close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Bakara Sûresi 254. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Yâ eyyuhe-lleżîne âmenû enfikû mimmâ razaknâkum min kabli en ye/tiye yevmun lâ bey’un fîhi velâ ḣulletun velâ şefâ’a(tun)(c) velkâfirûne humu-zzâlimûn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Ey inananlar, sizi rızıklandırdığımız şeylerden bir kısmını yoksullara harcayın o gün gelip çatmadan ki o gün ne alışveriş var, ne dostluk, ne şefaat. Kafirlere gelince onlardır zalimler.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Ey iman edenler, içinde hiçbir alış-verişin (çıkar ilişkisinin), hiçbir dostluğun (ve kişisel muhabbetin bulunmadığı) ve (Allah’ın izni hariç) hiçbir şefaatin olmadığı (aracıların bulunmadığı) gün gelmezden evvel, size rızık olarak verdiklerimizden infak edin. (Ahireti ve ona hazırlık görmeyi inkâr eden) Kâfirler (var ya); onlar (kendilerine ve yakın çevrelerine) zulmedenlerin ta kendileridir.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Ey iman edenler! Ne alışverişin, ne dostluğun ve ne de şefaatin olmadığı gün gelmeden önce size verdiğimiz rızıktan, Allah için harcayın. Ve bilin ki, Allah'tan gelen gerçekleri örtbas edenler, varlık sebebine aykırı davrananlardır.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Ey iman edenler, bedel ödeyerek kendinizi kurtaracak pazarlığın olmayacağı, dostluğun ve şefaatin fayda sağlamayacağı bir günün gelmesinden önce, Allah'ın size verdiği rızık ve servetin bir kısmını Allah yolunda karşılık beklemeden, gönüllü harcayın. Nankörlük ederek fukara hakkını esirgeyenler, işte onlar kendilerine yazık eden zalimlerdir.
Ahmet Varol
swap_vert close
Ey iman edenler! Alış verişin, dostluğun ve şefaatin olmayacağı gün gelmeden önce size rızık olarak verdiklerimizden harcayın. Kâfirler ise zalimlerin ta kendileridirler.
Ali Bulaç
swap_vert close
Ey iman edenler, hiç bir alış-verişin, hiç bir dostluğun ve hiç bir şefaatin olmadığı gün gelmezden evvel, size rızık olarak verdiklerimizden infak edin. Kâfirler... Onlar zulmedenlerdir.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Ey iman edenler, ne bir alışverişin, ne bir dostluğun ve ne de bir şefaatın bulunmadığı bir gün (Hesap günü) gelmeden önce size verdiğimiz rızıktan Allah yolunda harcayın. Kâfirler (yok mu), işte onlar zâlimdirler.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Ey iman edenler! Alışveriş, dostluk ve şefaatin fayda vermediği bir gün gelmeden, Bizim size verdiğimiz rızıktan nafaka ve sadaka verin. Kâfirler ise (o güne hazırlanmadıkları ve fakirleri gözetmedikleri için, hem kendilerine hem başkasına) zulmedenlerin ta kendileridir.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Ey iman edenler! Kendisinde hiçbir alışveriş, dostluk ve şefaatin olmayacağı gün gelmeden önce, size verdiğimiz rızıktan hayır yoluna harcayınız. Biliniz ki, hakikati inkâr edenler zâlimlerin ta kendileridir.[41]
[41] Şefaat hakkında hakkında geniş bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, I, 419-426; XII, 431-432.  
Besim Atalay
swap_vert close
Ey inanmış olanlar! Alış veriş bulunmıyan, hem bir dostluk, hem de şefaat olmıyan, bir gün gelmeden önce, azığınızdan yediresiniz, kâfir olanlar, işte bunlar zalimlerdir
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Ey inananlar! İçinde hiçbir alışverişin, dostluğun ve şefaatin/iltimasın bulunmadığı bir gün (kıyamet) gelmeden önce, size verdiğimiz rızıktan infak edin. Gerçekleri inkâr edenler zalimlerin ta kendileridir. 
