close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Bakara Sûresi 145. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Vele-in eteyte-lleżîne ûtu-lkitâbe bikulli âyetin mâ tebi’û kibletek(e)(c) vemâ ente bitâbi’in kibletehum(c) vemâ ba’duhum bitâbi’in kiblete ba’d(in)(c) vele-ini itteba’te ehvâehum min ba’di mâ câeke mine-l’ilmi(ﻻ) inneke iżen lemine-zzâlimîn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Andolsun ki sen, kendilerine kitap indirilmiş olanlara bütün delilleri getirsen gene de senin kıblene uymazlar. Sen de onların kıblesine uymazsın. Zaten onların bir kısmı da bir kısmının kıblesine uymaz. Bunu iyice bildikten sonra artık tutar, onların dileklerine uyarsan şüphe yok ki zalimlerden olursun.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Yemin olsun ki kendilerine kitap verilenlere her türlü ayeti (delili) getirsen, onlar yine de Senin kıblene (Kâbe’ne, kutsal kabullerine ve hedeflerine) uymazlar; Sen de (zaten) artık onların kıblelerine uyacak değilsin. Onlardan bir kısmı, bir kısmının kıblesine (bile) uymaz (haldedirler). Andolsun, eğer Sana gelen bunca ilimden sonra (yine) onların hevâ-i arzularına (sapkın yollarına ve yapılanmalarına) uyacak olursan, o zaman gerçekten zalimlerden olur gidersin.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
İşin aslı daha önce bize de kitap verildi diyenlerin önüne, bütün delilleri koymuş olsaydın bile, senin kıblene yönelmezlerdi.Ne sen onların kıblelerine yönelirsin, ne de onlar birbirlerinin kıblelerine yönelirler. Ve sana gelen bunca ilimden sonra kalkar da onların arzu ve heveslerine uyacak olursan, işte o zaman sen de varlık sebebine aykırı davrananlardan olursun.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Andolsun ki, sen kendilerine verilen kutsal kitapların hükmünce sorumlu tutulanlara, bütün delilleri de getirsen, yine de senin kıblene tâbi olmazlar. Sen de onların kıblesine tâbi olmazsın. Zaten onlar da birbirlerinin kıblesini kabul etmezler. Sana gelen bunca bilgiden sonra, sen onların şahsî arzu ve ihtiraslarına uyacak olursan, o zaman hiç şüphesiz sen de zalimlerden, âsilerden olursun.
bk. Kur’ân-ı Kerim, 10/96-97.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Sen kendilerine Kitab verilmiş olanlara bütün delilleri göstersen, yine senin kıblene uymazlar. Sen de onların kıblelerine uyacak değilsin. Onlar birbirlerinin kıblelerine uymazlar. Eğer sana gelen ilimden sonra onların arzularına uyarsan, şüphesiz zalimlerden olursun.
Ali Bulaç
swap_vert close
Andolsun, kendilerine kitap verilenlere her ayeti (delili) getirsen, yine onlar senin kıblene uymaz; sen de onların kıblelerine uyacak değilsin. Onlardan bir kısmı, bir kısmının kıblesine (bile) uymaz. Andolsun, eğer sana gelen bunca ilimden sonra onların heva (istek ve tutku)larına uyacak olursan, o zaman gerçekten zalimlerden olursun.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Celâlim hakkı için, eğer sen o Yahûdi ve Hristiyanlara her türlü mûcize ve hücceti getirsen, yine kıblene tâbi olmazlar; ve sen de onların kıblesine tâbi olmazsın, onların bâzısı diğer bâzının kıblesine tâbi olmaz. Celâlim hakkı için, sana gelen bunca ilim arkasından bilfarz onların arzularına uyarsan, bu takdirde muhakkak zâlimlerden olursun. (Bu hitab zâhiren Hazreti Peygambere ise de gerçekte ümmetine aittir.)
