close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Bakara Sûresi 142. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Seyekûlu-ssufehâu mine-nnâsi mâ vellâhum ‘an kibletihimu-lletî kânû ‘aleyhâ(c) kul li(A)llâhi-lmeşriku velmaġribu yehdî men yeşâu ilâ sirâtin mustekîm(in)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
İnsanlardan aklı, idraki olmayanlar diyecekler ki: Bunları, yöneldikleri kıbleden döndüren sebep de nedir? Doğu da Allah'ındır de, batı da. Dilediğine doğru ve düz yolu buldurur.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
İnsanlardan (birtakım) beyinsiz ve seviyesiz olanlar (Müslümanlar için): "Onları üzerine yöneldikleri daha önceki kıblelerinden (Kudüs’ten) çeviren nedir?" diyecekler. De ki: "Doğu da Allah’ındır, Batı da. (İbadetlerde; yönden ve şekilden önce, kalbe ve niyete yoğunlaşmak gerekir.) O, dilediği kimseyi doğru yola yöneltir."
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Bir takım dar görüşlü beyinsizler, müslümanları şimdiye kadar uydukları kıbleden döndüren nedir? Diyecekler. De ki: “Doğu da, Batı da Allah'ındır. O isteyen kimseyi dilediği şekilde dosdoğru yola iletir.”
Ahmet Tekin
swap_vert close
Bir kısım beyinsiz kimseler; “Bunları bulundukları kıbleden çeviren nedir?" diyecekler. “Doğu da, batı da Allah'ındır. Allah, sünnetine, düzeninin yasalarına uygun olarak, iradesinin tecellisine tâbi, akıllı ve sorumlu varlıkları sırat-ı müstakîme, doğru, muhkem, güvenli, mutedil yola, İslâmî hayata iletir." de.
Ahmet Varol
swap_vert close
İnsanların düşüncesizleri: "Onları daha önceki kıblelerinden çeviren ne oldu?" diyecekler. De ki: "Doğu da batı da Allah'ındır. Dilediğini doğru yola iletir."
142.İbnu İshak`ın Bera`dan rivayet ettiğine göre Müslümanların kıbleleri önce Mescidi Aksa idi. Resulullah (a.s.) ise kıblenin Ka`be olmasını istiyordu. Bunun üzerine Yüce Allah: "Yüzünü göğe doğru çevirip durmanı görüyoruz. Seni hoşnut kalacağın kıbleye doğru yönelteceğiz. Artık yüzünü Mescid-i Haram tarafına çevir. Ve her nerede olursanız olun yüzünüzü onun tarafına çevirin" mealindeki ayeti kerimesini indirdi. Bunun üzerine insanların düşüncesizleri: "Onları (Müslümanları) daha önce yönelmekte oldukları kıblelerinden çeviren ne oldu?" diye konuşmaya başladılar. Yüce Allah da bu ayeti kerimesini indirdi.  
Ali Bulaç
swap_vert close
Bir takım beyinsiz insanlar: 'Onları daha önceki kıblelerinden çeviren nedir?' diyecekler. De ki: 'Doğu da Allah'ındır, batı da. O dilediğini doğru yola yöneltir.'
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
(Medine'deki Yahûdi ve münafık) insanlardan akılsızlar yakında şöyle diyecekler: “-Müslümanları (eskidenberi Kudüs'e doğru namaz kıldıkları) kıbleden (Kâbe'ye) çeviren ne?” Onlara de ki, doğu da, batı da Allah'ındır; dilediğini doğru yola iletir.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
İnsanlardan akılları kıt olanlar: “Müslümanların ona yönelik ibadet ettikleri kıblelerinden onları çeviren ne?” diyecekler. (Peygamber Medine’ye geldiğinde, Allah’ın emriyle Kudüs’e doğru namaz kılmaya başlamıştı. Bu durum, bazı insanların tuhafına gitmişti. Kâbe dururken neden Kudüs’e doğru ibadet ediliyor? diye.) Sen de ki: “Doğu da batı da Allah’ındır. Allah istediğini doğru yola iletir.”
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Bazı dar kafalı insanlar, “Şimdiye kadar uydukları kıbleden onları vazgeçiren nedir?” diyecekler. De ki: “Doğu da batı da Allah'ındır; O, dileyeni doğru yola iletir.”
Besim Atalay
swap_vert close
İnsanlardan birtakım beyinsizler diyecek ki: «Onları, yönelmiş bulundukları kıblelerinden çeviren şey ne ola?»; diyesin ki: «Doğu, batı Allahındır, istediği kimseyi iletir doğru yola»
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
İnsanlar arasındaki dar kafalılar diyecekler ki: “Şimdiye kadar uydukları kıbleden onları (Müslümanları) vazgeçiren nedir?” Sen de deki: “Doğu da batı da Allah'ındır. O, (iyi niyet ve eyleminden dolayı) dilediğini/dileyeni doğru yola iletir.” 
