(Resulüm!) Sana haram ayı (saldırmazlık örfünün geçerli olduğu ayı) ve onda savaşmayı soruyorlar. (Onlara) de ki: "O ayda (da) savaşmak büyük bir suçtur; ancak insanları (zorla) Allah yolundan çevirmek, onu inkâr etmek ve Mescid-i Haram(a ibadet niyetiyle girmekten onları men etmek) ve halkını oradan sürmek, (bütün bunlar) Allah katında daha da büyük bir suçtur. Oysa fitne (temel hak ve özgürlüklere yapılan tecavüz, baskı, şidet, zulüm, işkence ve insanları dininden, inançlarından zorla döndürmeye çalışmak vs. gibi haksızlıklar) öldürmekten de beterdir. Ve onlar şayet (size) güçleri yeterse, dininizden döndürünceye kadar sizinle savaşmaktan (size saldırıp öldürmekten) vazgeçmeyeceklerdir. Ve sizden kim dininden döner ve (hakikati) inkâr eden biri olarak ölürse, böylelerinin (hem dünyaya yönelik hem de inanç, ibadet, kulluk, dua vs. gibi ahirete yönelik yaptıkları) amelleri bu dünyada de öteki dünyada da boşa gitmiş olur; İşte onlar ateş ehli olup (Allah’ın dilediği vakte kadar) orada kalırlar.’’*
(*) Yanı biri müslüman iken dinden döner ve ölürse: Allah’a yaptığı ibadetler boşa gider, ama insanlara yaptığı iyiliklerin karşılığı boşa gitmez, cezalarının hafif olmasına sebep olabilir. (الله اعلم). Çünkü Zilzâl-6. ayet, kesin bir dille ( (فمن يعمل مثقال ذرة خيرا يره ‘’Her kim olursa olsun (ayrım yapılmaksızın) bir zerre (bir atom) kadar en ufak bir iyilik yaparsa mutlaka karşılığını görecektir.’’diyor. Demek ki iyilik yapan kim olursa olsun, onun o iyiliği karşılıksız kalmayacaktır. Bu nedenle inancı ne olursa olsun, Müslüman olmayan biri insanlığa faydalı hizmetler sunmuş veya onlara iyilik yapmışsa ve hakkıyla islam tebliğini aldığı hâlde inanmadığı için onun inkârdan dolayı olan azabından değil de diğer günahlarının azabından kurtulması veya azabının haififletilmesi söz konusu olur. Ama eğer hakkıyla İslam tebliğini almamışsa, zaten yüce Allah’ın engin merhameti gerği ahirette inancından dolayı da yine sorumlu tutulmaz ve azap görmez. (الله اعلم) Peki, burada bunların ‘’dünyada da amelleri boşa gider’’ ne anlama gelir? Cevap: Dinden dönenler, dünya hayatında, velayet (mü’minlere ve¬li olma) hakkı, mü’minlerle evlenebilme vs. gibi bazı hakları kaypederler şeklinde anlaşılmaktadır. Ayrıca, ayetteki “Onların bütün amelleri, dünyada boşa gitmiştir.” ifadesinin şu şekilde olması da mümkündür: Onların, mürted olmalarından sonra Müslümanlara zarar vermeyi, Müslümanları din¬lerinden çıkarmak suretiyle onlara tuzak kurmayı istemeleri gibi, bütün bu şey¬lerin hepsi batıl/etkisiz olmuştur. Çünkü Allah İslam’a yardım eden mü’minler vasıtasıyla İslâmı güçlendirdiği için, onlar hiçbir şey elde edemezler. Ayrıca hem burada hem de diğer ayetlerde mürted/dinden çıkan bir kimse/için dünyevi bir ceza ön görülmediğine göre, mürtedin öldürülmesiyle ilgili rivayetin Kur’an’a aykırı olduğundan uydurma olduğu anlaşılmaktadır. Eğer böyle cezaları olsaydı, ahiretteki azap hakkında bilgi verildiği gibi, dünyevi ceza hakkında da elbette bir bilgi verilecekti. Ama burada görüyoruz ki onun cezası sadece ahirettedir. Demek ki, mürted olduğundan veya dini inancından dolayı birinin öldürülmesi hem büyük bir insanlık suçudur hem de Kur’an’a aykırıdır.