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Sen o kitap verilenlere bütün mucizeleri göstersen de, onlar senin kıblene yönelmezler. Sen de onların kıblesine tabi olacak değilsin. Onlar birbirlerinin kıblesine de uymazlar [dini bölücülük içindedirler.] Sana bilgi geldikten sonra, onların heva ve heveslerine uyarsan, o zaman gerçekten zalimlerden olursun.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Sen, kitap ehline her türlü âyeti getirsen, yine de onlar senin kıblene dönmezler. Sen de onların kıblesine dönecek değilsin. Onlar da birbirlerinin kıblesine dönmezler. Sana gelen bilgiden sonra eğer onların arzularına uyarsan, şüphesiz zâlimlerden olursun.
Besim Atalay
swap_vert close
Kitaplı olanlara açsan bütün belgeleri, yine senin kıblene uymazlar onlar, sen de onlarınkine uyucu değilsindir, onlar da birbirinin uymazlar kıblesine, sana bilgi geldikten sonra, onların havasına uyacak olsan, zalimlerden olursun
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Sen, Kitap verilenlere her türlü delili getirsen, onlar yine de senin kıblene yönelmezler. Ne sen onların kıblelerine yönelirsin ne de onlar birbirlerinin kıblelerine yönelirler. Ve eğer sana ilim geldikten sonra onların asılsız görüşlerine uysaydın, bu durumda kuşkusuz sen kendine zulmedenlerden olurdun.
Cemil Said
swap_vert close
Ehl-i kitâba [1] sen ne kadar âyet getürir isen getir, senin kıbleni kabûl itmeyeceklerdir. Sen de ânların kıblesini kabûl itmeyeceksin, ânlar meyânında ba’zıları diğerlerinin kıblesini kabûl itmiyorlar sen ’ilim ile mücehhez oldukdan sonra ânların arzularına ittibâ’ ider isen zâlimler meyânında bulunursın.
[1] Ehl-i kitâbdan maksad yahûdîler ve nasârâdır.  
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Sen, Kitap verilenlere her türlü delili getirsen, yine de kıblene uymazlar; sen de onların kıblesine uyacak değilsin. Onlar birbirlerinin kıblesine de uymazlar. And olsun ki, eğer sana gelen ilimden sonra onların heveslerine uyarsan, şüphesiz o zaman zulmedenlerden olursun.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Andolsun, sen kendilerine kitap verilenlere her türlü mucizeyi getirsen de, onlar yine senin kıblene uymazlar. Sen de onların kıblesine uyacak değilsin. Onlar birbirlerinin kıblesine de uymazlar. Andolsun, eğer sana gelen bunca ilimden sonra onların arzu ve keyiflerine uyacak olursan, o takdirde sen de mutlaka zalimlerden olursun.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Ehl-i kitaba her türlü mûcizeyi getirsen onlar yine de senin kıblene asla dönmezler. Sen de onların kıblesine uymayacaksın. Onlar birbirinin kıblesine de uymazlar. Eğer sana gelen kesin bilgiden sonra onların arzusuna uyarsan, işte o vakit sen kesinlikle hakkı çiğneyenlerden olursun.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Yemin olsun ki (habibim!) sen ehl-i kitaba her türlü âyeti (mucizeyi) getirsen yine de onlar senin kıblene dönmezler. Sen de onların kıblesine dönecek değilsin. Onlar da birbirlerinin kıblesine dönmezler. Sana gelen ilimden sonra eğer onların arzularına uyacak olursan, işte o zaman sen hakkı çiğneyenlerden olursun.
