close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Bakara Sûresi 144. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Kad nerâ tekallube vechike fî-ssemâ-(i)(s) felenuvelliyenneke kibleten terdâhâ(c) fevelli vecheke şetra-lmescidi-lharâm(i)(c) vehayśu mâ kuntum fevellû vucûhekum şetrah(u)(k) ve-inne-lleżîne ûtu-lkitâbe leya’lemûne ennehu-lhakku min rabbihim(k) vema(A)llâhu biġâfilin ‘ammâ ya’melûn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Gerçekten de yüzünü göğe çevirip arandığını görmekteyiz. Seni, razı olacağın bir kıbleye yönelteceğiz. Hadi, yüzünü Mescidi Haram'a çevir. Siz de Nerede bulunursanız bulunun, yüzlerinizi o tarafa döndürün. Kendilerine kitap verilenler de bilirler ki bu, Rablerinden gelmiştir, yerindedir, gerçektir ve Allah, onların yaptıklarından gafil değildir.
Kıble, ibadette dönülen cihete ve mabede denir. Müslümanlıkta ilk kıble, Kudüs'tü. Hicretten on altı ay sonra Kâ'be, kıble oldu ve bir öğle namazında bu emir vahyedildi. Namaz kılınan yere bir mescit yapılmış ve bu yüzden o mescide iki kıble mescidi anlamına gelen "Mescid-ül-Kıbleteyn" denmiştir.  
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
(Ey Resulüm!) Biz, Senin yüzünü çok defa göğe doğru çevirip-durduğunu (ve Cebrail’i gözler olduğunu) görüyoruz. Şimdi elbette Seni hemen hoşnut olacağın kıbleye döndürüyoruz. Artık yüzünü Mescid-i Haram (Kâbe) yönüne çevir. (Ey mü’minler, bundan böyle) Her nerede bulunursanız, yüzünüzü onun yönüne çevirin. Şüphesiz, kendilerine kitap verilenler(den sadık ve salih kimseler), tartışmasız bunun Rablerinden bir gerçek (Hakk) olduğunu elbette bilirler. Allah, yaptıklarınızdan gafil değildir.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Ey peygamber! Biz, senin yüzünün göğe doğru çevrilip durduğunu, Allah ve Cibril'den haber beklediğini görüyoruz. Merak etme, elbette seni, hoşlanacağın bir kıbleye döndüreceğiz. Bundan böyle, yüzünü Mescidi Haram tarafına çevir. Nerede olursanız yüzlerinizi o yöne çevirin. Aslında kitap verilenler, kıblenin sadece Allah tarafından değiştirilebileceği bir gerçek olduğunu çok iyi bilirler. Allah onların yaptıklarından habersiz değildir ki.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Biz senin, yüzünün göğe doğru çevrilmekte olduğunu, yücelerden haber beklediğini biliyoruz, görüyoruz. İşte şimdi, seni, memnun olacağın bir kıbleye döndürüyoruz. Artık yüzünü Mescid-i Haram tarafına, Kâbe'ye çevir. Siz de ey mü'minler, nerede olursanız olun, yüzünüzü o tarafa doğru çevirin. Kendilerine verilen kutsal kitapların hükmünce sorumlu tutulanlar, kıble ile ilgili, Rablerinden gelen gerekçeli, hikmete dayalı bu emrin, doğru olduğunu, kitaplarında müjdelenen peygamber Muhammed'in atası İbrahim'in kıblesine yönelerek namaz kılacağını kesinlikle biliyorlar. Allah onların işledikleri amellerden gâfil değildir, buna göre, onları cezalandıracak.
Ahmet Varol
swap_vert close
Yüzünü göğe doğru çevirip durduğunu görüyoruz. Elbette seni, hoşnut kalacağın kıbleye yönelteceğiz. Artık yüzünü Mescid-i Haram tarafına çevir. Nerede olursanız olun, yüzünüzü onun tarafına çevirin. Kendilerine Kitab verilmiş olanlar, bunun Rableri katından bir hak olduğunu bilmektedirler. [28] Allah onların yaptıklarından habersiz değildir.
28.Kendilerine Kitab verilmiş olanlar, kitaplarında Resulullah (a.s.)`ın özellikleriyle ilgili bilgilerden onun önce Kudüs tarafına sonra da Mescid-i Haram tarafına yönelerek ibadet edeceğini bilirler.  
Ali Bulaç
swap_vert close
Biz, senin yüzünü çok defa göğe doğru çeviripdurduğunu görüyoruz. Şimdi elbette seni hoşnud olacağın kıbleye çevireceğiz. Artık yüzünü Mescid-i Haram yönüne çevir. Her nerede bulunursanız, yüzünüzü onun yönüne çevirin. Şüphesiz, kendilerine kitap verilenler, tartışmasız bunun Rablerinden bir gerçek (hak) olduğunu elbette bilirler. Allah, yaptıklarınızdan habersiz değildir.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
(Ey Rasûlüm, vahyim gelmesi için) yüzünün göğe doğru aranıb durduğunu görüyoruz. Bunun için, seni râzı olacağın bir kıbleye çevireceğiz. Şimdi yüzünü Mescid-i Harâm tarafına çevir. Ey müminler, siz de her nerede olursanız, yüzünüzü, namazlarda o Mescid tarafına çevirin. Şüphe yok ki, kendilerine kitap verilenler, bu kıble çevrilişinin Rableri tarafından hak olduğunu bilirler. Allah ise onların inkârlarından ve yapacaklarından gâfil değildir.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Çok zaman senin göğe yöneldiğini görüyoruz. Seni, senin razı olacağın bir kıbleye çevireceğiz. Bundan sonra sen yönünü Mescid-ül Haram’a (Kâbe’ye) çevir. Nerede olursanız, yüzünüzü onun tarafına çevirin. Kendilerine kitap verilenler, bu yönelmenin Rablerinden gelen bir gerçek olduğunu bilirler. Allah, onların yaptıklarından habersiz değildir.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Biz, yüzünü göğe doğru çevirdiğini görüyoruz. İşte şimdi, seni memnun olacağın bir kıbleye döndürüyoruz. Artık yüzünü Mescid-i Harâm'a doğru çevir. Siz de hepiniz, nerede olursanız olunuz, yüzlerinizi o tarafa doğru çeviriniz. Şüphesiz kitap ehli, Peygamberin, Rablerinden gelen gerçek olduğunu çok iyi bilir. Allah onların yapmakta olduklarından habersiz değildir.
