close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Bakara Sûresi 213. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Kâne-nnâsu ummeten vâhideten febe’aśa(A)llâhu-nnebiyyîne mubeşşirîne vemunżirîne veenzele me’ahumu-lkitâbe bilhakki liyahkume beyne-nnâsi fîmâ-ḣtelefû fîh(i)(c) vemâ-ḣtelefe fîhi ille-lleżîne ûtûhu min ba’di mâ câet-humu-lbeyyinâtu baġyen beynehum(s) feheda(A)llâhu-lleżîne âmenû limâ-ḣtelefû fîhi mine-lhakki bi-iżnih(i)(k) va(A)llâhu yehdî men yeşâu ilâ sirâtin mustekîm(in)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
İnsanlar tek bir ümmetti. Allah müjdeci ve korkutucu olarak peygamberler gönderdi. İnsanların ayrılığa düştükleri şeylerde, aralarında dosdoğru hükmetmek üzere onlara kitap da indirdi. Onlara bunca açık deliller geldikten sonra da gene ancak ihtirasları yüzünden tuttular da ihtilafa düştüler. Halbuki Allah inananları, onların ihtilafa düştükleri doğru şeye, kendi izniyle muvaffak etti, gerçeğe ulaştırdı. Allah, dilediğini doğru ve düz yola çıkarır.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
İnsanlar bir tek ümmetti. Allah, müjdeciler ve uyarıcılar olarak peygamberler gönderdi ve beraberlerinde, insanların anlaşmazlığa düştükleri şeyler konusunda, aralarında (adaletle) hüküm vermek üzere Hakkı içeren kitaplar indirdi. Oysa kendilerine apaçık ayetler geldikten sonra, birbirlerine karşı olan ’azgınlık ve kıskançlıkları’ yüzünden anlaşmazlığa düşenler, işte o (kitap) verilenlerden başkası değildir. Böylece Allah, iman edenleri, hakkında ayrılığa düştükleri (konularda hidayet edip) Kendi izni (ve iradesiyle) gerçeğe eriştirdi. Allah, kimi dilerse onu doğru yola yöneltir.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Bütün insanlar bir zamanlar tek bir topluluktu. Düşünce ve inanç ayrılıklarına düştükleri için, Allah müjdeci ve uyarıcı olarak peygamberler gönderdi; insanların anlaşmazlığa düştükleri konularda, insanlar arasında karar versin diye O, peygamberlerle beraber, hakikat ortaya çıksın diye kitap indirdi. Oysa kendilerine kitap verilmiş olanlar kendilerine açık kanıtlar geldikten sonra, sadece aralarındaki kıskançlıktan dolayı o kitap hakkında anlaşmazlığa düştüler. Bunun üzerine Allah inananları kendi izniyle onların üzerinde anlaşmazlığa düştükleri gerçeğe doğru yol ve kitaba iletti. Çünkü Allah, doğru yola ulaşmak isteyeni dosdoğru yoluna ulaştırır.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Bütün insanlar Nûh'a kadar aynı dine sahip bir tek milletti. Görüş ayrılığına düşmeleri sebebiyle Allah onlara, rahmeti, merhameti, ihsanı, sevgisi konusunda müjdecilik, sorumluluk hesap ve cezayı hatırlatan, uyarıcılık görevi yapan özgürce sorumluluklarını yerine getirmek üzere tek tek peygamberler gönderdi. İnsanlar arasında, ihtilâf ettikleri, çarpıttıkları konularda, hakem olmaları, hüküm vermeleri, icraat yapmalarına esas olması için onlarla beraber, gerekçeli, hikmete dayalı, toplumda gerçekleştirilmesi gereken hakça düzeni içeren kitaplar da indirdi. Ancak, kutsal kitapların hükmünce sorumlu tutulanlar, ayan beyan deliller geldikten sonra, liderliği ve hakimiyeti hep kendi uhdelerinde tutma hırsları, hasetleri, haksızlıkları, şer'î kurallara karşı çıkmaları ve bozgunculukları sebebiyle, kitaplar konusunda ayrı baş çekerek kasıtlı ihtilâf çıkardılar, anlaşmazlık icat ettiler. Allah ilmi, iradesi ve lütfuyla, ehl-i kitabın kutsal kitaplardaki bilgileri tahrif ederek çıkardıkları ihtilâfların, çarpıtmaların doğrusunu imân edenlere gösterdi. Allah, sünnetine, düzeninin yasalarına uygun olarak, iradesinin tecellisine tâbi, akıllı ve sorumlu kimseleri doğru, muhkem, güvenli, mutedil yola İslâmî hayata iletir.
bk. Kur’ân-ı Kerim, 10/19.  
Ahmet Varol
swap_vert close
İnsanlar tek bir ümmetti. Sonra Allah müjdeleyici ve korkutucu peygamberler gönderdi. Onlarla birlikte, insanlar arasında ayrılığa düştükleri konularda hükmetmeleri için hak üzere Kitab indirdi. Kendilerine apaçık deliller geldikten sonra aralarındaki kıskançlıklarından, kinlerinden dolayı bu (Kitap) hakkında ayrılığa düşenler kendilerine Kitab verilmiş olanlardan başkaları değildir. Allah iman edenleri, kendi izniyle, onların üzerinde ayrılığa düştükleri gerçeğe iletti. Allah dilediğini doğru yola iletir.
Ali Bulaç
swap_vert close
İnsanlar tek bir ümmetti. Allah, müjdeciler ve uyarıcılar olarak peygamberler gönderdi ve beraberlerinde, insanların anlaşmazlığa düştükleri şeyler konusunda, aralarında hüküm vermek üzere hak kitaplar indirdi. Oysa kendilerine apaçık ayetler geldikten sonra, birbirlerine karşı olan 'azgınlık ve kıskançlıkları' yüzünden anlaşmazlığa düşenler, o, (Kitap) verilenlerden başkası değildir. Böylece Allah, iman edenleri, hakkında ayrılığa düştükleri gerçeğe kendi izniyle eriştirdi. Allah, kimi dilerse onu doğruya yöneltir.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
İnsanlar iman üzere bulunan tek bir ümmet idi; sonra kimi iman etmek, kimi küfre varmak suretiyle ayrılığa düştüler de Allah, rahmetinin müjdecileri ve azabının habercileri olmak üzere peygamberler gönderdi; ve insanlar aralarında ayrlığa düştükleri şeyde hak üzre hükmetmek için, o peygamberlerle kitap gönderdi. Halbuki kendilerine açık deliller geldikten sonra aralarındaki zulüm ve hasedlerinden ötürü, ihtilâfa düşenler, o kitab verilenlerden başkası değildir. Onların hak hususunda ayrılığa düştükleri şeyde, Allah, kendi izni ile (peygamberlere) iman edenleri doğru yola hidayet buyurdu (iletti). Allah dilediğini doğru yola iletir.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
İnsanlar bir tek toplum idiler. (Allah onları imtihana, dolayısıyla gelişmeye tabi tuttu.) Uyarıcı ve müjdeleyici olarak peygamberleri gönderdi. Onlarla beraber haklar ile dolu kitabı indirdi ki; insanların (gelişmeleri içinde düştükleri) ihtilaflarını yargılasın. Kitap verilenler, ancak onlara açık ayetler geldikten sonra ve yalnızca kıskançlıktan dolayı ihtilafa düştüler. Allah da kendi izni ve iradesiyle, iman edenleri, ihtilaf ettikleri konuların hak kısmına yöneltti. (Bu imtihan sonucu bir kısmı kazandı, yükseklere çıktılar. Bir kısmı da esfel-i safiline düştüler.) Allah, istediğini Sırat-ı Müstakim’e (doğru yola) iletendir.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
İnsanlar bir tek ümmetti; Allah onlara müjdeleyici ve uyarıcı olarak peygamberler gönderdi. Peygamberler aracılığı ile insanların anlaşmazlığa düştükleri konular hakkında aralarında hüküm vermek için hak kitap da indirdi. Halbuki, o konularda anlaşmazlığa düşenler, kendilerine apaçık âyetler geldikten sonra, aralarındaki kıskançlık yüzünden ihtilafa düşen kitap ehlinden başkası değildi. Bunun üzerine Allah, kendi iradesiyle, inananları ihtilafa düştükleri hakikate eriştirdi. Çünkü Allah, dileyeni doğru yola ulaştırır.
