(Ey îman edenler!) Kadınları boşayıp da bekleme sürelerini doldurdukları zaman eğer (daha önceki) kocaları ile meşru bir biçimde anlaşırlarsa¹ evlenmelerine engel olmayın.² İşte bu, içinizden Allah’a ve âhiret gününe inanan kimselere verilen bir öğüttür.³ Bu öğüt, sizin için daha hayırlı ve daha temizdir. Çünkü Allah (her şeyi) bilir, siz ise bilmezsiniz.⁴
1 Bu parantez âyetin metnindeki (أَزْوَاجَهُنَّ) ifâdesine dayanılarak ilave edilmiştir. Bu hüküm, iki defa yapılabilen “geri dönüşü mümkün olan boşama” (ric’î talak) için, kadının da rızası olmak kaydıyla geçerlidir. Boşama üçüncü defa gerçekleşmişse, artık tekrar dönüş, söz konusu değildir.2 Bu bölüm, “(Ey kocalar!) Kadınları boşayıp da bekleme sürelerini doldurdukları zaman eğer meşru bir biçimde anlaşarak başka kocaya varmak isterlerse, onların evlenmelerine engel olmayın.” diye de anlaşılabilir. 3 İlk iki talakta iddetleri bitip talak “bain” olduktan sonra eski eşleri ile evlenmek isterlerse buna da mani olmayın. İddet bittikten sonra önceki eşin kendiliğinden eşine dönme hakkı kalmaz. Fakat kadının rızasıyla yeniden nikâh kıyılması şartıyla evlenebilirler. Ancak önceden kullandıkları talak hakları yeniden oluşmaz. Buna da hiç kimsenin ve hatta velilerin bile mani olma hakkı yoktur. Yani iki talâkta da böyle eşlerin razı olmaları şartı ile yeniden nikâhlanmaları caizdir. Fakat üçüncüsünde helâl olmaz. 4 Ma’kıl b. Yesar’ın kız kardeşini, kocası boşamış. Kocası kadın, iddetini bekledikten sonra pişman olmuş, yeniden evlenmek istemiş. Buna kadın da râzı olmuş, fakat kardeşi: “o, seni boşadı, sen yine ona varmak istiyorsun, eğer tekrar ona varırsan yüzüm yüzüne haram olsun.” demiş. Rasûlullah, Ma’kıl’ı çağırmış ve bu âyeti okumuştu. Ma’kıl da: “Rabbimin emriyle burnum sürtüldü, Ey Allah’ım! râzı oldum ve emrine uydum.” demiş ve kız kardeşini kocasına nikâhlamış. (Tirmîzî)