close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Bakara Sûresi 191. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Vaktulûhum hayśu śekiftumûhum veaḣricûhum min hayśu aḣracûkum(c) velfitnetu eşeddu mine-lkatl(i)(c) velâ tukâtilûhum ‘inde-lmescidi-lharâmi hattâ yukâtilûkum fîh(i)(k) fe-in kâtelûkum fektulûhum keżâlike cezâu-lkâfirîn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Onları Nerede yakalarsanız öldürün. Sizi yurdunuzdan çıkardıkları gibi siz de onları yurtlarından çıkarın. Fitne, adam öldürmeden beterdir. Yalnız onlar, Mescidi Haram yanında sizinle savaşa kalkışmazlarsa siz de onlarla Mescidi Haram yanında savaşmayın. Ama onlar, sizi orada öldürmeye kalkışırlarsa öldürün onları. Budur kafirlerin cezası işte.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
(Size düşmanlık yapanları, birlik ve dirliğinizi bozmaya çalışanları, saldırıya ve isyana kalkışanları) Onları bulduğunuz yerde öldürün ve sizi (yurdunuzdan, huzur ve hürriyet ortamınızdan) çıkardıkları gibi siz de onları (etkili ve yetkili konumdan ve işgal ettikleri makam ve topraklardan) çıkarın! (Çünkü;) Fitne, katl’den eşeddir! (Yani zalimlere ve hainlere fitne ve fesatlık imkânı ve iktidarı vermek, hayırlı bir hizmet ve hareketi bölmek ve engellemek "Katl"den-öldürmek için savaşmaktan daha şiddetli-tehlikeli sonuçlar doğuracaktır!..) Ancak, hatta ki onlar, size karşı savaş açmadıkça, siz Mescid-i Haram yanında onlarla savaşmayın. (Ama) Sizinle savaşırlarsa, siz de onlarla savaşın. Kâfirlerin cezası işte böyledir.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Size karşı savaşanları, karşılaştığınız her yerde öldürün ve sizi sürdükleri yerden, siz de onları sürüp çıkarın. Mü'minleri dinlerinden döndürmek için yapılan baskı, kavga, zulüm ve bozgunculuk yani şirk düzeni öldürmekten daha kötüdür. Onlar size karşı savaş açmadıkça, Mescidi Haram civarında onlarla savaşmayın, ama sizinle savaşırlarsa onları öldürün. Allah'tan gelen gerçekleri örtbas edenlerin cezası böyledir.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Onları, size savaş açanları, size düşmanca davrananları yakaladığınız yerde öldürün. Sizi hicrete mecbur ettikleri yerden, Mekke'den siz de onları çıkarıp sürün. Temel hak ve hürriyetlere yapılan tecavüz, baskı, zulüm ve işkence, fitne, cinayetten ve savaştan daha ağır sorumluluğu gerektirir. Mescid-i Haram civarında, onlar size saldırmadıkça, düşmanca davranmadıkça siz onlarla savaşmayın. Onlar sizinle savaşırlar, düşmanca davranırlar, sizi öldürmeye kastederlerse, onları öldürün. İşte kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah'a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar edenlerin, kâfirlerin cezası böyledir.
bk. Kur’ân-ı Kerim, 48/24.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Onları bulduğunuz yerde öldürün ve kendilerini sizi çıkardıkları yerden çıkarın. Fitne öldürmekten daha kötüdür. Orada sizinle savaşmadıkları sürece onlarla Mescidi Haram etrafında savaşmayın. Eğer savaşırlarsa o zaman onları öldürün. Kâfirlerin cezası işte böyledir.
Ali Bulaç
swap_vert close
Onları, bulduğunuz yerde öldürün ve sizi çıkardıkları yerden siz de onları çıkarın. Fitne, öldürmekten beterdir. Onlar, size karşı savaşıncaya kadar siz, Mescid-i Haram yanında onlarla savaşmayın. Sizinle savaşırlarsa siz de onlarla savaşın. Kafirlerin cezası işte böyledir.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
O kâfirleri nerede bulursanız öldürün, onlar sizi Mekke'den çıkardıkları gibi, siz de onları oradan çıkarın. Onların şirk (Allah'a ortak koşma) fitneleri, katilden daha kötüdür. Onlar, Mescid-i Harâm'da sizinle döğüşmedikçe, siz de orada kendileriyle savaşmayın. Fakat, orada sizi öldürürlerse, siz de onları öldürün; kâfirlerin cezası böyledir.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
(Sizi öldürenleri) nerde yakalarsanız öldürün. Onlar sizi memleketlerinizden çıkardıkları gibi, siz de onları çıkartın. Çünkü bozgunculuk, öldürmekten daha kötüdür. Mescid-ül Haram’da (Kâbe’de) onlarla dövüşmeyin ki, onlar da sizinle dövüşmesinler. Eğer orada sizinle dövüşürlerse, siz de onlarla dövüşün. Kâfirlerin cezası böyle olur.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Sizi öldürmeye teşebbüs edenleri karşılaştığınız her yerde öldürünüz ve sizi çıkardıkları yerden siz de onları çıkartınız; zaten zulüm ve baskı, öldürmekten daha kötüdür. Onlar size savaş açmadıkça Mescid-i Harâm civarında onlarla savaşmayınız, ama eğer sizinle savaşırlarsa onları öldürünüz; kâfirlerin cezası budur.[34]
[34] Fitne kavramı hakkında geniş bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, II, 484-488; XIX, 211-212.  
