close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Bakara Sûresi 214. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Em hasibtum en tedḣulu-lcennete velemmâ ye/tikum meśelu-lleżîne ḣalev min kablikum(s) messet-humu-lbe/sâu ve-ddarrâu vezulzilû hattâ yekûle-rrasûlu velleżîne âmenû me’ahu metâ nasru(A)llâh(i)(k) elâ inne nasra(A)llâhi karîb(un)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Yoksa sizden öncekilerin örnek olan, ibret veren halleri, başınıza gelmeden cennete giriveririz mi sandınız? Onlar yoksulluklara uğradılar, zararlara düştüler, çetin sıkıntılara çattılar. Öylesine sürçtüler, öylesine kaydılar, sarsıldılar ki peygamber ve onunla beraber bulunan iman ehli bile, Allah yardımı ne vakit dediler. Bilin ki şüphe yok, Allah'ın yardımı yakındır.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Yoksa siz, daha önce gelip geçen (kavimlerin durumu) başınıza gelmeden (onların İslam yolunda ve imtihan amacıyla çektiklerini siz de çekmeden; dünyada Adil Devlete erişeceğinizi, ahirette ise) cennete gireceğinizi mi zannettiniz? Onlara öylesine belalar, yoksulluk ve hastalıklar dokunmuş ve öylesine sarsılmışlardı ki, sonunda peygamber ve onunla birlikte iman eden kimseler; "Allah’ın yardımı ne zaman?" diyecek (kadar çaresiz kalmışlar ama buna rağmen davalarından asla caymamışlardı. Sadakat ve samimiyetlerini böylece ispat ettikten sonra) İyi bilin ve bekleyin ki, artık Allah’ın yardımı yakında erişecektir.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Ey mü'minler! Yoksa siz, sizden önce gelip geçen mü'minler gibi sıkıntı çekmeden cennete girebileceğinizi mi sandınız? Onların başına öyle ezici sıkıntılar ve kımıldatmaz darlıklar geldi ki ve öylesine sarsıldılar ki, sonunda peygamber ve onunla birlikte inananlar: “Allah ne zaman yardım edecek?” diye feryad etmişlerdi. Gözünüzü açın, Allah'ın yardımı daima yakındır.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Yoksa siz, sizden önce geçip giden milletlerin başlarına gelen sıkıntılar, sizin başınıza gelmeden Cennet'e gireceğinizi mi sanıyorsunuz? Geçmiş ümmetlerin başına nice sıkıntılar, çaresizlikler, yokluklar geldi. Mallarına ve canlarına zararlar dokundu. Peygamber ve beraberindeki mü'minler sarsıldılar, moralleri bozuldu: “Allah'ın va'dettiği yardım ne zaman gerçekleşecek?" demeye başlamışlardı. Bilesiniz ki, Allah'ın yardımını, va'dettiği zaferi gerçekleştirmesi yakındır.
Ahmet Varol
swap_vert close
Yoksa siz, sizden önce geçenlerin başlarına gelenin benzeri sizin de başınıza gelmeden cennete gireceğinizi mi sandınız? Onlar öylesine darlık ve sıkıntı içerisine düştüler ki, peygamber ile yanındakiler "Allah'ın yardımı acaba ne zaman?" diyecek kadar sarsıldılar. Bilin ki, Allah'ın yardımı yakındır.
Ali Bulaç
swap_vert close
Yoksa sizden önce gelip-geçenlerin hali başınıza gelmeden cennete gireceğinizi mi sandınız? Onlara öyle bir yoksulluk, öyle dayanılmaz bir zorluk çattı ve öylesine sarsıldılar ki, sonunda elçi, beraberindeki mü'minlerle; 'Allah'ın yardımı ne zaman?' diyordu. Dikkat edin. Şüphesiz Allah'ın yardımı pek yakındır.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Yoksa siz ey müminler, kendinizden evvel geçenlerin halleri hiç başınıza gelmeden (hemen) cennete gireceğinizi mi sandınız? Onlara öyle ezici sıkıntılar, kımıldatmaz zaruretler dokundu ve öylesine sarsıldılar ki, peygamber ve maiyetinde iman edenler: “- Allah'ın yardımı ne zaman olacak?” diyesiye kadar... Bilin ki Allah'ın yardımı muhakkak yakındır.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Sizden öncekilerin (kaybetme ve kazanma) örneği size gelmeden Cennete gireceğinizi mi sandınız? Fakirlik ve hastalık onları öyle yakaladı ki, öyle sarsıldılar ki, peygamberleri ve kendileri de, “Allah’ın yardımı ne zaman gelecek?” dediler. İyi bilin ki; Allah’ın yardımı yakındır.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Yoksa siz, sizden önce gelip geçenlerin başına gelenler sizin de başınıza gelmeden cennete gireceğinizi mi sandınız? Yoksulluk ve sıkıntı onlara öylesine dokunmuş ve öyle sarsılmışlardı ki, nihayet Peygamber ve beraberindeki müminler “Allah'ın yardımı ne zaman?” dediler. Bilesiniz ki Allah'ın yardımı yakındır.