Edip Yüksel
swap_vert close
Kitap verilenlere her türlü ayeti (mucizeyi) getirsen de onlar yine senin kıblene yönelmez. Sen de onların kıblesine uyacak değilsin. Onlar birbirlerinin kıblesine de uymaz. Sana gelen bu bilgiden sonra, onların keyfine uyarsan zalimlerden olursun.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Celâlim için, sen o kitap verilmiş olanlara, bütün delilleri de getirsen, yine de senin kıblene tabi olmazlar, sen de onların kıblesine tabi olmazsın. Zaten onlar da birbirlerinin kıblesine tabi değiller. Celâlim hakkı için, sana gelen bunca ilmin arkasından sen tutar da onların arzu ve heveslerine uyacak olursan, o zaman hiç şüphesiz, sen de zâlimlerden olursun.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
celâlim hakkı için sen o kitab verilmiş olanlara her bürhanı da getirsen yine senin Kıblene tabi olmazlar, sen de onların Kıblesine tabi olmazsın, bir kısmı diğer kısmın Kıblesine tabi değil ki.. celâlim hakkı için sana gelen bunca ilmin arkasından sen tutar da onların hevalarına uyacak olursan o takdirde sen de mutlak zulmedenlerdensindir
Emrah Demiryent
swap_vert close
(Resûlüm!) Kasem olsun ki, sen ehl-i kitaba (yahûdî ve hıristiyanlara, iznimizle) her türlü mu‘cizeyi göstersen bile onlar (inatla hakkı inkâr ettikleri için) senin kıblene uymazlar. Sen de onların kıblesine uyacak değilsin. Onlar birbirlerinin kıblesine de uymazlar. Kasem olsun ki, eğer sana gelen bunca ilimden sonra (*farz-ı muhâl) onların arzu ve keyiflerine uyacak olursan o takdirde sen de mutlaka zâlimlerden olursun.
* “Farz-ı muhâl”; Gerçekleşmesi asla mümkün olmayan bir konu hakkındaki varsayım, “kesinlikle olamaz ve olmayacak fakat sayalım ki oldu” manasında.  
Erhan Aktaş
swap_vert close
Ant olsun ki Kitap verilenlere hangi âyeti¹ getirirsen getir, yine de onlar senin kıblene uymazlar. Sen de onların kıblesine uyacak değilsin. Onlar, birbirlerinin kıblesine de uymazlar. Eğer, sana verilen bunca ilimden² sonra, onların arzularına uyarsan, o zaman zalimlerden olursun.
1- Kanıtı. 2- Vahiy ile verilen bilgiden.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Andolsun ki (Habîbim) sen, kendilerine Kıble verilenlere (kıble mes'elesine dâir) her âyeti (burhanı, mu'cizeyi) getirmiş olsan onlar (inadlarından) yine senin kıblene uymazlar. Sen de onların kıblesine tâbi' olucu değilsin. (Hattâ) onların kimi kiminin (Yahudiler Hıristiyanların, Hıristiyanlar Yahudilerin) kıblesine uyucu değildir. Andolsun (Habîbim) sana gelen bunca ilim (ve vahy) den sonra (bilfarz) onların hevâ (ve heves) lerine uyacak olursan, o takdirde şübhesiz ve muhakkak (kendilerine) yazık etmişlerden (sayılır) sın.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
And olsun ki, eğer (sen) kendilerine kitab verilmiş olanlara her ne delil getirsen,(yine de) senin kıblene tâbi' olmazlar. Sen de onların kıblesine tâbi' (olacak) değilsin. Onların bazısı da (diğer) bazıların kıblesine tâbi' değildir(ler). Celâlim hakkı için, eğer sana (vahiyle)gelen ilimden sonra onların arzularına uyarsan, şübhesiz sen o takdirde, mutlaka zâlimlerden olursun!
İhsan Aktaş
swap_vert close
Ve eğer sen gerçekten kendilerine kitap verilenlere her âyeti (hakikate işaret eden bilgiyi) getirsen yine de senin kıblene tâbi olmazlar! Sen de onların kıblesine tâbi olucu değilsin. Onlar da birbirlerinin kıblesine dönmezler. Gerçekten sana gelen ilimden sonra eğer onların arzularına uyacak olursan, işte o zaman sen kendine yazık edenlerden olursun.