Bkz. 2/115 ve dipnotu  
Cemil Said
swap_vert close
’Akılsız adamlar sana "Muhammed ve ashâbını evvelce teveccüh itdikleri kıbleden kendilerini kim çevirdi" diyü soracaklardır. Ânlara cevâben di ki "Şark ve garb Allâh’ındır istediğini müstakîm yola sevk ider."
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
İnsanların beyinsizleri, "Yöneldikleri kıbleden onları çeviren nedir?" diyecekler; de ki: "Doğu ve batı Allah'ındır. O, dilediğini doğru yola eriştirir".
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Birtakım kendini bilmez insanlar, “Onları (müslümanları) yönelmekte oldukları kıbleden çeviren nedir?” diyecekler. De ki: “Doğu da, Batı da Allah’ındır. Allah, dilediği kimseyi doğru yola iletir.”
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
İnsanlardan bir kısım sefihler, “Onları şimdiye kadar yöneldikleri kıbleden vazgeçiren sebep nedir?” diyeceklerdir. De ki: “Doğu da batı da Allah’ındır. O, dilediğini dosdoğru yola iletir.”
Diyanet Vakfı
swap_vert close
İnsanlardan bir kısım beyinsizler: Yönelmekte oldukları kıblelerinden onları çeviren nedir? diyecekler. De ki: Doğu da batı da Allah'ındır. O dilediğini doğru yola iletir.
Edip Yüksel
swap_vert close
Halktan bazı beyinsizler: "Yöneldikleri kıbleden onları çeviren nedir? ," diyecekler. De ki: "Doğu da batı da ALLAH'ındır. O dileyeni doğru yola iletir."
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
İnsanlar içinde bir kısım beyinsizler takımı, "Bunları bulundukları kıbleden çeviren nedir?" diyecekler. De ki: "Doğu da, batı da Allah'ındır. O, kimi dilerse onu hidayete erdirir."
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Nas içinde süfehâ takımı «bunları bulundukları Kıbleden çeviren ne? diyecek, Deki Meşrık da Magrib de Allahındır, o kimi dilerse doğru bir caddeye çıkarır
Emrah Demiryent
swap_vert close
İnsanlardan birtakım akılsızlar, “Onları (müslümanları, namaz için) yönelmekte oldukları kıbleden (Mescid-i Aksâ’dan Mescid-i Harâm’a) çeviren nedir?” diyecekler. (Habibim!) De ki: “(Bütün yerler ve yönler gibi) doğu da, batı da (zaman ve mekândan münezzeh olan) Allah’ındır. Allah, hidâyete ulaşmak üzere gayret sarf eden kimseyi (lütfuyla) doğru yola iletir.”
Erhan Aktaş
swap_vert close
İnsanlardan, birtakım beyinsizler: “Daha önce yöneldiğiniz kıbleden sizi çeviren nedir?” diyecekler. De ki: “Doğu da Batı da Allah'ındır. O, dileyen¹ kimseyi doğru yola iletir.”
1- Dileyeni/dilediğini: Hak edeni, doğru yolu bulma çabasında olanı. Allah, sapkınlığı gerektiren şeyleri yapanı saptırır; doğru yola iletilmeyi gerektiren şeyleri yapanı da doğru yola iletir, demektir. Ayetteki “Şâe” sözcüğü, “dilediğini” anlamının yanı sıra, “şey edeni”, “gayret göstereni”, “bir şey yapmak isteyeni” anlamına da gelmektedir.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
İnsanlardan (Yahudî ve müşriklerden) bir takım beyinsizler: «(Müslümanların namazda kıble edinib) üzerinde durdukları (devam etdikleri eski) Kıblesinden çeviren (sebeb) nedir?» diyecekler. De ki (Habîbim): «Doğu da Allahın, batı da. O, kimi dilerse onu doğru yola iletir.»
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
İnsanlardan bir kısım sefihler:(1) “Onları (o Müslümanları) üzerinde bulundukları(yöneldikleri) kıblelerinden çeviren nedir?” diyecekler.(2) (Ey Resûlüm! Onlara) de ki: “Doğu da batı da (her yer) Allah'ındır.” (O,) dilediği kimseyi (hikmetine binâen, kendi lütfundan)dosdoğru bir yola hidâyet eder.
