close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Bakara Sûresi 119. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
İnnâ erselnâke bilhakki beşîran veneżîrâ(an)(s) velâ tus-elu ‘an ashâbi-lcehîm(i)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Şüphe yok ki biz, seni dosdoğru bir müjdeci ve korkutucu olarak gönderdik, zaten sen, o cehennemliklerden sorumlu da değilsin.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
(Ey Resulüm!) Şüphesiz Biz Seni bir müjdeci ve bir uyarıcı (inzar ve irşad edici) olarak, Hakk (Kur’an) ile gönderdik. Sen cehennem ehlinin (sapkınlık ve suçlarından) sorumlu değilsin.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Ey Muhammed! Doğrusu biz seni Kur'ân'la dosdoğru bir müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik. Sen cehennemliklerden sorumlu değilsin.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Biz seni gerekçeli, hikmete dayalı, hak bir kitap olan Kur'ân ile Kur'ân'daki hakça düzeni toplumda gerçekleştirmen için rahmetimizi, merhametimizi, ihsanımızı, sevgimizi müjdeleyici, sorumluluk, hesap ve cezayı hatırlatan uyarıcı olarak özgürce sorumluluklarını yerine getirmek üzere gönderdik. Kâfir olarak ölüp kaynayan, köpüren Cehennem azabına maruz kalanlardan sen sorumlu değilsin; cehennemliklerle ilgili herhangi bir talepte bulunma.
bk. Kur’ân-ı Kerim, 3/20; 50/45; 88/22. Son cümledeki mânâ, İmam Nâfî ve İmam Yâkub’un kıraatına dayanılarak ilâve edilmiştir.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Seni bir müjdeleyici ve bir korkutucu olarak hakla gönderdik. Sen cehennemliklerden sorumlu değilsin.
119.Abdurrezzak`ın Muhammed bin Ka`b el-Kurazi`den rivayet ettiğine göre, Resulullah (a.s.): "Keşke anne ve babamın ne yaptığını bilseydim" diye buyurdu, bunun üzerine bu ayeti kerime indirildi. Resulullah (a.s.) vefatına kadar bir daha onlardan hiç sözetmedi. Bu hadis mürseldir (yani en son ravisi tabiindendir ve sahabiden olan ravisinin kim olduğu zikredilmeksizin doğrudan Resulullah (a.s.)`tan nakledilmiştir.)İbnu Cureyc`in Davud bin Ebi Asım`a dayanan bir isnadla rivayet ettiğine göre de, Resulullah (a.s.) bir gün: "Annem babam nerdedir?" dedi, bunun üzerine bu ayeti kerime indirildi. Ancak bu rivayet de mürseldir.  
Ali Bulaç
swap_vert close
Şüphesiz biz seni bir müjdeci ve bir uyarıcı olarak, hak (Kur'an) ile gönderdik. Sen cehennemin halkından sorumlu tutulmayacaksın.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Şüphe yok ki, biz seni rahmetimizin müjdecisi ve azâbımızın habercisi olarak hak Kur'an ile gönderdik; sen o cehennemliklerden sorumlu da değilsin.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Biz seni müjdeleyici ve uyarıcı olarak gerçeklerle gönderdik. Sen artık, Cehenneme ehil olanlardan sorumlu değilsin.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Doğrusu biz seni müjdeleyici ve uyarıcı olarak hak ile gönderdik. Sen cehennemliklerden sorumlu değilsin.
Besim Atalay
swap_vert close
Kimini müjdelemek, kimini de kocundurmak üzere seni hakla gönderdik, cehennemlik olanlardan sana bir şey sorulmaz
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
(Ey Muhammed!) Biz seni hak üzere müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik. Cehennem halkından sen sorumlu değilsin. 
Bkz. 17/105, 25/56, 33/45, 34/28, 35/24, 48/8  
Cemil Said
swap_vert close
Biz seni hakîkati i’lân ve ihtâr içün gönderdik cehenneme gideceklerden sen mes’ûl değilsin.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Doğrusu Biz, seni hak ile, müjdeci ve uyarıcı olarak göndermişizdir. Sen, cehennemliklerden sorumlu tutulmayacaksın.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Şüphesiz biz seni hak ile; müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik. Sen cehennemlik olanlardan sorumlu tutulacak değilsin.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Doğrusu (ey peygamber), biz seni hak ile desteklenmiş bir müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik. Yakıcı azaba mahkûm olanlardan sen sorumlu değilsin.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Doğrusu biz seni Hak (Kur'an) ile müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik. Sen cehennemliklerden sorumlu değilsin.
