close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Bakara Sûresi 188. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Velâ te/kulû emvâlekum beynekum bilbâtili vetudlû bihâ ile-lhukkâmi lite/kulû ferîkan min emvâli-nnâsi bil-iśmi veentum ta’lemûn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Mallarınızı aranızda boş yere yemeyin. İnsanların bir kısım mallarını da günah ederek yemek için bilebile hakimlere mal vermeyin.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Aranızda birbirinizin mallarını (hırsızlık, kumar, gasp, faiz, aldatma, hile gibi) haksız ve bâtıl sebeplerle yemeyin. (Bu kötülükleri serbest bırakan zulüm ve sömürü sistemlerine ve işbirlikçi hain yönetimlere fırsat tanımayın ve arka çıkmayın.) Ve insanların mallarının bir kısmını (yalancı şahitliği ve çek senet hilesi gibi) bile bile günah ve haksız yöntemlerle yemek için, onları (rüşvet olarak) hâkimlere aktarmayın.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Birbirinizin mallarını haksız yere yiyip tüketmeyin ve diğer insanların mallarından bir bölümünü bilerek haksızlıkla tüketmek için hukuki hilelere başvurmayın.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Birbirinizin mallarını, paralarını aranızda haksız, meşrû olmayan sebeplerle yemeyin. Bile bile günaha girerek insanların mallarının, paralarının bir kısmını yemek için hâkimlere, idarecilere, hükümetlere, iktidardakilere mallarınızı rüşvet olarak vermeyin. Bu tür malları alarak başkalarına zulmettiğinizi bile bile bunları yapmayın.
Ahmet Varol
swap_vert close
Mallarınızı aranızda haksızlıkla yemeyin ve insanların mallarının bir kısmını yemek için bile bile bunları günah olan bir şekilde hakimlere aktarmayın.
188.İbnu Ebi Hatim`in Said bin Cubeyr (r.a.)`den rivayet ettiğine göre İmru`u`l-Kays bin Amir ile Abdan bin Eşve` el-Hadrami bir arazi konusunda anlaşmazlığa düştüler. İmru`u`l-Kays bu konuda yemin etmek istedi. Bu ayeti kerime onun hakkında indi.  
Ali Bulaç
swap_vert close
Birbirinizin mallarını haksızlıkla yemeyin ve bile bile günahla insanların mallarından bir bölümünü yemeniz için onları hakimlere aktarmayın.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Aranızda birbirinizin mallarını hırsızlık, kumar ve gasp gibi haksız (bâtıl) sebeplerle yemeyin ve insanların mallarından bir kısmını bile bile yalan şahitliği gibi günahla yemek için, o malları rüşvet olarak hâkimlere aktarmayın.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Ve sakın mallarınızı aranızda haksız yere yemeyin. Bile bile zulmederek, bir kısım insanların mallarını yemek için mallarınızı yöneticilere rüşvet olarak sarkıtmayın.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Mallarınızı aranızda haksız sebeplerle yemeyiniz. Kendiniz bilip dururken, insanların mallarından bir kısmını haram yollarla yemeniz için o malları rüşvet olarak hakimlere vermeyiniz.
Besim Atalay
swap_vert close
Aranızda malınızı kötülükle yemeyin, herkesin malından bir takımını, bile bile haksızlıkla yiyebilmekçin, yargıçlara gitmeyin
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Birbirinizin mallarını (hırsızlık, yolsuzluk, kumar, gasp ve dolandırıcılık gibi) haksızlıkla yemeyin ve başkalarına ait meşru malları bilerek (yalancı şahitliği ve çek senet hilesi gibi) haksız yollarla elde etmek için (rüşvet vererek ya da baskı yaparak) hukuki hilelere başvurmayın! 
Bkz. 4/29  
Cemil Said
swap_vert close
Emvâlinizi beyninizde beyhûde isrâf itmeyiniz ve başkasının emvâlini bigayr-i hakkın tasarruf itmek içün hâkimlere mürâca’at itmeyiniz, çünki bilürsiniz.[1]
[1] Ya’ni haksız oldığınızı bildiğiniz halde hâkimlere mürâca’atla başkasının emvâlini gasb itmeğe çalışmayınız.  
