zorbalıkla sınırlandırılamaz. Ayrıca kimsenin Müslüman olma mecburiyeti yoktur. Gerçekler açıkça anlatılıp zihinler aydınlatıldıktan sonra, her insan kendi özgür iradesiyle bir tercihte bulunur ve bunun sorumluluğunu da yine kendisi taşır. Çünkü doğru yol, eğri yoldan tamamen ayrılıp açıkça ortaya konmuştur. Artık her kim, kelime-i tevhidin ilk rüknünde ifâde edildiği gibi, Allah’ın otoritesini ve hükümlerini hiçe sayan insan ve cin şeytanlarının egemenliğini, yani tağutları inkâr eder, Lâ ilâhe der ve hayatın her alanında tek egemen güç olarak Allah’a inanırsa, illallah derse, kopmak bilmeyen sapasağlam bir kulpa tutunmuş olur. Hiç kuşkusuz Allah, her şeyi işitendir, bilendir.Evet, inanıp inanmamakta serbestsiniz, fakat şunu iyi bilin ki:
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Din’de ikrah / zorlama yoktur. Rüşd / Doğruluk, Eğrilik’ten ayrılarak açıkça belli oldu. Kim Tâğût’u / İsyancı Azgınlar’ı inkâr ederse ve Allah’a inanırsa, kesinlikle kopması olmayan Sağlam Tutamağa yapışmıştır. Allah bilen işitendir.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Dinde zorlama yoktur. Artık doğru ve yanlış ortadadır. İnsanı baştan çıkaran şeyleri reddedip de Allah'a inananlar, asla kopma ihtimali olmayan en sağlam kulpa tutunmuşlardır. Allah, engin bilgi gücüyle her şeyi duyar.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Ayetlerimize inanmak, ayetlerimizle bildirdiğimiz ilkelere, yasalara uymak konusunda hiç kimseye zorlama yoktur. Rabbiniz size dünya hayatında özgürlük vermiştir. Size katından bilmediğiniz gerçekleri açıklayan ayetleri, barış, huzur, esenlik içinde yaşamanız için gereken ilkeleri yasaları bildirmiştir. Kişisel olarak bütün olayları değerlendirebilmeniz için, akıl, muhakeme, irade vermiştir. Rabbiniz ister ki; herkes özgürlük içinde aklını, muhakemesini, iradesini kullanarak tarafını seçsin! Hiç kimseye baskı yapılmasın! Hiç kimseye zorla inanacaksın denilmesin! Herkes dilediği gibi inansın, dilediği gibi yaşasın! Kendi sorumluluklarını üstlensin! Biz ayetlerimizle yeteri kadar neyin iyilik, neyin kötülük, neyin doğruluk, neyin sapıklık olduğunu açıkladık! İnsanlar önyargılarını bırakıp ayetlerimizde anlatılan gerçeklere dikkat ederlerse gerçeğe hidayet ederler. Yoksa şeytana uyup, eğriliğe, sapıklığa, yanlışa saparlar. İnsanlar birbirlerine zulüm yapmadıktan, özgürce yaşam haklarına dokunmadıktan sonra kimseye engel olunmaz. Sizin yapacağınız şey; insanların özgürce yaşamalarını engelleyen sapıklara, faşistlere, azgınlara, kendi yasalarıyla insanlara hükmeden Tağutlara (zorbalara) karşı çıkmaktır. Değilse bir insan bütün sorumluluklarını yüklenerek, ben Allah’a inanmıyorum, ayetlere inanmıyorum, dini İslam’a inanmıyorum, İslam’ın ilkelerine yasalarına inanmıyorum! Bundan dolayı Allah dediğiniz şey beni öldükten sonra cezalandıracaksa cezalandırsın! Bu sizi ilgilendirmez. Ben inancımı size dayatmıyorum, sizin inancınıza, yaşamınıza karışmıyorum! Malınızda, mülkünüzde, paranızda, pulunuzda, evinizde, barkınızda, yaşamınızda gözüm yok! Ben sizi insan olarak kabul ediyorum. Sizin inancınıza göre yaşamanıza bir şey demiyorum diyorsa; artık O’na da aynı haklar verilmiştir. Bu kadar açık seçik olan bir olayda taraflar özgürce inançlarını, yaşamlarını seçebilir. Rabbiniz size sadece şunu bildirir. Kim ayetlerimdeki gerçeklere inanarak, ilkelerime, yasalarıma göre yaşamını kurmuşsa; o kopmak bilmeyen sapasağlam güce tutunarak, sağlam bir yola girmiştir. İnkâr edenler de ahiretteki hesabın sorumluluğunu üstlenirler. Allah her şeyi hakkıyla işiten, hakkıyla bilendir.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Dinde zorlama yoktur. [*] Elbette doğru yanlıştan ayrılmıştır. Kim [tağut]’u [*] (azgınlık edeni) reddedip Allah’a inanırsa, kopmayan en sağlam kulba [*] yapışmış demektir. [*] Allah duyandır, bilendir.
