close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Bakara Sûresi 243. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Elem tera ile-lleżîne ḣaracû min diyârihim vehum ulûfun hażera-lmevti fekâle lehumu(A)llâhu mûtû śumme ahyâhum(c) inna(A)llâhe leżû fadlin ‘alâ-nnâsi velâkinne ekśera-nnâsi lâ yeşkurûn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Görmez misin ki binlerce kişi, ölümden çekinerek yurtlarından nasıl çıktılar da sonra Allah onlara ölün dedi, sonra da diriltti onları. Şüphe yok ki Allah, insanlara karşı ihsan sahibidir ama insanların çoğu şükretmez.
İsrailoğullarından bir bölük halk, şehirlerinde çıkan taun hastalığından kaçmışlardı, buna işaret edilmektedir.  
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Şu binlerce kişi (oldukları halde cihaddan kaytarmak ve güya hayatlarını garantiye almak için), ölüm korkusuyla yurtlarından çıkıp kaçanların durumunu görmedin mi? (Ne garipti!) Oysa Allah ‘ölün’ derse ölecekler, ‘yaşayın’ derse yaşayacaklar(dı ve her şey Allah’ın takdirindeydi). Allah insanoğluna fazıl (ihsan ve ikram) sahibiydi. Fakat insanların çoğu şükretmeyip nankörlük etmektedirler.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Görmedin mi o kimseleri ki, binlerce kişi oldukları halde bir hastalık veya cihadla başlarına gelecek ölüm korkusundan dolayı memleketlerinden çıktılar da Allah onların ölmelerini istediği için onlara ölün dedi, ölmeyelim diye kaçtıkları ölüm onları yakaladı. Ve sonra da onlara umulmadık bir şekilde hayat verdi. Şüphesiz Allah insanlara karşı büyük ikram sahibidir. Fakat insanların çoğu şükretmiyorlar.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Binlerce kişi iken, ölüm korkusuyla düşmana karşı durmayıp yurtlarından çıkarak kaçanları görmüyor musun? Allah, korktuklarını daha çabuk başlarına getirmek için onlara: “Ölün" buyurarak varlıklarından eser bırakmadı. Sonra da öldürenin ve diriltenin Allah olduğunu göstermek için onları ihya ederek yaşama hakkı verdi. Allah insanlara karşı çok lütufkârdır. Fakat insanların çoğu şükretmez.
Ahmet Varol
swap_vert close
Sayıları binleri bulduğu halde ölüm korkusuyla yurtlarından çıkanları görmedin mi? Allah onlara "ölün" dedi ve sonra onları diriltti. Şüphesiz Allah, insanlara karşı lütuf sahibidir. Ancak insanların çoğu şükretmezler.
Ali Bulaç
swap_vert close
Binlerce kişinin ölüm korkusuyla yurtlarından çıktıklarını görmedin mi? Allah onlara: 'Ölün' dedi, sonra da onları diriltti. Şüphesiz Allah, insanlara karşı fazl sahibidir. Ancak insanların çoğunluğu şükretmez.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
(Ey Rasûlüm) binlerce kişi iken (vebadan) ölüm korkusu ile yurdlarından çıkanları görmedin mi ki; Allah onlara: “ölün” dedi de öldüler, sonra onlara hayat verdi. Şüphesiz ki Allah insanlara ihsan ve rahmet sahibidir, fakat insanların çoğu şükretmez.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Görmedin mi? O kimseleri ki binlerce kişi oldukları halde, ölüm korkusundan memleketlerinden çıktılar. Allah, onlara “ölün” dedi. Sonra onları diriltti. Şüphesiz Allah, insanlara karşı büyük ikram sahibidir. Fakat insanların çoğu şükretmiyorlar.
[Buradaki ölüm ve hayat, hakiki manalarında olabileceği gibi, toplumsal ölüm ve dirilme manasına da gelebilir.]  
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Sen ölüm korkusuyla yurtlarını terk eden binlerce kişiyi görmedin mi? Ki bu durumda Allah onlara “ölün” demişti ve sonra da onları hayata döndürmüştü. Unutmayın ki Allah, insanoğluna karşı lütufta sınırsızdır, ancak insanların çoğu nankördür.
Besim Atalay
swap_vert close
Görmedin mi, binlerce kişi, ölüm korkusundan, yurtlarını bırakarak çıkmıştı, imdi Allah onlara: «Ölün!» dedi, sonra diriltti onları; Allah insanlara iyilik sahibi, insanların pek çokları şükretmezler
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
(Ey Resûl!) Ölüm korkusuyla (veba salgınından dolayı ya da cihattan kaytarmak için) binlercesinin yurtlarından çıkıp gittiğini görmedin mi? Allah onlara önce “Ölün!” dedi. (Onlar da ölüm moduna girdiler ve kısa bir müddet) sonra (ibret olsun diye Allah) onları hayata yeniden döndürdü. Şüphesiz ki Allah, insanlara karşı lütufkârdır. Lakin insanların çoğu şükretmez.
Âyette kastedilen insanların kimlikleri ve nerede yaşadıkları konusunda açık bir işarete rastlanmamıştır. Bazı yorumcular, İsrailoğullarının ölüm korkusuyla Mısır’ı terk ederken, Sina Çölü’nde birçok çile çektiklerini, orada on binlerce insanın öldüğünü ve bazılarının ölmek üzere iken hayata yeniden döndüğünü hatırlatarak, insanlara bir mesaj verildiği yönünde kanaat belirtmektedir.   