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Aranızda mallarınızı haksızlıkla yemeyin; bildiğiniz halde günaha girerek insanların mallarından bir kısmını yemek için onu hakimlere aktarmayın.*
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Aranızda birbirinizin mallarını haksız yere yemeyin. İnsanların mallarından bir kısmını bile bile günaha girerek yemek için onları hâkimlere (rüşvet olarak) vermeyin.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Mallarınızı aranızda haksızlıkla yemeyin. Bile bile, günaha saparak, insanların mallarından bir kısmını yemeniz için onun bir parçasını yetkililere aktarmayın.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Mallarınızı aranızda haksız sebeplerle yemeyin. Kendiniz bilip dururken, insanların mallarından bir kısmını haram yollardan yemeniz için o malları hakimlere (idarecilere veya mahkeme hakimlerine) vermeyin.
 Bu âyette işaret edilmek istenen mana, daha ziyade rüşvet ve çıkarcılıktır. Binaenaleyh aldatma ve dalavere ile elde edilen bütün kazançlar haramdır.  
Edip Yüksel
swap_vert close
Paralarınızı aranızda haksız yollarla yemeyin. Halkın parasını haksız yere yemek amacıyla bile-bile memurlara/yöneticiler rüşvet vermeyin.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Bir de aranızda mallarınızı batıl sebeplerle yemeyin. İnsanların mallarından bir kısmını bile bile günah ile yemek için, o malları hakimlere rüşvet olarak vermeyin.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Bir de aranızda mallarınızı batıl sebeble yemeyin nasın emvalinden bir kısmını bile bile günah ile yemek için o malları hâkimlere sarkıtmayın
Emrah Demiryent
swap_vert close
Mallarınızı aranızda bâtıl (harâm yollar) la yemeyin. Ve insanların mallarından bir kısmını, yemeniz için o malları günah olduğunu bile bile hâkimlere (rüşvet olarak) vermeyin.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Birbirinizin mallarını haksız şekilde yemeyin. Günah olduğunu¹ bildiğiniz halde, başkasının bir kısım mallarına haksız yere sahip olabilmek için hukuki hileye başvurmayın.
1- Hakkınız olmadığını.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Aranızda (birbirinizin) mallarınızı haksız sebeblerle yemeyin ve kendiniz bilib dururken insanların mallarından bir kısmını günah (ı mucip suretler) le yemeniz için onları (o malları) haakimlere aktarma etmeyin.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Hem mallarınızı aranızda bâtıl (haram yollar)la yemeyin ve insanların mallarından bir kısmını kendiniz (haksız olduğunuzu) bile bile (rüşvet veya yalancı şâhidlik gibi) günah ile yemeniz için onları(n hükmünü) hâkimlere (bırakıp) aktarmayın!(1)
(1)“Mâdem rızık mukadderdir (yazılıdır) ve ihsân ediliyor ve veren de Cenâb-ı Hakk’tır; O hem Rahîm(çok merhamet edici), hem Kerîmdir (çok ikrâm edendir). O’nun rahmetini ittihâm etmek (suçlamak)derecesinde ve keremini istihfâf eder (hafife alır) bir sûrette, gayr-ı meşrû‘ bir tarzda yüz suyu dökmekle; vicdânını, belki bazı mukaddesâtını (dînî değerlerini) rüşvet verip menhus (uğursuz) ve bereketsiz bir mâl-ı harâmı kabûl eden düşünsün ki, ne kadar muzâaf (kat kat) bir dîvâneliktir.” (Mektûbât, 29. Mektûb, 268)  
İhsan Aktaş
swap_vert close
Bir de aranızda birbirinizin mallarını (yolsuzluk, dolandırıcılık, hırsızlık, kumar, gasp, faiz, zulüm, aldatma, dalavere ve hile gibi) haksız ve batıl sebeplerle yemeyin. Ve insanların mallarının bir kısmını (yalancı şahitliği ve çek senet hilesi gibi) bile bile günah ve haksız yöntemlerle yemeniz için, onları (rüşvet olarak) hâkimlere (veya idarecilere) aktarmayın (hukuki hilelere başvurmayın)! *