(1)Sefih, aklı veya dîni eksik olan, lehinde ve aleyhinde olanı ayırd edemeyen ve menfaatli yolu bırakıp zararlı yolda giden, dînî cihetteki noksanlığıyla Allah’a isyân eden kimse demektir. (Râzî, c. 2/4, 102)(2)Hz. Peygamber (asm) ve Müslümanlar, Mekke’de iken, namazlarında Kâ‘be’ye yöneliyorlardı. Medîne’ye hicretten sonra Mescid-i Aksâ’ya yönelmeleri emrolundu. Sonra bu âyetin nâzil olmasıyla tekrar Kâ‘be’ye yöneldiler. (Nesefî, c. 1, 133)  
İhsan Aktaş
swap_vert close
İnsanlardan düşüncesiz olanları: ‘’Onları (Müslümanları) daha önceki kıblelerinden çeviren nedir?’’ diyecekler. De ki ’Doğu da batı da (her yer) Allah’ındır. O dileyeni (hidayeti tercih edip kendisine yöneleni) dosdoğru yola iletir.” *
(*) Mescidi Aksa’nın kıble oluşu hakkında iki görüş vardır, birinci ve doğru görüş, kıble hakkında ayet gelmeden önce namazlarda Hz. Peygamberin Mescid-i Aksa’ya yönelmesi tamamen kendi içtihadıyla gerçekleşmiştir, çünkü kıblenin Mescid-i Aksa olduğuna dair Kur’an’da hiçbir ayet veya işaret yoktur. Kurtubi bu görüşün İkrime, Ebu Ali’ye, Er Rabi’ ve Hasan el-Basri’ye ait olduğunu nakleder. Aşağıya alınan Maverdi ve İbni Kesir tefsirlerinin metnine bakılabilir. Yani eğer Kudüs’e yöneliş vahiy ile belirlenmiş olsaydı Hz. Muhammed’in kıblenin değişimi için böyle bir arayışa girmesi düşünülemezdi. Kaldı ki yüce Allah’ın böyle bir emir ve vahyi olsaydı, bunun Kur’an’da yer alması gerekirdi. Ama Kur’an’ da böyle bir işaret bile yoktur. Demek ki, Kur’an’ı Kerim’in birçok ayatlerinin nesih edildiğini ve bunlardan biri de kıble değişimi olduğunu iddia edenlerin iddiaları asılsız ve mesnetsizdir. İşte bu nesih iddiasını taşıyan zihniyet sahipleri haşa yüce Rabbimizin nice ayetlerini hükümsüz ve işlevsiz kılmaktadırlar. وحكى القرطبي في تفسيره عن عكرمة وأبي العالية والحسن البصري أن التوجه إلى بيت المقدس كان باجتهاده عليه الصلاة والسلام . والمقصود أن التوجه إلى بيت المقدس بعد مقدمه صلى الله عليه وسلم المدينة ، فاستمر الأمر على ذلك بضعة عشر شهرا.(. تفسير ابن كثير – تفسير الماوردي )  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
İnsanlardan dar kafalı, düşünemeyenler “Üzerinde bulundukları yönden (kıbleden) onları döndüren nedir?” diyecekler. Deki “Doğu da Allah’ın, batı da Allah’ındır. Allah, dileyen kimseyi doğru yola iletir.”
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
İnsanlar arasında bir takım alıklar şunu diyeceklerdir: « Onları yüz tutageldikleri yönelgeden çeviren nedir?» Onlara de ki: « Doğu da Allah’ındır, Batı da. Allah kimi dilerse onu doğru yola iletir.»
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Nâs/ın birtakım avanakları [¹] «— onları, yönelmiş oldukları kıblelerinden vaz geçirmelerine sebep ne oldu?» diyeceklerdir. [²] Sen onlara de ki: «— Maşrık da Allah/ındır, mağrip de, Allah dilediğini doğru yola götürür.
[1] Kıblenin tahvilini hoş görmeyen Yahudilerden yahut münafıklarından, veya müşriklerden, birtakım avanaklar yahut alelıtlak birtakım bilmezler.[2] Müstakbel sığası ile kelimesi henüz vuku bulmayan bir hâdiseyi, bildirmiş olur.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
İnsanlardan bazı beyinsizler “Onları/Müslümanları yöneldikleri kıbleden çeviren nedir?” diyeceklerdir. De ki: “Doğu da batı da Allah’ındır. O, dilediğini doğru yola ulaştırır.”
Kadri Çelik
swap_vert close
İnsanların beyinsizleri, “Yöneldikleri kıbleden onları çeviren nedir?” diyecekler. De ki: “Doğu ve batı Allah'ındır. O, dilediğini doğru yola hidayet eder.”
