(Eşinden boşanmış olan) anneler, eğer çocuğun babası emzirmeyi tamamlatmak isterse çocuklarını iki tam yıl, emzirirler.¹ (Bu esnada) annenin yiyecek ve giyeceklerini geleneklere uygun bir biçimde sağlamak, çocuk kendisinin olan (babaya) aittir. Çünkü kimseye gücünün yeteceğinden fazlası, yüklenemez. Anneye çocuğundan dolayı eziyet çektirilemeyeceği gibi, çocuk kendisinin olan (babaya) da çocuğundan dolayı eziyet çektirilemez.² Bu sorumluluğun aynısı babanın vârisleri için de geçerlidir.³ Eğer ana ve baba, aralarında anlaşarak rızaları ile çocuğu (süre tamamlanmadan) memeden kesmek isterlerse bunda her ikisi için de bir günâh yoktur. Ve eğer çocuklarınızı (bir sütanneye) emzirtmek isterseniz, gönül rahatlığıyla meşru bir sütanneye vermenizde de sizin için bir günâh yoktur.⁴ Allah’a karşı hata etmekten sakının ve iyi bilin ki Allah, her şeyi hakkıyla görendir.
1 Radâ’: “Radaa” kökünden mastar olup; “annesini emmek” demektir. İsim olarak ise, “sütkardeşliği ve süt emme” anlamına gelir. İslâm hukukuna göre annenin çocuğunu emzirmesi gerekir. Çünkü anne, çocuğunu korumak zorundadır. Ancak kadın emzirmek istemediği takdirde, zaruret olmadıkça emzirmeye zorlanamaz. Çocuğun emzirilme işi çocuğun babası üzerine vaciptir ve o, karısını emzirmeye zorlayamaz. Çünkü bu âyet bir tavsiye niteliğindedir. Anne çocuğu emzirmekten kaçındığı takdirde, babanın bir sütanne tutması gerekir. Sütanne, çocuğu, öz annenin yanında emzirir. Baba sütanne tutmazsa, kadın, mahkeme yoluyla sütanne ücreti isteme hakkına sahiptir. Babanın evlilik içinde veya ric’i talaktan sonra iddet beklemekte olan karısına, kendi çocuğunu emzirmesi için ücret vermek zorunda değildir. Bâin talakla boşama halinde ise kadın, iddet içinde emzirmeye zorlanamaz, emzirme ücreti talep edebilir. Çünkü âyette; “Onlar sizin için, kendilerinden olan çocuğunuzu emzirmişlerse, onlara ücretlerini verin” (Talâk: 6) buyurulmaktadır. Ancak çocuğun annesinden başkasının memesini kabul etmemesi durumu bundan müstesnadır. Eğer ana kendi namına emzirmek isterse, o zaman babanın anaya emzirme ücreti vermesi gerekmez. Ancak giyim ve diğer masraflarını verir. Bu konuda da aralarında güzelce anlaşmaları gerekir. Boşanıp ayrıldık diye eşlerin küsüşüp birbirlerine zorluk çıkarmaları da yasaklanmıştır. Ahkaf: 15. âyette belirtilen otuz ayın iki senesi (Bakara: 233 ve Ankebut: 8)’e göre emzirme müddetidir. Geriye kalan altı ay ise hamilelik müddetinin en azıdır. Ancak bu âyetlerden şunlar da anlaşılabilir. a- İbnu Abbas’a göre; çocuk altı ayda doğduysa yirmi dört ay, dokuz ayda doğduysa yirmi bir ay emzirilerek toplam süre otuz aya tamamlanır. b- Bir kadın altı aydan öce sağlam bir çocuk doğurursa onun hakkında zaniye hükmü verilir. c- Bir kadın altı ay veya daha fazla bir süre sonra sağlam bir çocuk doğurursa, hakkında sadece bu doğuma dayanarak zaniye ithamı yapılamaz. d- Eğer bir çocuk, başka bir kadının sütünü iki yaşından sonra emse, o kadın onun sütannesi olamaz. Bk. (Ankebut: 8, Lokman: 14, Ahkaf: 15, Talak: 6)2 Âyetin bu bölümü, “Anne çocuğundan dolayı (kocasına) eziyet çektirmeyeceği gibi, çocuk kendisinin olan (baba) da çocuğundan dolayı (karısına) eziyet çektirmesin.” şeklinde de tercüme edilebilir.3 Eğer bu esnada çocuğun babası vefat eder ve çocuğa da kâfi miktarda mal kalırsa o, onun nafakasıdır. Yok, kâfi miktarda mal kalmazsa çocuğa vârislerin bakması vacibtir.4 Yukarıdaki tercüme âyetin akışına daha uygun olduğu için tercih edilmiştir. (Kurtubî) Genelde bu bölüm “Ve eğer çocuklarınızı (bir sütanneye) emzirtmek isterseniz, vereceğiniz ücreti güzelce ödedikten sonra sizin için bir günâh yoktur.” diye tercüme edilmektedir.