close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Bakara Sûresi 157. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Ulâ-ike ‘aleyhim salevâtun min rabbihim verahme(tun)(s) veulâ-ike humu-lmuhtedûn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Öyle kimselerdir onlar ki Rablerinden yarlıganma ve rahmet onlara. Onlardır doğru yolu bulanlar.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
(İşte) Rablerinden salavât (bağışlanma ve fazilet) ve rahmet bunların üzerinedir ve bunlar hidayete erenlerin ta kendileridir.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
İşte Rablerinden bağışlama ve rahmet onlaradır. Ve doğru yolu bulanlar da onlardır.
Ahmet Tekin
swap_vert close
İşte onlar, Rablerinden övgüye, bağışlanmaya ve rahmete mazhar olanlardır. Onlar, işte onlar doğru yolu bulan, İslâm'ı yaşayarak sebat edenlerdir.
Ahmet Varol
swap_vert close
İşte böylelerine Rablerinden bağışlanma ve rahmet vardır. Doğru yol üzere olanlar da bunlardır.
Ali Bulaç
swap_vert close
Rablerinden bağışlanma (salat) ve rahmet bunların üzerinedir ve hidayete erenler de bunlardır.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
O teslimiyet gösterip Rablerine sığınanlar üzerine, Rablerinden mağfiret, rahmet (ve cennet) vardır; ve işte onlar, hidayete ermiş olanlardır.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Bunlar için Rablerinden bağışlanmalar ve rahmet (başarı) vardır. Ve bunlar doğru yolu bulanlardır.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
İşte Rablerinden af ve rahmet onlaradır ve doğru yola girenler de onlardır.
Besim Atalay
swap_vert close
İşte, Tanrılarınca bunlar bağışlanarak, yarlıganırlar, işte doğru yolu bulanlar da bunlardır
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
İşte Rablerinden bağışlanma ve rahmet onların üzerinedir ve doğru yolu bulanlar da onlardır.
Cemil Said
swap_vert close
156,157. Felâket kendilerine isâbet itdiği zamân biz Allâh’ımıza teslîm olduk biz âna rücû’ ideceğiz diyenlere rablerinden nusret ve rahmet irişecekdir. Ânlar râh-ı müstakîme sevk olunacaklardır.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Rablerinin mağfiret ve rahmeti onlaradır. O'nun yolunda olanlar da onlardır.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
İşte Rableri katından rahmet ve merhamet onlaradır. Doğru yola ulaştırılmış olanlar da işte bunlardır.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
İşte rablerinin lütufları ve rahmeti bunlar içindir ve işte doğru yola ulaşmış olanlar da bunlardır.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
İşte Rablerinden bağışlamalar ve rahmet hep onlaradır. Ve doğru yolu bulanlar da onlardır.
 Bedir’de şehit düşen 14 kişi hakkında nâzil olduğu rivayet edilen bu âyet, kabir azabına yahut safasına da delildir. Ölüm, korku, açlık, mal azlığı, fakirlik, hastalık; bunların hepsi birer imtihandır. Bunlar dünya hayatının ayrılmaz parçalarıdır, hiç kimse bunlardan birisine yakalanmaktan kurtulamaz. En sonunda herkes ölecektir. İnanan akıllı kişi, bunları Kur’an’a göre anlayıp değerlendirendir.  
Edip Yüksel
swap_vert close
İşte onlara, Rab'lerinden destek ve rahmet vardır. Onlar doğruya ulaşanlardır.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
İşte onlar var ya, Rablerinden, mağfiretler ve rahmet onlaradır. İşte hidayete erenler de onlardır.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
işte onlar, rablarından salâvat-ü rahmet onlara ve işte hidayete erenler onlar
Emrah Demiryent
swap_vert close
İşte onlar için Rablerinden rahmet ve bağışlanma vardır. Ve onlar hidâyete ermiş olanlardır.