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Sen, Ehli Kitaba her türlü mucizeleri getirsen de, senin kıblene tabi olmazlar. Sende onların kıblesine tabi olacak değilsin. Onların bir kısmı, diğerlerinin kıblesine de tabi olmazlar. Sana gelen ilimden sonra, onların arzularına uyarsan, o zaman sende zalimlerden olursun.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Sen kendini Kitap verilenlere bütün belgeleri getirmiş olsan bile, onlar yine de senin yönelgene yönelmezler. Sen de onların yönelgesine yönelmezsin. Onların bir takımı da bir takımının yönelgesine yönelmezler. Eğer sen, sana gelen bilgiden sonra, yine de onların dürtülerine uyacak olursan gerçekten kıyıcılık etmiş olursun.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Sen kendilerine Kitap verilenlere hüccet namına ve ne var ise hepsini getirmiş olsan da onlar yine senin kıblene tâbi olmazlar, sen de onların kıblesine tâbi olamazsın. Onlar da birbirinin kıblesine tâbi değillerdir. * Sana gelen ilimden [¹²] sonra bilfarz onların hevesâtına uyarsan işte o zaman muhakkak zâlimlerden olursun.
[12] Emr-i kıble veya onların bâtıl ve inatta müstemir olduklarını bildikten sonra.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Kitap verilmiş olanlara hangi delili [âyet] getirirsen getir, onlar yine de senin kıblene uymazlar. Sen de onların kıblesine tabi olacak değilsin. Onlar birbirlerinin kıblelerine de uymazlar. Eğer sen, sana gelen ilimden sonra onların heveslerine uyarsan, o hâlde sen de muhakkak zalimlerden olursun.
Kadri Çelik
swap_vert close
Sen, kitab verilenlere her türlü delili getirsen, yine de kıblene uymazlar ve sen de onların kıblesine uyacak değilsin. Onlardan bir kısmı da diğer bir kısmının kıblesine uymazlar. Hiç şüphesiz eğer sana gelen ilimden sonra onların heveslerine uyarsan, elbette o zaman zulmedenlerden olursun.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Ey Muhammed!Gerçi sen,Kitap verilenlere bütün delilleri ve mûcizeleri göstermiş olsan bile, yine de inkârda diretir, senin kıblene yönelmezler. O hâlde, bâtılda direnen bu inkârcılar karşısında, sen de hak yolda azimle sebat gösterecek, onların kıblesine asla yönelmeyeceksin. Zaten onlar da, birbirlerinin kıblesine yönelmezler. Zira her birinin kıblesi, aslında kendi çıkarlarından, arzu ve heveslerinden başka bir şey değildir. Ey Peygamber! Sana bu Kur’an aracılığıyla gerçek ilim geldikten sonra, yine de onların arzu ve heveslerine uyacak olursan, yemin olsun ki, o takdirde sen de zâlimlerden biri olursun! Ve bu durumda, kendini Allah’ın gazâbından kurtaracak ne bir dost bulabilirsin, ne de bir yardımcı! Onların, ellerinde yeterli delil olmadığı için Son Elçiyi inkâr ettiklerini sanma:
Mahmut Özdemir
swap_vert close
And olsun, Kitap verilmiş olanlara her bir âyeti getirdiysen de, senin kıblene tâbi’ olmadılar! Sen de onların kıblesine tâbi’ olacak değilsin. Onlar birbirinin kıblesine de tâbi’ olacak değildir. İlim’den sana geldikten sonra eğer onların hevâlarına uysaydın, sen, o zaman elbette Zâlimler’den olurdun!
