close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Bakara Sûresi 180. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Kutibe ‘aleykum iżâ hadara ehadekumu-lmevtu in terake ḣayran elvasiyyetu lilvâlideyni vel-akrabîne bilma’rûf(i)(s) hakkan ‘ale-lmuttekîn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Biriniz ölürken kendisinden sonra bir hayır bırakacaksa anasına, babasına ve yakınlarına, örfe uyarak vasiyette bulunmalı. Bu, sakınanlara bir haktır, bir borçtur.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Sizden birinize ölüm gelip çattığı zaman, eğer geride bir hayır(lı mal ve diğer imkânlar) bırakmışsa, anaya, babaya ve yakın akrabaya (ve alâkalı olanlara) bilinen (uygun, meşru) bir tarzda vasiyette bulunması -Allah’a karşı gelmekten sakınanlara bir hak olarak- size yazıldı (farz kılındı ama sonra hükmü kaldırıldı).
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Herhangi birinize ölüm yaklaştığında, eğer arkasında yeterli bir servet bırakıyorsa; ana, baba ve diğer yakın akrabalarına uygun şekilde vasiyette bulunmak size farz kılındı. Bu, hayat proğramını Allah'ın kitabıyla belirleyenler için bir yükümlülüktür.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Ölüm hastalığı anında, bırakabileceği malı, serveti olanlarınıza, Kur'ân'ın ve sünnetin hükümlerine göre, meşrû, İslâmî kurallarla örtüşen örfe uygun bir şekilde anaya, babaya, akrabalara vasiyet yapması farz kılındı. Bu vasiyetleri icra etmek, yerine getirmek de, Allah'a sığınıp, emirlerine yapışarak, günahlardan arınıp, azaptan korunanlara, kulluk ve sorumluluk şuuruyla, haklarına ve özgürlüklerine sahip çıkarak şahsiyetli davranan, dinî ve sosyal görevlerinin bilincinde olan mü'minlerin üzerine düşen bir sorumluluktur.
bk. Kur’ân-ı Kerim, 2/240; 4/7-13, 176.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Sizden birine ölüm geldiğinde arkasında bir varlık bırakırsa, anne, babaya ve yakınlara iyilik üzere vasiyette bulunmak üzerinize farz kılındı. Bu, takva sahiplerinin üzerine bir haktır. [36]
36.Bu hüküm miras ayetleri ile neshedilmiştir.  
Ali Bulaç
swap_vert close
Sizden birinize ölüm gelip çattığı zaman, eğer geride bir hayır (mal) bırakmışsa, anaya, babaya ve yakın akrabaya bilinen (uygun, meşru) bir tarzda vasiyette bulunması -Allah'a karşı gelmekten sakınanlara bir hak olaraksize yazıldı (farz kılındı).
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Sizden birinize ölüm alâmetleri belirdiği zaman, eğer geriye mal bırakacaksa, babasına, anasına ve akrabasına malının üçte birinden çok olmıyacak şekilde vasiyyet etmek farz kılındı. Bu vasiyyet, ebeveyn ve akrabasını mahrum etmemek için takva sahiplerine hak oldu. (Bu âyeti kerimenin hükmü, daha ileride gelecek olan Nisa sûresindeki miras âyeti ile kaldırılmış, nesh edilmiştir.)
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Ölüm birinize geldiğinde, eğer malı varsa, ana babasına, akrabalarına örfe göre bir vasiyet yapması, size farz kılındı. Bu, kendini koruyanlar üzerine bir hak ve görevdir. (Vasiyet imkânı olmadan, öldürülme gibi sebeplerle kişi ölürse, malı miras kanununa göre dağıtılır. Yoksa özel vasiyet, Allah’ın bir emridir… Malın üçte birini geçmemek şartıyla…)
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Birinize ölüm geldiği zaman, eğer bir mal bırakacaksa anaya, babaya, yakınlara uygun bir biçimde vasiyet etmek sakınanlar üzerine bir borçtur.
Besim Atalay
swap_vert close
İçinizden birine ölüm yaklaştığında, bir mal bırakırsa, görenekçe belirtin, anaya, babaya, hısımlara vasiyet kılmak, sakınçlara hak olarak, farzoldu
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Herhangi birinize ölüm yaklaştığında eğer geride bir servet bırakıyorsa ana-babaya ve yakın akrabalara geleneklere uygun biçimde vasiyette bulunması, Allah'a karşı gelmekten sakınanlar üzerine bir borçtur. 
Bkz. 4/7-12, 176  
Cemil Said
swap_vert close
Size bildirilmişdir ki içinizden biri ölüme yakın oldığı vakit emvâlini peder ve vâlidesine ve akrabâsına [2] vasiyet iylesün, bu Allâh’dan korkanlara bir vazîfedir.
[2] Bir nisbet-i ’âdilânede  
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Birinize ölüm geldiği zaman, eğer mal bırakıyorsa, ana babaya, yakınlara, uygun bir tarzda vasiyet etmesi Allah'a karşı gelmekten sakınanlara bir borç olarak size farz kılındı.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Sizden birinize ölüm gelip çattığı zaman, eğer geride bir hayır (mal) bırakmışsa, anaya, babaya ve yakın akrabaya meşru bir tarzda vasiyette bulunması -Allah’a karşı gelmekten sakınanlar üzerinde bir hak olarak- size farz kılındı.[49]
Vasiyetle ilgili bu emir, henüz mirasla ilgili kurallar açıklanmadan önce verilmişti. Amaç ise varisleri adaletsizlikten korumaktı. Daha sonra, mirasla ilgili hükümler Nisâ sûresinde açıklandı.  