Cemil Said
swap_vert close
Ölümden korkduklarından dolayı bir kaç bin kişinin memleketlerinden çıkdıklarına dikkat itdin mi, Allâh ânlara ölünüz didi sonra anları tekrâr diriltdi. Çünki Allâh insânlara karşu rahîmdir lâkin ekserisi ni’mete şükrân itmezler.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Binlerce kişinin memleketlerinden ölüm korkusuyla çıktıklarını görmedin mi? Allah onlara "Ölün" dedi. Sonra onları diriltti. Allah insanlara bol nimet verir, fakat insanların çoğu şükretmezler.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Binlerce kişi oldukları hâlde, ölüm korkusuyla yurtlarını terk edenleri görmedin mi? Allah, onlara “ölün” dedi, sonra da onları diriltti. Şüphesiz Allah, insanlara karşı lütuf ve ikram sahibidir. Ama insanların çoğu şükretmezler.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Sayıca binleri buldukları halde ölüm korkusuyla yurtlarından çıkanları görmedin mi? Bunun üzerine Allah onlara “ölün!” dedi. Sonra kendilerine hayat verdi. Şüphesiz Allah’ın insanlar üzerinde büyük lütufları vardır ama insanların çoğu şükretmezler.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Binlerce oldukları halde, ölüm korkusundan dolayı yurtlarından çıkıp gidenleri görmedin mi? Allah onlara «Ölün!» dedi (öldüler). Sonra onları diriltti. Şüphesiz Allah insanlara karşı lütufkârdır. Lâkin insanların çoğu şükretmez.
 Rivayetlere göre Vâsıt yakınlarındaki Daverdan’da bulaşıcı bir hastalık zuhur etmiş, kasaba halkı oradan kaçmışlar, Allah onları öldürmüş, sonra da ibret için diriltmişti. Bu kıssa Peygamberimize «Görmedin mi?» şeklinde ifade edilmiştir, halbuki Peygamberimiz onları görmemiş yani o devirde yaşamamıştır. Gerek diğer semâvî kitaplarla, gerekse Kur’an-ı Kerim’le bu nevi haberler Hz. Peygamber’e bildirilmiş olduğundan, Kur’an-ı Kerim bu bilgiye, Arapların ifade üslubuna uygun olarak «Görmedin mi?» şeklinde dikkat çekmiştir.  
Edip Yüksel
swap_vert close
Sayıları binlerce olduğu halde ölüm korkusuyla yurtlarını terkedenler dikkatini çekti mi? ALLAH onlara "Ölün," dedi de sonra onları diriltti. ALLAH insanlara lütuf sahibidir; ancak insanların çoğu şükretmez.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Görmedin mi o kimseleri ki kendileri binlerce kişi iken ölüm korkusuyla yurtlarından çıktılar. Allah da kendilerine "ölün!" dedi, sonra da onlara bir hayat verdi. Şüphesiz ki Allah, insanlara karşı bir lütuf sahibidir. Fakat insanların pek çokları şükretmezler.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Bakmaz mısın o kimseler ki? binlerce kişi iken ölüm korkusiyle diyarlarından çıkdılar, Allah da kendilerine «ölün» dedi, Sonra da onlara bir hayat verdi, her halde Allah insanlara kar, bir adıl sahibi ve lâkin insanların pek çokları şükretmiyorlar
Emrah Demiryent
swap_vert close
Binlerce kişi oldukları hâlde (düşmana karşı durmayıp) ölüm korkusuyla yurtlarından çıkarak kaçanları *görmedin mi? *Allah onlara, “Ölün!” buyurdu (hemen öldüler ve bir süre ölü olarak, öylece kaldılar). Sonra (Allah) onları (tekrar) diriltti. Şüphesiz ki Allah, insanlara karşı lütuf ve ikram sahibidir. Fakat insanların çoğu şükretmez.
* “Görmedin mi?”; Bu ifade, Hz. Peygamberin [sallallahu aleyhi vesellem] kendisinin görüp bilmediği bir haberi vahiy yoluyla aldığına delâlet ederken, âyet-i kerîmeyi dinleyen/okuyan muhatap, dikkatleri çekici böyle bir üslûp ile mesajı dinlemeye/anlamaya yönlendirilmiş de olur. * “Allah onlara, ‘Ölün!’ buyurdu”; Allah Teâlâ’nın tekvîn sıfatı, âyet-i kerîmede, “ölün” emri ile ifade edilmiştir.  
Erhan Aktaş
swap_vert close
Binlerce kişi oldukları halde, ölüm korkusuyla yurtlarından çıkanları görmedin mi? Allah onlara “Ölün.” dedi; sonra, onlara hayat verdi. Allah, insanlara karşı lütuf sahibidir. Ancak insanların çoğu şükretmezler.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
(Habîbim, sayıları) binlerce olduğu halde ölüm korkusiyle yurdlarından (bırakıb) çıkanları gör (müş gibi bil) medin mi? Allah onlara «Ölün!» dedi, sonra da kendilerini diriltdi. Her halde Allah insanlara karşı fazl (-ü ınayet) saahibidir. Fakat insanların pek çoğu şükretmezler.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Kendileri binlerce oldukları hâlde, ölüm korkusuyla yurtlarından çıkanları görmedin mi? Bunun üzerine Allah onlara: “Ölün!” (diye) buyurdu, sonra da onları diriltti.(2) Şübhesiz ki Allah, insanlara karşı gerçekten büyük ihsan sâhibidir, fakat insanların çoğu şükretmezler.