Edip Yüksel
swap_vert close
Biz seni, gerçekle, müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik. Cehennem halkından sen sorumlu değilsin.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Şüphe yok ki, Biz seni hak ile rahmetimizin müjdecisi ve azabımızın habercisi olarak gönderdik. Sen, o cehennemliklerden sorumlu değilsin.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Şek yok: biz seni hakkile rahmetimizin müjdecisi ve azabımızın habercisi gönderdik; sen o Cehennemliklerden mes'ul de değilsin
Emrah Demiryent
swap_vert close
(Habibim!) Doğrusu biz seni hak ile müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik. Sen cehennem ehlinden mesul olacak değilsin.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Doğrusu, Biz, seni, Hakk ile müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik. Cehennem ehlinden sorumlu tutulacak değilsin.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
(Habîbim) şübhe yok ki biz seni (rahmetimizin) kâmil bir müjdeci (si) ve (azabımızın) gerçek korkutucu (su ve habercisi) olarak o Hak (Kur'ân) ile gönderdik. Sen cehennemin arkadaşlarından (cehennemlik olanların küfürde ayak diremelerinden) mes'ul olacak değilsin.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
(Habîbim, yâ Muhammed!) Şübhe yok ki biz seni, hak (dîn) ile, bir müjdeleyici ve(aynı zamanda) bir korkutucu olarak gönderdik; ve (sen) Cehennem ehlinden suâl olunmayacaksın!
İhsan Aktaş
swap_vert close
(Resulüm!) Doğrusu biz seni, gerçekle, müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik. Artık sen, (inkâr, kötü niyet ve amelleri nedeniyle) yakıcı ateşe mahkûm olacaklardan ötürü sorguya çekilecek değilsin.
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Biz seni, Hak (Kur’an) ile müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik. Ateşe girecek olanlardan sen sorumlu değilsin.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Gerçekten biz seni dosdoğru Kur’an ile birlikte müjdeleyici, öğütleyici olarak gönderdik. Cehennemlik olanlardan sorumlu tutulacak değilsin.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Muhakkak ki, seni biz müjde verici, Allah azabı ile korkutucu olarak doğruluk ile [⁸] gönderdik. Sen Cehennemliklerden sorulmazsın. [⁹]
[8] Abes olarak değil, yahut Kur'an ile, İslâm ile, hidayet ile.[9] Yahut «sorma» demektir.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
(Ey peygamber!) Muhakkak ki Biz seni hak ile müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik. Cehennem [cahîm] ehlinden sen sorumlu değilsin⁷⁹.
79 Ayette geçen “la tus’el” fiili bazı kıraatlarda “la tes’el” şeklinde okunmuştur. O zaman anlam, “cehennem ehli için Ben’den bir şey isteme!”demektir.  
Kadri Çelik
swap_vert close
Doğrusu biz seni müjdeci ve uyarıp korkutucu olarak, hak ile göndermişizdir. Sen, o büyük ateş (Cehennem) ehlinden sorumlu değilsin.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Doğrusu, ey Muhammed, Biz seni, iman edenleri cennet ile müjdeleyen ve inkârcıları cehennem ile uyaran bir Elçi olarak gönderdik. Eğer inkârcılar, tüm uyarılara rağmen imanı reddederlerse üzülme; çünkü sen, kendi isteğiyle cehennemlik olanlardan sorumlu değilsin. Öyleyse, onları ‘kazanma’ uğruna bile olsa, bu inkârcılara yaranmaya çalışma, çünkü:
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Biz, seni bir müjdeci ve uyarıcı olarak Gerçek ile gönderdik. Sen Cahîm (Yakıcı Alevli Ateş) arkadaşlarından sorumlu tutulmazsın.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Seni de, iyi ve kötü haber dozunu ayarlayıp dengeyi sağlaman için gönderdik. Sen, ateşe mahkum olanlardan sorumlu değilsin...
Mehmet Çoban
swap_vert close
Şüphesiz seni gerçekleri açıklayan ayetlerimizle müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik. Sen inanmayarak, şımarıklık yaparak, yasalarımıza karşı çıkarak, kendi kendilerini cehennemlik yapanlardan sorumlu değilsin.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Şüphesiz ki biz seni bir amaç ile müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik. Sen cehennem halkından sorumlu tutulmayacaksın.
Mehmet Türk
swap_vert close
(Ey Muhammed!) Şüphesiz Biz, seni hak (Kur’an) ile müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik. Sen cehennemliklerden kesinlikle sorumlu da değilsin.¹
1 Âyetin son bölümü, Peygamberimizin: “Keşke babamın ve annemin şu anda ne yaptıklarını bilseydim.” demesi üzerine indirilmiştir. (Kurtubî, Taberî, Vâhidî)  
Muhammed Esed
swap_vert close
Doğrusu Biz seni [ey Peygamber,] hakikat ile gönderdik: bir müjdeleyici ve uyarıcı olarak; yakıcı ateşe mahkum olanlardan sen sorumlu değilsin.