Besim Atalay
swap_vert close
Sizden öncekilerin çektiklerini çekmeden, cennete mi gireceğiz sanırsız? Onlar kıtlık, hastalık çekerek sarsıldılar, Peygamberle birlikte inananlar dediler ki: «Allahın yardımı ne vakit?», «Allahın yardımı yakındır bilin»
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
(Ey inananlar!) Yoksa siz, sizden önce gelip geçenler gibi sıkıntı çekmeden cennete girebileceğinizi mi zannediyorsunuz? Onların başına öyle ezici sıkıntılar ve katlanılmaz darlıklar geldi ki ve öylesine sarsıldılar ki inananlarla birlikte resul de: “Allah'ın (vaat ettiği) yardımı ne zaman (gelecek)?” diye feryat ediyordu. İyi bilin ki Allah'ın yardımı çok yakındır!
Bkz. 3/142, 21/35, 29/2Bu ayet, Hendek Savaşı’nda inananların karşılaştıkları sıkıntılar üzerine nazil olmuştur. O gün, günler geçmesine rağmen netice alınamayınca, Hz. Peygamber ve dava arkadaşları ciddi manada sarsılmışlardı. Fakat “Allah’ın yardımı ne zaman gelecek?” diyecek kadar çaresiz kalmalarına rağmen, davalarından caymamışlar ve cepheyi bırakmamışlardı. Allah da sadakat ve samimiyet testinden geçirdiği mü’minleri, “Allah’ın yardımı çok yakındır.” sözüyle müjdelemiş ve onların galip gelmesine yardımcı olmuştu.  
Cemil Said
swap_vert close
Sizden evvelkilerin çekdiği mezâhimi çekmeksizin cennete dâhil olur mısınız zan idiyorsunız? Sizden evvelkiler o kadar âlâma, felâkete uğradılar ki rasül ve ânınla berâber îmân idenler "Allâh’ın nusreti ne vakit yetişecek" diyu bağırdılar. Ânlara: "Allâh’ın nusreti karîbdir" dinildi.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Sizden önce gelenlerin durumu sizin başınıza gelmeden cennete gireceğinizi mi zannettiniz? Peygamber ve onunla beraber müminler: "Allah'ın yardımı ne zaman?" diyecek kadar darlığa ve zorluğa uğramışlar ve sarsılmışlardı; iyi bilin ki Allah'ın yardımı şüphesiz yakındır.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Yoksa siz, sizden öncekilerin başına gelenler, sizin de başınıza gelmeden cennete gireceğinizi mi sandınız? Peygamber ve onunla beraber mü’minler, “Allah’ın yardımı ne zaman?” diyecek kadar darlığa ve zorluğa uğramışlar ve sarsılmışlardı. İyi bilin ki, Allah’ın yardımı pek yakındır.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Yoksa sizden öncekilerin çektikleriyle karşılaşmadan cennete girebileceğinizi mi sandınız? Onlar öylesine yoksulluk ve sıkıntı çekmişler, öyle sarsılmışlardı ki peygamber ve yanındakiler, “Allah’ın yardımı ne zaman gelecek?” demeye başladılar. Bilesiniz ki Allah’ın yardımı yakındır.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
(Ey müminler!) Yoksa siz, sizden önce gelip geçenlerin başına gelenler size de gelmeden cennete gireceğinizi mi sandınız? Yoksulluk ve sıkıntı onlara öylesine dokunmuş ve öyle sarsılmışlardı ki, nihayet Peygamber ve beraberindeki müminler: Allah'ın yardımı ne zaman! dediler. Bilesiniz ki Allah'ın yardımı yakındır.
 Bu âyet, bir rivayete göre, Hendek savaşında müslümanların çektiği sıkıntıları dile getirir. Diğer rivayete göre, Uhud savaşı ile ilgilidir. Bir başka rivayete göre ise evlerini, mallarını ve yakınlarını Mekke’de bırakıp çeşitli sıkıntılara katlanarak Medine’ye göç eden müslümanları teselli için inmiştir.  