Mahmut Kısa
swap_vert close
İnsanlar arasından, ‘seçkin ve ayrıcalıklı toplum olma’ saplantısından bir türlü kurtulamamış bazı cahiller:“Şu Müslümanları, öteden beri yönelmekte oldukları kıblelerinden çeviren sebep nedir?” diyecekler. Onlara cevaben de ki:“Doğu da Allah’ındır, batı da. Aslında herhangi bir yönün diğerine üstünlüğü söz konusu değildir. Önemli olan doğuya veya batıya yönelmek değil, Allah’ın emrini yerine getirmek, gönderdiği dini hayata egemen kılmaktır. Ve O’nun dini, hiçbir ırkın veya sınıfın imtiyazı altında değildir. Zira O, hangi ırktan, hangi toplumdan, hangi cemaatten olursa olsun, samîmî olarak hakîkate yönelmek isteyeni dosdoğru yola iletir.”
Mahmut Özdemir
swap_vert close
İnsanlar’dan Sefihler / Kendini Bilmezler / Beyinsizler diyecektir ki: -“Onları, bulundukları mevcut kıblelerinden ne çevirdi?”. De ki: “Doğu ve Batı Allah’ındır. Dileyen / dileyeceği kimseye hidayet ediyor (yol gösteriyor)”.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Şimdi bazı şaşkınlar soracaklar ve: " Acaba Müslümanlar, mevcut kıblelerinden neden vazgeçtiler " diyeceklerdir. De ki: " Doğunun da batının da sahibi Allah'tır. İstediğini doğru olan herhangi bir yöne doğru döndürebilir ".
Mehmet Çoban
swap_vert close
Bir takım kendini bilmez insanlar, "Müslümanları yöneldikleri kıbleden çeviren nedir?" diyecekler. De ki: "Doğu da, Batı da Allah’ındır. Allah dilediği kimseyi doğru yola iletir."
Mehmet Okuyan
swap_vert close
İnsanlardan bazı beyinsizler “Yönelmekte oldukları kıblelerinden onları (Müslümanları) çeviren nedir?” diyecekler. [*] De ki: “Doğu da Batı da yalnızca Allah’a aittir. Dileyeni (layık gördüğünü) doğru yola ulaştırır.”
Hz. Muhammed Mekke’de namazını kılarken Âl-i İmrân 3:96’daki bilgiler gereği ilk mabet olması, Bakara 2:125, İbrâhîm 14:37 ve Hacc 22:26’daki ifadeler gereği Hz. İbrahim’in ve Hz. İsmail’in yöneldikleri kıble olması nedeniyle Kâbe’ye doğru namaz kılıyordu. Rivayetlere göre Kâbe’nin güney tarafında durarak kuzeye doğru Kudüs’ü de önüne alarak ibadet ediyordu. Hz. Muhammed çok kısa bir süre de olsa önce Mekke’de, ardından Medine’ye hicret edince oradaki kitap ehlinin yöneldiği kıble olması itibariyle, kuzeye doğru Beyt-i Makdis’e yönelme içtihadında bulunmuştu. Çünkü onlar da kendilerince ibadetlerini bir kıble bilinciyle yerine getirdikleri için, Hz. Muhammed de konu hakkında henüz herhangi bir ilahi prensip belirlenmemiş olması nedeniyle onlarla aynı yöne dönmeyi tercih etmiş olabilir.  
Mehmet Türk
swap_vert close
İnsanlardan birtakım beyinsizler: “Onları daha önce yöneldikleri kıblelerinden¹ çeviren nedir?” diyecekler. (Ey Muhammed!) onlara: “Doğu da Allah’ındır, batı da. O, dilediğini dosdoğru yola iletir.” de.
1 Kıble: Esasen Arapçada yön ve yönelme demektir. İnsanın her hangi bir tarafa yönelme hâlidir ki Türkçesi “yön” demektir. Örfen; Müslümanların namazda yöneldikleri Kâbe yönüne isim olmuştur. Hz. Muhammed (s.a.v) Mekke’de Kâbe’yi araya alarak Mescid-i Aksa’ya yönelerek namaz kılıyordu. Hicretten sonra Medine’de yaklaşık on yedi ay yine Mescid-i Aksa’ya yönelerek namaz kıldı. Bakara: 144. âyetin gelişinden sonra kıble Kâbe’ye çevrildi. Görülmesi durumunda kıbleyi Kâbe belirler. Kâbe’nin görülmemesi durumunda kıble, İmam Ebu Hanife’ye göre Kâbe’nin bulunduğu yöndür. Harem bölgesi içinde bulunanların kıblesi Mescid’ül-Haram, diğer yerlerdeki Müslümanların kıblesi de Harem bölgesidir. Kıbleye yönelmek namazın farzlarındandır. Herhangi bir yöne doğru kılınan namaz geçerli değildir. Kıblenin bilinmemesi durumunda namaz kılacak kişi, gerekli araştırmadan sonra kıble olarak belirlediği yönde namazını kılar. Bu durumda yön yanlış bile olsa namaz geçerlidir. Ancak namaz sırasında yönünün yanlış olduğunu öğrenirse kıbleye yönelmesi gerekir. Araştırma yapılmadan kılınan namazda yanlış yöne durulduğu anlaşılırsa namaz yeniden kılınır. Cenazeler gömülürken sağ yanlarına yatırılarak yüzleri kıbleye çevrilir. Hayvanlar da kesilirken kıbleye doğru yatırılır. Tüm bunlar bir Müslümanın ibadet ve fiillerinde Allah’a yönelişini, simgeler.  
