close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Bakara Sûresi 236. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Lâ cunâha ‘aleykum in tallektumu-nnisâe mâ lem temessûhunne ev tefridû lehunne ferîda(ten)(c) vemetti’ûhunne ‘ale-lmûsi’i kaderuhu ve’ale-lmuktiri kaderuhu metâ’en bilma’rûf(i)(s) hakkan ‘ale-lmuhsinîn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Kadınları, onlara dokunmadan, yahut nikah parası kesişmeden boşadınızsa beis yok. Ama onları da faydalandırın. Gücü yeten, gücü yettiği kadar, kudreti olmayan da kendi miktarınca ve örfe uygun olarak bir şey versin. Bu, ihsan sahiplerine bir borçtur.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
(Nikâh kıydığınız halde) Kendilerine el sürmediğiniz ve mehirlerini tespit etmediğiniz kadınları ise (onunla uyuşup uzlaşamayacağınız kanaati hâsıl olunca zifaftan önce) boşamanızda (ve karşılıklı anlaşıp ayrılmanızda) sizin için bir sakınca yoktur. Bu durumda onlara (uygun miktar) maddi menfaat sağlayın; zengin olan kendi gücü, darda olan da kendi gücü oranında, ma’ruf (meşru ve örfe uygun) bir şekilde yararlandırsın. (Bu,) İyilik edenler (muhsinler) üzerine (borç olan) bir haktır.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Nikahtan sonra henüz birleşmeden ve onlar için belli bir mehir tayin etmeden kadınları boşamanızda bir günah yoktur. Ancak onları bir miktar hediye ile gönülleyin. Zengin olan da, darda olan da kendi gücü oranında örfe uygun şekilde verilecek bir hediye ile yararlandırmalı. Bu, güzel davranan herkesin üzerine bir yükümlülüktür.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Eğer hanımlarınızı zifafa girmeden, onlara dokunmadan veya onlara bir mehir takdir etmeden boşar, boşanma kararı alırsanız, bundan dolayı size mehir verme zorunluluğu yoktur, bunda günah da yoktur. Bu durumda onlara hediyeler verin. Eli geniş olan kendi durumuna göre, eli dar olan da kendi haline göre versin. Kur'ân'ın ve sünnetin hükümlerine, İslâmî kurallarla örtüşen örfe göre, münasip hediyeler vermek, iyiliği, iyi niyetleri, dinin, ahlâkın ve kamu vicdanının emirlerini, devamlı davranışlarına, ilişkilerine, görevlerine, hayatlarına yansıtan, samimiyetle ibadet eden, aktif olarak iyiliğe, iyi uygulamaya, iyileştirmeye örnek olan, işlerinde mükemmellik, dürüstlük ve başarı için dikkat harcayan, hayırlı icraatlar, kalıcı hizmetler yapan müslümanların üzerine düşen bir sorumluluktur.
Ahmet Varol
swap_vert close
Kendilerine el sürmediğiniz ve mehirlerini belirlemediğiniz kadınları boşamanızdan dolayı üzerinize bir vebal yoktur. [51] Onlara uygun şekilde bir şeyler verin. Durumu iyi olan kendi gücü oranında, darda olan da kendi gücü oranında örfe göre bir şeyler vermeli. Bu, iyilik sahiplerinin üzerine bir yükümlülüktür.
51.Yani bu şekilde boşadığınız kadınlara belirli bir mehir vermeniz gerekmez.  
Ali Bulaç
swap_vert close
Kendilerine el sürmediğiniz, mehirlerini tesbit etmediğiniz kadınları boşamanızda sizin için bir sakınca yoktur. Onları yararlandırın, zengin olan kendi gücü, darda olan da kendi gücü oranında, maruf (meşru ve örfe uygun) bir şekilde yararlandırsın. (Bu,) iyilik edenler üzerinde bir haktır.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Kendilerine dokunmadığınız yahut kendilerine bir mehir tayin etmediğiniz kadınları boşadınızsa, bunda size günah yoktur. Şu kadar var ki, onları, zengin olan kudretine göre, fakir olan da gücü yettiği kadar güzellikle faydalandırsın. Bu, ihsan edenler üzerine borç bir haktır.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Kadınlara dokunmamış (cinsel münasebete geçmemişseniz) ve onlara bir mehir tayin etmemişseniz, (mehir vermeden) onları boşamanızda size bir günah yoktur. Ancak onları faydalandırın. Zengine gücü kadar, fakire de gücü kadar, örfe uygun bir faydalanma olarak… İyilik yapan Müslümanlara bir borç olarak…
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Eğer kadınlarla cinsel ilişki kurmadan ve mehir kesmeden onları boşarsanız, bunda size bir günah yoktur. Ancak böyle durumlarda onları örfe uygun olarak faydalandırınız; imkanı geniş olan kendi gücüne, dar olan da kendi gücüne göre... Bu, güzel davrananlar üzerine bir yükümlülüktür.
