close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Bakara Sûresi 120. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Velen terdâ ‘anke-lyehûdu velâ-nnesârâ hattâ tettebi’a milletehum(k) kul inne huda(A)llâhi huve-lhudâ(k) vele-ini-tteba’te ehvâehum ba’de-lleżî câeke mine-l’ilmi(ﻻ) mâ leke mina(A)llâhi min veliyyin velâ nasîr(in)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Onların dinine uymadıkça ne Yahudiler senden razı olurlar, ne Nasraniler. De ki: Ancak Allah'ın hidayet yolu, doğru yoldur. Bilgi sahibi olduktan sonra da onların nefsani dileklerine uyarsan sana Allah'tan başka ne bir dost vardır artık, ne bir yardımcı.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Sen onların milletlerine (Siyonist ve emperyalist emellerine ve zulüm düzenlerine) tâbi olmadıkça Yahudi ve Hristiyanlar, kesinlikle Senden (ve Ümmet-i Muhammed’den) asla razı olacak (memnun kalacak) değillerdir. (Eğer Yahudi ve Hristiyanların zalim takımı, Müslüman bilinen kimselerden razıysa ve yardımcı oluyorsa, anlayın ki bunlar, kendilerinin güdümüne girmişlerdir.) De ki: Şüphesiz (tek) kurtuluş ve huzur yolu, Allah’ın yoludur (Peygamberin sünneti ve sistemidir). Eğer Sana gelen bunca ilimden (ve Kur’ani haber ve hükümlerden) sonra onların (yani Siyonist ve emperyalist odaklara yanaşanların) hevâlarına (ve şeytani arzularına) uyacak olursan, (artık) Senin için Allah (tarafın)dan ne bir dost, ne de bir yardımcı kalıverir.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Sen onların inanç sistemlerine uymadıkça, ne Yahudiler, ne de Hıristiyanlar senden memnun olmayacaklar. De ki: Dinleyin! Asıl doğru yol Allah'ın yoludur. Sana gelen bunca ilimden sonra onların arzu ve isteklerine uyacak olursan Allah'a karşı seni koruyacak ne bir dost, ne de bir yardımcı vardır.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Sen onların geleneklerine, hukuklarına tâbi olacak, hayat tarzlarını benimseyecek kadar onlara aşırı tavizler versen bile, yahudiler ve hristiyanlar asla seni tercih edip sana boyun eğmeyecekler. Allah'tan gelen, Allah'ın hidayet kaynağı, hidayet rehberi ile öğrettiği dinin tek doğru ve hak din olduğunu söyle. Sana vahiy ile gelen bu kadar bilgiden sonra, onların şahsî arzu ve ihtiraslarına uyacak olursan, andolsun ki, seni Allah'ın azabından koruyacak ne bir koruyucun, bir dostun, ne bir yardım edenin bulunur.
Ahmet Varol
swap_vert close
Onların dinlerine uymadıkça yahudiler ve hıristiyanlar senden memnun olmazlar. De ki: "Gerçek hidayet Allah'ın hidayetidir." Sana gelen ilimden sonra eğer onların arzularına uyarsan Allah'tan sana ne bir koruyucu ne de bir yardımcı bulabilirsin.
120.Sa`lebi`nin Abdullah bin Abbas (r.a.)`tan rivayet ettiğine göre, Medine yahudileri ve Necran hıristiyanları Resulullah (a.s.)`ın kendi kıblelerine doğru namaz kılmalarını arzuluyorlardı. Ancak Resulullah (a.s.)`ın kıblesi Ka`be yönüne çevrilince bu onlara ağır geldi ve onun kendi dinleriyle uyum göstereceğinden tamamen ümit kestiler. Bunun ardından bu ayeti kerime indirildi.  