(2)Rivâyet edildi ki, Irak’ta Vâsıt taraflarında vebâ çıkmış ve ahâli ölümden kurtulmak için firâr etmiş, fakat hepsi de telef olmuşlardı. Sayıları kırk bini aşkın olan bu insanları ölümden kaçmanın mümkün olmadığına bir ibret olmak üzere öldüren Allah, onları tekrar diriltip hayâta mazhar etmişti. (Nesefî, c. 1, 222)  
İhsan Aktaş
swap_vert close
Bakmadın mı o kimselere (durumlarını gözden geçirip düşünmedin mi) ki, binlerce kişi oldukları hâlde, ölüm korkusuyla (saldırgan düşmana karşı durmayıp) öz yurtlarını terk etmişlerdi. İşte (bu ölüm korkusu nedeniyle düşmana karşı kendilerini savunmadıkları için) Allah’da onlara (manen) ’Ölün, (toplumsal çökmeye mahkûm olun, maddi ve manevi yönden çökün) ’dedi, sonra da onları (toplumsal maddi ve manevi yönden) diriltti. Şüphesiz Allah, insanlara karşı sınırsız lütuf sahibidir; ama insanların çoğu (nankör olup) şükretmez.*
(*) Rüyet, «bakmak, bilmek ve düşünmek» gibi anlamlara da gelir. Ayrıca muhatap görmediği halde hem bu olayı duyduğu, onun haberi ona ulaştığı, hem de onun nazar-ı dikkatini celp için böyle hitap olunmuştur. Sûrenin ana konularından biri de indiği dönemin şartlarına uygun olarak müslümanları, varlıklarını ve değerlerini korumak için saldırganlara karşı savunma savaşına hazırlamak ve teşvik etmektir. Bu âyette değinilen bir kıssa veya temsilden sonra müteakip âyette yine “Allah yolunda (saldırganlara karşı meşru müdafaa hakkınızı kullanarak) savaşın” emrinin gelmesi, daha sonra İsrâiloğulları’nın savunma savaşı karşısındaki tutumlarının anlatılması da bunu göstermektedir. Hangi zamanda hangi peygamberin devrinde ve nerede olduğunu bildirmeden yüce Allah “sayıca binleri buldukları halde hem kendilerini hem de yurtlarını savunmak yerine ölüm korkusuyla yurtlarını terkeden, fakat yine de kendilerini ölümle burun buruna getiren felâketlerle ve toplumsal çöküşlerle karşılaşmaktan kurtulamadılar. Ama daha sonra Allah’ın lutfuyla yeniden eski hayatına dönen, o kötü durumdan kurtulan ve yaptıklarının yanlış olduğu kendilerine, onların şahsında da bütün insanlığa ve özellikle müslümanlara bildirilen bir topluluğun başından geçenleri” özetliyor. Bunun bir temsil olduğunu söyleyen tefsirciler yanında tarihî bir vâkıa olduğunu, hatta –Eski Ahid’in Hezekiel bölümünde (37) anlatılan bu peygambere ait bir rüyaya atıf yaparak– onun kastedildiğini ileri sürenler de olmuştur. Müfessir İbn Aşür, Muhammed Ebu Zehre, Muhammed Abduh, Tefsiru-l Meraği, Teysiru’t – tefsir, Eyseru’t- Tefasir ve Tefsir’u-l Menar sahibi gibi âlimler burada geçen‘’ölümü’’mecazen’’ölüme yaklaşmak, ölümle burun buruna getiren toplumsal felaket ve toplumsal çöküşlerle karşılaşmak ve düşmana karşı yenilgi, diriltmeği de bu tür kötü durumlardan tekrar kurtulmak manasına anlamışlardır. Bizce de doğru olan budur. ألم تنظر"، ومثل هذا إنما يقال عن أعجوبة.( تأويلات أهل السنة). والأظهر أنهم قوم فروا من عدوهم ، مع كثرتهم ، وأخلوا له الديار ، فوقعت لهم في طريقهم مصائب أشرفوا بها على الهلاك ، ثم نجوا ، أو أوبئة وأمراض ، كانت أعراضها تشبه أعراض الموت ، مثل داء السكت ثم برئوا منها : فهم في حالهم تلك مثل قول الراجز(التحرير والتنوير) ولقد جاء من بعد أولئك المفسرين السابقين الأستاذ الشيخ محمد عبده ، فرأى أن الموت معنوي ، والحياة حسية ، فرأى رضي الله عنه أن الموت هو موت الأمم ، والحياة هي حياتها ، وموت الأمم بتفرق كلمتها وذهاب وحدتها ، وضرب الذلة عليها ; وأن حياتها هي اجتماع كلمتها ، ونيل عزتها ، وتولي أمرها بنفسها ، وخروجها من ديارها أن يتحكم فيها عدوها ، فإنها تكون غريبة في أرضها ما دام لا أمر لها فيها ، وقد ضربت عليهم الذلة والمسكنة ، ولنترك الكلمة له كما رواها تلميذه السيد رشيد رضا رحمه الله تعالىص: 862 ] وبعد هذا العرض الذي سقناه بيانا لآراء العلماء أجد في نفسي ميلا لأن أعتبر الحياة التي منحهم الله سبحانه وتعالى ليست تلك الحياة المادية في الدنيا بإعادة الروح إلى العظام واللحم ; وإن كان ذلك في قدرة الله سبحانه وتعالى ; ولو كانت الآية في مقام إثبات البعث والنشور لقررنا ذلك وقلنا إن الآية لا تحتمل سواه (( زهرة التفاسير)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Sen yurtlarından, ölüm korkusuyla çıkan binlerce kişiyi görmedin mi? Allah onlara “Ölün” dedi, sonra onları diriltti. Allah insanlar üzerine bol lütuf sahibidir. Fakat insanların çoğu şükretmiyor.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Bilmez misin onlar binlerce kişi idiler de yine de ölüm korkusuyla yurtlarını bırakıp kaçtılar. İşte Allah onlara « ölün» buyurdu. Sonra da onları diriltti. Çünkü Allah’ın insanlara karşı olan iyiliği büyüktür. Yine de insanların pek çoğu şükretmezler.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Ölümden sakınarak binlerce kişinin yurtlarından çıktıklarını görmedin mi [¹¹]? Allah Onlara «ölün!» dedi, sonra da onları diriltti. Çünkü Allah insanlara karşı büyük bir inayet sahibidir. Lâkin onların çoğu şükretmezler [¹²].