Besim Atalay
swap_vert close
Onları nerede yakalarsanız, öldüresiniz, sizleri nereden çıkardılarsa, siz de çıkarın, fitne öldürmekten daha kötüdür, onlar sizinle çarpışmadıkça, Kâbede onlarla çarpışmayınız, sizi öldürürlerse, siz de öldürün, işte budur kâfirlerin cezası
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
O (size savaş açarak öldürmeye kalka)nları yakaladığınız yerde öldürün. Sizi çıkardıkları yerden (Mekke'den) siz de onları çıkarın. Zulüm ve baskı, adam öldürmekten daha ağırdır. Ama onlar size savaş açmadıkça, Mescid-i Haram civarında onlarla savaşmayın. (Eğer) sizi öldürmeye kalkarlarsa siz de onları öldürün. İşte kâfirlerin (yaptığının) cezası budur.
Bkz. 9/5, 33/61, 47/4“Onları yakaladığınız yerde öldürün…” emri, savaş ortamı içindir. Bir önceki emir açısından bakıldığında; “Allah yolunda” yapılan bir kurtuluş savaşının içindeki “Onları yakaladığınız yerde öldürün!” buyruğu da savaş açanların saldırılarına devam etmeleri durumunda tavsiye edilmiştir.  
Cemil Said
swap_vert close
Nerede bulunur iseniz ânları (kâfirleri) öldürünüz. Sizi nereden çıkarırlar ise siz de ânları oradan tard idiniz. Fitne ve fesâd katlden daha fenâdır. Ânlar size hücûm itmedikce Mescid-i Harâm civârında muhârebe itmeyiniz, fakat size hücûm iderler ise ânları katl idiniz. Kâfirlerin cezâsı budur.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Onları bulduğunuz yerde öldürün. Sizi çıkardıkları yerden siz de onları çıkarın. Fitne çıkarmak, adam öldürmekten daha kötüdür. Mescidi Haram'ın yanında, onlar savaşmadıkça siz de onlarla savaşmayın. Sizinle savaşırlarsa onları öldürün. İnkar edenlerin cezası böyledir.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Onları nerede yakalarsanız öldürün. Sizi çıkardıkları yerden (Mekke’den) siz de onları çıkarın. Zulüm ve baskı, adam öldürmekten daha ağırdır. Yalnız, Mescid-i Haram yanında, onlar sizinle savaşmadıkça, siz de onlarla savaşmayın. Sizinle savaşırlarsa (siz de onlarla savaşın) onları öldürün. Kâfirlerin cezası böyledir.
“Aşırı gitmeyin” ifadesiyle, mecbur kalmadıkça savaşa girilmemesi, savaş kaçınılmaz hâle gelince de savaşta çocuklara, kadınlara, yaşlılara ve savaşla ilgisi olmayan diğer sivillere zarar verilmemesi, işkenceden sakınılması.. gibi hususlar kastedilmektedir.  
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Onları yakaladığınız yerde öldürün; sizi çıkardıkları yerden siz de onları çıkarın. Fitne öldürmekten daha kötüdür. Mescid-i Harâm civarında onlar sizinle savaşmadıkça siz de orada onlarla savaşmayın. Şayet sizinle savaşmaya kalkışırlarsa o zaman onları öldürün. İşte kâfirlerin cezası böyledir!
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Onları (size karşı savaşanları) yakaladığınız yerde öldürün. Sizi çıkardıkları yerden siz de onları çıkarın. Fitne, adam öldürmekten daha kötüdür. Mescid-i Haram'da onlar sizinle savaşmadıkça, siz de onlarla savaşmayın. Eğer onlar size karşı savaş açarlarsa siz de onları öldürün. İşte kâfirlerin cezası böyledir.
Edip Yüksel
swap_vert close
Onları yakaladığınız yerde öldürün ve sizi çıkardıkları yerden onları çıkarın; zulüm ve işkence öldürmekten beterdir. Kutsal Mescid'in yanında sizinle savaşmadıkça onlarla savaşmayın. Size saldırırlarsa siz de onlara saldırın. İnkarcıların cezası böyledir.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Onları nerede yakalarsanız öldürün ve sizi çıkardıkları yerden onları çıkarın. O fitne, öldürmeden daha şiddetlidir. Yalnız Mescidi Haram yanında onlar sizinle savaşmadıkça siz de onlarla savaşmayın. Fakat sizi öldürmeye kalkışırlarsa, hemen onları öldürün. Kâfirlerin cezası böyledir.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
ve onları nerede yakalarsanız öldürün ve sizi çıkardıkları yerden onları çıkarın, o fitne katilden eşeddır, yalnız Mescidi haram yanında onlar size kıtal etmedikçe siz de onlara kıtal etmeyin, fakat sizi öldürmeğe kalkışırlarsa hemen onları öldürün kâfirlerin cezası böyledir
Emrah Demiryent
swap_vert close
Onları (size karşı savaşan müşrikleri) yakaladığınız yerde öldürün ve sizi çıkardıkları yerden (Mekke’den) onları çıkarın, *fitne, (adam) öldürmekten daha kötüdür. Mescid-i Harâm’da onlar sizinle savaşmadıkça siz de onlarla savaşmayın. Eğer onlar size karşı savaş açarlarsa onları hemen öldürün. (İşte) kâfirlerin cezası budur.
* “Fitne”; Türkçede genellikle fitne kavramından, birtakım söz ve eylemler ile kargaşa çıkarmak, insanları birbirine düşürmek gibi her türlü huzur bozucu davranış biçimleri anlaşılmaktadır. Kur’ân-ı Kerîm’de ise kavramın geçtiği âyet-i kerîmelerin bağlamları değişik olduğu için kullanıldığı yerlerde farklı anlamları ifade edebilir. Müfessirlerimizin beyanı veçhile, âyet-i kerîmede geçen fitne, müşrikler tarafından yapılmaktadır ve müşriklerin yapmış oldukları fitne, iki manada kullanılmıştır. 1. Şirk 2. İslâm dininden döndürmek amacıyla, Müslümanlara uygulanan her türlü zulüm ve baskı.  