Besim Atalay
swap_vert close
İnsanlar bir ümmetti; imdi Allah onlara müjdeliyen, kocunduran peygamberler gönderdi, ayrıştıkları şeyde hükmeylemek üzere, hak olarak onlara kitap dahi indirdi, onlar aralarında hasetleşme yüzünden, kendilerine belgeler geldiğinde, kitaplılar ondan ayrışmaya düştüler, kendi izniyle Allah inananları, ayrıştıkları işte, haktan yana götürdü; Allah dilediğin doğru yola iletir
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
İnsanlar tek bir ümmetti/milletti. Sonra (bir kısmı küfre saparak ayrılığa düşünce) Allah, müjdeleyici ve uyarıcı olarak nebileri gönderdi. İnsanlar arasında, anlaşmazlığa düştükleri hususlarda hüküm vermeleri için onlarla beraber hak yolu gösteren kitapları da indirdi. Kendilerine kitap verilmiş olanlar, kendilerine açık deliller geldikten sonra, sırf aralarındaki kıskançlıktan ötürü o Kitap hakkında anlaşmazlığa düştüler. Böylece Allah, iman edenleri, hakkında ayrılığa düştükleri gerçeğe kendi izniyle eriştirdi. Allah, dileyeni doğru yola iletir.
Ayette geçen “İnsanlar tek bir ümmetti/milletti” ifadesi; insanlığın ortak bir kaynaktan geldiğini belirtiyor. Zaman geçtikçe bu ortak kaynaktan çoğalan insanlar, farklı yerlerde yaşamaya yöneldiler. Yaşadıkları yerin coğrafi özelliklerine ve iklim şartlarına göre hayat standartları gelişti, yerel ve bölgesel kültürler oluştu. Bununla birlikte insanlar arasındaki düşünceler farklılaştı, birbiriyle çelişen görüşler ve doktrinler ortaya çıkmaya başladı. Buradan da farklı yaşam tarzları ile çeşitli inanç sistemleri doğdu. Bütün bu oluşumlar, insanların arasından peygamberlerin çıkmasını ve bu peygamberlere ilahi kitapların inmesini gerekli kıldı.   
Cemil Said
swap_vert close
İnsanlar evvelleri bir ümmet idi. Allâh hakîkati tebşîr ve ihtâr içün peygamberler gönderdi. İnsanlar beynindeki ihtilâfâtın halli içün hak bir kitâb inzâl iyledi. Halbuki insânlar âyât-ı mübeyyineyi telâkkî itdikden sonra ancak hased sâikasıyla biri birilerine münâza’a itdiler. Allâh kendi izniyle münâzi’un fîh olan şeyin hak oldığına inananları hidâyete sevk itdi. Zîrâ istediğini tarîk-i müstakîme sevk ider.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
İnsanlar bir tek ümmetti. Allah peygamberleri müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdi; insanların ayrılığa düşecekleri hususlarda aralarında hüküm vermek için onlarla birlikte hak Kitaplar indirdi. Ancak Kitap verilenler, kendilerine belgeler geldikten sonra, aralarındaki ihtiras yüzünden onda ayrılığa düştüler. Allah, inananları, ayrılığa düştükleri gerçeğe kendi izni ile eriştirdi. Allah dilediğini doğru yola eriştirir.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
İnsanlar tek bir ümmetti. Allah, müjdeciler ve uyarıcılar olarak peygamberler gönderdi ve beraberlerinde, insanların anlaşmazlığa düştükleri şeyler konusunda, aralarında hüküm vermek üzere kitapları hak olarak indirdi. Kendilerine apaçık âyetler geldikten sonra o konuda ancak; kitap verilenler, aralarındaki kıskançlık yüzünden anlaşmazlığa düştüler. Bunun üzerine Allah iman edenleri, kendi izniyle, onların hakkında ayrılığa düştükleri gerçeğe iletti. Allah, dilediğini doğru yola iletir.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
İnsanlar bir tek ümmet idi. Sonra Allah, müjdeciler ve uyarıcılar olarak peygamberleri gönderdi; onlar aracılığı ile anlaşmazlığa düştükleri konularda insanlar arasında hüküm vermek için gerçeği içeren kitabı indirdi. Ancak kendilerine apaçık gerçekler geldikten sonra aralarındaki kıskançlık yüzünden, o kitap hakkında anlaşmazlığa düşenler de onun kendilerine verildiği kimselerden başkası değildi. Sonra Allah onların, üzerinde ayrılığa düştükleri gerçeği, kendi izniyle müminlerin bulmasını sağladı. Allah dilediğini doğru yola iletir.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
İnsanlar bir tek ümmet idi. Sonra Allah, müjdeleyici ve uyarıcı olarak peygamberleri gönderdi. İnsanlar arasında, anlaşmazlığa düştükleri hususlarda hüküm vermeleri için, onlarla beraber hak yolu gösteren kitapları da gönderdi. Ancak kendilerine kitap verilenler, apaçık deliller geldikten sonra, aralarındaki kıskançlıktan ötürü dinde anlaşmazlığa düştüler. Bunun üzerine Allah iman edenlere, üzerinde ihtilafa düştükleri gerçeği izniyle gösterdi. Allah dilediğini doğru yola iletir.
 Bütün insanlık başlangıç itibariyle bir tek ümmet idi. Hz. Âdem’den çoğalmıştı. Zamanla ihtilafa düştüler. Peygamberler insanlar arasında beliren anlaşmazlıkları gidermek için gönderildi.  
Edip Yüksel
swap_vert close
İnsanlar bir tek topluluktu. ALLAH peygamberleri müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdi ve anlaşmazlığa düştükleri konularda halkın arasında hükmetmeleri için onlarla birlikte gerçeği içeren kitabı indirdi. Oysa kitap verilenler kendilerine açık kanıtlar geldikten sonra aralarındaki kıskançlıktan ötürü onun hakkında anlaşmazlığa düştüler. Fakat ALLAH, izniyle inananları onların anlaşmazlığa düştüğü gerçeğe ulaştırdı. ALLAH dilediğini/dileyeni doğru yola iletir.
Bak 57:22-23.  
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
İnsanlar tek bir ümmetti. Ayrılmaları üzerine Allah, rahmetinin müjdecileri ve azabının habercileri olmak üzere peygamberler gönderdi ve beraberlerinde hak ile ilgili kitap indirdi ki, insanların, aralarında ihtilaf ettikleri şeyler hakkında hakem olsun. Bunda da sırf o kitap verilenler, kendilerine bunca deliller geldikten sonra tuttular, aralarındaki hırs ve kıskançlık yüzünden anlaşmazlığa düştüler. Bunun üzerine Allah kendi izniyle, iman edenleri, onların hakkında anlaşmazlığa düştükleri hakka, ulaştırdı. Allah, dilediğini doğru yola iletir.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
İnsanlar tek bir ümmet idi Ayrılmaları üzerine Allah rahmetinin müjdecileri ve azabının habercileri olmak üzere Peygamberler gönderdi ve beraberlerinde hak ile kitab indirdi ki nas arasında ıhtilâf ettikleri noktada hakem olsun, bunda da sırf o kitab verilenler kendilerine bunca beyyineler geldikten sonra tuttular aralarındaki ihtiras yüzünden ıhtilâfa düştüler, bunun üzerine Allah onların ıhtilâf ettikleri hakka izni ilâhîsiyle bu iyman edenleri doğrudan doğru muvaffak buyurdu, öyle ya Allah dilediğini doğru yola çıkarır
Emrah Demiryent
swap_vert close
(Vaktiyle) insanlar, (İslâm dini üzere yaşayan, îmânlı) tek bir ümmetti. (Sonra bazıları nefislerine ve şeytana uyarak, küfre saptılar). Allah, insanlara (îmân ehlini cennet nimetleri ile) müjdeleyen ve (kâfirleri ise cehennem azabıyla) uyaran peygamberler gönderdi. İnsanların (inanç hususunda) ihtilafa düştükleri konularda, aralarında hüküm vermeleri için peygamberlerin bir kısmına, hak yolu gösteren kitaplar gönderdi. Fakat (peygamber ile birlikte) kitap gönderilen (kavim) ler, kendilerine apaçık deliller geldikten sonra, sırf kıskançlıktan ötürü (inanç hususlarında yine) ihtilafa düştüler. Allah, kitap ehlinin ihtilafa düştükleri hususlarda, hak olanı, îmân edenlere izniyle gösterdi, Allah, ancak hidâyete ulaşmak üzere gayret sarf eden kimseyi (lütfuyla) doğru yola iletir.