Besim Atalay
swap_vert close
Bir kadına yaklaşmadan, ya da mihrini kesmeden boşarsanız size günah yoktur, zengini, yoksulu görenek üzere, halince, kadına bir meta vermeli, bu, iyilik edenler üzerine bir haktır
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
(Evlenmek için bir araya geldiğiniz fakat) kendileriyle henüz cinsel ilişkide bulunmadığınız ya da bir mehir takdir etmediğiniz kadınları (onunla uyuşup uyuşmayacağınız kanaati hasıl olunca) boşarsanız, üzerinize bir günah ve sorumluluk yoktur. Onları, zengin olan kendi gücü, darda olan da kendi imkânı oranında, maruf (meşru ve örfe uygun) bir şekilde yararlandırsın. (Bu,) iyilik eden ve erdem sahibi olan kimselere yakışan bir görevdir.
Âyette geçen “Farîza” terimi; nikâh akdinden önce evlenecek olan çiftler tarafından üzerinde anlaşmaya varılan mehri gösterir. İslam hukukunda mehir, erkeğin evlenirken kadına verdiği veya vermeyi taahhüt ettiği altın, para, mal veya menfaat taahhüdüdür. Mehir kadının mal varlığına dâhil olur ve kadın bu mehirle dilediği tasarrufta bulunabilir. Bu durumda erkeğin üzerine vacip olan mehir, kadına verilen değeri ifade eder ve kadın için sosyal bir garanti niteliği taşır.  
Cemil Said
swap_vert close
Birlikde bulunmadığınız ve nikâh akdi içün mal va’d (mihir takdîr) ve temâs iylemediğiniz bir kadını tatlîk itmekde hiç bir günâh yokdur. Âna lâzım olanı fakîr hâline göre, zengin kudretine göre ve sûret-i âdilânede ve hayır işleyenlere yakışacak bir tarzda virsün.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Kadınlara el sürmeden ve mehirlerini biçmeden onları boşarsanız size sorumluluk yoktur. Onları zengin kendi çapına, fakir kendi çapına uygun bir şekilde faydalandırın. Bu iyi davrananların şanına yakışır bir borçtur.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Kendilerine el sürmeden ya da mehir belirlemeden kadınları boşarsanız size bir günah yoktur. (Bu durumda) -eli geniş olan gücüne göre, eli dar olan da gücüne göre olmak üzere- onlara, aklın ve dinin gereklerine uygun olarak müt’a[66] verin. Bu, iyilik yapanlar üzerinde bir borçtur.
Müt’a, yararlandırmak ve yararlanılan şey demektir. Terim olarak ise mehir belirlenmeksizin kıyılan nikâhtan sonra, cinsel ilişki ve “halvet”te bulunmadan boşanan kadına, boşayan tarafından verilmesi gereken, giyim eşyası, mal, ya da bunların karşılığıdır. Müt’anın miktarını, bununla yükümlü kimsenin malî durumu belirler.  
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Kadınları boşarsanız, onlarla birleşmemiş ve mehir de belirlememiş olursanız malî bir sorumluluğunuz yoktur. Zengin gücü yettiği kadar, eli darda olan da gücü yettiği kadar olmak üzere, onlara mâkul, gönül alıcı bir şeyler verin; iyiler için bu bir borçtur.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Nikâhtan sonra henüz dokunmadan veya onlar için belli bir mehir tayin etmeden kadınları boşarsanız bunda size mehir zorunluğu yoktur. Bu durumda onlara müt'a (hediye cinsinden bir şeyler) verin. Zengin olan durumuna göre, fakir de durumuna göre vermelidir. Münasip bir müt'a vermek iyiler için bir borçtur.