Erhan Aktaş
swap_vert close
İşte Rabb'lerinden, onlara salatlar¹ ve rahmet vardır. İşte onlar, doğru yolu bulanlardır.
1 – Destekler, bağışlamalar.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Onlar (o teslîmiyyet ve istircâı gösterenler yok mu?) Rablerinden mağfiretler ve rahmet hep onların üzerindedir ve onlar doğru yola erdirilenlerin ta kendileridir.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
İşte onlara Rablerinden mağfiretler ve bir rahmet vardır. Hidâyete erenler de işte ancak onlardır.
İhsan Aktaş
swap_vert close
İşte (o sabredip Allah’a bağlılık ve teslimiyet gösterenler var ya) onlara, Rablerinden salâtlar (birtakım destekler, bağışlar) ve rahmet vardır. Doğru yola erişenler de onlardır. *
(*) Salât Allah’tan olunca destek ve yardım anlamına gelir. Ahzab-56. ayette geçen salât kelimesi de destek ve yardım anlamındadır. Kur’an’da geçen ‘’salât’’ eğer Allah ve meleklerinden olsa, yardım ve destek anlamındadır. Eğer Allah’tan peygamber için bize bir emir ise, yine yardım, destek ve ilgilenmek anlamlarındadır. Ama eğer peygamberden ise, onun bize yaptığı duası, hayır ve bereket dilemesidir. وردت عبارة صلوٰة الله والملائكة مرتين في القرءان الكريم منها في نص سورة الأحزاب الذي نتناوله هنا ﴿ إِنَّ اللَّهَ وَمَلَائِكَتَهُ يُصَلُّونَ عَلَى النَّبِيِّ يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا صَلُّوا عَلَيْهِ وَسَلِّمُوا تَسْلِيمًا (56)﴾ سورة الآحزاب ويبدو أن معنى صلوٰة الله والملائكة على النبي هنا حسب سياق النص هى المساندة والعون، ويدعو الله تعالى أيضاً المؤمنين بمساندته وإعانته والإستجابة لما جاء به من رسالة، ولا سيما أن ما جاء بعد هذا النص يتحدث عن الذين كانوا يؤذون النبي في عصره ويدعو النص لمساندته وعدم إيذائه ﴿ إِنَّ اللَّهَ وَمَلَائِكَتَهُ يُصَلُّونَ عَلَى النَّبِيِّ الخ (56) إِنَّ الَّذِينَ يُؤْذُونَ اللَّهَ وَرَسُولَهُ لَعَنَهُمُ اللَّهُ الخ (الاحزاب - 57) ويتفق معنى صلوٰة الله والملائكة هنا مع ماورد في النص الثاني ﴿ هُوَ الَّذِي يُصَلِّي عَلَيْكُمْ وَمَلَائِكَتُهُ لِيُخْرِجَكُمْ مِنَ الظُّلُمَات الخ (سورة الأحزاب ) فصلوٰة الله والملائكة على المؤمنين هنا لا تتعارض مع معنى العون والمساندة لإخراجهم من الظلمات إلى النور). (43) المقصود بالصلوٰة على النبي التي جائت في سورة الأحزاب على ما يبدو أنها نداءً كان موجهاً الي المؤمنين بمساندته وإعانته وعدم إيذائه والتسليم له أي الخضوع لما جاء به من الحق (مفهوم الصلاة على النبي - ملفات محايدة) .هنا نأتى الى معنى آخر من معانى الصلاة ، وهو (الصلة ) أى العلاقة الوثيقة فى أسمى صورها بين طرفين ، حين تقوم على الصدق والايمان ، ويجمع الطرفين ( النبى والمؤمنين ) صلة مشتركة ،أو عروة وثقى وهو التمسك بالقرآن الكريم والتصديق به - لقد يفهم من هذا البيان القرءانى أن عبارة الصلاة" هى من المساندة والعون. وكلمة "على" تحدد من تصيبه هذه المساندة والعون (الصلاة على النبى من صحيفة اهل القران ) الصلاة بمعنى الالتزام بالتأييد والنصر والتوفيق إِنَّ اللَّهَ وَمَلَائِكَتَهُ يُصَلُّونَ عَلَى النَّبِيِّ الأحزاب 56 ومن ذلك قولنا: صلة الرحم، التي تدل على فعل القيام بشؤونهم ومساعدتهم فهي قطعاً ليست الصلاة التعبدية، وكذلك ليست مجرد أقوال وألفاظ، إنها أمر بقيام فعل الصلاة عليه، مثل أي أمر إلهي يبدأ بـ(يا أيها الذين آمنوا) ، فماذا يريد الله منا أن نفعل؟ - يريد الله من المؤمنين أن يُصلّوا على النبي بمعنى الصلة به، أي العلاقة والالتزام بما نزل عليه من شرع ؛ أن ينصروه ويحموه ويدافعوا عنه وعن دعوته ويسلموا لأوامر الله تسليماً، ويتكتلوا معه لنصرة الدين والحق، وهذا الأمر الإلهي مستمر بعد وفاة النبي (مفهوم الصلاة على النبي - أهل القران - سامر إسلامبولي) الخلاصة -. إنّ الله تعالى أمر المسلمين أن يتّصلوا بالنبيّ ويتعلّموا اُمور دينهم منهُ ويسمعوا لقولهِ ويعملوا بأمرِه (من كتاب حقائق التأويل في الوحي والتنزيل بقلم محمد علي حسن الحلي (رحمه الله تعالى) فقد قال الله تعالى : ( أُولَئِكَ عَلَيْهِمْ صَلَوَاتٌ مِنْ رَبِّهِمْ وَرَحْمَةٌ الخ) البقرة157 ، فعطف " الرحمة " على " الصلوات " والعطفُ يقتضي المغايرة فتبيَّن بدلالة الآية الكريمة ، واستعمال العلماء رحمهم الله للصلاة في موضع والرحمة في موضع : أن الصَّلاة ليست هي الرحمة (الاسلام سؤال وجواب)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
İşte onlar, Rablerinin yardımları, destekleri ve rahmetiyle karşılanır. İşte doğru yolda olanlar böylelerdir.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Onlar çalaplarının yarlıgaması, esirgemesi kendi üzerlerinde olanlardır, doğru yolu tutanlar da onlardır.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
İşte onlar hakkında Rabbileri tarafından mağfiret ve rahmet vardır. Hidayete erenler de onlardır.
İsmail Yakıt
swap_vert close
İşte Rablerinden her türlü destek [salâvat] ve rahmet onların üzerinedir. İşte doğru yolu bulmuş olanlar da onlardır.
Kadri Çelik
swap_vert close
Rablerinin mağfiret ve rahmeti onlaradır. Hidayeti bulanlar da onlardır.
Mahmut Kısa
swap_vert close
İşte, Rablerinin rahmet, nîmet ve bereketleri hep onlarla birliktedir; doğru yolu bulanlar da ancak onlardır.Şimdi de, en çetin imtihânlar karşısında bile yılmadan, yıkılmadan sabretmesini bilen bir mümin hanımın ibret verici kıssasına kulak verin:Hz. İbrahim, Allah’ın emri gereğince, eşi Hacer’i ıssız Mekke vadisine bırakıp gitmişti. Kızgın çölde tek başına kalan Hacer, yavrusu İsmail’e su bulabilmek amacıyla Safa ile Merve tepeleri arasında defalarca koşuşturmuş ve nihâyet Allah, yerden tatlı, güzel ve özel bir su çıkararak ona yardım etmişti. İşte, Allah’a olan güven ve umudunu yitirmeden, sabırla mücâdele etmenin sembolü olan bu fedâkâr annenin anısına, Safâ ile Merve arasında sa’yetmek, yani hızlı adımlarla yedi defa gidip gelmek, İbrahim (a)’dan kalan hac ibadetinin bir bölümü olarak o gün hâlâ uygulanmaktaydı. Fakat zamanla müşrikler, buna birtakım şirk unsurları katmışlardı. Bu yüzden, yaptıkları bütün ibâdetlerin mutlaka Kur’an ve Sünnet kaynaklı olmasına özen gösteren Müslümanlar, bu ibâdeti yapıp yapmamakta tereddüde düşmüşlerdi. Bunun üzerine, aşağıdaki ayetler nâzil oldu:
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Onlara rabb’lerinden rahmet ve salevât vardır. İşte onlar Hidayete Ermişler’dir.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Çünkü Rab'lerinin sevgi ve şefkati hep onlar üzerinde olacaktır. Çünkü gerçek doğrular onlardır...