Erhan Aktaş
swap_vert close
İnsanlar bir tek ümmetti. Allah; onlara, haber verici ve uyarıcı nebiler gönderdi. Anlaşmazlığa düştükleri konularda aralarında Hakk ile hükmetmeleri için onlarla beraber Kitap indirdi. Kitap verilenler, kendilerine apaçık kanıtlar gelmesine rağmen, aralarındaki ihtiras nedeniyle onda anlaşmazlığa düştüler. Bunun üzerine Allah, iman edenleri Kendi izni ile onların üzerinde ayrılığa düştükleri gerçeğe iletti. Zira Allah, dileyeni doğru yola iletir.¹
1- Hak edeni, dileyeni; doğru yolu bulma çabasında olanı. Bu terkip, Allah, doğru yola iletilmeyi gerektiren şeyleri yapanı doğru yola iletir demektir. Ayetteki “Şâe” sözcüğü, “dilediğini” anlamının yanı sıra, “şey edeni”, “gayret göstereni”, “bir şey elde etmek çabasında olanı” anlamına da gelmektedir.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
İnsanlar bir tek ümmetdi (kimi îmân etmek, kimi küfre sapmak suretiyle ihtilâfa düşdüler). Binâen'aleyh Allah (rahmetinin) müjdeciler (i, azabının) haberciler (i) olmak üzere (onlara) peygamberler gönderdi ve beraberlerinde — insanların ihtilâfa düşdükleri şeyler hakkında aralarında hüküm vermek için — hak (ve gerçek) kitablar da indirdi. Halbuki kendilerine apaçık deliller geldikden sonra birbirine karşı olan ihtiras ve hasedden ötürü ihtilâfa düşenler; o (Kitab) verilenlerden başkası değildir. İşte Allah (böylece) îman edenleri, kendi iradesiyle; hakkında ihtilâfa düşdükleri hakka (gerçeğe) ulaşdırdı. Allah kimi dilerse onu doğru yola iletir.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
İnsanlar tek bir ümmet (aynı din üzere) idi (daha sonra ihtilâfa düştüler); bunun üzerine Allah, müjdeleyiciler ve (aynı zamanda) korkutucular olarak peygamberler gönderdi ve hakkında ihtilâfa düştükleri şeyler husûsunda, insanların aralarında hüküm vermek için, berâberlerinde hak ile Kitâb indirdi. Ancak kendilerine onun (o kitâbın) verildiği kimseler, onlara apaçık deliller geldikten sonra aralarındaki zulüm (ve hased)den dolayı onda da ihtilâfa düştüler. Sonra Allah, (o ehl-i kitâbın) üzerinde ihtilâfa düştükleri hakka, îmân edenleri izniyle hidâyet eyledi. Çünki Allah, dilediği kimseyi (hikmetine binâen kendi lütfundan) dosdoğru bir yola hidâyet eder.
İhsan Aktaş
swap_vert close
(İlk zamanlarda) bütün insanlık (kanunsuz, hukuksuz, ahlâkî ve insanî değerlerden yoksun ilkel bir hayat sürdüren) tek bir topluluk idi (din, iman, hak, hukuk, adalet, vicdan, merhamet, sevgi, saygı, insanlık vs. nedir bilmezdi). Sonra Allah, (onlara doğru yolu göstermek üzere mevcut beşer türü arasından halife olarak seçip ilk nebi yaptığı Âdem den başlayarak) müjdeci ve uyarıcı olarak peygamberler gönderdi; ayrıca insanların ayrılığa düştükleri konularda, aralarında (adaletle) hüküm vermek için (göndermiş olduğu) peygamberlerle birlikte hak kitap (ilahi mesajlar) da indirdi. Ancak ne var ki kitap verilenler kendilerine açık belgeler geldikten sonra aralarındaki ihtiras yüzünden onda anlaşmazlığa düştüler. Bunun üzerine Allah da iman etmiş olanları kendi izniyle (iradesiyle) onların üzerinde anlaşmazlığa düştükleri gerçeğe iletti. Ve Allah, dileyen kimseyi (iman ve hidayeti tercih edip kendisine yöneleni) dosdoğru yola ulaştırır. *
(*) Kur’an, insanlığın başlangıçtaki durumunu tasvir etmek için ummeten vahideten (bir tek topluluk) ifadesini kullanırken, ilk bakışta sanılacağı gibi, insanlık tarihinin şafağındaki efsanevî “altın çağ” düşüncesini dile getirmemektedir. Bu ayette kasdedilen şey, insanın saf zihinsel durumunun ve o ilk çağlarda içinde yaşadığı basit sosyal düzenin karakteristiği olan, içgüdüsel kavrayışların ve eğilimlerin nisbî homojenliğinden başka bir şey değildir. Bu homojenlik, beşer toplumunun mensupları arasındaki bilinçli bir uzlaşmadan çok, zihinsel ve duyusal farklılaşmanın eksikliğine dayandığından, insanın daha sonra kaydettiği tekâmül derecesi karşısında çözülmeye mahkûm idi. İnsanın düşünce hayatı daha da karmaşık/zengin hale gelirken duyusal kapasitesi ve bireysel ihtiyaçları da daha fazla farklılaştı; düşünce ve menfaat çatışmaları öne çıkmaya başladı ve insanlık, hayat görüşü ve ahlakî değerleri açısından “bir tek topluluk” olmaktan çıktı: işte ilahî rehberlik bu aşamada zorunlu hale geldi…(M. Esed. Meal Açıklaması) Bu ayet, insanlığın başlangıçta bir popülasyon/topluluk halinde yaşamakta olduğunu, aralarında ihtilaf çıktığına göre, akıl ve idrak sahibi olduklarını, peygamberlerin bu anlaşmazlıkları çözmek için vahiyle desteklenerek gönderildiğini, dolayısıyla ilk vahyi alan veya ilk peygamber kabul edilen Hz. Âdem’den önce var olduklarını bize gösteriyor. Bilimsel kavramlarla ifade etmek istersek; insanoğlu, milyonlarca yıl devam eden gelişiminde, insan olmadan önce, “Homo erektus”, “Homo habilis”, “Homo sapiens”, “Homo sapiens-sapiens” dönemlerinden geçmiştir. Âdem ise modern insan olarak sapiens-sapiens’tir… (İ. Yakıt Meal Açıklaması) Not: Daha önce ilkel bir hayat sürdüren, kanunsuz, hukuksuz yaşayan, ilahi mesajları tebliğ eden peygamberlerin de henüz gönderilmediği için hiçbir kimsenin mü’min, muvahhid, kafir veya müşrik sayılamayacağı zamanlarda insanlar bir tek topluluk idi. Bu nedenle ayetin ikinci cümlesinde buyurulduğu gibi ‘’Sonra Allah, (onlara doğru yolu göstermek üzere) müjdeci ve uyarıcı olarak peygamberler gönderdi;‘’ şeklindeki ifadeden de anlaşılıyor ki peygamberler gönderilmeden önce de yeryüzünde toplum halinde yaşayan insanlar var idi. Mademki peygamberler sonra gönderilmiş, Hz. Âdem de ilk halife ve ilk peygamberdir, o zaman ondan önce de toplum halinde yaşayan beşer türünün mevcudiyeti söz konusudur. Yani Hz. Âdem ilk beşer değildir, ama ilahi vahye mazhar olan, yaptıklarından بن شعيب قال : سألت أبا عبد الله “عليه السلام” عن هذه الآية “كان الناس أمة واحدة” قال : قبل آدم وبعد نوح ضُلالاً فبدا لله فبعث الله النبيين مبشرين و منذرين (العياشي 1 : 104. التوحيد للصدوق 277، والخصال للصدوق 652. والحافظ رجب البرسي، مشارق أنوار اليقين (60)) أو: الجنس كانوا أمة واحدة في خلوهم عن الشرائع لا أمر عليهم ولا نهي. (البحر المحيط) .