close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Bakara Sûresi 121. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Elleżîne âteynâhumu-lkitâbe yetlûnehu hakka tilâvetihi ulâ-ike yu/minûne bih(i)(k) vemen yekfur bihi feulâ-ike humu-lḣâsirûn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Kendilerine kitap verdiğimiz kimseler, onu hakkıyla okurlar. İşte onlar kitaba inanırlar. Ona inanmayanlarsa ziyankarların ta kendileridir.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Kendilerine verdiğimiz Kitabı gereği gibi okuyanlar, (ayetleri anlamaya ve uygulamaya çalışanlar, Siyonist ve emperyalist zalimlerden uzak duranlar var ya) Ona (gerçekten) iman edenler işte bu kimselerdir. Kim de Onu (Kur’an’ı) inkâr (ve itiraz) ederse, artık işte onlar hüsrana uğrayanların ta kendileridir.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Kendilerine kitap verdiğimiz kimseler, onun manasını anlamaya gayret ederek okurlar. İşte onlardır gerçekten iman edenler. Allah'tan gelen gerçekleri örtbas eden kâfirlere gelince, asıl kaybedenler onlardır.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Kendilerine kitabı, Kur'ân'ı verdiklerimiz, Kur'ân'ı, tilâvetinin hakkını vererek okurlar, manasına bihakkın vâkıf olurlar, bütün icaplarıyla uygularlar. İşte bunlar Kur'ân'a iman etmiş olurlar. Kimler de, Kur'ân'ı inkâr ederse onlar, işte onlar hüsrana uğrayanlardır.
bk. Kur’ân-ı Kerim, 5/66-68; 17/107-108; 28/52-54.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Kendilerine vermiş olduğumuz Kitab'ı hakkıyla okuyanlar, işte onlar ona iman ederler. Kim de bunu inkar ederse kesin zarara uğrayanlar işte onlardır.
Ali Bulaç
swap_vert close
Kendilerine verdiğimiz Kitabı gereği gibi okuyanlar, işte ona iman edenler bunlardır. Kim onu inkâr ederse, artık onlar hüsrana uğrayanların ta kendileridir.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Kendilerine kitap verdiğimiz kimseler, o kitabı, hak olduğunu bilerek okurlar. İşte onlar, tahrif yapmaksızın kitablarına iman edenlerdir. Her kim de kitabı inkâr eder ve değiştirirse, onlar dinlerinde ziyan edenlerdir.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
O kitap verdiklerimiz, hakkıyla bu Kur’anı okuyorlar. İşte onlar gerçekten ona inanıyorlar. Ve kim onu inkâr ederse, işte onlar esas zarar edenlerdir. [Bazı Yahudiler gibi..]
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Kendilerine kitap verdiklerimizin bazısı, onu, hakkını gözeterek okurlar. Çünkü onlar ona iman ederler. Onu inkâr edenler var ya, gerçekten zarara uğrayanlar onlardır.
Besim Atalay
swap_vert close
Kitap verilenler, onu hakkiyle okurlar, işte bunlar inananlardır, ona inanmıyanlar ziyandadırlar
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Kendilerine verdiğimiz kitabı gereği gibi anlayarak okuyanlar, işte ona iman edenler bunlardır. Kim de onu inkâr ederse işte (dünyada da ahirette de en büyük) zarara uğrayanlar onlardır. 
Bkz. 3/199, 29/47  
Cemil Said
swap_vert close
Kendilerine gönderdiğimiz kitâbı hakkıyla okuyanlar âna îmân iderler fakat îmân itmeyenler hâsir olacaklardır. (Ya’ni dalâletde kalacaklardır.)