Bu cümle, dinde zorlamanın ve tiksindirici, nefret ettirici unsurların bulunmadığının açık delilidir. Ancak bu gerçek, dinde yerine getirilmesi gereken zorunlulukların olmadığı anlamına gelmemektedir. Bu mesaj, Yûnus 10:85 ve Mümtehine 60:5. ayetiyle okunmalıdır [Tağut], “azgınlık yapan” anlamında başta şeytan olmak üzere bütün azgınlar ve azgınlıkları içermektedir.,Tağut’u (azgınlık edeni) reddedip Allah’a sığınanın [el-‘urvetü’l-vüskâ] denen “en sağlam kulp”a sarılmış olacağını ve bu kulbun kopmasının mümkün olmayacağını bildirmektedir. Lokmân 31:22’de de geçen bu tamlama Kur’an’ın sıfatlarındandır ve tıpkı Âl-i İmrân 3:103’te belirtildiği gibi “Allah’ın ipi”dir; “Kur’an”dır. ,Vahye uymayla ilgili ayetler için bkz. Âl-i İmrân 3:103, dipnot 1.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Dinde zorlama¹ yoktur.² Çünkü doğruluk sapkınlıktan tamamen ayrılmıştır. Artık kim tağutu³ inkâr edip sadece Allah’a inanırsa, artık o, kopmayan sağlam bir kulpa yapışmıştır. Şüphesiz Allah, (söylediklerinizi) hakkıyla işitendir, (her şeyi) tam bilendir.
1 İkrah: Zorlamak, beğenmemek ve tiksinmek anlamlarına gelir. Burada (فِى الدِّينِ) ikraha müteallik olmayıp, haberdir. Buna göre âyetin anlamı: “ikrah türü hiçbir şey, İslâm’da mevcut değildir.” şeklinde olur. Bu âyeti, sadece, “dinde, dine zorlama yoktur ama dünyaya veya başka şeylere zorlama olabilir” şeklinde anlamak, yanlış olup, “Belki âlemde ikrah bulunabilir ama dinde, dinin hükümlerinde, zorlama olmaz” şeklinde anlamak daha doğrudur. Yani ikrah ile yapılan ibâdetlerde, dinin vâdettiği sevap bulunmaz ve bunlara da ibâdet denilemez. Bir de ikrahı “hoşlanmamak” anlamında anlamaya çalışırsak o zaman bu âyetin anlamı, “dinde hoşlanılmayacak bir şey yoktur.” şeklinde de olabilir.2 Dinde ikrah yoktur. Allah onu zorla kimseye vermez. Dine isteyerek iman etmek gerekir. Dinin şanı ikrah etmek değil belki ikrahtan korumaktır. Binaenaleyh İslam Dini’nin hâkim olduğu yerde ikrah bulunmaz veya bulunmamalıdır. İkrah ile gösterilen iman, hakikî iman değil, ikrah ile kılınan namaz, namaz değil, oruç keza, hacc keza, cihad keza... Bundan başka bir kimsenin diğerine tecavüz edip de her hangi bir işi ikrah ile yaptırması da caiz değildir. Buna göre dine girmesi için kimseye cebir ve ikrah yapılmamalıdır. İkrah halinde iman edene de sen ikrah ile iman ediyorsun yine kâfirsin de denilemez. 