Edip Yüksel
swap_vert close
Henüz dokunmadan, yahut mehirlerini biçmeden önce kadınları boşamanızda bir sakınca yok. Bu durumda ödemede bulunun. Zengin, kendi gücü oranında, yoksul da kendi gücü oranında verdikleri zarara uygun bir tazminat vermeli. Bu, güzel davrananların görevidir.
Mehir, erkeğin kadına ödemesi gereken ekonomik bir güvencedir. Evlilik anlaşmasının gerekli olan bedelidir. Kadın, evlenmekle daha büyük bir risk alır. Çocuk sahibi olup da boşanmış kadınlar genelde boşanmış erkeklerden daha çok sıkıntı çeker. Kuran, kadının ayrılma veya boşanma durumunda belli bir süre geçimini sağlayabilecek bir imkana sahip olmasini ister. Böylece, kadınlar sokakta kalma korkusuyla kocalarının işkencesine katlanmazlar. Nikahtan önce iki taraf arasında tartışılarak karara bağlanan mehrin, başlık parası ile hiç bir ilgisi yoktur. Mehir, kadının hakkıdır.  
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Eğer kadınları, kendilerine dokunmadan veya onlara bir mehir takdir etmeden boşarsanız (bunda) size bir vebal yoktur. Şu kadar ki onlara (mal verip) faydalandırın. Eli geniş olan hâline göre, eli dar olan da haline göre ve güzellikle faydalandırmalıdır. Bu, iyilik yapanlar üzerine bir borçtur.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Eğer kadınları kendilerine el sürmeden veyahud bir mehir kesmeden boşadınızsa olmaz değil şu kadar ki onları müstefid edin, eli geniş olan kaderince, eli dar olan da kaderince ve güzellikle bir müt'a verin, bu, muhsinler üzerine borc bir haktır
Emrah Demiryent
swap_vert close
(Nikâhtan sonra) kendilerine dokunmadan (cinsi münasebette bulunmadan) veya onlar için herhangi bir mehir belirlemeden (yahut her ikisini de yapmadan) kadınları boşamanızda sizin üzerinize bir günah yoktur. (Bu şekilde boşadığınız bir kadına mehir verme zorunluluğunuz da yoktur. Ancak) eli geniş (zengin) olan kendi imkânına göre, eli dar (fakir) olan da kendi imkânına göre, (örfe uygun) maruf bir şekilde (hediyeler vererek) onları faydalandırsın. Bu, iyilik yapanlar üzerinde bir haktır (borçtur). (İyiliği şiar edinenlere yakışan davranış biçimi budur).
Erhan Aktaş
swap_vert close
Henüz dokunmadığınız veya mehirlerini¹ daha farz etmediğiniz² kadınları boşamanız durumunda bir bedel ödemeseniz de olur. Ancak onları faydalandırın. Maddi durumu iyi olan kendi imkânına göre, iyi olmayan da kendi imkânına göre onları meşru bir şekilde yararlandırsın. Bu, iyi kimselerin üzerinde bir haktır.
1- Evlilik sözleşmesinde erkeğin eşine verdiği bedel. 2- Nikah akdi yapmadığınız. Evlilik kararı almadığınız.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Kendileriyle temas etmediğiniz, yahud kendilerine bir mehir ta'yin eylemediğiniz kadınları boşamışsanız (bunda) üzerinize vebal yokdur. Onları — zengin olan (ınız) kudretince, darda bulunan (ınız) da haalince (olmak üzere) — ma'ruf bir fâide ile fâidelendiriniz. Bu, iyilik etmek şiaarında bulunanların üzerine bir borcdur.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Eğer kadınları kendilerine dokunmadan ve onlara bir mehir ta'yîn etmeden boşarsanız size bir günah yoktur. Fakat (gönüllerini alacak şekilde) onları faydalandırın!(2)Genişlik içinde olan(ınız)a, kendi durumuna göre, darlık içinde olan(ınız)a da gücü yettiğince(onları faydalandırma borcu) vardır. (Bu,) iyilik edenler üzerine bir vazîfe olarak örfe uygun bir faydalandırmadır.