[11] Rüyet, «bilmek» tir. Maamafih «görmek» mânâsına da gelebilir. Muhatap görmediği halde onun nazar-ı dikkatini celp için böyle hitap olunmuştur.[12] Âyet-i Kerime taundan veya katilden kurtulmak fikriyle terk-i diyar eden bir kaç bin kişi hakkındadır. Bununla cihada teşçi kastolunmuştur. Diğer bir kayle göre Nazm-i Celîldeki ülûften maksat adedi beyan değildir, belki kalpleri itilâf etmiş birbirine uygun bir yerde toplanmış oldukları halde çıkanlar demektir. Onların Peygamberleri Zülkifl veya Hazkil Aleyhisselâmdır.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Sen, ölüm korkusuyla yurtlarını terk eden binlerce kişiyi görmedin mi?¹⁵³ Allah onlara: “Ölünüz” demişti, sonra da onlara hayat verdi.¹⁵⁴ Muhakkak ki Allah insanlara karşı lütuf sahibidir. Fakat insanların pek çoğu şükretmezler.
153 “Onları temsili olarak göz önüne getirebilir misin?” “Bunlara ne dersin?” anlamındadır. 154 Buradaki “Ölünüz” tabiri, mücadeleye devam ediniz, bırakmayınız demektir. “Onlara hayat verdi” ifadesi de “Bir gerçeği temsili olarak ifade etmektedir. Ölüm korkusuyla kendilerini, inanç ve değerlerini savunamayan milletlerin yok olacaklarını anlatmaktadır. Tekrar diriltilmeleri ise kaybettikleri maddi-manevi varlıklarına, değerlerine sahip çıktıkları takdirde, yeniden saygınlık ve itibarlarına kavuşabileceklerini ifade etmektedir.” (Bkz. A. Şener, C. Sofuoğlu, M. Yıldırım; Yüce Kur’an)  
Kadri Çelik
swap_vert close
Binlerce kişinin evlerinden ölüm korkusuyla çıktıklarını görmedin mi? Allah onlara “Ölün” dedi. Sonra onları diriltti. Allah insanlara bol nimet verir, fakat insanların çoğu şükretmezler.
(İsrail oğulları arasında veba salgını baş göstermişti. Bunlar ölüm korkusuyla evlerinden çıkıp kaçmaya başladılar. Bir mil gider gitmez Allah onları öldürdü. Kemikleri çürüdüğünde Allah, Hazkil’i gönderdi, Allah böylece onları ölümden sonra tekrar hayata kavuşturdu. Dolayısıyla taun ve veba gibi salgınlarda herkes bulunduğu yerden kaçmaya kalkışmamalı, savaş gerektiği zaman da korkup vatanlarından kaçmamalıdır. Ölüm korkusuyla vatanlarını müdafaa etmekten ve Allah’ın emrini yerine getirmekten kaçınarak, sürü sürü yurtlarını terk eden kavimlerin, çok geçmeyip mahvoldukları, perişan oldukları hakkında insanlık tarihi örneklerle doludur. Burada Allah, bütün bunları hatırlatırken Allah’ın hükmünden kaçıp kurtulmanın imkânı bulunmadığını ve böyle yapanların, korktuklarına daha çabuk ve daha feci bir şekilde uğrayacaklarını ve hatta Allah’ın, dileyince hükmünü yerine getirmek için ölüleri bile dirilteceğini ve dolayısıyla, ölmekle kurtulacaklarını zannedenlerin de kurtulamayacaklarını anlatmış, kısaca Allah’ın hükmünden kurtulmak için, ne ölümden kaçmanın, ne de ölüme koşmanın akıl işi olmadığını bildirmiştir.)  
