Herhangi birinize ölüm yaklaştığında eğer geride mal (servet, zenginlik) bırakacak olursa, ana-baba ve en yakınlar (özellikle yetim kalmış torunlar vs. gibi) için güzellikle vasiyet etmek üzerinize (bir hak olarak) yazılmış (farz kılınmış)tır. Bu, (Allah’ın emirlerine karşı gelmekten) sakınanlara yüklenmiş bir görevdir. *
(*) Bu ayetten hareketle insana ölüm geldiğinde nasıl anlaşılır? İşte bazı fakihler bundan önceki Bakara 178 ve 179. ayetlere bakarak, kendisine kısas hükmü uygulanacak olanlara ölüm anı geldiği anlaşılyor, yani Bakara -180. ayette bu duruma vurgu yapılıyor. Bunlara kısas hükmü uygulanmadan önce söz konusu vasiyeti yapmaları gerekir. Ama buna rağmen vasiyet emri umumîdir. ( الله اعلم) Bkz: ( ( زهرة التفاسير Allah’ın Nisa suresi 11.ayetinde yaptığı öneri, tavsiyedir. Asıl emredilen Bakara-180. ayetteki vasiyettir. Vasiyet edilmemiş bir ailede, kadının hakkını, en az erkeğin yarısını alacak kadar (Nisa-11ayette) garantiye almıştır Allah bu ayetle. Eğer bu farz emir (vasiyet), nesih ve kaldırılmış olsaydı, bu da açıkça Kur’an da bildirilirdi. Vasiyet, birine bir görev yüklemektir. "Ana, baba ve en yakınlar için ölçüleri belli o vasiyet" ise ölüp te geriye mal bırakmış olanların mallarının paylaşımı ile ilgili olarak, Nisa 11,12, 33 ve 176. âyetlerde müslümanlara yüklenen görevdir. Keşşaf tefsiri bunu şu şekilde ifade etmektedir: Ayrıca Nisa-11. ayette geçen ( من بعد وصية يوصي بها أودين) ‘’…bütün bu taksimatlar ölenin yaptığı vasiyetten veya borçtan sonradır..’’ şeklindeki ifade, Bakara-180. ayette geçen ‘’ ana baba ve akrabaya yapılan vasiyete ’’vurgudur… (Buradaki akraba, özellikle babaları ölmüş torunlar vs. gibilerdir, yani bunlar ölmüş babalarının payı kadar dedelerinin malından alırlar. İşte Nisa-11.ayet, Bakara-180.ayetin mesajını pekiştirmektedir, dolayısıyla nesih ve mensuh diye bir olay söz konusu değildir. Hükmü nesih edilen ayetler, Kur’an içinde değil, daha önce gönderilen kitaplar arasında olduğunun örnekleri de, Kur’an da izah edilmiştir. Ayrıca Hud suresi 1.ayetten de açıkça anlaşılıyor ki Kur’an da mensuh olmuş hiçbir ayet söz konusu olamaz. الر ۚ كِتَابٌ أُحْكِمَتْ آيَاتُهُ ثُمَّ فُصِّلَتْ مِنْ لَدُنْ حَكِيمٍ خَبِيرٍ ﴿١﴾) Hud-1: Elif Lam Ra. ‘’Bu öyle bir kitaptır ki bütün ayetleri hükümlendirilmiş, sonra her şeyin (doğru) hükmünü veren ve her şeyden (hakkıyla) haberdar olan (Allah) tarafından açıklanmıştır. ‘’ şeklindeki ifadeyle, Kur’an’ın bütün ayetleri muhkem kılındığına, hiçbir ayetin hükmü yürürlükten kaldırılmayacağına açıkça vurgu yapılmaktadır. Yani bakara-180.ayet mensuh değildir, zaten Kur’an da mensuh olan hiçbir bir ayet de yoktur. Ayrıca şöyle bir görüş de vardır. Dahhâk, Tâvûs, Mesruk, katade ve Taberî gibi müctehitlere göre vasiyet âyeti miras âyetinin dışında kalan, yani bir sebeple mirastan pay almayan akrabanın (özellikle babaları ölmüş yetimlerin babalarının payı kadar ölen dedelerinin malından onlara) vasiyet yoluyla terekeden pay almasını hedeflemiştir. Vasiyet edilmemiş olsa bile, vasiyet edilmiş sayılır. (الله اعلم) yani buna göre de ayet muhkemdir, mensuh değildir. Ayrıca yukarıda da geçtiği gibi (لاوصية للوارث) ’’ Varise vasiyet yoktur’’ şeklindeki meşhur rivayet sahih olmadığından gerek Müslim ve gerekse Buharı bu rivayeti hoş karşılamamışlardır. Bundan hareketle, ‘’Dede yetimi (babası dedesinden önce vefat eden çocuk) dedesinin ölümü