(*) Âyetteki tudlû fiili, aslında “kova sarkıtmak” (krş: edlâ delveh 12:19) anlamındaki edlâdan gelir ki, mecazen yargıyı yanıltmak için sahte delil sunmak ya da rüşvet, torpil vs. gibi meşru olmayan yollarla resmi makamları kullanarak haksız kazanç sağlamak anlamına gelir. Bu aynı zamanda devlete kova sarkıtmaktır ki, bu da kamu malı yemeye bir atıftır. Râzî, bu ibareden yola çıkarak şu güzel tesbiti yapar: “Kova kuyuya su çıkarmak amacıyla sarkıtılır ve su çıkarılır. Mal (rüşvet) da hâkim ve yöneticilere lehte karar çıkarmak için verilir. Eğer bihâdaki zamir emvâle gidiyorsa, bunun anlamı kesinlikle “rüşvet” olur. (M. İslamoğlu Meal Açıklaması)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Birbirlerinizin mallarını, batıl yollarla yemeyin. İnsanların sahip oldukları mallardan bir kısmını, çirkin bir şekilde elde etmek için, yanlış olduğunu bildiğiniz halde, hâkimlere mallarınızı (rüşvet olarak) teklif etmeyin.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Aranızda birbirinizin malını haksız yere yemeyin. İnsanların mallarından bir parçasını haksız olduğunu bile bile yemek için yargıçlara koşmayın.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Kendi aranızda haksızlık ile [⁹] “birbirinizin mallarını yemeyin. Nâs/ın bir kısım emvâlini, bile bile günahı mucip şeyler ile [¹⁰] yemeniz için, mal dâvasiyle hâkimlere koşmayın [¹¹].
[9] Kumar, sirkat, gasp, yağma, kapma, rüşvet... ilâh gibi caiz olmayan şeyler.[10] Yalancı şehadet, yalan yere yemin ve saire gibi.[11] Veya onlara rüşvet vermeyin.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Birbirinizin mallarını aranızda haksız yollarla [bâtıl] yemeyiniz. İnsanların mallarının bir kısmını yine bile bile haksız yere yemek için, onları hâkimlerin önüne atmayınız.¹²³
123 Hâkimlerin önüne atmak iki anlama gelir: 1) Başkasına ait malı kendine mal etmek için mahkemeye götürmeyin. 2) Başkasına ait malı yiyebilmek için hâkimlere rüşvet vermeyin (S. Ateş). Ayetteki “tudlâ” fiili, kuyuya kova sarkıtmak demektir. “Biha”daki “ha” zamiri, mallara gittiğinden, rüşvet anlamı vardır. O hâlde yargıda lehte karar çıkartmak hâkimlere veya ilgili makamlara malın bir kısmını rüşvet olarak vermek demektir.  
Kadri Çelik
swap_vert close
Aranızda mallarınızı haksızlıkla yemeyin ve bile bile insanların mallarından bir kısmını günahla yemeniz için, onları hâkimlere sarkıtmayın.
(Hiç kimse hâkimlere rüşvet vererek başkalarının malını ele geçirmeye çalışmamalı ve başkalarının malını ele geçirmek için yalan iddialarla mahkemeye başvurmamalıdır. Var olan delillere göre hâkimin, haksız kimse lehine hüküm vermesi mümkündür. Oysa hâkimin kararı ne herhangi bir haramı helâl ve ne de herhangi bir helâli haram haline getirebilir. O sadece göz önündeki delillere göre hükmeder. Günahı, sorumluluğu o konuda hile yapan, yanıltmaya başvuran tarafın omuzlarındadır.)  
Mahmut Kısa
swap_vert close
Ey iman edenler! Birbirinizin mallarını haksız yollarla yemeyin! Başkalarının sahip olduğu mallardan bir kısmını ele geçirmek amacıyla —hem de bunun günah olduğunu bile bile— sakın hâkimlere ve diğer yöneticilere rüşvet teklif etmeyin.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Aranızda mallarınızı Bâtıl yollarla yemeyin! Bildiğiniz halde, İnsanlar’ın mallarından bir kısmını Günah yollarla yemeniz için onu Hâkimler’e dökmeyin!