(2)Kendilerine temâs edilmeden ve mehir ta‘yîn edilmeden boşanan kadınlara mahrûmiyetlerini telâfî edip, gönüllerini almak için bir hediye vermek, yani bir şekilde faydalandırmak vâcibdir. Fıkıhta beyân edildiği üzere, bunun en azı bir kat elbise veya bunların bedelidir. Bir kat elbise ise, bir baş örtüsü, bir entâri ve bir çarşaftan ibârettir. (Kurtubî, c. 2/3, 200)  
İhsan Aktaş
swap_vert close
(Nikâh akdinden sonra) kadınlara henüz dokunmadan ve mehirlerini biçmeden (herhangi bir sebepten dolayı) eğer onları boşamak durumunda kalırsanız sizin için bir sakınca yoktur. (Bu durumda)-eli geniş olan gücüne göre, eli dar olan da gücüne göre olmak üzere onları uygun bir şekilde faydalandırın. Bu, güzel davranan herkesin üzerinde bir yükümlülüktür. *
(*) Mehir boşama hakkı elinde bulunan koca bakımından bir “boşama engeli ve müeyyidesi”, kadın için de bir maddî teminattır, yeni bir evlilik yapıncaya veya maişet imkânı buluncaya kadar bir süre hayatını idame ettirme vasıtasıdır. Kadının mehri hak edebilmesi ve boşandığında iddetin gerekli olabilmesi için ya kocasıyla cinsel ilişkide bulunmaya bir engel bulunmayacak ölçüde ve şartlarda başbaşa kalmış (halvet olmuş) olmaları ya da fiilen cinsel ilişkide bulunmaları gerekir. Bu iki şart gerçekleşmeden boşama vuku bulmuş ise bakılır: Eğer daha önceden bir mehir üzerinde anlaşma yapılmamışsa kocanın malî bir yükümlülüğü yoktur. Ancak koca boşadığı eşinin gönlünü almak, onunla iyi duygular içinde ayrılmayı sağlamak için bütçesine uygun ikramlarda (müt‘a, metâ) bulunmalıdır. Boşama hediyesinin miktarı belirlenmemiş ancak iki ölçü konulmuştur: Kudret ve mâruf. Her koca malî gücüyle mütenasip ve toplumda cârî âdetlere ve uygulamalara göre kadına lâyık bir hediye vermelidir. :(Kur’an Yolu Tefsiri Cilt: 1 S: 375)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Kadınları, evlilik ilişkisine girmemiş ve mehiri tespit etmemişseniz, boşamanızda sizin için günah yoktur. Onlara, kendi başlarına feraha çıkıncaya kadar, geçinebilecekleri ücretle faydalandırın. Verilecek miktar, günün şartlarına göre, boşayanın gücünü aşmayacak şekilde olması muhsinler için haktır.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Kendilerine el sürmediğiniz, ya da kendilerine verilmesi gerekli olan kalını henüz biçmediğiniz kadınları boşamanız sizin için suç değildir. Onları, varlıklı olanlarınız varlıklarına göre, yoksul olanlarınız da gücü yettiği kadar töre uyarınca gönendirsinler. Bu, iyilik edenlerin boynuna borçtur.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Değmemiş veya mehirlerini takdir etmemiş olduğunuz [¹²] kadınları boşarsanız size bir vebal yoktur [¹³]. Hali yerinde olana kaderince, darlık çekene de yine kaderince olmak üzere, onlara müt/a [¹⁴] veriniz. Öyle verin ki güzelce olsun [¹⁵], ve ihsan edenlere yaraşır bir hak olsun.
[12] Yahut değmediğiniz veya mehrilerini takdir etmediğiniz müddette; veya değmemiş veya mehrilerini takdir etmemiş iseniz; veya meğer ki, mehri takdir etmiş olasınız; veya mehri takdir edinceye kadar.[13] Yahut mehr-i misil, mehr-i müsemma, nısf-ı mehir gibi el hakkı yoktur.[14] Bir entari, bir de baş örtüsü.[15] Hoşnutluk ile, şer'in, mürüvvetin güzel gördüğü veçhile.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Henüz dokunmadığınız ve mehirlerini [farîdaten] tespit etmediğiniz kadınları boşamanızda size bir günah yoktur. Bu durumda onlara maddi yararlar sağlayınız. Eli geniş olan kendi takdirince, eli dar olan da kendi takdirince örfe uygun olarak maddi imkânlar sağlasın. Bu, iyi davrananlar [muhsinîn] üzerine bir haktır.