وترى (أُمَّةً واحِدَةً) هنا ـ بالنسبة للناس ككلّ ـ هي أمة الهداية ، أنهم كلهم كانوا على هدى قبل بعث النبيين؟ وهذه مستحيلة في نفس الذات ، فان مختلف الأهواء والرغبات الإنسانية هي أسس عوامل الاختلافات الشاسعة بين الناس! وحين لم تجمع الناس ـ ولن يجتمعوا ـ على هدى بدعوات الرسل ، فكيف تجتمع ـ إذا ـ دون دعوة رسالية -- وحتى قبل الدعوات الرسالية ، ليس الناس كلهم كفارا بمبدإ الفطرة والعقلية الإنسانية فلم يكونوا ـ إذا ـ لا مهتدين ولا كفارا ، بل «كانوا ضلالا لا مؤمنين ولا كافرين ولا مشركين» (١) حيث الدعوات الرسالية هي التي تخلق هذه الأمم الخ (الفرقان في تفسير القرآن بالقرآن والسنّة - ج ٣) . وقيل المراد الإخبار عن الناس الذين هم الجنس كله أنهم كانوا أمة واحدة في خلوّهم عن الشرائع، وجهلهم بالحقائق، لولا أن الله مَنَّ عليهم بإرسال الرسل، (فتح القدير). وتحتمل الآية معنى سابعاً وهو أن يخبر عن الناس الذين هم الجنس كله أنهم أمة واحدة في خلوهم عن الشرائع وجهلهم بالحقائق. لولا منّ الله عليهم وتفضله بالرسل إليهم، فــ{كان} على هذا الثبوت لا تختص بالمضي فقط، (المحرر الوجيز في تفسير الكتاب العزيز) .وعلى هذا تكون الفاء في قوله تعالى: (فَبَعَثَ اللَّهُ النَّبِيِّينَ مُبَشِّرِينَ وَمُنذِرِينَ) للترتيب والتعقيب في موضعها من غير حاجة إلى التقدير الخ (زهرة التفاسير) أما الرأى الثالث فقد قرره الإِمام القرطبى بقوله: ويحتمل أن تكون "كان" للثبوت، والمراد الإِخبار عن الناس الذين هم الجنس كله أنهم أمة واحدة فى خلوهم عن الشرائع، وجهلهم بالحقائق، لولا مَنُّ الله عليهم وتفضله بالرسل إليهم. فلا يختص "كان" على هذا التأويل بالمضى فقط، بل معناه معنى قوله: { وَكَانَ ٱللَّهُ غَفُوراً رَّحِيماً } وهذا الرأى قد اختاره الأستاذ الإِمام محمد عبده في تفسيره للآية الكريمة ووافقه عليه بعض العلماء الذين كتبوا فى تفسير هذه الآية (الوسيط في تفسير القرآن الكريم)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
İnsanlar bir zamanlar tek bir ümmetti, sonra Allah onlara müjdeciler ve uyarıcılar olarak peygamberler gönderdi. O elçilerle birlikte, insanlar arasında ayrılığa düştükleri konularda, adaletle hüküm vermeleri için, kitabı indirdi. Buna rağmen, kendilerine kitap verilenler, onlara açıklayıcı ayetler geldikten sonra, aralarında ki çekememezlikten ötürü ayrılığa düştüler. Allah, iman edenlere, kendi izni ile, kitaptan (haktan) ihtilafa düştükleri konularda yol gösterdi. Allah istekli olanları en doğru yola iletir.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
İnsanlar önce bir tek topluluk idiler. Allah aralarındaki anlaşmazlıkları yargılamak için onlara müjdeleyici, uyarıcı peygamber gönderdi. Onlarla birlikte doğru olan Kitap’lar da gönderdi, yine insanlar arasındaki anlaşmazlıklar yargılansın diye. Oysaki kendilerine açıklayıcı belgeler geldikten sonra yine de anlaşmayan bu kimseler kendilerine Kitap verilenlerden başkaları değildirler. Bu da birbirlerini kıskanmalarından ileri gelmekte idi. Bunun üzerine Allah inananları kendi dileğiyle, üzerinde bir türlü anlaşamadıkları gerçeğe ulaştırdı. Allah dilediğini doğru yola iletir.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Nâs bir tek ümmet idi [⁶]. Onlar ihtilâf etmekle Allah/da müjde verici ve azap ile korkutucu olarak Peygamberleri gönderdi; ihtilâf ettikleri şeyde nâs arasında hükmetmek üzere peygamberler ile beraber doğru olarak Kitap ta inzâl etti. Halbuki onda [⁷] kendilerine Kitap verilenler gelinceye [⁸] kadar ihtilâfa düşen olmadı. Bu da açık deliller geldikten sonra hasetlerinden [⁹] nâşi idi. Allah kendi izni ile [¹⁰] iman edenleri ihtilâf ettikleri hakka götürmüştür. Allah dilediğini doğru yola götürür.
İsmail Yakıt
swap_vert close
İnsanlar tek bir topluluk [ummet] idi.¹⁴⁰ Allah, müjdeci ve uyarıcı olarak peygamberler gönderdi ve onlarla birlikte insanlar arasında ayrılığa düştükleri konularda [ihtelefû] hüküm vermesi için gerçeği bildiren kitabı da indirdi. Bununla birlikte, kendilerine kitap verilmiş olanlar, kendilerine apaçık deliller geldikten sonra, sırf aralarındaki kıskançlık yüzünden, o kitap hakkında ayrılığa düştüler. Bunun üzerine Allah, kendi izniyle inananları, üzerinde ayrılığa düştükleri gerçeğe iletti. Çünkü Allah, dilediğini doğru yola iletir.
140 Abdullah İbn Mes’ud kıraatında burada vurgu için söylenmiş “ihtelefû” (Ayrılığa düştüler) telaffuzu da vardır. Hemen hemen bütün müfessirler, anlam akışı içinde bu telaffuzun varlığını kabul ederler. Bu ayet, insanlığın başlangıçta bir popülasyon/topluluk halinde yaşamakta olduğunu, aralarında ihtilaf çıktığına göre, akıl ve idrak sahibi olduklarını, peygamberlerin bu anlaşmazlıkları çözmek için vahiyle desteklenerek gönderildiğini, dolayısıyla ilk vahyi alan veya ilk peygamber kabul edilen Hz. Âdem’den önce var olduklarını bize gösteriyor. Bilimsel kavramlarla ifade etmek istersek; insanoğlu, milyonlarca yıl devam eden gelişiminde, insan olmadan önce, “Homo erektus”, “Homo habilis”, “Homo sapiens”, “Homo sapiens-sapiens” dönemlerinden geçmiştir. Âdem ise modern insan olarak sapiens-sapiens’tir. Nitekim Kur’an’da “İnsan, henüz anılmaya değer bir şey değil iken, üzerinden uzun bir zaman geçmemiş midir? (İnsan, 76/1) denmektedir. Buradan insanlığın oluşumunun çok uzun zaman içinde olduğunu anlıyoruz.  
Kadri Çelik
swap_vert close
İnsanlar tek bir ümmetti. Derken (aralarında inanç farklılıkları ortaya çıkınca), Allah peygamberleri müjdeci ve uyarıp korkutucu olarak gönderdi ve beraberlerinde, insanların anlaşmazlığa düştükleri şeyler konusunda aralarında hüküm vermek için hak üzere (bir de) kitap indirdi. Oysa kendilerine apaçık belgeler geldikten sonra sırf aralarındaki ihtirastan kaynaklanan azgınlık yüzünden ihtilafa düşenler, kendilerine kitap verilenlerden başkası değildi. Allah iman edenleri, ayrılığa düştükleri gerçeğe kendi izni ile hidayet etti. Allah dilediğini doğru yola hidayet eder.