Şefaat konusunda Sebe sûresinin 23. âyetinin dipnotuna bakabilirsiniz.  
Cemil Said
swap_vert close
Ey mü’minler! Size ihsân itdiğimiz emvâlden alım satım olmıyacağı ve dostluk ve şefa’at kalmıyacağı güne kadar sadaka ve zekât viriniz. Kâfirler zâlimdirler.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Ey inananlar! Alışverişin, dostluğun, şefaatin olmayacağı günün gelmesinden önce sizi rızıklandırdığımızdan hayra sarfedin. İnkar edenler ancak yazık edenlerdir.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Ey iman edenler! Hiçbir alışverişin, hiçbir dostluğun ve hiçbir şefaatin olmadığı kıyamet günü gelmeden önce, size rızık olarak verdiklerimizden Allah yolunda harcayın. İnkâr edenler ise zalimlerin ta kendileridir.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Ey iman edenler! Alım satım, dostluk ve aracılığın olmadığı bir gün gelip çatmadan Allah’ın size verdiklerinden O’nun için harcama yapın. Kâfirler zalimlerin ta kendileridir.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Ey iman edenler! Kendisinde artık alış-veriş, dostluk ve kayırma bulunmayan gün (kıyamet) gelmeden önce, size verdiğimiz rızıktan hayır yolunda harcayın. Gerçekleri inkâr edenler elbette zalimlerdir.
Edip Yüksel
swap_vert close
İnananlar, ne alışverişin ne dostluğun ve ne de şefaatin (aracılığın) olmadığı gün gelmeden önce size verdiklerimizden dağıtın. İnkar edenler zalimlerdir.
Şeytanın kurnazca tuzaklarından biri de İsa, Muhammed gibi güçsüz yaratıklara şefaat yetkisi uydurmasıdır. Kuran boyunca, ahiret gününde; sadece gerçeği itiraf etmekten ibaret bir şefaatin olabileceği belirtilerek, kurtarıcı bir şefaat yetkisinin olmadığı bildirilir. Muhammed'in biricik şefaati, Kuran'ı dinlemiyerek kendisini putlaştıranlar aleyhinde olacaktır. Bak 25:30; 72:21; 79:38. Ayrıca, 2:48; 2:123; 6:51; 6:70; 19:87; 20:109; 21:28; 39:44.  
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Ey iman edenler! Kendisinde hiçbir alış verişin, hiçbir dostluğun ve hiçbir şefaatin bulunmadığı bir gün gelmeden önce, size verdiğimiz rızıklardan Allah yolunda harcayın. Kâfirlere gelince, onlar zalimlerdir.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Ey o bütün iyman edenler size merzuk kıldığımız şeylerden infak edin: gelmeden evvel bir gün ki onda alım satım yok, dostluk da yok şefaat de yok kâfirler ise hep o zalimlerdir
Emrah Demiryent
swap_vert close
Ey îmân edenler! Alışverişin, dostluğun ve (Allah’ın izni olmadıkça herhangi bir) şefaatin olmadığı (hesap) gün (ü) gelmeden önce, size rızık olarak verdiklerimizden infak edin. Kâfirler zâlimlerin ta kendileridir.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Ey iman edenler! Size rızık olarak verdiklerimizden infak¹ edin; İçinde hiçbir alışverişin, hiçbir dostluğun ve hiçbir şefaatin olmadığı gün gelmeden önce. Gerçeği yalanlayan nankörler, zalimlerin ta kendileridir.
1- Hayırlı işlere harcayın ve ihtiyaç sahiplerine karşılıksız yardım edin.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Ey îman edenler, içinde ne bir alış veriş, ne bir dostluk, ne de bir şefaat (imkânı) bulunmayan bir gün gelmezden evvel size verdiğimiz rızıkdan (Hak yolunda) harcayın. Kâfirler zulmedenlerin ta kendileridir.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Ey îmân edenler! İçinde ne bir alış-veriş, ne bir dostluk, ne de (Allah'ın izni olmadıkça) bir şefâat bulunan bir gün gelmeden önce, sizi rızıklandırdığımız şeylerden (Allah yolunda) sarf edin! Kâfirler ise, zâlimlerin ta kendileridir.