Edip Yüksel
swap_vert close
Yoksa siz, sizden öncekilerin başına gelenler gibisi sizin de başınıza gelmeden cennete gireceğinizi mi sanıyorsunuz? Onlar zorluk ve sıkıntıya uğradılar ve öylesine sarsıldılar ki elçi ve beraberindeki inananlar, "ALLAH'ın yardımı ne zaman," dediler. İyi bilin ki ALLAH'ın yardımı yakındır.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Yoksa siz, kendinizden önce gelip geçenlerin hali (uğradıkları sıkıntılar) başınıza gelmeden cennete girivereceğinizi mi sandınız? Onlara öyle yoksulluklar, öyle sıkıntılar dokundu ve öyle sarsıldılar ki, hatta peygamber ve beraberinde iman edenler: "Allah'ın yardımı ne zaman?" derlerdi. Bak işte! Gerçekten Allah'ın yardımı yakındır.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Yoksa siz kendinizden evvel geçenlerin mesel olmuş halleri hiç başınıza gelmeksizin Cennete girivereceksiniz mi sandınız? onlara öyle ezici mihnetler, kılımdatmaz zaruretler dokundu ve öyle sarsıldılar ki hattâ Peygamber ve maiyetinde iyman edenler «ne zaman Allahın nusratı?» diyeceklerdi. Bak işte Allahın nursatı yakın
Emrah Demiryent
swap_vert close
(Ey mü’minler!) Yoksa siz, sizden önce (gelip) geçen (ümmet) lerin, (imtihân gereği) başlarına gelenlerin, sizin başınıza da gelmeden, cennete gireceğinizi mi sandınız? Yoksulluk ve sıkıntı onlara öyle dokunmuş ve öyle sarsılmışlardı ki, nihâyet peygamber ve beraberindeki mü’minler (başlarına gelen imtihânların şiddetinden dolayı acziyet içerisinde), “Allah’ın yardımı ne zaman gelecek” demişlerdi. İyi bilin ki, şüphesiz, Allah’ın yardımı yakındır.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Sizden öncekilerin başına gelen sıkıntı ve zorluklar, sizin de başınıza gelmeden Cennet'e gireceğinizi mi sandınız? Onlara dokunan sıkıntı ve zorluklarla öylesine sarsıldılar ki Resûl ve onunla birlikte olan müminler, “Allah'ın yardımı ne zaman?” dediler. İyi bilin ki Allah'ın yardımı yakındır.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
(Ey mü'minler) yoksa siz, sizden evvel geçenlerin haali başınıza gelmeden cennete girivereceğinizi mi sandınız? Onlara öyle yoksulluk (lar), ve sıkıntı (lar) gelib çatdı ve (çeşidli belâlarla) sarsıldılar ki, hattâ peygamber (leri) maiyyetindeki mü'minlerle birlikde: «Allahın yardımı ne zaman?» diyordu. Gözünüzü açın: Allahın yardımı yakındır muhakkak.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
(Ey mü'minler!) Yoksa sizden önce gelip geçenlerin hâli (sizin de) başınıza gelmeksizin (kolayca) Cennete gireceğinizi mi sandınız? Onlara öyle fakirlikler ve hastalıklar dokundu ve öyle (belâlarla) sarsıldılar ki, hattâ peygamber ve berâberindeki îmân edenler: “Allah'ın yardımı ne zaman!” diyecek (hâle gelmiş)lerdi!(1) Dikkat edin, şübhe yok ki Allah'ın yardımı yakındır.
(1)Sahîh-i Buhârî’de zikredilen bir rivâyete göre Habbâb bin Eret (ra) şöyle demiştir: “Biz Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm’a: ‘Yâ Resûlallah! Bizim için Allah’dan yardım dileğinde bulunmayacak mısın? Bizim için duâ etmeyecek misin?’ dedik. Peygamber Efendimiz (asm): ‘Sizden evvel geçenlerden birinin başının ortasına testere konup, tâ ayağına kadar biçilirdi de, bu onu dîninden vazgeçirmezdi! Demirden taraklarla taranır, eti kemiğinden ayrıldığı hâlde, bu onu yine de dîninden döndürmezdi!’ buyurdu.” Yine Resûlullah (asm) buyurdu ki: “Allah’a yemîn olsun ki, Allah-ü Teâlâ bu dînin hâkim olmasını murâd etmektedir. Öyle ki, yolcu San‘a’dan bineğine binecek, Hadrâmût’a kadar gelecek, Allah’dan başkasından ve koyunları için de kurttan başkasından korkmayacaktır. Fakat siz acele ediyorsunuz!” (İbn-i Kesîr, c. 1, 188)  
İhsan Aktaş
swap_vert close
(Ey inanmış olanlar!) Yoksa siz, kendinizden önce gelip geçen (mü’min)lerin durumu (uğradıkları sıkıntılar) başınıza gelmeden (onlar gibi sıkıntılarla imtihan edilmeden) cennete girebileceğinizi mi sandınız? (Hak davaları uğruna) onlara öyle ezici sıkıntılar ve katlanılmaz darlıklar dokunmuş ve öylesine sarsılmışlardı ki, inanmış olanlarla birlikte elçi de: “Allah’ın (vaadettiği) yardımı ne zaman (gelecek)?” diye (çaresizlik sebebiyle) yakarıyorlardı (ama buna rağmen hak davalarından asla caymamışlardı. Sadakat ve samimiyetlerini böylece ispat ediyorlardı. İşte o gün onlara şöyle denilmişti) İyi bilin ki, (size) Allah’ın yardımı çok yakındır. *