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Birinize ölüm yaklaştığında, eğer geriye mal bırakıyorsa anasına, babasına ve akrabasına uygun bir vasiyette bulunması, sakınanlara bir borç olmak üzere yazıldı.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Birinize ölüm geldiği zaman, eğer bir mal bırakacaksa anaya, babaya, yakınlara uygun bir biçimde vasiyet etmek Allah'tan korkanlar üzerine bir borçtur.
 Mirasla ilgili âyetler gelmeden önce, kişinin servetinden ana, baba ve akrabalarına bir miktar verilmesi için vasiyet etmesi emredilmiştir. Ancak, Nisâ sûresinde gelen miras âyetleri ile herkesin hakkı kesin ve net olarak belirlenmiş, Efendimiz de «Allah her hak sahibine hakkını vermiştir. Bundan sonra vârise vasiyet yoktur» buyurmuş, böylece yukarıdaki âyet neshedilmiştir. Fakat mirastan payı olmayan akraba ve düşkünlere ve hayır müesseselerine vasiyet bâkidir. Her müslüman gönüllü olarak servetinden istediği yere vasiyet edebilir.  
Edip Yüksel
swap_vert close
Sizden birine ölüm yaklaştığında, bir mal bırakacaksa anaya babaya, yakınlara, uygun bir biçimde vasiyet etmesi farz kılındı. Bu, erdemliler için bir görevdir.
Mezhepçiler, bu ayetin "artık akrabalara vasiyet yoktur" hadisiyle geçersiz kılındığını iddia ederler. Allah'ın ayetlerini hadislerle değiştirenleri Muhammed ahirette suçlayacaktır (25:30)  
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Birinize ölüm geldiği vakit, bir hayır (bir mal) bırakacaksa, babası, anası ve en yakın akrabası için meşru bir surette vasiyet etmek, Allah'tan korkan kimseler üzerine yerine getirilmesi vacib bir hak olarak size farz kılındı.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Birinize ölüm geldiği vakit bir hayır -bir mal- bırakacaksa, babası ve anası ve en yakın akrıbası için meşrubir surette vasıyyet etmek müttekiler üzerine icrası vacib bir hak olarak üzerinize yazıldı
Emrah Demiryent
swap_vert close
Sizden birinize ölüm (emareleri) gelip çattığı zaman eğer geride bir hayır (mal) bırakacaksa anaya, babaya ve yakın akrabaya meşru bir sûrette (üçte bir miktarını geçmeksizin) vasiyette bulunması, Allah’a karşı gelmekten sakınanlar üzerinde bir hak olarak size farz kılındı.
Bu âyet-i kerîmedeki vasiyetin vucûbu, Nisâ Sûresi’nde zikredilen miras âyetleriyle yeni bir hükme bağlanmıştır.  
Erhan Aktaş
swap_vert close
Birinize ölüm geldiği zaman; eğer geride bir hayır¹ bırakıyorsa, anneye, babaya, yakın akrabaya örfe uygun bir şekilde vasiyette bulunmak, muttakilerin² üzerine bir hak olarak yazıldı.³
1- Mal, mülk, varlık. 2- Takva sahibi olanların; Allah'ın buyruklarına içtenlikle uyarak, o buyruklarla kötü ve zararlı şeylere karşı kendisini korumaya/güvenceye alanların. 3- Takdir edildi. Zorunlu kılındı.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Sizden birinize ölüm gelib çatdığı vakit eğer mal bırakacaksa anaya, babaya, yakın akrabaya meşru' bir suretde vasıyyetde bulunmak takvaa sahipleri üzerinde bir hak olarak farzedildi.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Birinize ölüm geldiği zaman, eğer bir hayır (bir mal) bırakacaksa, ana-babaya ve akrabâlara meşrû' bir sûrette vasiyet etmek, takvâ sâhiblerine bir borç olarak üzerinize farz kılındı!(4)
(4)Bu âyet-i kerîme, (Nisâ Sûresinin 11, 12 ve 176. âyetleri olan) mîras âyetleri ve “Vârise vasiyet yoktur” hadîs-i şerîfi ile mensuhtur (farz olma hükmü kalkmıştır). Böyle olmakla berâber, vasiyette bulunmak pek makbûl bir sünnettir. (Kurtubî, c. 1/2, 263)  
İhsan Aktaş
swap_vert close
Herhangi birinize ölüm yaklaştığında eğer geride mal (servet, zenginlik) bırakacak olursa, ana-baba ve en yakınlar (özellikle yetim kalmış torunlar vs. gibi) için güzellikle vasiyet etmek üzerinize (bir hak olarak) yazılmış (farz kılınmış)tır. Bu, (Allah’ın emirlerine karşı gelmekten) sakınanlara yüklenmiş bir görevdir. *