Erhan Aktaş
swap_vert close
Onları yakaladığınız yerde öldürün.¹ Sizi çıkardıkları yerden siz de onları çıkartın. Zaten, fitne² öldürmekten daha kötüdür. Onlar, Mescid-i Haram çevresinde sizinle savaşmadıkça siz de onlarla savaşmayın. Eğer savaşırlarsa, siz de savaşın. İşte gerçeği yalanlayan nankörlere verilecek karşılık böyledir.
1- Ayetin, “Onları ele geçirdiğiniz yerde öldürün cümlesi, İslam karşıtları ve art niyetli kimseler tarafından, bağlamından kopartılarak ve ayetin yalnızca bu cümlesi dikkate alınarak; “İslam dininin, Müslüman olmayanları öldürmeyi emrettiği” iddia edilmektedir. Oysaki bu cümlenin bağlamına bakıldığında, öldürülmeleri istenen kimselerin “Müslüman olamayanlar” değil; “Müslümanlarla savaşanlar; Müslümanlarla yaptıkları antlaşmayı bozarak, onlara ihanet edenler, onların düşmanlarıyla iş birliği yaparak onları arkadan vuranlardır.” Keza; 190, 191,192 ve 193'üncü ayetler birlikte ele alındığında; Müslümanlara, sizinle savaşmayanlarla savaşmayın; yalnızca sizinle savaşanlarla savaşın, savaşırken de sakın ileri gitmeyin, yani doğrudan savaşta yer almayanlara zarar vermeyin, savaş kurallarını çiğnemeyin, esirlere kötü davranmayın, eğer savaştan vazgeçerlerse siz de vazgeçin uyarısının yapıldığı açıkça görülmektedir. 2- Zulüm ve baskı.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Onları (size harb açanları) nerede yakalarsanız öldürün, onları sizi çıkardıkları yerden (Mekkeden) çıkarın. Fitne katilden beterdir. Onlar Mescid-i haram yanında, orada sizinle döğüşünceye kadar, (yâ'ni döğüşmedikce) siz de orada kendileriyle döğüşmeyin. Fakat (Orada) sizi. öldürürlerse siz de onları öldürün. Kâfirlerin cezası böyledir.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Ama onları yakaladığınız yerde öldürün ve sizi çıkardıkları yerden (Mekke'den, siz de) onları çıkarın! Çünki fitne (onların sizi küfre zorlamaları), öldürmekten daha kötüdür. Hem (onlar) orada sizinle savaşmadıkça, (siz de) onlarla Mescid-i Harâm yanında savaşmayın! Fakat sizinle savaşırlarsa, o takdirde onları öldürün! Kâfirlerin cezâsı işte böyledir.
İhsan Aktaş
swap_vert close
Onları (o size karşı savaş açıp saldırıya geçenleri çatışma anında) nerede yakalarsanız siz de öldürün. Ve sizi (yurdunuzdan, huzur ve hürriyet ortamınızdan) çıkardıkları gibi siz de onları (etkili ve yetkili konumdan ve işgal ettikleri makam ve topraklardan) çıkarın! Ve fitne (insanları din, inanç ve düşüncelerinden döndürmek için yapılan saldırı, baskı, işkence, zulüm vs.) öldürmekten de beterdir. Mescidi-i Haram civarında da onlar size savaş açmadıkça (saldırmadıkça) siz de onlarla savaşmayın. Eğer onlar (Mescidi-i Haram civarında) size savaş açarlar (sizi öldürmek için saldırıya geçerler)se, siz de (meşru müdafaa hakkınızı kullanarak kendinizi korumak amacıyla) onları öldürün! İşte (sizinle yapmış oldukları barış antlaşmasını bozan, ihanet edip saldıran) inkârcıların cezası böyledir. *
(* ) Buradaki “onlar”dan maksat’’ bir önceki (190.) âyette geçen müslümanlara karşı savaş açan saldırganlardır. Çünkü buradaki (هم)’’onlar’’ zamiri, 190. ayetteki saldırganlara gider. Başka bir gruba veya saldırmayanlara asla gitmez. Yani bu emrin sebebi, sadece karşı tarafın saldırganlığıdır, bunun müşrik veya gayri müslim olmakla en ufak bir alakası yoktur. İşte hem burada hem de diğer ayetlerde vurgusu yapılan savaş iman ve küfür savaşı değildir, sadece meşru müdafaa savaşıdır. Bu nedenle, “İslam dininin, Müslüman olmayanlarla savaşmayı emrettiği” iddiası asılsız ve mesnetsiz olup İslam’a ve Kur’an’a en büyük iftiradır. Çünkü gerekçe ne olursa olsun Kur’an’ı Kerim, savunma amaçlı olmayan hiçbir savaşı meşru görmez ve hangi taraf olursa olsun saldıranları şiddetle kınamaktadır. أشترطت هذه الآيات الكريمات ابتداء الكافرين لنا بالعدوان لإباحة قتالهم واذا نشب القتال، فاقتلوا أولئك الذين بدأوكم بالقتال حيث وجدتموهم، وأخرجوهم من مكة، وطنكم التي أخرجوكم منها (تيسير التفسير - القطان) واقتلوا أولئك الذين بدأوكم بالقتال حيث وجدتموهم، وأخرجوكم من مكة وطنكم الذى حملوكم على الخروج منه ؛ (التحرير والتنوير)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Sizinle savaşanları nerede yakalarsanız öldürün ve sizi çıkardıkları yerlerden sizde onları çıkartın. Fitne insan öldürmekten daha ağır bir suçtur. Onlar sizinle, Mescidi Haram da savaşmadığı sürece, sizde orada onlarla savaşmayın. Eğer sizinle Mescidi Haram da savaşırlarsa, onları öldürün. Zira hakikati inkâr edenlerin cezası budur.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Onları bulduğunuz yerde öldürün. Onların sizi çıkardıkları yerden siz de onları çıkarın. Ortalığı karıştırmak, cana kıymaktan daha kötüdür. Mescid-i Haram yanında onlar sizinle vuruşmadıkça siz de onlarla orada vuruşmayın. Yok eğer onlar sizi öldürecek olurlarsa, siz de onları öldürün. İşte Allah’ı tanımayanların cezası böyle olur.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Onları [¹] yakaladığınız yerde öldürün. Sizi diyarınızdan çıkardıkları gibi siz de onları diyarlarından çıkarın. Fitne [²] katilden daha şiddetlidir. Mescid-i Haram yanında sizinle kıtal edinceye kadar onlarla kıtal etmeyin. Sizinle kıtal ederler ise siz de onları katledin [³]. Kâfirlerin cezası böyledir.