(*) Bu âyet, ilâhî terbiye metodunu açıklamaktadır. Allah’ın rızası ve cenneti ucuz değildir. Gayret, sabır ve sebat imtihanlarından geçmek, böylece pişip bir kıvama ermek gerekir. Allah bu dünyaya sa’y (çalışma) kanununu koymuştur, atalete ve gevşemeye yer yoktur. İşlemeyen demir pas tutar çürür, işleyen demir ışıldar. Dünya rahat yeri değil, hizmet yeridir. Mükâfat yurdu ise âhirettir. Rahat yeri olsaydı Allah en seçkin kulları olan Peygamberlerini burada rahat ettirirdi. (S. Yıldırım Meal Açıklaması) Geçmiş ümmetlerden bazıları da yoksulluk ve sıkıntılarla denenmişler, sonuna kadar imanlarında sebat edenler, Allah’ın yardımının geleceği konusunda ümitlerini yitirmeyenler, gösterdikleri sabır ve dayanıklılıkla hem O’nun yardım ve desteğini hem de cennetini kazanmışlardır. Bu Allah’ın bir kanunudur. Şu hâlde İslâm ümmeti de gerektiğinde bu tür sıkıntılardan geçeceklerdir. Nitekim eski peygamberler ve onların ümmetleri gibi Hz. Muhammed ve onun ashabı da imanlarını ve kutsal değerlerini rahatlarının üstünde görmüşler; bu değerleri koruma ve güçlendirme uğruna maddî ve bedensel yararlarını sonuna kadar feda etmeyi göze almışlar; büyük acı ve sıkıntılara katlanmışlardır. Allah’ın rahmetinden asla ümitlerini kesmemişler, aksine “Allah’ın yardımı ne zaman gelecek!” diye sarsılmaz bir imanla onu bekleyerek, şartların gerekli kıldığı yöntemlerle mücadelelerini sürdürmüşlerdir… Nihayet ormanlık arazinin yağmur bulutlarını çekmesi gibi onların bu büyük imanları, sabır, sebat ve fedakârlıkları da Allah’ın yardım ve desteğini üzerlerine çekmiştir. Böylece hem dünyada zafere ulaşıp müslümanlıklarını yaşatmışlar, İslâm’ı güçlendirmişler hem de cennete girmeye hak kazanmışlar… Kaynak: (Kur’an Yolu Tefsiri)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Sizden önce gelip geçenlerin başına gelenler, sizin başınıza gelmeden, cennete gireceğinizi mi zannediyorsunuz? Onlara sıkıntılar ve felaketler dokundu, öyle sarsıldılar ki, elçi ve o’nunla birlikte iman edenler “Allah’ın yardımı ne vakit gelecek.” diye umutsuzluğa düşmüşlerdi. Şunu bilin, Allah’ın yardımı yakındır.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Yoksa siz, sizden öncekilerin çektiklerini çekmeden Cennet’e girebileceğinizi mi sanıyorsunuz? Onlar öyle yoksulluklar çektikler, öyle sıkıntılara katlandılar, öyle sarsıldılar ki sonunda Allah’ın elçisi onunla birlikte inananlar, dediler: « Allah’ın yardımı ne zaman erişecek?» Gözünüzü açın, gerçekten Allah’ın yardımı yakındır.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Yoksa sizden evvel geçenlerin çektikleri sıkıntıyı çekmeksizin Cennete gireceğiz mi sandınız? Onlar âfete, öyle mihnete uğradılar, belâların şiddetinden öyle sarsıldılar ki dayanamayarak Peygamber ve onunla beraber mü/min olanlar «Allah/ın yardımı ne zaman olacak?» derlerdi. Haberiniz olsun ki Allah/ın yardımı yakındır [¹¹].
İsmail Yakıt
swap_vert close
Yoksa siz, sizden önce gelip geçenlerin başlarına gelenler, sizin de başınıza gelmeden cennete gireceğinizi mi sanıyorsunuz? Onlar öyle zorluk ve yoksulluğa maruz kalıp sarsıldılar ki, elçi ve beraberindeki inananlar “Allah’ın yardımı ne zaman (gelecek)!” diyorlardı. İyi bilin ki Allah’ın yardımı muhakkak yakındır.
Kadri Çelik
swap_vert close
Yoksa sizden önce gelip geçenlerin durumu sizin başınıza gelmeden cennete gireceğinizi mi zannettiniz? Peygamber ve onunla beraber müminler, “Allah'ın yardımı ne zaman?” diyecek kadar darlığa ve zorluğa uğramışlar ve sarsılmışlardı. İyi bilin ki Allah'ın yardımı şüphesiz yakındır.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Yoksa siz ey iman edenler, sizden önceki ümmetlerin başına gelenler sizin de başınıza gelmeden, öyle kolayca cennete girebileceğinizi mi sanıyordunuz? Sizden önceki ümmetler öyle zorluklarla, öyle sıkıntılarla karşılaşmış, öylesine çetin imtihânlarla sarsılmışlardı ki, nihâyet o zamanki Peygamber ve onunla birlikte inananlar, “Allah’ın yardımı ne zaman?” diyecek hâle gelmişlerdi. İyi bilin ki, Allah’ın yardımı yakındır!