Ali Bulaç
swap_vert close
Sen onların dinlerine uymadıkça, yahudi ve hristiyanlar senden kesinlikle hoşnut olmazlar. De ki: 'Şüphesiz doğru yol, Allah'ın (gösterdiği) yoludur.' Eğer sana gelen bunca ilimden sonra onların heva (istek ve arzu)larına uyacak olursan, senin için Allah'tan ne bir dost vardır, ne de bir yardımcı.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Sen milletlerine tâbi olmadıkça, ne Yahûdiler, ne de Hristiyanlar senden asla hoşnud ve râzı olmazlar. Ey Habibim, onlara de ki, yol Allah'ın gösterdiği yoldur; İslâmdır. Sana gelen vahy ve İslâmdan sonra heva ve heveslerine tâbi olacak olursan, Allah'ın azabından seni koruyacak hiçbir dost ve yardımcı yoktur.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Sen onların din ve milliyetlerine uymadıkça Yahudi ve Hıristiyanlar senden razı olmazlar. Sen de ki: “Asıl doğru yol Allah’ın yoludur.” Eğer sana bu bilgi geldikten sonra, onların heva ve heveslerine uyarsan, Allah’a karşı ne bir sahip ne de bir yardımcı bulursun.
[Ehl-i kitabın bu olumsuz grupları yanında, Tevrat ve İncil’e gerçekten inanan grupları da vardır:]  
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Onların yolunu takip etmedikçe Yahudiler ve Hıristiyanlar asla senden razı olmayacaklardır. De ki: “Allah'ın yolu biricik yoldur.” Sana ulaşan bu bilgiden sonra onların arzularını takip edersen, Allah'tan sana ne bir dost, ne de bir yardımcı vardır.[28]
[28] Millet kavramı hakkında geniş bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, II, 201-204.  
Besim Atalay
swap_vert close
Uymadıkça sen onların dinine, senden ne Yahudiler, ne de Hıristiyanlar hoşnut olurlar, diyesin ki onlara: «Allahın yolu en doğru yoldur», sana bilgi geldikten sonra, onların havasına uyacak olsan, Tanrıya karşı sana ne bir dost vardır, ne de yardımcı
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Sen onların kendi dinlerine uymadıkça, Yahudi ve Hıristiyanlar senden kesinlikle hoşnut olmayacaklardır. De ki: “Kuşkusuz doğru yol, Allah'ın (gösterdiği) dosdoğru yoldur.” Eğer sana gelen bunca ilimden sonra bunların boş ve iğreti arzularına uyarsan, Allah katından ne bir dostun/destekçin olur ne de bir yardımcın. 
Bkz. 3/100, 118-120, 149  
Cemil Said
swap_vert close
Yâhudiler ve hıristiyanlar dinlerini kabûl itmedikce seni tasdîk itmezler. Ânlardı ki: "Ancak Allâh’dan gelen her hidâyet sahîhdir" Eğer sen Allâh’ın ilmine mazhar oldukdan sonra ânların arzularına teb’iyet ider isen Allâh’dan himâyet ve mu’âvenet göremezsin.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Kendi dinlerine uymadıkça, Yahudi ve Hıristiyanlar senden asla hoşnud olmayacaklardır. De ki: "Doğru yol, ancak Allah'ın yoludur". Sana gelen ilimden sonra onların heveslerine uyarsan, and olsun ki, Allah'tan sana ne bir dost ve ne de bir yardımcı olur.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Sen dinlerine uymadıkça, ne Yahudiler ve ne de Hıristiyanlar asla senden razı olmazlar. De ki: “Allah’ın yolu asıl doğru yoldur.” Sana gelen ilimden sonra, eğer onların arzu ve keyiflerine uyacak olursan, bilmiş ol ki, Allah’tan sana ne bir dost, ne bir yardımcı vardır.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Sen onların dinlerine uymadıkça yahudiler de hıristiyanlar da senden asla memnun kalmayacaklardır. De ki: “Asıl doğru yol ancak Allah’ın yoludur.” Eğer sana gelen ilimden sonra onların arzularına uyarsan, bilesin ki artık Allah sana ne dost ne de yardımcı olacaktır.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Dinlerine uymadıkça yahudiler de hıristiyanlar da asla senden razı olmayacaklardır. De ki: Doğru yol, ancak Allah'ın yoludur. Sana gelen ilimden sonra onların arzularına uyacak olursan, andolsun ki, Allah'tan sana ne bir dost ne de bir yardımcı vardır.