Mehmet Çoban
swap_vert close
İşte Rabbiniz olarak bütün rahmetim, bütün merhametim onlaradır. Doğru yola ulaştırılmış olanlar işte bunlardır.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
İşte Rablerinden [salavat] (destekler) ve merhamet hep onların üzerinedir; doğru yolu bulanlar da onlardır.
Mehmet Türk
swap_vert close
İşte, Rablerinin en büyük affı¹ ve merhameti bunların üzerinedir ve gerçekten dosdoğru yolda olanlar da bunlardır.²
1 Allah’ın Salâvatı: Bütün günahların mağfiretidir. Allah Teâlâ bunların günahlarını tamamen örter ve onları rahmetiyle öyle nimetlere ulaştırır ki bunlar Dünyada ne görülmüş, ne işitilmiş, ne de beşerin hatır ve hayaline gelmiş şeyler değildir. Bunlara ancak, o sabır ve namazla ulaşmak mümkündür.2 Yukarıdaki üç âyet, “Biz, sizi (dünya hayatı boyunca) korku, açlık ve mal, can ve ürün eksiltmeleri ile mutlaka imtihan edeceğiz. (Ey Muhammed!) başlarına bir sıkıntı geldiği zaman: “Biz, Allah için varız ve yine Ona döneceğiz.” diyerek bunlara sabredenlere: ‘Rablerinin en büyük af ve merhametinin onlara olacağını ve kendilerinin gerçekten dosdoğru yolda olduklarını.’ müjdele.” diye toparlanabilir.  
Muhammed Esed
swap_vert close
İşte Rablerinin nimetleri ve lütfu onlar içindir ve doğru yol üzerinde olanlar işte onlardır!
Mustafa Çavdar
swap_vert close
İşte bunlar Rablerinden sürekli bir destek ve rahmet üzeredirler ve işte bunlar doğru yolu bulmuş olanlardır. 16/9, 17/9
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
İşte bunlar, Rablerinin sürekli destek[³⁰⁸] ve bağışına mazhar olanlardır. Doğru yolda olanlar da bunlardır.[³⁰⁹]
[308] Salavâtın (t. salât) bu anlamıyla ilgili bkz: 33:56, not 74. [309] Kulun Allah’a salât’ı dua ve namaz, Allah’ın kula salât’ı duasına icâbet ve mağfiret ederek ona yardım etmesi ve destek vermesidir. Zira salât, “destek” mânasına gelen bir kökten türetilmiştir (Bkz: 87:15, not 15).  
Orhan Kuntman
swap_vert close
İşte Rablerinden bağışlanma ve rahmet ancak böyle kullaradır; hidayete erenler de onlardır.
(Böyle Rablerinden razı olan, -nefislerine zor gelse de- her emrine boyun eğen has kulları yad etmek te gerekir)  
Osman Fırat
swap_vert close
İşte Rableri katından onlara bir değer ve merhamet vardır. Doğru yola ulaştırılmış olanlar da işte bunlardır.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
işte onlar için Rableri tarafından mağfiretler ve rahmet vardır. Hidâyete erenler de onlardır.