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Yoksa sizden önce gelip geçmiş olanların benzeri sizin başınıza da gelmemiş iken, Cennet’e gireceğinizi mi hesap ettiniz? Onlara Darlık (Kıtlık / Ekonomik Kriz) ve Bunalım öyle dokundu, öyle sarsıldılar ki, Rasûl ve onunla birlikte inanmış olanlar: -“Allah’ın yardımı ne zaman?” diyordu. Dikkat edin! Allah’ın yardımı, yakındır.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Ey ehlikitap!Yoksa siz, daha öncekilerin çektiklerini çekmeden cennete gireceğinizi mi sandınız? Ne zararlar, sıkıntılar ve sarsıntılar geçirdiler. Allah resulü, inananlarla sohbet hem sordu hem cevapladı: - Allah'ın yardımı ne zaman? - Allah'ın yardımı yakın artık!…
Mehmet Çoban
swap_vert close
Yoksa siz; sizden öncekilerin başına gelenler başınıza gelmeden cennete gireceğinizi mi sandınız? Resuller ve O’nunla beraber olan Müminler, "Allah’ın yardımı ne zaman?" diyecek kadar darlığa, sıkıntıya, zorluğa uğramışlar, sarsıldıkça sarsılmışlardı. İyi bilin ki Allah’ın yardımı pek yakındır. Onun için inancınızda azimli, kararlı, mücadeleci olun! Hemen gevşeklik göstermeyin! En küçük zorlukta gevşeklik gösterirseniz çabanız boşa gider.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Yoksa siz, sizden önce gelip geçenlerin başına gelenlerin benzeri size de gelmeden cennete gireceğinizi mi sandınız! [*] Yoksulluk ve sıkıntı onlara öylesine dokunmuş ve (öylesine) sarsılmışlardı ki sonunda (her) elçi ve beraberindeki müminler, “Allah’ın yardımı ne zaman?” demişlerdi. [*] Dikkat edin! Allah’ın yardımı yakındır.
Benzer mesajlar: Âl-i İmrân 3:142; Tevbe 9:16; ‘Ankebût 29:27.,Benzer mesajlar: En‘âm 6:34; Yûsuf 12:110; Hacc 22:40; Sâffât 37:171-173; Mü’min 40:51; Muhammed 47:7.  
Mehmet Türk
swap_vert close
(Ey îman edenler!) Yoksa siz, sizden öncekilerin başlarına gelenlerin benzeri sizin de başınıza gelmeksizin, Cennete kolayca girivereceğinizi mi zannettiniz? Zîrâ onlar, kendilerine dokunan yoksulluk ve sıkıntılarla öyle sarsılmışlardı ki sonunda (başlarında bulunan) Peygamber ve beraberindeki Müslümanlar: “Allah’ın yardımı ne zaman gelecek!” diyordu. Şunu iyi bilin ki şüphesiz Allah’ın yardımı, pek yakındır.¹
1 Bu âyet, Peygamberimizin Mekke’den Medine’ye hicret ettikten sonraki çektiği sıkıntılar veya Uhud ve Hendek savaşları sebebiyle nâzil olmuştur. (Vâhidî)  
Muhammed Esed
swap_vert close
[Ama,] sizden önce gelip geçen [mümin]ler gibi sıkıntı çekmeden cennete girebileceğinizi mi sanıyorsunuz? ¹⁹⁹ Onların başına öyle ezici sıkıntılar ve kımıldatmaz darlıklar geldi ki ve öylesine sarsıldılar ki müminlerle birlikte Elçi de “Allah’ın yardımı ne zaman gelecek?” diye feryad ediyordu. ²⁰⁰ Gözünüzü açın, Allah’ın yardımı [daima] yakındır!
199 Lafzen, “sizden önce gelip geçenlerin [başlarına gelenin] benzeri siz[in başınız]a gelmeden...”. Bu pasaj, önceki ayetin sonundaki “Allah [isteyeni] doğru yola iletir” sözleriyle bağlantılıdır. Bunun anlamı şudur: Yalnızca hakikatin aklen kavranması, nihaî kurtuluşa ulaşmanın tek başına bir aracı olamaz: O [aklî kavrayış]ın fedakarlığa ve çile çekerek ruhsal arınmaya hazır olmakla desteklenmesi gerekir.200 Yukarıdaki “sizden önce gelip geçmiş olanlar”a yapılan atıf, “elçi” teriminin burada bütün elçileri kapsayan cins ismi anlamında kullanıldığını göstermektedir (Menâr II, 301).  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Sizden öncekilerin başına gelenler, sizin de başınıza gelmeden cennete gireceğinizi mi sandınız? Onlara öylesine darlık ve zorluklar geldi, öyle sarsıldılar ki; hatta elçi ve onunla birlikte iman edenler “Allah’ın yardımı ne zaman?” diye feryat ettiler. İyi bilin ki Allah’ın yardımı yakındır. 3/142, 9/16