Edip Yüksel
swap_vert close
Dinlerine girmedikçe ne Yahudiler, ne de Hristiyanlar, senden hoşnut olmazlar. De ki: "Doğru yol ALLAH'ın yoludur." Sana gelen bilgiden sonra onların arzularına uyarsan ALLAH'a karşı seni savunacak ne bir dost ne de bir destekleyici bulamazsın.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Sen onların milletlerine tabi olmadıkça ne yahudiler, ne de hıristiyanlar senden asla hoşnud ve razı olmayacaklar. De ki, gerçekten de Allah'ın hidayeti, hidayetin ta kendisidir. Şânım hakkı için, sana vahiyle gelen bu kadar bilgiden sonra, kalkıp da onların arzu ve heveslerine uyacak olursan, sana Allah'dan ne bir dost bulunur, ne de bir yardımcı.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
sen milletlerine tabi olmadıkça ne Yehud, ne Nasara senden asla hoşnud da olmazlar her halde yol, Allah yolu de, şanım hakkı için sana vahyile gelen bu kadar ilimden sonra bilfarz onların hevalarına tâbi olacak olsan Allahdan sana ne bir veliy bulunur ne bir nasır
Emrah Demiryent
swap_vert close
(Resûlüm!) Sen, (onların bozuk) inançlarına uymadıkça yahûdîler de hıristiyanlar da asla senden razı olmazlar. (Onlara) de ki: “Allah’ın hidâyeti (olan İslâm dini), doğru yolun ta kendisidir.” Sana gelen ilimden sonra, *(farz-ı muhâl) eğer onların arzu ve keyiflerine uyacak olursan, bilmiş ol ki; Allah’tan gelecek azaba karşı seni koruyacak ne bir dost ne bir yardımcı vardır.
* “Farz-ı muhâl”; Gerçekleşmesi asla mümkün olmayan bir konu hakkındaki varsayım, “kesinlikle olamaz ve olmayacak fakat sayalım ki oldu” manasında.  
Erhan Aktaş
swap_vert close
Yahudiler ve Hıristiyanlar, sen onların milletlerine¹ uymadıkça senden asla razı olmazlar. De ki: “Gerçek şu ki; doğru yol Allah'ın yoludur.” Ve sana gelen ilimden² sonra onların arzularına uyarsan; Allah'tan, sana ne bir veli³ ne bir yardımcı bulabilirsin.
1- Onların yollarına, uygarlıklarına, inanç sistemlerine, yaşam biçimlerine. 2- Vahiyden/bilgiden. 3- Koruyucu, yardımcı, gözeten, destekleyici, yandaş. Kur'an'da yer alan “Veli” ve velinin çoğulu olan “evliya” sözcüklerin tamamına dost, dostlar olarak anlam verilmesi doğru değildir. Bu sözcükler, etik anlamdaki dostluğu değil; siyasi bağlamda yönetmeyi, korumayı, gözetilmeyi ifade etmektedir.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Ne Yahudiler, ne Hıristiyanlar sen onların dînine uyuncaya kadar asla senden hoşnud olmaz (lar). De ki: «Allahın hidâyet (yolu olan İslâm yok mu? İşte) doğru yolun ta kendisi odur». Eğer (vahy ile) sana gelen (bunca) ilimden sonra (bilfarz) onların hevâ (ve heves) lerine uyacak olursan, andolsun, senin için Allahdan (başka koruyacak) ne hakıykî, bir dost, ne de hakıykî bir yardımcı yokdur,
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Ama dinlerine tâbi' olmadıkça, ne yahudiler ne de hristiyanlar senden aslâ hoşnûd olmayacaklardır. (Onlara) de ki: “Şübhesiz ki Allah'ın hidâyeti (olan İslâm), hidâyetin ta kendisidir!” Celâlim hakkı için, eğer sana (vahiyle) gelen ilimden sonra onların arzularına uyarsan, Allah'(dan gelecek azâb)a karşı sana ne bir dost, ne de bir yardımcı vardır!(1)
(1)“Umûr-ı dîniyede (dînî mes’elelerde) müsâmaha ile ve teşebbühle (hoşgörü ve benzemeye çalışmakla) medenîlere yanaşmayın! Çünki aramızdaki dere pek derindir. O dereyi doldurup, hatt-ı muvâsalayı(kavuşma hattını) te’mîn edemezsiniz. Ya siz de onlara iltihâk edersiniz (katılırsınız) veya dalâlete (sapıklığa)düşer boğulursunuz!” (Mesnevî-i Nûriye, Habbe, 111)  
İhsan Aktaş
swap_vert close
Onların yoluna (uygarlıklarına, inanç sistemlerine, yaşam biçimlerine) uymadıkça (o size düşmanca bir tavır içerisinde bulunan) Yahudiler de Hristiyanlar da asla senden hoşnut olmayacaklardır. (Resulüm! Onlara) de ki: Asıl Allah’ın rehberliği tek doğru rehberliktir." Ve doğrusu, sana gelen bunca ilimden (vahiyden) sonra (şayet) onların heva ve heveslerine uyacak olursan, Allah’tan senin için ne bir veli (ne bir koruyan, gözeten ve sahip çıkan) bulunur, ne de bir yardımcı.
