(Vaktiyle) insanlar, tek bir ümmetti.¹ Allah, Peygamberleri onlara müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdi² ve insanların anlaşmazlığa düşecekleri konularda aralarında hükmetmeleri için onlarla birlikte gerçekleri açıklayan (birer) kitap gönderdi.³ Ancak kitap verilenler, kendilerine apaçık âyetler geldikten sonra, aralarındaki çekemezlik yüzünden anlaşmazlığa düştüler. Fakat Allah, izni ile îman edenleri, üzerinde anlaşmazlığa düşülen konularda gerçeğe ulaştırdı. Zîrâ Allah, doğru yola dilediklerini iletir.
1 Ümmet: Herhangi bir insan grubuna uyan veya uyması istenen insan topluluğudur. Yani; “bir önderin etrafında güçlü bir birlik içerisinde toplanan, belirli bir gaye için düzenli bir şekilde çalışan ve sonuçta da çeşitli insan sınıfları ve grupları üzerine hâkim olan, insan toplumu” demektir. Cemaatlere göre ümmet, kişilere göre önder gibidir. Buna göre ümmet, hâkim bir milletin fertlerinden oluşan, sosyal bir toplumdur. Müslümanlara ümmet denilebilmesi için bu şartların yerine getirilmesi gerekir. Bk. (Âlu İmrân: 104, Hûd: 8, Mü’minun: 52, Zuhruf: 22) 2 Peygamber: Haber getiren kişi, Allahu Teâlâ’nın kullarına emir ve yasaklarını bildirmek ve onlara hakkı, doğruyu ve yanlışı açıklamak üzere seçip görevlendirdiği ilahî elçi demektir. Arapçası “nebi” (çoğulu: enbiya), bazan da “resul” (çoğulu: rusul)’dür. “Nebi”, Arapça bir kelime olup, “haber verici” anlamına gelir. Bazı dilciler de “nebi” kelimesinin “yükseltilmiş” manasında olan “nübüvvet” kelimesinden geldiğini ileri sürerler. “Rasul”, gönderilen kimse, haberci, elçi anlamına gelmektedir. Allah (c.c) tarafından, insanları irşat edip onları doğru yola yöneltmek için gönderilmiş olduklarından, peygamberlere, “Rasul” denmiştir. Peygamberlere, Allah’tan vahiy aldıkları için “nebi”; aldıkları haberleri insanlara bildirdikleri için de “rasul” denir. “Rasul” kelimesi, lügat manası bakımından “nebi” kelimesinden daha geniş ve şümullüdür. Bu görüşte olanlara göre, kendisine ilâhî kitap ve müstakil şerîat verilen peygamberler “rasul” diye anılırlar. Bu bakımdan, her rasul aynı zamanda bir nebidir. Fakat her nebî, rasul değildir. Allah, her topluma mutlaka Peygamber göndermiştir. Peygamberimizin bir sahih hadisinde, “yüz yirmi dört bin” gibi bir sayıdan bahsedilmiş ise de bu, “çokluktan kinâye” olabilir. Kur’an’da yalnız 25 Peygamberin ismi zikredilir. Bunlar da; Âdem, İdris, Nûh, Hûd, Sâlih, Lût, İbrahim, İsmail, İshak, Yakub, Yûsuf, Şuayb, Mûsa, Hârûn, Davud, Süleyman, Eyyub, Zü’l-Kifl, Yünus, İlyas, Elyesa, Zekeriyya, Yahya, İsâ ve Muhammed (a.s)’dır. Lokman ve Zü’l-Karneyn’in Peygamber olma ihtimâli varsa da Üzeyr için böyle bir ihtimâl söz konusu değildir. Bk. (Secde: 3, Tevbe: 30, İsrâ: 15, Kasas: 46, Fâtır: 24, Yasin: 36) 3 Bu âyetten, bütün Peygamberlere Kitap yani vahiy gönderildiği, fakat bunların kendi aralarında muhtelif oldukları anlaşılmaktadır. Bu kitaplardan Kur’an’da adı geçenler; Tevrât, Zebûr, İncil ve Kur’an’dır. Bk. (Mâide: 5 ve dipnotları)