(*) Bu ayetten hareketle insana ölüm geldiğinde nasıl anlaşılır? İşte bazı fakihler bundan önceki Bakara 178 ve 179. ayetlere bakarak, kendisine kısas hükmü uygulanacak olanlara ölüm anı geldiği anlaşılyor, yani Bakara -180. ayette bu duruma vurgu yapılıyor. Bunlara kısas hükmü uygulanmadan önce söz konusu vasiyeti yapmaları gerekir. Ama buna rağmen vasiyet emri umumîdir. ( الله اعلم) Bkz: ( ( زهرة التفاسير Allah’ın Nisa suresi 11.ayetinde yaptığı öneri, tavsiyedir. Asıl emredilen Bakara-180. ayetteki vasiyettir. Vasiyet edilmemiş bir ailede, kadının hakkını, en az erkeğin yarısını alacak kadar (Nisa-11ayette) garantiye almıştır Allah bu ayetle. Eğer bu farz emir (vasiyet), nesih ve kaldırılmış olsaydı, bu da açıkça Kur’an da bildirilirdi. Vasiyet, birine bir görev yüklemektir. "Ana, baba ve en yakınlar için ölçüleri belli o vasiyet" ise ölüp te geriye mal bırakmış olanların mallarının paylaşımı ile ilgili olarak, Nisa 11,12, 33 ve 176. âyetlerde müslümanlara yüklenen görevdir. Keşşaf tefsiri bunu şu şekilde ifade etmektedir: Ayrıca Nisa-11. ayette geçen ( من بعد وصية يوصي بها أودين) ‘’…bütün bu taksimatlar ölenin yaptığı vasiyetten veya borçtan sonradır..’’ şeklindeki ifade, Bakara-180. ayette geçen ‘’ ana baba ve akrabaya yapılan vasiyete ’’vurgudur… (Buradaki akraba, özellikle babaları ölmüş torunlar vs. gibilerdir, yani bunlar ölmüş babalarının payı kadar dedelerinin malından alırlar. İşte Nisa-11.ayet, Bakara-180.ayetin mesajını pekiştirmektedir, dolayısıyla nesih ve mensuh diye bir olay söz konusu değildir. Hükmü nesih edilen ayetler, Kur’an içinde değil, daha önce gönderilen kitaplar arasında olduğunun örnekleri de, Kur’an da izah edilmiştir. Ayrıca Hud suresi 1.ayetten de açıkça anlaşılıyor ki Kur’an da mensuh olmuş hiçbir ayet söz konusu olamaz. الر ۚ كِتَابٌ أُحْكِمَتْ آيَاتُهُ ثُمَّ فُصِّلَتْ مِنْ لَدُنْ حَكِيمٍ خَبِيرٍ ﴿١﴾) Hud-1: Elif Lam Ra. ‘’Bu öyle bir kitaptır ki bütün ayetleri hükümlendirilmiş, sonra her şeyin (doğru) hükmünü veren ve her şeyden (hakkıyla) haberdar olan (Allah) tarafından açıklanmıştır. ‘’ şeklindeki ifadeyle, Kur’an’ın bütün ayetleri muhkem kılındığına, hiçbir ayetin hükmü yürürlükten kaldırılmayacağına açıkça vurgu yapılmaktadır. Yani bakara-180.ayet mensuh değildir, zaten Kur’an da mensuh olan hiçbir bir ayet de yoktur. Ayrıca şöyle bir görüş de vardır. Dahhâk, Tâvûs, Mesruk, katade ve Taberî gibi müctehitlere göre vasiyet âyeti miras âyetinin dışında kalan, yani bir sebeple mirastan pay almayan akrabanın (özellikle babaları ölmüş yetimlerin babalarının payı kadar ölen dedelerinin malından onlara) vasiyet yoluyla terekeden pay almasını hedeflemiştir. Vasiyet edilmemiş olsa bile, vasiyet edilmiş sayılır. (الله اعلم) yani buna göre de ayet muhkemdir, mensuh değildir. Ayrıca yukarıda da geçtiği gibi (لاوصية للوارث) ’’ Varise vasiyet yoktur’’ şeklindeki meşhur rivayet sahih olmadığından gerek Müslim ve gerekse Buharı bu rivayeti hoş karşılamamışlardır. Bundan hareketle, ‘’Dede yetimi (babası dedesinden önce vefat eden çocuk) dedesinin ölümü üzerine ona mirasçı olur mu? Cevap: (Bakara,2/180) ayetinden yola çıkılarak bu hususuta emredilen vasiyet farz bir vasiyet olarak kabul edilir. Buna göre, dedenin böyle bir vasiyet yapmadan ölmesi halinde, vasiyet etmiş gibi kabul edilmiş sayılır (Ebû Zehra, Şerhu Kânûni’l-Vasiyye, 198-200). Bu nedenle hem Bakara-2/180. ayetin, hem de Nisa-8. ayetin hükmü gereği, dede hayatta iken babaları ölmüş torunlarına (şayet babaları hayata olsaydı payına düşen neyse o kadarını) onlara vasiyet etmelidir. Eğer vasiyeti ihmal etmişe, bu hak ve vasiyet yine zâyi olmaz, vasiyet etmiş gibi kabul edilir, yani torunlara payları verilmiyorsa mahkeme yoluyla da alabilirler. Detay için Nisa-8. ayetin açıklamasına bkz: Özetle; 1- Buradaki vasiyet; ana ve baba mirasçı olmadıkları bir durumda, yani ölen Müslüman, ama anne baba Müslüman değilse, işte bu durumda ölen kişi eğer bir servet bırakmışsa, Müslüman olmayan ana baba ve yakın akrabaları için mutlaka vasiyet etmesi gerekir. Şayet vasiyet etmemişse, yine de etmiş gibi sayılır. 