Mahmut Kısa
swap_vert close
İnsanlar, başlangıçta yalnızca Allah’a ibâdet eden ve aynı inanç ve ilkeler etrafında birleşen bir tek ümmetten ibaret idi. Sonra zamanla hak dinden sapmalar başladı ve insanlar ayrılığa düştüler. Derken Allah, müjdeci ve uyarıcılar olarak elçilerini gönderdi. Beraberlerinde de, insanların anlaşmazlığa düştükleri konularda hükmetmesi için, mutlak hakîkati ortaya koyan Kitabı indirdi. Fakat kendilerine Kitap verilen Hıristiyanlar ve Yahudiler,kendilerine apaçık belgeler gelmiş olmasına rağmen, sırf aralarındaki ihtirâs ve kıskançlıktan dolayı Allah’ın kitabını paramparça ederek onda ayrılığa düştüler. Böylece Allah, onların anlaşmazlığa ve ayrılığa düştükleri o hakîkati,anlamaya, kabul edip yaşamaya Son Elçiye iman edenleri layık gördü ve bu konuda izniyle onları hidâyete ulaştırdı. Çünkü Allah, samîmî bir niyetle hakîkate ulaşmak isteyenleri dosdoğru yola iletir.Demek oluyor ki, insanlık tarihi, iyilerle kötüler arasında süregelen ve kıyâmete kadar sürecek olan bir mücâdeleden ibarettir:
Mahmut Özdemir
swap_vert close
İnsanlar tek bir ümmet idi. Allah, müjdeleyiciler ve uyarı yapıcılar olarak Nebiyyler’i seçip gönderdi. İnsanlar arasında, ihtilaf ettikleri konuda hüküm vermek için onlarla birlikte Kitab’ı Hakk ile indirdi. Onlara Beyyineler / Açık Belgeler geldikten sonra aralarındaki bağy / azgınlık / haksızlık / çekemezlik yüzünden ancak Kitap verilmiş olanlar ihtilaf etti. Allah, kendi izniyle, Hakk’tan ihtilaf ettikleri şeyler için inanmış kimselere yol gösterdi. Allah, dileyen / dileyeceği kimseyi doğru bir yola eriştiriyor.
Mehmet Çakır
swap_vert close
İnsanlık başlangıçta tek bir millet idi. Giderek Allah, müjdeci ve uyarıcı haberciler gönderdi. Onlarla birlikte, denge unsuru olarak kitaplar da indirdi Bu kitaplar, halkın anlaşmazlığa düştüğü konularda karar mercii oldu. Bu kitaplar konusunda ihtilafa düşenler ise, ehlikitaptan başkası değildi. Hem de kendilerine gelen bunca açıklamalara rağmen, neden? çekememezlik yüzünden. Allah ise, üzerinde uzlaşamadıkları konunun gerçek yüzünü, bir iyilik olmak üzere sadece müminlere gösterdi. Çünkü Allah, doğruyu lâyık olana gösterir...
Mehmet Çoban
swap_vert close
İnsanlar başlangıçta tek bir topluluktu. Onlara müjdeciler ve uyarıcılar olarak Nebiler gönderdik. Nebilerle anlaşmazlığa düştükleri konuları açıklayan Kitap gönderdik. Kitaba göre aranızdaki anlaşmazlıkları çözün dedik. Kendilerine ayet gönderilenler aralarındaki kıskançlık yüzünden anlaşmazlığa düştüler. Bunun üzerine iman edenleri ihtilaf ettikleri konularda gerçeğe ulaştırdık. Unutmayın ki doğruya ulaşmak isteyenleri mutlaka doğruya ulaştırırız. Onları ihtilaf içinde bırakmayız.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
İnsanlar tek bir ümmetti. [*]Allah müjdeleyiciler ve uyarıcılar olarak peygamberleri göndermiştir. [*] Anlaşmazlığa düştükleri konularda insanlar arasında hükmü vermesi için Kitabı bir amaç doğrultusunda indirmiştir. [*] Ancak (kitap) verilenler, kendilerine apaçık deliller geldikten sonra aralarındaki kıskançlık nedeniyle (dinde) anlaşmazlığa düşmüşlerdi. [*] (Bunun üzerine) Allah iman edenlere, üzerinde çelişkiye düştükleri gerçeği, buyruğuyla göstermiştir. Allah dileyeni (layık gördüğünü) doğru yola ulaştırır. [*]
Benzer mesajlar: Yûnus 10:19; Enbiyâ 21:92; Mü’minûn 23:52.,Benzer mesajlar: Bakara 2:213; Nisâ 4:164-165; En‘âm 6:48; Kehf 18:56.,Bu ayet “nebilere (peygamberlere) kitap verilmediği” şeklindeki anlayışın yanlışlığının delillerindendir. Benzer mesajlar: İsrâ 17:55; Meryem 19:30.,Benzer mesajlar: Âl-i İmrân 3:19; Yûnus 10:93; Şûrâ 42:14; Câsiye 45:17; Beyyine 98:4.,Benzer mesajlar: Bakara 2:142, 272; En‘âm 6:88; Yûnus 10:25; Ra‘d 13:27; İbrâhîm 14:4; Nahl 16:93; Hacc 22:16; Nûr 24:35, 46; Kasas 28:56; Fâtır 35:8; Zümer 39:23; Şûrâ 42:13; Müddessir 74:31.  
Mehmet Türk
swap_vert close
(Vaktiyle) insanlar, tek bir ümmetti.¹ Allah, Peygamberleri onlara müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdi² ve insanların anlaşmazlığa düşecekleri konularda aralarında hükmetmeleri için onlarla birlikte gerçekleri açıklayan (birer) kitap gönderdi.³ Ancak kitap verilenler, kendilerine apaçık âyetler geldikten sonra, aralarındaki çekemezlik yüzünden anlaşmazlığa düştüler. Fakat Allah, izni ile îman edenleri, üzerinde anlaşmazlığa düşülen konularda gerçeğe ulaştırdı. Zîrâ Allah, doğru yola dilediklerini iletir.
1 Ümmet: Herhangi bir insan grubuna uyan veya uyması istenen insan topluluğudur. Yani; “bir önderin etrafında güçlü bir birlik içerisinde toplanan, belirli bir gaye için düzenli bir şekilde çalışan ve sonuçta da çeşitli insan sınıfları ve grupları üzerine hâkim olan, insan toplumu” demektir. Cemaatlere göre ümmet, kişilere göre önder gibidir. Buna göre ümmet, hâkim bir milletin fertlerinden oluşan, sosyal bir toplumdur. Müslümanlara ümmet denilebilmesi için bu şartların yerine getirilmesi gerekir. Bk. (Âlu İmrân: 104, Hûd: 8, Mü’minun: 52, Zuhruf: 22) 2 Peygamber: Haber getiren kişi, Allahu Teâlâ’nın kullarına emir ve yasaklarını bildirmek ve onlara hakkı, doğruyu ve yanlışı açıklamak üzere seçip görevlendirdiği ilahî elçi demektir. Arapçası “nebi” (çoğulu: enbiya), bazan da “resul” (çoğulu: rusul)’dür. “Nebi”, Arapça bir kelime olup, “haber verici” anlamına gelir. Bazı dilciler de “nebi” kelimesinin “yükseltilmiş” manasında olan “nübüvvet” kelimesinden geldiğini ileri sürerler. “Rasul”, gönderilen kimse, haberci, elçi anlamına gelmektedir. Allah (c.c) tarafından, insanları irşat edip onları doğru yola yöneltmek için gönderilmiş olduklarından, peygamberlere, “Rasul” denmiştir. Peygamberlere, Allah’tan vahiy aldıkları için “nebi”; aldıkları haberleri insanlara bildirdikleri için de “rasul” denir. “Rasul” kelimesi, lügat manası bakımından “nebi” kelimesinden daha geniş ve şümullüdür. Bu görüşte olanlara göre, kendisine ilâhî kitap ve müstakil şerîat verilen peygamberler “rasul” diye anılırlar. Bu bakımdan, her rasul aynı zamanda bir nebidir. Fakat her nebî, rasul değildir. Allah, her topluma mutlaka Peygamber göndermiştir. Peygamberimizin bir sahih hadisinde, “yüz yirmi dört bin” gibi bir sayıdan bahsedilmiş ise de bu, “çokluktan kinâye” olabilir. Kur’an’da yalnız 25 Peygamberin ismi zikredilir. Bunlar da; Âdem, İdris, Nûh, Hûd, Sâlih, Lût, İbrahim, İsmail, İshak, Yakub, Yûsuf, Şuayb, Mûsa, Hârûn, Davud, Süleyman, Eyyub, Zü’l-Kifl, Yünus, İlyas, Elyesa, Zekeriyya, Yahya, İsâ ve Muhammed (a.s)’dır. Lokman ve Zü’l-Karneyn’in Peygamber olma ihtimâli varsa da Üzeyr için böyle bir ihtimâl söz konusu değildir. Bk. (Secde: 3, Tevbe: 30, İsrâ: 15, Kasas: 46, Fâtır: 24, Yasin: 36) 3 Bu âyetten, bütün Peygamberlere Kitap yani vahiy gönderildiği, fakat bunların kendi aralarında muhtelif oldukları anlaşılmaktadır. Bu kitaplardan Kur’an’da adı geçenler; Tevrât, Zebûr, İncil ve Kur’an’dır. Bk. (Mâide: 5 ve dipnotları)  
