Eğer onları kendilerine temas etmeden boşar ve onlar için bir mehir belirlemiş bulunursanız, belirlediğiniz miktarın yarısını vermek gerekir. Ancak kadın kendi hakkından vazgeçer yahut nikâhı elinde bulunduran erkek mehrin tamamını bağışlarsa, o başkadır. Sizin bağışlamanız ise takvâya daha yakındır. Aranızda fazileti ihmal etmeyin.(121) Şüphesiz ki Allah sizin yaptıklarınızı görmektedir.
(121) Bu âyet, Kur’ân medeniyetinin fazilet üzerine bina edilmiş bulunduğunu gösteren en veciz örneklerden biridir. Önce tarafların hukuku net bir şekilde ortaya konmuş; sonra hak sahiplerine, kendi haklarından fedakârlık etme yolu açılmış, ama kimse buna zorlanmamıştır. Sonra da, fedakârlığın güçlü olan tarafa yakıştığı bildirilmiştir ki, Kur’ân ahlâkının can alıcı noktası burasıdır: Güç, tahakküm değil, yardım aracıdır. İnsan ilişkilerinde her ne kadar herkesin hakkı belirlenmiş ise de, iş sadece kuru bir hukuk meselesi olarak alınmamalı, bunun ötesine geçilerek, faziletli davranışlar amaçlanmalıdır. Bakara Sûresinin bundan sonraki kısımlarında, özellikle son sayfalarında, Kur’ân’ın fazilet dersleri daha da yoğunlaşacak ve son derece tatlı bir kıvam içinde kendisini ruhlara ve gönüllere yerleştirecektir.