Mehmet Çakır
swap_vert close
Resulüm sen, ehlikitaba mucize de getirsen, kendi kıbleni onlara yine de kabul ettiremezdin. Artık onların kıblesine bağlı değilsin. Zaten onlar da birbirilerinin kıblesine uymuyorlar. Şayet sen, sana bunca bilgi yüklendikten sonra yine de onların dümen suyuna girersen, kendini inkar etmiş olursun.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Andolsun! Sana gönderilen ayetleri Kitap ehli olan Yahudilere Hıristiyanlara delil olarak okusan, onlar yine de senin kıblene uymaz. Sen de onların kıblesine uyacak değilsin. Onlar birbirlerinin kıblesine de uymazlar. Eğer sana gelen ilimden sonra onların arzularına uyacak olursan zalimlerden olursun. Unutma ki kıble sadece şekilsel bir mekân, sadece bir yön değildir. Kıble sizin kalbinizde yatan iman, hayata dair bakış açınızdır. Sizler atanız İbrahim’in yaptığı gibi Âlemlerin Rabbine teslim olan, yasalarına uyarak yaşayan, dünyaya sevgiyi, saygıyı, paylaşımı yayan, her türlü kötülüğe, zulme karşı çıkanlarsınız. Sizin kıbleniz Mescid-i Haram bu inancın sembolüdür. Onun için inancınızın sembolü etrafında birleşin! Bu sizin hem anlamsal, hem şekilsel bilinciniz olsun! Ne zaman yönünüzü Mescid-i Haram’a çevirirseniz; İbrahim’in saf, arı, teslimiyetçi, şirkten uzak, tevhidi inancı aklınıza, kalbinize düşsün! Sizin kıblenizin özü her türlü şirkten arınıp tevhide yönelmek olsun! Kıblesine şirk bulaştıranlardan olmayın! Kıblenizdeki bütün putları temizleyin! Rabbiniz kıblenizi inanç yaşam noktasında tertemiz yapmanızı işitiyor.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Şüphesiz ki kendilerine kitap verilmiş olanlara her türlü delili getirsen de onlar kıblene dönmezler. Sen onların kıblesine asla uyacak değilsin. Onlar da birbirlerinin kıblesine uymazlar. Sana gelen bilgiden sonra onların arzularına uyacak olursan, işte o zaman zalimlerden olursun.
Mehmet Türk
swap_vert close
Yemin olsun ki sen; kendilerine kitap verilenlere her türlü delili getirsen bile onlar, yine senin kıblene asla uymazlar. (Hatta) senin, onların kıblesine uymadığın gibi onlar, birbirlerinin kıblesine de uymazlar. Eğer sana gelen bu (vahiy bilgisinden) sonra onların arzularına uyacak olursan, (işte o zaman) sen de kesinlikle zalimlerden olursun.
Muhammed Esed
swap_vert close
Ama daha önce kendilerine vahiy tevdî edilmiş olanların önüne bütün delilleri ¹²¹ koymuş olsaydın bile senin kıblene yönelmezlerdi; ne sen onların kıblelerine yönelirsin, ne de onlar birbirlerinin kıblelerine yönelirler. Ve eğer sana ilim geldikten sonra onların asılsız görüşlerine uysaydın muhakkak ki zalimlerden olurdun.
121 Lafzen, “her bir işaret”i (âyet), yani, vahyedilmiş bir buyruk olarak her bir işareti.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Sen, kitap verilenlere her belgeyi getirsen bile yine de senin kıblene tabi olmazlar; sen de onların kıblesine tabi olacak değilsin. Zaten onlar, birbirlerinin kıblesine de tabi olmazlar. Sana gelen bunca ilimden sonra onların arzu ve hevalarına uyarsan o zaman sen de gerçeğe haksızlık edenlerden olursun. 2/120, 3/73
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Sen daha önceden kitap gönderilenlere tüm ilahi kudret delillerini getirsen dahi onlar senin kıblene tabi olmazlar; ve sen de artık onların kıblesine tabi olmazsın.[²⁸⁸] Ve ne de onlar birbirlerinin kıblelerine tabi olurlar.[²⁸⁹] Sana ilim geldikten sonra eğer onların arzularına uysaydın, bu durumda sen kesinlikle kendine zulmedenlerden olurdun.[²⁹⁰]
[288] Allah’ın insanlardan sâdır olacak eylemleri bilmesi günahları hususunda kendileri için bir mazeret olamaz. Çünkü insanlar emredileni yapmaya ve yasaklanandan kaçınmaya muktedirdir. [289] “Onlardan” kasıt Kitap Ehli’dir. Yahudiler, ibadetlerinde Kudüs’teki Hacer-i Muallak’a yönelirken, Hıristiyanlar gün doğusuna yönelirlerdi. [290] Zımnen: Sözgelimi sen onların istekleri doğrultusunda davranmış olsaydın, onlar seni yine reddedecek ve kabullenmeyeceklerdi. Bunun en açık örneği Kudüs’e doğru yönelerek 16 ay namaz kılmandır. Gördün, hiçbir şey değişmedi. Onlar inkârlarında direndiler ve senin sürekli kendini inkâr etmeni istediler.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
(Ey Muhammed) Andolsun ki sen kitap ehline her türlü delili getirsen, onlar yine de senin kıblene tabi olmazlar, elbette sen de onların kıblesine tabi olmazsın.. -onlar da birbirlerinin kıblelerine tabi olmazlar, sana gelen bunca ilimden sonra tutar da onların hevâ ve heveslerine uyacak olursan, kuşkusuz kendisine yazık etmiş olanlardan olursun!