Muhammed Esed
swap_vert close
İNSANLAR arasındaki dar kafalı düşüncesizler, “Şimdiye kadar uydukları kıbleden onları vazgeçiren nedir?” ¹¹⁶ diyecekler. De ki: “Doğu da Batı da Allah’ındır; O, dilediğini dosdoğru yola iletir.” ¹¹⁷
116 Peygamberliğinden önce ve risaletinin Mekke döneminin başlangıç yıllarında Muhammed (s) -ve o’nunla birlikte olanlar- namazlarında Kâbe’ye doğru yönelirlerdi. Bu, belli bir vahiy tarafından tavsiye edilmiş değildi, ama açıkçası Kâbe’nin -o dönemde İslam öncesi Arapların taptıkları çeşitli putlarla dolu olmasına rağmen- o zamana kadar Tek Allah’a adanmış ilk Mâbed olarak görülmesinin bir sonucu idi (karş. 3:96). Hz. Peygamber, Kudüs’ün -tevhîd inancının öteki kutsal merkezi- yüceliğinin farkında olduğundan, kural olarak, Kâbe’nin güney duvarının önünde durup kuzeye doğru namaz kılardı ki hem Kabe’yi hem de Kudüs’ü karşısına alabilsin. Medine’ye hicretinden sonra kuzeye doğru, yalnız Kudüs’ü kıble edinerek namaz kılmaya devam etti. Ancak Medine’ye varışından yaklaşık onaltı ay sonra Kâbe’yi kesin şekilde Kur’an’a tâbi olanların kıblesi olarak tayin eden vahiy (bu surenin 142-150. ayetleri) geldi. Böylece Kudüs’ün “terk edilmesi”, daha önce Müslümanların kendi kutsal şehirlerine doğru namaz kılmalarından dolayı sevinç duymuş olması gereken Medine Yahudilerini üzdü. İşte bu pasajın ilk cümlesi onlara atıf yapmaktadır. Ancak konuya tarihsel bakış açısından yaklaşılırsa ilahî buyruklarda kıble ile ilgili hiçbir değişiklik olmadığı görülür. Ve 142-150. ayetler vahyedilmeden önce bu konuda hiçbir talimat da mevcut değildi. Bu ayetlerin, esas olarak Hz. İbrahim’i ve o’nun akidesini konu alan önceki ayetlerle mantıksal bağlantısı, daha sonraları Kâbe olarak anılmaya başlanan Mâbedi ilk inşa edenin Hz. İbrahim olması gerçeğinde yatmaktadır.117 Yahut: “[Hidayet bulmak] isteyeni dosdoğru bir yola ulaştırır”.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
İnsanlardan birtakım beyinsizler: “Üzerlerinde bulundukları kıblelerinden onları döndüren nedir?” diyecekler. De ki: “Doğu da, batı da Allah’a aittir. O dileyip hak eden kimseyi dosdoğru yola iletir. 2/125...128-177
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
İNSANLAR arasından beyinsizler[²⁷⁷] çıkıp diyecekler ki: “Daha önce yöneldikleri kıbleden onları çeviren sebep nedir?”[²⁷⁸] De ki: “Doğu da batı da Allah’ındır:[²⁷⁹] O tercih eden/tercih ettiği kimseyi doğru yola yöneltir.[²⁸⁰]
[277] Sufehâ’, (t. sefîh) “kişinin duyguda, düşüncede, görüşte ve ahlâkta basitleşmesi, aklını kullanmaması” olarak tanımlanabilir. 130. âyette, bu fiil yalın hâlde değil nefs mef‘ûlüyle birlikte kullanılmıştır. Bu nedenle biz orada “kendini harcayan kimseler” olarak çevirdik. [278] Yakında gerçekleşecek etkileri çok yönlü ve derin olacak bir olaya zemin hazırlıyor: Kıble değişimi. Aslında, 124. âyetle açılan parantezin amacı sözü bu noktaya getirmekti. 