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Yoksa siz, sizden öncekilerin başına gelenler sizin de başınıza gelmeden cennete gireceğinizi mi sanmıştınız? Onların başına öyle şiddetli zorluklar, öyle boğucu darlıklar geldi ve öylesine sarsıldılar ki, mü’minlerle birlikte elçi de “Allah’ın yardımı ne zaman gelecek!” diye feryat ediyordu.[⁴⁰⁷] Bakın, Allah’ın yardımı yakındır.[⁴⁰⁸]
[407] Zımnen: Bedelsiz ödül olmaz. İman en büyük iddiadır, iddialar isbat ister. Krş: “Yoksa siz, Allah içinizden cihad edenleri ve (yolunda) direnenleri seçip ayırmadan cennete girebileceğinizi mi sanıyorsunuz?” (3:142; ayrıca krş: 9:16). Üç âyetin muhatabı da farklıdır. Bu âyetin muhatabı Allah Rasûlü ve mü’minlerin tümü, Âl-i İmran’daki rasul hariç tüm mü’minler, Tevbe’deki ise mü’minler içerisinden çıkan mücahitlerdir. [408] Kulun gücü bitince Allah’ın yardımı başlar: “Bittim ya Rab!” diyene “Yettim kulum!” der.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Yoksa siz, -sizden önce gelip geçen peygamber ümmetlerinin çektiği sıkıntılara maruz kalmadan- cennete girebileceğinizi mi sandınız? Onları nice yoksulluk ve sıkıntı kapladı; sarsıntıya uğradılar, hatta peygamberleri ve beraberindeki müminler "Allah'ın yardımı ne zaman?" diyecek hale geldiler. (Ey Muhammed ümmeti, onlardan ibret alın, hak yolunda bütün güçlüklere göğüs gerin) Haberiniz olsun ki, (sizlere müjdemiz var) Allah in yardımı (uzak değil) yakındır!
(Rabbinizin yardımına erebilmeniz için, sizin de birbirinize yardım etmeniz düşmana karşı yekpare bir toplum haline gelmeniz gerekir.)  
Osman Fırat
swap_vert close
Yoksa siz, sizden öncekilerin başına gelenler, sizin de başınıza gelmeden cennete gireceğinizi mi sandınız? Resul ve onunla beraber mü’minler, "Allah’ın yardımı ne zaman?" diyecek kadar darlığa ve zorluğa uğramışlar ve sarsılmışlardı. İyi bilin ki, Allah’ın yardımı pek yakındır.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Yoksa cennete gireceğinizi mi zannettiniz, sizden evvelki geçmiş ümmetlerin hali sizlere gelmedikçe? Onları nice şiddetli ihtiyaçlar, hastalıklar kapladı ve sarsıntılara uğradılar. Hatta peygamberleri ve O'nunla beraber imân edenler, «Allah'ın nusreti ne zaman?» diyecek bir halde geldiler. Haberiniz olsun Allah'ın nusreti şüphe yok ki pek yakındır.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Yoksa siz, daha önce geçmiş ümmetlerin başlarına gelen durumlara mâruz kalmadan cennete gireceğinizi mi sandınız? Onlar öyle ezici mihnetlere, öyle zorluklara dûçar oldular, öyle şiddetle sarsıldılar ki, Peygamber ile yanındaki müminler bile “Allah'ın vaad ettiği yardım ne zaman yetişecek? ” diyecek duruma geldiler. İyi bilin ki Allah'ın yardımı yakındır.
Bu âyet, ilâhî terbiye metodunu açıklamaktadır. Allah’ın rızası ve cenneti ucuz değildir. Gayret, sabır ve sebat imtihanlarından geçmek, böylece pişip bir kıvama ermek gerekir. Allah bu dünyaya sa’y (çalışma) kanununu koymuştur, atalete ve gevşemeye yer yoktur. İşlemeyen demir pas tutar çürür, işleyen demir ışıldar. Dünya rahat yeri değil, hizmet yeridir. Mükâfat yurdu ise âhirettir. Rahat yeri olsaydı Allah en seçkin kulları olan Peygamberlerini burada rahat ettirirdi. Âyet, başta Asr-ı saadetteki ashab olarak, kıyamete kadar gelecek müminlerin himmetlerini kamçılamaktadır.  
Süleyman Ateş
swap_vert close
Yoksa siz, sizden önce geçenlerin durumu başınıza gelmeden cennete gireceğinizi mi sandınız? Onlara öyle yoksulluk ve sıkıntı dokunmuştu, öyle sarsılmışlardı ki, nihayet peygamber ve onunla birlikte inananlar: "Allah'ın yardımı ne zaman?" diyecek olmuşlardı. İyi bilin ki, Allah'ın yardımı yakındır.