Besim Atalay
swap_vert close
Yüzünü göğe doğru çevirdiğin görürdük, senin hoşnut olacağın bir kıbleye döndürdük, yüzünü Kâbeden yana çevirsen, nerede olursanız oraya dönesiniz, kitaplı olanlar biliyorlar ki, bu, Tanrı katından gelen bir haktır, Allah habersiz değil yaptıklarından
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
(Ey Muhammed! Kıblenin Kâbe'ye çevrilmesi hususunda) biz senin çok defa yüzünü semaya doğru çevirip durduğunu (vahiy beklediğini) görüyoruz. Şimdi seni elbette hoşnut olacağın kıbleye çevireceğiz. Artık yönünü Mescid-i Haram'a (Kâbe'ye) doğru çevir. Siz de (ey mü'minler) her nerede olursanız olun, yönünüzü oraya doğru çevirin! Şüphesiz kendilerine Kitap verilenler, bu emrin Rablerinden gelen bir gerçek olduğunu bilirler. Allah onların yaptıklarından habersiz değildir.
Hicretin ikinci yılının ortalarına kadar namaz, Beyt-i Makdis’e (Kudüs’e) doğru kılınıyordu. Fakat başta Hz. Muhammed olmak üzere, tüm Müslümanlar kıblenin Kâbe olmasını arzu ediyorlardı. Kâbe’yi putlardan temizlemek ve Hz. İbrahim devrindeki tevhid kimliğine büründürmek, Peygamber’in gönlündeki ideallerin başında geliyordu. Onun için kıblenin Kâbe olması konusunda sürekli bir beklenti içindeydi. Hicretten 16-17 ay kadar sonra Şaban ayının 15. günü Hz. Peygamber, Medine’de Selemeoğulları yurdunda öğle namazını kıldırırken, bu ayet geldi ve Hz. Peygamber yönünü hemen Kudüs’ten Mescid-i Haram’a çevirdi. Bu yüzden de o günden sonra, Selemeoğulları Mescidi’ne “Mescid-i Kıbleteyn” (İki Kıbleli Mescid) denilmiştir.  
Cemil Said
swap_vert close
Senin semâda vahye intizâren her tarafa teveccüh itdiğini gördük. Arzu iylediğin bir cihete teveccüh iylemeni istiyoruz Mescidü’l Harâm’ın eteğine teveccüh it ve nerede bulunur iseniz o tarafa teveccüh idiniz. Ehl-i kitâb olanlar hakîkatin Allâh’dan geldiğini bilürler. Allâh a’mâlinizden gâfil değildir.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Yüzünü göğe çevirip durduğunu görüyoruz. Hoşnud olacağın kıbleye seni elbette çevireceğiz. Artık yüzünü Mescid-i Haram semtine çevir; bulunduğunuz yerde yüzlerinizi o yöne çevirin. Doğrusu Kitap verilenler, bunun Rab'lerinden bir gerçek olduğunu bilirler. Allah onların yaptıklarından gafil değildir.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
(Ey Muhammed!) Biz senin çok defa yüzünü göğe doğru çevirip durduğunu (vahiy beklediğini) görüyoruz. (Merak etme) elbette seni, hoşnut olacağın kıbleye çevireceğiz. (Bundan böyle), yüzünü Mescid-i Haram yönüne çevir. (Ey Müslümanlar!) Siz de nerede olursanız olun, (namazda) yüzünüzü hep onun yönüne çevirin. Şüphesiz kendilerine kitap verilenler, bunun Rabblerinden (gelen) bir gerçek olduğunu elbette bilirler. Allah, onların yaptıklarından habersiz değildir.[38]
37. Bu ve daha sonraki üç âyette kıblenin Kudüs’ten Kâbe’ye çevrilmesi ile, bu olay üzerine yahudilerin çıkardıkları dedikodular dile getirilip cevaplandırılmaktadır.38. Hz.Peygamber, Hicrî ikinci yılın ortalarına kadar namazlarda Kudüs cihetine yöneliyor, fakat hep Kâbe’ye yönelme emrinin gelmesini bekliyordu. Bir ikindi namazı sırasında Allah Teâlâ, Kâbe’ye doğru yönelmesini emretti. Kudüs’e doğru yönelerek başlanan bu namaz Kâbe’ye yönelerek tamamlandı. Bu olayın geçtiği yerde yapılan mescit, bugün “Mescid-i Kıbleteyn”, yani iki kıbleli mescit diye anılmaktadır.  
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Biz senin, yüzünü göğe doğru çevirdiğini elbette görüyoruz. İşte şimdi kesin olarak seni memnun olacağın kıbleye döndürüyoruz. Artık yüzünü Mescid-i Harâm tarafına çevir; nerede olursanız olun yüzünüzü o yöne çevirin. Kuşku yok ki kendilerine kitap verilenler bunun rablerinden gelmiş bir gerçek olduğunu elbette bilirler. Allah, onların yaptıklarından habersiz değildir.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
(Ey Muhammed!) Biz senin yüzünün göğe doğru çevrilmekte olduğunu (yücelerden haber beklediğini) görüyoruz. İşte şimdi, seni memnun olacağın bir kıbleye döndürüyoruz. Artık yüzünü Mescid-i Haram tarafına çevir. (Ey müslümanlar!) Siz de nerede olursanız olun, (namazda) yüzlerinizi o tarafa çevirin. Şüphe yok ki, ehl-i kitap, onun Rablerinden gelen gerçek olduğunu çok iyi bilirler. Allah onların yapmakta olduklarından habersiz değildir.