Mahmut Kısa
swap_vert close
Baksana şu, binlerce kişi oldukları hâlde, ölüm korkusuyla yurtlarını terk eden geçmişteki Yahudilere! Bu yüzden Allah, hayatın ve ölümün yalnızca Kendi elinde olduğunu, dolayısıyla, ölüm korkusuyla görevi terk edenlerin, korktuklarından çok daha büyük felâketlerle yüz yüze geleceklerini göstermek üzere, onlara “Ölün!” dedi, ölümlerinden sonra da onları yeniden diriltti. Doğrusu Allah, insanlara karşı sonsuz lütuf sahibidir; ne var ki, insanların çoğu, bunca nimetleri kendilerine bahşeden Rablerine gereğince şükretmezler.O hâlde ey inananlar, belâlara uğrayıp darmadağın olmak istemiyorsanız ölümden korkmayın, aksine;
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Onlar binlerce olduğu halde, Ölüm kaygısıyla yurtlarından çıkmış olanlara bakıp görmedin mi? Allah onlara: “Ölün!” dedi. Sonra onları diriltti. Allah, İnsanlar’a lütuf sahibidir; ama İnsanlar’ın en çoğu şükretmez.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Resulüm! Ölüm korkusuyla ülkelerinden tümen tümen çıkanların halini görüyor musun? Halbuki Allah onlar için önce ölüm emri vermiş; ardından da hayatlarını bağışlamıştı. Allah insanlara çok değer veriyor, ama çokları teşekkür bile etmiyorlar.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Binlerce kişi oldukları halde, ölüm korkusuyla yurtlarını terk edenleri görmedin mi? Onlara haydi ölün bakalım madem bu kadar korkuyorsunuz dedik. Onlar korkularından ne yapacaklarını bilemediler. Olduğu yere yıkılıp kaldılar. Korkularından bayılmışlardı ama öldük zannediyorlardı. Sonra onların akıllarını başlarına getirmek için ayılttık. Şüphesiz Allah insanlara karşı lütuf ve ikram sahibidir. Ama insanların çoğu şükretmez.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Binlerce (kişi) oldukları hâlde, ölüm korkusuyla yurtlarından çıkıp gidenleri [*] görmedin mi? [*] Allah onlara “(manevi olarak) [*] ölün!” demişti; sonra da onları (manevi olarak) diriltmişti. Şüphesiz ki Allah insanlara karşı lütufkârdır. Fakat insanların çoğu şükretmez.
Yüce Allah ayette anlatılan olayda yer alan kişiler hakkında bilgi vermemekte, sadece ölüm korkusuyla yurtlarını terk ettiklerini belirtmektedir. Tefsirlerimizde bunların kim olduklarıyla ilgili çeşitli isimler ve anlaşılması oldukça zor olaylar nakledilmektedir. Yüce Allah kalabalık bir grubun ölüm korkusuyla yurtlarını terk edip gittiklerini, ancak başlarına ibretlik sıkıntılar geldiğini ifade ederken, onların bu durumunun düşünülmesini öncelikle Hz. Muhammed’den ve diğer muhataplardan istemektedir. Onların adeta ölüp ölüp dirildiklerini ifade bağlamında devam eden cümlede bilgi verilmekte ve sonucunda dirilme yaşandığı için bunun ilahi bir lütuf olduğuna dikkat çekilmektedir Kur’an’da bu şekilde geçen ifadelerde ilk muhatap, her ne kadar Hz. Muhammed ise de kastedilen bütün insanlardır Bilinen anlamda ölüp tekrar diriltilmek reenkarnasyona kapı aralayacağı için ayetin tercüme ettiğimiz şekilde anlaşılması gerekmektedir.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Binlerce kişilik kalabalıklar halinde ölüm korkusu ile yurtlarından kaçan ve Allah’ın kendilerine “ölün” dediği ve arkasından da (kendilerine Peygamberler göndererek) yeniden dirilttiği (nice toplumların ol-duğunu) bilmiyor musun?¹ Şüphesiz Allah, insanlara karşı elbette lütuf sahibidir, fakat insanların pek çoğu, Ona şükretmezler.
1 Bu toplumla ilgili pek çok rivâyet olmasına rağmen bunlara, sağlam kaynaklara dayanmamaları sebebiyle itibar edilmemiştir. Yukarıdaki tercüme de olay genelleştirilerek yapılmıştır. En doğrusunu ise Allah bilir.  
Muhammed Esed
swap_vert close
SEN, ÖLÜM korkusuyla yurtlarını terk eden binlerce kişiyi görmedin mi? Ki bu durumda Allah onlara “Ölün!” diye seslenmiş ve sonra da onları hayata geri döndürmüştü. ²³² Unutmayın ki Allah, insanoğluna karşı lütfunda sınırsızdır, ancak insanların çoğu nankördür.