Yani ey Allah'a ve Elçisine inananlar, siz, sizden önceki peygamberlere ve eçilere uyanların çektikleri sıkıntı, güçlük ve belâlara uğrayıp onlar gibi çeşitli sınavlardan geçmeden; düşmanlardan korku çekerek sarsılmadan ve "Allah'ın yardımı nerede?" diyecek duruma gelmeden cennete gireceğinizi mi sandınız? Taberî'ye göre bu âyet, Hendek Savaşında mü'minlerin çektikleri zahmet ve sıkıntılar üzerine; (Cİmi'u'l-buyân: 2/198), başka rivâyete göre Uhud Savaşında müslümanların uğradıkları felâket üzerine inmiştir. İbn Abbâs'a göre Allah'ın Elçisi ve arkadaşları, Medîne'ye geldiklerinde bu göçten çok zarar gördüler. Çünkü müslümanlar, evlerini, barklarını; mallarını, mülklerini kâfirlere bırakarak göç etmişlerdi. İşte âyet, hicret yüzünden uğradıkları sıkıntı ve zararlardan dolayı müslümanları tesellî etmiştir. Bu son rivâyet, âyetin ruhuna da uygundur. Âyet, mü'minlere Allah'ın rızasına ancak metanet ve sabır göstermekle erişilebileceğini anımsatmaktadır. Allah tarih boyunca kendisine inananları böyle sıkıntılarla deneyip olgunlaştırmıştır.  
Süleyman Tevfik
swap_vert close
(Ey Mü'minler) üstünüze, sizden evvel gelenlerin üzerine gelen şeylerin misli gelmedikce (mücerred îmân itmekle) cennete girer miyiz sanıyorsunuz? Onları şiddetli zarûret ve fakr, dürlü dürlü âlâm ve emrâz, havf ve hirâs, mezâhim ve müşkülât istilâ itdi. Ve sabırları ve senâları sarsıldı. Hattâ rasûl ile berâber mü'minler: Allâh'ın nusreti ne zamân gelecekdir? (bunı ne zamâna kadar bekleyeceğiz) didiler. Âgâh olun ki Allâh'ın nusreti yakındır.[¹]
[1] Rasûlulah ile muhâcirîn Medine'ye geldiklerinde mallarını Mekke'de terk iylemiş olduklarından zarûrete düşdiler. Yahûdîlerin 'adâvet ve nifâkı da bu musîbetleri artdırdı. O zamân tatyîb-i kulûb ve yakındaki nusreti tebşîr içün bu âyet-i kerîme nâzil oldı. "İbni 'Abbâs"  
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Öncekilerin başlarına gelenlerin bir benzeri sizin başınıza da gelmeden, Cennet’e girebileceğinizi mi düşünüyorsunuz? Baskılar ve zorluklar onları öyle sarmış, öylesine sarsılmışlardı ki Allah’ın elçisi ve beraberindeki müminler “Allah’ın yardımı ne zaman?” diyecek hale gelmişlerdi. Bilin ki Allah’ın yardımı yakındır.[*]
[*] İmtihan tamamlanmadan yardım gelmez. (Bkz Ankebût 29/2-3)  
Şaban Piriş
swap_vert close
Sizden önce gelenlerin durumu, sizin başınıza gelmeden cennete gireceğinizi mi zannettiniz? Onlara öyle yoksulluk ve sıkıntı geldi ve öyle sarsıldılar ki, hatta peygamber ve onun yanındaki mü'minler bile:-Allah'ın yardımı ne zaman? diyecek kadar darlığa ve zorluğa uğramışlar ve sarsılmışlardı. İyi bilin ki Allah'ın yardımı yakındır.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Yoksa sizden öncekilerin başına gelenler sizin de başınıza gelmeden Cennete gireceğinizi mi sandınız? Onlar öyle darlıklara ve zorluklara uğradılar ve öylesine sarsıldılar ki, peygamber ve onunla beraber iman edenler, “Allah'ın yardımı ne zaman?” diyecek hale geldiler. Haberiniz olsun, Allah'ın yardımı yakındır.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Yoksa siz, sizden önce gelip geçmiş olanların karşılaştıklarının benzeri başınıza gelmeden cennete gireceğinizi mi sandınız? Onlara şiddetler, belalar ve zorluklar gelip çattı; sarsıldılar. Öyle ki, resul ve onunla birlikte inananlar, "Allah'ın yardımı ne zaman?" diye yakarıyordu. Haberiniz olsun ki, Allah'ın yardımı çok yakındır.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
belki śanduñuz mı kim giresiz uçmaķa; daħı gelmedi size beñzeri anlaruñ kim geçdiler, sizden ilerü? yoķandı anlara ķatılıķ yoħsullıķ, daħı śayrıllıķ. daħı depredinildiler tā eydür-idi yalavaç daħı anlar kim įmān getürdiler anuñ-ile: “ķaçandur Tañrı arķa virmegi?” bayıķ Tañrı arķa virmegi yaķındır.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Siz ṣanur mısız ki uçmaġa giresiz size gelmezden burun meẟeli anlaruñkim sizden burun geçdiler. Yitişdi anlara ḳatılıḳlar ve zaḥmetler, daḫı zelze‐leye düşdiler. Ḥattā nebī eyitdi: Īmān getürenler bile nebīye ne vaḳt olurTañrı Ta‘ālā nuṣreti? Bilmiş oluñuz Tañrı Ta‘ālānuñ nuṣreti yaḳındur.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
(Ey mö’minlər!) Sizdən əvvəlkilərin başına gələnlər sizin başınıza gəlməmiş behiştə daxil olacağınızımı güman edirsiniz? Onları (şiddətli) fəlakət və sıxıntı elə bürümüş, elə sarsılmışdılar ki, hətta Peyğəmbər və iman gətirənlər birlikdə: “Allahın köməyi nə vaxt gələcək?” – demişdilər.Bilin ki, Allahın köməyi (sizə) yaxındır!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Or think ye that ye will enter Paradise while yet there hath not come unto you the like of (that which came to) those who passed away before you? Affliction and adversity befell them, they were shaken as with earthquake, till the messenger (of Allah) and those who believed along with him said: When cometh Allah's help? Now surely Allah's help is nigh.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Or do ye think that ye shall enter the Garden (of bliss) without such (trials) as came to those who passed away before you? they encountered suffering and adversity, and were so shaken in spirit that even the Messenger and those of faith who were with him cried: "When (will come) the help of Allah." Ah! Verily, the help of Allah is (always) near!