İhsan Aktaş
swap_vert close
Ey iman etmiş olanlar! Ne alışverişin, ne dostluğun ve ne de şefaatin (aracılığın ve iltimasın) olmadığı gün gelmeden önce size verdiğimiz rızıktan hayır yolunda (toplumun yoksul, muhtaç ve işsizlerine) harcayın. (O günü) inkâr edenler ise, zulmedenlerin (haksızlık yapanların) tâ kendileridir. *
(*) “Şefaat” terimi en yanlış anlaşılan Kur’an kavramlarından biridir. Yardım, aracılık, arabuluculuk, tavassut, iltimas, dua ve istiğfar gibi anlamlara gelen şefaat; insanların cennete gitmesi için peygamberlere, “Allah dostlarına”, Kur’an talebelerine ve şehitlere verilen bir yetki olarak yorumlanır. Bu yaygın inanç, insanlara ilahi buyruklarla hayatlarını inşa etmek yerine -sözde- ehil olan insanların şefaatine sığınarak kolay yoldan cennete girme rahatlığını verir. Oysa Kur’an iyi anlaşıldığı takdirde görülecektir ki; Allah’ın bağışlamasının dışında kişinin şefaatçisi kendi amelleridir. “Hiç kimsenin başkasına bir yararının olmayacağı, hiç kimseden fidye kabul edilmeyeceği, hiç kimseye şefaatin yarar sağlamayacağı ve onların hiçbir yerden yardım görmeyeceği günden sakının!” (Bakara-123) “Kendileri için Allah’tan başka ne bir veli ne de bir şefaatçi bulunmaksızın, Rablerinin huzurunda toplanmaktan korkanları, Allah’a karşı gelmekten sakınsınlar diye, bununla (bu Kur’an ile) uyar!” (En’am 6/51) Ayrıca Bakara 2/254 ve 255’te “ahirette hiçbir şekilde şefaatin olmayacağı ve bütün yetkinin Allah’ın elinde olacağı” açıkça anlatılır. İnfitar 19 “O gün kimse kimseye hiçbir fayda sağlayamayacaktır.” Secde 32/4 “Allah’tan başka bir veliniz ve şefaatçiniz yoktur.” Necm 53/39 “İnsan için ancak çalıştığı vardır”, “Onların hepsi kıyamet günü O’na tek başına gelecek.” Meryem, 19/95 öğretileriyle Kur’an, cennete gitmek için insanın şefaatçisinin kendi eylemlerinin olacağını açıkça belirtir… “Göklerde nice melekler vardır ki onların şefaatleri; (dünyadaki istiğfarları) ancak Allah’ın izniyle, (O’nun) dilediği ve hoşnut olduğu kimselere yarar sağlar” (Necm -26) Bu ayetten de anlaşılıyor ki meleklerin şefaatleri/ istiğfarları/ dünyadayken yüce Allah’ın kendileri için izin verdiği ve hoşnut olduğu mü’min/ muvahhid kimseler içindir. İşte bu ayette göre meleklerin şefaati/ istiğfarları dünyadadır, ahirette değil. Yani yüce Allah’ın meleklere olan şefaatte bulunma izni dünyadaki mü’min/muvahhid kulları içindir. Bu nedenle ne meleklere ne peygamberlere ve ne de müminlere, mü’min/muvahhid olmayan kimseler için dünyada şefaatte, yani istiğfarda bulunma izni yoktur. Örneğin: Müşrik olduğundan Hz. İbrahim’in kendi babası için ve münafık olduklarından da Hz. Peygamberin bazı kimseler için istiğfarda/şefaatte yani bağışlanma talebinde bulunmasına yüce Allah