Ve sana “kadınların adet halini” sorarlar. De ki: “O, eziyet veren (cinsel ilişkiye girildiğinde hastalık yapabilen) bir durumdur. Bu yüzden adet halinde kadınlardan uzak durun, temizlenmelerine kadar onlara (cinsel ilişki amacıyla) yaklaşmayın. Temizlendikleri zaman, Allah’ın size emrettiği yerden onlara (sevgiyle) gidin. Şüphesiz ki Allah çok tövbe edenleri de sever, çok temizlenenleri de sever. *
(*) İslâm öncesi devirlerde, Yahûdiler, Hırıstiyanlar ve Arap müşrikleri hayızlı kadınları hor görürler; hayızlı oldukları sürede kendilerine kötü ruhların iliştiğine inanırlar, hapsederlerdi. Onları murdar, necis sayarlar, pişirdiklerini yemezler, onlarla bir arada oturmazlar, dokundukları nesnelere uğursuzluk bulaştırdıklarına inanırlar, yanlarından bile geçmezlerdi. Buna rağmen Hristiyanlar o şartlarda onları cinsel ilişkiye zorlar, taciz ederlerdi, hiç acımazlardı. Kur’an değer verip akıl, insaf, vicdan ve din dışı bu uygulama ve inançları ortadan kaldırarak kadını erkekle aynı haklara sahip kılınca, o günün Medîne halkı, hayızlı kadının durumunu Hz. Peygambere sordular. Onların sorusunu Allah cevapladı: Ayrıca bu âyette geçen (أذي) eza sözcüğü, “sıkıntı, eziyet, cinsel ilişki anındaki rahatsızlık, enfeksiyon riski, tiksinti” vs. gibi şeyleri kapsar. في تلك الآية الكريمة يعطينا الله عز وجل تعريفًا للمحيض على أنه "أذىً". إذًا فالمحيض هو أذًى أي ضرر وليس نجاسة أو وساخة كما تقول كتب التراث. وإذا نظرنا في هذا الأمر من الناحية البيولوجية، نجد عدة أسباب علمية تمنع العلاقة الجنسية (الجماع) وقت المحيض (المحيض والحرث في القرءان الكريم)،