[1] Müşrikin-i kureyşî.[2] Allah'ı tanımamak, her ne veçhile olursa olsun, dinden döndürmek için eza ve cefa, küffarın mü'minleri küfre ikdamları, küfürden dolayı azab-ı daim, irtidat, küffarın müslümanları Mescid-i Haram'dan menetmeleri[3] Onların Mescid-i Haram'daki mukatelelerine aldırmayın. Siz de mukabeleten kıtalde bulunun. Yalnız evvelce başlamayın.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Onları karşılaştığınız her yerde öldürünüz.¹²⁵ Sizleri sürüp çıkardıkları yerden siz de onları sürüp çıkarınız. Zulüm ve baskı [fitne], insan öldürmekten daha şiddetlidir. Onlar sizinle savaşmadıkça siz de onlarla Mescid-i Harâm civarında savaşmayınız. Fakat sizinle savaşacak olurlarsa siz de onlarla savaşınız. İşte kâfirlerin cezası budur.
125 Bu bir savaş hukukudur. Savaş esnasında işgal edilmiş Müslüman bir beldede, evlere ve mahallelere dalmış düşman askerlerine karşı nasıl davranılacağını gösteren bir ayettir.  
Kadri Çelik
swap_vert close
Onları bulduğunuz yerde öldürün. Sizi çıkardıkları yerden siz de onları çıkarın. Fitne çıkarmak, adam öldürmekten daha kötüdür. Mescid-i Haram'ın yanında, onlar savaşmadıkça siz de onlarla savaşmayın. Sizinle savaşırlarsa onları öldürün. Kâfirlerin cezası işte böyledir.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Size saldıran düşmanlarla harp meydanında çarpışırken, onları gördüğünüz yerde öldürün. Anayurdunuz Mekke’den sizi sürgün ettikleri için, onlara hak ettikleri cezayı verin ve sizi zorla çıkardıkları yerden, siz de onları sürüp çıkarın. Gerçi savaşmak, ağır ve zor bir iştir ve aslında hoş olmayan bir davranıştır, fakat zalimlerin zulmünü engellemenin başka yolu kalmamışsa, savaşmak en asil, en erdemlice davranıştır. Çünkü, küfür ve şirk temeline dayanan ve yeryüzünde inkârcılığın, zulmün, bozgunculuğun yaygınlaşmasına sebep olan güçlerin dünyaya egemen olması, yani fitne, adam öldürmekten daha kötüdür. Bu arada, düşmanlarınız, Allah’ın kutsal ve güvenli bölge ilan ettiği Mescid-i Haram civarında size saldırmadıkları sürece, onlarla orada savaşmayın; ama eğer saldırırlarsa, onları yakaladığınız yerde öldürün! İşte yeryüzünde bozgunculuk çıkaran kâfirlerin cezası budur!
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Onları nerede yakaladıysanız, öldürün! Sizi çıkardıkları yerden onları çıkarın! Fitne, Öldürmek’den daha şiddetlidir. Orada sizinle savaşmadıkça, onlarla Mescid ül-Harâm’da savaşmayın! Eğer sizi öldürdülerse, onları öldürün! İşte böyledir Kâfirler’in cezası!
Mehmet Çakır
swap_vert close
Size fitne ilesaldıranları bulduğunuz yerde haklayın. Sizi sürdükleri gibi siz de onları, sürün. Çünkü fitne, öldürmekten beterdir. Düşmanla Kabe avlusunda vuruşmayın. Tabi size sataşmadıkları sürece. Size sataşırlarsa onları öldürün. Nankörlerin cezası böyle verilir.
Mehmet Çoban
swap_vert close
İnsanlara zulmederek haksızca yurtlarından çıkaranları, insanların mallarına, mülklerine, evlerine, kadınlarına, kızlarına, çocuklarına el koyanları, üzerinize gelip saldıranları, sizleri köleleştirmeye çalışanları; nerede yakalarsanız öldürün! Sizi çıkardıkları gibi siz de onları sürüp çıkarın! Çünkü onlar barış içinde, insanların haklarına saygı göstererek yaşamayı bilmiyorlar. Sürekli fitne fesatla, haksızlıkla, zulümle uğraşıyorlar. Bilin ki; zulüm ve baskı adam öldürmekten daha beterdir. İnkâr edenler; Mescid-i Haramın olduğu yerde sizinle savaşmadıkça siz de onlarla savaşmayın! Sizinle savaşırlarsa siz de onlarla savaşın! Hem öyle savaşın ki onlara kesin bir mağlubiyet tattırın! Bir daha karşınıza çıkmaya cesaret edemesinler! Bir daha zulüm yapamasınlar! İşte inkâr ederek zulme sapanların cezası budur!