2-Dede yetimi (babası dedesinden önce vefat eden çocuk); dedesinin ölümü üzerine daha önce ölmüş olan kendi babalarının payı kadar dedesinin malından vasiyet edilsin edilmesin haklarını alırlar. İşte (الله اعلم) Bu ayet gibi durumlara da vurgu yapmıştır. وقد قال بعض الفقهاء مناسبة الآية بعد آية القصاص فوق ما ذكرنا أن آية القصاص تفيد أن للولي أن يقتص فيكون هذا الذي يقتص منه قد حضرته الوفاة ، فكان له أن يوصي ، بما يوصيه ، إذ قد حضره الموت ، فيجب عليه أن يوصي ، إن ترك خيرا ( زهرة التفاسير ) إن ترك خيرا ) أي : إن كان له مال كثير يتركه لورثته ( الوصية للوالدين والأقربين بالمعروف ) أي : كتب عليكم في هذه الحالة أن توصوا للوالدين (تفسير المنار) ويرى بعض الفقهاء أنه لا تعارض لا في الكل ولا في الجزء بين آيات الميراث ، وآية الوصية ، فآية الوصية في الثلث يوصي به لمن يراه أشد حاجة وأقوى [ ص: قرابة ، والميراث في الثلثين ، ولقد قال - صلى الله عليه وسلم - : " إن الله تصدق عليكم في آخر أعماركم بثلث أموالكم فضعوه حيث شئتم ((زهرة التفاسير) أما القول بنسخها بآية المواريث، فيرده أن الايات قد دلت على أن الميراث مترتب على عدم الوصية، وعدم الدين. والحق: أن الاية ليست منسوخة القول الثالث : أن الأية محمكة ولم يدخلها لا نسخ ولا تخصيص وممن قال به أبو مسلم الأصفهاني ومحمد رشيد رضا وغيرهم من المعاصرين .قال الذهبي ـ ــ نقلا عن محمد رشيد رضا "وصفوة القول: أن الآية غير منسوخة بآية المواريث، لأنها لا تعارضها، بل تؤيده، ولا دليل على أنها بعدها، ولا بالحديث، لأنه لا يصلح لنسخ الكتاب، فهى محكمة، وحكمها باق، ولك أن تجعله خاصاً بمن لا يرث من الوالدين أو الأقربين كما روى عن بعض الصحابة، وأن تجعله على إطلاقه، ولا تكن من المجازفين الذين يخاطرون بدعوى النسخ فينبذ ما كتبه الله عليه بغير عذر، - وأما دعوى نسخ الاية بالرواية المتقدمة فهي أيضا باطلة من وجوه . ان الرواية لم تثبت صحتها، والبخاري ومسلم لم يرضياها، وقد يقول الشيخ الدكتور يوسف القرضاوي : الأمر الأول: كان على الجد أن يوصي لهؤلاء الأحفاد بشيء، وهذه الوصية واجبة ومفروضة ولازمة عند بعض فقهاء السلف . فهم يرون أن فرضًا على الإنسان الوصية لبعض الأقارب ولبعض جهات الخير وخصوصًا إذا كان هؤلاء الأقارب قريبين وليس لهم ميراث ... مثل ابن الابن مع وجود الابن، هنا تكون الوصية واجبة، كما جاء في القرآن الكريم . وكلمة ” كُتب ” تفيد الفرضية الفرضية، كما في قوله تعالى: (يا أيها الذين آمنوا كتب عليكم الصيام) (البقرة: 316). وفي قوله تعالى: (يا أيها الذين آمنوا كُتب عليكم القصاص في القتلى) وفي قوله تعالى: (كتب عليكم القتال الخ ) (البقرة:- 183 (حرر هذه الفتوى حامد العطار عضو لجنة تحرير الفتوى بالموقع.)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Sizden birisine ölüm geldiğinde, geride bıraktığı mal varlığı varsa, ana babaya ve akrabaya, örflere (mevcut uygulamalara) göre vasiyet etmesi farz kılındı. Vasiyet etmek Allah’dan sakınanlar üzerine de zorunlu bir haktır.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
İçinizden biri ölüm döşeğine düşünce eğer mal bırakıyorsa bunu anasına, babasına, yakınlarına töreye uygun olarak vasiyet etmesi boynunun borcudur. Bu, sakınanlar için bir ödevdir.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Birinize ölüm yaklaşınca eğer mal bırakıyor ise anaya, babaya, hısımlara iyi bir tarzda [¹¹] vasiyet etmesi size farz olundu. Bu, sakınanlara gerek bir haktır.
[11] Adalet dairesinde, meselâ fakiri bırakıp zengine vasiyet etmemek üzere, amcazadeler ile ebeveyni bir tutmamak üzere.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Birinize ölüm geldiğinde eğer bir mal [hayr] bırakacaksa, anaya-babaya ve yakınlara örfe uygun bir biçimde vasiyette bulunmak size farz kılındı. Bu Allah bilincinde olanların yerine getirmeleri gereken bir haktır.
Kadri Çelik
swap_vert close
Birinize ölüm geldiği zaman, eğer bir hayır (mal) bırakıyorsa, anaya babaya ve yakınlara, uygun bir tarzda vasiyet etmesi, takva sahiplerine bir hak olarak size de yazıldı.