3 Tâğut: Azan, azgın, azman, azdırıcı demektir. Terim olarak ise: Allah’a karşı zorla veya gönül rızası ile tapınılan, rab kabul edilen veya edilmeyen insan, şeytan, put ve her türlü düşünce ve sistem demektir. Tağut’un açığı da gizlisi de görünürü de görünmezi de olabilir. Aslında putlar, asıl tağutlar değil, tağutların temsilcileridir. Bu sebeple de putların veya putlaştırılanların arkasına gizlenen asıl tağutları (derin güçleri) görmek gerekir. Bu güçler, bazen Hz. Îsâ ve Üzeyr (a.s) gibilerinin bile arkasına gizlenebilirler. Tağutları reddetmek demek; onları hiç tanımamak ve Allah’a îmandan önce, onları inkâr etmek, demektir. Burada “kâfirlerin dostlarının” çoğul ve “tağut” kelimesinin tekil olarak kullanılması, kâfirlerin dostlarının genel isminin veya kâfirlerin dostlarının, “tağut” olduğuna bir işarettir. Bk. (Bakara: 257, Nisâ: 60,76, Mâide: 60, Nahl: 36, Zümer: 17,18)  
Muhammed Esed
swap_vert close
DİNDE zorlama yoktur. ²⁴⁹ Artık doğru ile yanlış, birbirinden ayrılmıştır: O halde, şeytanî güçlere ve düzenlere ²⁵⁰ (uymayı) reddedenler ve Allah’a inananlar, hiçbir zaman kopmayacak en sağlam mesnede tutunmuşlardır: Zira Allah her şeyi işitendir, her şeyi bilendir.
249 Dîn terimi, hem ahlakî olarak emredici kanunların muhtevasını ve hem de onlara uygun davranmayı ifade eder; ve sonuçta, terimin en geniş anlam çerçevesini yansıtır: yani, içerdiği akidevî prensipleri ve bu prensiplerin pratik yansımalarını olduğu kadar, insanın ibadet ettiği objeye karşı yaklaşımını, dolayısıyla “itikad” kavramını da içine alır. Bunun “din”, “inanç”, “dinî müeyyideler” yahut “ahlak sistemi” (bkz. 109:6 ile ilgili not 3) olarak çevrilmesi, terimin hangi bağlamda kullanıldığına bağlıdır. Yukarıda inanç veya din ile ilgili her konuda zorlamanın (ikrâh) kesin olarak yasaklanmasına dayanan bütün İslam hukukçuları (fukahâ’), istisnasız olarak, zorla din değiştirmenin her şart altında geçersiz ve temelsiz olduğu ve inanmayan bir kişiyi İslam’ı kabule zorlamanın büyük bir günah teşkil ettiği görüşünü benimsemişlerdir: bu, İslam’ın, inanmayanların önüne “ya islam ya kılıç” alternatifi koyduğu şeklindeki yaygın safsatayı geçersiz kılan bir hükümdür.250 Tâğût, öncelikle, Allah’tan başka ibadet edilen her şeyi ve böylece insanı O’ndan uzaklaştıran ve şeytana yönelten şeyleri ifade eder. Bu terim, hem tekil hem de çoğul bir anlama sahiptir (Râzî) ve bundan dolayı, en doğrusu, “şeytanî güçler” şeklinde çevrilmelidir.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Dinde zorlamanın/baskının hiçbir şekli yoktur. Hak yol, batıl yoldan apaçık ayrılmıştır. Kim tağutu şer güçleri inkâr ederde Allah’a inanır-güvenirse, muhakkak ki o, kopması mümkün olmayan sağlam bir kulpa yapışmıştır. Allah hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir. 11/28, 3/4, 39/17
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Zorlama dinde yoktur.[⁴⁷⁶] Artık doğru ile yanlış birbirinden seçilip ayrılmıştır. Şu hâlde kim putlaştırılmış azgınları[⁴⁷⁷] reddeder de Allah’a inanırsa, kesinlikle kopmaz bir kulpa yapışmış olur: zira Allah her şeyi sınırsız işitendir, her şeyi limitsiz bilendir.