232 Evlilik hayatı ile ilgili emirlerin noktalanmasından sonra Kur’an, burada, düşmanca bir saldırıdan dolayı “ölüm korkusuyla yurtlarını terk etmiş olan” insanlara işarette bulunmak suretiyle haklı bir dâvâ uğrunda savaş meselesine dönmektedir. İmdi, ne Kur’an ne de hiçbir sahih Hadis, bu ayette kasdedilen insanların kim olabilecekleri konusunda hiçbir işaret vermemişlerdir. Bazı müfessirler tarafından yapılan “tarihsel” açıklamalar ise çok çelişkilidir; onlar, o zaman revaçta olan Talmud hikayelerinden alınmış gibidirler ve bu bağlamda hiçbir gerekçe ile kullanılamazlar. Bu nedenle, Muhammed Abduh’un Menâr II, 455 ve devamında yaptığı gibi, yukarıdaki işaretin, daha sonra gelen, müminlere Allah yolunda canlarını vermeye hazır olmaları çağrısı ile mecazî olarak ilgili olduğunu varsayabiliriz: Fiziksel ölüm korkusunun milletlerin ve toplumların ahlaken ölümlerine yol açacağı ve aynı şekilde, onların yeniden doğuşlarının (yahut, “hayata geri dönüşlerinin”) ölüm korkusunu yenerek ahlakî konumlarını yeniden kazanmalarına bağlı olduğu gerçeğinin bir tasviri. Bu, 246-251. ayetlerde vecîz bir tarzda anlatılan Câlût, Tâlût ve Dâvûd kıssalarının da özüdür.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Binlerce kişi iken ölüm korkusuyla yurtlarından çıkanları görmedin mi? Allah onlara önce “Ölün!” dedi; sonra da onları tekrar diriltti. Şüphesiz Allah, insanlara karşı büyük lütuf/ikram sahibidir ama insanların çoğu şükretmezler. 3/166...175, 33/39
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
SAYILARI binlerce olduğu hâlde, ölüm korkusuyla yurtlarını terk edenleri gözünde canlandırabilir misin!?[⁴⁵²] Allah onlara önce “Ölün!” demiş, peşinden onları hayata döndürmüştü.[⁴⁵³] Hiç şüphesiz Allah insanlara karşı sınırsız lütuf sahibidir, fakat insanların çoğu şükretmezler.[⁴⁵⁴]
[452] Zımnen: Ölümden kaçmak suçluluk alametidir. Elemtera ibaresi, sorudan çok ibret ve hayret vurgusu taşır. Menâr sahibi bu âyetin tefsirinde şöyle der: “Ben de diyorum ki: “Bu tabirle elemtera ile başlayan kıssaların ille de yaşanmış olması şart değildir. Aksine bu kıssalar temsilî de olabilir. Kıssaya böyle girilmesinden maksat, sanki gözlerle müşahede edilen ve kesin bilinen bir gerçeklik gibi tasavvur etmemiz istendiği içindir.” Bu temsil “korkunun ecele faydası yoktur” atasözünü hatırlatır. Esasen bu âyette anılanların ölüm karşısındaki yerilen tavırlarının tam tersini, “(fakat) Allah’a kavuşacaklarına kesin olarak inananlar” (249) denilen kimselerin tavırları temsil eder. [453] Buradaki “ölün” ve “hayata döndürmüştü” ifadeleri, bu sûrenin “af dileyin ve böylece içinizdeki kötülükleri öldürün” âyeti ışığında anlaşılmalıdır (2:54 ve not 96). [454] Kur’an’da “insanların çoğu” formu tam on yedi yerde sadece üç şekilde gelir: “İnsanların çoğu bilmezler”, “insanların çoğu şükretmezler”, “insanların çoğu iman etmezler”. Bu üç durum da aslında birbirinin sebep ve sonucudur. Bu ifade, şuursuz kitlelerin tarihin öznesi değil nesnesi olduğu gerçeğini ifade eder. Kur’an onların karşısına ulu’l-elbabı (derin kavrayış/aktif akıl sahipleri) yerleştirir. Bu âyet şu hakikati ifade eder: Bir toplumun hak ve adâlet tutkusuna ölüm korkusu galip gelirse o toplum geleceğini satmış demektir. Bir toplumda hakikat aşkı ve adâlet tutkusu ölüm korkusuna galip gelmeye başladı mı, o toplum ölü bir toplumken dirilmeye ve dünya toplumları içerisinde üstün ve gıpta edilir bir konuma gelmeye başlar. Aslında 246-251. âyetlerde anlatılan Tâlût-Câlût kıssası bu gerçeğin tarihsel örneğidir.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
(Ey Muhammed) O -korkak- topluluğun haline (şaşılmaz mı) baksana.. Binlerce kişi oldukları halde (o felaketten kaçıp kurtulacaklarını sanarak) ölüm korkusuyle yurtlarından çıktılar.. Allah da kendilerine (hem ceza, hem de ibret almaları için) "Ölün” -diye- emretti, sonra da onlara -tekrar- bir hayat verdi! (ölmekten kurtulalım diye kaçtılar, fakat korktukları başlarına geldi, "öldük" dedikleri anda -akla hayale gelmez bir şekilde- tekrar hayat buldular. Böylece Rablerinin takdirinden kaçamayacaklarını ve O'nun rahmet ve yardımından umud kesmenin doğru olmadığını idrak etmiş oldular.) Şüphe yok ki Allah, insanlara karşı lutufkardır. (onları türlü sıkıntılardan, hastalıklardan kurtarır, bunalan kullarına rahmetini esirgemez) Fakat insanların pek çoğu şükretmezler. (Onun emirlerine karşı gelir, hak yolunda savaşmaktan kaçarlar.. ey iman edenler, sizler böyle olmayın)
Osman Fırat
swap_vert close
Binlerce kişi oldukları hâlde, ölüm korkusuyla yurtlarından çıkanları görmedin mi? Allah, onlara "ölün" dedi, sonra da onları diriltti. Şüphesiz Allah, insanlara karşı lütuf ve ikram sahibidir. Ama insanların çoğu şükretmezler.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Görmedin mi o kimseleri ki, onlar binlerce kişi oldukları halde ölümden sakınarak yurtlarından çıktılar. Allah Teâlâ ise onlara, «Ölünüz!» diye emretti. Sonra da onları diriltti. Şüphe yok ki, Allah Teâlâ nâs hakkında fazl sahibidir. Fakat nâsın pek çokları şükretmezler.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Baksana, sayıları binlerce olmasına rağmen ölüm korkusuyla diyarlarını terkedip çıkan kimselere! Allah onlara: “Ölün! ” dedi sonra onları diriltti. Doğrusu Allah insanlara lütûfkârdır, fakat insanların çoğu şükretmezler.