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Yahudi ve Hıristiyanlar, onların dinine tabi olmadıkça senden razı olmazlar. Deki “Muhakkak ki Allah’ın belirlediği yol, en doğru olan yoldur.” Sana gelen ilimden sonra, onların arzularına uyarsan, Allah’dan sana gelene karşı, ne bir koruyucu, nede bir yardımcı bulabilirsin.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Sen onların dinlerine uymadıkça ne yahudiler, ne de hırıstiyanlar seni beğenmeyeceklerdir. Onlara de ki: « Bakın, yalnız bir doğru yol vardır, o da Allah’ın bildirdiği doğru yoldur.» Eğer sen sana bilgi eriştikten sonra yine de onların dürtülerine uyacak olursan, Allah’a karşı ne koruyucun bulunur, ne de yardımcın.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Sen onların milletlerine [¹] tâbi olmadıkça Yahudiler ile Nasraniler senden hiç bir vakit hoşnut olmazlar, sen onlara de ki: «— Allah/ın götürdüğü yol yok mu işte yol [²] ancak O dur» Şayet sana gelen ilimden [³] sonra bilfarz onların hevesatına uyacak olur isen artık Allah/a karşı senin ne bir yâr/ın ne hakkıyle bir yardımcın bulunabilir.
[1] Dinlerine; çünkü din ve millet bir manadadır.[2] İslâm, hak yol. [3] Vahiy, İslâm.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Sen onların dinlerine [milletehum] uymadıkça Yahudiler de, Hıristiyanlar da senden hoşnut olmayacaklardır. De ki: “Asıl doğru yol Allah’ın yoludur.” Sana gelen ilimden sonra onların heveslerine uyacak olursan bil ki, Allah’ın gazabından koruyacak senin için ne bir dost ne de bir yardımcı vardır.
Kadri Çelik
swap_vert close
Kendi dinlerine uymadıkça, Yahudi ve Hıristiyanlar senden asla hoşnut olmayacaklardır. De ki: “Hidayet, ancak Allah'ın hidayetidir.” Sana gelen ilimden sonra onların heveslerine uyarsan, şüphesiz Allah'tan sana ne bir veli ve ne de bir yardımcı bulunur.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Yahudiler de, Hıristiyanlar da, kendi dinlerine uymadığın sürece, senden asla hoşnut olmayacaklardır. Siz Allah’ın ayetlerine iman ettiğiniz sürece, onlar sizi hiçbir zaman benimsemeyecek, hiçbir zaman dost ve müttefik olarak görmeyeceklerdir. Uydurdukları hurâfelerle Allah’ın dinini tanınmaz hâle getiren bu zâlimlere de ki:“Asıl doğru yol, sizin kuruntu ve iddialarınız değil, Allah’ın gösterdiği yoldur!”Yemin olsun ki, sana bu Kur’an aracılığıyla gerçek ilim geldikten sonra, yine de onların arzu ve heveslerine uyacak olursan, kendini Allah’ın gazâbından kurtaracak ne bir dost bulabilirsin, ne de bir yardımcı! O hâlde, son ilâhî mesaj olan Kur’an’a iman etmedikçe, hiç kimse kurtuluşa ereceğini sanmasın! Fakat bu iman, yalnızca kuru bir iddiadan ibaret de kalmamalıdır:
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Onların milletine tâbi’ olmadıkça, ne Yahudîler senden razı olayacaktır, ne de Nasrâniyler / Hristiyanlar! De ki: -“Allah’ın hidayeti, gerçek Hidayet’tir”. Sana İlim’den geldikten sonra eğer onların hevâlarına tâbi’ olsaydın / uysaydın, senin için Allah’tan ne bir veliyy olurdu, ne de yardım edici!