Mahmut Kısa
swap_vert close
İçinizden birine ölüm yaklaştığında, eğer geride bırakacağı kayda değer miktarda malı varsa ve bırakacağı mirasın âdil olarak paylaştırılamayacağından endişe ediyorsa, ana babaya ve diğer yakın akrabalara uygun biçimde vasiyet etmeniz ve bunun için gerekli önlemleri almanız, size farz kılınmıştır.Bu, haksızlık etmekten özenle sakınıp korunanlar için, mutlaka yerine getirilmesi gereken bir görevdir.Daha sonra inen miras ayetleriyle (4. Nisâ: 11,12) buradaki vasiyet zorunluluğu kaldırılmış ve vasiyetin kapsamı daraltılmıştır. Allah’ın Elçisi’nin uygulamalarında da görüleceği üzere, vasiyetin iki şartı vardır:1. Vasiyet edilen miktar, mirasın üçte birini aşmamalıdır.2. Mirastan pay alan akrabalar için vasiyet yapılamaz.Bununla birlikte, mirasın adil bir şekilde taksim edilmeme ihtimali ortaya çıkarsa, yine bu ayet (2. Bakara: 180) devreye girer ve yakın akrabaya vasiyet etmek farz olur.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Birinize Ölüm eriştiği zaman eğer bir hayır / mal bıraktıysa, Müttakîler’e bir hakk olmak üzere, Ma’rûf’a (Örfe Uygun Olan’a / Bilindik Olan’a) göre Ana-Baba ve En Yakın (Akraba)lar için Vasiyet etmek sizin üzerinize yazıldı.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Ölüm döşeğinde yatan her Müslüman’ın son yazılı görevi: -eğer geride mal bırakıyorsa,- ana-baba ve akrabaya yasal bir vasiyettir. Sağlamcıların bunu mutlaka yapması gerekir.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Sizden birinize ölüm gelip çattığı zaman, eğer geride bir hayır, bir mal bırakmışsa, anaya, babaya ve yakın akrabaya meşru bir tarzda vasiyette bulunması; Allah’a karşı gelmekten sakınanlar üzerine hak olarak size farz kılındı.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Birinize ölüm geldiği zaman, bir hayır (mal) bırakacaksa ana babaya ve yakınlara uygun bir biçimde vasiyet etmek, [muttakî]ler (duyarlı olanlar) üzerinde bir borç olarak farz kılınmıştır. [*]
Yüce Allah ekonomik hayata dair çok önemli bir konuya, ölümden önce yakınlara vasiyet edilmesi gerektiğine değinmekte, bu konudaki hükmünün de “farz olduğunu” ifade etmektedir.  
Mehmet Türk
swap_vert close
İçinizden biri ölmek üzereyken eğer geride mal bırakmışsa anaya, babaya ve yakın akrabalara uygun bir biçimde (adaletlice) vasiyette¹ bulunması Allah’tan hakkıyla sakınanlar üzerine farz kılınmıştır.²
1 Vasıyyet: lügatte tavsiye anlamına gelen bir isimdir. Terim olarak, bir kimsenin yaşarken veya ölümü halinde bulunamaması sebebiyle diğer kimselerden bir şey yapmasını istemesi demektir. Malını veya bir malının menfaatini ölümüne bağlayarak bir şahsa veya hayır cihetine hibe eden kişiye “vâsî”, kendisine vasıyyet edilen kişiye “mûsâ leh” denilir. Vasıyyet, tüm İslâm müctehidlerine göre meşrûdur. Meşrûiyeti, Kitap, Sünnet ve İcma ile sabittir; (Bakara: 180, 240, Nisâ: 11-12) Efendimiz (s.a.v): “Bir Müslümanın vasıyyet etmek istediği malı olup da, vasıyyeti yazılı olmadan iki gece geçirmesi caiz değildir”. (Buharî, Müslim, İbnu Mâce) ve: “Âllah (c.c) size, amellerinize ziyade olarak ölümünüz esnasında mallarınızın üçte birini vasıyyet etme yetkisi verdi.” buyurmuştur. (İbnu Mace). Bazı âlimler, bu âyetin, daha sonra inen miras âyetiyle nesh edildiğini söylemişlerse de nesh edilen kısmın varise vasiyyet olduğu kanaati daha yaygındır. Yoksa vasıyyet genel manada nesh edilmemiştir. Vasıyyet, bağlayıcı olmayan bir akit olduğu için vasıyyette bulunan, istediği zaman vasıyyetinin tamamından veya bir kısmından dönebilir. Vasıyyetin yerine getirilmesi miras taksiminden önce gelir. Ölünün bıraktığı terekede yapılacak ilk iş, techiz ve tekfin, sonra borçların ödenmesi, peşinden de vasıyyetlerin yerine getirilmesidir.2 Her ne kadar bu âyette vârise vasiyet emredilmişse de daha sonra inen miras âyetlerinin işareti ve bu hususta Peygamberimizin hadisleriyle, bu âyetin hükmü nesh edilmiştir. Selef âlimlerinin çoğunluğuna göre, buradaki nesih, akrabaların tamamı için değil, sadece vâris olanları için geçerlidir. Yani vârise vasiyet câiz değildir. Zîrâ Efendimiz: “Vârise vasiyet diğer vârisler müsaade etmedikçe câiz olmaz.” (Kurtubî), “bundan sonra vârise vasiyet yoktur” (Tirmîzî) ve “Şunu iyi bilin ki Allah, mirastan her hak sahibine hakkını verdi, artık bundan sonra vârise vasiyet yoktur.” (İbnü Kesir) buyurmuşlardır. Vâris dışındakilere vasiyet ise, malın üçte birinden fazla olamaz. (Konuyla ilgili olarak, Bk. Elmalılı.)  
Muhammed Esed
swap_vert close
HERHANGİ birinize ölüm yaklaştığında, eğer arkasında yeterli bir servet bırakıyorsa, ebeveynine ve [diğer] yakın akrabalarına uygun şekilde vasiyette bulunmak size farz kılındı: ¹⁵² Bu, Allah’a karşı sorumluluk bilinci duyanlar için bir yükümlülüktür.