: {فِى ٱلدُّنُيَا وَٱلاْخِرَةِ } أنه لا يبقى له حكم المسلمين في الدنيا، فلا يأخذ شيئاً مما يستحقه المسلمون، ولا يظفر بحظ من حظوظ الإسلام، ولا ينال شيئاً من ثواب الآخرة الذي يوجبه الإسلام، ويستحقه أهله (فتح القدير) {حَبِطَتْ أَعْمَـٰلُهُمْ فِي ٱلدُّنْيَا } أن ما يريدونه بعد الردة من الإضرار بالمسلمين ومكايدتهم بالإنتقال عن دينهم يبطل كله، فلا يحصلون منه على شيء لإعزاز الله الإسلام بأنصاره فتكون الأعمال على هذا التأويل ما يعملونه بعد الردة، وأما حبوط أعمالهم في الآخرة فعند القائلين بالإحباط معناه أن هذه الردة تبطل استحقاقهم للثواب الذي استحقوه بأعمالهم السالفة، وعند المنكرين لذلك معناه: أنهم لا يستفيدون من تلك الردة ثواباً ونفعاً في الآخرة بل يستفيدون منها أعظم المضار (مفاتيح الغيب ، التفسير الكبير)، هل يخفف العذاب عن الكافر في الآخرة لما قدم من عمل فيه خير ونفع للإنسانية ؟ ... و الثاني: يمكن أن ينفعه الله به تفضلا وإلى هذا ذهب الحافظ البيهقي ومال إليه ابن حجر في الفتح في آخرين وَقَالَ الْبَيْهَقِيُّ: مَا وَرَدَ مِنْ بُطْلَان الْخَيْر لِلْكُفَّارِ فَمَعْنَاهُ أَنَّهُمْ لَا يَكُون لَهُمْ التَّخَلُّص مِنْ النَّار وَلَا دُخُول الْجَنَّة , وَيَجُوز أَنْ يُخَفِّف عَنْهُمْ مِنْ الْعَذَاب الَّذِي يَسْتَوْجِبُونَهُ عَلَى مَا اِرْتَكَبُوهُ مِنْ الْجَرَائِم سِوَى الْكُفْر بِمَا عَمِلُوهُ مِنْ الْخَيْرَات - قُلْت – (*) Yanı biri müslüman iken dinden döner ve ölürse: Allah’a yaptığı ibadetler boşa gider, ama insanlara yaptığı iyiliklerin karşılığı boşa gitmez, cezalarının hafif olmasına sebep olabilir. (الله اعلم). Çünkü Zilzâl-6. ayet, kesin bir dille ( (فمن يعمل مثقال ذرة خيرا يره ‘’Her kim olursa olsun (ayrım yapılmaksızın) bir zerre (bir atom) kadar en ufak bir iyilik yaparsa mutlaka karşılığını görecektir.’’diyor. Demek ki iyilik yapan kim olursa olsun, onun o iyiliği karşılıksız kalmayacaktır. Bu nedenle inancı ne olursa olsun, Müslüman olmayan biri insanlığa faydalı hizmetler sunmuş veya onlara iyilik yapmışsa ve hakkıyla islam tebliğini aldığı hâlde inanmadığı için onun inkârdan dolayı olan azabından değil de diğer günahlarının azabından kurtulması veya azabının haififletilmesi söz konusu olur. Ama eğer hakkıyla İslam tebliğini almamışsa, zaten yüce Allah’ın engin merhameti gerği ahirette inancından dolayı da yine sorumlu tutulmaz ve azap görmez. (الله اعلم) Peki, burada bunların ‘’dünyada da amelleri boşa gider’’ ne anlama gelir? Cevap: Dinden dönenler, dünya hayatında, velayet (mü’minlere ve¬li olma) hakkı, mü’minlerle evlenebilme vs. gibi bazı hakları kaypederler şeklinde anlaşılmaktadır. Ayrıca, ayetteki “Onların bütün amelleri, dünyada boşa gitmiştir.” ifadesinin şu şekilde olması da mümkündür: Onların, mürted olmalarından sonra Müslümanlara zarar vermeyi, Müslümanları din¬lerinden çıkarmak suretiyle onlara tuzak kurmayı istemeleri gibi, bütün bu şey¬lerin hepsi batıl/etkisiz olmuştur. Çünkü Allah İslam’a yardım eden mü’minler vasıtasıyla İslâmı güçlendirdiği için, onlar hiçbir şey elde edemezler. Ayrıca hem burada hem de diğer ayetlerde mürted/dinden çıkan bir kimse/için dünyevi bir ceza ön görülmediğine göre, mürtedin öldürülmesiyle ilgili rivayetin Kur’an’a aykırı olduğundan uydurma olduğu anlaşılmaktadır. Eğer böyle cezaları olsaydı, ahiretteki azap hakkında bilgi verildiği gibi, dünyevi ceza hakkında da elbette bir bilgi verilecekti. Ama burada görüyoruz ki onun cezası sadece ahirettedir. Demek ki, mürted olduğundan veya dini inancından dolayı birinin öldürülmesi hem büyük bir insanlık suçudur hem de Kur’an’a aykırıdır.