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Onları (size karşı savaşmakta olanları) yakaladığınız yerde öldürün! Sizi çıkardıkları yerden siz de onları çıkarın! [Fitne] (zulüm ve işkence), (insan) öldürmekten daha şiddetli (bir kötülük)tür. Mescid-i Haram’da onlar sizinle savaşıncaya kadar siz de onlarla savaşmayın! Onlar size karşı savaş açarlarsa siz de onları öldürün! İşte kâfirlerin cezası böyledir.
Yüce Allah müslümanlara hitap etmekte ve kendilerine savaş açanları yani fiilen savaşmakta olanları savaş ortamında buldukları yerde öldürmelerini emretmekte, müslümanları Mekke’de yerlerinden, yurtlarından çıkaranları onların da çıkarması gerektiğini, böyle bir haklarının bulunduğunu ifade etmektedir. Burada dikkat çeken nokta, düşmanlar içerisinde her kim müslümanlara savaş açmışsa onlara karşı savaşılmasının emredilmesidir. Mekkeli müşrikler nasıl ki müslümanları oradan çıkarmış ve Medine’ye hicret etmek zorunda bırakmışlarsa, şimdi onların da müşrikleri kendi yerlerinden ve yurtlarından çıkarabileceklerini hükme bağlamakta, önceden sahip oldukları yerlerini ve yurtlarını, mal ve servetlerini tekrar ellerine almalarını, diğerlerini de oradan sürmelerini emretmektedir Bu cümle Bakara 2:217’de de geçmektedir.  
Mehmet Türk
swap_vert close
(Ey îman edenler!) O (kâfirleri) yakaladığınız yerde öldürün ve sizi çıkardıkları yerden siz de onları çıkartın.¹ Zîrâ fitne² adam öldürmekten daha kötüdür.³ Onlar, Mescid-i Haram yanında size karşı savaş açmadıkça siz, onlarla savaşmayın. Yok, eğer onlar sizinle savaşırlarsa siz de onlarla savaşın. İşte o kâfirlerin cezâsı, böyledir.
1 Onları, “harem bölgesinde” bile olsalar, yakaladığınız yerde öldürün, vatanınızı onların elinden kurtarın.2 Fitne: Altın ve gümüş gibi bir madeni iyisini kötüsünden ayırmak için ateşe sokmak demektir. Mecâzen, sıkıntıya sokmak, imtihan etmek, anlamlarına gelir. Çoğulu “fiten”dir. Fitne, ilk önce imtihan, deneme ve sınama anlamında kullanılmış, daha sonra kapsamı genişlemiştir. Kur’an-ı Kerîm’de altmış kadar ayette bu kelime ve türevleri çeşitli anlamlarda kullanılır. Hz. Âişe (r.anhâ)’dan rivâyet edildiğine göre Resulullah (s.a.v) namazın sonunda: “Allah’ım, kabir azabından, Mesih, Deccal’in fitnesinden, hayatın ve ölümün fitnesinden sana sığınırım…” diye dua ederdi. (Buhâri, Müslim). Hayatın fitnesi, dünyaya aldanmak, ölümün fitnesi ise; ölen kimseye görevli meleklerce sorulan,”rabbin kimdir?” sorusuna, şeytanın, bu kimsenin karşısına geçip; “Şüphesiz rabbin benim” diyerek onu yanıltmaya çalışmasıdır. (Tirmizî).3 Yani savaş ve adam öldürmek kötüdür, ama fitne, bundan daha da kötüdür. Çünkü savaşın sıkıntısı çabuk geçer, ama fitneninki devam eder. Bu sebeple fitneyi ortadan kaldırmak Müslümanlar için bir savaş sebebidir. (Elmalılı) Bk.(Enfâl: 39)  
Muhammed Esed
swap_vert close
Onları karşılaştığınız her yerde öldürün ve sizi sürdükleri yerden siz de onları sürün; zaten zulüm ve baskı, öldürmekten daha kötüdür. ¹⁶⁸ Onlar size savaş açmadıkça Mescid-i Harâm civarında onlarla savaşmayın; ¹⁶⁹ ama eğer sizinle savaşırlarsa onları öldürün; hakikati inkar edenlerin cezası böyle verilecektir.