Mehmet Çakır
swap_vert close
Sermayenizi, hak etmediğiniz bir yere gelmek için harcamayın. Kamu malını haksız olarak hortumlamak ve bu haksızlığı yasal bir zemine oturtmak için yöneticileri kullanmayın…
Mehmet Çoban
swap_vert close
Aranızda birbirinizin mallarını haksız olarak yemeyin! İnsanların mallarından bir kısmını günaha gireceğinizi bilerek yemek için hâkimlere rüşvet vermeyin! Hâkimleri kandırarak veya onlara rüşvet vererek haksız mal edinmeniz çok çirkindir. Rabbinizin katında cezası çok büyüktür.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Mallarınızı aranızda [batıl] sebep(ler)le yemeyin! [*] Bilerek insanların mallarından bir kısmını haram yollardan yemeniz için onları (malları) hakimlere (rüşvet olarak) vermeyin! [*]
Bu cümle Nisâ 4:29 ve Mutaffifîn 83:1-3. ayetlerle birlikte okunmalıdır.,Buradaki [el-hukkâm] kelimesi, Nisâ 4:35 gereği herhangi bir işteki her bir hakem, bilirkişi, yargıç, ilgili kişi vs.dir; mesaj sadece “hakimler”le sınırlı değildir; rüşvet verilen herkesi içermektedir.  
Mehmet Türk
swap_vert close
(Ey îman edenler!) Birbirinizin mallarını haksızlıkla yemeyin ve insanların mallarından bir kısmını bile bile günâhkârlık yaparak yemek için, hâkimlere rüşvet olarak vermeyin.¹
1 Abdan, İmri’ül-Kays’ı bir arazi hakkında dava ederek Peygamberimiz (s.a.v)’e geldi. Bu esnada bu âyet nâzil olunca, İmri’ül-Kays bu araziyi Abdan’a teslim etti. (Vâhidî)  
Muhammed Esed
swap_vert close
BİRBİRİNİZİN mallarını haksız şekilde yiyip tüketmeyin ve başkalarına ait meşru mallardan hiçbirini ¹⁶³ bilerek haksızlıkla tüketmek için hukukî hilelere başvurmayın. ¹⁶⁴
163 Lafzen, “[diğer] insanların mallarından bir bölümünü”.164 Lafzen, “onu hâkimlere aktarmayın” -yani, onların, haklı olanın aleyhine bir karar verecekleri beklentisiyle (Zemahşerî, Beydâvî).  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Aranızda birbirinizin mallarını batıl yollarla yemeyin. Bile bile insanların mallarının bir kısmını bile yiyenler günaha girmiş olurlar. 3/135, 4/29
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Birbirinizin malını gayr-ı meşru bir biçimde yemeyin[³⁶⁹] ve günaha girerek bile bile insanların hakkını yemek için o malları kullanarak yetkililere ulaşmayın![³⁷⁰]
[369] Oruç insanın kendi malını yemesiyle ilgili bir iç disiplinin adıydı. Allah’ın emrine uymak maksadıyla insan kendi helâl kazancına dahi oruç müddetince el uzatmıyordu. Bu âyet ise insanın başkalarının malına karşı nasıl davranması gerektiğini işliyor. Bu âyet aynı zamanda, 168. âyetle başlayan konunun bel kemiğini teşkil ediyor. Âyette “gayr-ı meşru” şeklinde çevirdiğimiz ibarenin aslı bâtıldır. Bâtıl, “karşılığı olmayan şey” demektir. Hakkın zıddıdır. Zarar ve ziyan da bâtıl olarak adlandırılır. Âyet emeğe saygıya davet etmektedir: Emeğe saygı Allah’a saygıdır. [370] Âyetteki tudlû fiili, aslında “kova sarkıtmak” (krş: edlâ delveh 12:19) anlamındaki edlâdan gelir ki, mecazen yargıyı yanıltmak için sahte delil sunmak ya da rüşvet, torpil vs. gibi meşru olmayan yollarla resmi makamları kullanarak haksız kazanç sağlamak anlamına gelir. Bu aynı zamanda devlete kova sarkıtmaktır ki, bu da kamu malı yemeye bir atıftır. Râzî, bu ibareden yola çıkarak şu güzel tesbiti yapar: “Kova kuyuya su çıkarmak amacıyla sarkıtılır ve su çıkarılır. Mal (rüşvet) da hâkim ve yöneticilere lehte karar çıkarmak için verilir.” Eğer bihâdaki zamir emvâle gidiyorsa, bunun anlamı kesinlikle “rüşvet” olur.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
(Ey iman edenler, aynı zamanda) Birbirinizin mallarını haksız olarak yemeyin (Ramazanda Rabbinin emrine uyarak, nefsini öz malını bile yemekten men eden kimseler, hiç harama yanaşır mı) Günah olduğunu bildiğiniz halde; başkasının malını haram yoldan (yalana şahit tutarak) yemek için hakimlere baş vurmayın.