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Kendilerine verdiğimiz Kitabı gereğince okuyanlar var ya, işte ona ancak onlar inanırlar. Onu inkar edenler ise kaybedenlerdir.*
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Kendilerine kitab verdiğimiz kimseler, onu gereği gibi okurlar. İşte bunlar ona inanırlar. Onu inkâr edenlere gelince, işte onlar ziyana uğrayanların ta kendileridir.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Kendilerine kitap verdiğimiz ve onu hakkını vererek okumakta olanlar var ya, işte kitaba iman edenler onlardır; ama her kim onu inkâr ederse işte asıl kaybedenler onlardır.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Kendilerine kitap verdiğimiz kimseler (den bazısı) onu, hakkını gözeterek okurlar. Çünkü onlar, ona iman ederler. Ama her kim onu inkâr ederse, işte gerçekten zarara uğrayanlar onlardır.
 Bu âyet, yahudi âlimlerinden Abdullah ibni Selâm ve arkadaşları hakkında inmiştir. Bunlar Kur’an’a inandılar ve ondaki ahkâmı tasdik ettiler. Bir başka rivayete göre de bu âyet Cafer b. Ebî Talip’le beraber Habeşistan’dan gelen kırk kişilik cemaat hakkındadır ki, bunlar ehl-i kitaptan İslâm’ı kabul edenlerdir.  
Edip Yüksel
swap_vert close
Kendilerine verdiğimiz kitabı gereği gibi izleyenler buna inanır; inkar edenlerse kaybeder.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Kendilerine kitabı verdiğimiz ehliyetli kimseler onu, tilavetinin hakkını vererek okurlar. İşte onlar, ona iman ederler. Her kim de onu inkâr ederse, işte o inkârcılar hüsran içindedirler.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
kendilerine kitabı verdiğimiz ehliyetli kimseler onu tilâvetinin hakkını vererek okurlar, İşte onlar ona iyman ederler, her kim de onu inkâr ederse işte onlar da husranda kalanlardır
Emrah Demiryent
swap_vert close
Kendilerine kitap verdiğimiz kimselerden (Kur’ân’ın lafızlarını tahrif etmeden) hakkıyla okuyanlar (hükümleri ile amel edenler) var ya, işte onlar gerçekten ona îmân edenlerdir. Onu inkâr edenlere gelince, işte onlar ziyana uğrayanların ta kendileridir.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Kendilerine Kitap verdiğimiz kimseler, ona uymak için gereği gibi okurlar. İşte bunlar ona inananlardır. İnkâr edenler ise, işte onlar kaybedenlerdir.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Kendilerine kitab verdiğimiz kimseler onu tilâvet hakkını tam gözeterek okurlar. İşte ona îman edenler bunlardır. Kim ona küfrederse onlar da (maddî ve manevî) en büyük zarara uğrayanların ta kendileridir.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Kendilerine Kitab verdiğimiz kimseler(den bazısı) onu, tilâvetinin (okunmasının)hakkını vererek okurlar. İşte bunlar, ona (Kitâb'a) îmân ederler.(2) Her kim de onu inkâr ederse, işte onlar zarara uğrayanların ta kendileridir.
(2)Bu âyet-i kerîme, Ca‘fer bin Ebî Tâlib (ra) ile birlikte Habeşistan’dan gelen kırk râhib hakkında nâzil olmuştur. (Celâleyn Şerhi, c. 1, 152)  
İhsan Aktaş
swap_vert close
Kendilerine verdiğimiz Kitabı gereği gibi okuyup izleyenler (ayetleri anlamaya ve uygulamaya çalışanlar) var ya-işte onlardır (gerçekten) ona inananlar; (ama kitapta tahrifat yapmak suretiyle hakikati) inkâra kalkışanlara gelince- işte onlardır asıl kaybedenler!
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Kendilerine kitap verdiğimiz kimseler, kitabı okunması gerektiği gibi (anlayarak) okurlar. İşte kitaba inananlar onlardır. Kim de Allah’ın kitabını inkâr ederse, kendisine yazık edenler de onlardır.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
O kimseler ki kendilerine Kitap verdik, Kitap’ı gerektiği gibi okurlar, Kitap’a inananlar işte bunlardır. Kitap’ı tanımayana gelince, böyleleri de kendilerine yazık edenlerdir.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Kendilerine Kitap verdiğimiz kimseler Kitabı hakkıyle [⁴] okurlar. İşte onlar ona inanırlar. Herkim onu tanımazsa [⁵] işte onlar ziyan edenlerdir.