izin vermedi. Demek ki, şefaat/bağışlanma talebi dünyadadır, ahirette değil. Ama dünyada yapılan bu bağışlanma talebi/şefaat kabul olursa o zaman faydası ahirette olur. Ayrıca şefaat konusu hep yanlış algılanmaktadır. ولقد حرّفت المعتقدات والشرائع البشرية هذه «الشفاعة»، ونقلتها من دائرة الأعراف الاجتماعية، إلى دائرة الحساب في الآخرة، فنزل القرآن يُصحح، ويُبيّن أن الذي يضع ميزان الحساب في الآخرة هو الله تعالى، وهو ميزان قسط، لا يحتاج إلى وسطاء يشفعون فيه.وَنَضَعُ الْمَوَازِينَ الْقِسْطَ لِيَوْمِ الْقِيَامَةِ فَلَا تُظْلَمُ نَفْسٌ شَيْئًا، وَإِن كَانَ مِثْقَالَ حَبَّةٍ مِّنْ خَرْدَلٍ أَتَيْنَا بِهَا، وَكَفَى بِنَا حَاسِبِينَ»، «الأنبياء ٤٧» إن مسألة وجود شفعاء في الآخرة، يُدخلون من شاؤوا الجنة، ويُخرجون من شاؤوا النار، من المفاهيم الخاطئة التي كانت منتشرة في عصر الرسالة الخاتمة والموروثة عن أتباع الديانات السابقة، التي انحرفت عن صراط الله المستقيم.لقد نزل القرآن يبين مسألة «الشفاعة» بأسلوب يعرفه الناس ويفهمونه، يكشف لهم زيف وبطلان اعتقادهم أن «الشفاعة» التي اعتادوا عليها في الدنيا، حيث العمل، يمكن أن تنتقل إلى الآخرة، حيث الحصاد والجزاء والحساب.ولقد حذرت أول آية قرآنية تتعلق بموضوع «الشفاعة» المؤمنين من هذا الاعتقاد الخاطئ، الذي كان منتشرا في عصر الرسالة، ونفت استحقاق أحد من المخلوقات أن يكون شفيعاً عند الله يوم القيامة،:والمتدبر لسياق الآية يعلم أنه يتحدث عن أحكام الشريعة، «أَنفِقُوا مِمَّا رَزَقْنَاكُمْ»، ويُبيّن أنه لا وسطاء في الآخرة، من «بيع، صداقة، شفاعة»، وأن أعمال الإنسان هي التي ستشفع له، لإبطال زعم الكافرين نحو إسلام الرسول - الشفاعة في الدنيا، والحصاد في الآخرة ) » وجود شفعاء لهم في الآخرة،(  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Ey iman edenler! Alışverişin, yakın arkadaşlığın (hulletin) ve şefaatin olmadığı bir gün gelmezden önce, Allah’ın size rızık olarak verdiklerinden ihtiyaç sahiplerine verin. Gerçeği inkâr edenler (alışveriş, yakın arkadaşlık ve şefaat var diyenler) zalimlerin ta kendileridir.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Ey inananlar! Size verdiğimiz azıkla yoksulları geçindirin. Öyle bir günden önce ki o gün ne suçlar ödenir, ne koruyuculuk, ne de kayırıcılık olur. Allah’ı tanımayanlar, kıyıcılar işte bunlardır.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Ey iman edenler! Alım, satım [⁶], halis dostluk, şefaat sökmeyen bir gün gelmeden evvel, size verdiğim rızıklardan harcedin [⁷] kâfirler ancak zâlim kimselerdir. [⁸].
[6] Yahut bedel, fidye.[7] Zekât verin.[8] Yâni kâfirlerden başka en büyük zâlimler yoktur. Yahut tehdide mahmuldür.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Ey inananlar! İçinde hiçbir alışverişin, hiçbir dostluğun ve hiçbir şefaatın olmayacağı gün gelmeden önce, size verdiğimiz rızıklardan harcayınız [enfikû]. İnkâr edenler zalimlerin tâ kendileridirler.