Edip Yüksel
swap_vert close
Yüzünü göğe çevirip durduğunu görüyoruz. Seni, hoşlanacağın bir kıbleye çevireceğiz. Artık yüzünü Kutsal Mescid'e çevir. Nerede olursanız olun yüzlerinizi o yöne çevirin. Kuşkusuz, kendilerine kitap verilenler, bunun Rab'lerinden gelen bir gerçek olduğunu bilirler. ALLAH onların yaptığından gafil değildir.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Doğrusu, biz, yüzünün semaya yöneldiğini, orada şekilden şekile geçerek, aranıp durduğunu görüyorduk. Artık seni hoşnud olacağın bir kıbleye çevireceğiz. Haydi bakalım, yüzünü Mescidi Haram'a doğru çevir. Siz de ey müminler, nerede olursanız olun, yüzünüzü o tarafa doğru çevirin! Kendilerine kitap verilmiş olanlar da kesinlikle bilirler ki, Rabblerinden gelen o emir haktır. Ve Allah, onların yaptıklarından ve yapmakta olduklarından gafil değildir.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
hakikaten yüzünün Semada aranıp durduğunu görüyoruz, artık müsterih ol: seni hoşnud olacağın bir Kıbleye memur edeceğiz, haydi yüzünü Mescidi Harama doğru çevir, siz de -ey mü'minler- nerede bulunsanız yüzünüzü ona doğru çeviriniz; kendilerine kitab verilmiş olanlar da her halde bilirler ki o rablarından gelen haktır ve Allah onların yaptıklarından ve yapacaklarından gafil değildir
Emrah Demiryent
swap_vert close
(Allah, kıblenin değişmesi hadisesinin nasıl başladığı hususunda şöyle buyurdu: “Habibim!) Biz senin (kıblenin değiştirilmesi ile ilgili olarak, vahyin gelmesi özlemiyle çok defa) yüzünü (duaların kıblesi olan) göğe doğru çevirip durduğunu görüyoruz. Elbette seni, (niyaz ederek) istemiş olduğun kıbleye çevireceğiz. (Şimdi) yüzünü (yönünü) Mescid-i Harâm yönüne çevir. (Ey Müslümanlar!) Siz de nerede olursanız olun (namaz kılacağınız zaman) hep o yöne dönün. Şüphesiz ki ehl-i kitap, bunun (kıblenin değiştirilmesinin) Rablerinden (gelen) bir gerçek olduğunu bilirler. (Fakat onlar, söyledikleri bâtıl sözler ile insanları, hükümlerimiz hususunda şüpheye düşürmeye çalışırlar.) Allah onların yaptıklarından (asla) habersiz değildir.”
Erhan Aktaş
swap_vert close
Senin, yüzünü göğe doğru çevirip durduğunu görüyoruz. Seni, razı olacağın bir kıbleye çevireceğiz. Bundan böyle yüzünü, Mescid-i Haram tarafına çevir. Ve siz de nerede olursanız olun, yüzlerinizi o tarafa çevirin. Kitap verilenler, onun Rabb'lerinden gelen bir gerçek olduğunu bilirler. Allah, onların yaptıklarından habersiz değildir.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Biz, yüzünü (vahye intizaar ve iştiyakından) çok kerre göğe doğru evirib çevirdiğini muhakkak görüyoruz. Şimdi seni herhalde hoşnud olacağın bir kıbleye döndürüyoruz. (Namazda) yüzünü artık Mescid-i haram tarafına (Kâ'be semtine) çevir. (Ey Müminler,) siz de nerede bulunursanız (namazda) yüzlerinizi o yana döndürün. Şüphe yok ki kendilerine Kitab verilenler bunun Rablerinden gelen bir gerçek olduğunu pek iyi bilirler. Allah onların yapacaklarından gaafil değildir.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
(Ey habîbim!) Yüzünün göğe çevrilip durduğunu muhakkak görüyoruz. Artık seni, hoşnûd olacağın bir kıbleye elbette döndüreceğiz; bundan sonra yüzünü Mescid-i Harâm tarafına (Kâ'be'ye) çevir! (Ey mü'minler!) O hâlde (siz de) nerede olsanız, artık (namazda)yüzünüzü onun tarafına çevirin!(3) Hem doğrusu o kendilerine kitab verilenler, şübhesiz bunun Rablerinden (gelen) hak olduğunu gerçekten biliyorlar. Allah ise, (onların) yapmakta olduklarından gafil değildir.