Osman Fırat
swap_vert close
Sen Kitap verilenlere her türlü kanıtı getirsen yine onlar senin kıblene uymazlar; sen de onların kıblesine uyacak değilsin. Onlar birbirlerinin kıblesine de uymazlar. Sana gelen ilimden sonra onların keyiflerine uyarsan, o takdirde sen, mutlaka zâlimlerden olursun.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Andolsun ki sen kendilerine vaktiyle kitap verilmiş olanlara her ne bürhan getirsen, yine senin kıblene tâbi olmuş olmayacaklardır. Sen de onların kıblesine tâbi olmazsın. Onların bazıları da bazılarının kıblesine tâbi değildir. Ve kasem olsun ki sana gelen ilimden sonra onların hevâlarına tâbi olacak olsan şüphe yok sen de o zaman zalimlerden olmuş olursun.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Kendilerine kitap verilmiş olanlara her türlü delili de getirsen onlar senin kıblene yönelmezler. Sen de onların kıblesine dönecek değilsin. Zaten onların da bazısı bazısının kıblesine yönelmez ki! . . . Faraza, sana gelen bunca ilimden sonra onların keyiflerine uyacak olursan, Bilmiş ol ki, o takdirde sen de zalimlerden olursun! [10, 96-97]
Süleyman Ateş
swap_vert close
Sen Kitap verilenlere her türlü ayeti getirsen yine onlar senin kıblene uymazlar; sen de onların kıblesine uyacak değilsin. Onlar birbirlerinin kıblesine de uymazlar. Sana gelen ilimden sonra onların keyiflerine uyarsan, o takdirde sen, mutlaka zalimlerden olursun.
Mu'cizeyi, delîli.  
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Kendilerine kitâb virilenlere (Yehûd ve Nasârâ) bütün mu'cizâtı getirmiş olsan senin kıblene tâbi' olmazlar ve sen de onların kıblelerine tâbi' olurlardan değilsin. Onlardan ba'zıları da ba'zılarının kıblesine tâbi' değildir. (Yehûd Nasârâ'nın ve Nasârâ Yehûd'un kıblesine tâbi' değillerdir). Eğer sen sana 'ilim (onların bâtıl ve senin hak oldığını bilmek) geldikden sonra onların hevâlarına tâbi' olur isen o zamân sen nefsine zulüm idenlerden olursun.[¹]
[1] Ehl-i Kitâb'dan ba'zılarının (Yâ Muhammed tahvîl-i kıblenin hak oldığına dâir bize bir mu'cize getir ki bilüb tâbi' olalım) dimeleri üzerine bu âyet-i kerîme nâzil olmuşdur ve onlara bir değil bütün mu'cizâtı getirmiş olsan kıblene tâbi' olmazlar buyurulmuşdur.  
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Kendilerine Kitap verilenlere bütün âyetleri (delilleri) getirsen senin kıblene uymazlar. Sen de onların kıblesine uyacak değilsin. Onlardan hiçbiri diğerinin kıblesine de uymaz.[*] Sana gelen bu bilgiden sonra onların isteklerine uyarsan, yanlış yapanlara karışır gidersin.
[*] Yahudiler Kudüs'teki Süleyman Mabedi'ne, yani Beyt-i Makdis'e, Hıristiyanlar da doğuya dönerler.  
