Biz doğru yolu gösterdiğimiz gibi, sizi de, Kur'ân'ı bilen ve bütün insanlara tebliğ eden, çözüm getiren, güvenilir örnek önderler ve doğruları konuşan şâhitler olmanız, ilâhî hükümleri icraya, ülkeyi imara, dünya düzenini kurmaya, sağlamaya memur tek yetkili Rasûlün, Muhammed'in de Kur'ân'ı tebliğ eden, çözüm getiren güvenilir örnek önder, doğruları konuşan şâhit olması için sizi mûtedil, âdil, hayırlı, makul, seçkin, ahlâkî değerleri, itidali ve adâleti belirleyici güç kabul eden açık bir toplum, bir millet haline getirdik. Senin arzulayıp da, şu anda yönelmediğin kıbleyi, Kâbeyi, biz ancak peygambere, Kur'ân'a ve sünnete uyanı, ökçeleri üzere geri dönenden ayırt etmemiz için kıble yaptık. Bu iş, elbette, Allah'ın hidayeti, doğru yolu nasip ettiği kimselerin dışındakilere çok ağır gelecekti.
Allah imânda sebatınızın, sadakatinizin, imânınızın eseri olan amellerinizin karşılığını yok etmez, kaybetmez. Allah insanlara karşı çok şefkatli, engin merhamet sahibidir.
bk. Kur’ân-ı Kerim, 4/115; 6/159; 17/82; 41/44; et-Tâc, 5/179. Bu âyette Rasul’den önce eklenen ifadeler, 38/26. âyetteki halife kelimesinin rasul manasına kullanılması “en-Nüket ve’l-uyûn, 5/90” ve “Tirmizî, Zühd, 26, Buhârî, Ahkâm, 42, Kader 8, Neseî, Biat 32, Müsned-i Ahmed, 2/237, 289, 3/39, 88”de Ebû Hüreyre’den rivayet edilen hadiste geçen halife kelimesinin de Rasul manasına kullanıldığının görülmesi ve teyit edilmesi ve Rasulullah’ın fiili sünnetinin de böyle olması sebebiyle otuza yakın âyette Rasul’den önce bu ifadeler kullanılmıştır.