[476] Bu ifade dinde zorlamayı kategorik olarak dışlar. Zira seçmenin olmadığı yerde iradeden, iradenin olmadığı yerde dinden söz etmek abestir. [477] Tâğût, putlaştırılmış azgın kişi. Kelimenin kök anlamıyla ilgili bkz: 4:51, not 79. İncil’de geçen “mammon” ile yakın anlamdadır.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Dinde zorlama yoktur; artık hak ile batıl (iman ile küfür) birbirinden ayrılmıştır! (Kimseyi İslam dinine girmeye zorlamayınız, çünkü bu din son derece açıktır, Allah’ın İslam’a ilettiği, basiretini aydınlattığı kimseler İslam’a kendiliklerinden girerler) O halde kim şeytanı reddedip de, Allah'a iman ederse şüphe yok ki o; kopmak bilmeyen sağlam bir kulpa sarılmıştır. Allah, herşeyi hakkıyle işitendir ve hakkıyle bilendir.
Osman Fırat
swap_vert close
Dinde zorlama yoktur. Çünkü sapıklık doğru olandan apaçık beyan edilmiştir. O hâlde, kim tâğûtu/azgınlığı tanımayıp Allah’a iman ederse, kopmak bilmeyen sapasağlam bir kulpa yapışmıştır. Allah, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Dinde ikrah (zorlama) yoktur. Doğruluk, sapıklıktan iyice ayrılmıştır. Artık her kim şeytana küfreder, Allah Teâlâ'ya imânda bulunursa kopması bulunmayan bir kulpa yapışmış olur ve Allah Teâlâ semîdir, alîmdir.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Dinde zorlama yoktur. Doğru yol, sapıklıktan, hak batıldan ayrılıp belli olmuştur. Artık kim tağutu reddedip Allah'a iman ederse, işte o, kopması mümkün olmayan en sağlam tutamağa yapışmıştır. Allah her şeyi işitir, bilir.
Tağut: Azgınlık mânasına gelen bir masdardır. Belagatta sıfat yerine masdar kullanmak, o sıfatla nitelendirmenin pek ileri bir derecede olduğuna delalet eder. Biri hakkında “güzel” demekle, bir başkası hakkında “güzelliğin ta kendisi” demek arasındaki fark pek bârizdir. Allah’tan başkasına ibadet edene tağî (âsi, azgın) denir. Ama azgınlığın ta kendisi kesilmiş, kendisini tanrılaştırıp başkalarını kendisine kul yapmak isteyen ise “tağut” olur.[39,17]{KM, Matta 10,34; Luka 19,27; I Korintos 15,25} Dini, kişinin kendi tercihi ile seçmesi gerekir. Dinin özelliği zorlamak değil, bilakis zorlamadan korumaktır.  
Süleyman Ateş
swap_vert close
Dinde zorlama yoktur. Doğruluk, sapıklıktan seçilip belli olmuştur. Kim tağut (şeytan)ı inkar edip Allah'a inanırsa, muhakkak ki o, kopmayan, sağlam bir kulpa yapışmıştır. Allah işitendir, bilendir.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Dînde ikrâh ve icbâr yokdur. Rüşd, gayy'den (hak bâtıldan, îmân küfürden) ayrıldı ve tebeyyün itdi. (Bu kadar mu'cizât ve âşikâr âyât ile îmân ve küfür birbirinden ayrılub anlaşıldı) Şeytân veyâ esnâm veyâ diğer bir şeye 'ibâdetden dönüb Allâh'a îmân iden kimse kırık ve kesiği olmayan sağlam bir ipe yapışdı (sağlam ipin insânı kuyûdan veyâ girdâbdan çıkardığı gibi îmân da insânı küfürden çıkarır) Allâh Te'âlâ her şeyi işidir ve bilir.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Dinde zorlama olamaz[1]; doğrular ile yanlış kurgular iyice ayrılmıştır. Kim taşkınlık edenleri (tağutları) tanımaz[2] da Allah'a güvenirse, kopması imkânsız en sağlam kulpa yapışmış olur. Her şeyi dinleyen ve bilen Allah’tır.