: {فِى ٱلدُّنُيَا وَٱلاْخِرَةِ } أنه لا يبقى له حكم المسلمين في الدنيا، فلا يأخذ شيئاً مما يستحقه المسلمون، ولا يظفر بحظ من حظوظ الإسلام، ولا ينال شيئاً من ثواب الآخرة الذي يوجبه الإسلام، ويستحقه أهله (فتح القدير) {حَبِطَتْ أَعْمَـٰلُهُمْ فِي ٱلدُّنْيَا } أن ما يريدونه بعد الردة من الإضرار بالمسلمين ومكايدتهم بالإنتقال عن دينهم يبطل كله، فلا يحصلون منه على شيء لإعزاز الله الإسلام بأنصاره فتكون الأعمال على هذا التأويل ما يعملونه بعد الردة، وأما حبوط أعمالهم في الآخرة فعند القائلين بالإحباط معناه أن هذه الردة تبطل استحقاقهم للثواب الذي استحقوه بأعمالهم السالفة، وعند المنكرين لذلك معناه: أنهم لا يستفيدون من تلك الردة ثواباً ونفعاً في الآخرة بل يستفيدون منها أعظم المضار (مفاتيح الغيب ، التفسير الكبير)، هل يخفف العذاب عن الكافر في الآخرة لما قدم من عمل فيه خير ونفع للإنسانية ؟ ... و الثاني: يمكن أن ينفعه الله به تفضلا وإلى هذا ذهب الحافظ البيهقي ومال إليه ابن حجر في الفتح في آخرين وَقَالَ الْبَيْهَقِيُّ: مَا وَرَدَ مِنْ بُطْلَان الْخَيْر لِلْكُفَّارِ فَمَعْنَاهُ أَنَّهُمْ لَا يَكُون لَهُمْ التَّخَلُّص مِنْ النَّار وَلَا دُخُول الْجَنَّة , وَيَجُوز أَنْ يُخَفِّف عَنْهُمْ مِنْ الْعَذَاب الَّذِي يَسْتَوْجِبُونَهُ عَلَى مَا اِرْتَكَبُوهُ مِنْ الْجَرَائِم سِوَى الْكُفْر بِمَا عَمِلُوهُ مِنْ الْخَيْرَات - قُلْت – القائل ابن حجر - : الثَّانِيَة: إِثَابَة الْكَافِر عَلَى بَعْض الْأَعْمَال تَفَضُّلًا مِنْ اللَّه تَعَالَى , وَهَذَا لَا يُحِيلهُ الْعَقْل , فَإِذَا تَقَرَّرَ ذَلِكَ لَمْ يَكُنْ عِتْق أَبِي لَهَب لِثُوَيْبَة قُرْبَة مُعْتَبَرَة , وَيَجُوز أَنْ يَتَفَضَّل اللَّه عَلَيْهِ بِمَا شَاءَ كَمَا تَفَضَّلَ عَلَى أَبِي طَالِب , وَالْمُتَّبَع فِي ذَلِكَ التَّوْقِيف نَفْيًا وَإِثْبَاتًا. -- َهَذَا لَا يَرُدّ الِاحْتِمَال الَّذِي ذَكَرَهُ الْبَيْهَقِيُّ , فَإِنَّ جَمِيع مَا وَرَدَ مِنْ ذَلِكَ فِيمَا يَتَعَلَّق بِذَنْبِ الْكُفْر , وَأَمَّا ذَنْب غَيْر الْكُفْر فَمَا الْمَانِع مِنْ تَخْفِيفه؟ وسئل الشيخ محمد الرملي : هل يثاب الكافر على القرب التي لا تحتاج إلى نية كالصدقة والهدية والهبة ؟فأجاب: نعم يخفف الله عنه العذاب في الآخرة أي عذاب غير الكفر ...وعليه فلو تتبع الكافر ما لا تشترط له النية من الأعمال وعمل به فإنه ينتفع به في الدنيا وقد ينفعه بتخفيف العذاب في ا الآخرة (هل ينتفع الكافر بعمل الخير في الآخرة؟ - رابطة العلماء السوريين) والفريق الثاني: يرى أن الكافرين ينتفعون في الآخرة بما عملوا من صالح دنياهم، بتخفيف العذاب عن جرائمهم التي ارتكبوها غير الكفر، ويمثله البيهقي الخ (تفسير القرآن العظيم - سورة المؤمن - 46)