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
اَمْ
yoksa
حَسِبْتُمْ
sandınız mı
اَنْ تَدْخُلُوا
gireceğinizi
الْجَنَّةَ
cennete
وَلَمَّا يَاْتِكُمْ
size gelmedikçe
مَثَلُ
misali
الَّذ۪ينَ
o kimse- lerin ki
خَلَوْا
gelip geçtiler
مِنْ قَبْلِكُمْۜ
sizden önce
مَسَّتْهُمُ
onlara dokundu
الْبَاْسَٓاءُ
darlıklar
وَالضَّرَّٓاءُ
ve sıkıntılar
وَزُلْزِلُوا
ve sarsıldılar
حَتّٰى يَقُولَ
diyecek kadar
الرَّسُولُ
resul
وَالَّذ۪ينَ
ve o kim- seler ki
اٰمَنُوا
iman ettiler
مَعَهُ
bera- berinde
مَتٰى
ne za- man
نَصْرُ
yardımı
اللّٰهِۜ
Allah'ın
اَلَٓا
dikkat edin
اِنَّ
muhak- kak
نَصْرَ
yardımı
اللّٰهِ
Allah'ın
قَر۪يبٌ
çok yakındır
(Ey mü'minler!) Yoksa siz, sizden önce gelip geçen (ümmet)lerin başına gelenler sizin de başınıza gelmeden (kolayca) cennete gireceğinizi mi sandınız? Onlara öyle (katlanılmaz) darlıklar ve sıkıntılar dokunmuş ve öyle sarsılmışlardı ki resul(leri) ve onunla beraber iman edenler, "Allah'ın yardımı ne zaman!" diyecek kadar. Dikkat edin, muhakkak ki Allah'ın yardımı çok yakındır.
اَم
Bağlaç
اَم
Yoksa, yahut, ya da. Kendinden önce gelen kelimeyle bağlanan bir bağlaçtır, böylece ne kendinden önce gelen ne de sonra gelen kelime birbirinden bağımsız düşünülemez.
حَسِبَ
Fiil-I
ح س ب
Sandı, zannetti
اَن
Edat
اَن
Ki, diye, iken, ötürü, -mek, -mak
دَخَلَ
Fiil-I
د خ ل
Girdi, (zifafa) girdi, dâhil oldu, sokuldu
جَنَّة
İsim
ج ن ن
Cennet, bahçe, bağ (üzüm bağı gibi)
لَمَّا
Zaman zarfı
لَمَّا
Ne zaman ki, zaman, vakit
اَتَى
Fiil-I
ا ت ي
Geldi, getirdi
مَثَل
İsim
م ث ل
Misal, örnek, benzetme, benzer
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
خَلَا
Fiil-I
خ ل و
Baş başa kaldı, gelip geçti
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
قَبْل
İsim
ق ب ل
Önce, öteden beri
مَسَّ
Fiil-I
م س س
Dokundu, gelip çattı
بَاْسَٓاء
İsim
ب ا س
Darlıklar, sıkıntılar
ضَرَّٓاء
İsim
ض ر ر
Hastalık, sıkıntı, darlık, zarar
زَلْزَلَ
Fiil-I
ز ل ز ل
Sarsıldı
حَتّٰى
Edat
حَتّٰى
Nihayet, -e kadar, hatta, ta ki, sonuçta
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
رَسُول
İsim
ر س ل
Resul, elçi
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
ءَامَنَ
Fiil-IV
ا م ن
İman etti, inandı, emin kıldı
مَع
Edat
مَع
Beraberlik ifade eden edat, ile
مَتٰى
Soru eki
مَتٰى
Ne zaman
نَصْر
İsim
ن ص ر
Yardım
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
اَلَٓا
Edat
اَلَٓا
Dikkat edin
اِنّ
Edat
اِنّ
Şüphesiz, kesinlikle, muhakkak, elbette, gerçekten, zira, çünkü, doğrusu, daima. Cümledeki bilgiyi pekiştirmek için kullanılır.
نَصْر
İsim
ن ص ر
Yardım
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
قَرِيب
İsim
ق ر ب
Karîb (Allah'ın ismi, esmasıdır. Her şeye ve herkese kendisinden daha yakın olan demektir), yakın