143. âyetteki “daha önce yöneldiğin kıble” ifadesinden, ibadetlerde Mekke’de yönelinen kıblenin Kâbe olduğunu anlıyoruz. [279] Yani: “..her yer Allah’ındır”. [280] Zımnen: “O hakkı tercih eden kimseyi doğru yola yöneltmeyi ister.” Men ile birlikte gelen yeşâ’ fiilinin çift özneli konumu için bkz: 13:27; 14:4; 24:21 ve 47:17, ilgili notlar. Bu âyetteki “sırat-ı müstakîm”, Fâtiha’dakinden farklı olarak belirsiz gelmiş. Bu, yöneltilen doğru yolun daha önceden yürünenden farklı, yeni, önceden bilinmeyen birtakım özellikler taşıdığına işaret etse gerektir. İşte bu yeniliklerden biri de kıble meselesidir. İbrânî peygamberleri, Kudüs’teki Hacer-i Muallak’a yönelerek ibadet ederlerdi. İsrâiloğullarının kıblesi kutsal addolunan bu kaya idi. Allah Rasûlü, peygamberler zincirinin son halkası olarak, kıble meselesinde kendisinden önceki şeriat sahibi peygamberin bıraktığı yerden başladı. Aynı zamanda Kudüs’e yöneliş toplumsal bir terbiye unsuru oldu. Atası İbrahim’in hatırası Kâbe dururken bir Arab’ın başka bir yöne yönelerek ibadet etmesi cidden gurur kırıcıydı. Bu ağır sınavı mü’minler başarıyla verdiler ve Allah’a atalarından daha fazla bağlı olduklarını isbât ettiler. Onların ırk asabiyetleri ve kabile taassupları böyle törpülenmişti. Tabii bu durum Yahudilerin zaten abartılı olan gururlarını okşadı. Onlar bunu bir imtihan değil, kendi yersiz gururlarını okşayacak bir fırsat olarak gördüler. Akide hâline getirdikleri toplumsal kibirleri daha da arttı. Şimdi sınanma sırası onlardaydı. Fakat onların bu sınavdan nasıl çıkacağı daha başından haber veriliyordu ki, Allah Rasûlü’nün ve mü’minler hayal kırıklığına uğramasınlar.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
(Ey Muhammed) İnsanlardan (yahudi ve müşriklerden) bir kısım beyinsizler; "(Müslümanların namazda) yöneldikleri kıblelerinden (Kudüs'ten, Mekke'ye) çeviren sebeb nedir?" diye soracaklar. Onlara de ki. “Doğu da Allah'ındır, batı da! O, dilediği kulunu doğru yola iletir!
(Yeni bir peygamber ve yeni bir din gönderen Allah, onun ümmetine yeni bir kıble de tayin edebilir)  
Osman Fırat
swap_vert close
İnsanlardan bazı sefihler: "Onları (müslümanları), üzerinde bulundukları kıbleden çeviren nedir?" diyecekler. De ki: "Doğu da batı da Allâh’ındır. O, dilediğini doğru yola iletir. "
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Nâsdan bir takım sefihler yakında diyeceklerdir ki: «Onları, tarafına teveccüh ettikleri kıblelerinden hangi şey çevirdi?» De ki: «Maşrık da mağrip de Allah içindir. Dilediği kimseyi doğru bir yola iletir.»
Suat Yıldırım
swap_vert close
Akılsız insanlar: Bu Müslümanları daha önce yöneldikleri kıbleden çeviren sebep nedir? ” diyecekler. De ki: “Doğu da Batı da Allah'ındır. O dilediği kimseyi doğru yola yöneltir. {KM, Tekvin 2, 8; Çıkış 26, 22; Hezekiel 47, 1. Luka 1, 78}
Buharî’nin Berâ (r.a.)’dan naklettiği bir hadiste o şöyle demiştir: “Hz.Peygamber (s.a.s.) Medine’ye ilk teşrifinde, Ensar’dan olan dayılarının yurduna misafir oldu ve on altı, on yedi ay Kudüs’te bulunan Beytü’l-Makdis’e doğru namaz kıldı. Halbuki kıblesinin, Mekke’deki Beytü’l-Haram’a doğru olmasını arzu ederdi. Kâbe’ye yönelerek ilk kıldığı namaz, ikindi namazı olmuştu. Bir cemaat da onunla birlikte kıldılar. Ondan sonra, birlikte namaz kılanlardan biri çıktı. Mescidin birinde bulunan bir cemaate, onlar namazda iken uğradı. Onlar “Resulullah (s.a.s.) ile Mekke’ye doğru namaz kıldığıma Allah için şâhitlik ederim.” deyince, onlar namazlarını bozmadan Kâbe’ye döndüler.” Bu mescid, Beni Hârise mescidi olup, Mescid-i Kıbleteyn (iki kıbleli) mescit olarak günümüzde de Medine-i Münevvere’de bulunmaktadır. Âyetin son kısmı, kıble yönünün, Allah’ın sadece o tarafta olduğu mânasına gelmediğini kesin bir tarzda belirtmektedir.  