[*] Yoldan çıkmışlara boyun eğmez.  
Şaban Piriş
swap_vert close
Dinde zorlama yoktur. Hak yol, batıl yoldan apaçık ayrılmıştır. Kim tağutu tanımayıp, Allah'a iman ederse, muhakkak ki o (kimse) kopması mümkün olmayan en sağlam kulpa yapışmıştır. Allah, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Dinde zorlama yoktur; artık doğru ile eğri birbirinden ayrılmıştır. Artık kim tâğutu(133) reddedip Allah'a iman ederse, kopmaz ve kırılmaz, sapasağlam bir kulpa yapışmış olur. Allah ise herşeyi işiten, herşeyi bilendir.
(133) İnsanları azdırarak inkâr ve isyana sürükleyen ve birer mâbud gibi değer verilip peşinden gidilen şeylere verilen genel isim.  
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Dinde baskı-zorlama-tiksindirme yoktur. Doğru bilgiye dayalı eriş, bozuk bilgiye dayalı sapıştan açık bir biçimde ayrılmıştır. Her kim tâğuta sırt dönüp Allah'a inanırsa hiç kuşkusuz sapasağlam bir kulpa yapışmış olur. Kopup parçalanması yoktur o kulpun. Allah, hakkıyla işiten, en iyi biçimde bilendir.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
güc-ile dutmaķ yoķdur din içinde bu āyet mensuhdur, seyf āyeti-y-ile. bayıķ bellü oldı ŧoġru yol, azgunlıķdan. pes her kim kāfir ola Tañrı’dan ayruķ ŧapılaña ya'nį şeytāna yā daħı butlara; daħı inana Tañrı’ya: bayıķ yapışdı ķulpa berk, kesilmeġi yoķdur anuñ daħı Tañrı işidicidür bilicidür.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Güç yoḳdur dīn içinde. Taḥḳīḳ bellü oldı doġru yol azġunluḳda. Pes kimkāfir olsa şeyṭāna, daḫı īmān getürse Tañrıya, ol yapışupdur muḥkem ipeki hīç kesilmek, üzülmek yoḳdur anuñ. Daḫı Tañrı Ta‘ālā işidicidür, bili‐cidür.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Dində məcburiyyət (zorakılıq) yoxdur. Artıq doğruluq (iman) azğınlıqdan (küfrdən) ayırd edildi. Hər kəs Taqutu (Şeytanı və ya bütləri) inkar edib Allaha iman gətirsə, o, artıq (qırılmaq bilməyən) ən möhkəm bir ipdən (dəstəkdən) yapışmış olur. Allah (hər şeyi olduğu kimi) eşidəndir, biləndir!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
There is no compulsion in religion. The right direction is henceforth distinct from error. And he who rejecteth false deities and believeth in Allah hath grasped a firm hand hold which will never break. Allah is Hearer, Knower.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Let there be no compulsion(300) in religion: Truth stands out clear from Error: whoever rejects evil and believes in Allah hath grasped the most trustworthy hand-hold, that never breaks(301). And Allah heareth and knoweth all things.