Bunlar hakkında kesin olmayan rivayetler vardır. Mühim olan şudur: Burada Cenab-ı Allah, bütün bunları hatırlatırken ölümden, Allah’ın hükmü olan vazifeden kaçıp kurtulmanın mümkün olmadığını ve böyle yapanların, korktuklarına daha çabuk ve daha fecî bir şekilde uğrayacaklarını, hülasa Allah’ın hükmünden kurtulmak için ne ölümden kaçmanın, ne de ölüme koşmanın akıl işi olmadığını bildirmek istemiştir.  
Süleyman Ateş
swap_vert close
Şu, binlerce kişi iken ölüm korkusuyla yurtlarından çıkanları görmedin mi? Allah onlara, "Ölün!" demişti de sonra kendilerini diriltmişti. Şüphesiz Allah, insanlara karşı ikram sahibidir. Ama insanların çoğu şükretmezler.
Müfessirlere göre İsrâîl Oğullarının kasabasında vebâ çıkmış, binlerce kişi vebâdan korkup kaçmışlar. Allah da onları öldürüp, sonra ibret almaları için yeniden diriltmiştir. Ferîd Vecdî'ye göre âyetin şöyle bir felsefî anlam taşıması da olasıdır: Onlar öyle bir korkuya kapıldılar ki ölmemek için çalışmayı dahi bıraktılar, kasabalarını verimsizleştirdiler. Böylece gerilediler, âdetâ ölmüş gibi uyuşuk insanlar oluverdiler. Daha sonra Allah onların içlerine çalışma şevki verdi. Böylece sosyal bir canlılığa kavuştular. Ölümden kaçmanın, aslında ölmenin tâ kendisi olduğunu gösterdi, yok olmaktan kurtulmak için silkinip çalışmayı ve savaşmayı emretti (el-Mushafu'l-Mufesser, s. 50)  
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Şunları görmedin mi ki [²] ölümden korkarak binlerce oldukları halde diyârlarından çıkdılar. Onlara Cenâb-ı Hak "Ölüniz" didi sonra yeniden diriltdi. Allâh Te'âlâ insânlara fazl ve ihsân sâhibidir. Lâkin ekser nâs buna şükür itmezler.[³]
[2] "Filanı gördün mi neler yapdı" dinildiği gibi muhâtabın görmediği halde nazar-ı dikkati celb içün buyurulmuşdur. [3] Benî İsrâîl'den bir kavim hükümdârları tarafından muhârebeye götürülmek istenildiği zamân "Gideceğimiz yerde vebâ varmış, gider isek ölürüz" diye imtinâ' iylediklerinden Cenâb-ı Hak onların memleketine vebâ gönderdi. Cümlesi ölümden korkarak memleketden hârice kaçdılar. Bir vâdîye gitdiler. Orada onların cümlesi öldi, sonra Hazkîl 'aleyhisselâmın du'âsı ile yeniden dirildiler. Bu mevt asıl mevt olmayub bir derîn baygınlık idi. Allâh Te'âlâ bunları bu sûretle terbiye itmek murâd buyurdı.  
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Ölüm korkusuyla yurtlarından çıkmış binlerce kişiyi gözünde canlandırmadın mı? Allah onlara: “Ölün!” demiş sonra tekrar diriltmişti. İnsanlara ikramda bulunan Allah’tır. Ama insanların çoğu O’na karşı görevini yerine getirmez.