Muhammed Esed
swap_vert close
BÜTÜN İNSANLIK bir zamanlar bir tek topluluktu; [sonra ihtilafa düşmeye başladılar], bunun üzerine Allah, müjdeci ve uyarıcı olarak peygamberler gönderdi ve onlar aracılığıyla hakikati ortaya seren vahiy(ler) bahşetti ki bununla insanların farklı görüşler edinmeye başladıkları her konuda karar verilebilsin. ¹⁹⁷ Buna rağmen, kendilerine hakikatin bütün kanıtları geldikten sonra aralarındaki kıskançlıktan dolayı onun anlamı hakkında ihtilafa düşenler bizzat bu [vahy]in tevdî edildiği aynı insanlardı. Ancak Allah, inananları, kendi iradesiyle, üzerinde ihtilafa düştükleri hakikate sevk etti; çünkü Allah, [ulaşmak] isteyeni doğru yola ulaştırır. ¹⁹⁸
197 Kur’an, insanlığın başlangıçtaki durumunu tasvir etmek için ummeten vahideten (bir tek topluluk) ifadesini kullanırken, ilk bakışta sanılacağı gibi, insanlık tarihinin şafağındaki efsanevî “altın çağ” düşüncesini dile getirmemektedir. Bu ayette kasdedilen şey, insanın saf zihinsel durumunun ve o ilk çağlarda içinde yaşadığı basit sosyal düzenin karakteristiği olan, içgüdüsel kavrayışların ve eğilimlerin nisbî homojenliğinden başka bir şey değildir. Bu homojenlik, beşer toplumunun mensupları arasındaki bilinçli bir uzlaşmadan çok, zihinsel ve duyusal farklılaşmanın eksikliğine dayandığından, insanın daha sonra kaydettiği tekamül derecesi karşısında çözülmeye mahkum idi. İnsanın düşünce hayatı daha da karmaşık/zengin hale gelirken duyusal kapasitesi ve bireysel ihtiyaçları da daha fazla farklılaştı; düşünce ve menfaat çatışmaları öne çıkmaya başladı ve insanlık, hayat görüşü ve ahlakî değerleri açısından “bir tek topluluk” olmaktan çıktı: işte ilahî rehberlik bu aşamada zorunlu hale geldi. (Unutulmamalıdır ki el-kitâb, burada -Kur’an’ın başka birçok yerinde olduğu gibi- herhangi bir özel metni değil, bu şekildeki ilahî vahyi temsil etmektedir.) Yukarıdaki Kur’an pasajının bu şekilde yorumlanması, ünlü sahâbî Abdullah b. Mes‘ûd’un onu, “Bütün insanlık tek bir topluluktu, sonra farklılaşmaya başladılar (fe’htelefû) -bunun üzerine Allah... peygamberler gönderdi” şeklinde okuması gerçeğiyle de teyid edilmektedir. İbni Mes‘ûd’un burada vurguladığı fe’htelefû kelimesi Kur’an’ın genel olarak kabul edilen metninde yer almadığı halde, hemen hemen bütün müfessirler onun bu anlam akışı içinde mevcut olduğu görüşündedirler.198 Yahut; “Allah, dilediğini dosdoğru yola iletir”. Bu surenin 253. ayetinin ikinci kısmında tebarüz ettirildiği gibi, insanın zihnî ayrılıklara yatkınlığı, tarihin bir arızası/tesadüfü değil, tersine, insan tabiatının Allah’ın muradı gereği olan bütünleyici bir parçasıdır: “Kendi iradesiyle” sözleriyle kasdedilen de, bu tabii durumdur. “Aralarındaki kıskançlıktan dolayı” ifadesinin açıklaması için bkz. 23:53 ve ilgili not 30.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
İnsanlar başlangıçta tek bir ümmet idi. Allah, nebileri müjdeciler ve uyarıcılar olarak gönderdi, beraberinde insanların ayrılığa düştükleri hususlarda aralarında hüküm vermesi için, onlarla birlikte hak olan kitabı indirdi. Ancak kitap verilenler, kendilerine apaçık belgeler geldikten sonra sırf aralarındaki kıskançlık yüzünden ayrılığa düştüler. Allah ise iman edenleri, kendi izniyle; hakkında ayrılığa düştükleri konularda doğru yola ulaştırdı. Allah, doğru yolu tercih edeni yoluna ulaştırır. 4/163-164-165
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
BÜTÜN insanlık (başlangıçta) tek bir topluluk idi, (sonradan yoldan çıkıp parçalandı).[⁴⁰⁶] Allah nebilerini müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdi. Onlarla birlikte gerçek bir amaca mebni olarak vahiy(ler) gönderdi ki, o vahiyler, insanlar arasında ihtilafa düştükleri konularda hakem olsun. Buna rağmen, kendilerine hakikatin apaçık belgeleri geldikten sonra, aralarındaki kıskançlık yüzünden O’nun mesajı hakkında ihtilafa düşenler bizzat bu vahyin gönderildiği insanlardan başkası değildi. Sonuçta Allah iman edenlere, kendi iradesiyle, hakkında ihtilafa düştükleri hususlarda doğru yolu gösterdi. Allah, isteyeni/istediğini doğru yola işte böyle yöneltir.
[406] Parantez içi ibare için bkz: Zemahşerî ve Râzî.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
İnsanlar bir tek ümmetti. (Hz. Adem kıssasından da anlaşılacağı üzere, insanların hepsi bir kökten türemişlerdi. İlk yaratılış gereğince, hak olan ilahi kanuna göre hareket ediyorlardı. Bir tek toplum ve bir millet idiler. İnsanlık ailesinin fertleri çoğaldıkça, amel ve arzuları birbiri ile çatışınca, ayrılığa düştüler de) Allah müjdeleyici ve korkutucu olarak peygamberler ve onlar ile beraber (insanlara) ayrılığa düştükleri konularda hakem olsun (çekişmeyi haksızlığı ortadan kaldırsın) diye, hak yolu gösteren kitaplar gönderdi! (Ne yazık ki) Kendilerine kitap verilenler, -sırf ihtiras ve birbirlerine hasedden dolayı- dinde ayrılığa düştüler. İşte bunun üzerine Allah izni ile (Son Peygamber olarak gönderdiği Resulullah s.a.s ve Kuran vasıtasıyle, insanların içinden) iman edenlere (batılı yok ederek) hakkında ihtilafa düştükleri doğru yolu gösterdi. Allah dilediğini doğru yola iletir!
(Bu Ayet-i kerime insanlığın yeryüzüne geldiği ilk andan Hz. Muhammed s.a.s.’in gönderilişine kadar geçen insanlık tarihinin bir özeti olmaktadır.) (Ey peygamberlerinin etrafında kenetlenen son İslam kervanının nüvesini teşkil eden müminler bilmeniz gerekir ki, hakk'ın galebesi için çıktığınız bu yolda, çok eziyet ve zahmetler ile karşılaşacaksınız... Siz de diğer peygamberlerin maiyetinde bulunan iman edenler gibi, Rabbiniz tarafından imtihana tabi tutulacaksınız.)  
