Şüphesiz “Safa”¹ ve “Merve”,² Allah’ın şiârlarındandır. Buna göre kim, Hacc için Kâbe’yi ziyaret eder veya Umre yaparsa,³ bu ikisini tavaf etmesinde kendisi için bir sakınca yoktur. Kim de kendi gönlünden koparak hayırlı bir iş yaparsa⁴ bilsin ki Allah, şükredenlerin mükâfatını veren ve her şeyi bilendir.
1 Safa: Kaygan taş, sert kaya demektir. Kâ-be’nin güney-doğusundaki küçük bir tepedir. Cahiliye döneminde Safa üzerinde “İsâf”, Merve üzerinde de “Naile” adıyla birer put vardı ve cahiliye müşrikleri bunların arasında tavaf eder ve bunları mesh ederlerdi. İslâm gelip putları kırdıktan sonra Müslümanlar, Safa ile Merve arasında tavaftan çekindiler. Bunun üzerine bu âyet nazil oldu ki korkmayın bunda bir günah yoktur, bilakis bunlar şeair-i ilâhiyye’dendir diye bu tavafa teşvik buyuruldu. Vücub ifade ettiği de hadîslerle beyan edildi ve tavafa Safa’dan başlamak vacib oldu. Hz. İbrahim, Allah’ın emriyle hacc yaparken, Safa-Merve tepeleri arasında tavaf etmiştir. Efendimiz de, Müslümanlara “Hacc’ı” öğretirken bu iki tepe arasında sa’y etmiş ve yanındakilere emretmiştir.2 Merve: Mekke’de Kâbe’nin kuzey-doğu tarafında bulunan tepe. Parça taşlardan oluştuğu için Arapça “küçük ve yumuşakça taş, çakıl taşı” anlamında “Merve” adı verilmiştir. Bu ayette, bu tepenin, Safa tepesi ile birlikte Allahu Teâlâ’nın şeâirinden olduğu zikredilmektedir. Safa ile Merve arasında sa’y yapmak, hacc’ın menâsikindendir. Sahabe, Rasulullah (s.a.v) ile birlikte hac ibadetini ifa etmeye başladıklarında sa’y konusunda şüpheye düşüp: “Biz nasıl olur da burada sa’y yaparız. Biz putlara saygı göstermenin ve Allah’tan başka şeylere tapınmanın şirk olduğunu öğrendik. Bizim cahiliyye çağımızda burada yaptığımız, bu iki tepede bulunan putlara tapınmaktan başka bir şey değildi. İslâm geldiğinde, Allah’tan başkasına tapınmak yasaklanmıştır” dediler. Bunun üzerine Allahu Teâlâ, putlardan temizlenmiş olan bu yerde sa’y etmek hakkında bu ayet-i kerîme’yi nâzil etmiştir. 3 Umre: Hac gibi belirli bir zamana bağlı olmaksızın ibadet maksadıyla yapılan Kâbe ziyaretidir. Umre, Hanefî ve Malikî mezheplerine göre “sünnet-i müekkede”, Şâfiî ve Hanbelî mezheplerine göre “farzdır.” Hac sadece hac mevsiminde yapıldığı halde, umre her zaman yapılabilir. Ancak kurban bayramının arife günü ile bu bayramın dört gününde yapılması mekruhtur. Ramazanda yapılması ise daha çok sevaptır. Umre esas itibariyle, Kâbe’yi tavaf ve Safa ile Merve tepeleri arasında yedi defa sa’y yapmaktan ibarettir. Hacda olduğu gibi; Arafat’ta vakfe yapmak, Müzdelife’ye gitmek ve Mina’da cemeratı taşlamak umrede yoktur. Tavafın dört şavtı umrenin rüknüdür. Vakit dışında, hac için şart olan her şey, umre için de şarttır. Tavafın geri kalan üç şavtı, Safa ile Merve arasındaki sa’y ve bunun bitiminde tıraş olmak ya da saçları kısaltmak umrenin vacipleridir. Hac için ihrama giren kişinin, ihramda iken yapması yasak olan şeyler, umre için ihrama giren kişi için de yasaktır. İhramda iken bu yasaklardan birisini yapan kimseye, hac için ihramda iken gerekli olan cezalar uygulanır. Ayetin zahirine göre umre yapmak vacib veya farz da olabilir. 4 Âyetin (وَمَنْ تَطَوَّعَ خَيْرًا) bölümü, “Kim de bu hayırlı işi (umreyi) kendi gönlünden koparak (nafile olarak) yaparsa, bilsin ki Allah, şükredenlerin mükâfatını veren ve her şeyi bilendir.” şeklinde de tercüme edilebilir ve buna göre de nafile umre’nin câiz olduğu anlaşılır. Umreye gidildiğinde birden fazla umre yapmakta bir sakınca yoktur ve bu sevaptır.