[4] Yerinden kaydırmayarak, inzal olunduğu gibi[5] Yerinden oynatarak.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Kendilerine verdiğimiz kitabı hakkıyla anlayarak okuyanlar/gereği gibi uygulayanlar var ya, işte onlar kitaba gerçek anlamda inanmış kimselerdir. Onu inkâr edenler ise, işte onlar ziyana uğrayanların [hâsirûn] tâ kendileridir.
Kadri Çelik
swap_vert close
Kendilerine verdiğimiz kitabı hakkıyla okuyanlar (var ya), işte ona ancak onlar iman ederler. Onu inkâr edenler ise hüsrana uğrayanlardır.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Kendilerine verdiğimiz Kitabı ona yaraşır biçimde,yani manasını anlayıp idrâk ederek okuyan ve onu kendilerine bir hayat programı yapanlar var ya, işte ona gerçekten inananlar bunlardır. Allah’ın kitabını açıkça reddederek veya onunla ilgisini tamamen kopararak onu inkâr edenlere gelince, bunlar da zarara uğrayanların ta kendileridir.İşte bu feci âkıbete uğramamak için:
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Kitap verdiğimiz kimseler onu gerçek okuyuşu olmak üzere okuyorlar (izliyorlar). İşte onlar ona inanıyorlar. Kim onu inkâr ederse, işte Hüsrana Düşenler onlardır.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Ehlikitap içerisinde Kuran’ı, kendini vererek okuyanlar, ona gerçekten inanıyor / inanacak demektir. Onu kabul etmeyenlerin sonu ise hüsrandır...
Mehmet Çoban
swap_vert close
Kendilerine kitap verdiğimiz kimseler, kitabı gereğince okurlar. Onlar Allah’a ve kitabına inanmışlardır. Allah’ın kitabını inkâr edenlere gelince onlar ziyana uğrayanların ta kendileridir.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Kendilerine kitap verdiklerimiz(den bazısı) onu, tam olarak (hakkını gözeterek) [tilavet] ederler (okuyup aktarırlar). (Çünkü) onlar, ona iman ederler. Onu inkâr edenlere gelince, işte asıl kaybedenler onlardır.
Mehmet Türk
swap_vert close
Bizim kendilerine verdiğimiz Kitaba gerçekten îman edenler, onu gereği gibi¹ okurlar.² Kim de onu inkâr ederse, onlar da gerçekten hüsrana uğrayanlardır.
1 Onu ve hükümlerini bozmadan, anlamlarını gözeterek, saygılı, devamlı, anlamadıklarını ehlinden sorarak iyi niyet, temiz kalple ve ağızla okurlar. Gelişi güzel, baştan savmaca, şarkı, gazel gibi okumazlar. 2 Âyetin bu bölümü “Bizim kendilerine verdiğimiz kitabı gereğince okuyanlar var ya işte onlar, ona gerçekten inananlardır.” şeklinde de tercüme edilebilir.  
Muhammed Esed
swap_vert close
Kendilerine ilahî kelâmı emanet ettiklerimiz [ve] ona gereği gibi uyanlar; ⁹⁸ işte onlardır [gerçekten] iman edenler; hakikati inkara kalkışanlara gelince, onlar, asıl kaybedenlerdir!