Şaban Piriş
swap_vert close
Binlerce kişi iken ölüm korkusuyla yurtlarından çıkanları görmedin mi? Allah onlara “ölün” dedi, sonra da onları tekrar diriltti.Şüphesiz Allah insanlara karşı ikram sahibidir. Ama insanların çoğu şükretmezler.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Görmedin mi o kimseleri ki, binlerce kişi oldukları halde, ölüm korkusuyla yurtlarını terk etmişlerdi. Allah onlara “Ölün!” dedi, sonra da onları tekrar diriltti. Gerçek şu ki, insanlar üzerinde Allah'ın pek büyük lütuf ve nimeti vardır; lâkin çoğu insanlar şükretmezler.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Ölüm korkusuyla binlerce kişi halinde yurtlarından çıkanları görmedin mi? Allah onlara "Ölün!" dedi de sonra onları diriltti. Şu bir gerçek ki Allah, insanlara karşı çok lütufkârdır. Fakat insanların çokları şükretmezler.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
baķduñ mı ya'nį bildüñ mi, anlaruñ dapa kim çıķdılar illerinden, anlar biñler iken; ölümden śaķınur? pes eyitti anlara Tañrı: “ölüñ!” andan, diriltdi anları. bayıķ Tañrı, eylük issidür ādemįler üzere; velįkin ādemįlerüñ eyregi; şükr eylemezler.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Görmez misin, bilmez misin ol kimesneleri kim çıḳdılar ellerinden anlar niçebiñler‐iken ölüm ḳorḳusından. Tañrı Ta‘ālā eyitdi anlara ölüñüz, barçasıöldiler andan ṣoñra Tañrı diril[t]di anları. Tañrı Ta‘ālānuñ fażlı keremi çoḳdur ḫalḳ üstine. Līkin çoḳ kişiler şükr eylemezler.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
(Ya Rəsulum!) Minlərlə adamın (taundan) ölüm qorxusu ilə öz yurdlarını tərk edib getdiklərini görmədinmi? Allah onlara: “Ölün!” – dedi və sonra da (yenidən) diriltdi. Həqiqətən, Allah insanlara lütf edəndir, lakin insanların bir çoxu şükür etməzlər!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Bethink thee (O Muhammad) of those of old, who went forth from their habitations in their thousands, fearing death, and Allah said unto them: Die, and then He brought them back to life. Lo! Allah is a Lord of Kindness to mankind, but most of mankind give not thanks.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Didst thou not Turn by vision to those who abandoned their homes, though they were thousands (In number), for fear of death? Allah said to them: "Die": Then He restored them to life.(274) For Allah is full of bounty to mankind, but Most of them are ungrateful.
274 We now return to the subject of Jihad, which we left at 2:214-216. We are to be under no illusion about it. If we are not prepared to fight for our faith, with our lives and all our resources, both our lives and our resources will be wiped out by our enemies. As to life, Allah gave it, and a coward is not likely to save it. It has happened again and again in history that men who tamely submitted to be driven from their homes although they were more numerous than their enemies, had the sentence of death pronounced on them for their cowardice, and they deserved it. But Allah gives further and further chances in His mercy. This is a lesson to every generation. The Commentators differ as to the exact episode referred to, but the wording is perfectly general, and so is the lesson to be learnt from it.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
اَلَمْ تَرَ
görmedin mi
اِلَى الَّذ۪ينَ
o kimseleri ki
خَرَجُوا
çıktılar
مِنْ دِيَارِهِمْ
yurtlarından
وَهُمْ
kendileri iken
اُلُوفٌ
binlerce
حَذَرَ
korku- suyla
الْمَوْتِۖ
ölüm
فَقَالَ
ve buyurdu
لَهُمُ
onlara
اللّٰهُ
Allah
مُوتُوا
ölün
ثُمَّ
sonra
اَحْيَاهُمْۜ
onları diriltti
اِنَّ
muhak- kak
اللّٰهَ
Allah
لَذُو
gerçekten sahibidir
فَضْلٍ
lütuf
عَلَى النَّاسِ
insanlara karşı
وَلٰكِنَّ
fakat
اَكْثَرَ
çoğu
النَّاسِ
insanların
لَا يَشْكُرُونَ
şükretmezler
(Resulüm!) Binlerce oldukları hâlde ölüm korkusuyla yurtlarından çıkanları görmedin mi? Allah onlara "ölün!" buyurdu (onlar da öldüler). Sonra (Allah) onları (yeniden) diriltti. Muhakkak ki Allah, insanlara karşı lütuf (ve ikram) sahibidir; fakat insanların çoğu şükretmezler.
لَم
Olumsuzluk eki
لَم
-Me, -ma (olumsuzluk eki)
رَاَى
Fiil-I
ر ا ي
Gördü, anladı, bildi, düşündü
اِلٰى
Edat
اِلٰى
-e kadar, -a kadar, -e, -a
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
خَرَجَ
Fiil-I
خ ر ج
Çıktı
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
دَارٌ
İsim
د و ر
Yurt, ev
هُمْ
Zamir
هُمْ
Onlar (erkekler için kullanılır)
اَلْف
İsim
ا ل ف
Bin (sayı, rakam olarak)
حَذَر
İsim fiil
ح ذ ر
Korku
مَوْت
İsim
م و ت
Ölüm
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
لَهُمْ
Zamir
لَهُمْ
Onlar için, onlara, onların
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
مَاتَ
Fiil-I
م و ت
Öldü
ثُمّ
Zarf
ثُمّ
Sonra
اَحْيَا
Fiil-IV
ح ي ي
Hayat verdi, diriltti, yaşattı
اِنّ
Edat
اِنّ
Şüphesiz, kesinlikle, muhakkak, elbette, gerçekten, zira, çünkü, doğrusu, daima. Cümledeki bilgiyi pekiştirmek için kullanılır.
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
ذُو
İsim
ذُو
Sahibi
فَضْل
İsim
ف ض ل
Lütuf, fazilet, kerem, üstünlük
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
نَاس
İsim
ن و س
İnsanlar
لٰكِنّ
Harf-i istidrak
لٰكِنّ
Ancak, fakat, lakin, başka, hariç
اَكْثَر
İsim
ك ث ر
Çoğu, daha çok, daha fazlası
نَاس
İsim
ن و س
İnsanlar
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
شَكَرَ
Fiil-I
ش ك ر
Şükretti