300 Compulsion is incompatible with religion: because (1) religion depends upon faith and will, and these would be meaningless if induced by force; (2) Truth and Error have been so clearly shown up by the mercy of Allah that there should be no doubt in the minds of any persons of good will as to the fundamentals of faith; (3) Allah's protection is continuous, and His Plan is always to lead us from the depths of darkness into the clearest light. 301 Handhold: something which the hands can grasp for safety in a moment of danger. It may be a loop or a handle, or anchor. If it is without flaw, so that there is no danger of breaking, our safety is absolutely assured so long as we hold fast to it. Our safety then depends on our own will and faith: Allah's help and protection will always be unfailing if we hold firmly to Allah and trust in Him. (Cf. 21:32 ).  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
لَٓا اِكْرَاهَ
zorlama yoktur
فِي الدّ۪ينِ
dinde
قَدْ
ger- çekten
تَبَيَّنَ
açıklandı
الرُّشْدُ
rüşd
مِنَ الْغَيِّۚ
azgınlıktan
فَمَنْ
o hâlde kim
يَكْفُرْ
inkâr ederse
بِالطَّاغُوتِ
tâğutu
وَيُؤْمِنْ
ve iman ederse
بِاللّٰهِ
Allah'a
فَقَدِ
böylece gerçekten
اسْتَمْسَكَ
tutunmuştur
بِالْعُرْوَةِ
kulpa
الْوُثْقٰىۗق
en sağlam
لَا انْفِصَامَ
kopmak yoktur
لَهَاۜ
ona
وَاللّٰهُ
ve Allah
سَم۪يعٌ
Semî''dir
عَل۪يمٌ
Alîm'dir
Dinde zorlama (ve baskı) yoktur; çünkü (bu Kitâb'ta) rüşd ile azgınlık (iman ile küfür, hak ile bâtıl birbirinden tamamen ayrılıp) açıklanmıştır. O hâlde kim tâğutu (azgınlığı, azgınlığın kaynağı olan şeytanı ve sahte ilâhları) inkâr edip (kendisinden başka ilâh olmayan) Allah'a iman ederse kopmayan sağlam bir kulpa tutunmuştur. Allah Semî''dir, Alîm'dir (her şeyi ve herkesi işiten ve bilendir).
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
اِكْرَاه
Fiilimsi-IV
ك ر ه
Zorlama
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
دِين
İsim
د ي ن
Din, kanun, ceza
قَد
Edat
قَد
Katiyen, muhakkak, doğrusu, hakikaten, kesin olarak, andolsun
تَبَيَّنَ
Fiil-V
ب ي ن
Apaçık belli oldu, açıklandı, ortaya çıktı, anlaşıldı
رُشْد
İsim
ر ش د
Rüşd, olgunluk
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
غَيّ
İsim
غ و ي
Azgınlık, Ğayya (Cehennemde bir çukur adı)
مَن
Şart edatı
مَن
Kim, kimdir, kimse
كَفَرَ
Fiil-I
ك ف ر
Kâfir oldu, inkâr etti, nankör oldu, küfretti, karşılıksız bıraktı
طَاغُوت
İsim
ط غ ي
Tâğut (azgınlığın kaynağı olan şeytan ve şeytanlaşmış insanlar)
ءَامَنَ
Fiil-IV
ا م ن
İman etti, inandı, emin kıldı
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
قَد
Edat
قَد
Katiyen, muhakkak, doğrusu, hakikaten, kesin olarak, andolsun
اِسْتَمْسَكَ
Fiil-X
م س ك
Tutundu, yapıştı, sarıldı
عُرْوَة
İsim
ع ر و
Kulp
وُثْقٰى
Sıfat
و ث ق
En sağlam
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
اِنْفِصَامٌ
Fiilimsi-VII
ف ص م
Kopmak
لَهَا
Zamir
لَهَا
Onun, ona (لَهُ Zamirinin müennes hâli)
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
سَمِيع
İsim
س م ع
Semî' (Allah'ın esması, ismidir. Her şeyi ve herkesi işiten demektir), işiten
عَلِيم
İsim
ع ل م
Alîm (Allah'ın ismi, esmasıdır. İlmiyle her şeyi ve herkesi bilen demektir), çok bilgili, en iyi bilen, bilgin, âlim