Bir de aranızda birbirinizin mallarını (yolsuzluk, dolandırıcılık, hırsızlık, kumar, gasp, faiz, zulüm, aldatma, dalavere ve hile gibi) haksız ve batıl sebeplerle yemeyin. Ve insanların mallarının bir kısmını (yalancı şahitliği ve çek senet hilesi gibi) bile bile günah ve haksız yöntemlerle yemeniz için, onları (rüşvet olarak) hâkimlere (veya idarecilere) aktarmayın (hukuki hilelere başvurmayın)! *
(*) Âyetteki tudlû fiili, aslında “kova sarkıtmak” (krş: edlâ delveh 12:19) anlamındaki edlâdan gelir ki, mecazen yargıyı yanıltmak için sahte delil sunmak ya da rüşvet, torpil vs. gibi meşru olmayan yollarla resmi makamları kullanarak haksız kazanç sağlamak anlamına gelir. Bu aynı zamanda devlete kova sarkıtmaktır ki, bu da kamu malı yemeye bir atıftır. Râzî, bu ibareden yola çıkarak şu güzel tesbiti yapar: “Kova kuyuya su çıkarmak amacıyla sarkıtılır ve su çıkarılır. Mal (rüşvet) da hâkim ve yöneticilere lehte karar çıkarmak için verilir. Eğer bihâdaki zamir emvâle gidiyorsa, bunun anlamı kesinlikle “rüşvet” olur. (M. İslamoğlu Meal Açıklaması)