152 Bu cümlede geçen hayr kelimesi, sadece “servet”i değil, “yeterli bir zenginliği” gösterir: ve bu, arkasında yeterli bir zenginlik bırakan kimsenin, ailesinin özellikle bunu hak eden fertlerine 4:11-12’de zikredilen şeriat tarafından belirlenmiş/değişmez paylara ilaveten -ve onların dağıtımından önce- vasiyette bulunması gerektiği buyruğunu açıklamaktadır. Hayr’ın bu yorumu, özellikle bu ayete istinad eden Hz. Ayşe ve Ali b. Ebî Tâlib’in sözleriyle desteklenmektedir (karş. Zemahşerî ve Beydâvî).  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Sizden birinize ölüm geldiği zaman, eğer bir mal bırakmışsa; anaya, babaya, yakınlara uygun bir biçimde vasiyeti yerine getirmek sorumlu davrananlara bir borçtur. 4/7...12, 5/106
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Herhangi birinize ölüm yaklaştığında eğer geriye bir servet[³⁵²] bırakıyorsa, münasip bir biçimde anne-babaya ve yakın akrabaya vasiyet etmek size farz kılındı.[³⁵³] Bu, Allah’a karşı sorumluluk duyanların uymaları gereken bir hakikattir.[³⁵⁴]
[352] Hayır hem serveti hem değeri ifade eder. Kur’an’ın dünya malına özünde iyi olan bir şey olarak baktığını gösterir. İnsanın fıtratı gibi bir de “malın fıtratı”ndan söz etmek caizse eğer, malın fıtratı da iyi, güzel ve hayr üzerinedir. Burada mal yerine hayır gelmesi, hem helâl servetin hayır oluşuna, hem de her hayrın servet oluşuna delâlet eder. Kim ne biriktirirse onu vasiyet eder. Allah Rasûlü’nün veda hutbesi onun vasiyetiydi. [353] Burada ölümü yaklaşan kimseye akrabalarına maruf üzere, yani toplumsal örfe uygun bir biçimde vasiyet etmek “farz” kılınmıştır. Nisâ 11-12’de ise, bu genel hüküm içerisinde özel bir “tavsiye” yapılmıştır. Âyeti mensuh addetmek, bu ince farkı dikkate almamak demektir. [354] Vasiyyet, “tavsiye” anlamında bir isimdir. “Lam” ile birlikte kullanıldığında bir kişinin öldükten sonra malını belirlediği diğer bir kimseye bırakması anlamına gelir. Vasiyet ölümle barışık yaşamanın göstergesidir. Vasiyetin özünde, herhangi bir değeri sahipsiz bırakıp zayi etmeme hikmeti yatar.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
(Ey iman edenler) Birinize, (ihtiyarlık, hastalık veya belirtilerinin yüz göstermesi şeklinde) ölüm yaklaştığı zaman eğer fazla bir mal terk edecekse; (bu malı) adaletli bir şekilde (taksim ederek) anasına/babasına ve akrabasına (bırakmak üzere) vasiyette bulunması farz kılınmıştır. Bu (hüküm) takva sahipleri (Rablerinden sakınanlar) üzerine bir borçtur.
(Cenab-ı Hak; Nisa Suresinin 7. ayetinde bu hakkın miktarlarını bizzat tayin etmiş ve kullarını son nefeste buna ait görüş ve vasiyet mecburiyetinden ve sorumluluğundan, akrabalar arasında bu yüzden çıkması düşünülen kırgınlık tehlikesinden kurtarmıştır)  
Osman Fırat
swap_vert close
Sizden birinize ölüm gelip çattığı zaman, eğer geride bir hayır (mal) bırakmışsa, anaya, babaya ve yakın akrabaya maruf/örf üzere bir vasiyette bulunması ;Allah’a karşı gelmekten sakınanlar üzerinde bir hak olarak size yazıldı.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Birinize ölüm yaklaştığı zaman eğer fazla bir mal terkedecekse anasına, babasına ve en yakınlarına mâruf veçhile vasiyette bulunması farz kılınmıştır. Bu muttakîler üzerine terettüp eden bir vecibedir.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Sizden öleceğini hisseden herhangi biriniz, geriye mal bırakacaksa; Annesi, babası ve akrabaları için, münasip bir tarzda vasiyet etmesi size farz kılındı. Bu, haksızlık yapmaktan korunan takvâlılar üzerine borçtur. [2, 240; 4, 7-13. 176]
Bu farz, 4,11-12’de miras paylarını kesin olarak bildiren hükümle neshedilmiştir.  
Süleyman Ateş
swap_vert close
Birinize ölüm geldiği zaman, eğer bir hayır (mal) bırakacaksa, anaya, babaya, yakınlara uygun bir biçimde vasiyyet etmek, korunanlar üzerine bir borçtur.