Osman Fırat
swap_vert close
İnsanlar bir tek ümmet idi. Sonra Allâh, Nebileri, müjdeciler ve uyarıcılar olarak gönderdi; onlarla beraber, anlaşmazlığa düştükleri konularda insanlar arasında hükmetmek üzere, içinde gerçekleri taşıyan Kitabı indirdi. Kendilerine Kitap verilmiş olanlar, kendilerine açık deliller geldikten sonra, sırf aralarındaki kıskançlıktan ötürü o(Kitap hakkı)nda anlaşmazlığa düştü(ler). Bunun üzerine Allâh, kendi izniyle iman edenleri, onların üzerinde ayrılığa düştükleri gerçeğe iletti. Allâh, dilediğini doğru yola iletir.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Nâs bir tek ümmet idi. Allah Teâlâ müjdeleyici ve korkutucu olan peygamberler gönderdi. Ve onlar ile beraber hakka müteallik kitap indirdi ki nâs arasında ihtilâf ettikleri hususa hükmetsin. Halbuki, kendilerine apaçık deliller geldikten sonra aralarında olan ihtirastan dolayı dinde ihtilâfa düşenler o kendilerine kitap verilenlerden başkası değildir. İmdi Allah Teâlâ imân edenleri ihtilâfa düştükleri hakka kendi irâde-i ilâhiyyesiyle ulaştırır. Ve Allah Teâlâ dilediğini doğru yola hidâyet eder.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Bütün insanlar bir tek ümmet teşkil ediyorlardı. Aralarında ihtilâflar başlayınca, Allah onlara içlerinden müjdeleyici ve uyarıcı olarak peygamberler gönderdi. Onların beraberinde, insanlar arasında hükmetmek için, kitap ve hikmeti gönderdi ki, ihtilâf ettikleri konularda aralarında hükmetsin. Halbuki, o meselelerde anlaşmazlığa düşenler, kendilerine apaçık âyetlerimiz geldikten sonra, sırf aralarındaki haset yüzünden ihtilâfa düşen Ehl-i kitaptan başkası değildi. Allah da, onların hakkında ihtilâf ettikleri gerçeği, Kendi izni ile bu iman edenlere bildirdi. Öyle ya, Allah dilediğini doğru yola eriştirir. [10, 19]
İnsanlar dünyaya geldikleri ilk andan itibaren dinsiz ve toplumsuz yaşamış değildirler. Allah insan toplumlarını irşad edecek peygamberler ve kitaplar göndermiş, fakat zamanın geçmesiyle insanlar ihtilâfa düşünce yeni peygamberler görevlendirmiştir. Neticede, çeşitli milletlere anlatılan hakikat tekrar anlaşılmaz olunca, bütün milletlere, bütün insanlığa hakkı anlatacak, hepsini “müşterek hak söze” (Ali İmran, 64) dâvet edecek son Peygamberin zuhur ettiğini bu âyet bildirmektedir.  
Süleyman Ateş
swap_vert close
İnsanlar bir tek ümmet idi. Sonra Allah, peygamberleri, müjdeciler ve uyarıcılar olarak gönderdi; onlarla beraber, anlaşmazlığa düştükleri konularda insanlar arasında hükmetmek üzere, içinde gerçekleri taşıyan Kitabı indirdi. Kendilerine Kitap verilmiş olanlar, kendilerine açık deliller geldikten sonra, sırf aralarındaki kıskançlıktan ötürü o(Kitap hakkı)nda anlaşmazlığa düştü(ler). Bunun üzerine Allah, kendi izniyle inananları, onların üzerinde ayrılığa düştükleri gerçeğe iletti. Allah, dilediğini doğru yola iletir.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
İnsânlar bir ümmet idiler. Allâh beyne'n nâs ihtilâf iyledikleri şeylerde hüküm itmek üzere müjde idici ve korkudıcı peygamberler ve onlarla berâber hak olarak kitâblar gönderdi. Onda (o kitâb veyâ hakda) kendilerine kitâb virilenler, o kadar âyât-ı beyyinât geldikden sonra aralarındaki hasedden ve bağyden dolayı ihtilâf itdiler. Allâh Te'âlâ onların ihtilâf itdikleri şeylerde mü'minleri izniyle hidâyet buyurdı (doğrı yolı onlara gösterdi) Cenâb-ı Hak dilediğini doğrı yola hidâyet ider.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
İnsanlar tek bir toplumdu. Allah, onlara müjde veren ve uyarılarda bulunan nebîler gönderdi; onlarla birlikte, gerçekleri içeren kitap da indirdi[1] ki ayrılığa düştükleri konularda insanlar arasında o kitap hükmetsin. Kendilerine kitap verilenlerden başkası ayrılığa düşmedi.[2] Açık belgeler geldikten sonra birbirlerine hakimiyet kurmak istedikleri için böyle oldu. Sonra anlaşamadıkları konuda, Allah, müminleri, kendi onayıyla doğruya ulaştırdı. Allah, doğruları tercih edeni doğru yola yöneltir.
[1] Âyete göre Âdem aleyhisselamdan beri her nebîye kitap verilmiştir. [2] Kitabı okuyanlardan kimi kendini düzeltir, kimi de bile bile yanlışlara sarılır. Bu da ayrılıklara sebep olur.  
Şaban Piriş
swap_vert close
İnsanlar tek bir ümmet idi. Allah, peygamberleri müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdi; insanların ayrılığa düştükleri hususlarda aralarında hüküm vermek için, onlarla birlikte hak olan kitabı da indirdi. Ancak kitap verilenler, kendilerine belgeler geldikten sonra aralarındaki kıskançlık yüzünden onda ayrılığa düştüler. Allah ise iman edenleri, onların hakkında ayrılığa düştükleri doğruya kendi izniyle ulaştırdı. Allah, dilediğine doğru yolu gösterir.
Ümit Şimşek
swap_vert close
İnsanlar tek bir ümmet idi. Sonra Allah, müjde veren ve uyaran peygamberler gönderdi; onlarla beraber, anlaşmazlığa düştükleri konularda insanlar arasında hüküm vermeleri için, kitabı da hak ile indirdi. Oysa kitapta anlaşmazlığa düşenler, kendilerine kitap verdiklerimizden başkası değildi. Onlar da, kendilerine apaçık deliller geldikten sonra, sırf aralarındaki kıskançlık yüzünden ihtilâf ettiler. Allah ise, onların anlaşmazlığa düştüğü hakikate ulaşmaları için iman edenlere izin verdi. Zira Allah, dilediğini doğru yola ulaştırır.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
İnsanlar bir tek ümmet idi. Sonra Allah, peygamberleri müjdeleyiciler ve uyarıcılar olarak gönderdi. Onlarla beraber, anlaşmazlığa düştükleri konularda, insanlar arasında hükmetsinler diye gerçeği taşıyan kitabı hak olarak indirdi. O kitapta anlaşmazlığa düşenler, o kitap kendilerine verilmiş olanlardan başkaları değildi. Bunlar, kendilerine açık kanıtlar geldikten sonra sırf aralarındaki kıskançlık/doymazlık/azgınlık/denge noktasından sapma/yalancılık/zulüm/kibir/zinakârlık yüzünden, çekişmeye girmiştir. Sonra Allah kendi izniyle, inananları, üzerinde tartışmaya girdikleri gerçeğe tekrar ulaştırdı. Allah, dilediği kişiyi/dileyeni dosdoğru yola iletir.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
oldı-y-ıdı ādemįler bįr ümmet pes viribidi Tañrı peyġamberleri muştılayıcılarken daħı ķorķıdıcılarken. daħı indürdi anlarıñı-ıla kitāb’ı girtülig-ile tā hükm eyleye [17a] ādemįler arasında anuñ içinde kim dartışdılar anuñ içinde anlar kim virinildiler anı ya'nį kitāb’ı andan śoñra kim geldi anlara ḥüccetler ḥasedden ötürü aralarında. pes ŧoġru yol gösterdi Tañrı anlara kim įmān getürdiler aña kim dartışdılar anuñ içinde ḥaķdan Tañrı dilegi-y-ile. daħı Tañrı ŧoġru yol gösterür aña kim diler ŧoġru yol dapa.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Cemī‘ ādemīler bir ümmet idi. Pes gönderdi Tañrı Ta‘ālā peyġamber‐leri muştılayıcılar cenneti ve ḳorḳudıcılar cehennemden. Daḫı indürdi anlar‐ıla kitāb ḥaḳ bile ḥükm eylemeg‐içün ḫalḳ arasında çekişgen nesnelerde. Daḫıçekişmediler anda illā ol kişiler kim virildiler kitābı kendülere delīl gel‐genden ṣoñra ẓulm eylemeg‐ile aralarında. Pes hidāyet virdi Tañrı Ta‘ālāīmān getüren kişilere çekişdükleri nesnede ḥaḳdan buyruġ‐ıla. Daḫı TañrıTa‘ālā hidāyet virür kime dilese doġru yola.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
İnsanlar tək bir ümmət idi. Allah onlara müjdə verən və xəbərdarlıq edən (əzabla qorxudan) peyğəmbərlər göndərdi, insanlar arasındakı ixtilafları ayırd etmək üçün O, peyğəmbərlərlə birlikdə haqq olan kitab nazil etdi. Halbuki özlərinə aşkar dəlillər gəldikdən sonra aralarındakı kin (və həsəd) üzündən (dində) ixtilafda bulunanlar kitab əhlindən başqası deyildir. Onların ixtilafda olduqları həqiqətə Onun izni (idarəsi) ilə iman gətirənləri isə Allah doğru yola yönəltdi. Allah istədiyini düz yola istiqamətləndirər.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Mankind were one community, and Allah sent (unto them) Prophets as bearers of good tidings and as warners, and revealed therewith the Scripture with the truth that it might judge between mankind concerning that wherein they differed. And only those unto whom (the Scripture) was given differed concerning it, after clear proofs had come unto them, through hatred one of another. And Allah by His will guided those w believe unto the truth of that concerning which they differed. Allah guideth whom He will unto a straight path
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Mankind was one single nation, and Allah sent Messengers with glad tidings and warnings; and with them He sent the Book in truth, to judge between people in matters wherein they differed; but the People of the Book, after the clear Signs came to them, did not differ among themselves, except through selfish contumacy. Allah by His Grace Guided the believers to the Truth, concerning that wherein they differed. For Allah guided whom He will to a path that is straight.