(3)“Vaktin evvelinde, Kâ‘be’yi hayâlen nazara almakla namaz kılmak mendubdur ki, birbirine giren dâireler gibi Beyt’in (Kâ‘be’nin) etrâfında teşekkül eden safları görmekle, yakın saflar Beyt’i ihâta ettikleri(kuşattıkları) gibi, en uzak safların da âlem-i İslâm’ı ihâta etmiş olduğunu hayâl ile görsün. Ve o musallî de(namazı kılan da) o saflara girmekle, o cemâat-ı uzmâya (büyük cemâate) dâhil olsun ki, o cemâatın icmâ‘ ve tevâtürü (aynı fikirde ittifâk etmeleri), onun namazda söylediği her da‘vâya ve her sözüne bir hüccet ve bir bürhân (delîl) olsun. Meselâ, namaz kılan: اَلْحَمْدُلِلّٰهِ dediği zaman, sanki o zamanda o cemâat-ı uzmâyı teşkîl eden bütün mü’minler: ‘Evet, doğru söyledin!’ diye onun o sözünü tasdîk ediyorlar (doğruluyorlar). Ve bu tasdikler, hücûm eden evhâm (vehimlere) ve vesveselere karşı ma‘nevî bir kalkan vazîfesini görür. Ve aynı zamanda, bütün hâsseleri (hisleri) ve latîfeleri ve duyguları o namazdan zevklerini ve hisselerini alırlar. Yalnız, musallînin Kâ‘be’ye olan şu hayâlî nazarı kasdî olmamalıdır. Tebaî (kasdî olmayan) bir şuûrdan ibâret bulunmalıdır.” (Mesnevî-i Nûriye, Katre, 63)  
İhsan Aktaş
swap_vert close
Gerçekten, (kıblenin Kâbe’ye çevrilmesi hususunda) biz senin çok defa yüzünü göğe doğru çevirip durduğunu (vahiy beklediğini) görüyoruz. Şimdi elbette seni hoşnut olacağın kıbleye çevireceğiz. Artık yüzünü Mescid-i Haram’a (Kâbe’ye) doğru çevir. Her nerede bulunursanız, yüzünüzü onun tarafına çevirin. Aslında kendilerine kitap verilmiş olanlar, kıblenin sadece Allah tarafından değiştirilebileceği bir gerçek olduğunu çok iyi bilirler. Ayrıca Allah, onların yapmakta olduklarından habersiz de değildir. *
(*) Ayrıca kıblenin Mescid-i Haram’a çevirilmesiyle ilgili ayet namaz içinde değil, tam aksine çoğunluğa göre namaz dışında indirilmiştir, deniliyor: Bkz: وقيل : إن الآية نزلت في غير صلاة ، وهو الأكثر وكان أول صلاة إلى الكعبة العصر ، والله أعلم (تفسير القرطوبي  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
(Ey Elçi) Senin yüzünün, arayış içinde, gökyüzüne doğru döndüğünü görüyoruz. Elbette seni memnun olacağın yöne çevireceğiz. Artık yüzünü Mescit-i Haram yönüne çevir. (Ey iman edenler!) Sizde, her nerede olursanız olun, yüzünüzü Mescit-i Haram tarafına çevirin. Ehli Kitap bu uygulamanızla, değişimin Rabbinizden gelen bir hak olduğunu bilsinler. Allah, yaptıklarından habersiz değildir.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Doğrusu, Biz senin gözlerini gökyüzüne diktiğini görüyoruz. Onun için Biz seni gönlünün dilediği bir yönelgeye döndürüyoruz. Şimdi sen de Mescid-i Haram’dan yana dön. Artık siz de nerede bulunursanız bulunun, hep o yöne dönün. İşte kendilerine Kitap verilenler onun çalablarından gelme bir gerçek olduğunu iyice bilirler. Allah onların bütün işlediklerinden bilgisiz değildir.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Yüzünü [⁹] göğe çevirdiğini çok görüyoruz [¹⁰];* Bunun için her halde seni, hoşnut olacağın kıbleye döndüreceğiz. Artık yüzünü Mescid-i Haram canibine çevir. Her nerede bulunursanız yüzünüzü o canibe çevirin. Kendilerine Kitap verilenler bunun [¹¹] Rabbileri tarafından hak olduğunu bilirler. Allah onların yaptıklarından gâfil değildir.
[9] Kâbe'ye yönelmeğe delâlet eden Âyet-i Kerimenin nüzulü arzusiyle,[10] Yahut «her halde görüyoruz».[11] Nebî'nin veya tahvil keyfiyetinin.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Biz senin yüzünü göğe çevirip durduğunu elbette görüyoruz ve seni razı olacağın bir kıbleye muhakkak döndüreceğiz. Haydi, yüzünü Mescid-i Harâm tarafına çevir. Bundan böyle nerede olursanız olun, (namazda) yüzlerinizi o yöne çeviriniz. Kendilerine kitap verilenler, bunun Rableri tarafından bir gerçek olduğunu elbette bilirler. Allah onların yaptıklarından gafil değildir.