Âyetteki hayr mal anlamına gelir. Hz. Alî ve Hz. Âişe'nin anlatImlarına göre bırakılacak az miktarda maldan değil, çok maldan vasiyyet edilir. Mîrâs âyetleri gelmezden önce kişinin, bıraktığı maldan, anne babasına ve akrabâsına bir hisse verilmesini vasiyyet etmesi bu âyetle farz kılınmış idi. Fakat Nisa: 11-12. âyetleriyle yakın akrabânın mîrâs payları belirtildiğinden ve peygamber'in de: "Allah her hak sâhibine hakkını vermiştir, artık vârise vasiyyet olmaz" (Ebû Dâvûd, Vasâyâ: 6, Buyû': 88) dediği rivâyet edildiğinden, bu âyetin, ana babaya vasiyyet hükmünün kaldırıldığı görüşü yaygınlaşmıştır. Fakat eski ve yeni bazı bilginlere göre mîrâs âyetlerinin inmesiyle bu âyetin yakın akrabâya vasiyyet hükmü kaldırılsa bile mîrâs alamayan uzak akrabâya vasiyyet hükmü sürmektedir. Genel olarak vasiyyet câizdir. Böyle bir tek kişi haberiyle âyetin hükmü daraltılamaz. İçinde çelişki olmayan Kur'ân âyetlerinin birbirini neshetmeyeceği de kesin bir gerçektir. Malında istediği gibi tasarruf hakkına sâhibolan kişi, akrabâsına vasiyyet edebileceği gibi, başkalarına da vasiyyet edebilir. Hattâ kendince korunmaya muhtaç, mîrâs sâhibine de vasiyyetle bir şey bırakıp onun mîras payını artırabilir. Çünkü mîrâs âyetleri, mîrâsın ancak vasiyyet yerine getirildikten ve borç ödendikten sonra bölüştürüleceğini söylüyor. Böyle olduğuna göre kişi, istediğine vasiyyet etme hakkına sahiptir. Ancak vasiyyet edeceği mal, bıraktığı malın üçte birini geçmemelidir. Sa'd ibn Ebî Vakkâs, Mekke'de hastalandığı zaman kendisini sormağa gelen Allah'ın Elçisine: "Yâ Resûlallah, malımın tamamını vasiyyet edeyim mi?" diye sormuş; Hz. peygamber, malının tamamını veya yarısını vasiyyet etmesine râzı olmayıp ancak üçte birini vasiyyet edebileceğini; çünkü geride, başkalarına el açan vârisler bırakma yerine, zengin vârisler bırakmasının, kendisi için daha hayırlı olduğunu; çoluk çocuğuna yedirdiği nafakanın, kendisi için sadaka yerine geçeceğini söylemiştir (Buhârî, Vasâyâ: 2).  
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Sizden birinize mevt hâzır oldukda (vefât zamân ve âsârı geldikde) eğer çok mal terk idiyor ise baba ve anasına, akrabâsına 'adâlet dâiresinde vasiyet itmek farz kılındı. Bu (vasiyet itmek) muttakîler üzerine hak oldı. [¹]
[1] Ba'zılar: Bidâyet-i İslâmda vasiyet farz idi sonra mîrâs âyeti ile nesh oldı didiler ise de diğer ba'zı ulemâ da "Miras başka vasiyet başkadır, vasiyet vârise ve vârisin gayrisine olur. Vasiyet sağ iken olub mîrâs öldükden sonradır. Binâen'aleyh mîrâs âyetinin bunı nesh itmiş olması doğrı değildir" didiler. Bir kimse malının üçde birini dilediği kimseye vasiyet idebilir. Ancak buna en ziyâde müstehak olanlar akrabânın muhtâclarıdır. Muhtâc akrabâsı var iken başkasına vasiyet iden 'adâletden çıkmış olur. Vasiyet çok mal bırakan içündir. Az malı olanın bundan bir kısmını olsun vasiyet ile vârislerinden nez' itmesi lâyık değildir. Ayet-i kerîmedeki (hayr) kelimesini gerek ashâb-ı kirâm ve gerek müfessirler çok mal ile tefsîr itmişlerdir. Hazret-i Ali'nin bir kölesi vasiyet itmek istedi. Halbuki onun yalnız yediyüz dirhemi vardı. Cenâb-ı Haydar "Allah, eğer hayr terk iderse buyurdı, hayır çok maldır" diyerek onı bu vasiyetden men' itdi. Bir gün bir kimse Hazret-i 'Aişe'nin yanına gelerek vasiyet itmek içün istizân iyledikde müşârunileyhâ "Malın ne kadardır" diye sordı. Merkûm üçbin dirhem var, didikde Cenâb-ı Sıddîka "Çoluk çocuğın kaç kişidir" didi. Racül dört cevâbını virdi. Bunun üzerine müşârunileyhâ "Cenab-ı Hak vasiyeti hayr ya'ni çok mal terk itmeğe şart kıldı. Bu kadar mal ise az bir şeydir. Onı 'ıyâline terk it" emrini virdi. Vasiyetin hadd-i a'zamîsi sülüsdür, Sa'd ibni Mâlik didi ki: Hastalığım esnâsında Rasûlullah beni ziyârete geldi. Yâ Rasûlullah malımın tekmîlini vasiyet itmek isterim didim. İtme buyurdılar. Öyle ise yarısını ideyim didim bunı da men' itdiler üçde birini vasiyet içün sordığımda "Sülüs münâsibdir ve hattâ o bile çokdur. Senin vereseni zengin bırakman onları el açub geçinmeğe muhtâc bir halde terk iylemekden hayırlıdır" buyurdılar. Hazret-i 'Ali beşde biri vasiyet dörtde bir vasiyetden yegân sevgilidir. Rub' vasiyeti sülüs vasiyetden daha ziyâde severim. Sülüs vasiyet iden merâtib-i vasiyetden bir şey terk itmemiş olur. Zîrâ vasiyetde ondan fazla yokdur" buyurdılar.  
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Birinize ölüm gelir de geriye mal bırakmış olursa, onu, anası, babası ve en yakınları arasında belirlenmiş paylara göre bölüştürmek,[*] içinizden Allah’tan çekinerek kendini koruyanlar üzerine farz kılınmıştır.