Kadri Çelik
swap_vert close
Ey iman edenler! Alışverişin, dostluğun ve şefaatin olmayacağı günün gelmesinden önce, size rızık olarak verdiğimiz şeylerden infak edin. Kâfirler, zalimlerin ta kendileridirler.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Ey inananlar; hiçbir pazarlığın, dostluğun ve aracılığın olmadığı o dehşet verici Gün gelmeden önce, size verdiğimiz nîmetlerden bir kısmını Allah için ihtiyaç sahiplerine harcayın!Unutmayın ki, Allah’ın bahşettiği nîmetleri O’nun yolunda harcamaktan kaçınan nankörler, zâlimlerin ta kendileridir!Demek ki, bütün zulümlerin temelinde, insanların Allah’ı gereğince tanıyamamaları yatmaktadır. O hâlde, Rabb’inizi iyi tanıyın:
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Ey iman edenler! Ne alış-verişin, ne dostluğun, ne şefaatin bulunacağı bir gün gelmeden önce, sizi rızıklandırdığımız şeylerden infak edin / harcayın! Kâfirler gerçekten Zâlimler’dir.
Mehmet Çakır
swap_vert close
İnananlar! Alış veriş, dostluk ve kayırmanın olmadığı gün gelip çatmadan size emaneten verdiğimiz mallardan bir kısmını dağıtın. Bunu yapmayanlar kendilerine ederler.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Ey iman edenler! Hiçbir alış verişin, hiçbir dostluğun ve hiçbir şefaatin, yani hiçbir kıyakçılığın, hiçbir torpilin olmadığı hesap günü gelmeden önce, size rızık olarak verdiklerimizden Allah yolunda harcayın! Harcayın ki; ahiret hayatında bir deliliniz olsun! Şunu bilin ki; inkâr edip yasalarıma karşı çıkanlar, yasalarıma uymayanlar, zalimlerin ta kendileridir.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Ey iman edenler! Kendisinde artık alışveriş, dostluk ve şefaat [*] bulunmayan gün (kıyamet) gelmeden önce, size verdiğimiz rızıktan [infak] edin (verin)! kâfirler elbette zalimlerdir.
Şefaat konusu Zümer 39:43-44. ayetler ışığında okunmalıdır.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Ey îman edenler, fidye verilerek, şefâat edilerek ve adamını bularak kurtuluşun olmadığı¹ o (hesap) günü gelmeden önce, Allah’ın size rızık olarak verdiklerinden, Allah yolunda harcayın. İşte o kâfirler, zalimlerin ta kendileridirler.
1 Ehl-i Sünnete göre; buradaki şefâatin kabul olunmaması, özellikle kâfirler hakkındadır ve hitâp, küfürde ısrar edenlere mahsustur. Bu sebeple de kendiliklerinden şefâat edebilirler düşüncesiyle Peygamberler ve velîleri ilâhlaştırmak, haramdır.  
Muhammed Esed
swap_vert close
SİZ EY imana ermiş olanlar! Pazarlığın, dostluğun ve şefaatin geçerli olmayacağı bir Gün ²⁴⁶ gelmeden önce size rızık olarak bağışladığımız şeylerden [Bizim yolumuzda] harcayın. Ve bilin ki hakikati inkar edenler zalimlerin tâ kendileridir.