Mehmet Çakır
swap_vert close
Sen, onların dinine girmedikçe ne Yahudiler, ne Hristiyanlar, senden asla memnun olmayacaklardır. Resulüm! de ki: " Çıkar yol, Allah'ın yoludur ". Eğer, sana gelen bunca bilgiye rağmen, yine de onların dümen suyuna girersen, Allah'tan ne himaye ne destek alamazsın.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Sen onların dinlerine uymadıkça, ne Yahudiler, ne de Hıristiyanlar asla senden razı olmazlar. De ki: "Doğru olan yol Allah’ın yoludur. Saptırdığınız, bozup tahrif ettiğiniz, çıkarlarınıza uygun olarak değiştirdiğiniz yol değildir." Sana gelen ayetlerden sonra onların arzularına, onların keyiflerine uyacak olursan, bilmiş ol ki; Allah senden dostluğunu, yardımını çeker. O zaman sen Allah’tan başka dost ve yardımcı bulamazsın!
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Milletlerine (dinlerine) uyuncaya kadar yahudiler de hristiyanlar da senden asla razı olmayacaklardır. De ki: “Şüphesiz ki Allah’ın rehberliği, gerçek rehberliktir.” [*] Sana gelen bilgiden sonra onların arzularına uyarsan, Allah’tan (gelecek azaba karşı) senin için herhangi bir dost ve yardımcı olmayacaktır.
Benzer mesajlar: Âl-i İmrân 3:73; En‘âm 6:71.  
Mehmet Türk
swap_vert close
(Ey Muhammed!) Sen, onların dinlerine¹ uymadıkça, Yahûdîler de Hıristiyanlar da senden asla hoşlanmayacaklardır. Sen, onlara: “Allah’ın gösterdiği yol, doğru yolun ta kendisidir.” de. Eğer, sana gelen bu (vahiy) ilminden sonra, onların arzularına uyacak olursan, (o zaman) sana, Allah’tan başka dost da yardımcı da yoktur.
1 Millet: Takip edilen yol, demektir. Takip edilen bir yol eğri de olsa doğru da olsa bir dindir. Her ne kadar din, şeriat ve millet; aynı anlama gelirse de aralarındaki incelik şöyledir. Takip edilen yolun inanç boyutuna din, yaşayış boyutuna şeriat, sosyal boyutuna da millet denilebilir. Buna göre millet, sosyal bir toplumun etrafında toplandığı, toplumsal olarak tabi olup uyduğu yol demektir. Yani, İslâm bir millet olduğu gibi, küfür de bir millettir. İslâm’ın dışında Yahûdîlik, Hıristiyanlık, kapitalistlik gibi çeşitli milletler de vardır. Her millet, kendi sistematiği içerisinde tutarlı olabilir. Her ne kadar, “küfür tek millet”se de onlar bile kendi içlerinde senteze ve diyaloğa kapalıdır. Buna göre bir Müslüman, sadece Müslüman olabilir. “Hem Müslüman’ım hem de başka bir sistemdenim” diyenler, yeni bir din uydurmuş olurlar ve o din de küfür dinleri içerisinde bir din olarak yerini alır.  
Muhammed Esed
swap_vert close
Sen onların inanç sistemine uymadıkça ne Yahudiler ne de Hristiyanlar senden memnun olmayacaklar. De ki: “Dinleyin! Allah’ın rehberliği tek doğru rehberliktir”. Ve doğrusu, sana ilim geldikten sonra onların sapık görüşlerini takip etmeye devam edersen ne seni Allah’ın elinden alacak bir kimse bulursun, ne de bir yardımcı.
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Yahudiler de Hıristiyanlar da, sen onların inanç sistemine uymadıkça, asla senden hoşnut olmayacaklar. De ki; “Allah’ın gösterdiği yol, işte gerçek doğru yol budur. Sana gelen bu bilgiden, sonra eğer onların heva ve arzularına uyacak olursan, Allah’ın dışında seni koruyacak ne bir veli/dost ne de bir yardımcı vardır.” 3/72-73, 28/50, 2/145
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Sen onların milletini benimsemedikçe, ne Yahudiler ne de Hıristiyanlar seni asla kabullenmeyecekler.[²³⁰] Onlara şöyle de: Allah’ın rehberliği var ya, işte gerçek rehberlik odur.[²³¹] Eğer sana gelen (mutlak hakikatin) bilgisinden sonra onların keyfî sistemine uyarsan,[²³²] Allah’ın elinden seni kurtaracak ne bir velî, ne de bir yardımcı bulabilirsin.