[*] Paylara göre bölüştürme görevi" diye tercüme ettiğimiz kelime "الْوَصِيَّةُ = el-vasiyyeh/o vasiyet"tir. Vasiyet birine bir görev yüklemektir. (Lisân). el-vasiyyeh'deki "el" takısı muzafun ileyhten ıvazdır; vassiyet'üt-taksîm = paylaştırma görevi, anlamındadır. Bu görev, ilgili âyetlerdeki ölçülere göre mirası paylaştırma görevidir.  
Şaban Piriş
swap_vert close
Sizden birinize ölüm geldiği zaman, eğer bir mal bırakacaksa; anaya, babaya, yakınlara uygun bir biçimde vasiyet etmek, muttakiler üzerine bir borç olarak yazıldı.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Sizden birisine ölüm yaklaştığında, eğer ardında mal bırakacaksa, vasiyet etmek farz kılındı. Bu vasiyetin anne ve baba ile akrabaya uygun şekilde yapılması gerekir. Bu, takvâ sahipleri üzerine bir borçtur.(85)
(85) Daha sonra inen Nisâ Sûresinin miras ile ilgili âyetleri, yakın akraba ile ilgili miras paylarını belirlemiş; belirtilmemiş olan akraba ile daha başkaları için vasiyet sınırını da, servetin üçte biri olarak çizmiştir.  
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
İçinizden birine ölüm geldiğinde, eğer bir hayır bırakacaksa, üzerinize yazılan şudur: Ana-babaya, akrabaya, örfe uygun vasiyette bulunmak. Takva sahiplerinin üstüne bir hak olarak…
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
farįża olındı üzerüñüze, ol vaķt kim ḥāżır oldı birüñüze sizüñ ölümü eger ķor-ise mal- vaśi(y)yet eylemek: ataya añaya, daħı yaķın ħıśımlara; 'adl śaķlamaķlıġ-ıla; ḥaķ iken şaķınıcıalar üzere.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Yazıldı sizüñ üstüñüze ḳaçan ḥāżır olsa birüñüze ölüm. Eger māl ḳalsakendüden ṣoñra vaṣiyyeti ataya, anaya eylemek, daḫı ḳarāyiblere. Yaḫşılıḳbile ḥaḳdur müttaḳīler üstine.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Sizin hər birinizi ölüm haqlayan zaman qoyub gedəcəyiniz maldan valideynlərinizə, yaxın qohumlarınıza verilməsi üçün ədalət üzrə (malın üçdə birindən çox olmamaq şərtilə) vəsiyyət etməyiniz zəruridir. Müttəqilərə (bu) vacibdir.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
It is prescribed for you, when one of you approacheth death, if he leave wealth, that he bequeath unto parents and near relatives in kindness. (This is) a duty for all those who ward off (evil).
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
It is prescribed, when death approaches any of you, if he leave any goods that he make a bequest to parents and next of kin(186), according to reasonable usage; this is due from the Allah.fearing.
186 There are rules of course for the disposal of intestate property. But it is a good thing that a dying man or woman should, of his own free will, think of his parents and his next of kin, not in a spirit of injustice to others, but in a spirit of love and reverence for those who have cherished him. He must, however, do it "according to reasonable usage": the limitations will be seen further on.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
كُتِبَ
yazıldı
عَلَيْكُمْ
üzerinize
اِذَا
o za- man ki
حَضَرَ
hazır oldu
اَحَدَكُمُ
birinize
الْمَوْتُ
ölüm
اِنْ
eğer
تَرَكَ
bırakırsa
خَيْراًۚ
bir hayır
اَلْوَصِيَّةُ
vasiyet etmek
لِلْوَالِدَيْنِ
ana babaya
وَالْاَقْرَب۪ينَ
ve yakınlara
بِالْمَعْرُوفِۚ
uygun bir biçimde
حَقاًّ
bir haktır
عَلَى الْمُتَّق۪ينَۜ
muttakiler üzerine
Birinize ölüm geldiği zaman eğer bir hayır (bir mal) bırakacaksa; anaya, babaya, yakınlara (örfe ve adalete) uygun bir biçimde vasiyet etmek size (farz olarak) yazıldı. (Bu) Muttakiler (Allah'a karşı kulluk sorumluluğunu bilip yerine getirmeye çalışanlar) üzerine (kesin) bir hak (ve yükümlülük)tür.
كَتَبَ
Fiil-I
ك ت ب
Yazdı
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
اِذَا
İsim
اِذَا
O zaman ki, ne zaman ki, o takdirde
حَضَرَ
Fiil-I
ح ض ر
Hazır oldu, yanında bulundu
اَحَد
İsim
ا ح د
Bir tek, bir
مَوْت
İsim
م و ت
Ölüm
اِن
Edat
اِن
Eğer,  -se, -sa
تَرَكَ
Fiil-I
ت ر ك
Bıraktı, terk etti
خَيْر
İsim
خ ي ر
Hayr (Allah'ın esması, ismidir. Hayr olan demektir), hayırlı
وَصِيَّة
İsim
و ص ي
Vasiyet etmek
وَالِد
İsim
و ل د
Ana baba, anne, baba
اَقْرَب
İsim
ق ر ب
En yakın, akraba
مَعْرُوف
Edilgen fiil
ع ر ف
Örfe uygun, iyilikle, münasip, güzel, meşru
حَقّ
İsim
ح ق ق
Hakk (Allah'ın esması, ismidir. Hakk olan, gerçek olan demektir), hak, hakkını verdi, hakiki, gerçek, hakikat
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
مُتَّقِين
Etken fiil-VIII
و ق ي
Muttakiler, takvâ sahipleri