Kadri Çelik
swap_vert close
Henüz kendilerine dokunmadan veya mehir belirlemeden kadınları boşamanızda size günah yoktur. Onları, zengin olan kendi gücü, darda olan da kendi gücü oranında uygun bir şekilde faydalandırın. Bu ihsan sahiplerine bir borçtur.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Kendilerine henüz dokunmadan, yani gerdeğe girmeden veya evlilik bedeli olan mehir miktarını belirlemeden, yâhut her ikisini de yapmadan hanımlarınızı boşamanız, size günah değildir. Boşanmalarda:1. Gerdeğe girmiş ve mehir miktarını belirlemiş iseniz, hanımınıza mehrin tamamını verin.2. Gerdeğe girmiş, fakat mehri belirlememişseniz, ona mehr-i misil yani sosyal konumu ona benzeyen kadınlarınkine göre ortalama bir mehir verin.3. Henüz gerdeğe girmemiş, fakat mehri belirlemiş iseniz, mehrin yarısını verin.4. Henüz gerdeğe girmeden ve mehir de belirlemeden eşinizi boşarsanız, gönüllerini hoş edecek güzel hediyelerle onları sevindirin. İmkânları geniş olanlar kendi gücü ölçüsünde, kısıtlı olanlar da yine kendi ölçüsünde tesellî edici hediyeler vererek onları faydalandırmalıdır. Bu, iyilik ve erdem sahibi kimseler için bir görevdir.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Kadınlar’ı, el sürmeden veya mehir kesmeden boşamışsanız, size günah yoktur. Onları geçindirin / meta’ verin! Muhsinler’e / İyilik-Güzellik Edenler’e bir hak olarak, Örfe Uygun bir geçimlik olmak üzere onu, Eli Geniş Olan takdir eder, Eli Dar Olan da takdir eder.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Henüz el sürmediğiniz ve kendilerine bir mehir biçmediğiniz sözlülerinizi doğrudan bırakabilirsiniz. Ancak, bu gibi bayanları bir güzel gönülleyin. Zengin - fakir, vicdanı olan herkesin bunu yapması boynunun borcudur.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Eşlerinize el sürmeden, onlarla cinsel ilişki kurmadan ya da Mehir belirlemeden kadınları boşarsanız günah yoktur. Bu durumda imkânı olan gücüne göre, eli dar olan da gücüne göre olmak üzere, boşadığı kadınlara, aklın, yasaların gereklerine uygun olarak bir ücret ödesin! Çünkü kadının bir evlilikte ismi geçmiş, belirli bir vakit harcanmış, toplumda boşanmayla neticelenen evlilik süreci yaşanmıştır. Elbette kadının bu ilişkiden mağduriyet yaşama ihtimali vardır. Boşayan erkeğin mağduriyetin karşılığını ödemesi hakkın ve adaletin korunmasıdır. Bunu yapmak iyi olanların üzerinde borçtur.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
(Nikâhtan sonra) henüz dokunmadan (cinsel ilişkiye girmeden) veya onlar için belirli bir [mehir] belirlemeden kadınları boşarsanız size herhangi bir vebal yoktur. (Bu durumda) onlara ödemede bulunun: Güzel davrananlar üzerine bir borç olarak, zengin olan durumuna göre, fakir olan da durumuna göre uygun (bir ödemede bulunmalıdır).
Mehmet Türk
swap_vert close
Kendilerine el sürmediğiniz ve mihirlerini de belirlemediğiniz kadınları boşamanızda, sizin için bir günâh yoktur.¹ (Bu durumda) onlara zenginseniz kendi gücünüze göre, dardaysanız da kendi gücünüze göre, örfe uygun bir şekilde hediye verin. Böyle yapmak, güzel bir kulluk yapmak isteyenler² üzerine bir borçtur.
1 Evlilik, zifaf veya sahih halvetten önce kocanın isteğiyle sona ermişse, kadın mihrin yarısını alabilir. (Bakara: 237) Bu ayet hükmüne göre, kadının yarı mihir almasının şartları şunlardır: a) Mihir daha önceden tespit edilmiş olacak. b) Koca, karısını zifaftan önce boşamış olacak. c) Kadın mihir hakkından vazgeçmemiş bulunacak. Bu çeşit ayrılıkta kadına iddet gerekmez. Bu durumlarda evlilik yine zifaftan önce ve kocanın fiiliyle olur, fakat verilecek mihir miktarı belirlenmemiş olursa kadına “mut’a” denen bir “teselli hediyesi” vermek gerekir. (Bakara: 236) (Mut’a: Kocanın, mal, elbise veya yiyecek olarak boşanmış hanımına verdiği şeylere denir.) Nikâhlanan koca karısını zifaftan önce boşarsa veya boşanma zifaftan önce kadının isteğiyle olursa, kadına mihir verilmez.2 Muhsin: İyilik yapan, güzel hareket eden, her ne kadar Allah’ı görmese de Allah’ın kendisini gördüğünü hiç aklından çıkarmadan Allah’ın iyi dediği şeyleri yapan kişi demektir.  