Osman Fırat
swap_vert close
Aranızda birbirinizin mallarını haksız yere yemeyin. İnsanların mallarından bir kısmını bile bile günaha girerek yemek için onları hâkimlere (rüşvet olarak) vermeyin.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Ve mallarınızı aranızda bâtıl sebeple yemeyiniz. Ve nâsın mallarından bir kısmını siz bildiğiniz halde günah ile yemek için o malları hakîmlere düşürmeyiniz.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Bir de, birbirinizin mallarını haksız yollarla yemeyin. Halkın mallarından bir kısmını, bile bile haksız yere yemek için, rüşvetlerle hâkimlere koşmayın.
Süleyman Ateş
swap_vert close
Mallarınızı, aranızda batıl (sebepler) ile yemeyin; bile bile insanların mallarından bir kısmını günah bir biçimde yemeniz için onları hakimler(in önün)e atmayın (hakimlere götürmeyin veya onlara rüşvet vermeyin).
Bu âyette "Mallarınız hakkındaki hükmü hâkimlere götürmeyiniz" mânâsı mevcudolduğu gibi, "Mallarınızı rüşvet olarak hâkimlere peşkeş çekip haksız yere birbirinizin malını yemeyiniz" mânâsı da vardır.  
Süleyman Tevfik
swap_vert close
(Ey mü'minler) haksızlıkla aranızda birbirinizin malını yimeyiniz. Emvâl-i nâsdan bir kısmını günâhla (yalancı şehâdet, yalan yemîn gibi şeylerle) yimek içün, haksız oldığınızı bildiğiniz halde hâkimlere sevk ve arz itmeyiniz.[²]
[2] Rasûl bin 'Abdullah el-Hadramî, İmru'l Kays bin 'Abbas el-Kindî'den Hazret-i Rasûl'e bir tarla davasında bulundı ve benden o tarlayı gasb itdi didi. Fahr-i Kâinât müdde'îden şâhid istedikde o, şâhidim yokdur dimekle öyle ise müdde'î 'aleyhe yemîn virirsin buyurdı. İbn el-Kindî yemîn itmeğe hazırlandığı zamân risâletpenâh (Müdde'înin malını zulmen yimek içün yemîn iden müdde'î 'aleyh yevm-i kıyâmetde Cenâb-ı Hakk'a mülâkî olunca Allâh ondan i'râz ider) mealinde fermân buyurdılar. O zamân bu âyet-i kerîme nâzil oldı.  
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Mallarınızı aranızda haksızlıkla yemeyin. Bile bile günaha girip insanların mallarını yemek için malınızı (rüşvet olarak) yetkililere vermeyin.[*]
[*] Âyet rüşveti yasaklamaktadır. Rüşvet, başkasının malını bile bile haksız yere yemek için yetkililere mal vermektir. Kişi, kendi hakkını almak için yetkililere mal vermek zorunda kalırsa verene değil, alana haram olur.  