246 Yani, Hesap Günü. Kur’an, bu öğüt ile 245. ayetin konusuna yeniden dönmektedir: “Allah’a güzel bir borç verecek olan kimdir?” Bu nedenle, “Allah yolunda harcama”nın burada yalnızca kişinin servetinden yapacağı harcamaları değil, Allah yolundaki her türlü fedakarlığı kapsadığı sonucunu çıkarabiliriz.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Ey iman edenler, içinde alışverişin, dostluğun ve de şefaatin/torpilin olmadığı bir gün gelmeden önce, size rızık olarak verdiklerimizden Allah yolunda harcayın. İnanmayarak kâfir olanlar, işte onlar yanlışta ısrar eden zalimlerin ta kendileridir. 6/94, 32/4, 26/100
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Siz ey iman edenler! Kendisinde pazarlığın, dostluğun ve şefaatin olmayacağı gün gelmezden önce size rızık olarak bahşettiklerimizden harcayın![⁴⁷⁰] Zira nankörler zalimlerin ta kendileridir.[⁴⁷¹]
[470] Allah’a güzel bir borç vermeden söz eden 245. âyete bir atıf var gibidir. Allah uğruna harcanmış hayat, servet ve buna benzer tüm değerlerin karşılığı kat kat fazlasıyla pazarlığın, dostluğun ve şefaatin olmadığı hesap günü geri ödenecektir (17:14; 43:67; 80:34-36). Âyet şu hakikati dile getirir: Gerçek bir ahlâkî davranışın garantisi âhiret inancıdır. [471] Allah’a borç verecek kadar O’na güvenmeyenler hem “nankör” anlamında kâfir olurlar, hem de Allah’a itimat etmedikleri için imanlarını zayi ederek akidevi anlamda “kâfir” olurlar.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Ey iman edenler (Sizler, evvelki ümmetler gibi olmayın) içinde; ne alım satım (birbirine yardım), ne dostluk, ne de (Allah’ın izni olmadan) şefaat imkanı bulunmayan gün (kıyamet) gelmeden önce, size verdiğimiz rızıktan (Allah yolunda) harcayın.. (Allah'ın emirlerine karşı gelen) O kafirler, zalimlerin ta kendileridir. (Ey iman edenler sizler onlar gibi hareket etmeyin, Rabbinizin kudret ve azametini düşünün)
Osman Fırat
swap_vert close
Ey iman edenler! Hiçbir alışverişin, hiçbir dostluğun ve hiçbir şefaatin olmadığı bir gün (kıyamet) günü gelmeden önce, size rızık olarak verdiklerimizden Allah yolunda harcayın. İnkâr edenler ise zalimlerin ta kendileridir.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Ey imân etmiş olanlar! Size rızk olarak verdiğimiz şeylerden infak ediniz. Bir günün gelmesinden evvel ki, onda ne alım satım, ne dostluk, ne de şefaat vardır. O kâfirler ise işte zalim olanlar onlardır.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Ey iman edenler! Ne alışverişin, ne bir dosttan yardım beklemenin, ne de bir kimseden şefaat ummanın mümkün olmadığı bir gün gelmeden önce, size nasip ettiğimiz şeylerden harcayın! Kâfirler, zalimlerin ta kendileridir. [2, 101]
Süleyman Ateş
swap_vert close
Ey inananlar, ne alışverişin, ne dostluğun ve ne de şefaatin olmadığı gün gelmezden önce, size verdiğimiz rızıktan (Allah için) harcayın. Kafirler, zalimlerin ta kendileridir.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Ey Mü'minler! Onda alım satım, dostluk, şefâ'at, sahâbet olmayan (herkesin kendini düşündiği) şu gün (yevm-i cezâ) gelmezden evvel size rızık iylediğimiz şeylerden (Allâh yolunda) infâk idin. Kâfirlerdir ki nefislerine zulüm iylediler.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Müminler! Size rızık olarak ne vermişsek, ondan hayra harcayın. Bunu; alışveriş, dostluğun ve şefaatin olmayacağı gün gelmeden yapın. Bunları görmemekte direnenler yanlışlar içindedirler.