Kadri Çelik
swap_vert close
Şüphesiz yüzünü göğe çevirip durduğunu görüyoruz. Hoşnut olacağın kıbleye seni elbette çevireceğiz. Artık yüzünü Mescid-i Haram semtine çevir. Bulunduğunuz yerde yüzlerinizi o yöne çevirin. Doğrusu kitab verilenler, onun Rablerinden bir gerçek olduğunu mutlaka bilirler. Allah onların yaptıklarından gafil değildir.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Ey Muhammed! Biz senin, yüzünü sık sık göğe çevirip durduğunu görüyoruz. Elbette seni hoşnut olacağın kıbleye yönelteceğiz: Artık namaz kılarken, yüzünüMekke tarafına, Mescid-i Haram yönüne çevir! Siz de ey inananlar, her nerede olursanız olun, yurtlarınızın farklılığına, yönlerinizin değişikliğine; ırklarınızın, dillerinizin ve renklerinizin başkalığına rağmen, aynı hedefe yönelen, aynı hayat düzeninin egemenliğini gerçekleştirmeye çalışan bir tek ümmet olma bilinciyle, yüzünüzü o yöne çevirin!Aslında kendilerine Kitap verilen Hıristiyan ve Yahudiler, bunun Rablerinden gelen bir gerçek olduğunu pekâla bilirler. Onlar, tüm inananların ortak atası olan Hz. İbrahim tarafından yapılan Kâbe’ye yönelmenin, yüce Allah’ın emrine dayalı, tartışma götürmez kesin bir gerçek olduğunu gâyet iyi bilirler, fakat dünyevî çıkarlarına ters düştüğü için, bunu kabullenmeye yanaşmazlar.Allah, onların yaptıklarından habersiz değildir.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Hava’da yüzünü çevirip durduğunu mutlaka görüyoruz. Elbette seni razı olacağın bir kıbleye döndüreceğiz. Yüzünü Mescid ül-Harâm yönüne çevir! Nerede olursanız olun, yüzlerinizi o yöne çevirin! Kitap verilmiş kimseler, onun, rabb’lerinden gelen Hakk olduğunu biliyorlar. Allah, onların işleyeceği şeylerden gâfil değildir.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Resulüm! biz çoktandır senin, gözlerini habire gök yüzüne dikip durduğunu görüyorduk. Artık seni, memnun olacağın bir kıbleye döndüreceğiz. Artık yüzünü Kabe’ye doğru çevir. Bundan böyle nerede olursanız olun yönünüzü ona dönün. Ehlikitap da, bu değişimin Rab'leri tarafından olduğunu bilirler. Çünkü Allah, onların içinde olup bitenlerden habersiz değildir.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Senin yüzünü göğe doğru defalarca çevirdiğini görüyoruz. Elbette seni hoşnut olacağın kıbleye (yöne) çevireceğiz. Bundan böyle yüzünü Mescid-i Haram’a doğru çevir. Ey Müslümanlar! Siz de nerede olursanız olun, yönünüzü Mescid-i Haram’a çevirin. Şüphesiz! Kendilerine kitap verilenler, bunun Rabbinden gelen bir gerçek olduğunu bilirler. Allah onların yaptıklarından habersiz değildir. Onun için yönünüzü Mescid-i Haram’a çevirin ki orası sizin için apayrı bir merkez, ayrı bir toplanma alanı olsun! Orayı hak ve adalet üzerine ayakta tutun! Yeryüzünün neresinde olursa olsun bütün Müslümanların bakışını Mescid-i Haram’a çevirmesi ilkeniz olsun! İnsanların kendi kendilerine oluşturdukları yaşam düzenlerine inat, Mescid-i Haram Allah’a teslim olanların, Allah’a göre yaşayanların merkezi olsun!
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Yüzünü göğe çevirişini (haber beklediğini) elbette görüyoruz. [*] Elbette seni memnun olacağın bir kıbleye döndürüyoruz. Yüzünü Mescid-i Haram tarafına çevir! Siz de nerede olursanız olun, (namazda) yüzlerinizi onun tarafına çevirin! Şüphesiz ki kendilerine kitap verilmiş olanlar, onun Rablerinden (gelen) gerçek olduğunu bilirler. Allah onların yaptıklarından habersiz değildir.
Bu ifade, Hz. Muhammed’in kıble olarak Kudüs’e doğru yönelişiyle ilgili tavrının kendi içtihadı olduğunu göstermektedir. Kudüs’e yöneliş vahiy ile belirlenmiş olsaydı Hz. Muhammed’in böyle bir arayışa girmesi düşünülemezdi. Kaldı ki böyle bir ilahî emir olsaydı, bunun Kur’an’da yer alması gerekirdi.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Biz, senin yüzünü göğe çevirip durduğunu görüyoruz ve seni, hoşlanacağın kıbleye kesinlikle döndüreceğiz. Artık yüzünü, hemen Mescid-i Haram yönüne çevir. Bundan böyle nerede olursanız olun,¹ yüzlerinizi (namazda) o tarafa çevirin.² Şüphesiz kendilerine kitap verilenler, bunun Rablerinden gelen bir gerçek olduğunu elbette bilirler. (Şunu bilin ki) Allah, yaptıklarınızdan kesinlikle habersiz değildir.
1 Bu ifâdeden namaz kılmak için Müslümanlara özel bir yerin (mescid, cami gibi) şart olmadığı anlaşılmaktadır.2 Artık bu emirle, eski kıble (Mescid-i Aksa) nesh edilmiş ve namazda yeni Kıble olan Mescid-i Haram’a yönelmek farz kılınmış oldu. Buna göre namazda; yüzün ve bedenin Mescid-i Haram’dan başka bir tarafa döndürülmesi namazı bozar. Âyette kıblenin Kâbe değil de içerisinde Kâbe’nin de bulunduğu Mescid-i Haram olarak belirtilmesi çok önemlidir. Bu alan Kâbe’den daha geniş olduğu için uzak memleketlerdekiler için kıblenin isabet ettirilmesi daha da kolaylaşmıştır.  
Muhammed Esed
swap_vert close
Biz, [ey Peygamber,] senin sık sık yüzünü [bir kılavuz arayışı içinde] göğe çevirdiğini görüyoruz: ve şimdi seni tam tatmin edecek bir kıbleye döndürüyoruz. Artık yüzünü Mescid-i Harâm’a çevir; ve siz, hepiniz, nerede olursanız olun, yüzünüzü [namaz esnasında] o yöne döndürün. Doğrusu, daha önce kendilerine vahiy tevdî edilmiş olanlar, bu emrin Rablerinden gelen bir hakikat olduğunu çok iyi bilirler; ve Allah onların yaptıklarından habersiz değildir.
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Yüzünü göğe doğru çevirip durduğunu elbette görmekteyiz. İşte seni hoşnut olacağın kıbleye çeviriyoruz. Öyleyse yönünü Mescid-i Haram’a doğru çevir! Nerede bulunursanız bulunun sizde yönünüzü o yöne çevirin. Kendilerine kitap verilenler şunu iyi bilirler ki, bu Rablerinden gelen hakkın ta kendisidir. Allah, onların yaptıklarından habersiz değildir. 2/149, 3/96-97
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Biz senin yüzünü gökyüzüne çevirip durduğunu görüyorduk. Elbette seni razı olacağın bir kıbleye döndürecektik: Artık yüzünü Mescid-i Haram’dan yana çevir! Siz de nerede olursanız olunuz yönünüzü o yana çeviriniz![²⁸⁷] Kendilerine daha önce vahiy emanet edilmiş olanlar, bu emrin Rablerinden gelen bir gerçek olduğunu iyi bilirler: Allah onların yaptıklarından habersiz değildir.