Şaban Piriş
swap_vert close
Aranızda birbirinizin mallarını haksız sebeplerle yemeyin ve bildiğiniz halde insanların mallarından bir kısmını günahı gerektirecek şekilde yemek için onu hakimlere (rüşvet olarak) aktarmayın.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Birbirinizin malını haksız yere yemeyin. Halkın bir kısım malını bilerek günah yollardan yemek için hâkimlere başvurmayın.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Mallarınızı aranızda haksız ve uydurma yollara başvurarak yemeyin; bilip durduğunuz halde insanların mallarından bir kısmını günaha saparak yemek için onları yargıçlara aktarmayın.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı yimeñ mallarıñızı arañuzda, bāŧıl-ıla. daħı bıraķmañ mallaruñuzı ḥakimle dapa tā yiyesiz bir bölük ādemįler mallarından, yazuġ-ıla siz bilür-iken.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Daḫı yimeñüz māllaruñuzı ortañuzda bāṭıl bile, rüşvet virüp anı ḥākim‐lere yimeg‐içün, bir bölük ḫalḳ mālından bāṭıl bile siz bilürken.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Bir-birinizin mallarını haqqınız olmadığı halda yeməyin. Xalqın malının bir qismini (onun sizə haram olduğunu) bilə-bilə günah yolu ilə yeməyiniz üçün onu (malınızı) hakimlərə (rüşvət) verməyin!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
And eat not up your property among yourselves in vanity, nor seek by it to gain the hearing of the judges that ye may knowingly devour a portion of the property of others wrongfully.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
And do not eat up your property among yourselves for vanities, nor use it as bait for the judges, with intent that ye may eat up wrongfully and knowingly a little of (other) people´s property(201).
201 Besides the three primal physical needs of man, which are apt to make him greedy, there is a fourth greed in society, the greed of wealth and property. The purpose of fasts is not completed until this fourth greed is also restrained. Ordinarily honest men are content if they refrain from robbery, theft, or embezzlement Two more subtle forms of the greed are mentioned here. One is where one uses one's own property for corrupting others -judges or those in authority- so as to obtain some material gain even under the cover and protection of the law. The words translated "other people's property" may also mean "public property". A still more subtle form is where we use our own property or property under our own control - "among yourselves" in the Text -for vain or frivolous uses. Under the Islamic standard this is also greed. Property carries with it its own responsibilities. If we fail to understand or fulfil them, we have not learnt the full lesson of self-denial by fasts.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَلَا تَاْكُلُٓوا
ve yemeyin
اَمْوَالَكُمْ
mallarınızı
بَيْنَكُمْ
aranızda
بِالْبَاطِلِ
bâtılla
وَتُدْلُوا
ve aktar- mayın
بِهَٓا
onları
اِلَى الْحُكَّامِ
hakimlere
لِتَاْكُلُوا
yemeniz için
فَر۪يقاً
bir kısmını
مِنْ اَمْوَالِ
mallarından
النَّاسِ
insanların
بِالْاِثْمِ
günah ile
وَاَنْتُمْ
siz iken
تَعْلَمُونَ۟
biliyorsunuz
Mallarınızı aranızda bâtıl(a uyarak haksız sebepler)le yemeyin ve insanların mallarından bir kısmını bile bile günaha girerek yemek için onları(n mallarını) mevki ve makam sahiplerine (rüşvet olarak) teklif etmeyin.
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
اَكَلَ
Fiil-I
ا ك ل
(Yemek) Yedi
مَال
İsim
م و ل
Mal, sermaye
بَيْن
İsim
ب ي ن
Arasında
بَاطِل
Etken fiil
ب ط ل
Bâtıl, boş şey, asılsız
اَدْلٰى
Fiil-IV
د ل و
Aktardı, teklif etti, attı, sarkıttı
بِهَا
Zamir
بِهَا
Onunla, onlar hakkında
اِلٰى
Edat
اِلٰى
-e kadar, -a kadar, -e, -a
حُكَّام
Etken fiil
ح ك م
Hakimler
اَكَلَ
Fiil-I
ا ك ل
(Yemek) Yedi
فَرِيق
İsim
ف ر ق
Zümre, kısım, grup, taraf, topluluk
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
مَال
İsim
م و ل
Mal, sermaye
نَاس
İsim
ن و س
İnsanlar
اِثْم
İsim
ا ث م
Günah, suç, kusur
اَنْتُمْ
Zamir
اَنْتُمْ
Siz
عَلِمَ
Fiil-I
ع ل م
Bildi