168 Bir önceki emir açısından bakıldığında, (“Allah yolunda” yapılan bir kurtuluş savaşı olarak) “onları karşılaştığınız her yerde öldürün” buyruğu, yalnızca, “savaş açanlar”ın saldırganlar ve zalimler şeklinde anlaşılması halinde o anda devam etmekte olan düşmanlıklar bağlamında geçerlidir (Râzî); Fitne’nin bu bağlamda “baskı” olarak çevrilmesinin gerekçesi, bu terimin insanı sapıklığa götüren ve manevî değerlere inancını kaybetmesine yol açan her türlü müdahale için kullanılmasıdır (karş. Lisânu’l-‘Arab).169 Mekke sınırları içindeki savaşa yapılan bu atıf, bu ayetin nüzulü sırasında Kutsal Kentin hâlâ Müslümanların düşmanı olan putperest Kureyşlilerin elinde olmasından dolayı idi. Ancak -Kur’an’daki tarihsel referansların tümünde sıkça görüldüğü gibi- yukarıdaki buyruk genel bir muhteva taşımaktadır ve bütün zamanlar ve şartlar için geçerlidir.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Sizinle savaşanları nerede yakalarsanız öldürün. Onları, sizi çıkardıkları yerden çıkarın. İnanca yapılan baskı ve zulüm, öldürmekten daha büyük bir vebaldir. Onlar, Mescid-i Haram’ın yanında sizinle savaşmadıkça, siz de onlarla orada savaşmayın. Fakat onlar sizinle savaşırlarsa, onlarla savaşın. İşte kâfirlerin cezası budur. 2/217, 60/8-9
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Onları, (savaşta) gözünüze kestirdiğiniz[³⁷⁷] her yerde öldürün. Sizi sürgün ettikleri yerden siz de onları sürgün edin. İnanca yönelik baskı ve anarşi ölümden beterdir.[³⁷⁸] Mescid-i Haram civarında onlar size savaş açmadıkça siz de orada savaş açmayın. Eğer onlar size savaş açarsa, onları öldürün![³⁷⁹] İşte kâfirler böyle cezalandırılır.[³⁸⁰]
[377] “Keskin görüş, zekâ, anlayış” anlamındaki es-sakfe Kur’an’da geldiği altı yerin hepsinde savaş ve düşmanlık bağlamında kullanılır. Bu yüzden “bulmak” ile karşılanamaz. Her ne kadar 4:89 ve 9:5’te benzer bir bağlamda vecedtumûhum kullanılmışsa da, vecede çok daha geneldir (Krş: el-İ‘câz, s. 450-453). Bu âyet Mumtehane 8-9 ışığında anlaşılır. Sadece saldırgan cezalandırılır. [378] Fitne burada hem inanca yönelik her tür baskı ve zulmü, hem de anarşiyi ifade eder (Bkz: 9:49). Zira baskı ve işkence altında kalan ölümü temenni eder; ölümün temenni edildiği şey ise ölümden beterdir (Krş: Zemahşerî). [379] Âyetin bu cümlesi ilk cümlesi olan “Onları karşı karşıya geldiğiniz her yerde öldürün!” talimatını tefsir etmektedir. Karşı karşıya gelindiği her yerde öldürülecek olanlar saldırgan taraftır. Çünkü onlar saldırmakla tecavüzkâr olduklarını isbatladılar ve başka insanların canlarına kastederek kendi canlarını heder ettiler (Krş: 60:6-9). [380] Bu âyet savaşa izin veren ilk âyet değil, savaşı emreden ilk âyettir. Savaşa izin veren ilk âyet Hac sûresinin 39-40. âyetleridir.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Onları (size savaş açanları) yakaladığınız yerde öldürün ve sizi çıkardıkları yerden sizde onları çıkarın! (onlar fitnede bulunmuş, şirke düşmüş kimselerdir. Böyle bir) Fitne (yi temizlemek) ise; (onların bir kısmını) öldürmekten daha şiddetlidir, (daha önemli bir tedbirdir, zira orda kalırlarsa fitneyi devam ettirirler, yalnız) Mescid-i Haram'da size saldırmadıkça sizde ilkin onlara saldırmayın (Mescid’in kudsiyetine riayet edin.) Fakat size saldırmaya kalkışırlarsa (suç onların olur) o zaman siz de onları öldürün, (işte Harem-i Şerif’in hürmetini ihlal eden) Kafirlerin cezası böyledir.
Osman Fırat
swap_vert close
Onları (antlaşma halinde olmayıp sizinle savaşanları)) nerede yakalarsanız öldürün. Sizi çıkardıkları yerden (Mekke’den) siz de onları çıkarın. Fitne (Zulüm ve baskı), adam öldürmekten daha ağırdır. Yalnız, Mescidi Haram yanında, onlar sizinle savaşmadıkça, siz de onlarla savaşmayın. Sizinle savaşırlarsa (siz de onlarla savaşın) onları öldürün. Kâfirlerin cezası böyledir.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Ve onları her nerede bulursanız öldürünüz. Ve sizi çıkarmış oldukları yerden siz de onları çıkarın. Fitne ise katilden daha şedîttir. Ve onlar sizinle savaşta bulunmadıkça siz de Mekke hareminde onlar ile savaşta bulunmayınız. Fakat onlar sizinle savaşta bulunurlarsa onları öldürünüz. Kâfirlerin cezası böyledir.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Onları nerede yakalarsanız öldürün. Sizi çıkardıkları yerden siz de onları çıkarın. Fitne (dinden döndürmek için işkence yapmak), adam öldürmekten beterdir. Yalnız, onlar, Mescid-i Haram'ın yanında sizinle savaşmadıkça, siz de onlarla orada savaşmayın, Fakat onlar size savaş açarlarsa siz de onlarla savaşın. İşte kâfirlerin cezası böyledir. [48, 24]
Fitne: Dilde, yabancı maddelerden arıtmak için altını ateşe sokmaktır. Sınama, imtihan etme, işkence, ayrıca musibet, belâ, günah, fesat mânalarına gelebilir. Şirki ve dinsizliği yaymak, dinden döndürmek, Allah’ın haramlarını çiğnemek, asayişi bozmak, vatandan çıkarmak birer fitnedir. Bu âyette hak dinden döndürmek için işkence etmek mânasınadır. Mekke müşrikleri, ashabdan bazılarına hürmetli aylarda işkence etmişler, onlar da dayanıp şehid olmuşlardı. Bu âyet, böyle bir işkencenin, hürmetli aylara riayet edip etmemeden daha mühim olduğu gerekçesiyle, işkenceyi durdurmak için savaş ilanına cevaz vermiştir. Nüzul sebebi özel ise de, söz fitnenin mahiyetinin, öldürmenin mahiyeti ile karşılaştırılmasını ifade ettiğinden, hüküm geneldir.  