98 Yahut; “onu tam anlamıyla bizzat uygulayanlar” -yani, onun anlamına nüfûz etmeye ve manevî yapısını anlamaya çalışanlar.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Kendilerine kitap verdiklerimiz, bu kitabı/Kuran’ı hakkıyla okuyup iletirlerse, işte onlar bu kitaba iman etmiş olurlar. Kim de bu kitaba inanmazsa işte onlar kaybedenlerdir. 29/45, 35/29
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Kendilerine ilâhî mesaj (verilip) de onu tilavet etmenin hakkını verenler var ya:[²³³] işte onlardır ona hakkıyla inananlar;[²³⁴] kim de bu mesajı inkâr ederse, işte kaybedenler de onlardır.[²³⁵]
[233] Tilâvet tek başına değil hakka tilâvetihi kaydıyla gelmiş. Tek başına tilavette anlamak ve yaşamak şart değildir. Fakat vahyî tilâvetin hakkı anlamak ve yaşamaktır. Allah Rasûlü de bu ibareyi “ona gereği gibi uyanlar” şeklinde tefsir etmiştir (İbn Hanbel). [234] Cuma sûresinde “kitap yüklü eşekler” olarak nitelenenlerin tam tersi. [235] Eğer bir mesajı uygulamak ona gereği gibi inanmanın şartıysa, bir mesajı uygulamamak da ona gereği gibi inanmamanın sonucu olmalıdır. Âyette bu durum inkâr olarak adlandırılmaktadır.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
(O heva ve heves sahipleri, o bid'at ehli, artık gerçek manasıyla Kitap ehli sayılamaz, çünkü) Bizim kendilerine kitap verdiğimiz (ehliyetli) kimseler, onu (Tevrat’ı) hakkını gözeterek okurlar, (onun hükümlerine tabi olurlar) ve ona iman ederler, (işte onlar gerçekten kitap sahibidirler.) Fakat kim onu inkar ederse (onu hakkıyle okumayıp, kendi heva hevesine göre bozar ve değiştirirse) işte onlar en büyük zarara uğrayanların ta kendileridir.
Osman Fırat
swap_vert close
Kendilerine verdiğimiz Kitabı, gereğince gereğince anlayarak okuyanlar var ya, işte onlar, ona iman ettiler. Onu inkâr edenler ise ziyana uğrarlar.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Kendilerine kitap verdiğimiz kimseler ki, onu bihakkın tilâvetle tilâvette bulunurlar. İşte onlar ona imân ederler. Ve kimler ki onu inkâr ederlerse işte hüsrâna uğramış olanlar da onlardır.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Kendilerine verdiğimiz kitabı, lâyık olduğu şekilde okuyup izleyenler var ya, işte onu tasdik edenler onlardır. Kim onu inkâr ederse, işte onlar hüsrana uğrayacakların ta kendileridir. [5, 66-68; 17, 107-108; 28, 52-54]
Abdullah İbn Selâm (r.a.) gibi, hem Tevrat’ı hem de Kur’ân’ı ve son Peygamberi tasdik eden zevat buna dahildir. Cafer İbn Ebi Talib (r.a.) beraberinde Habeşistandan, bir gemi ile gelip Ashab-ı sefîne denilen (32’si Habeşistan’lı, 8’i Şam rahiplerinden olan) kırk kişi de bu cümledendir.  
Süleyman Ateş
swap_vert close
Kendilerine verdiğimiz Kitabı, gereğince okuyanlar var ya, işte onlar, ona inanırlar. Onu inkar edenler ise ziyana uğrarlar.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Ehl-i kitâbdan kitâblarını hakkıyla (ma'nâsını düşünerek) tilâvet idenler o kitâba îmân idenlerdir. Ona küfür idenler de (dünyâ ve âhiretde) ziyân idicilerdir.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Kendilerine verdiğimiz Kitaba hakkıyla uyanlar[*] bu Kitaba inanırlar. Kaybedenler, bunu görmezlikten gelenlerdir.
[*] Bu cümle önceki cümlenin bedel-i ba'zı sayılmıştır.  
