Ve (Resulüm!) Eğer kullarım sana beni sorarlarsa (şunu bilsinler ki), şüphesiz ben (her zaman kullarıma ilim ve kudretimle çok) yakınım. (O hâlde, hiçbir aracıya başvurmadan, benimle kendisi arasına bir vasıta koymadan doğrudan bana yalvarıp benden istesinler!) Bana (samimiyetle) dua ettiği zaman dua edenin yakarışlarına karşılık veririm; öyleyse onlar da (samimiyetle) benim davetime icabet etsinler ve bana (güvenip) inansınlar ki doğru yola ulaşabilsinler. *
(*) Duanın sadece Allah’a özgü olması gerekliliği, ayetteki “Ben” zamiri ile iyiden iyiye vurgulanmıştır. Allah; “Kullarım” ifadesini kullanarak insanlara karşı büyük bir incelik gösterirken, “Ben onlara yakınım,” diye buyurarak da buradaki “Ben” zamiri ile duaların yalnız ona has kılınması gerekliliğini de ortaya koyuyor. Ayrıca dikkat edilmelidir ki “Onların duasını işitirim.” demiyor, “Dua edenin duasına karşılık veririm.” buyuruyor. Bu yakınlığın arkasından da kullarının da kendi çağrısına olumlu karşılık vermesini, yani Hakk’a karşı ilgili ve duyarlı olarak Allah’ın istediği şekilde, samimi kul bilinci ve farkındalığıyla yaşamalarını istiyor. (C. Külünkoğlu Meali 186. Ayet Açıklaması) Yani Allah’a ulaşmak için başka bir varlık aracı edinmez, “vesile” aranmaz, yüce Allah ile kul arasına girilmez. Onun dışında başkasına yalvarıp dua etmek, yardım istemek, dilekte bulunmak, medet ummak, şifa beklemek vs. ise şirktir. Zira yüce Allah ile kul arasına kimse giremez/ Ruhban Sınıfı Yoktur. Her insan Allah ile doğrudan bağlantı kurma hürriyetine sahiptir. Her insan, ibadetleriyle, dualarıyla yalnız Allah’a yalvarır ve O’ndan af isteyebilir. Gönlüyle Allah’a yöneldiğinde O’nu karşısında ve gönlünde bulacağı kesindir. Cenâb-ı Hak Kur’ân-ı Kerim’de kullarını sık sık dua ve tevbeye teşvik eder. Merhametinin çok geniş olduğunu, bu sebeple duaları kabul edip günahları affedeceğini haber verir. İslâm’a göre duaları kabul etmek ve günahları affetmek sadece Allah’a mahsustur. Zira yegâne kudret sahibi O’dur. Yaratılmış hiçbir varlık, Allah’ın yetkilerini kullanamaz. Allah’a ait salâhiyetleri O’nun dışındaki herhangi bir varlıkta görmek “şirk” sayılır.