Süleyman Ateş
swap_vert close
Onları nerede yakalarsanız öldürün, onların sizi çıkardıkları yer(Mekke)den size de onları çıkarın! Fitne (baskı yapmak), adam öldürmekten daha kötüdür. Mescid-i Haram'da onlarla savaşmayın ki, onlar da sizinle orada savaşmasınlar. Fakat onlar sizinle savaşırlarsa, hemen onları öldürün; kafirlerin cezası böyledir.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Onları nerede bulur iseniz (Harem'in dâhil ve hâricinde) katl idiniz. Sizi çıkardıkları yerden (Mekke'den) siz de onları çıkarınız, fitne katlden eşeddir. Orada sizinle mukâtele itmedikce Mescid-i Harâm'da onlarla mukâtele itmeyiniz. Orada sizinle katle tasaddî iyledikleri takdîrde siz de onlarla mukâtele idiniz. İşte kâfirlerin cezâsı böyledir.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
(Savaşta onları) yakaladığınız yerde öldürün. Sizi çıkardıkları yerden, siz de onları çıkarın. Bu fitne (savaş ateşi)[1] adam öldürmekten ağır bir suçtur. Mescid-i Haram[2] yanında onlarla savaşmayın, kendileri savaş açarlarsa başka. Eğer savaşırlarsa, onları öldürün. O kâfirlerin[3] cezası işte böyledir.
[1] Fitne için Bkz. (Bakara 2/102)'nin dipnotu. [2] Mescid-i haram, Mekke'de Kâbe'nin bulunduğu yerin adıdır. [3] Âyetleri görmezlikten gelenlerin.  
Şaban Piriş
swap_vert close
Sizinle savaşanları nerede yakalarsanız öldürün. Onları, sizi çıkardıkları yerden çıkarın. Fitne; öldürmekten, daha kötüdür. Onlar, Mescid-i Haram'ın yanında sizinle savaşmadıkça, siz de onlarla orada savaşmayın. Fakat, onlar sizinle orada savaşırlarsa, onlarla savaşın. İşte kafirlerin cezası budur.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Onları(92) bulduğunuz yerde öldürün; sizi çıkardıkları yerden,(93) siz de onları çıkarın. Fitne(94) ise, adam öldürmekten daha kötüdür. Onlar sizinle orada savaşmadıkça, siz de onlarla Mescid-i Haram yanında savaşmayın. Ama savaşırlarsa siz de savaşın. Kâfirlerin cezası işte budur.
(92) Sizinle savaşanları.(93) Müşrikler, Müslümanları Mekke’den çıkarmışlardı.(94) “Fitne” sözcüğü, Kur’ân-ı Kerimin çeşitli yerlerinde, “sınama, belâ, bozgunculuk, baskı, işkence” gibi, farklı anlamlarda kullanılmıştır. Bu âyetin öncesi ve sonrası dikkate alındığında, burada, insanlar üzerinde uygulanan baskı ve işkence anlamının kastedildiği anlaşılmaktadır. Bu anlamda fitne, gerçekten de, insanî değerleri hiçe sayan ve hayatı yaşanmaz hale getiren bir niteliğe sahiptir.  
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Onları yakaladığınız yerde öldürün; onların sizi çıkardıkları yerden siz de onları çıkarın. Fitne/baskı ve bozgunculuk, öldürmekten daha kötüdür. Mescid-i Haram'da, onlar sizinle çarpışmaya girinceye kadar siz de onlarla çarpışmaya girmeyin. Eğer sizinle çarpışmaya girerlerse siz de onları öldürün. İşte böyle verilir küfre sapanların cezası!
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı depeleñ anları, anda kim duttuñuz anları. daħı çıkaruñ anları, ol yirden kim çıkardılar sizi ya'nį mekke’den. daħı fitne ya'nį Tañrı’ya iki dimek, ķatıraķdur depelemekden. daħı çalışmañ anlaruñ-ile mescidi’l-ḥarām ķatında; tā çalışalar sizüñ-ile anda. pes eger çalışurlar-ise sizüñ-ile, depeleñ anları. ancılayın cezāsı kāfirlerüñ.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
daḫı öldürüñüz anları her ḳanda ṭapsañuz. Daḫı çıḳaruñuz anları illerindennice çıḳardılar‐ısa sizi. Fitne eylemek, öldürmekden ḳatıdur. Daḫı ṣavaş‐mañuz anlar bile Tañrı evi ḳatında anlar ṣavaşmayınca sizüñle anuñ içinde.Pes eger ṣavaşsalar sizüñle siz anları öldürüñüz. Anuñ gibidür kāfirlercezāsı.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Onları (Məkkə müşriklərini) harada görsəniz öldürün. Sizi çıxartdıqları yerdən (Məkkədən) siz də onları çıxardın. Fitnə (müşriklərin fitnəsi) qətldən daha şiddətlidir. Onlar sizinlə Məscidülhəram yanında vuruşmayınca, siz də onlarla orada vuruşmayın! Əgər (orada) sizinlə vuruşsalar, siz də onları öldürün. Kafirlərin cəzası ancaq budur!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
And slay them wherever ye find them, and drive them out of the places whence they drove you out, for persecution is worse than slaughter. And fight not with them at the Inviolable Place of Worship until they first attack you there, but if they attack you (there) then slay them. Such is the reward of disbelievers.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
And slay them wherever ye catch them, and turn them out from where they have Turned you out; for tumult and oppression are worse than slaughter; but fight them not(205) at the Sacred Mosque, unless they (first) fight you there; but if they fight you, slay them. Such is the reward of those who suppress faith(206).