Süleyman Ateş
swap_vert close
İnsanlardan bazı beyinsizler: "Onları, üzerinde bulundukları kıbleden çeviren nedir?" diyecekler. De ki: "Doğu da batı da Allah'ındır. O, dilediğini doğru yola iletir."
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Nâsda sefîh olanlar ('akılsız câhiller) Muhammed ashâbı üzerlerinde bulundukları kıblelerinden ne şey çevirdi? diyeceklerdir. Onlara di ki: Meşrik ve mağrib (bütün dünyâ) Allâh Te'âlânındır. Kullarından dilediğini doğrı yola hidâyet buyurub götürir [²]
[2] Kıble Beytü'l Makdis'den Ka'be'ye tahvîl olundığı zamân Mekke müşrikleri (Muhammed dîninde ve işlerinde tereddüd itmeğe başladı. Memleketine iştiyâkı artdığından yüzini ona doğrı çevirdi. Yakında dîninize de 'avdet ider) didiler. Onların bu sözlerine cevâben ve zanlarını redden bu âyet-i kerîme nâzil oldı.  
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
İnsanlardan kimi akılsızlar şöyle diyecekler: “Bunları, yöneldikleri kıbleden çeviren nedir ki!”[*] De ki: “Doğu da Allah’ındır, batı da! O, doğru tercihte bulunanı doğru bir yola yöneltir.”
[*] Müslümanlar önceleri, Yahudiler gibi Kudüs'teki Beyt-i Makdis'e yönelerek namaz kılarlardı. Âyete göre kimi Yahudiler de onlarla birlikte namaz kılıyorlardı. Çünkü kıblenin değişmesi onlardan başkasını rahatsız etmezdi.  
Şaban Piriş
swap_vert close
İnsanlardan bir takım beyinsizler:-Üzerlerinde bulundukları kıblelerinden onları döndüren nedir? diyecekler. De ki:-Doğu da batı da Allah'a aittir. O dilediği kimseyi doğru yola iletir.
Ümit Şimşek
swap_vert close
İnsanların idrakten yoksun kısmı diyecek ki: “Önceden yöneldikleri kıbleden bunları çeviren şey ne?” Sen de ki: Doğu da, batı da Allah'ındır. O, dilediğini dosdoğru bir yola ulaştırır.(57)
(57) Peygamberimiz, Mekke’de iken Kâbe’ye yönelerek namaz kılar, ancak Kâbe’yi kuzeyine alacak şekilde durduğu için, Kudüs’teki Mescid-i Aksâya da yönelmiş olurdu. Medine’ye hicret ettikten sonra ise Müslümanlar sadece Kudüs’e yönelerek namaz kılmaya başladılar; bu durumda Mekke arkalarında kalıyordu. Peygamberimizin gönlü ise Kâbe’de idi. Hicretten on altı ay sonra, takip eden âyetlerde görüleceği gibi, Peygamberimizin bu arzusuna uygun şekilde kıble değiştirilip de Müslümanlar Kâbe’ye yönelmekle emrolununca, bu durum Yahudi, Hıristiyan ve münafıkların “Bunlara ne oluyor da bir o tarafa, bir bu tarafa dönüyorlar?” şeklindeki itirazlarına yol açtı. (Bk. Buharî, Tefsir 2:12-18; Müslim, Mesacid: 11-15; Tirmizî, Tefsir 2:9; Nesâî, Kıble: 1.) Mekke’nin henüz müşriklerin elinde olduğu bir sırada putlarla dolu olan Kâbe’nin kıble olarak tayin edilmesi, Kur’ân’ın geleceğe yönelik haberlerinden birini de içermekte ve Mekke’nin fethini müjdelemektedir.  
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
İnsanlar içinden bazı beyinsizler: "Onları, yönelmekte oldukları kıbleden ne çevirdi?" diyecekler. De ki: "Doğu da Allah'ın, batı da. O, dilediğini dosdoğru yola kılavuzlar."
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
eydürler beynisüzler cāhiller, ādemįlerden: “ne nesene döndürdi anları ķıblalarından ya'nį beytü'l maķdes, ol kim oldılardı anuñ üzere?” eyit “Tañrı’nuñdur maşriķ daħı maġrıb. “ŧoġru yol gösterür kime dilerse yol dapa ŧoġru.”