Şaban Piriş
swap_vert close
-Ey iman edenler, İçinde alışverişin, dostluğun ve de şefaatin olmadığı bir gün gelmezden önce, size rızık olarak verdiklerimizden infak edin. İnkar edenler, işte onlar, zalimlerdir.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Ey iman edenler! Sizi rızıklandırdığımız şeylerden bağışta bulunun—öyle bir günden önce ki, o günde ne bir alışveriş olur, ne bir dosttan yardım beklenir, ne de kimseden bir şefaat umulur. O günü inkâr edenler ise, zalimlerin tâ kendileridir.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Ey iman edenler! Alış-verişin, dostluğun, şefaatin olmadığı o gün gelmeden önce size verdiğimiz rızıktan infak edip dağıtın. Küfre sapanlar zalimlerin ta kendileridir.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
ay anlar kim įmān getürdiler! nafaķa virüñ andan kim rūzį virdük size; andan ilerü kim, gele bir gün kim śatı yoķdur anuñ içinde daħı yoķdur dürüstlik; daħı yoķdur şafa'at. daħı kāfirlerdür, anlar žālimler.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
İy īmān getüren kişiler, ṣadaḳa eyleñüz size virdügümüz rızḳdan bir güngelmezden burun ki ol günde ṣatu alu yoḳdur, dostluḳ daḫı yoḳdur, şefā‘atdaḫı yoḳdur. Kāfirler ẓālimlerdür, ṭamuda ebedī ḳalurlar.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Ey iman gətirənlər! Alış-verişin, dostluğun və şəfaətin mümkün olmayacağı gün (qiyamət günü) gəlməmişdən əvvəl sizə verdiyimiz ruzidən paylayın! Kafirlər (bunu inkar edənlər) isə (özlərinə) zülm edənlərdir!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
O ye who believe! Spend of that wherewith We have provided you ere a day come when there will be no trafficking, nor friendship, nor intercession. The disbelievers, they are the wrong doers.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
O ye who believe! Spend out of (the bounties)(294) We have provided for you, before the Day comes when no bargaining (Will avail), nor friendship nor intercession(295). Those who reject Faith they are the wrong-doers.
294 Spend, i.e., give away in charity, or employ in good works, but do not hoard. Good works would in Islam include everything that advances the good of one that is in need whether a neighbour or a stranger, or that advances the good of the community, or even the good of the person himself to whom Allah has given the bounty. But it must be real good and there should be no admixture of baser motives, such as vainglory, or false indulgence, or encouragement of idleness, or playing off one person against another. The bounties include mental and spiritual gifts as well as wealth and material gifts. 295 Cf. 2:123 and 2:48 .  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
يَٓا اَيُّهَا
ey
الَّذ۪ينَ
o kim- seler ki
اٰمَنُٓوا
iman ettiler
اَنْفِقُوا
infak edin
مِمَّا
o şey- den ki
رَزَقْنَاكُمْ
sizi rızıklandırdık
مِنْ قَبْلِ
önce
اَنْ يَاْتِيَ
gelmesinden
يَوْمٌ
bir gü- nün ki
لَا بَيْعٌ
bir alışve- riş yoktur
ف۪يهِ
içinde
وَلَا خُلَّةٌ
ve bir dostluk yoktur
وَلَا شَفَاعَةٌۜ
ve bir şefâat yoktur
وَالْكَافِرُونَ
ve kâfirler
هُمُ
onlar- dır
الظَّالِمُونَ
zalimler
Ey iman (ettiğini iddia) edenler! Kendisinde ne alışveriş ne dostluk ne de (Allah'ın izni olmadıkça) bir şefâat bulunan bir gün (olan kıyamet günü) gelmeden önce size rızık olarak verdiklerimizden (Allah yolunda) infak edin. Kâfirlere gelince, onlar (kendi nefislerine) zulmedenlerdir.
يَا
Nida edatı
يَا
Ey!
اَيُّهَا
Edat
اَيُّهَا
Ey! (Bir hitap biçimidir)
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
ءَامَنَ
Fiil-IV
ا م ن
İman etti, inandı, emin kıldı
اَنْفَقَ
Fiil-IV
ن ف ق
İnfak etti, harcadı, nafaka verdi
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
رَزَقَ
Fiil-I
ر ز ق
Rızıklandırdı, rızık verdi, yedirdi
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
قَبْل
İsim
ق ب ل
Önce, öteden beri
اَن
Edat
اَن
Ki, diye, iken, ötürü, -mek, -mak
اَتَى
Fiil-I
ا ت ي
Geldi, getirdi
يَوْم
İsim
ي و م
Gün, gündüz
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
بَيْع
İsim
ب ي ع
Satış, alışveriş
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
خُلَّة
İsim
خ ل ل
Dostluk
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
شَفَاعَةٌ
İsim
ش ف ع
Şefâat
كَافِرُون
Etken fiil
ك ف ر
Kâfirler, inkâr edenler, nankörler
هُمْ
Zamir
هُمْ
Onlar (erkekler için kullanılır)
ظَالِم
Etken fiil
ظ ل م
Zalim, zulmeden