205 This passage is illustrated by the events that happened at Hudaybiyyah in the sixth year of the Hijrah, though it is not clear that it was revealed on that occasion, The Muslims were by this time a strong and influential community. Many of them were exiles from Makkah, where the Pagans had established an intolerant autocracy, persecuting Muslims, preventing them from visiting their homes, and even keeping them out by force from performing the Pilgrimage during the universally recognised period of truce. This was intolerance, oppression, and autocracy to the last degree, and the mere readiness of the Muslims to enforce their rights as Arab citizens resulted without bloodshed in an agreement which the Muslims faithfully observed. The Pagans, however, had no scruples in breaking faith, and it is unnecessary here to go into subsequent events. (Cf. 5:2). In general, it may be said that Islam is the religion of peace, good will, mutual understanding, and good faith. But it will not acquiesce in wrongdoing, and its men will hold their lives cheap in defence of honour, justice, and the religion which they hold sacred. Their ideal is that of heroic virtue combined with unselfish gentleness and tenderness, such as is exemplified in the life of the Prophet. They believe in courage, obedience, discipline, duty, and a constant striving by all the means in their power, physical, moral, intellectual, and spiritual, for the establishment of truth and righteousness. They know that war is an evil, but they will not flinch from it if their honour demands it and a righteous Imam (such as Muhammad was par excellence) commands it, for then they know they are not serving carnal ends. In other cases, war has nothing to do with their faith, except that it will always be regulated by its humane precepts. (R). 206 Suppress faith: in the narrower as well as the larger sense. If they want forcibly to prevent you from exercising your sacred rites, they have declared war on your religion, and it would be cowardice to ignore the challenge or to fail in rooting out the tyranny.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَاقْتُلُوهُمْ
ve onları öldürün
حَيْثُ
o yerde ki
ثَقِفْتُمُوهُمْ
onları yakaladınız
وَاَخْرِجُوهُمْ
ve onları çıkarın
مِنْ حَيْثُ
o yerden ki
اَخْرَجُوكُمْ
sizi çıkardılar
وَالْفِتْنَةُ
ve fitne
اَشَدُّ
daha şiddetlidir
مِنَ الْقَتْلِۚ
öldürmekten
وَلَا تُقَاتِلُوهُمْ
ve onlarla savaşmayın
عِنْدَ
yanında
الْمَسْجِدِ الْحَرَامِ
Mescid-i Harâm
حَتّٰى يُقَاتِلُوكُمْ
sizinle savaşıncaya kadar
ف۪يهِۚ
orada
فَاِنْ
fakat eğer
قَاتَلُوكُمْ
sizinle sava- şırlarsa
فَاقْتُلُوهُمْۜ
o takdirde on- ları öldürün
كَذٰلِكَ
işte böyledir
جَزَٓاءُ
cezası
الْكَافِر۪ينَ
kâfirlerin
O (size karşı savaşa)nları yakaladığınız yerde öldürün! Sizi çıkardıkları yerden (siz de) onları çıkarın! Fitne, (adam) öldürmekten daha beterdir. Mescid-i Harâm'da onlar sizinle savaşmadıkça (siz de) onlarla savaşmayın! Eğer onlar sizinle savaşırlarsa (siz de onlarla savaşın ve) onları öldürün! İşte kâfirlerin cezası böyledir.
قَتَلَ
Fiil-I
ق ت ل
Öldürdü, kahrolsun, kahrolası
حَيْث
İsim
ح ي ث
O yer, o yerde, o yeri ki
ثَقِفَ
Fiil-I
ث ق ف
Yakaladı, buldu, ele geçirdi
اَخْرَجَ
Fiil-IV
خ ر ج
Çıkardı
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
حَيْث
İsim
ح ي ث
O yer, o yerde, o yeri ki
اَخْرَجَ
Fiil-IV
خ ر ج
Çıkardı
فِتْنَة
İsim
ف ت ن
İmtihan, fitne, bela
اَشَدّ
İsim
ش د د
En şiddetli, daha güçlü, daha zor
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
قَتْل
İsim fiil
ق ت ل
Öldürmek
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
قَاتَلَ
Fiil-III
ق ت ل
Savaştı, öldürdü, kahretti
عِنْدَ
İsim
ع ن د
Katında, yanında, huzurunda, tarafında
مَسْجِد
İsim
س ج د
Mescid
حَرَام
İsim
ح ر م
Haram, ihram, dokunulmaz
حَتّٰى
Edat
حَتّٰى
Nihayet, -e kadar, hatta, ta ki, sonuçta
قَاتَلَ
Fiil-III
ق ت ل
Savaştı, öldürdü, kahretti
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
اِن
Edat
اِن
Eğer,  -se, -sa
قَاتَلَ
Fiil-III
ق ت ل
Savaştı, öldürdü, kahretti
قَتَلَ
Fiil-I
ق ت ل
Öldürdü, kahrolsun, kahrolası
ذٰلِك
İşaret zamiri
ذٰلِك
İşte bu, bunun için, bunda böyle
جَزَٓاء
İsim
ج ز ي
Ceza, mükâfat, karşılık
كَافِرُون
Etken fiil
ك ف ر
Kâfirler, inkâr edenler, nankörler