(Ey inanmış olanlar!) Yoksa siz, kendinizden önce gelip geçen (mü’min)lerin durumu (uğradıkları sıkıntılar) başınıza gelmeden (onlar gibi sıkıntılarla imtihan edilmeden) cennete girebileceğinizi mi sandınız? (Hak davaları uğruna) onlara öyle ezici sıkıntılar ve katlanılmaz darlıklar dokunmuş ve öylesine sarsılmışlardı ki, inanmış olanlarla birlikte elçi de: “Allah’ın (vaadettiği) yardımı ne zaman (gelecek)?” diye (çaresizlik sebebiyle) yakarıyorlardı (ama buna rağmen hak davalarından asla caymamışlardı. Sadakat ve samimiyetlerini böylece ispat ediyorlardı. İşte o gün onlara şöyle denilmişti) İyi bilin ki, (size) Allah’ın yardımı çok yakındır. *
(*) Bu âyet, ilâhî terbiye metodunu açıklamaktadır. Allah’ın rızası ve cenneti ucuz değildir. Gayret, sabır ve sebat imtihanlarından geçmek, böylece pişip bir kıvama ermek gerekir. Allah bu dünyaya sa’y (çalışma) kanununu koymuştur, atalete ve gevşemeye yer yoktur. İşlemeyen demir pas tutar çürür, işleyen demir ışıldar. Dünya rahat yeri değil, hizmet yeridir. Mükâfat yurdu ise âhirettir. Rahat yeri olsaydı Allah en seçkin kulları olan Peygamberlerini burada rahat ettirirdi. (S. Yıldırım Meal Açıklaması) Geçmiş ümmetlerden bazıları da yoksulluk ve sıkıntılarla denenmişler, sonuna kadar imanlarında sebat edenler, Allah’ın yardımının geleceği konusunda ümitlerini yitirmeyenler, gösterdikleri sabır ve dayanıklılıkla hem O’nun yardım ve desteğini hem de cennetini kazanmışlardır. Bu Allah’ın bir kanunudur. Şu hâlde İslâm ümmeti de gerektiğinde bu tür sıkıntılardan geçeceklerdir. Nitekim eski peygamberler ve onların ümmetleri gibi Hz. Muhammed ve onun ashabı da imanlarını ve kutsal değerlerini rahatlarının üstünde görmüşler; bu değerleri koruma ve güçlendirme uğruna maddî ve bedensel yararlarını sonuna kadar feda etmeyi göze almışlar; büyük acı ve sıkıntılara katlanmışlardır. Allah’ın rahmetinden asla ümitlerini kesmemişler, aksine “Allah’ın yardımı ne zaman gelecek!” diye sarsılmaz bir imanla onu bekleyerek, şartların gerekli kıldığı yöntemlerle mücadelelerini sürdürmüşlerdir… Nihayet ormanlık arazinin yağmur bulutlarını çekmesi gibi onların bu büyük imanları, sabır, sebat ve fedakârlıkları da Allah’ın yardım ve desteğini üzerlerine çekmiştir. Böylece hem dünyada zafere ulaşıp müslümanlıklarını yaşatmışlar, İslâm’ı güçlendirmişler hem de cennete girmeye hak kazanmışlar… Kaynak: (Kur’an Yolu Tefsiri)