[287] Sözlükte “bir şeyin parçası” anlamına gelen şatra, burada “..den tarafa, ..e doğru” anlamına gelir. Sadece bu kelime, namaz kılan mü’minleri kıbleyi derece olarak tam tutturmak gibi zor bir mükellefiyetten kurtarmış, Mescid-i Haram “tarafına” yönelmeyi yeterli görmüştür.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
(Ey Muhammed) Biz senin yüzünü (arzuladığın vahyi bekleyerek) çok kere göğe çevirdiğini elbette görüyoruz, işte şimdi seni hoşnut olacağın bir kıbleye döndüreceğiz; haydi (namazda) yüzünü artık Mescid-i Haram'a doğru çevir; (Ey müminler) siz de, nerede olursanız olun, (namazda) yüzlerinizi o tarafa çevirin. Kuşkusuz kendilerine kitap verilenler de bunun (kıblenin değiştirilmesi emrinin) Rablerinden gelen bir gerçek (emir) olduğunu (Kabe'nin vaktiyle İbrahim a.s.’ın kıblesi olduğunu ) bilirler. Allah onların yapmakta olduklarından elbette gafil değildir.
Osman Fırat
swap_vert close
(Ey Muhammed), biz senin yüzünü göğe doğru(kıble için) çevrip durduğunu görüyoruz. Elbette seni, hoşlanacağın bir kıbleye döndüreceğiz. (Bundan böyle) yüzünü Mescidi Harâm tarafına çevir. Nerede olursanız, yüzlerinizi o yöne çevirin. Kitap verilenler, bunun Rableri tarafindan bir gerçek olduğunu bilirler. Allâh onların yaptıklarından habersiz değildir.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Biz senin yüzünün semaya doğru çevrilip durduğunu muhakkak görüyoruz. Artık seni hoşnud olacağın bir kıbleye muhakkak tevcih edeceğiz. Haydi yüzünü Mescid-i Haram tarafına döndür. Ve her nerede bulunursanız yüzlerinizi onun tarafına tevcih ediniz. Ve şüphe yok ki kendilerine kitap verilmiş olanlar da bunun Rabbleri tarafından hak olduğunu elbette bilirler. Ve Allah onların amellerinden gâfil değildir.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Elbette ilâhî buyruğu bekleyerek yüzünün semada aranıp durduğunu görüyoruz. Artık müsterih ol, işte memnun olacağın kıbleye seni yöneltiyoruz! Haydi yüzünü Mescid-i Harâm'a doğru çevir! Siz de ey müminler, nerede olursanız olunuz yüzünüzü oraya doğru çevirin! Kendilerine kitap verilmiş olanlar, kıbleyi çevirmenin gerçekten Rab'leri tarafından olduğunu bilirler. Allah onların yaptıklarından habersiz değildir. {KM, Yuhanna 4, 21}
Süleyman Ateş
swap_vert close
(Ey Muhammed), biz senin yüzünün göğe doğru çevrilip durduğunu (gökten haber beklediğini) görüyoruz. (Merak etme) elbette seni, hoşlanacağın bir kıbleye döndüreceğiz. (Bundan böyle) yüzünü Mescid-i Haram tarafına çevir. Nerede olursanız, yüzlerinizio yöne çevirin. Kitap verilenler, bunun Rableri tarafından bir gerçek olduğunu bilirler. Allah onların yaptıklarından habersiz değildir.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
(Yâ Muhammed) Biz senin gözini semâya çevirdiği (senin kıblenin Ka'be'ye tahvîli içün emre intizâr iylediğini) göririz. Seni irzâ idecek (râzı olacağın) kıbleye çevireceğiz. Yüzini Mescid-i Harâm tarafına çevir. (Ey mü'minler) her nerede olur iseniz olınız (namâzda) yüzinizi onun (Mescid-i Harâm'ın) tarafına çeviriniz. Ehl-i Kitâb bunun (tahvîl-i kıblenin) rableri tarafından hak oldığını bilirler. Allâh Te'âlâ işlediğiniz şeylerden gâfil değildir.[²]
[2] Rasûlullah Medine'yi teşrîflerinden i'tibâren onaltı ay kadar Beytü'l Makdis'e müteveccihen namâz kıldılar. Bir gün ashâbıyla berâber (Benû Seleme) mescidinde öğle namâzını edâ buyurmakdalar iken iki rek'ati edâdan sonra tahvîl-i kıble emri gelmekle üçünci rek'ati Mescid-i Harâm'a dönerek kıldılar ve namâzı ikmâl iylediler. O sebeble (Benû Seleme) mescidine (iki kıbleli) nâmı virildi. Kütüb-i Mukaddese'de müslümanların na'tı sırasında iki kıbleye namâz kılacakları mezkûr oldığından Ehl-i Kitâb tahvîl-i kıblenin doğrı ve hak oldığını bilirlerdi.  
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
(Ey Nebî,) Yüzünün sık sık göğe döndüğünü görüyoruz. Seni istediğin kıbleye elbette çevireceğiz. Artık yüzünü Mescid-i Haram tarafına çevir! (Müminler! Siz de) Nerede olursanız olun, (namazda) yüzünüzü onun tarafına çevirin! Kendilerine kitap verilenler iyi bilirler ki bu, Sahiplerinin (Rablerinin) gerçek hükmüdür. Yaptıkları hiçbir şey, Allah’a gizli kalmaz.