Suat Yıldırım
swap_vert close
İşte Rab'leri tarafından bol mağfiret ve rahmete mazhar olanlar onlardır. Doğru yolu bulanlar da ancak onlardır.
Süleyman Ateş
swap_vert close
İşte Rablerinden bağışlamalar ve rahmet hep onlaradır ve doğru yolu bulanlar da onlardır.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
İşte onlardır ki üzerlerine rableri tarafından du'â, ve senâ, lütuf ve ihsân ve rahmet ve gufrân vardır ve işte onlar vâsıl-ı hidâyet olanlardır.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Sahiplerinin (Rablerinin) sürekli desteği[*]ve iyiliği onlaradır. Doğru yolda olanlar onlardır.
[*] Âyetin metninde geçen salavât = صَلَوَاتٌ , salât = صلاة kelimesinin çoğuludur. Kök anlamı, bir şeyi bırakmamak ve sürekli arkasında olmaktır. (Lisan'ul-Arab) Allah Teala, yapılan iyi davranışları, daha iyisiyle ödüllendirir. Bir âyet şöyledir: "Erkek olsun, kadın olsun, kim inanıp güvenerek iyi iş yaparsa ona güzel bir hayat yaşatırız. Ödüllerini de yaptıklarının en güzeline göre veririz." (Nahl 16/97) Allah'ın yaptığı imtihanları, büyük bir sabırla kazanmaya odaklanan kişi, onun sürekli desteğini ve yardımını hak etmiş olur.  
Şaban Piriş
swap_vert close
Onlara, Rab'lerinden bir mağfiret ve rahmet vardır. Hidayete ermiş olanlar, işte onlardır.
Ümit Şimşek
swap_vert close
İşte onlar için Rablerinden bağışlanmalar ve bir rahmet vardır. Ve onlar, doğru yola ermiş olanların tâ kendileridir.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
İşte böyleleri üzerine Rablerinden selamlar, bereketler var, bir rahmet var. İşte bunlardır iyiye ve güzele ermiş olanlar.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
şunlar, anlaruñ üzeredür yarlıġamaķlıķlar, çalabı’larından daħı raḥmet. daħı şunlar ŧoġru yol dutıcılardur.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Anlar üstinedür raḥmetler Çalaplarından, daḫı yarlıġamaḳ. Daḫı anlardurdoġru yol üstine [olanlar].
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Onları Rəbbi tərəfinfən bağışlanmaq və rəhmət (Cənnət) gözləyir. Onlar doğru yolda olanlardır!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Such are they on whom are blessings from their Lord, and mercy. Such are the rightly guided.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
They are those on whom (Descend) blessings from Allah, and Mercy, and they are the ones that receive guidance.
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
اُو۬لٰٓئِكَ
işte onlar
عَلَيْهِمْ
onlara vardır
صَلَوَاتٌ
bir salavat
مِنْ رَبِّهِمْ
Rabblerinden
وَرَحْمَةٌ
ve bir rahmet
وَاُو۬لٰٓئِكَ
ve işte onlar
هُمُ
onlardır
الْمُهْتَدُونَ
hidâyete erenler
İşte onlara Rabblerinden salavat (sürekli bir destek, yardım) ve rahmet vardır ve hidâyete erenler de işte onlardır.
اُولٰٓئِك
İşaret zamiri
اُولٰٓئِك
İşte onlar, işte, böylece
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
صَلٰوة
İsim
ص ل و
Namaz, salât, dua
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
رَبّ
İsim
ر ب ب
Rabb (Allah'ın esması, ismidir. Rahmetiyle terbiye eden demektir), efendi
رَحْمَة
İsim
ر ح م
Rahmet, merhamet
اُولٰٓئِك
İşaret zamiri
اُولٰٓئِك
İşte onlar, işte, böylece
هُمْ
Zamir
هُمْ
Onlar (erkekler için kullanılır)
مُهْتَدُون
Etken fiil-VIII
ه د ي
Hidâyet bulanlar, doğru yola girenler