üzerine ona mirasçı olur mu? Cevap: (Bakara,2/180) ayetinden yola çıkılarak bu hususuta emredilen vasiyet farz bir vasiyet olarak kabul edilir. Buna göre, dedenin böyle bir vasiyet yapmadan ölmesi halinde, vasiyet etmiş gibi kabul edilmiş sayılır (Ebû Zehra, Şerhu Kânûni’l-Vasiyye, 198-200). Bu nedenle hem Bakara-2/180. ayetin, hem de Nisa-8. ayetin hükmü gereği, dede hayatta iken babaları ölmüş torunlarına (şayet babaları hayata olsaydı payına düşen neyse o kadarını) onlara vasiyet etmelidir. Eğer vasiyeti ihmal etmişe, bu hak ve vasiyet yine zâyi olmaz, vasiyet etmiş gibi kabul edilir, yani torunlara payları verilmiyorsa mahkeme yoluyla da alabilirler. Detay için Nisa-8. ayetin açıklamasına bkz: Özetle; 1- Buradaki vasiyet; ana ve baba mirasçı olmadıkları bir durumda, yani ölen Müslüman, ama anne baba Müslüman değilse, işte bu durumda ölen kişi eğer bir servet bırakmışsa, Müslüman olmayan ana baba ve yakın akrabaları için mutlaka vasiyet etmesi gerekir. Şayet vasiyet etmemişse, yine de etmiş gibi sayılır. 2-Dede yetimi (babası dedesinden önce vefat eden çocuk); dedesinin ölümü üzerine daha önce ölmüş olan kendi babalarının payı kadar dedesinin malından vasiyet edilsin edilmesin haklarını alırlar. İşte (الله اعلم) Bu ayet gibi durumlara da vurgu yapmıştır.
وقد قال بعض الفقهاء مناسبة الآية بعد آية القصاص فوق ما ذكرنا أن آية القصاص تفيد أن للولي أن يقتص فيكون هذا الذي يقتص منه قد حضرته الوفاة ، فكان له أن يوصي ، بما يوصيه ، إذ قد حضره الموت ، فيجب عليه أن يوصي ، إن ترك خيرا ( زهرة التفاسير ) إن ترك خيرا ) أي : إن كان له مال كثير يتركه لورثته ( الوصية للوالدين والأقربين بالمعروف ) أي : كتب عليكم في هذه الحالة أن توصوا للوالدين (تفسير المنار) ويرى بعض الفقهاء أنه لا تعارض لا في الكل ولا في الجزء بين آيات الميراث ، وآية الوصية ، فآية الوصية في الثلث يوصي به لمن يراه أشد حاجة وأقوى [ ص: قرابة ، والميراث في الثلثين ، ولقد قال - صلى الله عليه وسلم - : " إن الله تصدق عليكم في آخر أعماركم بثلث أموالكم فضعوه حيث شئتم ((زهرة التفاسير) أما القول بنسخها بآية المواريث، فيرده أن الايات قد دلت على أن الميراث مترتب على عدم الوصية، وعدم الدين. والحق: أن الاية ليست منسوخة القول الثالث : أن الأية محمكة ولم يدخلها لا نسخ ولا تخصيص وممن قال به أبو مسلم الأصفهاني ومحمد رشيد رضا وغيرهم من المعاصرين .قال الذهبي ـ ــ نقلا عن محمد رشيد رضا "وصفوة القول: أن الآية غير منسوخة بآية المواريث، لأنها لا تعارضها، بل تؤيده، ولا دليل على أنها بعدها، ولا بالحديث، لأنه لا يصلح لنسخ الكتاب، فهى محكمة، وحكمها باق، ولك أن تجعله خاصاً بمن لا يرث من الوالدين أو الأقربين كما روى عن بعض الصحابة، وأن تجعله على إطلاقه، ولا تكن من المجازفين الذين يخاطرون بدعوى النسخ فينبذ ما كتبه الله عليه بغير عذر، - وأما دعوى نسخ الاية بالرواية المتقدمة فهي أيضا باطلة من وجوه . ان الرواية لم تثبت صحتها، والبخاري ومسلم لم يرضياها، وقد يقول الشيخ الدكتور يوسف القرضاوي : الأمر الأول: كان على الجد أن يوصي لهؤلاء الأحفاد بشيء، وهذه الوصية واجبة ومفروضة ولازمة عند بعض فقهاء السلف . فهم يرون أن فرضًا على الإنسان الوصية لبعض الأقارب ولبعض جهات الخير وخصوصًا إذا كان هؤلاء الأقارب قريبين وليس لهم ميراث ... مثل ابن الابن مع وجود الابن، هنا تكون الوصية واجبة، كما جاء في القرآن الكريم . وكلمة ” كُتب ” تفيد الفرضية الفرضية، كما في قوله تعالى: (يا أيها الذين آمنوا كتب عليكم الصيام) (البقرة: 316). وفي قوله تعالى: (يا أيها الذين آمنوا كُتب عليكم القصاص في القتلى) وفي قوله تعالى: (كتب عليكم القتال الخ ) (البقرة:- 183 (حرر هذه الفتوى حامد العطار عضو لجنة تحرير الفتوى بالموقع.)