Şaban Piriş
swap_vert close
(Ey Muhammed) Yüzünü semaya çevirip durduğunu görüyoruz. Seni hoşnut olacağın kıbleye çeviriyoruz. Yüzünü Mescid-i Haram'a çevir. Nerede bulunursanız bulunun yüzlerinizi o yöne çevirin. Kitap ehli, bunun Rab'lerinden gelen bir hak olduğunu çok iyi bilirler. Allah, onların yaptıklarından habersiz değildir.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Yüzünü semâya çevirip durduğunu görüyoruz; Biz seni hoşnut olacağın bir kıbleye yönelteceğiz. Artık yüzünü Mescid-i Haram tarafına çevir. Nerede olursanız olun, yüzünüzü o yöne çevirin.(61) Kendilerine kitap verilenler, bunun Rablerinden gelen hakkın tâ kendisi olduğunu elbette bilirler. Allah onların yapmakta olduklarından habersiz değildir.
(61) Böylelikle, dünyanın dört bir tarafındaki mü’minler, yüzlerini tek bir yöne çevirmek suretiyle, birlik halinde bir toplum olduklarını gösterirler. Kur’ân’ın inişinden bu yana geçen zaman içinde dünyanın bir bütün halinde vermekte olduğu resim göz kamaştırıcıdır: Gece ile gündüz birbirini kovaladıkça, ezanlar da birbirini izleyerek yeryüzünü baştan başa dolaşır. İnsanlar saf saf namaza dururlar. Saflar birbirini izler. Dünyanın dört bir yanında, gece ve gündüz, her an namazlar kılınır; insanlar kendilerine emredilen tek bir yöne yüzlerini çevirerek Âlemlerin Rabbine kulluklarını sunarlar.  
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Biz senin, yüzünün habire göğe doğru çevrildiğini elbette görüyoruz. Hoşlanacağın bir kıbleye seni elbette döndüreceğiz. Artık yüzünü Mescid-i Haram yönüne çevir. Nerede olsanız yüzünüzü Mescid-i Haram yönüne döndürün. Kendilerine kitap verilenler, onun, Rablerinden bir gerçek olduğunu çok iyi bilirler. Allah onların yapıp ettiklerinden habersiz değildir.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
bayıķ görürüz dönmegi ni yüzünüñ gökde; pes virevüz saña bir ķıbla ħosnūd olasañ. pes yüz dut yüzüñi mescid-i ḥarām daħı ķanda kim olasız yüz dutuñ yüzlerüñüzi anuñ yaña. daħı bayıķ anlar kim virinildiler kitāb bilürler kim bayıķ ol ḥaķdur çalabı’larından. degül Tañrı ġāfil andan kim işlersiz.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Taḥḳīḳ biz görür‐biz yüzüñi göge döndermegi. Pes seni bir ḳıbleye dönde‐rür‐biz ki sen aña rāżī olasın. Pes dönder yüzüñi Mekkeye ḳarşu Daḫı herḳanda olsañuz dönderüñüz yüzlerüñüzi aña ḳarşu. Taḥḳīḳ ol kişiler kimkitāb virildi anlara, bilürler bu ḳıble Mekke olmaḳ ḥaḳdur Çalaplarından.Tañrı Ta‘ālā ġāfil degüldür anlar işledügi işlerden.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
(Ya Rəsulum!) Biz sənin üzünün göyə tərəf çevrildiyini görürük, ona görə də səni razı olduğun qibləyə tərəf döndərəcəyik. İndi üzünü Məscidülhərama tərəf çevir! (Ey müsəlmanlar!) Harada olsanız (namaz vaxtı) üzünüzü oraya döndərin! Kitab verilmişlər bunun öz Rəbbi tərəfindən bir həqiqət olduğunu yaxşı bilirlər. Allah onların əməllərindən xəbərsiz deyildir.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
We have seen the turning of thy face to heaven (for guidance, O Muhammad). And now verily We shall make thee turn (in prayer) toward a qiblah which is dear to thee. So turn thy face toward the Inviolable Place of Worship, and ye (O Muslims), wheresoever ye may be, turn your faces when ye pray) toward it. Lo! those who have received the Scripture know that (this Revelation) is the Truth from their Lord. And Allah is not unaware of what they do.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
We see the turning of thy face (for guidance) To the heavens(147): now Shall We turn thee to a Qiblah that shall please thee. Turn then Thy face in the direction of the sacred Mosque(148): Wherever ye are, turn your faces in that direction. The people of the Book(149) know well that that is the truth from their Lord. Nor is Allah unmindful of what they do.