Muhammed Esed
swap_vert close
Henüz dokunmadığınız veya mehir tesbit etmediğiniz kadınları boşamanızda bir günah yoktur; ²²⁴ ancak [böyle bir durumda bile] onlar için gerekli tedarikleri yapın; imkanları çok olan kendi gücüne, dar olan da [yine] kendi gücüne göre adil şekilde bir tedarikte bulunsun: bu, güzel davranan herkesin ²²⁵ üzerinde bir yükümlülüktür.
224 Farîza terimi, nikah akdinden önce gelin ile damat tarafından üzerinde anlaşmaya varılan bedeli (çoğunlukla mehr olarak da adlandırılır) gösterir. Bu bedelin tutarı iki âkid tarafın ihtiyarına bırakıldığı halde (ki bu, bazan küçük bir hediyeden fazla birşey bile olmayabilir), onun yerine getirilmesi İslamî evlilik akdinin aslî unsurunu oluşturur. Bu kuralın istisnaları için bkz. 33:50 ve ilgili not 58.225 Lafzen, “iyilik yapanların” -yani Allah’ın iradesine uygun hareket etmeye kararlı olan herkesin.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Hanımlara temas etmeden veya mehirlerini biçmeden, onları boşarsanız sizin üzerinize bir günah yoktur. Zengin olanlar güçleri ölçüsünde, fakir olanlar da yine güçleri ölçüsünde, uygun bir şekilde onları faydalandırın. Bu iyi davrananların şanına yakışır bir borçtur. 33/49
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Kendilerine henüz dokunmadığınız ya da bir mehir[⁴⁴¹] tesbit etmediğiniz kadınları boşamanızda size bir vebal yoktur. Ne ki (bu durumda dahi) onlara destek olun! Eli geniş olan kendi takdirince, eli dar olan da gücü yettiği miktar makul bir biçimde geçimlik tedarik etsin! Bu, (iyiliği tabiat haline getiren) muhsinlerin üzerine bir yükümlülüktür.
[441] Farîda, erkeğin kadına evlilik sözleşmesi sırasında vermek zorunda olduğu sosyal güvenceyi ifade eder. İslâm fıkhında “mehr” olarak adlandırılan bu uygulamanın “kişinin yapmak zorunda olduğu ilâhî emir” anlamına gelen farida şeklinde adlandırılmış olması anlamlıdır.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
(Nikahtan sonra) Henüz temas etmediğiniz veya mehir kesmediğiniz kadınları boşarsanız, üzerinize günah yoktur, bu durumda onlara -zengin olan durumuna göre, darda bulunan da halince örfe uygun şekilde- bir yarar sağlamalıdır. Bu (yardım) iyilik yapanlar üzerine bir borçtur.
Osman Fırat
swap_vert close
Henüz dokunmadan, ya da mehir kesmeden kadınları boşarsa, nız size bir günâh yoktur. Ancak onları faydalandırın (bir miktar verin). Eli geniş olan, kendi gücü nisbetinde, eli dar olan da kendi kadarınca güzel bir şekilde faydalandırmalıdır. Bu, iyilik edenlerin üzerine bir borçtur.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Kadınları daha kendilerine temas etmediğiniz halde veya onlara bir mihr tesmiye eylememiş olduğunuz halde boşamış olursanız üzerinize bir vebal yoktur. Şu kadar ki, onları müstefit ediniz. Zengin üzerine kadarınca, dar halli olan da kadarınca ve maruf veçhile bir mut'a vermek icabeder. Bu mut'a muhsinler üzerine terettüb eden bir haktır.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Henüz kendilerine dokunmadan veya mehir belirlemeden kadınları boşamanızda size günah yoktur. Zengin kudretince, eli dar olan, kendi halince olmak üzere onlara münasip tarzda müt'a versin. İyiliği şiar edinenlere, bunu yapmak bir borçtur.