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Eyitse gerek ‘aḳlsuzlar, kişilerden ne nesne dönderdi anları ḳıblelerinden kiḲudüsdür. Ol kim aña ḳarşu namāz ḳılurlardı. Eyit yā Muḥammed: TañrıTa‘ālānuñdur maşrıḳ bile maġrib. Hidāyet virür kime ki dilese doġru yola.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
(Mədinədəki yəhudi və münafiqlərdən) ağılsız adamlar deyəcəklər: “(Müsəlmanları əvvəlcə) üz tutduqları qiblədən (Beytülmüqəddəsdən) döndərən nədir?” (Ya Rəsulum! Onların cavabında) de: “Şərq də, Qərb də Allahındır. O, istədiyi şəxsi doğru yola yönəldər”.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
The foolish of the people will say: What hath turned them from the qiblah which they formerly observed? Say: Unto Allah belong the East and the West. He guideth whom He will unto a straight path.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
The fools among the people(140) will say: "What hath turned them from the Qiblah(141) to which they were used?" Say: To Allah belong both east and West: He guideth whom He will to a Way that is straight.
140 Nas = People, the unthinking multitude that sway to and fro, instead of being firm in Allah's Way. The reference here is to the idolaters, the Hypocrites, and the party of Jews who were constantly seeking to "entangle in their talk." Al Mustafa and his disciples in Madinah even as the Pharisees and the Sadducees of Jesus's day tried to entangle Jesus (Matt. 22:15 , 23). 141 Qiblah = the direction to which Muslims turn in prayer. Islam lays great stress on social prayer in order to emphasise our universal Brotherhood and mutual cooperation. For such prayer, order, punctuality, precision, symbolical postures, and a common direction are essential, so that the Imam (leader) and all his congregation may face one way and offer their supplications to Allah. In the early days, before they were organised as a people, they followed as a symbol for their Qjhlah the sacred city of Jerusalem , sacred both to the Jews and the Christians, the people of the Book. This symbolised their allegiance to the continuity of Allah's revelation. When, despised and persecuted, they were turned out of Makkah and arrived in Mad i nah. Al Mustafa under divine direction began to organise its people as an Ummah, an independent people, with laws and rituals of their own. At that stage the Ka'bah was established as Qiblah, thus going back to the earliest centre, with which the name of Abraham was connected, and traditionally also the name of Adam. Jerusalem still remained (and remains) sacred in the eyes of Islam on account of its past, but Islam is a progressive religion, and its new symbolism enabled it to shake off the tradition of a dead past and usher in the era of untrammeled freedom dear to the spirit of Arabia . The change took place about 16 1/2i months after Hijrah.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
سَيَقُولُ
diyecekler
السُّفَـهَٓاءُ
beyinsizler
مِنَ النَّاسِ
insanlardan
مَا
nedir
وَلّٰيهُمْ
onları çevirdi
عَنْ قِبْلَتِهِمُ
kıblelerinden
الَّت۪ي
o ki
كَانُوا
idiler
عَلَيْهَاۜ
üzerinde
قُلْ
de ki
لِلّٰهِ
Allah'
ındır
الْمَشْرِقُ
doğu
وَالْمَغْرِبُۜ
ve batı
يَهْد۪ي
hidâyet eder
مَنْ
o kim- seyi ki
يَشَٓاءُ
diler
اِلٰى صِرَاطٍ مُسْتَق۪يمٍ
sırât-ı mustakîme
İnsanlardan bir kısım beyinsizler, "yönelmekte oldukları kıblelerinden (Kudüs'teki Beyt-i Makdis'ten Kâbe'ye) o (Müslüman)ları çeviren nedir?" diyecekler. De ki: "Doğu da batı da Allah'ındır. (O) Dilediğini (Rabbinin rızasını isteyeni, dosdoğru yol olan) sırât-ı mustakîme hidâyet eder."
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
سَفِيه
İsim
س ف ه
Sefih, beyinsiz,  aklı ermez
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
نَاس
İsim
ن و س
İnsanlar
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
وَلّٰى
Fiil-II
و ل ي
Döndü, çevirdi, dönüp kaçtı, üstlendi, dost etti, yöneldi, yüz çevirdi
عَن
Ayrılma hâl eki
عَن
-den, -dan, hakkında
قِبْلَة
İsim
ق ب ل
Kıble, kıblegâh
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
كَانَ
Fiil-I
ك و ن
İdi, oldu
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
مَشْرِق
İsim
ش ر ق
Doğu
مَغْرِب
İsim
غ ر ب
Batı, batış yeri
هَدَى
Fiil-I
ه د ي
Hidâyet etti, başarıya ulaştırdı, yol gösterdi, sevk etti
مَن
Şart edatı
مَن
Kim, kimdir, kimse
شَاءَ
Fiil-I
ش ي ا
Diledi, istedi
اِلٰى
Edat
اِلٰى
-e kadar, -a kadar, -e, -a
صِرَاطٌ
İsim
ص ر ط
Yön, yol, usul, eğri büğrü olmayan düz yol
مُسْتَقِيم
Etken fiil-X
ق و م
Dosdoğru, kusursuz