Şaban Piriş
swap_vert close
Sen, kitap verilenlere her belgeyi getirsen, yine de senin kıblene tabi olmazlar; sen de onların kıblesine tabi olacak değilsin. Zaten onlar, birbirlerinin kıblesine de tabi olmazlar. Sana gelen bunca ilimden sonra onların arzularına uyarsan o zaman sen de zalimlerden olursun.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Kendilerine kitap verilenlere her türlü delili getirsen, onlar yine senin kıblene uymazlar. Sen de onların kıblesine uyacak değilsin. Aslında onlar birbirinin kıblesine de uymazlar. Sana gelen ilimden sonra sen onların heveslerine uyacak olursan, işte o zaman zalimlerden olursun.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Yemin olsun, Ehlikitap'a sen her türlü mucizeyi getirsen de onlar senin kıblene uymazlar; sen de onların kıblesine uymayacaksın. Onlar birbirlerinin kıblesine de uymazlar. Eğer sen, ilimden nasibin sana geldikten sonra onların boş ve iğreti arzularına uyarsan, işte o zaman kesinlikle zalimlerden olursun.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı eger getürürseñ anlara kim virinildiler kitāb, dükeli nişānı ya'nį mu'cize, uymayalar ķıblana. daħı degüleseñ uyıcı ķıblalarına. degül bir niceleri, uyıcı bir nice ķıblasına. daħı eger uyarsañ nefsi dileklerine anlaruñ andan śoñra kim geldi saña bilmek bayıķ sen andan žālimlerdensin.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Daḫı eger getürseñ yā Muḥammed ol kişilere ki kitāb virildi Yehūdilerdenve Naṣrānīlerden barça āyetleri, uymayalar senüñ ḳıbleñe. Sen daḫı uymazsın anlaruñ ḳıblesine, daḫı nicesi anlaruñ uymaz nicesi ḳıblesine, daḫı geruysañ anlaruñ hevāsına saña ‘ilm gelgenden ṣoñra, taḥḳīḳ sen yā Muḥam‐med ol vaḳtda ẓālimlerden olursın.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
(Ya Rəsulum!) Sən kitab əhlinə hər cür dəlil gətisən də, onlar sənin qiblənə tabe olmazlar. Sən də onların qibləsinə tabe olan deyilsən. Hətta onlar özləri də bir-birinin qibləsinə üz tutmazlar. Əgər sənə gələn bu qədər elmdən sonra onların istədiyinə uysan, o zaman sən də, şübhəsiz ki, zalımlardan sayılarsan!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
And even if thou broughtest unto those who have received the Scripture all kinds of portents, they would not follow thy qiblah, nor canst thou be a follower of their qiblah; nor are some of them followers of the qiblah of others. And if thou shouldst follow their desires after the knowledge which hath come unto thee, then surely wert thou of the evil doers.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Even if thou wert to bring to the people of the Book all the Signs (together), they would not follow Thy Qiblah; nor art thou going to follow their Qiblah; nor indeed will they follow(150) each other´s Qiblah. If thou after the knowledge hath reached thee, Wert to follow their (vain) desires,-then wert thou Indeed (clearly) in the wrong.