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
كَانَ
idi
النَّاسُ
insanlar
اُمَّةً
bir ümmet
وَاحِدَةً
tek
فَبَعَثَ
bunun üzeri- ne gönderdi
اللّٰهُ
Allah
النَّبِيّ۪نَ
nebîleri
مُبَشِّر۪ينَ
müjdeleyi- ciler olarak
وَمُنْذِر۪ينَۖ
ve uyarıcılar
وَاَنْزَلَ
ve indirdi
مَعَهُمُ
beraber- lerinde
الْكِتَابَ
kitabı
بِالْحَقِّ
hak ile
لِيَحْكُمَ
hüküm ver- mesi için
بَيْنَ
ara- sında
النَّاسِ
insanların
ف۪يمَا
o şey- de ki
اخْتَلَفُوا
ihtilafa düştüler
ف۪يهِۜ
hakkında
وَمَا اخْتَلَفَ
ve ihtilafa düşmedi
ف۪يهِ
onda
اِلَّا
an- cak
الَّذ۪ينَ
o kimse- ler ki
اُو۫تُوهُ
o kendile- rine verildi
مِنْ بَعْدِ
ardından
مَا
o şe- yin ki
جَٓاءَتْهُمُ
onlara geldi
الْبَيِّنَاتُ
apaçık deliller
بَغْياً
kıskançlık yüzünden
بَيْنَهُمْۚ
aralarındaki
فَهَدَى
sonra hidâ- yet etti
اللّٰهُ
Allah
الَّذ۪ينَ
o kimse- leri ki
اٰمَنُوا
iman ettiler
لِمَا
o şe- ye ki
اخْتَلَفُوا
ihtilafa düştüler
ف۪يهِ
hak- kında
مِنَ الْحَقِّ
haktan
بِاِذْنِه۪ۜ
izniyle
وَاللّٰهُ
ve Allah
يَهْد۪ي
hidâyet eder
مَنْ
o kim- seyi ki
يَشَٓاءُ
diler
اِلٰى صِرَاطٍ مُسْتَق۪يمٍ
sırât-ı mustakîme
İnsanlar sadece bir tek ümmetti (sonradan ayrılığa düştüler). Bunun üzerine Allah, müjdeleyici ve uyarıcılar olarak nebîleri(ni) gönderdi. Ayrıca ayrılığa düştükleri şeyler hususunda insanların aralarında hüküm vermeleri için onlarla beraber kitabı hak olarak indirdi. Ancak kendilerine (kitap) verilenler, apaçık deliller onlara geldikten sonra (bile) sadece aralarındaki kıskançlık yüzünden o (kitap) hakkında (yine) ayrılığa düştüler. Bunun üzerine Allah, kendi izniyle iman edenleri, onların üzerinde ayrılığa düştükleri hakka hidâyet etti. Allah, dilediğini (hidâyete ermek isteyeni) sırât-ı mustakîme (dosdoğru yoluna) hidâyet eder.
كَانَ
Fiil-I
ك و ن
İdi, oldu
نَاس
İsim
ن و س
İnsanlar
اُمَّة
İsim
ا م م
Ümmet, topluluk
وَاحِدَة
İsim
و ح د
Bir, tek
بَعَثَ
Fiil-I
ب ع ث
Diriltti, gönderdi, ulaştırdı, kaldırdı
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
نَبِىّ
İsim
ن ب ا
Nebî
مُبَشِّر
Etken fiil-II
ب ش ر
Müjdeci
مُنْذِر
Etken fiil-IV
ن ذ ر
Uyarıcı, uyaran
اَنْزَلَ
Fiil-IV
ن ز ل
İndirdi
مَع
Edat
مَع
Beraberlik ifade eden edat, ile
كِتَاب
İsim
ك ت ب
Kur'ân, kitap, yazılmış olan, mektup
حَقّ
İsim
ح ق ق
Hakk (Allah'ın esması, ismidir. Hakk olan, gerçek olan demektir), hak, hakkını verdi, hakiki, gerçek, hakikat
حَكَمَ
Fiil-I
ح ك م
Hüküm verdi, hükmetti
بَيْن
İsim
ب ي ن
Arasında
نَاس
İsim
ن و س
İnsanlar
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
اِخْتَلَفَ
Fiil-VIII
خ ل ف
İhtilafa düştü, ayrılığa düştü
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
اِخْتَلَفَ
Fiil-VIII
خ ل ف
İhtilafa düştü, ayrılığa düştü
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
اِلَّا
Edat
اِلَّا
Ancak, sadece, başka, hariç, dışında, yalnız
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
اٰتَى
Fiil-IV
ا ت ي
Verdi
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
بَعْد
İsim
ب ع د
Sonra, ard, öte
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
جَاءَ
Fiil-I
ج ي ا
Geldi, ortaya çıktı, meydana geldi
بَيِّنَة
İsim
ب ي ن
Apaçık delil, apaçık mucize
بَغْي
İsim
ب غ ي
Kıskançlık, azgınlık, zulüm
بَيْن
İsim
ب ي ن
Arasında
هَدَى
Fiil-I
ه د ي
Hidâyet etti, başarıya ulaştırdı, yol gösterdi, sevk etti
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
ءَامَنَ
Fiil-IV
ا م ن
İman etti, inandı, emin kıldı
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
اِخْتَلَفَ
Fiil-VIII
خ ل ف
İhtilafa düştü, ayrılığa düştü
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
حَقّ
İsim
ح ق ق
Hakk (Allah'ın esması, ismidir. Hakk olan, gerçek olan demektir), hak, hakkını verdi, hakiki, gerçek, hakikat
اِذْن
İsim
ا ذ ن
İzin
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
هَدَى
Fiil-I
ه د ي
Hidâyet etti, başarıya ulaştırdı, yol gösterdi, sevk etti
مَن
Şart edatı
مَن
Kim, kimdir, kimse
شَاءَ
Fiil-I
ش ي ا
Diledi, istedi
اِلٰى
Edat
اِلٰى
-e kadar, -a kadar, -e, -a
صِرَاطٌ
İsim
ص ر ط
Yön, yol, usul, eğri büğrü olmayan düz yol
مُسْتَقِيم
Etken fiil-X
ق و م
Dosdoğru, kusursuz