147 This shows the sincere desire of Al Mustafa to seek light from above in the matter of the Qiblah. Until the organisation of his own People into a well - knit community, with its distinctive laws and ordinances, he followed a practice based on the fact that the Jews and Christians looked upon Jerusalem as a sacred city. But there was no universal Qiblah among them. Some Jews turned towards Jerusalem , especially during the Captivity, as we shall see later. At the time of our Prophet, Jerusalem was in the hands of the Byzantine Empire , which was Christian. But the Christians oriented their churches to the East (hence the word "orientation"), which is a point of the compass, and not the direction of any sacred place. The fact of the altar being in the East does not mean that every worshipper has his face to the east: for, according at least to modern practice, the seats in a church are so placed that different worshippers may face in different directions. The Preacher of Unity naturally wanted, in this as in other matters, a symbol of complete unity, and his heart was naturally delighted when the Qiblah towards the Ka'bah was settled. Its connection with Abraham gave it great antiquity: its character of being an Arab centre made it appropriate when the Message came in Arabic, and was preached through the union of the Arabs; at the time it was adopted, the little Muslim community was shut out of it, being exiles in Mad i nah, but it became a symbol of hope and eventual triumph, of which Muhammad lived to see the fulfillment; and it also became the centre and gathering ground of all peoples in the universal pilgrimage, which was instituted with it. 148 The Sacred Mosque: i.e. the mosque wherein the Ka'bah is located, in the sacred city of Makkah . It is not correct to suggest that the command making the Ka'bah the Qiblah abrogates 2:115, where it is stated that East and West belong to Allah. This is perfectly true at all times, before and after the institution of the Qiblah. As if to emphasise this, the same words about East and West are repeated in this very passage, see 2:142 above. Where the Itqan mentions mansukh in this connection, I am sorry I cannot follow that opinion, unless mansukh is defined in a special way, as some of the commentators do. (R). 149 Glimmerings of such a Qiblah were already foreshadowed in Jewish and Christian practice but its universality was only perfected in Islam.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
قَدْ
ger- çekten
نَرٰى
görü- yoruz
تَقَلُّبَ
çevrilip durmasını
وَجْهِكَ
yüzünün
فِي السَّمَٓاءِۚ
göğe
فَلَنُوَلِّيَنَّكَ
artık elbette seni döndüreceğiz
قِبْلَةً
bir kıble- ye ki
تَرْضٰيهَاۖ
ondan razı olacaksın
فَوَلِّ
artık çevir
وَجْهَكَ
yüzünü
شَطْرَ
tarafına
الْمَسْجِدِ الْحَرَامِۜ
Mescid-i Harâm
وَحَيْثُ مَا
ve o yerde ki
كُنْتُمْ
oldunuz
فَوَلُّوا
artık çevirin
وُجُوهَكُمْ
yüzünüzü
شَطْرَهُۜ
o tarafa
وَاِنَّ
ve şüp- hesiz
الَّذ۪ينَ
o kim- seler ki
اُو۫تُوا
kendile- rine verildi
الْكِتَابَ
kitap
لَيَعْلَمُونَ
gerçekten biliyorlar
اَنَّهُ
şüphe- siz o
الْحَقُّ
haktır
مِنْ رَبِّهِمْۜ
Rabblerinden
وَمَا اللّٰهُ
ve Allah değildir
بِغَافِلٍ
gâfil
عَمَّا
o şeyler- den ki
يَعْمَلُونَ
yapıyorlar
(Resulüm!) Biz, senin yüzünü (defalarca) göğe doğru çevirip durduğunu (haber beklediğini) görüyoruz. Artık seni, razı olacağın bir kıbleye döndüreceğiz. Bundan böyle yüzünü Mescid-i Harâm tarafına (Kâbe'ye doğru) çevir. (Ey mü'minler! Siz de) Nerede olursanız olun, (namazda) yüzlerinizi o tarafa çevirin. Şüphe yok ki kendilerine kitap verilen (Yahudi ve Hristiyan)lar, bunun Rabblerinden (gelen) hak olduğunu çok iyi bilirler. Allah, onların yaptıklarından gâfil değildir.
قَد
Edat
قَد
Katiyen, muhakkak, doğrusu, hakikaten, kesin olarak, andolsun
رَاَى
Fiil-I
ر ا ي
Gördü, anladı, bildi, düşündü
تَقَلُّب
Fiilimsi-V
ق ل ب
Çevrilip durdu, gezip dolaştı
وَجْه
İsim
و ج ه
Yüz, vech, teveccüh
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
سَمَٓاء
İsim
س م و
Gök, sema
وَلّٰى
Fiil-II
و ل ي
Döndü, çevirdi, dönüp kaçtı, üstlendi, dost etti, yöneldi, yüz çevirdi
قِبْلَة
İsim
ق ب ل
Kıble, kıblegâh
رَضِىَ
Fiil-I
ر ض و
Razı oldu, hoşlandı, rızaya kavuştu
وَلّٰى
Fiil-II
و ل ي
Döndü, çevirdi, dönüp kaçtı, üstlendi, dost etti, yöneldi, yüz çevirdi
وَجْه
İsim
و ج ه
Yüz, vech, teveccüh
شَطْر
Yer zarfı
ش ط ر
Taraf
مَسْجِد
İsim
س ج د
Mescid
حَرَام
İsim
ح ر م
Haram, ihram, dokunulmaz
حَيْث
İsim
ح ي ث
O yer, o yerde, o yeri ki
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
كَانَ
Fiil-I
ك و ن
İdi, oldu
وَلّٰى
Fiil-II
و ل ي
Döndü, çevirdi, dönüp kaçtı, üstlendi, dost etti, yöneldi, yüz çevirdi
وَجْه
İsim
و ج ه
Yüz, vech, teveccüh
شَطْر
Yer zarfı
ش ط ر
Taraf
اِنّ
Edat
اِنّ
Şüphesiz, kesinlikle, muhakkak, elbette, gerçekten, zira, çünkü, doğrusu, daima. Cümledeki bilgiyi pekiştirmek için kullanılır.
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
اٰتَى
Fiil-IV
ا ت ي
Verdi
كِتَاب
İsim
ك ت ب
Kur'ân, kitap, yazılmış olan, mektup
عَلِمَ
Fiil-I
ع ل م
Bildi
اَنّ
Edat
اَنّ
Muhakkak, şüphesiz, diğini. Mastar cümlesi oluşturmak için kullanılır. (Genellikle cümle ortasında kullanılır, kendisinden önce bir fiil olması gerekir.)
حَقّ
İsim
ح ق ق
Hakk (Allah'ın esması, ismidir. Hakk olan, gerçek olan demektir), hak, hakkını verdi, hakiki, gerçek, hakikat
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
رَبّ
İsim
ر ب ب
Rabb (Allah'ın esması, ismidir. Rahmetiyle terbiye eden demektir), efendi
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
غَافِل
Etken fiil
غ ف ل
Gâfil, habersiz
عَن
Ayrılma hâl eki
عَن
-den, -dan, hakkında
عَمِلَ
Fiil-I
ع م ل
İşledi, yaptı, amel etti, çalıştı, iş yaptı