Süleyman Ateş
swap_vert close
Henüz dokunmadan, ya da mehir kesmeden kadınları boşarsınız size bir günah yoktur. Ancak onları faydalandırın (bir miktar bir şey verin). Eli geniş olan, kendi gücü nisbetinde, eli dar olan da kendi kaderince güzel bir şekilde faydalandırmalı(herkesgücü ölçüsünde bir şey vermeli)dir. Bu, iyilik edenlerin üzerine bir borçtur.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Kendilerine bir mehir (bedel-i nikâh) ta'yîn iylememiş oldığınız kadınları, onlarla temâs vâki' olmazdan evvel boşamakda sizin içün günâh yokdur. (Boşayabilirsiniz) Ancak onları mütemetti' idiniz (boşadığınız takdîrde nikâh bedeline mukâbil bir şey viriniz) Hâl ve vakti olana kaderince ve fakîre de kaderincedir. (Böyle kadınları) şerî'at ve mürüvvetin münâsib gördiği vecihle bir şey virüb fâidelendirmek muhsin olanlar üzerine hakdır [²]
[2] Bir kimse nikâh bedelinin mikdârını ta'yîn itmeden aldığı kadını, zifâfdan evvel 'inde'l îcâb boşar ve terk ider ise kendi kudretine göre kadına bir mikdâr para veyâ mal virerek onı müstefîd itmek îcâb ider. Nikâh bedeli mu'ayyen değildir diyerek öylece eli boş bırakmak câiz değildir.  
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Kadınları, mehirlerini[1] kesinleştirmeden ve ilişkiye girmeden boşamanızın size günahı olmaz. Onlara yararlanacakları şeyler verin.[2] İmkânı olan gücü ölçüsünde, darlık içinde olan da gücü ölçüsünde, marufa uygun olarak versin. Bu, güzel davrananlar üzerine bir borçtur.
[1] Mehir, evlenen erkeğin, eşine vermek zorunda olduğu maldır. Miktarını eşler, karşılıklı anlaşma ile belirlerler. [2] Bakara 237'de kesinleşmiş mehrin yarısının verilmesi emredildiğine göre, "marufa uygun" yararlandırma, erkeğin imkânları dikkate alınarak belirlenen emsal mehrin yarısı olur.  
Şaban Piriş
swap_vert close
Kadınlara temas etmeden ve mehirlerini biçmeden, onları boşarsanız sizin üzerinize bir günah yoktur. Zengin olanlar güçleri ölçüsünde, fakir olanlar da yine güçleri ölçüsünde, uygun bir şekilde onları faydalandırın. Bu iyi davrananların şanına yakışır bir borçtur.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Kendilerine temas etmeden veya bir mehir belirlemeden kadınları boşamanızda da size bir günah yoktur. Bu durumda onları gönül alacak birşeyle faydalandırın. İmkânı geniş olan kendi gücüne göre, darda olan da yine kendi gücüne göre, örfe uygun birşeyler versin. İyiliği ilke edinenlere yaraşan budur.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Kendilerine dokunmadan veya onlar için herhangi bir mehir belirlemeden kadınları boşamanızda sizin için günah yoktur. Ancak onları nimetlendirin. İmkânları geniş olan kendi gücünde yapar bunu, imkânları sınırlı olan da kendi gücünde yapar. Örfe uygun bir nimetlendirme... Güzel düşünüp güzel davrananlar üzerine bir borç...
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
yazuķ yoķdur üzerüñüze, eger ŧalaķ viresiz 'avratlara; mādem kim yaķınlıķ eylemeyesiz anlara; yā vācib eylemeyesiz anlaruñ-içün, vācib olınmışı. daħı muŧ'a virüñ anlara güci yiter üzere, ķadarınca; daħı ŧar ḥal üzere, ķadarınca; gönendürmek eylüg-ile, vācib-iken eyü işlüler üzere.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Yazuḳ yoḳdur üstüñüze eger boşasañuz ‘avratları cimā‘ eylemezden bu‐run. Yā mehr‐i ‘ayn eyleyüp farż eylemeseñüz metā‘ eyleñüz anlara ḳumāş bi‐le yā özgesi bile baylar üstine ḳadarınca, faḳrlar üstine ḳadarınca mut‘avirmek yaḫşılıḳ bile ḥaḳdur muḥsinler üstine.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Yaxınlıq etmədiyiniz (toxunmadığınız) və mehrini (kəbin haqqını, başlığını) tə’yin etmədiyiniz qadınları boşamaq sizə günah sayılmaz. Qəbul olunmuş qayda üzrə, varlı öz imkanı daxilində, kasıb da gücü çatdığı qədər, yaxşılıq (ehsan) edənlərə layiq şəkildə onlara bir şey (müt’ə) versin!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
It is no sin for you if ye divorce women while yet ye have not touched them, nor appointed unto them a portion. Provide for them, the rich according to his means, and the straitened according to his means, a fair provision. (This is) a bounden duty for those who do good.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
There is no blame on you if ye divorce women before consummation or the fixation of their dower; but bestow on them (A suitable gift), the wealthy according to his means, and the poor according to his means - A gift of a reasonable amount is due from those who wish to do the right thing.