[230] Millet “İbrahim Milleti” örneğinde olduğu gibi yalnızca bir hayat sisteminin öncüsüne nisbet edilirken, din “Allah’ın dini” örneğinde olduğu gibi Allah’a nisbet edilir. Yani bir hayat nizamı için, itikad oluşu cihetiyle “din”, hukuki cihetiyle “şeriat”, inanç sistemi cihetiyle “millet”, topluluk cihetiyle “ümmet” kullanılır. Millet, bâtıl hayat tarzı için de kullanılır. “İslâm milleti” gibi “küfür milleti” de vardır. [231] Yani: Hz. İsa’nın, Musa’nın, İbrahim’in ve hakikate teslim olan tüm insanların üzerinde yürüye geldiği yola rehberliktir. Musa Carullah şöyle der: “Bütün kalbimle inanıyorum ki bu âyette geçen hudallah terkibi haberdir. Başına belirlilik takısı alan el-huda kelimesi ise mübtedadır (Kitabu’s-Sünne, 23). Buna göre çeviri şöyle olur: “Gerçek rehberlik, Allah’ın rehberliğidir”. [232] Burada ellezî ile gelen ibare 145. âyette min ve mâ ile birlikte gelmiş. Ellezî hem işaret ismi hem de sıla görevi gördüğü hâlde mâ yalnızca işaret ismi görevi görür. Bundan ayrı olarak ellezî belirlilik takısı sebebiyle çift kat marife olduğu gibi, eril ve dişil hâlde gelebilme kabiliyeti vardır. Mâda ise bunların hiçbiri yoktur ve o bize temsil ettiği şey hakkında hiçbir ayrıntı vermez. Bu iki edat arasındaki fark, sadece şekle değil, anlamın mahiyetine yönelik bir farklılığın da işaretidir. Bu âyette el-‘ilm ile Allah Rasûlü’ne verilen hakikatin bütünü kastedilirken, 145. âyette mine’l-‘ilm ile kıblenin Kâbe oluşu kastedilmektedir. Bu ise hakikatin bütünü değil parçasıdır.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Ne yahudiler ne de hıristiyanlar; -onların dinlerine tabi olmadıkça- senden asla hoşnut olmazlar. (O halde sen onları hoşnud edecek isteklerden vazgeç, onlar hakkında dua ederken seni hak olarak gönderen Rabbinin rızasını talep etmeye yönel, Ey Muhammed onlara) De ki: "Allah'ın hidayet (yolu olan İslam) doğru yolun ta kendisidir. "Şayet sana gelen ilimden sonra, onların heva ve heveslerine uyacak olursan Allah'tan sana ne bir dost ne de yardımcı bulunur.
Osman Fırat
swap_vert close
Sen onların, innançlarına uymadıkça ne yahûdiler, ne de hıristiyanlar senden râzı olmazlar. "Asıl doğru yol, Allâh’ın yoludur" de. Sana gelen ilimden sonra eğer onların arzularına uyarsan, andolsun ki, Allah’tan sana ne bir dost, ne de bir yardımcı olmaz.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Sen onların milletine tâbi oluncaya kadar senden ne Yahudiler ne de Nasranîler asla hoşnut olmazlar. De ki: «Asıl hüda, Allah'ın hidâyetidir.» Eğer sen sana gelen ilimlerden sonra, onların hevâlarına uyacak olsan, yemin olsun ki senin için Allah tarafından ne bir yar bulunur ne de bir yardımcı.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Ne Yahudiler ne de Hıristiyanlar, sen onların dinlerine tâbi olmadıkça asla senden razı olmazlar. Sen de ki: “Allah'ın hidâyet yolu olan İslâm, doğru yolun ta kendisidir. Sana gelen bunca ilimden sonra onların heva ve heveslerine uyacak olursan, Allah'a karşı hiçbir koruyucu ve yardımcı bulamazsın.