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Biz seni hak/Kuran ile müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik. Zira cehennem halkından sen sorumlu değilsin. 39/19, 22/41
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Gerçekten biz seni, hakikat ile müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik; ateş ashabından sen sorumlu değilsin.[²²⁹]
[229] Kur’an’ın bu kendine has ve başka hiçbir metinde rastlanamayacak olan metaforik üslûbu gereği, bir tek pasaj içerisinde ilk bakışta konuyla hiç alâkası yokmuş gibi duran ve farklı dünyalardan söz eder gibi görünen âyetleri arasında kopmaz bağlar mevcuttur. Yüzeysel bir bakışla görülmeyen bu bağları görmek için, satır aralarını keşfetmek (tedebbür) gerekir. Kur’an’ın icazı asıl bu noktada aranmalıdır.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
(Ey Muhammed) Şüphe yok ki biz seni hak (Kur’an) ile, (müminlere) rahmetimizin müjdecisi ve (kafirlere) azabımızın habercisi olarak gönderdik, sen o cehennemliklerden sorumlu değilsin.
Osman Fırat
swap_vert close
Doğrusu biz seni, gerçekle, müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik. Cehennem halkından sen sorumlu değilsin.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Şüphe yok ki, Biz seni hak ile mübeşşir ve münzir olarak gönderdik. Sen cehennem ashâbından mes'ul olmazsın.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Biz seni sırf Kur'ân'la müjdelemen ve uyarman için gerçeğin ta kendisi olarak gönderdik. Yoksa sen cehennemliklerden ötürü sorguya çekilecek değilsin. [3, 20; 88, 22; 50, 45]
Süleyman Ateş
swap_vert close
Doğrusu biz seni, gerçekle, müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik. Cehennem halkından sen sorumlu değilsin.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
(Yâ Muhammed) Biz seni hak ile (mü'minler cennet ve sevâbı) müjdeleyici ve (küffârı 'azâb ile) korkudıcı olarak gönderdik, sen, ehl-i cehennemden sorulmazsın. (Onlardan mes'ûl olmazsın)
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Biz seni, doğru bilgiyle müjdeleyesin ve onunla uyarasın diye elçi olarak gönderdik. Cehennem halkından sorumlu tutulmayacaksın.
Şaban Piriş
swap_vert close
Biz seni hem müjdeci, hem de korkutucu olarak hak ile gönderdik. Cehennem halkından sen sorumlu değilsin.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Biz seni hem müjdeleyici, hem de sakındırıcı olarak, hak ile gönderdik. Yoksa sen Cehennem ehlinden sorumlu değilsin.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
İnan olsun ki, biz seni hak üzere bir müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik. Sen, cehennem ehlinden sorgu suale çekilmeyeceksin/cehennem yâranından sen sorumlu değilsin.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
bayıķ biz viribidük seni ḥaķk-ıla müşteleyici, daħı ķorķıdıcı. daħı śorıñılmayasañ ŧamu islerinden.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Taḥḳīḳ biz gönderdük yā Muḥammed, ḥaḳ bile muştılayıcı mü’minlerecenneti, ḳorḳudıcı kāfirleri cehennemden. Daḫı ṣorulmazsın cehen‐nem ehlinden.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
(Ya Rəsulum!) Biz səni (mö’minlərə) haqq ilə (Qur’anla) müjdə verməyə və (kafirləri) qorxutmağa gondərdik. Cəhənnəm əhli barəsində isə sən sorğu-suala tutulmayacaqsan.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Lo! We have sent thee (O Muhammad) with the truth, a bringer of glad tidings and a warner. And thou wilt not be asked about the owners of hell fire.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Verily We have sent thee in truth as a bearer of glad tidings and a warner: But of thee no question shall be asked of the Companions of the Blazing Fire.
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
اِنَّٓا
muhak- kak Biz
اَرْسَلْنَاكَ
seni gönderdik
بِالْحَقِّ
hak ile
بَش۪يراً
bir müjdeci
وَنَذ۪يراًۙ
ve bir uyarıcı olarak
وَلَا تُسْـَٔلُ
ve sorulmayacaksın
عَنْ اَصْحَابِ
ehlinden
الْجَح۪يمِ
cehennem
Muhakkak ki Biz seni Hakk (olan bu Kur'ân) ile (ancak) müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik. Sen cehennemliklerden sorumlu değilsin.
اِنّ
Edat
اِنّ
Şüphesiz, kesinlikle, muhakkak, elbette, gerçekten, zira, çünkü, doğrusu, daima. Cümledeki bilgiyi pekiştirmek için kullanılır.
اَرْسَلَ
Fiil-IV
ر س ل
Gönderdi
حَقّ
İsim
ح ق ق
Hakk (Allah'ın esması, ismidir. Hakk olan, gerçek olan demektir), hak, hakkını verdi, hakiki, gerçek, hakikat
بَشِير
İsim
ب ش ر
Müjdeci, müjdeleyici
نَذِير
İsim
ن ذ ر
Uyarıcı
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
سَاَلَ
Fiil-I
س ا ل
İstedi, sorguya çekti, sordu
عَن
Ayrılma hâl eki
عَن
-den, -dan, hakkında
اَصْحٰب
İsim
ص ح ب
Ehil, halk, arkadaşlar, Ashâb, sahipler
جَحِيم
İsim
ج ح م
Cehennem, ateş