Şaban Piriş
swap_vert close
Kendilerine verdiğimiz kitabı hakkıyla okuyanlar, işte bunlar O'na iman eden kimselerdir. Onu tanımayanlar ise işte asıl hüsrana uğrayacaklar da onlardır.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Kendilerine verdiğimiz kitabı gereği gibi okuyanlar, ona iman ederler. Kim onu inkâr ederse, işte onlar da hüsrana düşenlerdir.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Kendilerine Kitap'ı verdiklerimiz onu, okunuşunun hakkını vererek okurlar. İşte onlar ona inanırlar. Onu inkâr edenlere gelince, onlar hüsrana uğrayanların ta kendileridir.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
anlar kim virdük anlara kitāb’ı oķırlar anı, oķımaguñ ḥaķķınca; śunlar inanurlar aña. daħı her kim kāfir olursa aña şunlar anlar ziyānlulardur.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Ol kişiler kim virdük anlara kitābı. ‘Abdullāh bin Selām gibi oḳurlar anı,geregince oḳumaḳ. Anlar inanalar Ḳur’āna, daḫı kim kāfir olsa Ḳur’āna,anlardur dünyā ve āḫiret ziyānluları.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Verdiyimiz kitabı layiqincə (təhrif etmədən) oxuyanlar həmin kitaba iman gətirənlərdir, onu inkar edənlər (dəyişdirənlər) isə (dünyada və axirətdə) özlərinə zərər yetirənlərdir.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Those unto whom We have given the Scripture, who read it with the right reading, those believe in it. And whoso disbelieveth in it, those are they who are the losers.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Those to whom We have sent the Book study it as it should be studied: They are the ones that believe therein: Those who reject faith therein,- the loss is their own.
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
اَلَّذ۪ينَ
o kim- seler ki
اٰتَيْنَاهُمُ
kendilerine verdik
الْكِتَابَ
kitap
يَتْلُونَهُ
onu okurlar
حَقَّ
hakkını vererek
تِلَاوَتِه۪ۜ
tilavetinin
اُو۬لٰٓئِكَ
işte onlar
يُؤْمِنُونَ
iman ederler
بِه۪ۜ
ona
وَمَنْ
ve kim
يَكْفُرْ
inkâr ederse
بِه۪
onu
فَاُو۬لٰٓئِكَ
artık işte
onlar
هُمُ
onlar- dır
الْخَاسِرُونَ۟
hüsrana uğrayanlar
Kendilerine kitap verdiğimiz kimseler(den bazıları) onu, hakkını vererek tilavet edip (hayatına geçirirler, âyetleri üzerlerinde gösterirler ve ayrıca başkalarına da âyetlerimizi) okurlar. İşte onlar, bu (Kur'ân)a da iman ederler; ama her kim de bu (Kur'ân)ı inkâr ederse, işte onlar da hüsrana uğrayanların ta kendileridir.
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
اٰتَى
Fiil-IV
ا ت ي
Verdi
كِتَاب
İsim
ك ت ب
Kur'ân, kitap, yazılmış olan, mektup
تَلَى
Fiil-I
ت ل و
Okudu, tilavet etti, takip etti
حَقّ
İsim
ح ق ق
Hakk (Allah'ın esması, ismidir. Hakk olan, gerçek olan demektir), hak, hakkını verdi, hakiki, gerçek, hakikat
تِلَاوَت
İsim
ت ل و
Tilavet, okuma
اُولٰٓئِك
İşaret zamiri
اُولٰٓئِك
İşte onlar, işte, böylece
ءَامَنَ
Fiil-IV
ا م ن
İman etti, inandı, emin kıldı
بِه
Zamir
بِه
Onunla, kendisiyle
مَن
Şart edatı
مَن
Kim, kimdir, kimse
كَفَرَ
Fiil-I
ك ف ر
Kâfir oldu, inkâr etti, nankör oldu, küfretti, karşılıksız bıraktı
بِه
Zamir
بِه
Onunla, kendisiyle
اُولٰٓئِك
İşaret zamiri
اُولٰٓئِك
İşte onlar, işte, böylece
هُمْ
Zamir
هُمْ
Onlar (erkekler için kullanılır)
خَاسِر۪ين
Etken fiil
خ س ر
Hüsrana uğrayanlar