150 See n. 147 to 2:144 above. The Jews and Christians had a glimmering of the Qiblah idea, but in their attitude of self-sufficiency they were not likely to welcome the Qiblah idea as perfected in Islam. Nor is Islam, after the fuller knowledge which it has received, likely to revert to the uncertain, imperfect, and varying ideas of orientation held previously. A very clear glimpse of the old Jewish practice in the matter of the Qiblah and the importance attached to it is found in the book of Daniel. 6:10. Daniel was a righteous man of princely lineage and lived about 506-538 B.C. He was carried off to Babylon by Nebuchadnezzar, the Assyrian, but was still living when Assyria was overthrown by the Medes and Persians. In spite of the "captivity" of the Jews, Daniel enjoyed the highest offices of state at Babylon , but he was ever true to Jerusalem . His enemies (under the Persian monarch) got a penal law passed against any one who "asked a petition of any god or man for 30 days" except the Persian King. But Daniel continued true to Jerusalem . "His windows being open in his chamber to wards Jerusalem , he kneeled upon his knees three times a day, and prayed, and gave thanks before his God, as he did aforetime."  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَلَئِنْ
andolsun ki eğer
اَتَيْتَ
getirdin
الَّذ۪ينَ
o kimse- lere ki
اُو۫تُوا
kendile- rine verildi
الْكِتَابَ
kitap
بِكُلِّ
her türlü
اٰيَةٍ
âyeti
مَا تَبِعُوا
tabi olmazlar
قِبْلَتَكَۚ
kıblene
وَمَٓا اَنْتَ
ve sen değilsin
بِتَابِـعٍ
tabi olan
قِبْلَتَهُمْۚ
kıblelerine
وَمَا بَعْضُهُمْ
ve bazıları değildir
بِتَابِـعٍ
tabi olan
قِبْلَةَ
kıble- sine
بَعْضٍۜ
bazısının
وَلَئِنِ
ve andol- sun eğer
اتَّبَعْتَ
tabi oldun
اَهْوَٓاءَهُمْ
hevâlarına
مِنْ بَعْدِ
ardından
مَا
o şe- yin ki
جَٓاءَكَ
sana geldi
مِنَ الْعِلْمِۙ
ilimden
اِنَّكَ
şüphe- siz sen
اِذاً
o tak- dirde
لَمِنَ الظَّالِم۪ينَۢ
mutlaka zalimlerdensin
Andolsun ki eğer sen kendilerine kitap verilen (Yahudi ve Hristiyan)lara her türlü âyeti (mucizeyi) getirsen de onlar (yine) senin kıblene tabi olmazlar. Sen de onların kıblesine tabi olacak değilsin. Onlar birbirlerinin kıblesine de tabi olmazlar. Eğer sana gelen ilimden (Kur'ân'dan) sonra onların hevâlarına (nefislerinin arzu ve isteklerine) tabi olursan (bilmiş ol ki) işte o zaman sen mutlaka zalimlerden olursun.
اِن
Edat
اِن
Eğer,  -se, -sa
اَتَى
Fiil-I
ا ت ي
Geldi, getirdi
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
اٰتَى
Fiil-IV
ا ت ي
Verdi
كِتَاب
İsim
ك ت ب
Kur'ân, kitap, yazılmış olan, mektup
كُلّ
İsim
ك ل ل
Hep, hepsi, bütün
ءَايَة
İsim
ا ي ي
Âyet, mucize, alamet, işaret, nişane, ibret, delil
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
تَبِعَ
Fiil-I
ت ب ع
Tabi oldu, takip etti
قِبْلَة
İsim
ق ب ل
Kıble, kıblegâh
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
اَنْتَ
Zamir
اَنْتَ
Sen
تَابِع
Etken fiil
ت ب ع
Tabi olan
قِبْلَة
İsim
ق ب ل
Kıble, kıblegâh
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
بَعْض
İsim
ب ع ض
Bazı, bir kısmı
تَابِع
Etken fiil
ت ب ع
Tabi olan
قِبْلَة
İsim
ق ب ل
Kıble, kıblegâh
بَعْض
İsim
ب ع ض
Bazı, bir kısmı
اِن
Edat
اِن
Eğer,  -se, -sa
اِتَّبَعَ
Fiil-VIII
ت ب ع
Tabi oldu, uydu, peşine düştü, takip etti
اَهْوَٓاء
İsim
ه و ي
Hevâlar
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
بَعْد
İsim
ب ع د
Sonra, ard, öte
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
جَاءَ
Fiil-I
ج ي ا
Geldi, ortaya çıktı, meydana geldi
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
عِلْم
İsim
ع ل م
İlim, bilgi
اِنّ
Edat
اِنّ
Şüphesiz, kesinlikle, muhakkak, elbette, gerçekten, zira, çünkü, doğrusu, daima. Cümledeki bilgiyi pekiştirmek için kullanılır.
اِذًا
Edat
اِذًا
Bundan dolayı, bundan ötürü, bunun için, o hâlde, o taktirde
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
ظَالِم
Etken fiil
ظ ل م
Zalim, zulmeden