Süleyman Ateş
swap_vert close
Sen onların, kendi dinlerine uymadıkça ne yahudiler, ne de hıristiyanlar senden razı olmazlar. "Asıl doğru yol, Allah'ın yoludur" de. Sana gelen ilimden sonra eğer onların arzularına uyarsan, andolsun ki, Allah'tan sana ne bir dost, ne de bir yardımcı olmaz.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
(Yâ Muhammed) Yahûdîler ve hristiyanlar, onların dînine ve milletine tâbi' olmadıkca senden razı olmazlar. Onlara di ki: Asıl tarîk-i müstakîm-i hidâyet Allâh'ın hüdâsıdır (dîn-i hak ve İslâm doğrı yolıdır) eğer sen, sana 'ilim geldikden (Allâh'ı ve hakkı bildikden) sonra onların hevâ ve heveslerine tâbi' olur isen seni (Allâh'ın 'azâb ve 'ikâbından) kurtarmak içün hiç bir dost ve yardımcı yokdur.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Dinlerine uyana kadar Yahudisi de Hristiyanı da senden asla hoşlanmaz. De ki: “Doğru yol Allah’ın gösterdiği yoldur.” Sana bu bilgi geldikten sonra tutar da onların isteklerine uyarsan, Allah’ın ne veliliğini (dostluğunu) ne de yardımını görürsün.
Şaban Piriş
swap_vert close
Yahudiler de Hıristiyanlar da, sen onların yoluna uymadıkça, asla senden hoşnut olmazlar.-Asıl doğru yol, Allah'ın gösterdiği yoldur! de. Sana gelen ilimden, sonra eğer onların arzularına uyacak olursan, Allah'tan seni koruyacak bir veli de bir yardımcı da yoktur.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Onların dinlerine uymadıkça ne Yahudiler senden hoşnut olur, ne de Hıristiyanlar. Sen de ki: Allah'ın gösterdiği yol, doğru yolun tâ kendisidir. Eğer sana ulaşan ilimden sonra sen onların heveslerine uyarsan, seni Allah'tan kurtaracak ne bir dostun olur, ne de bir yardımcın.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Sen onların öz milletlerine uymadıkça Yahudiler de Hıristiyanlar da senden asla hoşnut olmaz. De ki: "Allah'ın kılavuzluğu erdirici kılavuzluğun ta kendisidir." İlimden sana ulaşan nasipten sonra bunların boş ve iğreti arzularına uyarsan, Allah katından ne bir dostun/destekçin olur ne de bir yardımcın.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı hergiz ħoşnūd olmaya senden cuḥūdlar, ne daħı naśrāniler; tā uyusañ anlaruñ dįnine. eyit: “bayıķ ŧoġru yolı Tañrı’nuñ oldur ŧoġru yol.” daħı eger uyarsañ anlaruñ nefsleri dilegine, andan śoñra kim geldi saña bilmek; yoķdur saña Tañrı’dan hįç dost ne daħı arķa virici.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Rāżī olmaz senden, Yehūdīlerden daḫı Naṣrānīlerden, uymayınca anlaruñmilletine. Eyit yā Muḥammed: Taḥḳīḳ Tañrı Ta‘ālānuñ hidāyeti ol uluhidāyetdür. Daḫı eger uysañ anlar hevāsına, saña gelgenden ṣoñra ‘ilm‐ileḥaḳḳı bilmek, ya‘nī Ḳur’ān, yoḳdur saña Tañrı Ta‘ālādan ḳurtarıcı ‘aẕābından,ne daḫı yardım idici.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
(Ya Rəsulum!) Sən yəhudi və xaçpərəstlərin millətlərinə (dinlərinə) tabe olmayınca onlar səndən qətiyyən razı qalmayacaqdır. (Onlara) de: “Düzgün yol yalnız Allahın göstərdiyi yoldur!” Əgər sənə gələn elmdən (vəhydən) sonra onların (nəfslərindən gələn) istəklərinə uysan, o zaman səni Allahdan (Allahın əzabından) qoruyacaq nə bir dost, nə də bir köməkçi tapılar.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
And the Jews will not be pleased with thee, nor will the Christians, till thou follow their creed. Say: Lo! the guidance of Allah (Himself) is Guidance. And if thou shouldst follow their desires after the knowledge which hath come unto thee, then wouldst thou have from Allah no protecting friend nor helper.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Never will the Jews or the Christians be satisfied with thee unless thou follow their form of religion. Say: "The Guidance of Allah,-that is the (only) Guidance." Wert thou to follow their desires after the knowledge which hath reached thee, then wouldst thou find neither Protector nor helper against Allah.