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
لَا جُنَاحَ
günah yoktur
عَلَيْكُمْ
size
اِنْ
eğer
طَلَّقْتُمُ
boşadıysanız
النِّسَٓاءَ
kadınları
مَا لَمْ تَمَسُّوهُنَّ
siz kendilerine dokunmadan
اَوْ
veya
تَفْرِضُوا
tayin etmeden
لَهُنَّ
kendile- rine
فَر۪يضَةًۚ
bir mehir
وَمَتِّعُوهُنَّۚ
bu durumda onlara mut'a verin
عَلَى الْمُوسِعِ
genişlik içinde olana vardır
قَدَرُهُ
kendi imkâ- nına göre
وَعَلَى الْمُقْتِرِ
ve darlık içinde olana vardır
قَدَرُهُۚ
kendi imkâ- nına göre
مَتَـاعاً
bir mut'a
بِالْمَعْرُوفِۚ
münasip
حَقاًّ
bir haktır
عَلَى
üzerine
الْمُحْسِن۪ينَ
muhsinler
Eğer (nikâhtan sonra) kendilerine dokunmadan veya onlara bir mehir tayin etmeden (evlendiğiniz) kadınları boşarsanız bunda size bir günah (ve mehir zorunluluğu) yoktur. Bu durumda onlara mut'a (hediye cinsinden bir şeyler) verin! Zengin olan, durumuna göre, fakir de durumuna göre (bu hediyeyi) vermelidir. Münasip bir mut'a vermek muhsinler (güzellik yapıp güzel olanlar) üzerine (kesin) bir haktır.
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
جُنَاح
İsim
ج ن ح
Günah
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
اِن
Edat
اِن
Eğer,  -se, -sa
طَلَّقَ
Fiil-II
ط ل ق
Boşadı
نِسَٓاء
İsim
ن س و
Kadınlar
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
لَم
Olumsuzluk eki
لَم
-Me, -ma (olumsuzluk eki)
مَسَّ
Fiil-I
م س س
Dokundu, gelip çattı
اَو
Bağlaç
اَو
Veya, ya da, hatta, yahut
فَرَضَ
Fiil-I
ف ر ض
Farz kıldı, tayin etti, takdir etti
لَهُنَّ
Zamir
لَهُنَّ
Onlar için, onlara, onların (لَهُمْ : Zamirinin müennes hâli)
فَرِيضَة
İsim
ف ر ض
Mehir, farz kılınmış
مَتَّعَ
Fiil-II
م ت ع
Faydalandırdı, mut'a verdi, nimet verdi, yararlandırdı, istifade ettirdi, geçindirdi
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
مُوسِع
Etken fiil-IV
و س ع
Genişlik içinde olan, genişletici
قَدَر
İsim
ق د ر
Miktar, ölçü, takdir, kader
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
مُقْتِر
Etken fiil-IV
ق ت ر
Darlık içinde olan
قَدَر
İsim
ق د ر
Miktar, ölçü, takdir, kader
مَتَاع
İsim
م ت ع
Geçimlik, menfaat, eşya, yararlanma, bir ticaret malı
مَعْرُوف
Edilgen fiil
ع ر ف
Örfe uygun, iyilikle, münasip, güzel, meşru
حَقّ
İsim
ح ق ق
Hakk (Allah'ın esması, ismidir. Hakk olan, gerçek olan demektir), hak, hakkını verdi, hakiki, gerçek, hakikat
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
مُحْسِن
Etken fiil-IV
ح س ن
Muhsin, güzel yapan, güzellik yapan kimse