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَلَنْ تَرْضٰى
ve asla razı olmazlar
عَنْكَ
senden
الْيَهُودُ
Yahudiler
وَلَا النَّصَارٰى
ve ne Hristiyanlar
حَتّٰى
ta ki
تَتَّبِعَ
tabi ol- mana dek
مِلَّتَهُمْۜ
dinlerine
قُلْ
de ki
اِنَّ
şüp- hesiz
هُدَى
hidâyeti
اللّٰهِ
Allah'ın
هُوَ
odur
الْهُدٰىۜ
hidâyet
وَلَئِنِ
ve andol- sun eğer
اتَّبَعْتَ
tabi olursan
اَهْوَٓاءَهُمْ
hevâlarına
بَعْدَ
sonra
الَّذ۪ي
o şey- den ki
جَٓاءَكَ
sana geldi
مِنَ الْعِلْمِۙ
ilimden
مَا لَكَ
sana yoktur
مِنَ اللّٰهِ
Allah'tan
مِنْ وَلِيٍّ
bir dost
وَلَا نَص۪يرٍ
ve ne bir yardımcı
(Resulüm!) Dinlerine tabi olmadıkça ne Yahudiler ne de Hristiyanlar senden asla razı olmazlar. De ki: "Şüphesiz ki Allah'ın hidâyeti, hidâyetin ta kendisidir." Eğer sana gelen ilimden (Kur'ân'dan) sonra onların hevâlarına (nefislerinin arzu ve isteklerine) tabi olursan (bilmiş ol ki), Allah'tan (gelecek azaba karşı) sana ne bir dost ne de bir yardımcı vardır.
لَن
Harf-i nefi
لَن
Asla, kesinlikle, hiç
رَضِىَ
Fiil-I
ر ض و
Razı oldu, hoşlandı, rızaya kavuştu
عَن
Ayrılma hâl eki
عَن
-den, -dan, hakkında
يَهُود
Özel isim
الْيَهُود
Yahudiler
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
نَصْرَانِيّ
Özel isim
ن ص ر
Hristiyan
حَتّٰى
Edat
حَتّٰى
Nihayet, -e kadar, hatta, ta ki, sonuçta
اِتَّبَعَ
Fiil-VIII
ت ب ع
Tabi oldu, uydu, peşine düştü, takip etti
مِلَّة
İsim
م ل ل
Din
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
اِنّ
Edat
اِنّ
Şüphesiz, kesinlikle, muhakkak, elbette, gerçekten, zira, çünkü, doğrusu, daima. Cümledeki bilgiyi pekiştirmek için kullanılır.
هُدَى
İsim
ه د ي
Hidâyet, yol gösterici, hidâyete erme, hidâyet rehberi, hidâyetçi
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
هُوَ
Zamir
هُوَ
O
هُدَى
İsim
ه د ي
Hidâyet, yol gösterici, hidâyete erme, hidâyet rehberi, hidâyetçi
اِن
Edat
اِن
Eğer,  -se, -sa
اِتَّبَعَ
Fiil-VIII
ت ب ع
Tabi oldu, uydu, peşine düştü, takip etti
اَهْوَٓاء
İsim
ه و ي
Hevâlar
بَعْد
İsim
ب ع د
Sonra, ard, öte
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
جَاءَ
Fiil-I
ج ي ا
Geldi, ortaya çıktı, meydana geldi
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
عِلْم
İsim
ع ل م
İlim, bilgi
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
لَكَ
Zamir
لَكَ
Sana, senin
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
وَلِىّ
İsim
و ل ي
Veliyy (Allah'ın ismi, esmasıdır. Gerçek ve hakiki dost olan demektir), dost, veli
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
نَصِير
İsim
ن ص ر
Nasîr (Allah'ın ismi, esmasıdır. Kulundan yana olup hayırda kuluna her daim yardım eden demektir), yardımcı, ensâr